"Hikmet Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hikmet Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hikmet Demirkol

Hikmet Demirkol

George Michael’dan Duygu Dolu Belgesel: Freedom

18 Ekim 2017

Söz konusu otobiyografik projenin her aşamasıyla ilgilenen sanatçının ömrü bu belgeseli tamamlamaya yetmediği için, en yakın arkadaşı David Austin sanatçının belgesel için yaptığı çalışmalarını son haline getirmiş.

Önceki akşam İngiltere’de Channel 4 ekranlarında yayınlanan belgeselin ardından İngiliz basınında neredeyse her manşette George Michael belgeseli ile ilgili bir haber vardı. 90 dakikalık yapımın her aşamasıyla ince ince uğraştığı belirtilen George Michael, aynı zamanda belgeselin anlatıcısı olarak da yer alıyor. Birçok ünlü ismin George Michael ile paylaştıkları anıları anlattıkları belgeselde Kate Moss, Elton John, Steve Wonder, Naomi Campell, Cindy Crawford, Mary J. Blidge, Liam Gallagher kaybettikleri arkadaşlarını anlatmışlar.

Kate Moss’un anlatımıyla başlayan belgeselde,  Steve Wonder 1989 senesinde American Music Awars’ta soul/ R&B ödülü kazanan George Michael’in aslında beyaz olduğunu bilmediğini şakacı bir şekilde itiraf etmesi twitter’da #GeorgeMichealFreedom hashtag’iyle ciddi trafik yaratmış. Elton John, George Michael’ın ‘Praying For Time’ şarkısındaki performansı için John Lennon’un en iyi olduğu zamanlarını hatırlatan eşsiz bir ses derken, Mark Ronson ‘Freedom’ şarkısının adeta Mona Lisa gibi bir başyapıt olduğunu belirtmiş.

Hayatının aşkı olarak belirttiği Brezilyalı sevgilisi Anselmo Feleppa’yı ve kısa süre sonra da annesini kaybetmesinin hayatındaki yarattığı boşluğu belgeselde anlatan sanatçı, hayatındaki yer eden bu acı boşlukları bir türlü kapatamadığını ilk kez bu kadar net bir şekilde dile getirmiş. Öyle ki, 1992 senesinde Webley Stadyumunda yapılan Freddie Mercury’i anma konserinde ‘Somebody To Love’ şarkısını seslendirirken aklındaki tek şeyin hasta olan sevgilisinin iyileşmesi olduğunu belgeselde belirtmiş.

George Michael’ın yakın arkadaşı David Austin’in de yapımcılığını üstlendiği duygu dolu belgeselde bir sürpriz de Adele’den gelmiş. Son ana kadar belgeselde yer alacağı belirsiz olan sanatçı, Austin’in ricası üzerine stüdyoya girerek George Michael’ın ‘Fast Love’ şarkısını seslendirmiş. Henüz bu şarkının single olarak yayınlanıp yayınlanmayacağı belirsizliğini sürdürse de, Adele’in seslendirdiği bu özel cover belgeselin açılış bölümünde yer alması, sosyal medyada yarattığı yankıya bakılırsa oldukça etkili olmuş.

HAFTA SONU ÖNERİLERİ

Yazının devamı...

Yeni müzik aşkına

11 Ekim 2017

Sonbaharın gelmesiyle birlikte müzik piyasası yayınlanan yeni çalışmalar açısından oldukça verimli bir dönem geçiriyor. Her ne kadar yılın büyük bombaları Kasım-Aralık döneminde piyasaya çıkacak olsa da, güz döneminde öne çıkan birkaç albümü bu satırlardan yazmadan edemedim. Hazırsanız sizi yeni müzik yolculuğuna çıkartıyorum:

OSCAR AND THE WOLF – INFINITY

Oscar And The Wolf’un merakla beklenen ikinci stüdyo albümü ‘Infinity’ yaklaşık 10 gün önce yayınlandı. ‘Entity’ albümüyle gönüllerde taht kuran Belçikalı grup son 2 senedir Türkiye’yi en sık ziyaret eden gruplar arasında en önde olsa gerek. Yakaladıklar şöhretle nerdeyse tüm Türkiye konserlerindeki biletleri tükenen grup, yeni albümleri ‘Infinity’nin piyasaya çıkmasıyla hayranlarının yüzünü güldürdü. Geçtiğimiz sene Ocak ayındaki Volkswagen Arena konseri öncesinde grubun solisti Max ile röportaj yapmıştık. Söyleşide Max, 2014 senesinde yayınladıkları ilk albümlerinin ardından yakaladıkları bu şöhretin aslında yeni neslin müzik beğenisine ışık tuttuğunu söylemişti. Bu yorumundan yola çıkarak grubun yeni albümü ‘Infinity’e bakınca aslında ilk albümlerinden bir tutam farklı olduğunu söyleyebilirim. İlk albüm kadar enerjisi yukarıda, dans dolu bir albüm olmasa da, Max farklı vokal tekniklerini ve melodik yapısıyla hayranlarına bekleneni verecek bir çalışmayla geri dönmüşler. Benim için grubun şarkılarının etkisinin yanı sıra, video klipleri de bir o kadar değerli. Infinity’den yayınlanan ilk single ‘Breathing’ ve  ikinci single ‘Runaway’ video klipleri yine birer görsel şölen olmuş. Max şarkı yazmasının yanı sıra bu şarkıların görselliğine de bir o kadar önem veren bir sanatçı. Son iki klipteki grubun görsel heyecanı, yeni albüm için çıkacakları turnenin şovlarına dair büyük merak uyandırıyor.

Yıldızlar: Susato, Runaway, Chevrolet, Fever

Oscar’ımı Verdim Gitti: Breathing, Honey

BANKS –UNDERDOG

Yazının devamı...

'Routine' ile rutin dışı

4 Ekim 2017

Geçtiğimiz Cuma günü Akın Sevgör’ün ‘Routine’ adlı yeni EP’si yayınlandı. Kendisi 2016 senesinde yayınladığı ilk albümü ‘ArsNova’dan beri radarımdaydı.  

Yeni EP’si Routine’ı fırsat bilerek Akın ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Elektronik müziğe getirdiği rutinlerin dışında farklı bakışla, ufuk açıcı, yeni bir sanatçı Akın. Akın Sevgör’ün müzik dünyası ve yeni parçaları üzerine tüm detaylar şimdi sizlerle:

 

Akın Sevgör’ü tanımak istesek bize neler anlatırsın kendin hakkında? Ailem müzisyenlerle dolu, hatta ilk klasik müzik eğitimimi ailemden aldım. 1989 Ankara doğumluyum, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet konservatuarı’nda üflemeli çalgılar okudum. 6 yıl kadar eğitim aldım sonra konservatuarla yollarımız ayrıldı. Albümden önce aslında birçok projede yer aldım enstrümanist olarak, bunun dışında kendi projelerim de olmuştu.

Müzik ile ilgili deneme yanılma anlamında baya vakit geçirdikten sonra, tam olarak ne yapmak istediğime uzun bir süreden sonra karar verdim. Okuldan da ayrıldıktan sonra klasik müzik icra etme imkanım yoktu. Zaten klasik müzik icra etmek için birçok imkana ihtiyacınız var. O cemiyet tarafından kabul edilmiş bir besteci değilseniz, kimse size bilmem kaç kişilik bir orkestra sağlamaz. Benzer imkanlar tanıyan başka bir platformda çalışmam gerekiyordu, elektronik müzik günümüzde müzisyenlere bu imkanı tanıyan tek yol olduğu için bu alanda işler yapmaya başladım.

 

Yazının devamı...

Delinin Yıldızı

27 Eylül 2017

Yaklaşık 3 hafta önce Vega ile yeni albümü ‘Delinin Yıldızı’ üzerine yaptığımız röportaj, albüm yayınlandıktan sonra şimdi daha farklı bir anlam kazandı. Röportaj biterken Deniz ‘Vega’yı özleyenlere sürpriz olmayacak bir albüm geliyor’ demişti, albümü dinledikçe ne demek istediğini daha anlıyorum.

‘Delinin Yıldızı’ yayınlandığı gün albümü hakkını vererek dinlemek için, genelde yaptığım yeni albüm dinleme ritüelim olarak yine kulaklıklarımı taktım ve metroya atladım. 44 dakika süren metro yolculuğumda her sözü, her notayı daha iyi duyabilmek için albümü baştan sonra bölünmeden dinledim. Bu kadar uzun zamandır merakla beklediğim albümün o ilk dinleme anı anlatmak gerçekten zor bir durum. ‘Delinin Yıldızı’nı dinlerken albümden her yeni şarkıya geçtiğimde bir öncekinden daha da merakla dinleyip, adeta bir lunapark trenindeymişcesine heyecanlandım.

Eminim bana birçok kişi katılacaktır, Vega şarkıları dinlerken insanı çoşturduğu gibi çoğu zaman da melankoli ve maziye götüren farklı duygu durumları yaratıyor bünyede. ‘Delinin Yıldızı’nın bende ilk uyandırdığı hisler nedense ‘Tatlı Sert’ albümünü benzer şekilde durmadan dinlediğim dönemleri aklıma getirdi. Aynı şekilde 2005 senesinde yayınlanan ‘Hafif Müzik’i de anımsadım, o dönem grubun verdiği konserlerde önlerde bağıra çağıra şarkılarını söylediğim günlerim aklıma geldi. Lise, üniversite ve yeni yeni iş hayatına atıldığım günlere ışık tutan şarkılar meğer hep Vega’dan gelmiş. Hal böyle olunca, araya giren bu 12 yıllık mola ve gelen yepyeni Vega şarkıları hem anıları canlandırdı, hem de farklı bir olgunluk hissi getirdi beraberinde.

Albümün Favorileri

Yukarıdaki girişten de anlayacağınız gibi son günlerde sabah akşam ‘Delinin Yıldızı’ dinleyerek günümü tamamlıyorum dersem yalan olmaz. Albümün yayınlanmasıyla beraber aldığı yorumları gördükçe, benim gibi bir sürü kişinin merakla ve heyecanla bu albüme kendini kitlediğini okudukça inanılmaz mutlu oluyorum.

Yeni albümdeki 10 şarkının tamamı hiç atlamadan dinlenip, albümü defalarca başa sardırıyor. Ama elbette her albümde olduğu gibi benim için bu albümün de favorileri var. Yeni albümü 100 kere dinlediysem albümdeki ‘Arzuhal’, ’Komşu Işıklar’, ‘Ve Tekrar’ı on kat daha çok dinlemişimdir. ‘Sonunu Söyleme Bana’, ‘Delinin Yıldızı’, ‘İsim-Şehir’, ‘Man-yak-lar’, ‘Dertler İri Kıyım’, ‘Sevgilim’ ‘Dünyacım’ı da sırasıyla albümdeki diğer favorilerim olarak sıralayabilirim.

Bu kadar büyük bir özlemle beklenen ve bu hasretin karşılığını layığıyla veren bir albümle geri döndüğü için Vega’ya, onların bir hayranı olarak ne kadar teşekkür etsem az.

Yazının devamı...

Dostça, Sessiz Bir İsyan: ‘İçimdeki Deli’

20 Eylül 2017

Geçen yıl ‘Unut Bakalım'ı yayınladınız, şimdi de yeni single 'İçimdeki Deli'. Önce biraz yeni single ile ilgili konuşalım, kimdir bu içinizdeki deli? Yeni şarkınızın hikayesini sizden dinleyelim. 

 

Aslında içimizde sürekli var olan, ama korkmuş, yorulmuş, bastırılmış, kızılmış, dövülmüş çocuğun hikayesi. Kadın, çocuk cinayetlerinin, tecavüzlerinin, hala bir lokma okuma hakkı olmayan insanların, evlerine ulaşmak için saatlerce bir aracın içerisinde sıkış pıkış ayakta, yollarda olanların, bir lokma ekmeğe muhtaç olanların, özgür olabilmek için şarkı söylerken sesi kısılanların ve say say bitmez dertlerden deliye dönmüş insanların şarkısı. Sıradan bir pop parçası değil ‘İçimdeki Deli’.

"Ben buralardan göçerim bu düzeni üzerim, aklımdan vazgeçerim neyse borcu öderim" derken de bir isyanın sesi olmak istiyor ama bas basta "isyannnn" diye bağırınmıyor. Herkese bir tavsiyede bulunuyor dostça. 

 

‘İçimdeki Deli’nin klibinde farklı bir Bora Duran var sanki. Klibi sahilde çekmişsiniz, ‘Unut Bakalım’ı Gümüşlük’te çekmek isteyip çekemediğinizi okumuştum, ordan kalan bir istek miydi bu?

 

Tamamen klibin senaryosuyla, vermek istediği mesajla alakalıydı. Bir kadın, bir erkek hepimizi temsilen, ikisi de kendine ait dertlerden şişmiş, bir nefes almak için bir deniz kenarına geliyor. Ve içlerindeki deliyi, çocuğu özgür bırakıyorlar. Bu duyguyu hissettirecek en doğal ortam da bir deniz kenarıydı bizce.  Gökhan Özdemir ile hayal ettiğimiz ve çok da hayal ettiğimiz gibi olan bu klibi o yüzden deniz kenarında çekme kararı aldık. özgürlüğü daha çok hissetmemiz için.

Yazının devamı...

Yaz bitti 'Raf' hâlâ dillerde

13 Eylül 2017

Okulların açılmasına sadece günler kalmış, şehir hayatı yine kendi rutinine dönmek üzere geri sayıyor ve yaza dair hatıralar yine şarkılarla aklımıza yer etmiş vaziyette. Geçtiğimiz yaz mevsiminin bendeki anımsatıcılarından olan Deeperise feat. Jabbar’ın ‘Raf’ şarkısı az sonra okuyacağınız satırların başrolünde.

Yazın hit’lerinden olan ‘Raf’ın arkasındaki  iki isim DJ prodüktör Deeperise (Mesut Yılmaz) ve vokal Jabbar'ı (Mücahit Turan) ile şarkının başarısını kendi hikayelerini konuştuk. Son ana kadar Deeperise ve Jabbar ile planladığımız bu buluşmaya Deeperise maalesef kulağındaki bir rahatsızlıktan ötürü uçağa binemediği için İstanbul’da olamadı. Biz de Jabbar ile söyleşimizi gerçekleştirdik. Deeperise ile de bir sonraki single çalışmalarında bir araya geliriz diye şimdiden buraya not düşünüyorum ve sizleri bu yazın vazgeçilmez şarkısının mimarlarıyla başbaşa bırakıyorum:

‘Raf’ bu yazın en sevilen şarkılarından biri oldu. Bu ikili nasıl bir araya geldi? Mücahit: ‘Raf’ ilk olarak akustik bir versiyonla, daha minimal bir halde ortaya çıkmıştı. Zaman içerisinde ev stüdyomda şarkıyla uğraşmaya devam ederken minimal de olsa bir elektronik versiyonunu yaptım, ardından da şarkıyı Soundcloud’a yükledim. Beklemediğim bir beğeni yakalayınca şarkıyı Soundcloud’dan kaldırdım(gülüyor).

Çok sevdiğim DJ/Prodüktör olan Tolga diye bir arkadaşım var. Tolga da şarkıyı dinleyip çok beğenmişti, sonrasında da şarkıyı Mesut’a dinletmiş. Mesut da şarkıyı dinler dinlemez etkilenmiş ve bir proje çıkabileceğini hissetmiş. Böylece Tolga ve ‘Raf’ bizi Mesut ile nam-ı diğer Deeperise ile araya getirdi. Şarkı üzerinde birlikte çalışıp ‘Raf’ı şu anki haline getirmiş olduk.

 

‘Raf’ı ilk yaptığınızda kaç versiyon hazırlamıştınız?M: İlk önce biraz da olsa daha uzun bir versiyonu vardı. Daha sonra süre olarak radyo formatında bir hale getirdik. Bu da zaten nihai hali oldu. ‘Raf’ı ilk etapta çok fazla versiyonlamadık. Olduğu haliyle yayınlamak istedik.


Yazının devamı...

Eski Taylor artık yok!

6 Eylül 2017

 

Ağustos’un son haftası yayınladığı yeni single’ı ‘Look What You Made Me Do’ ile Taylor Swift 77. sıradan girdiği Billboard 100 listesinde 1 hafta içinde 1 numaraya yükseldi. Swift, adeta intikam yemini etmişcesine ezeli rakibi Katy Perry’i listelerde sarsarak geri dönüşünü dünyaya ispatlar halde ilerliyor. Şimdi kasedi biraz başa sarıp, bu rekabet hikayenin azıcık mazisinden bahsetmek istiyorum.

Hatırlarsınız Haziran ayının başında Katy Perry’nin yayınladığı yeni albümü ‘Witness’ ile Perry Swift savaşı PR malzemesi olarak yeniden hortlamıştı. Katy Perry son turne döneminde dansçılarını Taylor Swift ile paylaşılamamasından ötürü aralarının bozulduğunu belirtmişti. Hatta Perry yaptığı açıklamalarda, Taylor Swift’in bu olanlardan ötürü düşmanca yaklaşım içinde olmasını yadırgadığını, konuşmak için iletişime geçtiğinde cevapsız kaldığını, bundan ötürü de kendisine kırgın belki de biraz kızgın olduğunu söylemişti. Şans o ki bütün bunlar ne hikmetse Katy Perry’nin  ‘Witness’ albümü zamanı su yüzüne çıkmıştı.

‘Swish Swish’ İle Gönderme

Perry yeni albümünden yayınladığı ‘Swish Swish’ şarkısı üstü kapalı olsa da direk olarak Taylor Swift’i hedef alması, hem magazin dünyasını hem de müzik medyasını bir hayli heyecanlandırmıştı. Bütün bunlar olurken Taylor Swift yakasından bu sataşmalara herhangi bir cevap gelmezken, Katy Perry’nin yeni albümünün yayınlandığı gün Taylor Swift stratejik bir adımla bu savaşı kızıştırdı. Swift ‘1989’ albümünü stream’e iki yıldır açmayıp, Katy Perry’nin yeni albümünü yayınladığı gün dijital olarak dinlemeye açması bu rekabetin ne kadar canlı olduğunu gözler önüne serdi. 1.5 ay kadar Katy Perry yeni albümü tanıtımını Taylor Swift söylemleriyle sürdürse de Ağustos’a kadar gelen bu direniş sonunda farklı bir yöne ilerlemeye başladı.

18 Ağustos’ta Taylor Swift’in sosyal medyasındaki tüm içerikler silinip, deyim yerindeyse zifiri karanlığa dönüşmesi tüm sosyal ağlar bu durumu konuşur oldu. Birkaç gün sonra sosyal medya profilinde karanlıkta yavaş yavaş beliren bir yılan videosunu paylaşan sanatçı, 23 Ağustos’ta bu garip sessizliğini yeni şarkısı ‘Look What You Made Me Do’ ile bozdu. Söz konusu şarkı sanatçının Kasım ayında yayınlayacağı ‘Reputation’ adlı yeni albümünün de öncüsü olurken single’ın yayınlandığı gün Katy Perry’nin ‘Swish Swish’ şarkısının klibi de yayınlanması herhalde tesadüf olmasa gerek. 

Yazının devamı...

Yepyeni bir Mabel Matiz geliyor!

30 Ağustos 2017

Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan ‘Ya Bu İşler Ne’ şarkısı öylesine yenilik kokan, farklı bir çalışma olmuş ki, Mabel’deki değişimin ayak seslerini bize ipucu olarak taşıyor. ‘Ya Bu işler Ne’ sayesinde Mabel ile bir araya geldik. Hem yeni single’ı, hem pişmekte olan yeni albümü, hem de bütün bunların Mabel’deki yansımalarını en ince ayrıntısına kadar konuştuk.

 

Sürprizlerle hazır olalım, yepyeni bir Mabel Matiz geliyor, detaylarını şimdi Mabel’den dinleyelim:

 

‘Ya Bu İşler Ne’ ne kadar harika bir şarkı olmuş. Ne zaman yazdın, şarkının hikayesini biraz senden duyalım.

 

‘Ya Bu İşler Ne’ zannediyorum geçen kış yazdığım bir şarkıydı.. Yeni albümün esas repertuarı da bu son 9 ayda ortaya çıktı zaten. O vakte kadar ahlayıp vahlanıyordum. Nasıl bir albüm olacak, şarkı yazamıyorum, ne anlatacağım diye düşünürken arka arkaya 5-6 tane çok önemli şarkı yazdım. ‘Ya Bu İşler Ne’ bunlardan biriydi.

 

Yazının devamı...