"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

YSK’dan nasıl bir karar bekleniyor?

25 Nisan 2019

YSK, İstanbul seçimlerinin yenilenmesine karar verirse, 2 Haziran’da sandık başında olacağız. Son sözü seçmen söyleyecek. Yok eğer AK Parti’nin iptal talebini reddederse belirsizlik ortadan kalkmış olacak.

Böylece Türkiye’nin önünde seçimsiz 4.5 yıl olacak. 5 yılda 7 seçim yapan Türkiye açısından seçimsiz 4.5 yıl altın kıymetinde olacak.

YSK’dan İstanbul seçimlerine dönük art arda önemli kararlar çıkıyor. YSK, ilk olarak AK Parti’nin KHK’lıların oy kullanmasıyla ilgili talebini reddetti. Beklenen bir karardı. Eğer kabul edilse Türkiye’de seçimlerin yenilenmesine kadar gidecek bir sürecin önü açılmış olacaktı. Çünkü KHK’lılar sadece İstanbul’da oy kullanmadı.

Biz çıkacak kararlara odaklandık ama YSK’da ne olduğunu biliyor muyuz? YSK, daha sonra açıklayacağı kararına gölge düşürmemek için usul açısından önemli kararlara imza atıyor. Biliyorsunuz, usul esastan önce gelir.

23 Nisan günü alınan ara karar da onlardan birisi. AK Parti’nin itiraz dilekçesinde dile getirdiği iddiaların ilçe seçim kurulları tarafından incelenmesi isteniyor. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir derler ya, öyle bir karar... Eğer bu incelemeler sonucunda seçim sonucuna etki edecek ölçüde bir yanlışlık tespit edilirse seçimlerin yenilenmesine karar verilecek. Yok aksi bir sonuca ulaşılırsa, seçimlerin iptali talebi reddedilecek.

İLK İNCELEME SANDIKLARA

Onun için YSK’nın ara kararlarını tek tek incelemekte yarar var.

1-

Yazının devamı...

Meclis’ten özel kulisler

24 Nisan 2019

31 Mart yerel seçimlerinden sonra Meclis’in ilk toplantısı olması nedeniyle aslında seçimlere ilişkin gözlemlerde bulunmayı umuyordum, ancak öyle olmadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan gelmeden önce iktidar ve muhalefet kulislerini gezdim. Tatsız bir hava vardı. Muhalefet kulisinde ise biraz gerginlik hissetmedim değil.

Meclis 23 Nisan özel oturumu için toplanmıştı ama iktidar ve muhalefet kulislerinin gündeminde Kılıçdaroğlu’na saldırı ve AK Parti’nin YSK’ya yaptığı iptal başvurusu vardı.

Ha bir de iktidar kulisindeki kabine değişecek mi merakı... Yeni sistemde milletvekilleri bakan olamıyor ama seçimlerden sonra parti yönetiminde ve kabinede değişiklik olacak mı beklentisi de devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MKYK toplantısında kabineye verdiği güçlü destekten sonra kabinede değişiklik beklentisi azaldı. En azından birkaç ay içinde değişiklik olmaz deniliyor. Hani çocuktan al haberi derler ya, öyle oldu. 23 Nisan cumhurbaşkanına kabine değişikliği soruldu. Çocuk cumhurbaşkanı, “Zaten yeni kabinem burada” dedi. Ama ilginç olanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gülerek araya girip “Sanki benim söyleyeceklerimi söyledi yahu” demesiydi.

Akşamki Meclis resepsiyonunda da gündem YSK ve Kabine değişikliğiydi. Kabine değişikliğini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sorduk. Çok net bir yanıt verdi, “Birileri istedi diye yaparsak istikrar kalmaz” dedi.

Hani bir dönemler AK Parti’nin bir sloganı vardı ya onu hatırladım. Erdoğan kabineye, “Durmak yok yola devam” dedi.

BOSTANCI’DAN MANİDAR ÇIKIŞ

Meclis Başkanı

Yazının devamı...

