"Hikmet Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hikmet Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hikmet Demirkol

Hikmet Demirkol

‘Fasa Fiso’ Bitmesin

15 Ağustos 2018

Tahminimdeki Teoman benim için Faso Fiso’yu okumadan önce daha farklıydı, şimdi bambaşka bir rock yıldızı olarak tanıma fırsatı bulmuş oldum. Her ne kadar empati yapsanız da, sanatçıların hayatlarını basından ve sosyal medyadan okuduklarımızla biliyoruz desek de, ‘Faso Fiso’daki gibi birebir sanatçının kendi ağzından yazılmış bir hayat hikayesi gerçekten başka pencere açtı benim zihnimde.



Teoman’ın müziğe kapılması, şarkıları nasıl yazdığı, sevdikleri, sevmedikleri, huysuzlukları hatta aile hayatı dâhil nerdeyse hiçbir detay atlanmadan kitapta yerini bulmuş. Çocukluk yıllarından yetişkinliğe ve sanatçı olarak yükselişinin dönemlerini kendi kalemiyle anlatan Teoman’ın en çok da ‘müziği bırakıyorum’ dediği dönemdeki yaşadıklarını kitapta kendi kaleminden okuyup, o dönem yaşadıklarını anlamak kesinlikle çok değerli ve özel. Kelimelerle arasının iyi oluşu yazdığı şarkı sözlerinden her defasında kendisini gösteren Teoman umarım bu tarz bir anı, biyografi yazımına devam eder. Eğer kitabı henüz alıp okumadıysanız mutlaka ilk fırsatta alıp, Teoman’ı, müziğini, birey olarak senelerin ona kattıklarını bir de kendi ağzından okuyun derim.

Ve Nazan Öncel Şarkıları

Yazının devamı...

Bodrum Müzik Festivali 14. Senesinde

8 Ağustos 2018

Açılış CSO’dan

Bu sene 14.sü düzenlenen, Doğuş Grubu kurucu destekçiliğinin yanı sıra, DenizBank’ın desteği, Turkcell’in ana sahne sponsorluğundaki Bodrum Müzik Festivali 4 Ağustos’ta başlayan 4 günlük yoğun programıyla müzikseverlere bambaşka bir Bodrum deneyimi yaşatıyor. 8 Ağustos’a kadar devam edecek olan festivalde tarihi yarımada birbirinden özel isimlerin performanslarına sahne oluyor.



14. Bodrum Müzik Festivali’nin açılış gecesi çok özel bir ödül takdimiyle başladı. 2004 yılından bu yana Gümüşlük Klasik Müzik Festivali’nin sanat danışmanlığını üstlenen piyano virtüözü Gülsin Onay’a ‘Onur Ödülü’ takdim edildi.

Ödül törenin hemen ardından festivalin açılış konserine sıra geldi. Şef Rengim Gökmen yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, soprano Lauren Fagan ve tenor Murat Karahan’ın performansıyla D-Marin’i dolduran müzikseverler büyülü bir geceye tanık oldular. Yaklaşık 4000 kişinin izlediği bu özel opera gala gecesinde Lauren Fagan ve Murat Karahan’ın sahnedeki uyumu gerçekten muhteşemdi. Konser tamamlandıktan sonra bis bölümünde ise  ‘O Sole Mio’yu seslendiren ikili uzun süre ayakta alkışlandı.

Fazıl Say- Yürüyen Köşk

Yazının devamı...

Üç Özel Albümlük Büyük Çıkış: Berkay Özideş

1 Ağustos 2018

Albümlere bir bütün olarak baktığımda Berkay Özideş  adeta koca bir müzik fabrikası gibi. Bu şarkılar çok uzun zamandır onunla birlikte olduğu için artık dinleyicilerle paylaşmak için oldukça sabırsızdı. ‘bunları yayınlamalıyım, sistemimden çıkartmalıyım ki yenilerine yer açılsın’ dedi şarkıların dinleme aralarında. Kaseti azıcık başa sarıp minik bir Berkay Özideş biyografisi alıyorum araya.

