"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

Yeni dönemin şifreleri

16 Ekim 2018

1 Ekim tarihinde ise “12 Ekim’deki mahkemede Brunson’la ilgili kararın sonuçlanması bekleniyor. Yani, işlediği suçlardan dolayı mahkûmiyet verilip yargılamasının adli kontrol şartı olmadan devam etmesi gibi. Bu durumda 13 Ekim’de Brunson’ı ABD’de uçağın merdivenlerinden inerken görebiliriz” diye not düşmüştüm.

13 Ekim tarihinde ise dünyaya Brunson’ın Beyaz Saray’da başkan Trump’ın omzuna elini koyup dua eden fotoğrafı geçildi. Trump’ın Brunson üzerinden Türk ekonomisini hedef alan tweet’ler attığı dönemde füze hızıyla yükselen dolar, krizin çözümüyle birlikte önemli ölçüde gerilemeye başladı.

Her kriz aynı zamanda bir fırsattır. Brunson kriziyle kilitlenen Türk-Amerikan ilişkileri, Brunson’ın serbest bırakılmasıyla birlikte yeni bir ivme kazanacak gibi görünüyor. Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür eden ve Türkiye ile ilişkileri geliştirmekten söz eden açıklamaları da bunu gösteriyor.

ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİ

Madem Brunson’ı bırakacaktık, bu krizi neden yaşadık diye sorulacak. Bu haklı ve meşru bir soru. Elbette ki bir hasar tespiti yapılacak. Buradan dersler çıkarılacak. Ancak önümüze bakmalıyız. Krizi fırsata çevirme durumundayız. Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump’ın bir telefon görüşmesi yapması bekleniyor. ABD ile ilişkilerini düzelten, Avrupa Birliği ile ilişkilerini ise geliştirme yönünde olan bir Türkiye’ye ihtiyaç var.

Brunson krizinin en büyük faydası Türkiye’nin tekrar AB gündemine dönmesi oldu. Reform Eylem Grubu 3 yıl aradan sonra toplandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya ziyareti, yeni dönemin bir işareti olabilir. AB açısından öncelikli gündem maddelerinden olan Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye Onursal Başkanı Taner Kılıç ile CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun serbest bırakılmasıyla bir ilerleme sağlandı. Şimdi gözler 11 Aralık’ta yapılacak Reform Eylem Grubu toplantısında açıklanacak olan “Yargı Reformu Stratejisi”ne çevrildi. Ancak orada çözmemiz gereken bir sorun duruyor. İşadamı Osman Kavala’nın tutukluğundan söz ediyorum. Nasıl ki Brunson’ın serbest bırakılmasıyla Türk-Amerikan ilişkilerinde krizi fırsata çevirme imkânı doğdu, aynı şeyi Osman Kavala ile Avrupa Birliği’yle ilişkilerde de yakalayabiliriz. Ancak Osman Kavala hakkında henüz bir iddianame hazırlığı yoktur. Edindiğim izlenime göre uzun bir süre daha olmayacak.

YENİ DÖNEM YENİ ŞİFRE

Cumhurbaşkanı

Yazının devamı...

Acım çok büyük

15 Ekim 2018

Çünkü annemi kaybettim. O benim sıkıntıda olduğumda sığınağım, huzur bulduğum dua kapımdı. “Anacığım” dediğimde “Yavrum” diyen o ses artık yok. Annesizliğin ne olduğunu yeni anladım. Hayatımda büyük bir boşluk oluştu. Mekânı cennet olsun. Bugün beni affedin. Çünkü acım çok büyük...

 

 

Yazının devamı...

Kaşıkçı olayının seyri değişebilir

11 Ekim 2018

Türk-Arap Medya Derneği Başkanı Turan Kışlakçı’nın anlatımına göre Kaşıkçı, bir dönem basın danışmanlığını yaptığı Londra’daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği’yle temas kurmuş, İstanbul’a yönlendirmişler.

Rejim muhaliflerine, “Güvenli olarak gördüğünüz Türkiye’de dahi sizi ortadan kaldırırız” mesajı verilmek için özellikle Türkiye seçilmiş. Amaç sadece Kaşıkçı’nın ortadan kaldırılması olsa, çok sık seyahat eden gazeteci istense başka yöntemlerle de ortadan kaldırılabilirdi.

Ama özellikle Türkiye’de olması istenmiş. Adeta iz bırakmak istenircesine hem Türkiye’nin güvenli bir ülke olmadığı mesajı verilmek istenmiş, hem de bize “Türkiye’ye gelir, istediğimiz adamı ortadan kaldırırız” denilmek istenmiş.

