"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

Anketler neyi gösteriyor?

19 Ekim 2017

Anketler kararsızların oranını yüzde 30 olarak gösteriyor. Önemli bir oran. Ancak kamuoyu araştırma kuruluşlarına göre ise, “Bu durum anormal değil, halk siyaset yorgunu. Seçimlere uzun bir süre var. Ayrıca bu sistematik bir reaksiyon değil. Yani bir siyaset arayışından kaynaklı değil.”

Bu değerlendirmeden tatmin olmadığımı anlayınca biraz daha detaya giriyorlar.

“Türkiye’de yüzde 70 sadık seçmen kitlesi var. Yüzde 30 oranındaki kararsızların yüzde 15’i sandığa gitmiyor. Ama seçim sürecine girince kararsızların yüzde 15’i sandığa gidecek, böylece seçimlere katılım oranı yüzde 85 olacak. Bu iyi bir oran.”

Kararsızların yeni bir siyaset arayışı yok deniliyor. Peki o zaman Meral Akşener neden parti kuruyor? Akşener’in partisi neden merak ediliyor? Akşener henüz partisini kurmadığı için kamuoyu araştırmalarında sorulmamış. Sahada varlığı tespit ediliyor ama oy oranı parti tabelası asıldıktan sonra ölçülmeye başlanacak.

Bir de ‘mutsuz seçmen’ kavramı var. Mutsuz seçmen nedir? ‘Henüz partisini değiştirmemiş ama demokrasi, insan hakları, ekonomi ve dış politikadaki uygulamalardan rahatsız olan kesim.’

BEYAZ AK PARTİLİLER

AK Parti 15 yıllık iktidarı sürecinde, üniversite mezunu, bireyselleşmiş, sorgulayan, iyi bir gelir seviyesine sahip, dış dünya ile entegre bir seçmen kitlesi oluşturdu. ‘Beyaz muhafazakârlar’ ya da ‘Beyaz AK Partililer’ denilebilir. AK Parti seçmeninin yüzde 15’ini oluşturuyor. AK Parti geleneksel politikalarla, ‘Beyaz Ak Partili’leri ikna etmekte zorlanıyor. AK Parti’nin önünde duran ikinci sorun ise her seçim döneminde 1 milyon 200 bin gencin oy kullanacak yaşa gelmesi.

Tüm bu etkileri dikkate aldığımızda şu andaki tablo ne? Partilerin oy oranı nasıl? 1 Kasım seçimleri ile oluşan dengenin devam ettiği söyleniyor... Birkaç puanlık sapma ile birlikte. Kararsızların oranı dağıtıldığında AK Parti yüzde 49-50 oranına ulaşıyor. CHP yüzde 25-26 oy oranını koruyor. Ayrıca CHP seçmeni en kararlı seçmen kitlesini oluşturuyor. 16 Nisan referandum sonuçlarının dramatik farklar içermemesi ve adalet yürüyüşü gibi etkiler nedeniyle CHP seçmeni ilk kez huzursuz seçmen kitlesinde yer almıyor.

Yazının devamı...

Akıncı Üssü’nde başka görüntüler var

18 Ekim 2017

Genelkurmay Başkanı Akar’ın, kendisini derdest edenlerle birlikte koridordan geçerken kaydedilmiş birkaç saniyelik bir görüntüsü var. Yaşar Güler’in görüntüsü ise daha uzun. Ama Yaşar Güler’le ilgili görüntüler eksik. Güler’in gece geç saatlerde bir görüntüsü var. Belli ki insani ihtiyacını gidermek için çıkarmışlar Yaşar Güler’i. Ancak yayınlanan kamera görüntülerine göre daha fazla sayıda silahlı asker var. Yaşar Paşa’nın gözleri bağlı, elleri arkadan ters kelepçeli, kafasına bandana geçirilmiş, arkasında ise tam 3 sıra silahlı asker yer alıyor. Hem de neredeyse namlularını Yaşar Paşa’nın omzuna dayamışlar.

