"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

Trump’ın ziyareti nasıl konuşuldu?

26 Aralık 2018

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile selamlaşırken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Meclis’e adım attı. Onu Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk takip etti. Bakanlar Kurulu geçidi gibiydi.

Mevlüt Çavuşoğlu, Ankara temsilcileri ile kahvaltılı basın toplantısından geliyordu. O nedenle “Açıklamalarınız son dakika olarak gündeme düştü” dedim. Böylece aramızda kısa soru-cevap şeklinde bir diyalog başladı.

Trump’ın Türkiye ziyaretini sordum. “Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşmelerinde ‘Türkiye’yi seviyorum. Türkiye’ye geleceğim’ diyor. Arjantin’deki görüşmede yine Türkiye’ye geleceğini söyledi. En son Cumhurbaşkanımızla yaptığı telefon görüşmesinde de söyledi” dedi. Bunun üzerine Beyaz Saray’dan yapılan açıklamayı hatırlattım. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada “Başkan gelecekte olması muhtemel bir buluşmaya açık” ifadesi kullanılırken, görüşmeye ilişkin herhangi bir tarih ve planın olmadığı belirtilmişti. Çavuşoğlu, “Dışişleri bakanları bir araya gelip görüşmeyi planlayacağız” diye konuştu. Dışişleri Bakanı ile Fırat’ın doğusuna yapılacak olan operasyonu da konuştuk. ABD’nin Suriye’den çekilme kararının ortaya çıkmasından bu yana geçerli olan, “ABD’nin YPG’yle ilgili bir marjı var mı?” sorusunu yönelttim. “YPG’ye yatırım yapmışlar” diye karşılık verdi. Ardından ekledi: “Ama YPG diyemiyorlar, Kürtler diyorlar. Biz de onlara ‘Biz de Kürtleri seviyoruz, bizim mücadelemiz PKK ile’ diyoruz”. Çavuşoğlu’nun bu sözleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Arapları DEAŞ’ın eline bırakmadığımız gibi, Kürtleri de PKK/PYD’nin zulmüne terk etmeyeceğiz” çıkışını daha iyi anlamamı sağladı. Belki perde arkasında bir şeyler konuşuluyor.

SDG’YE FARKLI BAKIŞ

Türkiye’nin YPG’ye yönelik itirazları üzerine ABD, Suriye Demokratik Güçleri diye bir yapı ortaya çıkarmıştı. Bizim buna PKK’yı kamufle etmek için oluşturulan bir yapı diye itirazlarımız olmuştu. Çavuşoğlu’na SDG’yi sordum. “SDG’nin içinde Araplar da var” diye karşılık verdi. Bu sözden YPG ile SDG’nin aynı kefeye konulmadığı sonucunu çıkardım. Türkiye, SDG’nin geleceğini soru işaretli olarak görüyor.

DEAŞ BÖLGESİ

Trump’ın Suriye’den çekilme kararının temelini Türkiye’nin DEAŞ’la mücadelesi oluşturuyor. Trump attığı ilk tweet’te “Başkan olduğumda DEAŞ iyice vahşileşmişti. Şimdi DEAŞ büyük ölçüde mağlup olmuş durumda. Türkiye de dahil diğer yerel ülkeler kalanların kolaylıkla icabına bakabilir. Biz eve dönüyoruz” demişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra ise “Başkan Erdoğan, bana Suriye’deki DEAŞ kalıntılarını yok edeceği konusunda kuvvetli bir bilgi verdi. Kendisi bunu yapabilecek bir adam. Ayrıca Türkiye (Suriye’nin) kapı komşusu. Bizim askerlerimiz eve dönüyor” demişti.

Fırat Kalkanı’nda hiçbir ülkeden destek almadan DEAŞ’ı ağır yenilgiye uğrattık. Ancak Fırat’ın doğusunda DEAŞ’a karşı yapılacak olan bir operasyonda kara birliklerimizin YPG’nin de kontrol ettiği bölgeden geçmesi gerekiyor. Bunu hatırlatmam üzerine

Yazının devamı...

