"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

Siyasi trafik hızlandı, kim nereye gidiyor?

24 Ocak 2019

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 50 ile gideceği söyleniyor. Erdoğan’ın liderliği sayesinde AK Parti’de aday belirleme süreci sancısız atlatıldı. CHP’de ise İzmir adayının ve İstanbul’da ilçe belediye başkan adaylıklarının ilan sürecinde bir çalkantı yaşanması bekleniyor. İzmir’de Tunç Soyer ismi açıklandığında Aziz Kocaoğlu’nun tepkisinin ne ölçüde olacağını görmek gerekiyor.

TAKVİM AÇISINDAN ÖNEMLİ

AK Parti’de Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifası artık bir zamanlama meselesine dönüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de bu konuyu görüştükleri, Erdoğan’ın istifa etmesini istediği söyleniyor. Binali Yıldırım’ın ne zaman istifa edeceği Meclis takvimi açısından önem arz ediyor. Anayasa’nın 94. maddesine göre “Türkiye Büyük Millet Meclisi başkan adayları, Meclis üyeleri içinden, Meclis’in toplandığı günden itibaren beş gün içinde Başkanlık Divanı’na bildirilir” deniliyor. Meclis, 6 Şubat Salı günü toplanarak 14 Şubat gününe kadar çalışacak. 14 Şubat Perşembe gününden sonra yerel seçimler nedeniyle tatile girmesi bekleniyor. Eğer Binali Yıldırım 1 Şubat’ta istifa ederse, 6 Şubat’ta seçim süreci başlayacak. Anayasa, “5 gün içinde seçilir” diyor. Ama uygulamada ilk günde üst üste turların yapılması ve üçüncü turda yeni Meclis Başkanı’nın seçilmesi bekleniyor. Örneğin 6 Şubat’ta istifa ederse o zaman yine Meclis seçim tatiline girmeden seçim yapılacak.

YERİNE KONUŞULAN İSİM

AK Parti kulislerinde 19 Şubat’ta belediye başkan adaylarının isimleri YSK’ya bildirildiğinde Binali Yıldırım’ın unvanının listelerde Meclis Başkanı olarak yer almayacağı konuşuluyor. O yönde de bir söylenti dolaşıyor ama milletvekilliğinden istifası gerekmiyor. Meclis Başkanlığı için MHP ile ittifakın yeniden kurulmasında etkili isimlerden biri olan AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı’nın ismi önplana çıkıyor.

SARIGÜL DSP YOLUNDA

Bu arada CHP’den istifa ederek Şişli’den belediye başkan adaylığını açıklayan Mustafa Sarıgül’le zaman zaman konuşuyorum. CHP’nin kendisini oyaladığını ve aday göstermeyeceğini anladıktan sonra kendi yolunu çizme gereği duydu. Mustafa Sarıgül’ün rotası DSP’yi gösteriyor. Sarıgül’ün adaylığıyla birlikte Şişli’de hesapların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü Sarıgül’ün daha önce belediye başkanlığını yaptığı Şişli’de önemli bir potansiyeli var.

Bu arada

Yazının devamı...

Binali Yıldırım cephesinden yeni sinyaller

23 Ocak 2019

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Binali Yıldırım’ın istifa etmesine gerek olmadığını söylemişti. Cumhur ittifakının diğer lideri Devlet Bahçeli de bu yönde görüş bildirmişti. Hatta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “İstifa etmeli ama seçimi bunun üzerinden götürecek değiliz” sözü bir vize olarak algılanmıştı. Binali Yıldırım da bu yöndeki sorulara “O konu kapandı” karşılığını vermişti.

Ancak görüldüğü gibi konu kapanmadı. Tam aksine, seçim süreci yaklaştıkça tartışmanın dozu artmaya başladı. Kılıçdaroğlu, “Binali Bey’in istifa etmesine gerek yok zaten. Tekrar Ankara’ya gelecek” demeye başladı. Binali Yıldırım’ın “Ben çıktığım yoldan geri dönmem” demesi tartışmaları bitirmedi.

