"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

Seçmen hangi mesajları verdi

25 Haziran 2018

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha seçimleri kazanırken, yenilmezlik serisini sürdürdü. Erdoğan cephesinde tılsım bozulmadı. AK Parti seçmeninin ”reis”e güçlü bir şekilde destek verirken, aynı ilgiyi partisine göstermediği anlaşılıyor. AK Parti 1 Kasım seçimlerinin altında, 7 Haziran seçimlerinin üstünde bir oy aldı.

Türkiye seçimlere ‘cumhur ittifakı’ ve ‘millet ittifakı’ olarak gitti. Ama seçim sonuçları bunların üzerinde bir de “Erdoğan ittifakı” olduğunu ortaya koydu. Erdoğan’ın, 10 Ağustos 2014 seçimlerinden bir tık yukarıdaki bir destekle yeniden seçilmesi sadece içeriye değil, dışarıya da önemli bir mesaj oldu. Tüm tasfiye planlarına rağmen Türk halkı bir kez daha güçlü bir şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında yer aldı. AK Parti’den ayrı olarak Erdoğan’ın tek başına bir parti olduğunu ortaya koydu.

24 Haziran seçimleri çok önemli siyasi sonuçlara gebe. Dün geceden itibaren bunun artçı sarsıntılarını görmeye başladık. Seçim sonuçları AK Parti-MHP ittifakının seçimlerden sonra da devam etmesini zorunlu kılarken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin seçim gecesi Erdoğan’ı arayarak ilk tebrik eden lider olması bu uyumun devam edeceğini gösterdi.

Bahçeli seçimlerden sonra merakla beklenen konuşmasında, “Milletimiz hem kilit parti hem denge-denetleme görevi vermiştir” dedi. Bu “denge-denetleme” sözünün altını çizmek lazım.

MHP TERS KÖŞE YAPTI

Üzerinde yapılan tüm olumsuz değerlendirmelere rağmen, MHP bir kez daha anketleri ters köşeye yatırdı. MHP bitti, tükendi diyenler bir kez daha yanıldı. Ülkücü seçmen nezdinde MHP’nin marka değerinin hâlâ önemli olduğu ortaya çıktı. Üç hilal marka değerini korudu, MHP yeni dönemde de kilit parti olma özelliğini sürdürdü.

İNCE CHP’Yİ KAZANDI

Bu seçimlerin en büyük kaybedeni de sosyal medya oldu. Sosyal medyaya kalsa

Yazının devamı...

Muhafazakâr seçmene tuzak

21 Haziran 2018

Kamuoyu araştırma şirketleri de sonuçları kamuoyuyla paylaşamayınca noterden tasdik ettirip, saklıyorlar. Konsensus Araştırma Genel Müdürü Murat Sarı, yeni tamamlanan çalışmayı notere onaylattıktan sonra seçim gecesi açıklanmak üzere kaldırdı. Murat Sarı, kendileri adına kamuoyunda dolaştırılan anketlere ise tepkili. “Bizim hiçbir anketimiz elimizden yayınlanmadı” diyor. Ama bakıyorsunuz ki bu şirketler adına ortalıkta dolaşan araştırmalar var. Siz siz olun künyesiyle birlikte açıklanmayan araştırmaya inanmayın. Çünkü seçmen eğilimlerinde önemli değişiklikler yaşanıyor. Seçim gecesine hazırlıksız yakalanmamak için borsa gibi anı anına takip etmek gerekiyor.

Ayrıca seçimlere yeni bir sistemle gidiliyor. İttifak sistemi getirildiğinde ekranlarda uzun tartışmalar yaptık. Bunun muhalefeti yok etme adına kurulmuş bir tuzak olduğunu savunanlar oldu. Tam aksine ittifaklar muhalefete yaradı. Muhalefet, bir yandan ‘millet ittifakı’ ile barajı sıfırlarken, diğer yandan HDP’nin barajı aşmasını sağlayarak AK Parti’nin milletvekili sayısını düşürmeyi hedefliyor. Bu açıdan bakıldığında, sistem iktidardan ziyade muhalefete yaramış gözüküyor.