ABD ile yeni yol haritası

25 Aralık 2018

Türk-ABD ilişkilerinde tam bir ‘V durumu’ yaşanıyor. Hızlı dibe vuruş ve hızlı düzelme. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump, 9 gün arayla ikinci kez görüştüler. Hem de ABD’nin Suriye’den çekilme kararı almasına, Türkiye’nin DEAŞ’la mücadele misyonunu üstlenmesine kadar uzanan özgül ağırlığı yüksek görüşmeler oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat’ın doğusuna yönelik operasyonun birkaç gün içinde başlayacağını açıklamıştı. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları öncesinde de “Bir gece ansızın gelebiliriz” demişti. Erdoğan’ın stratejisini anlamayanlar ise “Böyle davul zurna çalarak operasyon mu yapılır?” diye eleştirmişti. Ancak anlamadıkları bir nokta vardı. Cumhurbaşkanı önce psikolojik savaşı başlatıyor, ardından askeri operasyonlar geliyordu. Erdoğan bu stratejisiyle savaşmadan istediği sonucu elde etti. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı’nda Rusya’yı yanımıza aldık, hava sahasını kullandık. Fırat’ın doğusunda ise çarpan etkisi yapan bir başarı elde edildi. Churchill’in dediği gibi, “Savaş askerlere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir”. Burada askeri küçümseyen bir yaklaşım yok. Tam aksine, askeri gücü kullanarak sonuç alma sanatı diyebiliriz.

KÜRT KARTINDA KIRILMA

ABD’nin Suriye’den çekilmesiyle ilgili kararname dün Milli Savunma Bakanı Mattis tarafından imzalanarak yürürlüğe girdi. Çekilmenin 60-100 gün arasında tamamlanması bekleniyor. ABD’nin geçiş sürecini düzenlemeden çekilmesi, Irak’ta büyük bir kaos ve içsavaşa neden olmuştu. Aynı felaketin Suriye’de yaşanmaması için bir yol haritasına ihtiyaç var. 8 Ocak’ta ABD’de yapılacak olan toplantı bu anlamda önemli. ABD askerleri çekilirken PKK-YPG’ye verilen silahların ne olacağı, ABD’nin kara ve hava üslerinin durumu, ABD tarafından kontrol edilen Fırat’ın doğusunun hava sahasının kullanılması gibi noktaların netleştirilmesi gerekiyor. DEAŞ’la mücadele ve PKK-YPG’nin geleceği de Ankara’nın çantasındaki dosyalardan biri olacak.

Erdoğan-Trump görüşmesinin sonuçlarını sadece ABD’nin Suriye’den çekilmesi olarak görürsek eksik bir okuma yapmış oluruz. CENTCOM Başkanı Votel’in “Mideme yumruk yemiş gibi hissediyorum” diyeceği kadar önemli, ABD-PKK ilişkisini sağlayan McGurk’ün istifasına neden olacak kadar kritik bir süreç. Eğer kartlarımızı doğru kullanabilirsek, ABD-PKK-YPG ilişkisinde tarihi bir kopuş yaşanabilir. Ankara, ikinci adım olarak bunun peşinde.

1946’da İran’da Kürtlerin Mahabad Cumhuriyeti’ni kurmasını sağlayan Rusya, istediklerini elde edince Kadı Muhammed’in idam edilmesine sesini çıkarmadı. İran üzerinden gönderdiği silah ve para ile Molla Mustafa Barzani’yi Bağdat’a karşı ayaklandıran ABD, 1975 Cezayir Anlaşması ile Kürtleri ortada bıraktı. Barzani, Başkan Carter’a yazdığı mektupta “Biz dostlarımızın yardım vaadine güvenerek bir savaşa girdik, fakat ansızın savaş alanında kendimizi yalnız bulduk” diyordu.

Mesud Barzani de ABD’nin vaatlerine inanarak bağımsızlık referandumuna gitti, yine ortada bırakıldı. Bu gidişle PKK-

Yazının devamı...

CHP’nin tehlikeli algı operasyonu

24 Aralık 2018

Ancak CHP sözcülerinin kürsüye her çıktıklarında söze “diktatör” diye başlayıp, kürsüden “diktatör” diye inmeleri dikkatimden kaçmadı. Ama bu beni şaşırtmadı. Menderes dönemini izlemedim ama Özal için de aynı şeyi söylüyorlardı. “Diktatör” tanımı dillerine öyle yerleşmiş ki olağanüstü kurultay için imza topladıkları dönemde, Kılıçdaroğlu’nu diktatör ilan etmişlerdi.

Menderes’e, Özal’a ve Erdoğan’a diktatör diyorlar.

