"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

Erdoğan’ın sözleri gizli anlaşmaya mı dayanıyor?

25 Eylül 2018

Erdoğan bu sözleri İdlib’de Putin’le anlaşıp uluslararası başarıya imza atmış bir lider olarak söyledi. Erdoğan’ın bu sözlerinin satır aralarından Soçi anlaşmasının sadece İdlib’le sınırlı olmadığı anlaşılıyor.

Türkiye ile Rusya, Doğu Guta’da ve Halep’te sivillerin tasfiyesinde rol oynadı. Erdoğan ve Putin İdlib’de ise büyük bir sivil katliamının ve göç dalgasının önüne geçen anlaşmanın mimarları oldular. Bu ilişkinin bir geçmişi var. Sadece Doğu Guta ve Halep örneği değil; Rusya ile işbirliği sayesinde DEAŞ’a karşı Fırat Kalkanı, PKK-YPG’ye yönelik Afrin operasyonlarını gerçekleştirdik.

10. MADDEYE DİKKAT

İdlib’e müdahaleyi kimyasal silah kılıfına sokarak Şam’a operasyona hazırlanan ABD’nin planını Soçi anlaşması ile akamete uğrattık. Ancak yukarıdaki sözlerden anlaşıldığı kadarıyla Erdoğan ile Putin’in Suriye mutabakatı sadece İdlib’le sınırlı değil. Bu noktayı sorduğum yetkililer, İdlib anlaşmasının 10. maddesine dikkat çekiyorlar. 10. maddede, “İki taraf, her türlü tezahürde Suriyedeki terörizmle mücadele konusunda kararlılıklarını yineledi” deniliyor. “Soçi anlaşması sadece İdlib’i kapsayan bir anlaşma değil. 10. maddede yer aldığı şekliyle Suriye’deki terörizmle mücadeleyi kapsıyor” diye konuşuyorlar. Belli ki Erdoğan ile Putin arasında 10. maddenin altını dolduran gizli bir mutabakat var. Tabii ülkeler her şeyi açıklamaz.

Bunun bizi en çok ilgilendiren tarafında ise Fırat’ın doğusu yer alıyor. Fırat’ın doğusunda kim var? ABD’nin korumasındaki PKK-YPG var. Erdoğan bu mesajı nerede veriyor? ABD’ye adım attığı anda. Erdoğan zaman ayarlı bu mesajıyla aynı zamanda stratejik bir hamle yaptı. Mesajın sadece ucunu gösterdi. Türkiye-Rusya ittifakının ABD’nin güdümündeki Fırat’ın doğusunu da ilgi alanlarına aldığını hissettirdi. Erdoğan’ın bu mesajından sonra ABD’lilerin görüşmek için daha istekli olacaklarını düşünüyorum.

GEREKİRSE SİLAH KULLANILACAK

Bu arada İdlib sürecine ilişkin elde ettiğim bilgileri de paylaşmak istiyorum.

Soçi anlaşmasının en zayıf halkasını HTŞ başta olmak üzere irili ufaklı terör örgütlerinin silah bırakmaya yanaşmaması ve yeniden çatışma başlatmaları oluşturuyor.

Yazının devamı...

Erdoğan’ın Amerikalı yatırımcılarla toplantısının perde arkası

24 Eylül 2018

Erdoğan’ın programında Başkan Trump’la bir görüşme öngörülmüyor. Ama Erdoğan, ABD’ye hareketinden önce “ABD tarafından bir talep gelirse değerlendiririz. Şu anda herhangi bir şey söz konusu değil” diyerek açık kapı bıraktı. BM’deki oturumda ya da yemekte iki liderin arasında bir temas kurulması sürpriz karşılanmamalı. Yaşanan gerilimin ardından diyaloğa iki ülkenin de ihtiyacı var. Hem de her zamankinden fazla. Erdoğan’ın Amerika’daki temaslarından sonra Almanya’ya geçmesi de bir o kadar önemli. Almanya ziyareti Avrupa Birliği ile ilişkilerin seyri açısından büyük önem arz ediyor.