Kısa Kısa Berkay Özideş

Berkay Özideş küçük yaşlarından itibaren sporla büyüyen, aynı zamanda da müzik aşkını da ertelememiş birisi. Spor hayatı devam ederken yazdığı şarkıları hep bir kenarda kaydeden Berkay, yüksek öğrenimine Celal Bayar Spor Akademisi’nde başlamış. Müzik sevgisi durmamış daha da coşmuş, son sınıfta spor eğitimini bırakıp Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı Opera bölümü sınavlarına girip, yüksek eğitimini başarıyla tamamlamış.

2011’de Can Gürzap ile ‘Kim Bu Adam?’ adlı tiyatro oyununda yer almış, aynı sene Enbe Orkestrası ile ‘Senden Kıymetli mi?’ parçasını seslendirmiş. 2012 yılında Kürşat Başar’ın yazdığı ‘Bizim Şarkımız’ müzikalinde Yeşim Salkım ile başrolleri paylaşan Berkay Özideş aynı müzikalin soundtrack’inde bulunan parçaların da birçoğunu seslendirmiş. 2015 senesinde sözü, müziği, bestesi ve düzenlemesi kendisine ait ‘Leyla’, hemen ardından ‘YYV’ ve ‘FSU’ single’larını GTR etiketiyle yayınlayan sanatçı bu sene Mart ayında ‘Deliler’ single’ıyla geri döndü. Ve bendeki dikkat ışığını yakan şarkısı da ‘Deliler’ oldu. Şimdi sıra 3 albümlük derin, detaylı müzik dolu bir yolculuğa.

Birinci Bölüm: Degeneration Of Rüya Ve Gerçek

17 Yaşında yazdığı, önceleri adı ‘Bakmakla Görmemek Arasında’ olan şarkı bu albümün ana kahramanı.  Seneler içinde gelişen teknolojiyle de şarkı bir anlamda evrimini yaşamış ve yayınlanan bu albümle de bu döngüsünü tamamlamış.

Yazının devamı...

‘Mavi Toz Ormanda’: Masal gibi Şarkılar

25 Temmuz 2018

2016 yılında yayınlanan İngilizce albümü ‘Planet Reverse’ çalışmasındaki farklı vokal yapısı ve sakin altyapılarıyla dikkat çeken Glasxs, şimdi yepyeni bir maceraya atılıyor. 9 şarkıdan oluşan ikinci stüdyo albümünün ilk video klibi ‘Başka Bir Dünya Yok’ şarkısına gelirken, bir orman perisinin hikayesini anlatıyor. Glasxs ile hem müzik yolculuğunu, hem de yeni albümün mutfağındaki detayları konuştuk:

İlk albümün ‘Planet Reverse’ sonrası yeni albüm, plak şirketi ve yeni başlangıçlar. Nasıldı bu dönem?

 

Planet Reverse çalışmaları biterken ilk şarkılar çıkmıştı bile aslında. Planet Reverse çıktıktan sonra ise çok çabuk oturmaya başladı "Mavi Toz Ormanda". Bir süredir bir sürü harika insanla bu albümün peşinden koşuyoruz, çıktı çıkacak derken, bu yıl Sony Music ile anlaşmak gibi muhteşem bir şey oldu, Epic İstanbul etiketiyle çıktı albüm. 

 

İlk sorundan sorup merakı giderelim, Glasxs’in anlamı nedir?

 

Birkaç yıl önce Glass ismiyle başlattığım bir proje Glasxs. Alex Turner’ın Glass in the Park şarkısını çok seviyordum. Oradan geliyor “Glass”. Bir süre sonra, aratılınca çok zor bulunan bir isim olduğunu farkettik, başka da milyarlarca grup varmış Glass isimli, bir iki tanesi kızdı hatta niye kullanıyorsunuz diye, düşündük ettik, The Weeknd, FKA Twigs hikayelerini örnek alıp (onlar da Twigs’ken The Weekend’ken aynı isme önceden sahip müzisyenleri farkedip değiştirmişler isimlerini) Glasxs yaptık. Kimse okuyamıyor, İngilizler de okuyamıyor, bazen biz bile şaşırıyoruz, ama enerjisi çok tatlı geliyor. Son dönemde, özellikle bir grupmuş algısı yarattığı için değiştirmek istemedim de değil ama Glasxs direkt benim, vazgeçemedim bir anda.