Cemal Kaşıkçı, 28 Eylül Cuma günü öğleden sonra Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’na müracaat etmiş. İçeride ilgilenmişler, ancak saat geç olduğu için 15 dakikada yetiştirilecek olan evrakın yetişmediği söylenmiş, haftaya gelmesi istenmiş.

Yazının devamı...

Cemal Kaşıkçı olayında 5 karanlık nokta

10 Ekim 2018

Çünkü Kaşıkçı, 2 Ekim günü saat 13.14’te Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’na giriş yaptıktan sonra bir daha çıkamadı. Emniyet birimleri Kaşıkçı’nın öldürüldüğü kanaatinde. Zaten kendisi de öldürülme kuşkusu taşıyor olmalı ki belli bir saate kadar dışarı çıkmadığı takdirde nişanlısından AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay’ı ve Türk-Arap Medya Derneği Başkanı Turan Kışlakçı’yı haberdar etmesini istemiş. Eğer böyle bir önlem almasa çıkmadığından dahi haberimiz olmayacaktı.

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosu Reuters’e kapılarını açarak Kaşıkçı’nın ölü ya da dirisinin konsolosluk binasında olmadığını ispat etmeye çalıştı. Muhammed el Katibi, olay günü güvenlik kameralarının çalışmadığını itiraf etti. Dolap kapaklarının açılarak bir insanın öldürülmediğinin ispat edilmesi çabasına ilk kez tanıklık ettik.

Emniyet birimlerimizin başkonsolosluk binasındaki incelemeleri sırasında kameraların arızalı mı olduğu, yoksa kapatıldığı mı belirlenecek. Kapatıldıysa 2 Ekim’den önce ne zaman kapatıldığı ve daha sonra açılıp açılmadığı belirlenecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirttiği gibi, Kaşıkçı’nın yaşadığını ispat etme görevi artık Suudi Arabistan’ın. Çünkü şu ana kadar Kaşıkçı’nın başkonsolosluk binasına girdikten sonra çıktığına dair bir kanıt sunamadılar. Devletler yoruma göre değil, delillere göre hareket eder. 8 gün içinde delillerin yok edildiğini tahmin etmek güç değil. Ama delil kırıntısına dahi ulaşılsa Kaşıkçı olayı aydınlatılabilir.

Bu aşamada Kaşıkçı olayında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammet bin Selman’ı gösteren işaretler artıyor. Kaşıkçı’yı başka yöntemlerle ortadan kaldırmaları mümkünken neden İstanbul Başkonsolosluğu seçildi, adres vermek istercesine bu cinayet neden Türkiye’de işlendi sorularının cevaplandırılması gerekiyor. Burada hem Türkiye’ye hem de rejim muhaliflerine “En çok güvendiğiniz ülkede sizi ortadan kaldırırız” mesajının verilmek istendiği açık. Türkiye bunun altında kalamaz. 

Cemal Kaşıkçı’nın başkonsolosluk binasının içine girdiği anda derdest edildiği ve Suudi Arabistan’dan gelen istihbaratçılar tarafından sorgulanıp öldürüldüğü kanaati mevcut. İstihbaratçı dedim, sorgulama dedim, öldürüldü dedim, çünkü o yönde belirtiler var. Madde madde sıralıyorum:

1) Cemal Kaşıkçı’nın binaya giriş görüntüsü var. Ancak başkonsolosluk yetkilileri çıkış görüntüsünü sunamadı. Sokağı izleyen hiçbir kamerada Kaşıkçı’nın çıkış görüntüsü tespit edilemedi.

2)

Yazının devamı...

‘Cumhur ittifakı’ için formül bulundu mu?

9 Ekim 2018

Özhaseki, milletvekillerinin yerel seçimlerle ilgili sorularına doyurucu yanıtlar veriyor. Sunum ve soru-cevap bölümünün tamamlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan sözü alıyor. “Seçim kazanacak adaylarla halkın karşısına çıkacağız” diye söze başlıyor. Daha önce açıkladığı gibi ehliyet ve liyakate önem vereceklerini, tevazu sahibi isimleri aday göstereceklerini anlatıyor. Milletvekilleri, Erdoğan’ın sözlerinden mevcut belediye başkan adaylarının önemli oranda değişeceği mesajını çıkarıyorlar.

Erdoğan iki noktanın üzerinde duruyor:

1) İyi adaylar çıkaracağız.

2) Her yerde aday göstereceğiz.

Erdoğan, ‘cumhur ittifakı’na ilişkin değerlendirmesini ise sona bırakıyor.

“MHP ile gerçekleştirdiğimiz cumhur ittifakı, seçim ittifakından öte bir şeydir. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu meselelerde, yerli ve milli konularda taraf olmak demektir. O nedenle bunu bir seçim ittifakı olarak görmemek lazım. Biz bu ittifakı sürdürmekte kararlıyız” diyor.