Ülkeler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde ve krizlerin aşılmasında ekonomi, en önemli kanallardan birini oluşturuyor. Rus uçağının düşürülmesi sonrasında yaşanan krizin aşılmasında işadamı Cavit Çağlar’ın oynadığı role dikkat çekmek istiyorum. Başkanlığını Mehmet Ali Yalçındağ’ın yaptığı Türk-Amerikan İş Konseyi’nin düzenleyeceği programda Amerikalı yatırımcılarla bir araya gelecek olmasını önemsiyorum. “Cumhurbaşkanı burada verdiği mesajları Amerika’da daha güçlü bir şekilde ifade edecek” denildiği için Erdoğan’ın, 19 Eylül’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ABD’li şirketlerin Türkiye temsilcileri ile yaptığı toplantının perde arkasını paylaşmak istiyorum.

ERDOĞAN’IN GÜVENCESİ

Toplantıya Microsoft, Citibank, Google, Amazon, Philip Morris, Boeing, Pepsi Cola, Coca Cola ve IBM gibi dünya devi olan şirketlerin temsilcileri katılıyor. 30 dev kuruluşun temsilcilerinin yer aldığı toplantı, Türk-Amerikan ilişkilerinin içinde bulunduğu soğuk havanın tam tersine sıcak bir ortamda gerçekleşiyor. Erdoğan’ın toplantıya süre sınırlaması koymaması, şirket temsilcilerine tek tek söz vermesi, toplantının başında yaptığı konuşma ile gelebilecek soruların önemli bir kısmına yanıt vermesi katılımcılar açısından rahatlamaya neden oluyor. Erdoğan, “ABD ile sorunların iş dünyasını olumsuz etkilemesini istemem” diye başlıyor sözlerine ve “Serbest piyasa prensiplerinden taviz verilmeyecek” diyerek bitiriyor.

3 saat süren toplantı boyunca Cumhurbaşkanı’nın konuşulanları tek tek not alması dikkatlerden kaçmıyor. “Efendim, her konuşmayı pür dikkat dinliyor ve not alıyorsunuz. Bugün bu kaçıncı toplantınız, nasıl bu kadar diri kalabiliyorsunuz, bunun formülü nedir” diye soruyorlar. Erdoğan, “Sizlerin heyecanı bizi ayakta tutuyor” diye yanıt veriyor. Erdoğan söz verdiği şirket temsilcisine Türkiye’deki faaliyet alanları ve ekonomik büyüklükleri hakkında bilgi vermelerini istedikten sonra, “Türkiye’deki yatırımlarınızı nasıl arttırabilirsiniz? Bu konuda ne yapabiliriz” diye soruyor. Erdoğan toplantının sonunda şirket temsilcilerine çok önemli bir güvence veriyor: “Kendinizi ülkenizde hissedin. Sıkıntılı olduğunuzda ben buradayım” diyor. Bunun üzerine Amerikalı yatırımcılar, “Başka bir ülkede yabancı yatırımcıya böyle bir ortam hazırlandığını düşünmüyoruz. Biz çok şanslıyız” diye karşılık veriyorlar. Toplantıdan çıkan mesajları olumlu koduyla merkezlerine ileteceklerini ifade ediyorlar. Türkiye ile ilişkilerin düzelmesi için ABD Ticaret Odası nezdinde ve STK’larda girişimde bulunacaklarını belirtiyorlar.

ERDOĞAN’IN BRUNSON MESAJI

ABD ile yaşanan sorunun görünen yüzünde rahip Brunson olayı yer alıyor. Peki, görüşmede Brunson olayı gündeme geliyor mu? Gelmez olur mu? Cumhurbaşkanı Erdoğan çok net mesajlar veriyor.

“Bizi tehdit ederek çözüm bulamazsınız. 48 saat sonra bırakmazsan şunu yaparım, bunu yaparım tavrı bize sökmez. Burası Muz Cumhuriyeti değil” diyor. Ama bence krizin arkasındaki psikolojiyi yansıtan şu cümle çok önemli; “Halbuki biz kriz yaratan değil, çözüm olmak isteriz. Ama bu yaklaşımla değil”.