Yazının devamı...

Ken geri döndü!

18 Temmuz 2018

Dile kolay 14. stüdyo albümü olan ‘Vay Be’  tam bir yaz albümü olmuş. 2016 senesinde ‘İhtimaller’ adlı caz albümünden sonra ilk stüdyo çalışması olan ‘Vay Be’ sound’uyla bu yaza damgasını vuracak, dinleyen herkesi dansa kaldıracak. Yeni albümden ilk çıkış yapan şarkı ‘Issız Ada’ geçtiğimiz hafta klibiyle birlikte aynı anda yayınlandı. Şarkının sözleri Kenan Doğulu, Bora Uzer ve Ozan Turgut imzası taşırken, bestesi Kenan Doğulu ve Bora Uzer’e ait. Kıpır kıpır bu yeni şarkının düzenlemesini de Bora Uzer yapmış.

 

Gelelim izledikçe insanın içini açan şarkının video klibine. ‘Issız Ada’nın video klibi Dominik Cumhuriyeti’nde Ömer Faruk Sorak’ın yönetmenliğinde çekilmiş. Çekimleri 3 gün süren video klip için deniz üzerinde özel bir platform kurulmuş. 30’a yakın dansçının rol aldığı çekimlerde dansçıların hayvanların hareketlerini taklit etmesiyle ortaya çıkan renkli görüntüler damgasını vuruyor. Bu özel dans figürleri ve şarkının sosyal medyadaki paylaşımında kullanılan mesajı (#HayvanGibiDansEt) ile yaban hayatın ahengine de dikkat çekmeye çalışılıyor.

Kenan Doğulu Issız Ada klibiyle ve WWF (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) aracılığıyla hep birlikte dans edebileceğimiz daha güzel bir dünya için tehlike altındaki bir türü evlat edinme duyarlılığına dikkat çekiyor.


 

Vay Be’nin Künyesi

 

Yazının devamı...

‘High As Hope’ ile gelen huzur

11 Temmuz 2018

O dönemde en çok dinlediğim iki şarkıdan biriydi ‘Dog Days Are Over’. Tam anlamıyla kendimi Ally Mcbeal dünyasında sanıyordum şarkı her çaldığında. Bana anlamadığım bir şekilde motivasyon veren bir şarkıydı ‘Dog Days Are Over’. Hala bugün bile aynı enerjiyi hissediyorum şarkıyı her dinlediğimde.

İlk albüm ‘Lungs’ daha sonra ‘Ceremonials’ ve ardından sıfatlar yetmeyecek dev albüm ‘How Big, How Blue, How Beautiful’ geldi. Şimdi ise 4. Stüdyo albümüyle yeniden yüzümü güldüren kızıl saçlı İngiliz hanım ‘High As Hope’ ile yeniden bizlerle.

Bir önceki albümü ‘How Big, How Blue, How Beautiful’ kalp kırıklığı teması üzerine örülmüşken Florence bu albümde daha çok yalnızlığını ele almış. Hani her albüm sonrasında ‘bu albüm çok kişisel oldu’ der ya sanatçılar, Florence ‘diğer albümler de beni anlatıyordu elbette ama en çok ‘High As Hope’ tam anlamıyla beni özetliyor’ demiş. Yalnızlığını, kendini dinleyip anlamasını açık seçik şarkılara aktarmak kendi deyimiyle bir uyanış olmuş. İnsanların ‘bu benim de başıma geldi’ dediği, kendine ortak hissettiği durumların aslında bir anlamda iyileşmenin bir parçası olduğunu fark etmiş ‘High As Hope’u yazarken.