Tek parti yönetimine karşı, “Yeter söz milletindir” sloganı ile ortaya çıkan Demokrat Parti, 14 Mayıs’ta yüzde 55.2’yle tek başına iktidar oldu. Ama bu CHP için diktatörlük demekti. CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, 26 Ekim 1950 tarihinde parti teşkilatına yayınladığı genelgede Menderes’ten diktatör diye söz etti. Beş ayda ne diktatörlüğünü gördüyse... CHP’nin “diktatör” söylemi, İsmet Paşa’nın “Şartlar tamam olduğunda ihtilal meşru bir haktır” sözü, 27 Mayıs’çıların rehberi oldu. Darbenin devirip idam ettiği Menderes’e diktatör diyenler, yıllarca 27 Mayıs’ı demokrasi bayramı olarak kutladılar.

 ÖZAL’A DA DİKTATÖR DEDİLER

12 Eylül’den sonra seçimlere gidilirken, darbeciler emekli General Turgut Sunalp’in başında olduğu MDP’yi kurmuşlardı. Ama millet Özal’ı seçti. 141-142 ve 163’ncü maddeyi kaldırarak tarihe geçen Özal, daha önce darbecilerin göz diktiği Çankaya’ya çıkarak ‘sivil Cumhurbaşkanı’ oldu. 27 Mayıs’ta Celal Bayar’dan sonra kesintiye uğrayan sivil cumhurbaşkanı devri yeniden başladı. Çankaya, darbeci generallerin yeri olmaktan çıktı. Demokrasinin bir rövanşıydı adeta. Demirel, Sezer, Gül ve Erdoğan o yoldan yürüyen sivil cumhurbaşkanları oldular. Ama CHP, darbe ile gelen cumhurbaşkanlarını değil, sivil cumhurbaşkanı olan Özal’ı diktatör ilan etti.

SIRA ERDOĞAN’DA

Şimdi de Erdoğan’a diktatör diyorlar.

28 Şubat postmodern darbe sürecinde anasının ak sütü gibi helal olan oylarla geldiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan alınıp bir şiir okuduğu için cezaevine atılan

Yazının devamı...

Binali Yıldırım’ın adaylığında bir sorun mu var?

20 Aralık 2018

Biri, Meclis Başkanı Binali Yıldırım yerine başka bir isim konuşulmaya başlandığı şeklindeydi. Hatta THY’nin, dünya çapında bir marka olmasında çok büyük katkısı olan İlker Aycı ismi gündeme getirilmişti.

Ankara’da ise Mehmet Özhaseki’nin adaylığından memnun olunmadığı yönünde söylentiler yayılıyordu.

AK Parti yöneticileriyle konuştum. Doğrudan muhataplarına ulaşıp işin aslını öğrenmeye çalıştım. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki ile konuştum. “Her ikisi de yalan, her ikisi de çirkinlik” dedi. Ses tonu biraz kızgındı. Özhaseki hem ittifak görüşmelerini yürütüyor, hem belediye başkan adaylarının belirlenmesi için çalışıyor, hem de Ankara Büyükşehir Belediyesi başkan adayı. 24 saatini üçe bölmüş durumda. Ama her gün mutlaka Ankara ile ilgili bir çalışmaya katılıyor. Şehir plancılarından, mimarlardan, kültür ve sanat adamlarından oluşturduğu ekip ise Ankara’yla ilgili projeler üzerinde çalışıyor. Özhaseki, yılbaşından önce aday tespitinin tamamlanacağını söyledi. “Yılbaşında Ankara için hazırladığımız projeleri açıklayacağım. Sürpriz projelerimiz var. Ben mütevazı bir adamım, ama geçmişte hem büyükşehir belediye başkanlığı hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapmış biri olarak bu konuda mütevazı olmayacağım. Bu projeleri en iyi ben yaparım” dedi.

ERDOĞAN VE BAHÇELİ’NİN DESTEĞİ

Özhaseki’nin Ankara Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığı bir anda gelişmiş değil. Arkasında bir başarı hikâyesi yatıyor. Ayrıca Özhaseki, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olduğu zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yerel seçimlerin sonrasına dönük projeler sundu. Erdoğan, her defasında onları sonraya bıraktı. Çünkü başından beri Erdoğan’ın kafasında Ankara için Özhaseki vardı. O nedenle hiç tereddüt etmeden adaylığını ilan etti. Ayrıca AK Parti MYK toplantısında ve MKYK’da yapılan oylamalarda Özhaseki’ye tam destek çıktı. Temayül yoklamasında birinci sırada geldiği gibi... Mehmet Özhaseki iş insanı. “Kavganın, gerilimin değil; projelerin konuşulacağı bir seçim kampanyası yürüteceğim” dedi.

Yazının devamı...

Kılıçdaroğlu kime göz kırpıyor?