Yazının devamı...

Adnan Hoca’nın masonluğu ve kediciklerin örtünmesi

20 Eylül 2018

Onlarla ilgili gelişmeleri takip ediyor, aynı zamanda savunma hakkına olan saygım gereği Adnan Oktar’dan gelen açıklamaları da paylaşıyorum.Adnan Oktar, 23.08.2018 tarihli mektubunda birçok konuya açıklık getirmeye çalışmış. Bunlardan birisi de Mehdilik meselesi. Hiçbir zaman kendisinin Mehdi olduğunu söylemediğini ifade ediyor. Zaten Mehdilik iddiasında olanların hiçbiri ‘Ben Mehdiyim’ demiyor. Ama Adnan Oktar gibi öyle bir Mehdilik tarifi yazıyorlar ki sadece adı ve soyadını vermiyorlar. Faaliyetlerine Karaköy’den başlayan Adnan Oktar da Mehdi’nin “Karaköy’den çıkacağını” belirtip DEAŞ’ın ‘kara bayrak’ açmasını Mehdiliğe bir delil olarak gösteriyor.

Hem Mehdi hem mason olunmaz. Adnan Oktar, mektubunda masonluğunu reddetmiyor. Zaten etse ne olacak? Törenle masonluk belgesini almış, bunu büyük bir onur gibi kamuoyuyla paylaşmıştı. Sadece, “Masonluğum usulen masonluktur” diyor. Mason localarına Kuran-ı Kerim dağıttıklarını söylüyor. Masonluk sıradan bir meslek kuruluşu değil, İslam’a karşı kurulmuş dünyanın en örgütlü topluluğudur. Masonluk Kuran-ı Kerim’e hizmet için girilecek bir yer değil, bir dünya görüşünün tercih edilmesidir. İyi ki Kuran-ı Kerim dağıtmak için başka mesleklere girmemişler...

FETÖ’nün polis imamları Tuncay Opçin ve Mehmet Baransu ile görüşmesini kabul ediyor. Onlara hükümetle uyumlu olmalarını tavsiye ettiğini belirtiyor. Hani Fetullah Gülen’i Mehdi’nin yardımcısı olan Kahtani olarak ilan etmişti ya... Mektubunda ona da bir izah getiriyor. 2013 tarihli bir videoda “Fetullah Hoca, ahir zamanda gelecek mühim şahsiyetlerden birisidir. Fetullah Hoca, Kahtani olabilir. Mehdi’nin yardımcısıdır” diyordu. Açıklamasında ise Kahtani’yi bela getiren anlamında kullandığını söylüyor. Adnan Oktar, “O zaman onlar güçlüydü, bize zarar vermemeleri için böyle bir yolu seçtim” dese anlayacağım, ama düpedüz aklımızla alay ediyor.

MÜZİK VE DANS

Her defasında dekolte kıyafetli ‘kedicik’leriyle TV ekranında yaptığı dansları gündeme getiriyor. Ben ısrarla Peygamberimizin ya da hangi İslam âliminin hayatında böyle bir şey olduğunu soruyorum. Kimsenin dans etmesiyle ya da eğlenmesiyle bir sorunum yok. Ama

dini bir cemaatin lideri iddiasında olan bir şahsın bu sorulara tatmin edici cevap vermesi gerekiyor. Adnan Oktar “Müziğin, dansın, eğlencenin meraklısı değilim” diyor. Diskolardaki, pub’lardaki, plajlardaki insanlara yaklaşmak için dans, müzik ve eğlenceyi tercih ettiklerini söylüyor. Bu arada Cübbeli Ahmet’e de bir taş atıyor. “Cübbeli Ahmet gibi bir görünümle tebliğ mümkün değil” diyor. Cübbeli Ahmet, Ahmet Hakan’la girdiği “öpüşme” polemiğine ara verip bir cevap verirse sevinirim.