Son Başbakan ve Meclis Başkanı olarak Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmesi, hem moral üstünlük sağlamış hem de İstanbul seçimleri konusunda AK Parti’nin rahat bir nefes almasına neden olmuştu. Binali Yıldırım etkisi Türkiye genelindeki seçim rüzgârını olumlu yönde etkileyen bir hamle olarak öne çıkmıştı. Ancak istifa konusunun bir türlü netliğe kavuşmaması, Binali Yıldırım rüzgârının etkisini azaltmaya başladı. Binali Bey, projelerini anlatmak için bir araya geldiğinde basın mensuplarının ilk sorusu istifa edip etmeyeceği oluyor. Verilen cevap ne olursa olsun Binali Yıldırım’ın o andan itibaren açıkladığı projeler, istifa tartışmasının gölgesi altında kalıyor. Ayrıca rakibinin istifa etmemesi CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun elini güçlendiriyor. Kampanyasına moral değer kazandırıyor.

Meclis Başkanı Binali Yıldırım’ın iki konuda çalışma yaptırdığı söyleniyor. Biri, tahmin edileceği üzerine istifa konusuyla ilgili hukukçulardan alınan görüşler. Diğeri ise dünyadaki protokol kurallarına ilişkin yapılan araştırma.

AK PARTİ’DE KONUŞULUYOR

Şimdi Anayasa’nın 94. maddesini, Siyasi Partiler Kanunu’nun 24. maddesini hatırlatarak sizi hukuki mevzulara boğmak istemiyorum. Bir noktada Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifa konusu artık hukuki bir tartışma olmaktan çıktı, İstanbul seçimlerin en önemli göstergelerinden biri haline dönüştü. AK Parti MYK’da bu konunun ele alındığı söyleniyor. Hayatı seçim meydanlarının içinde geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu tartışmaları takip etmemesi mümkün değil. Dahası bunun seçimlere nasıl yansıyacağını görmemesi imkânsız.

Binali Yıldırım’ın istifa etmemesinin zarar verdiği, tam aksine istifa ederek enerjik bir şekilde seçim çalışmalarına başlaması gerektiğinin konuşulduğu ifade ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” dediği için İstanbul seçimlerinin üzerinde titriyor. Partiler, belediye başkan adaylarının listelerini 19 Şubat tarihinde YSK’ya teslim edecekler. Kesinleşmiş listeler ise 3 Mart’ta yayınlanacak. Binali Yıldırım’ın bu iki tarihten birinde istifa edeceği konuşuluyordu ama buna yeni bir tarih eklendi: 14 Şubat... Listeler YSK’ya verilmeden 5 gün önce istifa edeceği konuşuluyor. Bir parti yöneticisi ise “Daha kısa sürede olabilir” dedi. Tarihi tam olarak bilemiyorum ama Binali Yıldırım’ın istifa edeceği yönündeki işaretler artmaya başladı. Binali Bey’in ALS hastalıklarıyla ilgili olarak Meclis’te komisyon kurulmasını sağlayacağını belirtip, “Belki de bu görevi bırakmadan yapacağım son iş de bu olacak” demesi, istifa sinyali olarak değerlendirildi.

PROTOKOL DÜZENLEMESİ

Yazının devamı...

CHP’nin İzmir adayı kim olacak?

22 Ocak 2019

Ancak kritik halka İzmir büyükşehir belediye başkan adayı.

Bu arada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, cuma günü İzmir büyükşehir belediye başkan adaylığında iddialı isimlerden biri olan Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur’la görüştü. Abdül Batur, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada “Genel başkanla verimli bir görüşme gerçekleşti” dedi. Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur, görüşme sırasında Kılıçdaroğlu’na İzmir’e ilişkin projelerini anlatıyor. CHP Lideri ilgiyle dinliyor. Görüşmenin sonunda Abdül Batur, “Aziz Başkan’la sahada çalışırım” diyor. Bunun üzerine Kılıçdaroğlu, “İkna edebilir misin?” diye soruyor. Abdül Batur, “İkna ederim” karşılığını veriyor. Kılıçdaroğlu bir kez daha “İkna eder misin?” diye soruyor. “İkna ederim” karşılığını alınca memnun oluyor, notunu alıyor.

Bu diyalog Abdül Batur’un İzmir büyükşehir belediye başkan adayı olarak ilan edileceği anlamına gelmiyor. Ama hem Abdül Batur’un düşünülen isimlerden biri olduğunu, hem de Kılıçdaroğlu’nun Aziz Kocaoğlu faktörünü önemsediğini gösteriyor.