Kılıçdaroğlu’nu daha büyük tehlike bekliyormuş

23 Nisan 2019

Evin hanımı korkudan kapıyı açmak istememiş. Güçlükle ikna edilmiş.

Kılıçdaroğlu’nun ilk sıralarda rengi sararmış bir hali varmış. Evin hanımından bir bardak su istemiş. Daha sonra soğukkanlılık hâkim olmuş. Sohbet etmiş. Ev sahibi çay yapmış ama içmeye fırsatları olmamış. İlk başta evden zırhlı araçla çıkarılma teklifini kabul etmemiş. Ama aracına saldırı olunca zırhlı aracı kabul etmek zorunda kalmış. Evden çıktığı fark edilmesin diye kamuflajlı elbise ile çıkarılmak istenmiş. “Nasıl geldiysem öyle çıkarım” demiş. Bir buçuk saatlik süre zarfında evin önüne toplanan kalabalık dağıtılmayınca, ev sahipleri zaman zaman paniklemiş. “Evi yakacaklar” korkusuna kapılmışlar.

İşte benim evde daha büyük tehlike atlatılmış dediğim nokta buydu. “Yakın, evi yakın” diye kitleleri galeyana getirmeye çalışan bir kadın vardı. Kitle psikolojisini dikkate almak lazım. Allah korusun, o ev yakılabilirdi.

SALDIRI PLANLI MI?

Biz Kılıçdaroğlu’na odaklanıyoruz ama Meclis Başkanvekili Levent Gök’ün de saldırıdan nasıl kurtulduğunu gördünüz mü?

Bu tür süreçler adım adım başlar. Bir de bakmışsınız ki kendinizi karanlık bir dönemin içinde bulmuşsunuz.

O nedenle bu saldırı sadece

Yazının devamı...

Kılıçdaroğlu’na ‘derin’ saldırı

22 Nisan 2019

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye ittifakı”na yönelik olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürpriz bir teklif sunmaya hazırlandığını anlatacaktım. Hatta anlattım. Yazımı bitirmek üzereydim ki Kılıçdaroğlu’na saldırı haberi geldi. Kalem elimden düştü. Telefona sarıldım, o anda Kılıçdaroğlu’nun yanındakilere ulaşmaya çalıştım. Henüz Kılıçdaroğlu saldırgan grubun elinden kurtarılıp bir evde korumaya alınmıştı. Kılıçdaroğlu’nu aradım, telefonu Özel Kalem Müdiresi Şükran Hanım açtı. Olayların etkisiyle telaşlı bir hali vardı. İlk sözü, “Genel başkanın sağlık durumu iyi” oldu. Kollarını Kılıçdaroğlu’nun boynuna sararak atılan yumruklardan korumaya çalışan Deniz Demir’le konuştum. Nefes nefeseydi. “Çok büyük tehlike atlattık” dedi. “Genel başkanın durumu iyi” diye ekledi. Saldırıyı köylülerin yapmadığını, onların Kemal Bey’i korumak için evlerine aldıklarını, saldırıyı otobüslerle dışarıdan gelen bir grubun gerçekleştirdiğini tahmin ettiklerini söyledi. O sırada evin etrafındaki bir grubun öfkeli bekleyişi sürüyor ve yeni bir saldırı olmaması için yatıştırılmaya çalışılıyordu. Meclis Başkanvekili Levent Gök’le konuştum. Tam olayların ortasında kalmıştı. “Hayati bir tehlike atlattık” dedi. Saldırı sırasında Kemal Bey’in yanında olan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’le konuştuğumuz sırada ise CHP Lideri zırhlı bir araçla evden çıkarılıyordu. “Büyük bir tehlike atlattık. Herkes güvenlik sorunu yaşadı. Hedef genel başkanımızdı ama cenazeye katılanların hepsi güvenlik sorunu yaşadı. Olayların ortasında kaldık” diye anlattı. Saldırı sırasında Kılıçdaroğlu’nu korumaya çalışanlardan biri olan başdanışmanı Kenan Nohut da “Saldıranlardan birisi bıçak salladı. Dirseğimle vurarak yere yıktım, arkadaşlarımız üstüne çullandılar” dedi.