Tabii yayınlanan görüntülerde darbenin mimarlarından Mehmet Dişli de yer alıyor. Hem Hulusi Akar’a eşlik ediyor hem de koridora çıkıp darbecilerle telefon görüşmesi yapıyor.

Bu görüntüler şimdi neden ortaya çıktı, zamanlamasının özel bir anlamı var mı tartışmasına girmeyeceğim ama tek görüntü bunlar değil. Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Abidin Ünal’ın görüntüleri de var.

Abidin Ünal, darbe haberini aldığında İstanbul’da Moda Deniz Kulübünde Mehmet Şanver Paşa’nın kızının düğünündeydi. Darbecilerin Hava Kuvvetleri Harekât Merkezi’ni ele geçirdiklerini tespit ettiği anda harekete geçip, onları devre dışı bırakan müdahaleleri yapmıştı. Hava Kuvvetleri Harekât Merkezi’ni kör edip, Eskişehir’deki Birleşik Hava Harekât Merkezi’ni aktif hale getirmişti. Ayrıca düğünde bulunan Havacı generalleri darbecilerle mücadele etmeleri talimatıyla Eskişehir’e göndermişti.

TAKIM ELBİSELİ, KRAVATLI GÖRÜNTÜ

Abidin Paşa, düğünde bulunduğu sırada derdest edilip Ankara’ya getirildiği için Akıncı Üssü’nde takım elbise ve kravatlı görüntüsüyle yer alıyor. 15-16 Temmuz
tarihlerinde tam 6 görüntüsü var. 15 Temmuz gecesi ve 16 Temmuz’da Akıncı Üssü’nden kurtarıldığı ana kadar koridorda kamera açısının kaydedebildiği alan içerisinde bir yere gidip geliyor. Burası insani ihtiyaçlarını giderdiği bir yer mi, yoksa orada bir yere gidip birileriyle bir görüşmesi mi oluyor, o belli değil. Ancak geceki görüntüler birkaç dakika içinde gidiş-geliş görüntüsü olduğu için daha çok lavabo-tuvalet ihtiyacını gidermek olarak değerlendiriliyor. Her görüntü de aynı değil. İlk başlarda arkasında iki sıralı silahlı askerler eşliğinde getirilip götürülüyor Abidin Paşa. Ancak üç görüntüden sonra arkasındaki silahlı asker sayısı azalıyor. Son görüntüde silahlı asker yok. Belli ki darbeciler kaybettiklerini anlayıp silahlı askerleri çekmişler.

AKIN ÖZTÜRK’ÜN GÖRÜNTÜSÜ

Yazının devamı...

Erdoğan’la Gökçek ne konuştu?

17 Ekim 2017

Geçen hafta, direnen bir Gökçek vardı. İstifa etmeyeceğini belirtiyor, “Beni görevden alsınlar” diyordu. Bu hafta ise rüzgâr tersine döndü. İstifa kararını almış ancak onurlu bir çıkış arayan bir Gökçek var.

Gökçek’in iyi bir final yapmak istemesi kadar doğal bir şey yoktur. “Çoluğuma çocuğuma ne anlatacağım, yolsuzluğum mu var, FETÖ’cü müyüm, neden istifa edeceğim” demesinin insani bir tarafı vardı. Herkes şeref ve haysiyeti için yaşar. Ama bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü bir değişim süreci var. Peki hem istifa hem onurlu bir final mümkün mü? Mümkün.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Melih Gökçek 5 Ekim Perşembe akşamı 1 saat 45 dakika süren bir görüşme yapmıştı. Erdoğan, “Benim bu şekilde çekilmem doğru olmaz” diyen Gökçek’e, “Bu işi fazla uzatma, istifa et” demişti. Gökçek, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile dün bir görüşme daha yaptı. İstanbul’dan Ankara’ya dönen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Esenboğa Havaalanı’nda karşılayıp ayaküstü konuştu. Soğuk bir görüşme olmadı. Erdoğan elini tuttuğu Gökçek’le ayaküstü sohbet etti. Peki bu Gökçek’in devam edeceği anlamına mı geliyor? Hayır.

