"Faruk Bildirici" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Faruk Bildirici" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Faruk Bildirici

Servis gazeteciliği

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürüldüğü yer, İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu. Doğal olarak, bu olayla ilgili belge ve bilgi içeren haberlerin ağırlıklı olarak Türkiye medyasında yayımlanması beklenirdi.

Fakat hiç de öyle olmadı. S. Arabistan’ın cinayeti kabul eden açıklamasına kadar geçen 18 günlük süreçte önemli bilgi ve kritik iddialar hep Batı basınında, özellikle de ABD medyasında çıktı. Kaşıkçı’nın konsoloslukta öldürüldüğüne dair ilk haberi veren, konsolosluğa girip gezen ve Kaşıkçı’nın kolundaki akıllı saatin kayıt yaptığı iddiasını ortaya atan Reuters. Kaynağı da hep “iki Türk yetkili”. Kaşıkçı’nın konsolosluğa girerken çekilen son görüntüsünü, uçaklardan birinin Nallıhan civarında bir süre havada bekletildiğini, Türk yetkililerin elinde cinayeti kanıtlayan ses ve görüntü olduğunu, Suudi timinden yedi kişinin pasaport bilgilerini yayımlayan Washington Post. İstanbul’a gelen 15 kişilik ekipte adli tıp uzmanı Tubaigy’nin de olduğunu ve bu ekibin Prens Selman’ın yakın çevresinde yer aldığını fotoğraflarla kanıtlayan, S. Arabistan’ın Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü kabul etmeye hazırlandığını üç gün önceden duyuran New York Times. Konsolosluktaki incelemede Kaşıkçı’nın öldürüldüğüne dair kanıtlar bulunduğunu duyuran El Cezire ve AP.

Türkiye medyasında da önemli haberler çıktı tabii. S. Arabistan’dan iki uçak geldiği ve aynı gün ayrıldığı bilgisi ise 8 Ekim’de hemen tüm gazetelerde vardı. Sabah’ta 10 Ekim’de yayımlanan haberde iki uçakla S. Arabistan’dan gelen 15 kişinin fotoğrafları ve hareketleriyle ilgili bilgi ile uçağın fotoğrafları, 17 Ekim’de ise timin başındaki istihbarat albayının İstanbul’daki görüntüleri yer aldı. Akşam’ın 10 Ekim’deki haberinde 15 kişinin görüntüleri yayımlandı. Yeni Şafak, 17 Ekim’de konsolosun olay günü “Yaşamak istiyorsan sus” diye azarlanmasına ilişkin ses kaydı olduğu haberini verdi. Konsolosluktaki aramada bir vazo parçası ile halıda DNA tespit edildiğini 17 Ekim’de, siyah minibüste DNA bulunduğunu ve gittiği yönün araştırıldığını 20 Ekim’de Hürriyet verdi.

Görüldüğü gibi, Türkiye medyası “Kaşıkçı sınavı”nda geride kaldı. Bunun nedenlerini gelişmeleri izleyen muhabir ve editör arkadaşlarla konuştum. Şu noktalara dikkat çektiler:

“Batılı gazetecilere bilgi verilmesi devletin tercihi. İletişimle ilgili yetkililer, dışarıda kamuoyu oluşturmak için bu stratejiyi oluşturdu. Türkiye’nin elinden geleni yaptığının dünyaya anlatılması ve S. Arabistan üzerinde baskı kurulması amaçlandı. Bunu başardılar da. Ama hiçbir resmi açıklama yapılmaması eksiklikti, güvenilirliği tartışmalı haberlerin yayılmasına izin verdiler. Avrupa ve ABD medyasına konuşan yetkililer bizden uzak durdu, yeterli bilgi vermedi.”

Arkadaşların bu tespitleri doğru olabilir. Ama yine de habercilikte geri kalınmasına haklılık kazandırmaz. Yetkililer bilgi vermez, açıklama yapmazsa haber yazılamaz mı? Elbette ki yazılır, yazılmalı.

Anlaşılan Türkiye’deki gazetecilik koşulları nedeniyle habercilik reflekslerinde sorunlar oluştu. Ne bilgi edinme mekanizmaları sağlıklı işliyor, ne de haber yayımlama süreçleri...

Haber toplama açısından da problemler var. Servis gazeteciliği çok yaygınlaştı. Genellikle yetkililer bilgi-belge servis ederse haber yazılıyor, etmezse yazılmıyor. Bilginin kime ve ne zaman servis edileceğine de üst birimler karar veriyor; alttakiler bilgi sızdırmaya korkuyor.

Tablo bu olunca demeç ve açıklama gazeteciliğinin haber trafiğinin büyük bölümünü kaplaması şaşırtıcı değil. Rutine boğulan, rutin haberlere imza atan muhabirlerin daha riskli görülen özel haberlerin peşinden koşma heyecanı kalmıyor. Olan da gazeteciliğe ve okurun bilgi edinme hakkına oluyor tabii ki...

SAHALARDAKİ SALDIRGANLIK

Okurlarımızdan İlkay Gencel, Sakaryaspor-Amedspor maçında yaşananların Hürriyet’te haber olmamasını eleştirdi. Gencel, “Sportif bir karşılaşmada yaşanan böyle bir saldırganlığı gazetemizden öğrenmeliydik. Bu olaylar üç büyük takımın maçında olsaydı günlerce yazardınız” görüşünü dile getirdi.
Gencel haklı. Maalesef maçta yaşananlar ve ardından yapılan açıklamalar, Hürriyet’in yanı sıra medyanın büyük çoğunluğunda haber olamadı. Bir-iki gazetede küçük haberler yayımlandı, o kadar.