KILIÇDAROĞLU-KOCAOĞLU DİYALOĞU

Aziz Kocaoğlu, İzmir adayının ilan edileceğini düşündüğü 17 Ocak günkü PM toplantısı öncesinde Kılıçdaroğlu ile görüşerek hesapları altüst etmişti. İzmir büyükşehir belediye başkan adayı olarak Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ilan edileceği haberini alan Aziz Kocaoğlu, bu hamlesiyle 17 Ocak tarihinde PM’den karar çıkmasını engellemiş oldu.

Gergin geçen görüşmenin başında Aziz Kocaoğlu, “İzmir’le ilgili olarak kafanızda bir isim varsa konuşalım” diyor. Kılıçdaroğlu, “Şu anda bir isim yok, değerlendiriyoruz” diye karşılık veriyor. Kocaoğlu, kamuoyuna da yansıyan gerekçelerini sıraladıktan sonra, aday olduğunu söylüyor. Çünkü Aziz Kocaoğlu, 1 Ekim günü aday olmayacağını ilan etmişti. Bunun üzerine Kılıçdaroğlu, “O zaman yeni bir tablo ortaya çıktı, bunu arkadaşlarla değerlendirmem gerekir” diyor. Kılıçdaroğlu’nun yanından ayrılırken aralarında şu diyalog yaşanıyor:

- Bana bir şey diyor musunuz?

- Yok.

Yazının devamı...

Yeni Cerenlerimiz ölmesin diye

21 Ocak 2019

Genç eğitimci Ceren Damar Şenel’in 1 yıl sonra hâkim, savcı ya da avukat olarak karşımıza çıkacak olan bir öğrenci tarafından öldürülmesi, “Çareyi hukukta değil, silahta arayan birisi mi adalet dağıtacaktı” diye sorulmasına neden olmuştu.

Ancak olayın olduğu birkaç gün bu sorunları konuşup sonra unutmak gibi bir zaafımız var. O yüzden de bir arpa boyu yol alamıyoruz. Ama ben işin peşini bırakmamakta kararlıyım.

19 Eylül 2018 tarihinde, bir önceki Ankara Valisi Ercan Topaca’nın başkanlığında Ankara’daki üniversitelerin rektörleriyle yapılan toplantıda güvenlik tedbirlerinin arttırılması yönünde kararlar alınmıştı. O gün “Cerenler ölmesin diye kararlar alınmış ama uygulanmamış” diye yazdım. Ama aynı zamanda YÖK’te İçişleri Bakanlığı yetkililerinin de katılacağı yeni bir toplantıdan söz etmiştim.

15 Ocak’ta YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın başkanlığında İçişleri Bakanlığı temsilcilerinin de katıldığı, ‘Üniversitelerde Huzur ve Güveni Arttırma’ başlığında bir toplantı yapıldı. Ayrıca geçen hafta Ankara Valisi Vasip Şahin başkanlığında Ankara’daki üniversitelerin rektörleriyle ayrı bir çalışma gerçekleştirildi.

YÖK ARAŞTIRIYOR

YÖK Başkanı Yekta Saraç ile konuştum. “YÖK olarak biz, emniyeti arttıran önlemlerin gerekli olduğuna inanıyoruz. Ancak şiddetin sadece emniyeti arttıran unsurlarla giderilemeyeceğini görüyoruz. Şiddetin nedenlerini ortaya çıkaracak bilimsel çalışmalarla bu mücadelenin desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu yönde de bir çalışma başlattık” dedi. Üniversitelerin olaya sadece adli bir vaka ya da güvenlik boyutuyla bakmaması gerekir. O açıdan Yekta Hoca’nın yaklaşımı yerinde. Bir hukuk öğrencisinin kopya çekerken kendisini yakalayan bir araştırma görevlisini evine gidip, silah alıp gelip vurması, ardından bıçaklamasının ardındaki duyguyu, ancak üniversitelerimiz ortaya çıkarabilir. Ceren Hoca’yı katleden kişinin yargılanıp hak ettiği cezaya çarptırılması kadar önemli bir nokta. Bir insan, acil serviste hastasını kurtarmak için çaba gösteren doktoru niye döver? Yeni Cerenlerin ölmemesi için işin kaynağına inmeliyiz. Bunu da ancak üniversitelerimizin çalışmasıyla öğrenebileceğiz. Yekta Saraç, “Şiddeti daha geniş anlamda algılayıp, sadece öğrenciler arasında değil, öğrencilerle öğretim üyeleri ve öğretim üyelerinin kendi arasında yaşanan şiddeti daha iyi anlayabilmek için bir anket yaptırıyoruz” dedi.

YENİ GÜVENLİK MODELLEMESİ

Sadece karar almak yetmiyor. Bir de alınması gereken güvenlik önlemleri var. YÖK Başkanı,

Yazının devamı...

CHP’de İzmir krizi, AK Parti’de İstanbul söylentisi

17 Ocak 2019

Cumhur İttifakı’nın liderleri Erdoğan ile Bahçeli’nin “İstifa etmesine gerek yok” demesine, Kılıçdaroğlu’nun seçim kampanyasını bunun üzerine kurmamasına rağmen Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmemesiyle ilgili tartışma sürüyor. Yani Binali Yıldırım “O mesele kapandı” demesine rağmen mesele kapanmıyor hatta süreç uzadıkça sıkıcı bir tartışmaya dönüşüyor.

İstifa konusu İstanbul’daki seçim yarışını da etkileyecek bir boyutta ilerliyor. Muhalefet, “Binali Yıldırım seçilirse Meclis Başkanlığı’nı tercih edecek, böylece o seçilecek ama yerine başka bir AK Partili gelecek” diye propaganda yapıyor.

MHP Lideri Bahçeli’nin “Oy verme gününe kadar yetkilerini bir meclis başkanvekiline devredebilir” diye bir ara formül önermesine rağmen yeni bir formül konuşulmaya başlandı.

Binali Yıldırım’ın belediye başkan adaylarıyla ilgili listelerin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) verileceği 19 Şubat ya da YSK tarafından kesinleşen listelerin açıklanacağı 3 Mart tarihinde istifa edebileceği konuşuluyor. Ama bu senaryoların hepsi Binali Yıldırım’ın dışında konuşuluyor. Asıl belirleyici olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iradesi ve Binali Yıldırım’ın kararı olacak. Henüz Binali Yıldırım cephesinden istifa edeceği yönünde bir sinyal gelmiş değil.

CHP’de ise en garanti yer olarak görünen İzmir’de Aziz Kocaoğlu krizi patlak verdi. İzmir büyükşehir belediye başkan adayının açıklanması beklenen parti meclisi toplantısı öncesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşerek “Yarışta ben de varım” diyen Aziz Kocaoğlu’nun tavrı hesapları altüst etti. İzmir adayının açıklanması ertelendi.

GERGİN GÖRÜŞME

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in İzmir büyükşehir belediye başkan adayı olmasına ilk itiraz İYİ Parti’den gelmişti. Babası Nurettin Soyer’in MHP davasındaki rolü nedeniyle, İYİ Parti Tunç Soyer ismine ülkücü tabanın sıcak bakmayacağını bildirmişti. Ancak ibrenin Tunç Soyer’e kayması üzerine İYİ Parti, PM toplantısından bir gün önce net bir şekilde CHP Genel Merkezi’ne iletiyor. Ama asıl çıkışı Aziz Kocaoğlu yapıyor. Dünkü PM’de İzmir adayının ilan edileceği yönünde sinyalleri alınca bir gün önce Ankara’ya geliyor. Dün CHP’de önce MYK toplantısı, ardından da PM yapılacaktı. MYK’da belirlenen isimler PM’de karara bağlanıp açıklanacaktı. Aziz Kocaoğlu, Kılıçdaroğlu ile MYK toplantısından önce görüşüyor. Kılıçdaroğlu’nun “Sakin ol başkan” demesine rağmen Aziz Kocaoğlu çok sinirli olduğu için görüşme gergin bir ortamda cereyan ediyor. Aziz Kocaoğlu, Kılıçdaroğlu’nun yanına sinirli bir şekilde giriyor. İlk sözü, “Çok sinirliyim” oluyor. Bir ara sesini yükseltince Kılıçdaroğlu, “Başkan sakin ol” deme gereği hissediyor. Kemal Bey’in “Ne içersin?” sorusuna “Bir şey içmeyeceğim” diye karşılık veriyor. “Bugün karar alacak mısınız?” diye Kılıçdaroğlu’na soruyor. Kılıçdaroğlu’nun “Değerlendiriyoruz” demesi üzerine, “Size Tunç Soyer ve Tuncay Özkan olursa olmaz demiştim” diye itirazlarını sıralıyor. İki isme itirazını belirttikten sonra Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur başta olmak üzere bir-iki ismin olabileceğini söylüyor. Zaten görüşme çok uzun sürmüyor.