ARALARINDA KONUŞMA

Önce Erdoğan ile Gökçek arasında yaşanan diyaloğu aktarmak istiyorum.

- Sayın Cumhurbaşkanım, siz ne isterseniz ben onu yaparım. Ankara’yı kaybetmeyelim.

- Tabi, her zaman görüşürüz.

Gökçek

Yazının devamı...

Gökçek istifa ediyor mu?

16 Ekim 2017

Pazar günü Melih Gökçek’in makamını topladığı, pazartesi ya da salı günü istifa edeceği haberleri yayıldı. Görüştüğüm kaynaklar ise böyle bir sürecin beklenebileceğini ancak yine de ihtiyatlı olmak gerektiğini söyledi.

Gökçek ve AK Parti açısından zor bir süreç yaşanıyor. Gökçek, görevi bırakması yönündeki telkinlere karşı direniyordu. “Çoluğuma çocuğuma ne anlatacağım, yolsuzluğum mu var, FETÖ’cü müyüm, neden istifa edeceğim” diye itiraz ediyordu.10 gün içinde görevini bırakması yönündeki talepler karşısında, “İstifa etmeyeceğim, beni görevden alsınlar” diye karşılık veriyordu. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığı üzerine son günlerde bir yumuşama belirtisi seziliyordu. Hafta sonu ise istifa edeceği haberleri gelmeye başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan MYK toplantısında, “Melih Bey’le son bir kez daha konuştum. Gereğini yapacak” demişti. AK Parti bu işi suhuletle çözmek istiyor. Ama kolay bir iş değil. Ancak Erdoğan bu konuda kararlı, geri vitesi yok. “Gereğini yapmayan olursa biz gereğini yapacağız” diyor.

GÖKÇEK’İ KİLİTLEME

Gökçek konusunda başka bir hareketlilik ise AK Parti Ankara İl Başkanlığı’nda yapılan bir toplantı oldu. Gökçek direnmeye başlayınca, Ankara İl Başkanlığı’nda belediye meclis üyeleri ile toplantı yapılarak, belediye meclisinde karar alınmaması istendi. Bu, Gökçek’in kilitlenmesi anlamını taşıyordu. Gökçek, bu adımın ne anlama geldiğini gördü. AK Parti istifa etmemekte direnen belediye başkanları için bir yol haritası belirledi. Buna göre direnen başkanlar için ikna çabaları son ana kadar sürdürülecek ancak bu mümkün olmadığı takdirde ihraç yoluna gidilmeyecek. İhraç edildiği zaman belediye başkanlığı görevini sürdürdüğü için bu yol tercih edilmedi. İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınması yöntemi benimsendi. Eğer bu hafta içinde Gökçek’in istifası netleşirse sırada Balıkesir ve Bursa Belediye Başkanları var. Erdoğan, MYK toplantısında bu sürecin uzamasının partiye zarar vereceğini belirterek kasım ayına kadar sonuçlandırılmasını istedi.