ÖRTÜNMEDE HAVVA DURUMU

Adnan Oktar’ın tesettürü “bikini bölgesi” olarak tarif ettiğini aktarmıştım. Zaten ‘kedicik’lerin kıyafeti de bu tarifi doğruluyordu. Mektubunda bu konuya geniş yer ayırmış. “Kuran-ı Kerim’de başörtüsü diye bir şey yoktur, çarşaf vardır” diyor. Madem Kuran-ı Kerim’de çarşaf deniliyor, o zaman ‘kedicik’leri niye çarşafa sokmuyorsun?

Yazının devamı...

İYİ Parti CHP ile ittifak yapacak mı?

19 Eylül 2018

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz’ın bu hafta bir araya gelip ittifakın koşullarını konuşmaları bekleniyor. Ancak henüz bir randevu alınmış değil.

Muhalefette ise ittifak hesapları İYİ Parti üzerine yapılıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, 24 Haziran seçim sonuçlarına göre yapılan bir analizde AK Parti ile MHP’nin ittifak yaptığı takdirde CHP’nin elindeki 9 belediyeyi kaybetme tehlikesine dikkat çekti. İYİ Parti ile ittifak yaptıkları takdirde CHP’nin elinde olan belediyelerin bazılarını koruyabileceklerini söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da ittifaka sıcak baktığı söyleniyor. 24 Haziran seçimlerinden yenilgi ile çıkan CHP’de yerel seçimlerde yaşanacak başarısızlığın neye mal olacağı biliniyor. O nedenle seçim kazandıracak her formüle açıklar.

Peki, ittifakın gözdesi olan İYİ Parti, CHP ile ittifaka nasıl bakıyor? Bu sorunun yanıtına geçmeden önce İYİ Parti’nin seçimlerde etkili olması beklenen yerlerle ilgili verileri paylaşmak istiyorum. Buna göre İYİ Parti, Burdur’da ikinci; Çanakkale, Edirne, Eskişehir, Giresun, Kırklareli, Muğla, Sinop, Yalova, Tekirdağ ve Antalya’da üçüncü; Kocaeli, Hatay ve Zonguldak’ta dördüncü parti durumunda. Yerel seçimlerde kıran kırana bir mücadeleye sahne olacak İstanbul’da yüzde 8.3’le dördüncü parti konumunda; ancak Bakırköy, Bayrampaşa, Büyükçekmece, Çatalca ve Şile’de yüzde 10’un üzerinde. Ankara’da yüzde 1.1’le MHP’nin ardından dördüncü olan İYİ Parti, Elmadağ, Etimesgut, Evren, Gölbaşı, Güdül, Kahramankazan, Kalecik, Keçiören, Kızılcahamam, Nallıhan, Şereflikoçhisar, Sincan ve Yenimahalle’de yüzde 10’un üzerinde.

İzmir’de HDP’nin ardından 10.9’la dördüncü olan İYİ Parti, Bayındır, Bergama, Beydağ, Bornova, Çeşme, Dikili, Foça, Gaziemir, Güzelbahçe, Karaburun ve Karşıyaka ilçelerinde ise üçüncü parti.

İTTİFAK YAPMAYACAĞIZ

24 Haziran’da CHP, Saadet Partisi ve DP ile ‘millet ittifakı’ içinde yer alan İYİ Parti, yerel seçimlerde benzer bir ittifak arayışında olacak mı? İYİ Parti Genel Sekreteri Cihan Paçacı ile konuştum. “Hiçbir siyasi parti ile kurumsal bazda ittifak yapmayı düşünmüyoruz” dedi. Ama tabanda ittifaka kapıyı açık bıraktı. “İttifakı seçmen kendi yöresinde yapıyor, genel merkezin ittifak görüşmesi yapması seçmen bazında sağlıklı sonuç vermez. Çünkü yerel seçimlerin dinamikleri çok farklı. Biz seçimlerde kendi adayımızı çıkaracağız” diye konuştu.

Gördüğüm kadarıyla CHP’nin gözü İYİ Parti’nin üzerinde. Çünkü iki parti Akdeniz’de, Ege’de, Trakya’da ve Marmara bölgesinde oy geçişkenliği yaşıyorlar. Birisi ulusalcı Kemalist ve milliyetçi oylara, diğeri ise milliyetçi, muhafazakâr ve demokrat bir tabana hitap ediyor. CHP o nedenle yerel seçimlerde bir “güç birliği” yapmanın peşinde.