ÇOKLU SEÇİM SÜRECİNE GİRİLİR Mİ?

Seçim kararının alınmasıyla birlikte tartıştığımız noktalardan birisi de Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilir ama Meclis çoğunluğu muhalefetin eline geçerse ne olur sorusuydu. Yeni sistemin Cumhurbaşkanlığı-Meclis kilitlenmesine meydan vermeyeceği, erken seçime gidilerek çözüm bulunacağı savunuldu. Tıkanma durumunda kendini yenileyen bir sisteme sahibiz. Ama bu durumda Cumhurbaşkanı ve Meclis’in görev süresi doluyor. O nedenle yeni sisteme, çifte giyotin sistemi deniliyor. Bu hem Cumhurbaşkanı’nın, hem Meclis’in görev süresinin sona ermesi anlamına geliyor. Uzlaşma kültürümüz zayıf olduğu için uzlaşırlar, ülkeyi birlikte yönetirler diyemiyoruz. Çünkü önümüzde 7 Haziran örneği duruyor.

Peki erken seçimi konuştuk ama Türkiye üst üste iki seçimi kaldırabilir mi sorusuna cevap aradık mı? Bunun ekonomiye faturası ne olur dedik mi? 

Bir kamuoyu araştırmasını açıklama durumunda değilim. Sadece gözlemlerimi paylaşabilirim. İttifak sistemi nedeniyle iktidar, Meclis’te az bir farkla çoğunluğu sağlıyor.

MHP KİLİT KONUMDA

Milletvekili dağılımında HDP etkili oluyor. HDP’nin barajı aşması değil, yüzde kaçla aşacağı dahi belirleyici oluyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise bu kez MHP belirleyici konumda. ‘Millet ittifakı’nda her partinin kendi Cumhurbaşkanı adayı var. Ama

Yazının devamı...

Sürprizlerin seçimi

20 Haziran 2018

Seçimlerde son haftaya girildiğinde blok halinde kaymalar meydana gelirdi. Bu kez sonucu blok halindeki oy kaymaları değil, artık çok küçük oranlara gerileyen kararsızlar belirleyecek. 3-4 puanlık bir kararsız oyu kaldığı söyleniyor. Türkiye’de seçimlere katılım oranı yüzde 85’ler seviyesinde. Oyların dağılımı geçerli oylar üzerinden yapılacağı için seçimlere gitmeyeceklerle kararsızları birbirine karıştırmamak gerekiyor. Bir de 7 Haziran seçimlerinde kendini gösteren, 16 Nisan sonuçları üzerinde etkisi görülen iki kesim dikkati çekiyor.

1- Öfkeli kesim. Bunlar sadece iktidara değil aynı zamanda muhalefete de tepkili olan asabı bozuk oylar. İkna edilmeyi bekliyorlar.

2- Yeni kuşak liberal-muhafazakâr kitle. AK Parti döneminde oy kullanma çağına gelmiş olan, özgürlükleri önemseyen, adalet ve eşitlik algısı yüksek, batı dünyasıyla entegrasyona önem veren, eğitimli, gelir düzeyi iyi olan, bireysel, şehirli, muhafazakâr seçmen kitlesi. 7 Haziran ve 16 Nisan’da sonuçlar üzerinde etkili olmuşlardı. Ancak AK Parti bunları yok saymayı tercih edip kazanmak için bir çaba göstermedi. 24 Haziran seçimlerinde de bu kitleyi kazanmaya yönelik bir gayret içine girmedi.

BAŞKA ERDOĞAN YOK SÖYLEMİ

Seçimlere sayılı günler kala Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Muharrem İnce etrafında bir toplanma dikkati çekiyor.