GÖKÇEK’İN YERİNE KİM GELECEK

Bu arada Gökçek’in görevi bırakmamasının perde arkası aralanmaya başladı. Gökçek, Erdoğan’la görüşmesinde, “Benim bu şekilde çekilmem doğru olmaz” demişti. 2019 yerel seçimlerine kadar görevini sürdürmeyi istiyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise o görüşmede Gökçek’e hatalarını sıralayıp, “Bu işi fazla uzatma, istifa et” karşılığını vermişti. Erdoğan ile görüşmeden sonra istifasını açıklamaması Gökçek’in, Kadir Topbaş gibi sessiz sedasız bir şekilde çekilmeyeceğini gösterdi. Kendisine yakın isimlere, 2019’a kadar görevinin başında olduğu, Erdoğan’ın kendisine 2019’dan sonra aday olmayacağını kuvvetli bir şekilde hissettirdiği haberlerini sızdırdı. Hiçbiri doğru değildi. Bu Erdoğan’ın önerisi değil, Gökçek’in zaman kazanma formülüydü. Aslında Gökçek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesinin de gizli kalmasını istiyordu. Öyle ki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde olmasına rağmen Ankara Büyükşehir Belediyesi’ndeki makam telefonu üzerinden konferans yaptırarak irtibat kurduğu gazetecilere, “Ben belediyede çalışıyorum. Cumhurbaşkanı ile görüşme yok. Nereden çıkarıyorsunuz” diye tepki gösteriyordu. Bu görüşmeleri yaptıktan birkaç dakika sonra Cumhurbaşkanı ile görüşmesi başladı.

Gökçek’le ilgili sürecin kolay olmayacağı biliniyordu. Öyle de oldu. Ama sanıyorum Gökçek krizinde sona gelindi. Erdoğan’ı ikna edemeyeceğini anlayan Gökçek’in istifa kararı aldığı söyleniyor.

Peki

Yazının devamı...

Krizi çözme çabaları ve John Bass’e sorular

12 Ekim 2017

Reste rest diyen Türkiye, İncirlik Üssü’nü kapatacak mı?

Türkiye ile ABD arasındaki kriz derinleşecek mi, yoksa çözülecek mi?

Öncelikle şunu söyleyebiliriz; İncirlik Üssü’nün kapatılması gibi bir seçenek masada değil. Krizin derinleşmesi için değil, tam aksine çözülmesi için çaba sarf ediliyor. Türkiye ile ABD arasındaki krizlerin bitmesini beklemek gerçekçi olmaz. Ama vize krizini daha da tırmandıracak bir hava yok. Türkiye temkinli. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sancak’taki konuşmasında bu konuya değinmedi. Başbakan Binali Yıldırım, “Temennimiz ilişkilerin en kısa sürede normale dönmesidir” dedi. ABD’li oyuncular Emma Cannon ve Brionne Jones’un vize sorununda Dışişleri devreye girdi. ABD Büyükelçisi John Bass, vize krizinden bu yana dün ilk kez Dışişleri Bakanlığı’ndaydı. Müsteşar yardımcısı Ahmet Muhtar Gün ile görüştü. Vize kararıyla Türk-Amerikan ilişkilerine ağır bir hasar verilmesini sağlayan John Bass’in, krizin başından bu yana söylediği en doğru söz, “Sorun iki hükümetin diyaloğuyla çözülür” oldu. Washington’da yaşanan kaotik durum nedeniyle arzu edilen hızda ilerleme sağlanamıyor. Ama Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ABD’li mevkidaşı Tillerson’ın görüşmesi önemliydi.

ZOR SORULAR

Bardağı taşıran damla konsolosluk görevlisi Metin Topuz’un gözaltına alınması olabilir ama Astana sürecinden bu yana bir enerji birikimi olduğu belli. Fetullah Gülen’in iadesi konusunda sürekli defans yapması nedeniyle, AK Parti cephesinde bir süredir, “John Bass kimin büyükelçisi?” sorusu soruluyordu. O da diplomasi muhabirleri ile buluşmasında Gülen’in iadesi konusunda, “Masumiyet karinesi temel ilkedir” diyerek Gülen yanlısı duruşunu korudu. Peki 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişimi sırasında hayatını kaybeden 250 kişinin masumiyet karinesi ne olacak? Turuncu tulum giydirip Türkiye üzerinden Guantanamo’ya taşıdığınız El Kaide şüphelileri için masumiyet karinesi aradınız mı? Kapısını kırarak girdiğiniz Rusya’nın San Francisco Konsolosluğu için de masumiyet karinesi geçerli mi? Masumiyet karinesi aradığınız için mi, Usame bin Ladin’i ayağına taş bağlayıp denizin dibine attınız? Türk askerinin başına çuval geçirirken de masumiyet karinesiyle mi hareket ettiniz? Gülen’e karşı bu ilginin sebebi ne?