19 Aralık 2018

Sürpriz yok. İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, Adana’da Zeydan Karalar, Antalya’da ise Muhittin Böcek oldu. Ankara’da ise sancılı bir sürecin sonunda Mansur Yavaş aday gösterildi. İttifak görüşmelerinde Ankara, bir ara İYİ Parti’ye gitti-geldi, sonra başka isimler konuşuldu ama başından beri Kılıçdaroğlu’nun gönlündeki isim Mansur Yavaş’tı. Kılıçdaroğlu ne dediyse o oldu, CHP Lideri listelere damgasını vurdu.

Yerel seçimlere gidilirken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ince bir strateji uyguladığı dikkati çekiyor. Buradaki “ince”, Muharrem İnce değil elbette ki.

İYİ Parti ile ittifak yapan CHP Lideri diğer yandan da Saadet Partisi ile ilişkilerini sıcak tutuyor. Temel Karamollaoğlu iki parti arasında “dirsek teması” olduğunu açıklamıştı. Kılıçdaroğlu aynı zamanda 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le görüşerek “muhafazakâr kentli seçmene” mesaj veriyor.

CHP Lideri Türkçe ezan tartışmasını başlatan Öztürk Yılmaz’ı jet hızıyla partiden ihraç etti. Ezanın aslının Arapça olduğunu söylemek suretiyle seçimlerde “CHP-din düşmanlığı” tartışması açılmasının önüne geçmeye çalıştı.

CHP Lideri cumartesi günü de Erzurum’a gidecek, Çat Belediye Başkanı Arif Hikmet Kılıç tarafından yaptırılan “İslami Eserler Müzesi”nin açılışını yapacak.

2014 yerel seçimlerinde CHP adayı Mansur Yavaş’ın önemli oranda ülkücü-muhafazakâr seçmenin oyunu alarak, seçimleri kıl payı kaybettiğini unutmamak lazım.

Kılıçdaroğlu’nun muhafazakâr ve Kürt seçmenlere yönelik açılımının önünde engel olarak yine CHP duruyor. Tek parti dönemi başta olmak üzere CHP’nin geçmişi, muhafazakâr kesimle buluşmasına en büyük engeli teşkil ediyor. Tek parti döneminden bagajı dolu olduğu için Kürt seçmenle olan ilişkisi sorunlu oluyor.

Bu iş sadece

Yazının devamı...

Operasyon öncesi ABD ile koordinasyon

18 Aralık 2018

Kültür ve Turizm Bakanı’yla bizi Hürriyet Ankara Temsilcisi Hande Fırat bir araya getirdi. Turizm benim alanım değil. O nedenle sektöre biraz dışarıdan baktım. Bakan Ersoy’da en dikkatimi çeken taraf kararlılığı oldu. Turizmde sıçrama yaptırmaya inanmış, daha da önemlisi ne yapacağını biliyor. Ben biraz sistem adamıyımdır. O nedenle Kültür ve Turizm Bakanı’nın sadece bu hedefe inanması benim için yeterli değil. Bunu nasıl yapacağı büyük önem taşıyor. Mehmet Ersoy, Türkiye’yi bir üst lige taşımak için yeni bir sistem kuruyor. Nitelikli turizm, nitelikli turist.

İsterseniz turizmden anlamayan birinin notlarına burada son verip siyaset kulislerine dönelim. Kültür ve Turizm Bakanı’nı uğurladıktan sonra bütçe görüşmelerini izlemek üzere Meclis’e geçtim.

Muhalefet kulisinde CHP’lilerle görüştüm. CHP’de Mansur Yavaş işi tamam. İstanbul’da ise Ekrem İmamoğlu’nun adaylığı Kılıçdaroğlu’nun da katılacağı bir programla açıklanacak.

CHP’de Adana Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığı için Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin ismi gündemdeydi ama ibrenin Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar’a döndüğü söyleniyor. Fikri Sağlar, İstemihan Talay ve Selçuk Dereli gibi devlerin çarpıştığı Mersin’de ise eski milletvekili Vahap Seçer’in açıklanacağı ifade ediliyor. AK Parti’nin Hayrettin Kahraman’ı aday gösterdiği Kahramanmaraş’ta ise CHP, gazeteci kökenli milletvekili Ali Öztunç’u aday gösterecek.