İBRE HANGİ YÖNDE?

Yazının devamı...

Piyasaların OVP beklentisi ve Brunson olayındaki gelişme

18 Eylül 2018

Uzun bir süre sonra döviz ilk kez geriledi. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusunda kuşkuları oluşan uluslararası finans çevrelerine güçlü bir mesaj verilmiş oldu. Dövizde yükselişin başladığı 10 Ağustos tarihinden bu yana en etkin önlem devreye sokuldu.

Bu hafta piyasaların gözü perşembe günü açıklanacak olan Orta Vadeli Plan’da olacak. OVP, piyasaların beklentilerini karşıladığı takdirde ekonomik krizin kontrol altına alınmaya başladığını söyleyebiliriz. Türkiye geçmiş dönemlerde de ekonomik krizlerle karşı karşıya kaldı. Ancak bu kez ekonomik boyutundan ziyade ABD ile siyasi bir kriz yaşıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın, “ABD tarafından Türk ekonomisine yapılan sistematik bir saldırı” diye tanımladığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “müttefikini ayağından vurma”ya benzettiği bir durumla karşı karşıyayız.

Perşembe günü Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından İstanbul’da açıklanacak olan OVP’de cari açığın düşürülmesi, kamudaki tasarrufun yıllara göre takvimlendirilmesi, büyümenin istikrara kavuşturulması gibi hedefler yer alıyor. Bir ara OVP 5 yıllık olacak denildi ama Bakanlık yetkililerinden aldığım bilgiye göre OVP 3 yıllık hedeflere göre hazırlanıyor. Piyasaların beklentileri ile OVP’deki hedefler örtüştüğü takdirde kriz beklentisinde bir kırılma yaşanması bekleniyor. Ekonomin yüzde 50’si güvendir. Hele kriz dönemlerinde bu oran daha da yükseklere çıkar. Eğer OVP piyasalara güven verirse önemli bir psikolojik sınırın aşılması bekleniyor. Tüm çabalar krizin derinleşmesini önleyip uzamasının önüne geçmek.

ALMANYA’YA ÇIKARMA

Krizin tek hayırlı tarafı Türkiye’nin yönünü yeniden AB’ye çevirmesi oldu. 11 Aralık’ta Adalet Bakanlığı’nın ev sahipliğinde yapılacak olan Reform Eylem Grubu toplantısı öncesinde Türkiye-AB ilişkilerine ivme kazandıracak bazı dosyalarda ilerleme sağlanması bekleniyor. Çünkü Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “yargı reformu stratejisinin güncelleneceği”ni ifade etmişti. Batı ile ilişkilerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 4 yıl aradan sonra 28-29 Eylül’de Almanya’ya yapacağı ziyaret önemli olacak. Erdoğan’ın ziyaretinden önce 21 Eylül’de, hem de OVP açıklandıktan 1 gün sonra ekonomi yönetiminden üç bakan Almanya’ya gidecek. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Enerji Bakanı Fatih Dönmez mevkidaşlarıyla görüşmeler yapacaklar. Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, Maliye Bakanı Scholz ve Ekonomi Bakanı Altmaier’le bir araya gelecek. Türkiye krizin önlenmesinde bazı gecikmelere rağmen piyasaların ruhuna uygun kararlar aldı, Batı dünyası ile doğru siyasi ittifaklar kurdu.

BRUNSON’DA YENİ GELİŞME

Peki, bu olayın siyasi ayağını oluşturan rahip Brunson konusunda ne oluyor? Yeni bir gelişme var mı?

Brunson

Yazının devamı...

İttifak formülü Bahçeli’de

17 Eylül 2018

AK Parti ve MHP’den birer yetkili bir araya gelip bir çalışma yapacaklar. Ardından Erdoğan ile Bahçeli bir araya gelecekler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, il başkanları toplantısında “Cumhur İttifakı’ndaki dayanışmamız ne ise yerel seçimlerde de bu ittifakı gerçekleştirme imkânımız olabilir” dedi.

