"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

Anketten ne çıktı?

14 Kasım 2018

Kararsızlar dağıtılmadan önceki oranlara göre AK Parti yüzde 39.6, CHP 21.4, MHP 13.2, İYİ Parti 3.2, HDP 2.1, SP 1.7, BBP 1.6, Vatan Partisi ise 0.2 çıkıyor. Peki kararsızların oranı ne? Yüzde 12.7 oranında kararsız çıkıyor. Hilmi Daşdemir, adaylar belirlenmeden “kararsızları” paylaştırmayı doğru bulmadıklarını belirttiği için yukarıdaki sonuçları vermekle yetineceğim.

Belediye başkan adayları ilan edildikten ve seçim kampanyası başlayıp liderler meydanlara çıktıktan sonra daha sağlıklı sonuçlar elde edilecek.

Anket sonuçlarına bakılınca bir parti hariç siyasi partilerin 24 Haziran’da oy veren seçmenleri muhafaza ettikleri anlaşılıyor. Ankete katılanlar “Yerel seçimde oyunu neye göre veriyorsun?” sorusuna yüzde 59 oranında “Partime göre”, yüzde 34.9 oranında ise “Beğendiğim adaya göre” yanıtını veriyor. Ancak bu tercih her partide aynı oranda çıkmıyor. Yerel seçimlerde AK Parti’ye oyunu vereceğini söyleyenlerin yüzde 73.4’ü “Partimin adayına oy veririm” diyor. “Beğendiğim adaya oy veririm” diyenlerin oranı yüzde 22’de kalıyor. HDP’lilerin yüzde 75’i, İYİ Parti seçmenlerinin ise yüzde 73.5’i partisinin adayına oy vereceğini söylüyor.

Buraya dikkat lütfen. “Adaya göre oy veririm” diyenlerin oranı CHP ve MHP seçmenlerinde daha yüksek çıkıyor. CHP seçmeninin yüzde 61.7’si “Partime göre oy veririm” derken adaya göre oy vereceklerini söyleyenlerin oranı 37.4’e çıkıyor. MHP seçmeninin yüzde 62.7’si partisinin adayına oy vereceğini söylerken yüzde 36.3’ü “Beğendiğim adaya oy veririm” diyor.

 CUMHUR İTTİFAKI NASIL YANSIDI?

24 Haziran seçimlerine “cumhur ittifakı” olarak katılan AK Parti ile MHP’nin yerel seçimlerde ittifak yapmayacağı açıklandı. Peki bu anketlere nasıl yansıdı?

İttifakın sona ermesini olumsuz bulanların oranı yüzde 32.7 olurken, olumlu bulanların oranı ise yüzde 45.6’ya yükseliyor.

AK Parti seçmenlerinin yüzde 39.7’si olumlu bulurken yüzde 42’si olumlu bulmuyor. MHP seçmenlerinde bu yüzde 42.7’yle daha yüksek bir oranda gerçekleşmiş. MHP’lilerin yüzde 35.9’u ise olumsuz buluyor.

Yazının devamı...

Öztürk Yılmaz’la ne konuştuk, Mansur Yavaş ne söyledi?

13 Kasım 2018

Biri Türkçe ezan çıkışıyla gündeme gelen CHP’li Öztürk Yılmaz.

Diğeri Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için muhalefetin gözdesi olan Mansur Yavaş.

Öztürk Yılmaz’la ilgili CHP’de çifte disiplin soruşturması sürüyor. Biri Türkçe ezan tartışmasıyla ilgili. Diğeri ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik “İstifa etmiyorum, sıkıysa partiden at” çıkışıyla ilgili. Öztürk Yılmaz’ın Türkçe ezan çıkışını konuşmak üzere aradığımda Kılıçdaroğlu’nu hiç bu kadar sinirli görmemiştim. Daha ben sormadan takır takır konuşmaya başladı. “Arapça ezan İslam dinimizin bir değeridir. Dünyanın neresinde okunursa okunsun ezanın İslam’ın bir çağrısı olduğunu ifade eder ki dünyanın her yerinde de ezan Arapça okunur” dedi. Ben daha “CHP” demeden o, “CHP’li olan, CHP’nin kararlarına ve politikalarına uymak zorundadır. Herkes istediği gibi hareket edemez. İstediğim gibi hareket ederim derseniz o zaman partiden ayrılırsınız” diyerek kapıyı gösterdi.