‘High As Hope’ Nasıl Oluştu?

Aslında albümün adına ‘The End of love’ (aşkın sonu) olarak koymayı düşündüğünü belirten Florence, takıntılı bir şekilde sevmenin sonuna gelmekle alakalı bir başlık olarak bu ismi kullanmak istediğini belirtmiş. Bu sebeple de albümün adını ‘High As Hope’ yapmaya karar vermiş. Florence, ‘How Big, How Blue, How Beautiful’ albümünü yaparken, çektiği aşk acısının kendisini nasıl daha da körüklediğini, neden daha çok içtiğini, daha çok kendisine acı çektirdiğini anlatırken, bu albümde çektiği acıların kendi kendiliğinden geçtiğini anlatmak istemiş. Diğer bir deyişle zaman ile bazı durumların kendiliğinden geçtiğini, yaş almakla bazı şeylerin daha anlaşılır olduğunu fark ettiğini belirtmiş.

‘Bu albümü yazarken hiç zorlanmadım’ diyen sanatçı, şarkıların deyim yerindeyse su gibi kendisine aktığını söylüyor. ‘High As Hope’ ile yeniden neşeyi ve mutluluğu bulduğunu belirtirken, çok hızlı ve sabırsız çalışan biri olduğundan biraz şikâyetçiymiş. Şarkıların demolarını bir oturuşta yazan Florence, daha sonra stüdyoda bestelerini yaparken çok hızlı ve dağınık çalışıp, çaldığı enstrümanların aynı ivedilikle kaydedilmesi gerektiği için biraz huysuz olduğunu itiraf etmiş. Bu süreçte birlikte çalıştığı kayıt mühendisinin ‘High As Hope’ boyunca tam anlamıyla kendisine büyük bir sabırla tahammül ettiğini belirtirken diğer yandan da bu şekilde çalışma halinin bir anlamda büyük bir özgürlük olduğunu, ilk albümünden beri bu şekilde çalıştığını söylemiş.

Florence Welch önceki albümlerinde bazı işleri başkalarına devrederken kendisinin ağırlıklı olarak şarkıların alt yapısıyla, sözleriyle ve bestesiyle ilgilendiğini belirtirken, bu albümde albümün uçtan uca her ince detayıyla ilgilendiğini söylüyor.

Albümdeki ‘Hunger’ şarkısı aslen bir şiirden şarkıya dönüşmüş. Welch, içindeki boşluğun üzerine düşünürken ‘Hunger’ı yazmış. Bazen kafamızdaki düşüncelerin tam bir cevabı olmasa da, ‘bir pop şarkısında bu fikirlere dans ederek de cevap bulabilirsin diye düşündüm’ demiş. Diğer yandan söz konusu şiir şarkıya dönüştüğünde ortaya çıkan çalışmanın bu kadar kişisel bir işe dönüşeceğini hiç tahmin etmediğini de eklemiş ve yine de albüme eklemekten hiç çekinmemiş.

Yazının devamı...

Yıldızların peşinde bir albüm: Maya

4 Temmuz 2018

Önceki hafta yurt dışında olduğum için albümün lansman partisini kaçırmıştım, itiraf ediyorum baya da kendime kızdım bu geceyi kaçırdığım için. Lansmandan bir sonraki gün yani albümün yayınlanacağı gece albüm dijital platformlara yansıdı mı? diye sürekli kontrol edip, yeni şarkılara kavuşmayı bekledim.

Müzik yazmayı ne kadar çok sevdiğim aşikâr, hele ki konu Mabel’in yeni albümü hakkında bir şeyler yazmak olunca bu heyecan resmen tavan oluyor. O yüzden bu yazının tamamını ‘Maya’ ve onun detaylarına ayırmak istedim.