İttifak önerisi Bahçeli’den geldiği için, AK Parti MHP’nin ne düşündüğünü öğrenmek istiyor. İşin püf noktasını Bahçeli’nin kafasındaki ittifak formülü oluşturuyor. MHP nasıl bir ittifak modeli düşünüyorsa AK Parti bunu öğrenip ona göre bir formül geliştirmeyi planlıyor.

Anayasa değişikliği için AK Parti’den Abdulhamit Gül, MHP’den Mehmet Parsak; ‘Cumhur İttifakı’ için AK Parti’den Mustafa Şentop, MHP’den Mustafa Kalaycı bir araya gelmişlerdi. Bu kez de AK Parti’den yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki ile MHP’nin Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz’ın bir araya gelmesi bekleniyor. Bunun için gözler Bahçeli’ye çevrilmiş durumda. Teklif sahibi Bahçeli olduğu için, çalışma MHP Genel Başkanı görüşme yapacak ismi belirledikten sonra başlayacak. Temsilciler çalışacak, bir formül geliştirip liderlere sunacaklar. Yerel seçimler yasasında ittifaka ilişkin bir düzenleme yok. Ancak siyaset çözüm bulma sanatı. Bazı modeller üzerinde duruluyor. Örneğin o ilde bir partinin aday göstermemesi, görüntü aday çıkarması ya da belediye meclisinde üyeliklerinin paylaşılması gibi...

ERDOĞAN’IN ADAY PROFİLİ

Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimlerde izlenecek stratejinin ipuçlarını da verdi.

1) Güçlü aday

Yazının devamı...

MİT saldırıdan 3 gün önce ihbar etmişti

13 Eylül 2018

Önleyici terör konsepti çerçevesinde Türkiye’ye yönelik tehditler, tespit edildikleri ülkelerde etkisiz hale getiriliyor.

Reyhanlı saldırısının faillerinden Yusuf Nazik ile PKK’nın Sincar sorumlusu İsmail Özden’e yönelik operasyonlar yabancı bir ülke istihbaratından destek almadan, baştan sonra MİT operasyonu olarak gerçekleştirildi. MİT aynı zamanda yurtdışında tespit ettiği FETÖ’cüleri de operasyonla yakalayıp Türkiye’ye getiriyor. FETÖ operasyonlarında bulundukları ülkelerin istihbaratından da destek alındığı söyleniyor. Edindiğim son bilgilere göre MİT operasyonuyla yurtdışından Türkiye’ye getirilen FETÖ’cü sayısı 90’a ulaşmış durumda.

Reyhanlı saldırısını planlayan Yusuf Nazik’in Suriye muhaberatı tarafından verilen kimlikle, istihbaratın güvenli evlerinin birinde tutulduğu tespit ediliyor. Suriye muhaberatı Yusuf Nazik’e bir de kod adı vermiş. Kimliğinin netleştirilmesinden sonra uzun süren bir takip gerçekleştiriliyor. Alışkanlıkları ve rutinleri tespit ediliyor. Sonra sıra operasyona geliyor. Şehir merkezinde düzenlenen bir operasyonla derdest edilen Yusuf Nazik, TSK’nın desteğiyle Suriye dışına çıkarılıyor, güvenilir yollardan Ankara’ya getiriliyor.

KOD ADI ‘HACI’

Yusuf Nazik ilk sorgusunda saldırı talimatını Suriye istihbaratından aldığını itiraf etti. “Suriye istihbaratından Hacı kod adlı kişi emretti” dedi. Transit tipi iki araçla patlayıcıyı Türkiye’ye soktuklarını anlattı. Yusuf Nazik ile birlikte Reyhanlı saldırısının faillerinden olan Nasır Eskiocak da daha önce yine bir MİT operasyonuyla Suriye’de yakalanarak Türkiye’ye getirilmişti. Nasır Eskiocak da saldırı talimatını Suriye istihbaratından ‘Hacı’ kod adlı şahıstan aldıklarını itiraf etmişti.