SABOTE EDİLİYOR

Türkiye’yi hem Rusya eksenine kaymakla suçlayacaksın hem Rusya’nın uygulamadığı yaptırımları uygulayacaksın! ABD’de bir irade Türkiye’yi Batı ittifakından koparıp Avrasyacı olmaya itiyor. Bu kuşku tek taraflı değil, Türkiye açısından da geçerli. Türkiye-ABD ilişkilerinin düzelmesini istemeyen bir el devreye girip süreci sabote ediyor. Türkiye, ABD ve AB’den izole ediliyor. Vize kararıyla birlikte İran, Libya, Somali, Suriye, Yemen, Çad, Kuzey Kore ve Venezuela ile aynı lige itiliyor. İktidarın bu konuya eğilmesinde yarar var. 15 Temmuz öncesine göre FETÖ, Batı’da daha da güçlendi. Türkiye’nin Batı ittifakından kopmasının, ABD ve AB ile ilişkilerinin daha da kötüleşmesinin kime yararı var? Türkiye‘ye yararı olmadığı belli.

 

Yazının devamı...

Kriz tırmanacak mı çözülecek mi

11 Ekim 2017

AK Parti’de krizi büyütmeme eğilimi ağır basıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna’ya hareket etmeden önce yapacağı açıklamayı iptal etti. Ukrayna’da yaptığı açıklamada ise, kararın üzüntü verici olduğunu belirtmekle yetindi. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’ın açıklama yapmasına ihtiyaç duyulmadı. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, “Popülizme kaçmadan, suhuletle, itidalle bu meseleyi halletmek lazım” dedi. Başbakan’ın AK Parti grubundaki, “Bize yapılanın karşılığını misliyle veririz” çıkışı dahi, devlet olmanın gereği olarak izah edildi. Ta ki Cumhurbaşkanı Erdoğan Sırbistan’da konuşana kadar.

Erdoğan, iki aşamalı tepki ortaya koydu.

1- ABD yönetimini hedef aldı. “Üst düzey yöneticilerin Dışişleri Bakanımızla herhangi bir görüşme yapmaması yadırgadığım bir konudur. Ankara’daki bir büyükelçinin kalkıp da böyle bir karar alması, sonra da ben bunu devletim adına aldım demesi düşündürücüdür. Eğer durum böyleyse ABD’deki üst düzey yönetimlerle bizim konuşacak bir şeyimiz yok” dedi.

2- Krizin mimarı olarak gördüğü Ankara Büyükelçisi John Bass’a yüklendi. Erdoğan, “Büyükelçi bunu kendi kafasına göre aldıysa ABD üst yönetiminin o büyükelçiyi orada tutmaması gerekir. ‘Sen Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl bozarsın’ demesi gerekir. Benim büyükelçim böyle bir şey yapsa bir dakika tutmam” dedi. Erdoğan’ın tepkisi, “John Bass, giderayak istenmeyen adam ilan edilir mi?” sorusunu gündeme getirmişti. Erdoğan, John Bass’ın veda ziyaretlerinin kabul edilmeyeceğini söyledi. Böylece fiilen John Bass’ı  istenmeyen adam ilan etti... Böylece John Bass, Cumhurbaşkanı tarafından, “persona non grata” ilan edilen bir büyükelçi oldu.