Kılıçdaroğlu’na meydan okumayı tercih eden Öztürk Yılmaz’ın jet hızıyla partiden ihraç edilmesi bekleniyor.
Öztürk Yılmaz’la konuştum. “CHP’den ihraç edilirse parti kuracak” söylentisini sordum. Cevap vermek istemedi. Ama “yok” da demedi. CHP tabanından yoğun ilgi gördüğünü söyledi. “Telefonlarım susmuyor, odam dolup taşıyor” diye konuştu. “Ben Arapça ezan okunmasın demedim. Biri derse ona ilk karşı çıkan ben olurum. Ama Türkçe ezan okunsun dedim. Dinle ilgili değil, dille ilgili bir çıkıştı” diye ilave etti. İzlenimimi sorarsanız, Öztürk Yılmaz siyasi literatürümüze Mümtaz Soysal’ın kazandırdığı şekliyle “vuruşarak çekiliyor”. CHP’den ihraç edildiğinde parti kurup yoluna devam edecek gibi görünüyor.

MANSUR YAVAŞ ADAY OLACAK MI?

Mansur Yavaş’a gelince, siyasi hayatının kritik süreçlerinden birini yaşıyor. Bu seçimde hem İYİ Parti hem CHP onu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olarak göstermek istiyor. Meral Akşener, “Mansur Yavaş’ın Ankara adaylığını kabul etmesini çok isterim” dedi. Kılıçdaroğlu, “Bizim istediğimiz, düşlediğimiz Ankara’yı hayata geçirebilecek bilgi birikimine sahiptir Mansur Yavaş” diyerek açık çek verdi.

Mansur Yavaş

Yazının devamı...

Erdoğan il il rapor alıyor, muhalefet ittifakı zorluyor

12 Kasım 2018

Belediye başkan adaylarının belirlendiği süreçte ise tam tersi yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan her il için ayrı ayrı rapor istiyor. Erdoğan’a rapor verenlerin dikkatini çeken bir noktayı paylaşmak istiyorum. Erdoğan her ille ilgili raporu değerlendirirken daha önce kendisinin o ile ziyareti sırasında tuttuğu notları da yanında hazır bulunduruyor. Seçimler 5 ay içinde yapılacak ama Erdoğan şimdiden iki nokta üzerinde mesaisini yoğunlaştırdı.

1- Belediye başkan adaylarının belirlenmesi

2- Seçim kampanyası ve seçim stratejisinin belirlenmesi

AK Parti’de 6-7 Kasım günleri toplam 12 saat süren bir çalışma yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılan toplantıya Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Teşkilat Başkanı Erkan Kandemir, Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki, Tanıtım ve Medya Başkanı Mahir Ünal, Genel Sekreter Fatih Şahin ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik katıldı.

TAKVİM NASIL İŞLEYECEK?

81 il konuşuldu, Gaziantep iline kadar ayrıntılı olarak çalışıldı. Aynı heyet bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında tekrar toplanarak kaldığı yerden çalışmalarını sürdürecek. 

1- Öncelikle devam edecek olan belediye başkanları açıklanacak.

2-

Yazının devamı...

ABD’nin PKK kararı ne anlama geliyor?

8 Kasım 2018

Ya da Öcalan’ı paketleyip Türkiye’ye teslim ettikleri gibi Karayılan, Bayık ve Kalkan’ı da bir sabah paketleyip Türkiye’ye teslim edecekleri beklentisine girmeyin.