Yusuf Nazik ve Nasır Eskiocak’ın 53 vatandaşımızın feci şekilde can vermesine yol açan Reyhanlı saldırısının talimatını Suriye muhaberatından aldıkları itirafından sonra her fırsatta Esad’la görüşülmesini önerenlerin ne diyeceğini merak ediyorum. Esad’a bu katliamın hesabını mı soracaklar, yoksa yine Türkiye’nin Esad’la diyalog kurmasını mı isteyecekler?

Her iki failin verdikleri bilgilerin birebir örtüşmesinin peşinde değilim. Bu bilgilerin patlamadan 5 yıl sonra ortaya çıkması sizi de şaşırtmasın. Asıl şaşırtıcı olan bu bilgiler patlamadan 3 gün önce MİT tarafından savcı Özcan Şişman’a verildiği halde hiçbir önlemin alınmamasıydı. Saldırıdan üç gün önce savcı Özcan Şişman’a eylemin şekli, eylem sırasında kullanılacak olan araçların plakaları, şahısların cep telefonları ve fotoğrafları bildirildiği halde hiçbir önlem alınmıyor.

SAVCI ÖZCAN ŞİŞMAN’IN MEKTUBU

Yazının devamı...

Merkez Bankası’nın faiz kararı ne olacak?

12 Eylül 2018

Bu tablo devam ederse seçimlerde belediye başkan adaylarının rakibi sadece karşı partinin belediye başkan adayı değil, aynı zamanda ekonomi olacak.

Ekonomideki dalgalanmanın etkili olduğu bu dönemde iki tarih ön plana çıktı.

Piyasalar 13 Eylül tarihinde yapılacak olan Merkez Bankası Para Politika Kurulu ile eylülün ilk yarısında açıklanacağı ifade edilen Orta Vadeli Plana kilitlendi.

Merkez Bankası’nın kararı ile ikmal yapacak olan piyasalar, OVP ile yönlerini tayin edecekler. Tabii OVP’nin tatmin edici, Merkez Bankası’nın faiz artışının da ikna edici olması koşuluyla.

Merkez Bankası’nın “Son gelişmeler dikkate alınarak eylül ayı Para Politikası Kurulu toplantısında parasal duruş yeniden şekillendirilecektir” ifadesi faiz artışı yapılacağı şeklinde yorumlanmıştı.

FAİZ ARTIŞI BEKLENİYOR

Para Politikası Kurulu öncesinde Merkez Bankası kulislerine baktığımızda bir faiz arttırımının yapılacağı öngörülüyor. Faiz artışı olup olmayacağı tartışmasının artık geride kaldığı, 13 Eylül’de faiz artırımının yapılacağı ifade ediliyor. Sorun, faiz artışının oranında düğümleniyor. Faiz arttırımına ilişkin beklentiler farklı. Anadolu Ajansı’nın faiz anketi sonuçlarına bakıldığında ekonomistler, politika faizinde en düşük 275, en yüksek 725 baz puanlık bir artış bekliyorlar.

Merkez Bankası’nın faiz silahını etkin bir şekilde kullanmak istediği anlaşılıyor. Dünya ekonomilerindeki gelişmelere, OVP’de belirlenen hedeflere ve piyasa gerçeklerine bakarak bir faiz artışı gerçekleştireceği anlaşılıyor. Faiz artışı konusunda 10 puanlık artışı önerenlerden, 3 puanlık artış olmazsa doların ateşi düşmez diyene kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yapılıyor ama Merkez Bankası’nı ihtiyatlı görüyorum. Merkez Bankası’nın yüksek beklentilere göre değil, piyasa gerçeklerine göre hareket etmesini bekliyorum. Çok yüksek bir artış ya da düşük bir oran beklemiyorum. Ortalama bir faiz artışı sürpriz sayılmamalı. Ama asıl önemli olan yapılacak faiz artışının piyasalar tarafından nasıl algılanacağı olacak. Onu da doların seyrinden ölçeceğiz.

Yazının devamı...