 ORGANİZE BİR YAPI MI?

Kılıçdaroğlu’na saldırı anından itibaren kiminle konuşsam aynı noktanın altını çizdi. Saldırının şehit ailesiyle bir ilgisi olmadığını, köyün dışından gelen bir grubun işi olduğunu söylediler.

Seçimlerden sonra Türkiye’nin normalleşmesi için adımların atıldığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye ittifakı” için elini uzattığı muhalefetin o eli sıkmaya hazırlandığı bir dönemde Kılıçdaroğlu’na yapılan bu saldırıyı geçiştiremeyiz. Bu heyecanlı birkaç gencin saldırısı olarak görülemeyecek kadar “derin” bir iştir.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ve CHP Genel Başkanı’nın katıldığı şehit cenazesinde alınan güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu belli. CHP’li Murat Emir’in dediği gibi, “Bir anda herkes güvenliksiz bir ortamda kalmış”. Peki bunun istihbaratı hiç alınmadı mı? Kılıçdaroğlu’nun köye girişiyle birlikte yükselen tansiyon dikkate alınarak süratle asker ve polis takviyesi yapılamaz mıydı? Allah korusun o an sadece yumruklu saldırı olmayabilirdi. Kenan Nohut’un dediğine göre birisi bıçakla saldırmış.

ECEVİT NE DEMİŞTİ?

1980 öncesinde CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, İzmir Çiğli Havalimanı’nda bir suikasta maruz kalmıştı. Türkiye’de bulunmayan, sadece NATO envanterinde bulunan bir silahtan çıkan mermi Ecevit’e değil, Mehmet İsvan’a saplanmıştı. Yıllar sonra Ecevit’le İzmir Çiğli suikastını konuşma imkânım oldu. “İçimizdeki Gladio” kitabımda aktarmıştım. Ecevit’e “Yıllar sonra başbakan oldunuz. Peki size yönelik suikastı bir başbakan olarak aydınlatamadınız mı?” diye sormuştum. Hatta “Bizim vatandaş olarak bundan şikâyet etme hakkımız var ama siz bu ülkede başbakanlık yapmış birisiniz” diye üstelemiştim. Ecevit, “Araştırmaz olur muyum? Gittim, gittim, biraz ilerledikten sonra karşıma bir duvar çıktı. O duvarı aşamadım” demişti. Ecevit, o duvarın Türkiye’yi karanlık dönemlere çekmek isteyen ‘Gladio’ yapılanması olduğuna inanırdı. Ben Çubuk’taki saldırıdan hareketle böyle bir iddiada bulunma çabası içinde değilim. Siyasi tarihimizde bunun birçok örneği olduğu gibi, bu tür saldırıların organize bir yapının işi olabileceğini söylüyorum.

Belli ki bir yapı Türkiye’nin normalleşmesini istemiyor. Tam da onlara inat, bu saldırı üzerinden Türkiye’nin normalleşmesi adımlarını atabiliriz.

Yazının devamı...

İmamoğlu ile yeni dönem

18 Nisan 2019

Bu sıradan bir başarı değil. İstanbul’da artık yeni bir dönem başlıyor. 25 yıl aradan sonra Ankara ve İstanbul, CHP’li belediye başkanları tarafından yönetilecek. 1989 yılında SHP’li Nurettin Sözen de ANAP’a karşı böyle bir fırsat yakalamıştı. Ama İSKİ rezaleti nedeniyle SHP’nin başarısı Pirus zaferine döndü. Ama 1994 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanan Erdoğan, AK Parti iktidarına giden taşları orada döşedi. Ekrem İmamoğlu da siyasi kaderini kendi belirleyecek.

Seçim kampanyası sırasında Ekrem İmamoğlu’nu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Türk siyasetine kazandıran Kasımpaşa’yı gezmiştim. İzlenimlerimi, “Şunu gördüm ki Ekrem İmamoğlu klasik bir CHP’li değil. Farklı birisi...” diye bitirmiştim.