ABD’nin PKK’nın ‘troykası’nın başına koyduğu ödülle ilgili Ankara’da “ihtiyatlı bir iyimserlik” söz konusu. Öyle aman aman eteklerin zil çaldığı sevinçli bir durum söz konusu değil ama atılan adım küçümsenmiyor. Tam aksine siyasi ve sembolik anlamı büyük bir karar olarak görülüyor. ABD, PKK’yı 1997 yılında terör örgütü listesine aldı. PKK’nın bazı yöneticilerinin kara para aklama suçu kapsamında ABD’deki mal varlıklarının dondurulması yoluna gidildi. Ama PKK’nın ilk üç numarasının başına para ödülü ilk kez konuluyor. Belli ki bu karar öncesinde Türkiye ile ABD arasında bir arka kapı diplomasisi işlemiş, mutfakta bir şeyler pişirilmiş. Çünkü karar Ankara’da sürpriz olarak karşılanmadı.

ÜÇ SORU

Ankara’da cevabı aranan sorular var.

1- ABD, PKK’yla ilgili bir konsept değişikliğine mi gidiyor?

2- ABD, Irak’taki PKK ile Suriye’deki YPG’yi ayrıştırıyor mu?

3- PKK’nın aleyhine adım atan ABD’den YPG’nin lehine bir hamle mi gelecek?

Öcalan

Yazının devamı...

Erdoğan’ın seçim stratejisi ve yeni sistem

7 Kasım 2018

Neden dün? Çünkü salı günü olması nedeniyle 4 partinin de grup toplantısı vardı.

Devlet Bahçeli, MHP grubunda kürsüdeydi. Kulisi MHP’liler, Meclis’in bahçesini ise İYİ Partililer doldurmuştu. AK Parti grubunun olduğu tarafta ise iğne atsan yere düşmezdi. Cumhurbaşkanı’nın gelişi yaklaştıkça kalabalık artmaya başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar da uzun bir aradan sonra Meclis’teydi. KADEM yöneticileriyle birlikte Cumhurbaşkanı’nı karşılamak üzere protokol kapısına yürüdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelmesiyle birlikte meydan miting alanına dönüştü. Erdoğan gruba doğru yürürken fırsatını bulan belediye başkan aday adayları öne fırlayıp kendini tanıtmaya çalıştı. Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Cumhurbaşkanı’nın grup konuşmasını salonda izledi ancak milletvekilleri kendisine yer vermek istemesine rağmen ayakta durmayı tercih etti.

Meclis’te salonlara, kulislere sığmayıp bahçeye taşan kalabalığın nedeni ise belediye başkan aday adaylarıydı. Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın grup konuşmasını biraz da bu gözle izledim. Erdoğan seçim startını verdi. Seçim kampanyasını ise bir kez daha Kılıçdaroğlu üzerine kuracak. Böylece seçimleri AK Parti ve CHP yarışına çevirecek. Muhalefet lideri olarak sadece Kılıçdaroğlu’nu hedef alacak. Böylece miting meydanlarından bolca “Bay Kemal” sesleri yükselecek. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Meral Akşener’i değil, Muharrem İnce’yi hedef almıştı. Böylece muhalif oylar İnce’de toplanırken muhafazakâr seçmende CHP karşıtlığının oluşmasını sağlamıştı. CHP Lideri’nin de bu durumdan rahatsız olduğunu sanmıyorum. Bir tek hakaret ettiği için tazminat ödemeye mahkûm oluyor.

Cumhurbaşkanı sadece seçim stratejisinin ipuçlarını vermedi. Aynı zamanda AK Parti açısından bir çıta ortaya koydu. “Hedefimiz mahalli seçimlerin tümünün üzerinde bir oy oranına ulaşmak” dedi.

BİNALİ YILDIRIM SORUSU NASIL GELDİ?