AZİZ KOCAOĞLU’NUN KARARI

Yazının devamı...

Erdoğan ile Trump telefonu nasıl kapattılar?

16 Ocak 2019

Erdoğan: Güvenli bölge önerinizi olumlu karşıladım. Güvenli bölge benim de önerimdi.

Trump: Olumlu karşılamanızdan dolayı memnun oldum.

Erdoğan-Trump görüşmesinde yer alan yetkililerden öğrendiğime göre, iki lider güvenli bölgeyle ilgili detaylara girmiyorlar. Genelkurmay başkanlarının detayları ele alması konusunda mutabık kalınıyor.

NATO toplantısı nedeniyle Brüksel’de olan Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile ABD Genelkurmay Başkanı Dunford bugün bir araya gelecek. Trump, Suriye’den çekilme kararını açıkladığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 14 Aralık tarihinde yaptığı görüşmede güvenli bölgeden söz etmemişti. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton başkanlığındaki heyetin Ankara’daki temasları sırasında da bu konu gündeme gelmemişti. Bolton randevu alamadığı için ülkemizden erken ayrılırken, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ve Genelkurmay Başkanı Dunford, muhataplarıyla görüşmeler yapmışlardı.

GÜVENLİ BÖLGENİN DETAYLARINI BİLİYOR MU?

ABD ile müzakerelerde yer alan bir yetkiliye, “ABD’nin istediği güvenli bölge ile bizim savunduğumuz güvenli bölge aynı mı?” diye sordum. ABD’nin istediği güvenli bölgenin PKK-YPG’yi korumaya dönük olacağı yönünde kaygılar olduğunu aktardım. Yetkili, “Henüz önerdikleri güvenli bölgenin detaylarını bilmiyoruz” karşılığını verdi. Genelkurmay Başkanı Güler’in Dunford’la yapacağı görüşmeden sonra bilgi sahibi olacaklarını söyledi. Bunun üzerine, “Peki bizim istediğimiz güvenli bölge ne?” diye sordum. ABD ile bu konunun müzakere edileceğini söyledi. “Güvenli bölge sınır güvenliğimiz açısından önemli. Sınırımızdan 30-35 kilometre derinlikte bir bölgenin güvenli hale getirilmesini doğru buluyoruz. Ayrıca ülkemizdeki Suriyelilerin geri dönmesi açısından yararlı buluyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup konuşmasında da ifade ettiği gibi, Türkiye 2014 yılından bu yana güvenli bölgeler oluşturarak Suriyelileri kendi topraklarında tutmayı amaçlamıştı. O döneme ilişkin notlarımı kontrol ettim.

1- Sınırımızdan içeriye 35 kilometre derinlikte hat şeklinde,

Yazının devamı...

Anketten hangi çarpıcı sonuçlar çıktı?

15 Ocak 2019

Trump, Brunson krizinin yaşandığı sırada da Türk ekonomisi hedef almış, 13 Ağustos’ta dolar 7.2’ye kadar fırlamıştı. Ama bu kez Trump’ın tehdidine piyasaların tepkisi kontrollü oldu.

Bugün Trump etkisinden sıyrılıp yerel seçimlere giderken bir kamuoyu araştırmasını paylaşmak istiyorum.

Başkanlığını Hilmi Daşdemir’in yaptığı Optimar Araştırma Şirketi’nin 28 Aralık-3 Ocak tarihleri arasında 26 ilde 2523 kişi ile yüz yüze konuşma yöntemiyle yaptığı araştırma, seçimlere ilişkin önemli ipuçları veriyor.

Türkiye’nin en önemli sorununda, yüzde 35.5 ile “ekonomi” ilk sırada geliyor. Onu yüzde 25.7’yle işsizlik takip ediyor. Ekonomi ile işsizlik birbirini destekleyen veriler olarak görülüyor. Terör ise yüzde 14.7’yle üçüncü sıraya gerilemiş durumda.