AK Parti tabanı yüzde 99 oranında Erdoğan diyor. AK Parti seçmeninin Erdoğan dışında, ikinci bir tercihi gözükmüyor. Muhafazakâr seçmende ise yer yer AK Parti ile Erdoğan ayrımı dikkati çekiyor. AK Parti’yle ilgili değerlendirmelerinde yıpranmışlık, yorgunluk ve yüz eskimesi gibi gerekçelerle tereddüt yaşanırken, söz konusu Erdoğan olunca, farklı bir davranış sergiliyor. AK Parti’yi icraatlarıyla, Erdoğan’ı liderliğiyle değerlendiriyor. Erdoğan ile İnce’yi terazinin bir kefesine koyup, ”Başka Erdoğan yok” söylemi ön plana çıkarılıyor. “İkinci bir Erdoğan yok” sözünün bir parolaya dönüştüğünü daha önce paylaşmıştım. AK Parti’nin yeni seçmen kitlesini kazanmaya çalışmakla birlikte, son düzlükte içindeki kırgınlıkları giderme ve gönül köprülerini yeniden kurmaya önem vermesi gerekiyor. Her defasında dikkat çekmeye çalıştığım gibi Kürt oyları AK Parti açısından ayrı bir önem arz ediyor. Terörün geriletilmesiyle birlikte seçmen üzerindeki PKK baskısı geriletildi ama bilinen gerekçelerle kekremsi hava giderilmiş değil. Son olarak Suruç olayları, Güneydoğu’da dalga dalga yayılıyor. İktidar gücüyle olayların üstünün örtüldüğü ve adaletin tecelli etmesinin engellendiği yönünde bir kaygı oluşmaya başladı. AK Parti’nin süratle adaletin tecelli edeceği güvencesini vermesi gerekiyor.

SOLDA İNCE ETKİSİ

Bu arada AK Parti MHP ile ‘cumhur ittifakı’ içinde seçimlere gidiyor ama ittifak bir sinerji meydana getiremedi.

Yazının devamı...

Çiller’in seçim tahmini ve Yenikapı izlenimleri

19 Haziran 2018

İlk olarak Yenikapı’da platforma çıktığında ne hissettiğini sordum. “Milleti özlemişim” karşılığını verdi. Çiller, DYP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık yapmış birisi. O nedenle bu özlemin bir siyasi sonucu olur mu? Ben tam soracaktım ki Çiller’in ikinci cümlesi, ”Bu bir siyasi mesaj değil ama milleti özlediğimi hissettim. Oraya çıktığımda sevgi ve özlemden başka bir şey hissetmedim. Siyaset millet adına yapılır. Milletle karşılıklı sevgi olmazsa yapılamaz” oldu. Sözlerini biraz daha açmasını istedim.

“Dün bir partiyi desteklemek üzere gitmedim. Siyasete dönmem için, genel başkan olmam için, kongreye girip partinin başına geçmem için çok talepler oldu. Siyasete yeniden dönmek için hiçbir talebim olmadı. Yine de olmaz. Ama bugün farklı bir şey görüyorum” dedi. Çiller’e ne gördüğünü sordum. “Kafaları karışık görüyorum” dedi. Ardından, ”O nedenle Yenikapı’da milli şuur vurgusu yaptım” diye ekledi. Eski Başbakan anlatmaya başladı.

5 BENZEMEZ ELEŞTİRİSİ

En son 15 Temmuz’a karşı düzenlenen miting nedeniyle katılmıştım Yenikapı’ya. O zaman sinsi bir plan deşifre olmuştu. Çünkü 15 Temmuz sadece FETÖ işi değildi, bir uluslararası iradenin organizasyonuydu. Şimdi de Türkiye bir kıskaç altında. Müttefikimiz dediklerimiz başka ittifaklar içinde. Çok acil refleks gösterilmesi gereken bir dönemden geçiyoruz. Bunu kim yapabilir? Karşıda 5 birbirine benzemez ittifakı var. Bir de 6’ncı partiyi (HDP) Meclise sokmaya çalışıyorlar. Bu durumda 5 benzemez, ipi dışarıdan tutanın ipine asılarak hareket edecekler. Bunlar Türkiye’nin acil çözüm bekleyen sorunlarına çözüm üretemezler. Dış güçler, Türkiye’yi paramparça ederler.