AK Parti 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde yüzde 45.5 oy almıştı. Erdoğan onun bir tık üstünü işaret etti. Erdoğan konuşmasını tamamladı, kulise çıktı. Cumhurbaşkanlığı muhabirleri ise bir köşeye mevzilenmişlerdi. Erdoğan’a iyi sorular sorarak haberi söküp aldılar. O sorulardan biri, Meclis Başkanı Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığıydı. Soru “Sayın Meclis Başkanı’nın ismi geçiyor. Sizin de gönlünüzdeki isim Binali Yıldırım mı, bir karar verildi mi?” diye gelince Erdoğan, “Sizin bu gönlünüzden geçenleri temenni ediyorum ki takvim içerisinde gideririz. Biraz sabırlı olmakta fayda var” diye karşılık verdi. Cumhurbaşkanı’nın açıklamasından sonra kulis karıştı. Kimi bu sözleri Binali Yıldırım için yeşil ışık olarak yorumladı, kimi kinayeli bir cevap olarak gördü. Ben işin içinden çıkamadım. Takdir sizin.

Ama

Yazının devamı...

Kaşıkçı cinayetinde oynanan oyunlar

6 Kasım 2018

Suudi Arabistan, BM İnsan Hakları Konseyi’ne Kaşıkçı cinayetine karışanların adalete teslim edileceğini bildirdi. Bu açıklama üzerine heyecanlandım. Suudi Arabistan’da tutuklanan 18 kişi yargılanmak üzere Türkiye’ye mi teslim edilecek diye düşündüm. Cinayetin işlendiği yer İstanbul, olaya ilişkin deliler ise Türkiye’nin elinde. Suudi Arabistan adaletin tecelli etmesi için faillerin Türkiye’de yargılanmasına izin vermeli diye akıl yürüttüm. Ancak Ankara’da yaptığım kısa bir sorgulamada kazın ayağının hiç de öyle olmadığı sonucuna ulaştım. Suudi Arabistan’ın olayın üstünü örtme çabası içinde olduğu izlenimi edindim.

Ayrıca bu açıklamanın yeni bir tarafı da yok. Kaşıkçı cinayetinde parmakların gösterdiği veliaht prens Muhammed bin Selman da 25 Ekim’de “Kaşıkçı olayının faillerinin cezaları caydırıcı olacak” demişti. Hem de Kaşıkçı cinayeti için “çirkin ve acı verici” tanımını kullanarak. Tabii ne kadar acı verici olduğunu ancak o bilir.

Bu durumda siyasi bir cinayet adli bir vakaya dönüşür, fatura üç-beş kişiye kesilir, böylece olayın üstü kapatılmış olur. Kaşıkçı’nın cesedinin yerini bildirmeyen olayın aydınlatılmasını ister mi? Peki bu takdirde kimse adaletin tecelli ettiğine inanır mı, Suudi Arabistan bu şaibeden kurtulabilir mi? Asla.

KAŞIKÇI’NIN OĞLU NASIL ÇIKARILDI?

Suudi yönetimi önce Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü kabul etmemişti. Türkiye’nin ısrarlı baskıları üzerine önce cinayetin varlığını kabul etti, sonra arbede sırasında öldüğünü ifade etti. Sonra da bunun planlı bir cinayet olduğu noktasına gelindi. Hadi tüm iyimserliğimizi kullanarak cinayeti işleyenlerin yargılanacağını düşünelim... Peki, cinayeti planlayan ve Kaşıkçı’nın ortadan kaldırılması talimatını verene dokunulmayacak mı?

Bu siyasi cinayetin bir siyasi bedeli olmayacak mı?

Cinayeti organize eden 4 ismin veliaht prense olan yakınlığına dikkat çekilmişti.

Kraliyet Divanı Müsteşarı Bakan

Yazının devamı...

Erdoğan Kılıçdaroğlu’na neden gülümsedi?

5 Kasım 2018

Söz konusu Kılıçdaroğlu olunca sert ifadeler kullanan Erdoğan bunları anlatırken gülümsüyor. Ama bu tebessüm sizi yanıltmasın. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Kılıçdaroğlu aleyhine dava açacaklarını söyledi.