Oysa sahalarda yaşanan saldırganlığa, faili ve hedefi hangi takım olursa olsun karşı çıkmamız gerek. Karşı çıkmaz, üstelik bir de görmezden gelirsek bu tür olaylar yaygınlaşabilir. O zaman biz gazeteciler de üzülürüz.

 

OKURDAN KISA KISA

Turan Kalmaz: Yılların Hürriyet’i Altın Kelebek yarışması düzenliyor, Hürriyet’in adı bile görünmüyor. En önde görünen bir şampuan markası. Merak ediyorum, o şampuan markası Hürriyet’ten daha mı büyük? (16 Ekim)

Ahmet Ilgaz: Kelebek’in 3. sayfasında, Aleyna Tilki fotoğrafının hemen altında “Oda Jean reklamında oynadı” cümlesindeki ilk “da” eki ayrı olmalıydı. Editörlerinize iletseniz de tekrar böyle hatalar olmasa. (14 Ekim)

Ü. Polat/ F. Altunbaş/ T. Emir/ C.Y. Türk: İnternette haber okumak zahmetli. Bazen bir haber için 33 kez tıklanıyor. Araya kendiliğinden açılan videolar ve reklam girince okuma keyfi kalmıyor.(16 Ekim)

Ahmet Kanık: Bir okur, “İsveç Nobel Komitesi” yerine yanlışlıkla “Norveç Nobel Komitesi yazılmış” diye yazmış, siz de hiç araştırmadan bu ifadeyi aynen kullanmışsınız. Halbuki haberiniz doğruydu. Barış Ödülü İsveç değil, Norveç Nobel Komitesi tarafından verilir.

Bilsay Kömürcü: İnternetteki “Hayvansever Bahar, 4.üniversite olarak veterinerlik okuyor” haberiniz muğlak ifadelerle dolu. Bahsi geçen hanımefendi 2 yıllık okuldan sonra veteriner teknikeri veya laborant olabilir. (13 Ekim)

M.B.Afyonoğlu/ A.F.Gündoğdu: Teksas Tommiks setlerinin dağıtımına 15 kuponla başladınız, 21’e çıkardınız. Şimdi 28 oldu. Dolardaki artış mı etkiledi?

 

HAFTANIN ENGELLENENLERİ

Erişim Sağlayıcıları Birliği’nden bu hafta ilettiği Sulh Ceza Hakimlikleri’nin verdiği erişim engelleme kararları şöyle sıralanıyor: ¬

* CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu’nun İstanbul’daki üçüncü havalimanındaki yolsuzluk iddialarını içeren haberlere, Cengiz İnşaat’ın başvurusu üzerine İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliği, Limak İnşaat’ın başvurusu üzerine Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği, Kalyon İnşaat’ın başvurusu üzerine de Beykoz Sulh Ceza Hakimliği “gerçekliği ve doğruluğu araştırılmadan yapılan haber ve yorumlarla bu şirketlerin saygınlığı ve ticari itibarının zedelendiği” gerekçesiyle erişim engeli kararı verdi.

* Didim Sulh Ceza Hakimliği, 2013 yılında yayımlanan “Teknede cinayet” haberine erişim yasağı getirdi.

* “Hastanede skandal anjiyo olan hastaya stent takmayı unuttular” haberi olayla ilgili olmayan doktorun haksız yere suçlandığı gerekçesiyle Diyarbakır 5.Sulh Ceza Hakimliği tarafından engellendi.

* 9 Ekim’de yayımlanan “İlginç boşanma davası yemek ve nargile” haberine eşlerin isimleri kodlanmış olmasına rağmen İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişim yasağı getirildi.

* Hürriyet’in yanısıra 56 sitede yer alan “15 yaşındaki kıza akrabalarının 5 senedir istismarı” başlıklı haber Edirne 1. Sulh Ceza Hakimliği, gerçeğe aykırı olduğu ve talepte bulunan kişilerin kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle engelledi.

* Bakırköy 5.Sulh Ceza Hakimliği, Hürriyet ile birlikte 75 sitede yer alan “Vakıfbank ve Telekom Çalık’a çalıştı” haberlerine “asılsız ve mesnetsiz olduğu” gerekçesiyle erişim yasağı getirdi.

* 2006 yılında yayımlanan “Lütfen çekil hayatımızdan” ve “Alaattin Bey de firar etti” başlıklı haberlere, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişim yasağı konuldu.

* İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği, 2004 yılında Antalya’nın Finike ilçesinde yaşanan bir olayla ilgili “Kaymakama ilanı aşk kartviziti soruşturması” ve “Laf atma ağır cezada” haberlerine erişim engeli getirdi.

* Denizli’de 2000 yılında meydana gelen bir olayla ilgili “Başhekim eşinden kıskançlık dayağı”, “Ege Başar’a tehdit davası” ve “Laboranta kezzaplı saldırı suçlaması” başlıklı haberlere erişim Balıkesir 2.Sulh Ceza Hakimliği tarafından engellendi.

* Görele Sulh Ceza Hakimliği, “Tutuklanan Zile kaymakamı serbest bırakıldı” haberine, suçlanan kişinin “haksız yere töhmet altında bırakıldığı” gerekçesiyle erişim engeli kararı verdi.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI