"Hikmet Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hikmet Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hikmet Demirkol

Hikmet Demirkol

Palmiyeler: Venus'un bilinmeyen yüzü

19 Nisan 2017

Havanın ısınmasıyla mutlu olmamın kesinlikle doğru orantılı bir ilişkisi var. Kendimi bildim bileli güneşli havanın bünyemdeki etkisi hep pozitife yazıyor. Bu hislere bir de güzel müzik eklendi mi keyiften keyfe atlıyor gönlüm. Bu hislerin merkezinde şu sıralar II (Venus) albümü yatıyor. Bu sebepten ötürü de bu yazının başrolü Palmiyeler grubu ve onların nefis stüdyo albümü II-(Venus)’e ait.

 

Şubat ayında yayınlanan II-(Venus) 9 nefis şarkı, tam bir yaz havası sizi dalgalar eşliğinde alıp deniz sularına bırakıyor. Albümün şahaneliğine doyamayıp hemen grupla iletişime geçtim ve nefis bir röportaj yaptık. Hazırsanız buyurun Palmiyeler ile Venus’e gidiyoruz!

 

Palmiyeler’i kısaca tanıyabilir miyiz?Mertcan: Mertcan Mertbilek, Rana Uludağ, Tarık Töre ve Barış Konyalı'dan oluşuyor. Kendi bestelerimizi yapıyoruz.

 

Grup olarak müzik yapmaya nasıl başladınız?M: Tarık ve ben 2003 yılından beri grup müziği yapıyoruz, Kilink isminde bir punk rock grubumuz vardı, 17-18 yaşlarımızda aktif olarak albüm kaydedip konserler verdik. Üniversite yıllarını takiben farklı şehirlere taşındık ve tekrar bir araya geldiğimizde yeni bir grup olarak Palmiyeler'i kurmaya karar verdik.


Yazının devamı...

Hayko Cepkin ile akustik söyleşi

12 Nisan 2017

İş Sanat konserlerinin her sene biletleri satışa çıktığında o güne alarmımı kurup senelik gideceğim konserlerin biletlerini alan birisiyim. Erken bilet almak iyidir, hem ileriye dönük plan yapıyorsunuz, hem de gideceğiniz konserin biletleri bitmeden alıp kafanızı rahat ettiriyorsunuz. En azından benim için bu durup hep böyle olmuştur.


İş Sanat’ın 2017 programını incelerken Nisan ayındaki Hayko Cepkin konserini görünce bir iki kere daha bakma ihtiyacı hissettim. Gerçekten de İş Sanat’ta Hayko Cepkin konseri olmasına şaşırmıştım. Ekim ayından bir sonraki senenin Nisan ayını planlayamıyorsunuz belki ama biletimi aldığımdan beri o güne bir işim çıkmaması için özen gösterdim. Gerçekten de Hayko Cepkin’in Akustik Söyleşi konserini büyük bir merakla bekledim.




Yazının devamı...

The Cranberries'ten 25. yıla özel albüm

29 Mart 2017

The Cranberries’in bu sorunun cevabı olarak verilecek 3-5 gruptan birisi olduğuna inanıyorum.


“Zombie”, “Dreams”, “Linger”, “Ridiculous Thoughts”, “Promises”, “Salvation” gibi saymakla bitmez birbirinden nefis single’larla kendi müzik beğenime imza atan bu özel grup, son 10 gündür yine beni heyecandan heyecana sürüklüyor. İrlandalı grup hayranlarına bahar sürprizi yaptı ve yeni bir albüm ile tekrar kulaklarımızın pasını silmek için geri dönüyor.


The Cranberries ‘Something Else’ adıyla Nisan ayının sonunda yayınlayacakları yeni albümle aynı zamanda 25. yıllarını da kutluyor.  Söz konusu albüm The Cranberries’in 5 senelik aradan beri yayınladıkları ilk çalışma olması sebebiyle de ayrıca önemli. 13 şarkılık albümde grubun en sevilen 10 eserinin akustik ve orkestral versiyonlarının yanı sıra, 3 tane de daha önce yayınlanmayan parça yer alıyor.

‘Something Else’in şarkı listesi şu şekilde:

1.         "Linger (Acoustic Version)"    

2.         "The Glory"     

Yazının devamı...

SXSW 2017 müzik notları

22 Mart 2017

Austin’in SXSW başlamasıyla artan nüfusu programda müzik bölümü başladığında bir başka renkleniyor. Şehrin her köşesinden bir başka müzik duymanız mümkün olduğu gibi, yeni müzik severler için SXSW gidilebilecek en iyi adres.


NILE RODGERS’TAN ÖĞÜT DOLU KONUŞMA
SXSW’in müzik bölümü Nile Rodgers’ın konuşmasıyla başladı. ‘Keşfetme’ üzerine bir konuşma yapması istenen Nile Rodgers, müziğe adım attığı ilk günlerden sazı ele aldı, kendi anılarından yaklaşık 1 saatlik bir zaman diliminde enfes tecrübelerini aktardı. Bıkmadan usanmadan pratik yapmanın müzikte onu istediği yere getiren en önemli gerçek olduğunu belirten Rodgers, üretilen her çalışmanın kendi içinde ayrı bir saygıyı hak ettiğini belirtti.


Daft Punk ile yayınladıkları ‘Random Access Memories’ albümünden aslında ‘Lose Yourself To Dance’ parçasının dünya çapında patlamasını beklerlerken Get Lucky’nin global anlamda bir başarı olmasının onları şaşırttığını belirten Rodgers, değişime açık olmanın müzik dünyasının gerçeği olduğunu söyledi. Nile Rodgers’ın açık sözlülüğü, müzik dünyasına dair anlattığı hikayeler saatler sürse dinlerdim. Konuşmasının sonunda gitarıyla birkaç nota çalarak odayı dolduranları ihmal etmeyen sanatçı ayakta alkışlanarak sahneden indi. Haliyle bu anlar da konuşmanın en özel dakikaları olarak hafızalara yazıldı.


Yazının devamı...

SXSW 2017'de neler var?

15 Mart 2017

19 Mart’a kadar devam edecek olan bu büyük organizasyonda katılımcılar dijital dünyanın tüm trendlerine en yakından tanık olup, film ve müzik dünyasının en özel etkinliklerine katılma şansını yakalayacaklar.

Binlerce katılımcının merakla beklediği etkinlik süresince Austin şehri tüm limitlerini sonuna kadar zorlasa da, her yerde ve her köşede yüzlerce insanın oluşturduğu kuyrukları görmek adeta bu konferansın bir gerçeği. Kendi adıma bu sene özellikle geçtiğimiz yıldan da edindiğim SXSW tecrübesiyle, doğru zamanda doğru yerde olarak, oturumları takip etmek kesinlikle çok  kolay oldu.

İŞTE BU SENENİN TRENDLERİ…Geçtiğimiz sene SXSW’da neredeyse her yerde karşıma çıkan VR(Virtual Reality) Sanal Gerçeklik uygulamaları bu sene de bir hayli kendine yer edinmiş durumda. Benzer şekilde bu senenin en sıcak konularından birisi de Bot teknolojileri. Diğer yandan oturumlarda özellikle ‘dijital/bilişim iş dünyasındaki kadının yeri’ odaklı söyleşiler geçen sene olduğu gibi bu sene de yine yoğun şekilde yer alıyor. Bu sene bir diğer yükselen konu ise TV’de son dönemde yükselen yemek-mutfak temalı projeler. Konferansın merakla beklenen müzik oturumları henüz yeni başlarken, oturumlardan arda kalan zamanlarda yeni sanatçı ve grupları merak eden binlerce kişi bu performansları izlemek için sıraya girecek. Benim bu sene merakla beklediğim iki performans var: Banks ve Jimmy Eat The World. Özellikle Banks’i 3 senedir İstanbul’da canlı izlemek için ümitle beklerken, bu sene SXSW’da üstelik iki akşam izleyeceğim için çok heyecanlıyım. 

SXSW’DA GAME OF THRONES RÜZGARITüm dünyayı kasıp kavuran Game Of Thrones dizisinin yapımcıları David Benioff ve D.B. Weiss’in bu konuşmacı olduğu oturum SXSW’ın bu seneki en gözde toplantısıydı. Elbette dizinin yapımcılarından ziyade bu oturumun moderasyonunu yapacak olan dizi oyuncuları Arya (Maisie Williams) ve Sansa (Sophie Turner)’nın da sahnede olması bu buluşmayı çok daha farklı bir seviyeye taşıdı.

Deyim yerindeyse dizinin yapımcılarını sorguya çeken Arya ve Sansa kardeşler, oturum boyunca yazın yayınlanacak olan 7. sezona dair en ufak bir ipucu vermediler. David Benioff Game Of Thrones’un oyuncu seçimlerinin tahminlerinden de zor geçtiğini belirtirken, özellikle Arya karakteri için 300’den fazla oyuncu arasından Maisie Williams’ı seçtiklerini belirtti.

Diziye konuk oyuncu olarak kimlerin gelmesini isterdiniz sorusuna yapımcılar bu sene için Ed Sheeran’ın küçük bir rol ile katılacağı ipucunu vermesi oturumun en heyecanlı anlarından biriydi. Özellikle Ed Sheeran hayranlığından ötürü Maisie Williams’a bu jesti yapmak istediklerini belirten David Benioff, çekimlerin bir hayli zorlu geçtiğini söylerken Ed Sheeran’ın dizideki rolüyle ilgili daha fazla detay vermediler.

Yapımcılar söyleşi boyunca birçok soruyu aynı şekilde Arya ve Sansa’ya yöneltseler de, ikili tüm sorulardan oldukça esprili cevaplarla sıyrılmayı becerdiler.  Özellikle Arya’nın cast seçimi için Sansa ile yaptıkları deneme çekiminde Sofie ve Maisie’nin kimyasının en iyi uyumu verdiğini itiraf eden yapımcılar, ikilinin dizi boyunca büyüyerek ortaya çıkarttıkları karakterlerle gurur duyduklarını defalarca dile getirdiler. Bu arada Maisie ve Sophie tıpkı dizideki gibi gerçek hayatta da kız kardeş gibi yakın bir ilişkideler. Öyle ki bu ikili dizinin çekimlerinden birkaç ay sonra, hayatlarını değiştiren bu olayı kendilerine anı kalması için diziye başladıkları tarihin dövmesini kollarına yaptırmışlar.

Çekimleri 300 günden fazla süren 7. sezon için yazın gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Söyleşide 7. sezona dair verilen tek detay, beklediğimize değecek bir yeni sezonun yolda olduğuydu. Temmuz ayına şurada kaç ay kaldı zaten!

Yazının devamı...

Rap Norm Ender ile yeniden doğuyor

8 Mart 2017

Yakın zamanda yayınladığı bandrollü ilk albümü ‘Aura’ için tüm detayları enine boyuna konuşmak istedik. Müziğe başladığı ilk günlerden başlayıp, zamanla hayran kitlesini katladığı underground döneminden sonra şu an albümü yayınlanmış bir sanatçı olarak geldiği noktada bence Norm Ender gerçek bir azim hikayesi. Hem müzikal olarak dopdolu bir kişilik, hem de yaptığı işe sonuna kadar bağlı bir sanatçı olması sebebiyle beni inanılmaz etkiledi.


Röportajın detayları için sizleri Norm Ender’in dünyasına davet ediyorum:

Norm Ender “Aura” albümü yayınlamadan önce aslında underground olarak albüm yapan ve ciddi bir hayran kitlesi oluşturan isimdi. Senden biraz öncesini duymak istesek neler anlatırsın?10 yaşından beri müzikle ilgiliyim. Babamın plakçı dükkanı vardı, plak satardı. Plaktan kasede kayıt yaparak geçimini sağlayan bir dükkandı. 90’larda bu kayıt işine yasak gelince bizim işimiz de bundan etkilenmişti. O zamanlarda kayıt yapmakla, kaset doldurmakla epey vakit geçirmiştim. İlköğretim sürecinde müzik öğretmenlerim bendeki müzik ile ilgili farkı anladılar. Bizimkileri okula çağırıp, müzik ile alakalı daha çok çalışmamı önermişler. Babam da gidip bana o zamanın parasıyla nerdeyse bir araba parası verip org almıştı. O org ile tek tuş ritimlerle neler yapılırsa kendimce müzikler yaratmaya başladım. Dr. Alban, MC Hammer ve sonrasında Türkiye’de de benzer türlerde müzikler çoğalınca ben de bu alanda işler yapabileceğimi hissediyordum. Edebiyat ve özlü sözler ile hep annemden ötürü ilgi alakam vardı. de 90’larda bu akımlarla ben de kendi şarkılarımı yazmaya başladım, özellikle 90’ların sonlarına doğru yaş da büyüdü, yazdığım şeyler de bir eser denecek kıvama geldi.

 

İlk kayıtlarımı 2000’lerde aldım. Elimde melodiler vardı, üzerine sözler yazmıştım gittim stüdyoda kayıtlarımı yaptım ve çevreme bu kayıtları dinlettim. Hem çevrem yaptıklarımı seviyor, hem de inanamıyorlardı çıkan işlere. Bu tabi beni çok ciddi motive etmişti. Stüdyo kaydı daha çok yapmak istedim ama bu işler tabi ciddi maliyetliydi. Böyle olunca bu işleri nasıl kendim yapabilirim diye ciddi kafa yordum. Uygulamalar, programlar indirdim, bazı müzisyenlerin yanında çalıştım işleri daha iyi öğrenmek için. Gel zaman git zaman, yaklaşık 5 yıl içinde sözünü yazan, müziğini yapan, bunları kendi kendine kaydeden ayaklı bir stüdyoya dönüştüm.


Yazının devamı...

Şubat ayı bitmeden bu albümleri kaçırmayın

22 Şubat 2017

Birçok sanatçı sözleşmiş gibi, yeni şarkılarını ve albümlerini Şubat ayına bir bir serpiştiriyor.