Merkez sağ kökenli Ekrem İmamoğlu çok başarılı bir seçim kampanyası yürüttü. İnsanlara dokundu. Yasin okuyan CHP adayını İstanbullular sevdiler. 25 yıldır Refah Partili ve AK Partili belediye başkanları tarafından yönetilen İstanbul’da halkın yeni bir yüz aradığı ortaya çıktı. Ekrem İmamoğlu, bu arayışa cevap verdi.

CHP’nin İstanbul büyükşehir belediye başkan adayının Ekrem İmamoğlu olduğunu yazdığım 27 Kasım ve 4 Aralık tarihli yazılarımdan sonra CHP kulisleri çalkalanmıştı. Ama CHP’nin bazı kodamanları, İmamoğlu ismini yazdığım için beni hedef almışlardı. Ekrem İmamoğlu ile ilk olarak o zaman tanışmıştım. Heyecanlı bir sesle arayıp teşekkür etmişti. 4 Aralık tarihli yazımda, “Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin İstanbul büyükşehir belediye başkan adayı olarak ilan edilmek üzere” dediğimde İmamoğlu’nun tanınmadığını ileri sürerek karşı çıkmışlardı. İlk başlardaki tanınırlık sorununu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret ederek aştı. Ekrem İmamoğlu, merkez sağ seçmeni ürkütmeyen bir kampanya yürüttü.

BAŞARININ MİMARI

Yerel seçimler bir anlamda İstanbul seçimleriydi. İstanbul’u kazanarak CHP bu seçimlerde büyük bir başarıya imza attı. Burada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hakkını teslim etmek gerekiyor. Bu başarının başmimarı Kemal Kılıçdaroğlu. Partisinin karşı çıkmasına rağmen Ekrem İmamoğlu’na inandı ve onu aday gösterdi. Kılıçdaroğlu, bu seçimlerde iki önemli başarıya imza attı.

1- İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla, Ankara’da Mansur Yavaş’la, Antalya’da Muhittin Böcek’le, Adana’da Zeydan Karalar’la, Mersin’de Vahap Seçer’le yeni bir aday profili ortaya koydu. Klasik CHP’li olmayan, merkez sağdan da oy alabilecek isimlerle seçimi kazandı.

2-

Yazının devamı...

Mazbatanın ucu göründü mü?

17 Nisan 2019

Ama hangi final olduğundan emin değilim. Maltepe İlçe Seçim Kurulu’ndaki sayımın bugün bitmesi bekleniyor. AK Parti’nin daha önce sayılan 400 sandığın Seçim Kurulu’nun gözetiminde sayılmadığı gerekçesiyle yeniden sayılması yönünde başvurusunun nasıl değerlendirileceğini bilemiyoruz. Kabul edilirse 400 sandık yeniden sayılacak, edilmezse tartışması sürecek.

Maltepe’de sayımın tamamlanması üzerine tutanaklar birleştirilecek. İstanbul İl Seçim Kurulu en fazla oyu alan adaya mazbatasını verecek. Şimdiye kadarki sayımlarda Ekrem İmamoğlu önde çıktığı için mazbatasının kendisine verilmesi bekleniyor. Bu arada AK Parti “YSK’ya yapılan olağanüstü itiraz” sonuçlanıncaya kadar mazbatanın düzenlenmemesi için İl Seçim Kurulu’na başvuruda bulundu. İl Seçim Kurulu bu başvuruyu dikkate alabilir ya da kazanan adaya mazbatasını verebilir. Beklenti İmamoğlu’na mazbatanın verilmesi yönünde. Mazbatanın ucu göründü diyebiliriz. Böylece futbol karşılaşmalarından sosyal medyaya kadar uzanan bir yelpazede yaşanan “mazbata” tartışması da sonuca kavuşmuş olacak. Belirsizlik bir ölçüde giderilecek.