BÜYÜK BALIK

ABD Konsolosluğu görevlisi Metin Topuz’un, FETÖ bağlantısı nedeniyle tutuklanması üzerine başlamıştı bu kriz. Metin Topuz, “FETÖ’nün büyük balığı” olarak görülüyor. Erdoğan, “Bu kişinin FETÖ soruşturmasında önce gözaltına alınıp sonra tutuklanması, sonra bir kişi için daha gözaltı kararı alınması bir defa İstanbul Başkonsolosluğu’nda bir şeylerin döndüğünü gösteriyor” dedi. FETÖ’nün TSK imamı Adil Öksüz de 15 Temmuz’dan 6 gün sonra ABD Başkonsolosluğu tarafından aranmıştı. Hem de vize başvurusunda verdiği telefon numarasından değil, farklı bir hattan.

Hürriyet Gazetesi Yazarı Sedat Ergin, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü’nde bulunan FETÖ’nün TSK imamlarından Kemal Batmaz’ın, darbe girişiminden kısa bir süre önce Pensilvanya’ya gittiğine dair belgeyi yayınlamıştı. ABD topraklarında hazırlanıp Pensilvanya’dan yönetilen 15 Temmuz darbe girişiminden Amerikan istihbaratının haberinin olmamasına ihtimal verilmiyor. John Bass’ın, “orantısız” tepkisi üzerine, “FETÖ- Darbe-ABD üçgenindeki ilişki ağının ortaya çıkması kaygısından mı kaynaklanıyor?” diye soruluyor.

Düne kadar krizin arka kapı diplomasisi ile çözüleceği havası vardı. Dünden itibaren bu krizi ancak

Yazının devamı...

Cumhurbaşkanı milliyetçiliği nasıl anlattı

10 Ekim 2017

Cumhurbaşkanı Erdoğan üç yıl aradan sonra katıldığı Afyon kampını dolu dolu
geçiriyor. Açılış ve kapanış konuşmalarından ayrı olarak milletvekilleriyle birebir
görüşmeler yapıyor. Randevu talebinde bulunan 20’ye yakın milletvekili ile görüşüyor. Milletvekillerini dinleyip notlar alıyor, sorularını yanıtlıyor. Başbakan Binali Yıldırım ise ikinci gün Bakanlar Kurulu üyeleriyle birlikte milletvekilleriyle istişare toplantısı yapıyor. Milletvekillerinin sorularına kimi zaman kendisi cevap veriyor, kimi zaman ilgili bakanın yanıtlamasını istiyor. Afyon kampından sonra konuştuğum milletvekilleri memnundu. “Hava olumluydu. Çok yararlı oldu” dediler. Toplantıya Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik’in davet edilmesi olumlu karşılanmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Herkesi kucaklayacağız” diyerek yeni dönemin işaretini veriyor.

Afyon kampında beklendiği gibi ön plana çıkan konulardan biri Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık referandumu oluyor. AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ ile 23. Dönem Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt arasında bir gerginlik yaşanıyor. Kurt’un, “Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Kerkük Kürtler tarafından işgal edildi’ dedi. Bu doğru değil. Sayın Cumhurbaşkanı yanlış bilgilendiriliyor. Bu bilgi ve belge neredeyse bize gösterilsin” şeklindeki sözlerine Selçuk Özdağ “Toplantı bitsin sana öğreteyim, o belgeleri sana göstereyim” diye karşılık veriyor. Musul ve Kerkük hakkındaki tarihi kaynaklar üzerinde devam eden tartışma medeni bir şekilde sonuçlandırılıyor.

BARZANİ CEVABI

 Barzani’ye yönelik eleştirilerin gündeme getirilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlara kulak asmayın. Biz onlara son ana kadar her türlü yardımı yaptık. Maaş veremeyecek hale geldiklerinde maaşları biz ödedik. Ama onlar böyle önemli bir kararı alırken bizimle konuşmadılar” diyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da “Cuma gününe kadar gizli diplomasi yürüttük. Ama bizi dinlemediler” diye konuşuyor. Her iki açıklamada da derin bir aldatılmışlık duygusu seziliyor.

Bölge milletvekillerinden biri ikili görüşmede,

Yazının devamı...