Bilmiyorum sizlerde de benzer şekilde oluyor mu, Yeni müzik dinlemek bana her aman farklı bir heyecan ve güzel bir enerji vermiştir. Yepyeni bir albüme ilk şarkıdan başlayıp bir sonraki şarkıların heyecanını ve bilinmezliğini yaşamak benim için çok özel bir ritüel. Bu heyecanımı anlatmak için iki tane yepyeni nefis albümü sizlere anlatmak istedim.

Ceyl’an Ertem ve Ayşe Hatun Önal’ın albümleri bu yazının başrollerini paylaşıyor. Her ikisi de kendi içinde ayrı ayrı detaylarla dolu. Şarkıların derinlemesine nüfus etmesi için albümlere biraz vakit vermek ve bol bol tekrarla dinlemek gerekli.

CEYL’AN ERTEM – YİNE DE AMİNGeçtiğimiz hafta yayınlanan yeni Ceyl’an Ertem albümü her köşesi güzelliklerle dolu bir labirent gibi. ‘Yine De Amin’ adını şair Sinem Sal’ın şiir kitabından alıyor.

11 şarkı ve 1 remix’ten oluşan yeni Ceyl’an Ertem albümünün büyük bir emeğin ürünü, özellikle de albümün  kayıt aşaması bu büyük emeği gözler önüne seriyor. 12 şarkıdan oluşan albümün kayıtları geçtiğimiz senenin Kasım ayı içinde Gaziantep Üniversitesi’ne ait Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nin konser salonunda canlı çalınarak tamamlanmış. Uzun zamandır müziğin ve müzisyenliğin bu denli ön planda olduğu,  bu kadar orijinal bir albüm üretim süreci duymadım, görmedim. 



Yazının devamı...

Can Gox ile dün, bugün, yarın

15 Şubat 2017

Yazdan bu yana kendisiyle bir türlü röportaj yapma fırsatı bulamamıştım, yollarımız nihayet kesişti ve keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. 2013 senesinde yayınladığı ilk albümü ‘Yalnızım Ben’den beri yaptığı müziğe ince ince işleyen değerleri bir kere de kendi ağzından dinlemek istedim.

Sanatçının müzikal geçmişi ve geleceğinin detaylarına dair aşağıdaki satırlarda sizler için güzel bir söyleşi gerçekleştirdik:

Yakın zamanda yeni single’ınız ‘Unutama Beni’ yi yayınladınız. İlk albümden sonra yeni bir şarkı olarak cover bir şarkı seçme tercihiniz nasıl oluştu? Bu şarkının sizde özel bir yeri olsa gerek bunu sizden duymak isteriz.

Esmeray, sesi ve enerjisiyle beni çocukluğumda en çok etkileyen şarkıcılardan biriydi. Hatta rahmetli babamı (askerlik dönemini hatırlıyorum iş ve üniversite dolayısıyla gecikmiş bir askerlik yaşadı) askere uğurlarken bile “Gel teskere” üst üste şarkısı çalınmıştı. 7-8 yaşlarında bir erkek çocuğunda nasıl bir iz bırakmıştır siz düşünün artık!.

Tercihimin oluşmasında belirttiğim nedenler dolayısıyla nasip oldu. Babamı askere Esmeray ile uğurladım. Şimdi “Unutma Beni” söylüyorum. Bu durumla gururlanıyorum ama bir yandan da canım yanıyor.

KAYBEDENLER KULÜBÜ, KUZEY GÜNEY VE İLK ALBÜMBen sizi ‘Kaybedenler Kulübü’ ile tanıdım. Sonrasında dizi müzikleriniz ve ilk albümünüzü yayınladınız. Şimdiyi konuşmadan önce biraz daha öncesine gidersek Can Gox’un geçmişini bilmek istesek neler anlatmak istersiniz? Müzik ile nasıl yolunuz birleşti?

Müzik ile amatörlük aşamasından sonra ilk tanışmam Hürriyet Gazetesinin 90’lı yıllarda  düzenlediği liseler arası müzik yarışmasında gitar çalmamla oldu. Daha sonrasında okul orkestrasında görev aldım, daha sonrasında Blues ve Rock’n Roll grubu olan Bluesmobil’de şarkıcı olarak görev aldım.

2000’lere doğru Bilgi Üniversitesi Caz Vokal bölümünde tam burslu olarak eğitim aldım. Ancak dönemin zorlukları ve ailesel sorumluluklar sonucunda 12 senelik küçük bir ara verdim şarkı söylemeye. Daha sonrası “Kaybedenler Kulübü”nün çekilmesi ile hayatımda iş dolayısıyla hobi olarak yer ayırdığım müziğin tekrar ağır basması ve işten ayrılarak tekrar şarkıcılığa dönmem. Sonra “Kuzey Güney” dizisinde Haydar Haydar’ın “Kaybedenler Kulübü”nün rüzgarı ile birleşmesi sonrası “Yalnızım Ben” albümü. Özet olarak budur sanırım.

Yazının devamı...