Elbette ki Kaşıkçı cinayetiyle ilgili tek değerlendirmesi bu olmuyor. “Olay bütün açıklığıyla ortada. Başından beri planlanmış bir cinayet. İşin peşini bırakmayacağız” diye konuşuyor. ABD Başkanı ile yaptığı görüşmeye değinerek “Trump konuyu açmayınca ben de açmadım. Ama Kaşıkçı cinayetini Trump’la Paris’te konuşacağız” diye ekliyor.

Erdoğan, Kaşıkçı cinayetinde şimdiye kadarkinden farklı bir strateji izliyor. Washington Post’a yazdığı yazıda “Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi emrini Hadim ül Harameyn Kral Selman’ın verdiğine inanmam kesinlikle mümkün değildir” demişti. Ama ardından ilave etmişti, “Cemal’in katledilmesi emrinin Suudi hükümetinin en üst makamlarından geldiğini de iyi biliyoruz”.

Erdoğan, Kaşıkçı olayında Kral Selman ile veliaht prensi ayrı yere koymaya özen gösteriyor. Hatta ‘Hadim ül Harameyn’, yani ‘Mekke ve Medine’nin hizmetkârı’ unvanını hatırlatarak Kral Selman’a jest yapıyor. 

Kral Selman da bu jesti karşılıksız bırakmıyor. Kaşıkçı cinayetinden sonra iki kez görüştüğü Erdoğan’a “15 Temmuz ve 24 Haziran’dan sonra ziyaretinize gelemedim. Benim hatam. Kusuruma bakmayın” diyor. Ardından, G-20 zirvesine uçağıyla birlikte gitmeyi teklif ediyor. Erdoğan bu davete teşekkür etmekle yetiniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump’la yaptığı konuşmayı son yılların en iyi görüşmesi olarak nitelendirmişti. Suudi Arabistan Kralı Selman’la konuşmasını ise son dönemlerin en iyi görüşmesi olarak görmek mümkün. Farklı stratejiden kastım bu. Erdoğan, Kral Selman’ı onore ederken bir parmağıyla da veliaht prensi işaret ediyor.

Erdoğan-Trump ve Kral Selman üçgenine burada noktayı koyup iç siyasete ilişkin gelişmelerin perde arkasını aktarmak istiyorum.

İSTANBUL’DA İBRE KAYIYOR

Yazının devamı...

Suudi savcı neyin peşindeydi?

1 Kasım 2018

Başsavcı el Muceb, iki şeyin peşindeydi.

1- Kaşıkçı’nın cep telefonu

2-Cinayet anına ilişkin ses kayıtları

Cemal Kaşıkçı’nın cep telefonundan kimlerle görüştüğünü tespit etmeye çalışan Başsavcı, ısrarla cinayet anını yansıtan ses kayıtlarına ulaşmaya çalıştı.

CIA Başkanı Gina Haspel’in ziyareti sırasında MİT’in elindeki ses kayıtlarının dinletildiği söylenmişti. CIA’in elindeki ses kayıtları da bizimkiler tarafından dinlendi mi orasını bilemiyorum. Çünkü CIA’in, daha önce Kaşıkçı’nın Riyad’a kaçırılmak istendiğini tespit ettiği yazılmıştı. Başsavcı’nın ülkemizden ayrılmadan önceki gece MİT İstanbul Bölge Müdürlüğü’ne gittiği söylendi ama bu doğru bir bilgi değildi. Başsavcı MİT’e gidemediği için böyle bir imkanı olmadı.

HAYATİ SORULAR CEVAPSIZ

Suudi Başsavcı, İstanbul’daki temasları sırasında cinayeti aydınlatmak yerine Türkiye’nin elindeki delilleri öğrenmenin peşine düştü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan, görüşme sırasında Başsavcı el Muceb’e üç soru sordu.

1-

Yazının devamı...