ÖNCE BAŞKAN OLACAK

Bu arada “Yenilenecek seçime usulsüz seçilen başkanla gidilemez, o nedenle Ekrem İmamoğlu’na mazbata verilmeyecek” şeklinde iddialar gündeme getiriliyor. Konuştuğum hukukçular, bunun mümkün olmadığı görüşündeler. 5393 sayılı Belediyeler Kanunu’nun 44. maddesinde seçilme yeterliliğini kaybeden başkanın “Başkanlığı düşer” deniliyor. Başkanlığının düşebilmesi için, önce “başkan” olması gerekiyor. Yani Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının düzenlenip önce “başkan” olması gerekiyor. İptal kararı verildiği takdirde düşürülebilmesi için. Tabii YSK seçimleri iptal etmezse, o zaman görevine devam edecek.

YSK dün seçimlerin yenilenmesine karar verilen yerlerde mazbata alıp göreve başlayan yeni belediye başkanlarının başkanlığının düşürülmesine karar verdi. Bu karar Kırıkkale’nin Keskin ilçesinde uygulandı. 2014’te seçimleri yenilenen Yalova’da da uygulanmıştı.

İPTAL TALEBİNİN GEREKÇELERİ

Beklendiği gibi AK Parti, dün İstanbul seçimlerinin yenilenmesi için YSK’ya başvuruda bulundu. AK Parti Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, itiraz dilekçesiyle birlikte üç valiz halinde getirdiği delilleri YSK’ya sundu.

AK Parti’nin YSK’ya sunduğu belgeler arasında neler yer alıyor?

Yazının devamı...

İstanbul’da düğüm çözülüyor

16 Nisan 2019

İstanbul’da belirsizliğin ortadan kalkabilmesi için öncelikle Maltepe’deki sayımın sonuçlanması gerekiyor. YSK, dün sayılan sandıkların yeniden sayılması talebini reddetti. Sadece kalan sandıklar sayılacak. Ayrıca Maltepe İlçe Seçim Kurulu gerek gördüğü takdirde yeni sayım kurulları da oluşturabilecek. Böylece süreç yeniden hızlanacak. Maltepe’deki sayım bittikten sonra gözler İstanbul İl Seçim Kurulu’na çevrilecek. İl Seçim Kurulu, “birleştirme tutanakları” eline ulaştığında, seçim sonuçlarına göre birinci çıkan adaya mazbatasını verebilecek.

2972 sayılı mahalli idarelerle ilgili seçim yasasının 22. maddesinde, “Sandık kurullarınca gönderilen belediye başkanı seçimlerine ilişkin tutanaklar ilçe seçim kurulu tarafından birleştirilerek en çok oy alan aday, başkanlığa seçilmiş olur. Büyükşehir belediye başkanı seçimlerine ilişkin ilçe birleştirme tutanakları ilçelerden il seçim kuruluna gönderilir” deniliyor.

Bu arada Maltepe’de sayım bittikten sonra MHP’nin “tam hukuksuzluk” gerekçesiyle Maltepe seçimlerinin iptali için YSK’ya başvuruda bulunacağı söyleniyor.

AK Parti’nin de “tam kanunsuzluk” gerekçesiyle İstanbul seçimlerinin iptali için YSK’ya başvurması bekleniyor. Bu aşamada kritik iki nokta var.

1- Maltepe’deki birleştirme tutanakları eline ulaştığı zaman İstanbul İl Seçim Kurulu’nun sayımlarda birinciliği koruyan Ekrem İmamoğlu’na mazbatasını verebileceği söyleniyor.

2- İstanbul İl Seçim Kurulu’nun aynı zamanda AK Parti’nin YSK’ya başvurusunun sonuçlanmasını da bekleyebileceğine işaret ediliyor.

Bakalım İstanbul İl Seçim Kurulu nasıl hareket edecek?

AK PARTİ’NİN DOSYASI

Yazının devamı...

İstanbul için YSK’dan ne bekleniyor?