EKONOMİDE KADIN FAKTÖRÜ

Sadece Trump’ın neden ekonomiyi hedef aldığı sorusuna cevap teşkil etmiyor bu sonuçlar. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın birbiri ardına açıkladıkları piyasaları rahatlatıcı kararların altında da ekonomi yatıyor. Belli ki yerel seçimlerde ekonomi, partiler ve adaylar kadar belirleyici olacak. “Ekonomi” diyenler arasında kadınlar, erkeklere göre daha önde çıkıyor. Kadınların yüzde 38.8’i ekonomi derken, erkeklerde bu oran yüzde 32.2’de kalıyor. Çünkü mutfağı kadınlar biliyor. Aman ha, sadece Trump’a değil, kadınlara ve dar gelirlilere dikkat.

Peki Fransa’da olduğu gibi bizde bir “sarı yelekliler” eylemine halkımız nasıl bakıyor? Bu soru da sorulmuş. Türk halkı, sarı yelekliler tarzındaki eylemleri desteklemiyor. “Türkiye’de sarı yelekliler eylemi olursa katılır mısınız” sorusuna “Evet” diyenlerin oranı yüzde 28.2’de kalıyor. Ama “Katılmam” diyenlerin oranı yüzde 57.5 çıkıyor.  Ama Fırat’ın doğusuna operasyon yapılması sorulunca yüzde 60.1 oranında destek geliyor. Bu oran operasyon sürecinde tırmanır.

PARTİLERİN OY ORANI

Yazının devamı...

Erdoğan yerel seçimlerde çıtayı nereye koydu?

14 Ocak 2019

Erdoğan, yerel seçimlerle ilgili ilk kez bir çıta ortaya koydu. Erdoğan, yerel seçimler için cumhur ittifakının oyunu yüzde 52 olarak belirledi. Daha doğru bir tanımla, cumhur ittifakının yüzde 52’nin altına düşmemesini istedi. Peki yüzde 52 nereden çıkıyor? 16 Nisan referandumu ve 24 Haziran’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aldığı oy oranına bakılırsa, yüzde 52’nin nasıl bir meşruiyet hattı olduğu anlaşılır.

Sizi önce Erdoğan’ın yerel seçim sürecinin en kritik değerlendirmelerinden birini yaptığı 8 Ocak Salı günkü MKYK toplantısına götürmek istiyorum.

Erdoğan, AK Parti MKYK’da üyelerin gözlerinin içine bakarak konuşuyor. Söze “Biz bir sistem getirdik. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedik” diye giriyor. Sözü hemen yerel seçimlere getiriyor. “Evet, önümüzdeki seçimler, bir yerel yönetimler seçimi. Evet, yerel yönetim seçimlerinde oyumuz genel seçimlere göre düşük” diyor. Ondan sonra bir “ancak” var. Asıl sözlerini o “ancak”tan sonra söylüyor. “Ancak muhalefet bunu istismar etmeye açık duruyor. Ancak bu sistemin yoluna devam etmesi ve bir meşruiyet tartışması yaşanmaması için cumhur ittifakı olarak yüzde 52’nin altına düşmememiz lazım. Yerel yönetim seçimlerinde böyle bir zorunluluk yok. Ama muhalefet bunu istismar etmek için bekliyor. O nedenle bunu bir genel seçim gibi düşünüp çalışmamız gerekiyor. Yerel seçimlerin genel seçimler gibi olması lazım. Yüzde 52’nin altına düşmemeliyiz. Zaten cumhur ittifakının hedefi budur, cumhur ittifakının manası budur” diyor.

Ama sözü burada bitmiyor. Değerlendirmesini iki uyarı ile noktalıyor:

- MHP ile cumhur ittifakı yapıyoruz. İttifaka dikkat edin.

- Kibirlerinizi, egolarınızı bir kenara bırakın.

SEÇİM SONUÇLARI GÖSTERGE OLACAK

Gözler artık 31 Mart’a çevrildi. Yerli ve yabancı sermaye 31 Mart seçimlerinin sonuçlarını görmek istiyor. Seçimlerde cumhur ittifakının elde edeceği oy oranı, ekonomiden dış politikaya kadar birçok alanda dünyaya bir mesaj olacak. Ayrıca yerel seçimlerden sonra, Türkiye 2023 yılına kadar seçimlere gitmeyeceği için önümüzde seçimsiz 4.5 yıl gibi bir süre duruyor.

Yazının devamı...