2 yıllık uzun bir çalışmanın ürünü olan ‘Maya’ aslında ilk sinyallerini 2017 senesinde yayınlanan ‘Ya Bu İşler Ne Böyle’ ile vermişti. Söz ve müziği Mabel Matiz’a ait şarkı bize yepyeni bir Mabel sound’u getirmiş, yayınlandığı dönem ve takip eden yaz aylarından itibaren herkesin gönlünde taht kurmuş, klibin enerjisiyle hepimizi ferahlatmıştı. Mabel’in Anıl Can ile birlikte yönettiği bu klip çalışması sonrasında 2018 senesinde yayınlanan ‘Öyle Kolaysa’ single’ının klip çalışmasıyla daha nice güzel işleri yapmak üzere olduklarını ‘Maya’ yayınlanınca bir kez daha gösterdiler.



Gelelim Maya’nın künye detaylarına; Maya’nın prodüktörlüğünü Mabel Matiz ve Sabi Saltiel üstleniyor. Kreatif tasarım Mabel Matiz imzası taşırken, art direction ve styling Anıl Can’a emanet edilmiş. Aranjmanlarda Sabi Saltiel’in ve Mabel Matiz’in yanı sıra; Ah! Kosmos (Başak Günak), Ambassadeurs projesiyle tanınan İngiliz prodüktör Mark Dobson ve Jakuzi grubundan tanıdığımız besteci - prodüktör Taner Yücel’in imzaları bulunuyor.

21 şarkılık ‘Maya’ albümü fiziksel olarak 2 cd’lik bir formatla yayınlanırken, albümün dijital halinde 2 adet bonus şarkı da yer alıyor. ‘Sarmaşık’ haricindeki albümdeki tüm şarkıların söz ve müziği Mabel Matiz’a ait. Sarmaşık ise Mabel ve Sıla’nın birlikte kaleme aldığı çok özel bir şarkı.

‘Maya’ düzenlemesi Sabi Saltiel’e ait introyla eşsiz yolculuğuna başlayıp sizi yavaş yavaş yıldızlara doğru yolculuğa çıkartıyor. Albümün ilk şarkısı

Yazının devamı...

Deli zaman

27 Haziran 2018

Sanatçı ile hem yeni albümünün derinlerine indik, hem de müzisyen ve prodüktörlük şapkalarının ardındaki detayları konuştuk:

‘Bitsin Bu Delilik’ten sonra ikinci albüme kadarki sürecini bize kısaca anlatır mısın? 

2016’da “Bitsin Bu Delilik”i yayınladıktan sonra 2017’de ikinci teklim olan “Hatırla Mektupları” şarkısını yayınladım. Bu parça yayınlandığında halihazırda “Deli Zaman” albümünü kaydetmekteydim. Çok sevdiğim Rıza Erekli’nin stüdyosunda başladık kayıtlara. İkinci albüm ilkinden farklı olsun istiyordum. Düzenlemeleri de o doğrultuda yapmaya çalıştım.

İkinci albüm ‘Deli Zaman’ ilk albümden tarz anlamında ya da sound anlamında daha farklı. Bir röportajında denk geldim, yaptığı albümler açısından özellikle Bülent Ortaçgil’in farklı altyapılar, yeni soundlar bakımından ufuk açıcı olduğunu söylemişsin. Senin de bu albüm ile farklı bir çalışma yapmak istediğini düşünüyorum.

İlk albümden sonra görünürlük gibi bir ihtiyaç içine girdiğimi düşünüyorum. Bu ihtiyacı oluşturan masanın çok fazla ayağı var. Sosyal koşullar, duygusal durumum, teknik arayışlarım v.s. Sound ve aranjman olarak da biraz daha dışa dönük bir içerik yaratma arzum vardı. Bazı parçalarda büyük bir yaylı orkestra kullanmak istiyordum. Düzenlemelerde bu meraklarımı tatmin etmeyi denediğimi söyleyebilirim.

Müzisyenlik ve prodüktörlük yanın da olduğu için bu soruyu sormak istedim. Kendi albümlerini yayınlamak nasıl bir farklılık kattı sana, hayatına, müzik üretimine?

Yazının devamı...