Gökçek’e verilen mesaj

9 Ekim 2017

Erdoğan, değişim konusunda kararlı. Çünkü önünde, değişimi kendisi yapamadığı için milletin sandıkta değiştirdiği ANAP ve DYP örneği duruyor. Özal’ın Çankaya’dan inip yeni parti kurma hazırlıkları yaptığı bir dönemde eski ANAP’lılar, partiyi diriltmek için kendisini ziyaret etmişti. Özal, “Partiler doğar. Büyür ve ölür. ANAP öldü, şimdi ‘yeni parti’ kurma zamanı” demişti. Kardeşi Yusuf Özal’ın başına geçirdiği partinin adı da ‘Yeni Parti’ydi.

Erdoğan, 7 Haziran ve 16 Nisan sonuçlarını esas alıyor. “Milletimiz bize 7 Haziran’da çok net mesajlar verdi” sözü de bu gerçeğe işaret ediyor. O nedenle 16 Nisan gecesi değişimin düğmesine bastı. Önce partide ve hükümette değişimi gerçekleştirdi. AK Parti, seçimlerde milletvekillerinin yüzde 60-65’ini, yerel yönetimlerin yüzde 25’ini, teşkilatların ise yüzde 65-70’ini yenileniyordu. Ancak bu seferki değişim talebi, AK Parti’nin varlık ya da yokluk nedenine dönüştü. AK Parti değişim sürecinden başarıyla çıkarsa, Türkiye’nin geleceğinde var olmaya devam edecek.

ERDOĞAN NE YAPAR?

AK Parti’deki değişim sadece kadrolardaki yenilenme ile sınırlı tutulursa, sehpanın bir ayağı eksik olacak. Çünkü millet değişim derken sadece il başkanlarını ya da belediye başkanlarını kastetmiyor. Kadrolardaki değişim halkasının söylem ve politikalardaki değişimle güçlendirilmesi gerekiyor.

Peki değişimini talep ettiği belediye başkanları direnirse Erdoğan ne yapacak? Değiştirilmesini istediği isimlerle seçimlere gittiği takdirde kaybedeceğini biliyor. “Kimle kazanacaksak seçime onunla gideriz” demesi ondan. 16 Nisan referandumunda oyların düştüğü yerlerde, sonuçlarda belediye başkanlarının etkin olduğunu gördü. O nedenle, “Mahalli İdareler seçiminden ne kadar güçlü olarak çıkarsak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine o kadar güçlü ve moralli gireriz” diye uyardı. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçiminde çelme yemek istemiyor. O nedenle şimdiden tedbir alıyor. Sorunun uhuletle ve suhuletle çözülmesini istiyor. Ama Erdoğan bu işin hiçbir zaman liderliğinin tartışılması noktasına varmasına izin vermez.

GÖKÇEK’LE GÖRÜŞME

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüştüğü Melih Gökçek’e, “Bu işi fazla uzatma” dediği söyleniyor. Gökçek’in, “Benim bu şekilde çekilmem doğru olmaz” dediği ve yerel seçimlerin yapılacağı tarihe kadar görevinin başında kalmak isteğini ilettiği söyleniyor. Erdoğan’ın ise Gökçek’e yaptığı hataları sıralayıp, Ankara’daki gerilemeye neşter vurulmadığı takdirde seçimlerin kaybedilme tehlikesini anlattığı söyleniyor. Erdoğan, değişim ihtiyacının kaçınılmaz olduğunu anlatıyor ve Gökçek’in hukukunun korunacağını belirtiyor. Gökçek ayrılırken tekrar, “Bu işi fazla uzatma” diyor. Görevden ayrılanlar için hiçbir taahhüt altına girilmiyor ama eğer Gökçek sorun çıkarmadan çekilmeyi başarırsa, onun için yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan başdanışmanlığı ve milletvekili adaylığı gibi seçenekler konuşuluyor.

Hatta

Yazının devamı...