Merhum Aydın Menderes, Refah Partisi’ne katılım töreninde, “Pazara kadar değil, mezara kadar” demişti. ‘Cumhur ittifakı’ için aynı şeyi söyleyecek kadar iddialı değilim. Ama Erdoğan bu ittifakı 2023’e kadar sürdürmekte kararlı.

TOPLANTIDA NE KONUŞULDU?

Yazının devamı...

Erdoğan hangi talimatı verdi?

8 Ekim 2018

Bunda şaşırtıcı bir şey yok. Çünkü bir süredir ülkenin gündemini ekonomi belirliyor. Altı ay içinde seçimlere gideceğimiz halde kimse belediye başkan adaylarıyla ilgilenmiyor. Fiyat artışı öncelikli gündem maddesi haline gelmiş durumda. Dış politikadan terörle mücadeleye, Suriye’deki gelişmelerden yerel seçimlere kadar önemli konularda bakanlar sunum yaptı. Martta yapılacak yerel seçimler masaya yatırıldı. Ama hiçbir gündem maddesi ekonomi kadar ilgi çekici olmadı. Milletvekilleri en çok ekonomideki gelişmelere ilişkin sorular sordular.

Milletvekilleri kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da diğer başlıklara rağmen ekonomi üzerinde bu denli ağırlıklı durması dikkati çekti. Erdoğan iki hamle yaptı, bir de talimat verdi. Öncelikle kamuoyuna açık bir şekilde yaptığı iki hamleyi kaydetmek istiyorum.

McKinsey konusundaki tartışmalara son verdi. “Fikri danışmanlık hizmeti de almayacağız” dedi. Erdoğan böylece yerel seçimlere giderken muhalefetin kozunu elinden almış oldu. İkincisi ise IMF defterini bir daha açılmamak üzere kapattı.

Talimatına gelince, ekonomik krizin gündemden düşürülmesi ve halkın pahalılıktan şikâyetine son verilmesi için her türlü tedbirin alınmasını istedi. Ülke olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Ekonomin önemli siyasi sonuçları oluyor. Bunu en iyi bilen insanlardan biri Cumhurbaşkanı Erdoğan. Ecevit 1979’da ve 2001’de ağır ekonomik krizler yaşattığı için iki defa başbakanlığı kaybetti. Özal ise 12 Eylül yönetimine rağmen “Ekonomiyi iyi biliyor” imajıyla tek başına iktidar oldu. Erdoğan ise 16 yıllık iktidarı boyunca Türkiye’yi büyüttü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kızılcahamam kampının kapalı bölümünde en fazla ağırlığı ekonomiye verdiği ve “Bizim dönemimizde bu ülkede ekonomik kriz yaşatmamakta kararlıyız” dediği söyleniyor.

Bunun için bir dizi paket uygulamaya konuluyor. Hafta içinde enflasyonla topyekûn mücadele süreci başlatılacak. Fiyatlama, indirim ve stokçulukla etkin mücadele için düğmeye basılacak. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, enflasyonla mücadelenin sadece Merkez Bankası ve bir bakanlığın görevi olmadığını belirtip “Elinizi taşın altına koyun” diye çağrı yapacak.

Türkiye’nin yaşadığı sorunun iki ayağı var. Biri ekonomik diğeri siyasi. Krizin siyasi ayağına ilişkin önemli bir haftaya giriyoruz.

BRUNSON NE OLACAK?

Bu hafta bir anlamda Brunson haftası olacak. Çünkü 12 Ekim Cuma günü Brunson davası var. Kamuoyunda Brunson’ın bırakılması yönünde büyük bir beklenti var. Piyasalar rahip olayını olumlu yönde fiyatladı. Tersi olursa ne olur bilemiyorum tabii. Ancak beklendiği gibi Brunson’ın serbest kalması söz konusu olursa, 10 Ağustos’tan sonra başlayan Trump krizinin siyasi ayağı çözülmüş olacak. Brunson’la ilgili mahkemenin sonuçlanacağı, mahkûmiyet verilen rahibin yattığı süre dikkate alınarak serbest bırakılacağını düşünüyorum. Ondan sonra bizi güllük gülistanlık bir dönem bekliyor iddiasında değilim. 4 Kasım’da bizi de yakından ilgilendiren İran’la ilgili yaptırımlar açıklanacak. Trump’ın olduğu bir dünyada kimseye huzur yoktur. Kastetmek istediğim krizin siyasi ayağı çözülmüş, dış baskı hafifletilmiş olacak. Böylece krizin ekonomik boyutuyla mücadele etmek durumunda kalacağız.

Yazının devamı...

Erdoğan ile Bahçeli ne zaman görüşecek?

