Sade, Derin, Dingin Bir Yolculuk : Bluets

Birkaç haftadır, nerdeyse günün her anında dinledikçe beni mutlu eden bir albümden bahsetmek istiyorum. Ah! Kosmos ve Büşra Kayıkçı’nın ilk ortak albümü ‘Bluets’ yılın sonuna doğru çok nefis bir anda çıkıp geldi. Dinlerken beni gerçekten dinlendiren, dinlediğim zamanlarda durup o anı daha da iyi anlamama sebep olan bir albüm oldu.

Haberin Devamı

Albüm iki senelik bir süreçte tamamlanmış. Berlin ve İstanbul arasında gidip gelen ‘Bluets’ ikilinin kimi zaman birlikte, kimi zaman uzaktan çalışarak tamamladığı bir çalışma olmuş.  Albümün Zorlu PSM’deki biletleri tükenen lansmanını kaçırsam da, yayımlanmadan kısa bir süre önce Ah! Kosmos dinlemem için albümü gönderdiğinde eve girmeden sokaklarda ‘Bluets’i ilk defa dinlerken ki heyecanımı hiç unutmayacağım. Sanırım bu ilk dinlemedeki heyecan, albümün aşıladığı duygu neyse o hiçbir zaman sonradan geçmiyor, dahası albüm demlendikçe daha da büyüyor.

‘Bluets’ tanımlanamayan zamanın ruhunu peşine düştüğü sesleri takip ederek dinleyicisine ilk notasında çıkarttığı yolculuğa son ana kadar inişli çıkışlı bir serüvenle sunuyor. İki sanatçı, ‘tanıdıklık hissi’ veren ve uzakta olan düşsel, dingin seslerin peşine düşerek, soyut mekanları kendi zaman tanımlarıyla harmanlamışlar.

Haberin Devamı

‘Bluets’in temelindeki tanıdıklık hissi için Büşra Kayıkçı babasının makina atölyesinin sesleri ve İstanbul ses panoraması kaydedilmiş. Şarkıların derinlerinde yakalayacağınız eriyen buzullar, şelaleler gibi uzak dingin sesler Başak Günak tarafından ‘Bluets’in kodlarına yeniden işlenmiş. Ah! Kosmos’u senelerdir yakından takip eden biri olarak yaptığı işlerdeki titizliğini, kendine has dokunuşunu her çalışmasında ortaya koyarken böylesine özel bir projede yer alması beni gerçekten çok mutlu etti. Büşra Kayıkçı ile tanışmam pandeminin ilk zamanlarında oldu. Dinlediğim ve ilk anda hayran olduğum bir isim. Çalışmalarındaki sadelik ama bu sadeliğin devamında gelen derinlik beni her seferinde çok heyecanlandırıyor.

Bu iki özel ismin ortaklaşa bir albüm yapması, bence bu senenin en özel işlerinden birini bize hediye ediyor. ‘Bluets’in piyano ve piyanoda kaydedilen perküstonları Büşra Kayıkçı performansıyla kaydedilmiş. Synthesizer, bass kayıtları, beat programlama, vocal katmanları ise Başak Günak tarafından gerçekleştirilmiş. Yaylılar Judith Hamman, bass klarnet İranlı sanatçı Shabnam Parvaresh tarafından, ek canlı perküsyonlar ise Kanadalı müzisyen Maysun tarafından çalınmış. Miks Emre Malikler, Emre Nişancı ve Başak Günak tarafından tamamlanırken, mastering Mark Dobson tarafından İngiltere’de yapılmış. Albümün kapağı ise Büşra Kayıkçı imzasıyla bize ulaşıyor. Zamansız, çok özel bir albüm ‘Bluets’, kaçırmamanız dileğiyle.

Haberin Devamı

Yıldızlar: Bluet, 1702, Things We Miss, People We Lose, 0502, The Wounded Age

Oscar’ımı Verdim Gitti: Closer 

FOALS GELİYOR!

15 Ağustos’ta Zorlu PSM’ye Foals geliyor!

Geçen yıl Zorlu PSM’nin başlattığı PSM Loves Summer bu yazın ilk büyük ismini önceki gün duyurdu. Foals’un sahne alacağı haberi sosyal medyaya düştüğü andan itibaren kendi çevremde büyük bir heyecan yarattı. Yaz planlarına şimdiden başlamasam da, bu konseri kaçırmadan bir plan yapacağıma şimdiden eminim.

2013 senesinde bir festival kapsamında Türkiye’ye gelmesi planlanan Foals’un o yaz yarattığı heyecanı ve sonrasındaki konserin iptaliyle gelen üzüntümü hala çok iyi hatırlıyorum. O zamandan bu yana birkaç yurt dışı konserini yakalama şansım olsa da bir türlü denk getirememiştim. Sahnelerinin ne kadar etkileyici olduğunu bildiğim Foals’un bu yaz gerçekleşecek olan İstanbul performansı bence onlar için de nefis bir ilk olacak. Türk izleyicisi kendilerini gerçekten senelerdir büyük bir merakla bekliyordu.

Haberin Devamı

Geçen sezon PSM Loves Summer’da sahne alan Placebo ve Arctic Monkeys biletlerinin ışık hızıyla bittiğini düşünürsek, Foals’un da benzer bir durumla sonuçlanacağını şimdiden emin gibiyim.

Yazarın Tüm Yazıları