İstanbul ve Ankara açıklandıktan sonra CHP’de İzmir sancısı başlayacak. Kılıçdaroğlu, İzmir’i en sona sakladı. Aziz Kocaoğlu aday değil ama onsuz denklem kurulamıyor. Seferhisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur isimleri konuşuluyor. Ama CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan faktörü de unutulmamalı. AK Parti, eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile İzmir’de yarışa girdi, şimdi gözler CHP’de. Kılıçdaroğlu’nun İzmir’de sürprize hazırlandığı söyleniyor.

ERDOĞAN İLE TRUMP’IN MUTAKABATI

Meclis’te iktidar ve muhalefet kulisleri arasında mekik dokurken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonla ilgili sözleri kulisleri dalgalandırdı. Çünkü Meclis Genel Kurulu’nda Milli Savunma bütçesi görüşülüyordu. Erdoğan, “Amerikan askerlerine asla zarar vermeyecek şekilde, kendi planlamamıza uygun yerlerden Suriye topraklarındaki operasyonlarımıza her an başlayabiliriz” dedi. Erdoğan geçen hafta da operasyonun birkaç gün içinde başlayacağını açıklamıştı. Peki bir gecikme mi var? ABD askerleri bulunduğu için operasyonun koordinasyonu çok büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın 14 Aralık Cuma günü yaptıkları görüşmeden sonra, iki ülke arasındaki koordinasyon mekanizması hızla işlemeye başlamış. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarında özellikle de hava sahasının kullanımı için Türkiye ile Rusya arasında bir “kırmızı hat” çekilmişti.

ŞAFAKLA GEL

Yazının devamı...

Sağlık Bakanı şiddet eylem planını anlattı

17 Aralık 2018

Sağlık Bakanı Koca’yı yeni sistem çalışmaları içinde buldum. Öncelikli görevinin sağlıkta dönüşümü sağlamak olduğuna inanıyor. Sağlık sistemini devletin hantallığı ve mevzuat hazretlerinin kıskacından çıkarmakta kararlı. Ama işinin kolay olduğu söylenemez.

Sağlık Bakanı’na zihnini en çok meşgul eden konunun ne olduğunu sorduğumda hiç tereddüt etmeden “Sağlıkta şiddet” yanıtını verdi. Sağlıkta şiddetin önlenmesini kendine misyon edinmiş durumda. Sağlıkta şiddeti önlemek için bir eylem planı üzerinde çalışıyor. Eylem planının detaylarını sordum. Sağlık Bakanı, “Şiddet bizim için kabul edilemez bir konu. Bugün TÜİK rakamları gösteriyor ki sağlık alanındaki memnuniyet, diğer tüm alanlardan fazla. Sağlıkta memnuniyet oranımız yüzde 72 civarında. Ama her gün sağlık çalışanlarına yönelik 10-11 fiziksel şiddet, bunun üç katı kadar da sözlü şiddet, hakaret ve benzeri vaka söz konusu” diye söz başladı. Bakan, çıkarılan yeni yasayla neyi amaçladıklarını anlattı. “Yeni yasayla öncelikli hedefimiz, bir kere fail yakalanabilir olsun, yakalanmasında kamu davası gibi hareket edilsin. Devamında karakoldan serbest bırakılmasın, savcılık ve başsavcılık tarafından dosyanın tekemmül etmesi ile mahkemeye sevki veya serbest bırakılma durumu olsun” dedi.

ŞİDDET EYLEM PLANI SADECE BUNDAN İBARET DEĞİL.

Fahrettin Koca, sağlıkta şiddetle mücadeleye bir bütün olarak bakıyor. “Burada mesele sadece asayiş sorunu değil, dolayısıyla asayiş tedbirleriyle aşılabilecek bir durum da değil. Biz temelde, hastanede hekimlerin güvenilir bir ortamda hizmeti vermesini sağlamalıyız. Hastanın da güvenli bir ortamda sağlık hizmetini alabiliyor olması lazım. O nedenle de bunu doğuran sebepler hasta yüküyse, hekimin yorgunluğuysa, nöbet ve benzeri durumlarsa, bulunduğu ortamın fiziki şartlarıysa, bunlarla ilgili bizim düzenlemeyi yerinde yapıyor olmamız lazım. Buna ilâveten, her geçen gün de toplumsal bilinci, sağlık okuryazarlığını arttırmamız gerekiyor” diyor.

Sağlıkla şiddete isyan edenlerden biriyim. Şifa dağıtan insanların ellerinden öpmek gerekirken onlara el kaldırmak ne kadar üzücü bir iş. Biz ne ara böyle bir millet olduk?

UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE EYLEM PLANI

Sağlık Bakanı Koca ile uyuşturucuyla mücadele eylem planını da konuştuk. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaptıkları çalışmaları “AMATEM’lerin sayısını arttırıyoruz. Ancak bağımlılıkla mücadelede bizim biraz daha geniş bir yaklaşım içinde olmamız gerekiyor. Sadece ilacını vererek, yatışını sağlayarak değil; onlara tedavileriyle birlikte bir yaşam ortamını nasıl sunabileceğimiz üzerine çalışıyoruz. Bu tip farklı bir yaklaşımla madde bağımlılığıyla mücadele daha anlamlı olabilir” diye anlattı. Bağımlıları sadece ilaç vererek tedavi etmekle yetinmeyip sosyal hayatın içine katma gibi yeni bir yöntem üzerinde çalışılıyor.

SİGARADA TEK TİP PAKET

Yazının devamı...

Operasyon ne zaman başlayacak?

13 Aralık 2018

Hatta onlar için sürpriz olmamıştı. “Her türlü uluslararası zeminde, BM’de, G-20 zirvesinde, Astana sürecinde ve ikili temaslarda Fırat’ın doğusuna yönelik bir askeri operasyon seçeneği dile getirildi. Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklaması ise askeri olarak işin ciddiyetini koyması açısından işin ikinci aşamasıydı” denildi. Artık değerlendirme noktasını geçip icra aşamasına gelindiğinin bir göstergesi olarak yorumlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir gece ansızın gelebiliriz” dedikten sonra kendimizi Fırat Kalkanı operasyonunda ve Zeytin Dalı Harekâtı’nda bulduğumuz için “birkaç gün içinde harekâtın başlayacağı”nı ilan etmesinden sonra gün saymaya başladık. Ulaştığımız kaynaklarımızdan harekâtın ne zaman başlayacağını, adının ne olacağını ve nasıl icra edileceğini öğrenmeye çalıştım.

Bu süre zarfında edindiğim izlenime gelince, Ankara bir süredir bu konuda hazırlıkları yürütmekle meşgulmüş. Harekâtın ismi başladığı zaman ilan edilecekmiş. Ancak diğer operasyonların bir şablonu olmaz. Bu kez farklı bir strateji uygulanacak. YPG unsurlarının konuşlandığı alanlar, silah kapasiteleri, coğrafi bölge dikkate alınarak harekât planlarının hazır olduğu ifade edildi. Tabii diğer iki operasyondan farklı bir nokta var. Fırat’ın doğusu ABD’nin kontrolünde. ABD’nin buraya 20 bin TIR’ı aşkın silah gönderdiği ve bir YPG ordusu kurduğu sır değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan, harekâtın hedefinin ABD askerleri olmadığını ifade etti ama Fırat’ın doğusuna yapacağımız bir harekâtta karşımızda YPG’yi mi yoksa ABD’yi mi bulacağız?

Bu soruya da yanıt aradım. “ABD’nin askeri varlığı planlamanın içinde” yanıtını aldım. Erdoğan’ın harekâtı birkaç gün önceden ilan etmesi de bu planın bir parçası olarak ifade edildi. ABD askerlerinin hedef olmaktan çıkması için zaman tanındığı kaydedildi.

SEÇİMLERLE İLGİSİ VAR MI?

Peki, seçimlere giderken Fırat’ın doğusuna yönelik bir harekât nereden çıktı? 27 Kasım’da yapılan 2018 yılının son MGK toplantısının en önemli gündem maddesi, Fırat’ın doğusundaki PKK-YPG varlığıydı. Cerablus ve Afrin operasyonlarıyla sınırımızdan Akdeniz’e doğru uzanan terör koridorunu parçalayan Türkiye, beka sorunu olarak gördüğü Fırat’ın doğusunu ise bu zincirin kilit taşı olarak görüyor.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları önce yoğun topçu ateşi ve yıpratıcı hava saldırıları ile başlamış, ardından bir gece ansızın sınırdan içeri giren birliklerimizin kara harekâtıyla başarıyla sonuçlanmıştı.

Seçimlere giderken Fırat’ın doğusundaki PKK-YPG varlığına yönelik olarak yapılan bu operasyon Kürt oylarını nasıl etkiler? Özellikle de İstanbul seçimlerinde belirleyici olan Kürt oyları üzerindeki etkisi ne olur? Afrin operasyonu sırasında gördük ki Türkiye’nin beka sorunu olduğu zaman bu millet Kürt-Türk demeden devletinin arkasında durur.

Yazının devamı...