4 Ekim 2018

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Lideri Bahçeli, önümüzdeki hafta bir araya gelecekler. Erdoğan’ın 8-9 Ekim tarihlerinde Macaristan’a yapacağı ziyaretten sonra görüşme gerçekleşecek.

Ancak iki partinin yetkilileri bugün ya da yarın bir araya gelecekler. Bu hafta sonu AK Parti’nin Kızılcahamam’da kampı var. Elbette ki bu konu gündeme gelecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MYK’da MHP ile resmi görüşmelerin başlaması talimatını verdi. Yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki’ye “Görüşün” dedi.

Zaten daha önce AK Parti’den Mehmet Özhaseki ile MHP’den Sadir Durmaz bir araya gelmiş, ‘cumhur ittifakı’nın devamı yönünde bir irade beyanında bulunmuşlardı. Özhaseki ve Durmaz, ittifak zeminini sıcak tutmak için bir niyet beyan etmişlerdi. Ama artık iki parti arasında resmi görüşmeler başlayacak. Bu arada formatta da bir değişiklik var. Yeni isimler katılacak, görüşmeler ikili ya da üçlü gerçekleşecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP ile ittifak görüşmelerini yapmak üzere Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ile Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki’nin görevlendirildiğini açıklamıştı. MHP’den görüşmelere Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın ile Sadir Durmaz katılacak. Tabii bu ikili olursa. Çünkü Bahçeli, Fethi Yıldız isminden de söz etti. Fethi Yıldız’ı af teklifinin mimarı olarak biliyoruz, ama aynı zamanda MHP’de seçim ve hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Fethi Yıldız da ittifak görüşmelerine katılırsa bu kez AK Parti’den Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz heyete dahil olacak. Böylece üçlü görüşmelere geçilecek.

HEYETLER ÇALIŞMALARA BAŞLIYOR

AK Parti ile MHP heyetleri ittifak için bugün ya da yarın görüşecekler. Uzun bir çalışma yapmaları bekleniyor. Ancak liderler görüşmeden önce heyetlerin bir kez daha bir araya gelmesi bekleniyor. Her aşamada Erdoğan ile Bahçeli’yi bilgilendirecekler. İttifak işini olgunlaştırana kadar çalışmalarını sürdürecekler. Heyetler işin formülünü bulacak. Liderler ise son kararı verip kamuoyuna açıklama yapacaklar. 

Yerel seçim ittifakı 24 Haziran milletvekili seçimlerinde olduğu kadar kolay değil. 1984 yılında çıkarılan yerel seçim yasasında ittifaka ilişkin bir düzenleme yer almıyor. İkincisi ise her iki parti de her yerde seçime gireceklerini açıkladılar. Bahçeli sadece İstanbul’da aday göstermeyeceklerini söyledi. AK Parti MYK’da bunlar enine boyuna tartışıldı. Her detay çalışıldı. Sıra formül bulmaya geldi.

ADAY PROFİLİ

Cumhurbaşkanı

Yazının devamı...

Erdoğan şifreyi verdi

3 Ekim 2018

AK Parti Grup Toplantısı yeni bitmişti. Erdoğan, Meclis’ten ayrılırken gazetecilerin olduğu bölüme geldi. “Merhabalar nasıl gidiyor arabalar” diye takıldı. Güzel bir hava oluştu.

Ama gazeteci her yerde gazeteci. Kanal D Muhabiri Seçil Özer bu fırsattan yararlanarak Erdoğan’a “Sorularımız olabilir mi?” dedi. Erdoğan grup konuşmasını işaret ederek, “Sorularınıza yanıt veremedim” diye karşılık verdi. Ancak “Hadi sorun” dercesine bir havası vardı. Seçil, “Af konusunda merak ettiklerimiz var” deyince Erdoğan, “Sabır, sabır, sabır...” diyerek yürümeye başladı.

Erdoğan, af konusundaki görüşlerini açıkladı. Şahsa karşı işlenen suçları devletin affetme yetkisi olmadığını söyledi. Ancak MHP af teklifini Meclis’e sundu. AK Parti ile MHP siyasette ‘cumhur ittifakı’ olarak uzun soluklu bir yürüyüşün içindeler. Bahçeli, af teklifini ittifaktan ayrı tutarak Erdoğan’ın elini rahatlattı. Ama nihayet itibariyle af konusu iki partinin ilişkileri açısından önemli olacak. Erdoğan’ın af konusundaki mesafeli tavrı biliniyor. AK Parti’nin hukukçu kurmayları af konusunda bir çalışma yaptılar. Siyahları ve beyazları ortaya koydular. AK Parti destek vermek ya da karşı çıkmak yerine üçüncü bir yolu tercih edebilir.


Yazının devamı...