15 Nisan 2019

İptal mi çıkacak, yoksa seçimlerde önde olan CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na mazbatası mı verilecek henüz net değil. Yüzde 50 yüzde 50 ihtimalden söz ediliyor. YSK kararı ya İskender’in kılıcı gibi düğümü çözecek, ya da düğüm üstüne düğüm atacak. CHP’deki beklenti, YSK’nın mazbatayı Ekrem İmamoğlu’na vermesi yönünde. AK Parti’de ise seçimlerin iptali beklentisi hâkim. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya dönüşünde seçimlerde usulsüzlük yapıldığı iddialarının sorulması üzerine, “Tabii bunlar işe usulsüzlük noktasında şaibe getiriyor. Aslında samimi bir davranış olsa bu iptale götürür” demişti. Erdoğan, seçim sonuçlarının ele alındığı ve AK Parti’nin en yetkili karar organları olan MYK ve MKYK toplantılarında da “İstanbul seçimlerinin iptali gerekir” diye konuşuyor. Erdoğan, MKYK toplantısında “11 milyona yakın seçmenin söz konusu olduğu bir şehirde, 30 binle başlayacak, süratle iş 13 bine kadar düşecek. Neyle? İtirazla. YSK’nın İstanbul’daki seçimleri iptal edeceğini umut ediyorum. Bu haliyle kalırsa vicdanlar rahat etmez. Seçimlerin yenilenmesi gerekir” diye konuşuyor. 31 Mart yerel seçimleri hakkında sunum yapan AK Parti genel başkan yardımcıları da İstanbul seçimlerinin “tam kanunsuzluk” ilkesi gereğince iptal edilmesini gerektiğini savunuyorlar.

Elbette ki son sözü YSK söyleyecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “YSK verir kararı, isterse 1 oy olsun. Orası bu kararı verdiği zaman, ‘Eyvallah, başım gözüm üstüne’ dersin” demişti. YSK’dan çıkacak karar siyasette kartların yeniden karılmasına neden olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MYK ve MKYK toplantılarında seçim sonuçları ve yeni döneme ilişkin önemli mesajlar veriyor. Erdoğan, “Sandığın mesajını iyi okumamız lazım” diyor. Balkon konuşmasında da “Bu seçimlerde arzu ettiğimiz neticeleri alamadığımız yerlerdeki sonucun tek sebebini, milletimize kendimizi yeterince anlatamamış olmamız olarak görüyorum” demişti. Partinin yetkili kurullarında da “Kendimizi yeterince anlatamamışız, gönüllere yeterince girememişiz” diyor. “Hatayı millette değil, kendimizde aramalıyız” diye ilave ediyor.

DEĞİŞİM KIZILCAHAMAM KAMPINDAN SONRA

Parti yönetimine seçim sonuçlarını iyi analiz edecek raporlar hazırlamaları talimatını veriyor. MYK ve MKYK’da sunum yapan parti yönetimi, partiler arasındaki oy kaymaları, AK Parti’nin oyunun arttığı ve azaldığı yerleri esas alan bir rapor sunuyor. Oy kayıplarının sebeplerine girilmiyor. Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise daha çok oy kayıplarının sebepleri üzerine odaklandığı anlaşılıyor. Erdoğan, “İhmali ya da hatası olanların bedelini ödemesi lazım” diyor. Bu sözler Erdoğan’ın parti yönetiminde ve teşkilatlarda değişikliğe gideceği şeklinde yorumlanıyor. Seçimlerden sonra AK Parti’de bir değişim beklentisi var. Ancak 26-27-28 Nisan tarihleri arasında yapılacak olan Kızılcahamam kampından önce beklenmiyor. Erdoğan bir yandan da İstanbul seçimleriyle ilgili sürecin tamamlanmasını bekliyor. Bu arada önemli bir nokta: Cumhurbaşkanı Erdoğan MKYK toplantısında Bakanlar Kurulu’nun çalışmalarından memnuniyetini ifade ediyor. Kabineye güçlü bir destek veriyor. Erdoğan’ın bu tavrı, MKYK üyeleri arasında iki şekilde yorumlanıyor.

BAKANLAR KURULU’NA GÜÇLÜ DESTEK

 Bir kısmı Erdoğan’ın bu sözlerden sonra kabineyi değiştirmeyeceğini söylüyor. Farklı düşünenler ise Erdoğan’ın beklentilere göre değil, zamanlamasını kendi yaptığı bir sürede hem kabine hem parti yönetiminde değişikliğe gideceği görüşünü savunuyor.

Cumhurbaşkanı

Yazının devamı...