Belli ki Çiller’i yıllar sonra Yenikapı’ya gitmeye ikna eden bir endişesi vardı. Kaygısını, ”Böyle bir ortamda mevcudun yerine kimin konulmak istenmesi bende endişe yarattı. Evet değiştireceksiniz de yerine neyi koyacaksınız? Şu anda mümkün mü” diye anlattı. Erdoğan tasfiye edildikten sonra yerine geleceklerin Türkiye’nin hak ve menfaatlerini koruyamayacaklarına inanıyordu. Sözlerini, “Koalisyonlar çok zordur. Ben çok koalisyon hükümeti kurdum. Sayın Erdal İnönü, Sayın Karayalçın ve Hikmet Çetin’le, Deniz Baykal’la hepsi de saygın kişiliklerdi. Biz tepede uzlaşma sağlıyorduk ama Meclis’e yansımıyordu. Ben koalisyonların ne kadar zor olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Bunlar 5 benzemez bir de altıncı olarak altıncı bir partinin ipine asılarak hareket edecekler. Bunlar Türkiye’nin sorunlarını çözemezler” diye sürdürdü.

AKŞENER İÇİN NE DEDİ

Yenikapı’ya Çiller’i, Cumhurbaşkanı Erdoğan davet etmiş. “Ama ben davet üzerine bu çıkışı yaptım diyemem. Benim davete gitmem, tamamen milli şuurdan kaynaklandı” dedi.

Çiller

Yazının devamı...

Son haftaya girerken seçmen eğilimleri

18 Haziran 2018

Önemli bir araştırma kuruluşu bayramın ilk günü anket çalışmasını tamamladı. Prestijli bir başka kuruluş ise hafta içinde anket çalışmasını tamamlayacak. Kamuoyuna açıklayamayacakları anket çalışmasını neden yaptırdıklarını sorduğumda, ”Noterden tasdik ettireceğiz” dediler. Uluslararası finans kuruluşları 24 Haziran sonrasını görmek için anket yaptırıyorlar. Ayrıca sadece saygınlıkları için milyarlar harcayıp anket yaptıran kamuoyu araştırma kuruluşları var. Seçim yasakları nedeniyle anket sonuçları yayınlayamayacağız ama değerlendirme yapmamıza engel değil.

16 Nisan referandum gecesi, CNN Türk ekranlarında, ”Türkiye’de yeni bir denge oluştu. Yüzde 51’e 49 dengesi demek mümkün. Erdoğan’ı destekleyenler ve Erdoğan’a karşı çıkanlar da denilebilir. Artık yüzde 70 sağ, yüzde 30 sol dengesi kalmadı” demiştim. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili sonuçlar bu oranlara yaklaştı. Hatta biraz fazla yaklaştı. Bıçaksırtı bir durum oluştu diyebiliriz. Seçimlerin başında Meclis’te nasıl bir dengenin oluşacağı merak ediliyordu. Son düzlüğe girerken Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda sonuçlanıp sonuçlanmayacağı önemli hale geldi. Seçimlerde iki parti alacakları oyların ötesinde belirleyici konuma yükseldi.

1- Milletvekili dağılımı için HDP’nin barajı aşıp aşmayacağı.

2- Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP’den Erdoğan’a ne kadar oy gideceği.

Dengeler birbirine çok yaklaşınca küçük partiler anahtar konumunu üstlendiler.

HDP’NİN DEMOKRASİ SİCİLİ

Seçimler yaklaştıkça kararsızların oranı azalıyor, tercihler netleşiyor. Metropoll Araştırma Şirketi sahibi Özer Sencar, oy kaymalarının muhalefet partileri arasında gerçekleştiğini belirterek, ”Hayalci olmaya gerek yok” diye uyardı. Sencar, “Asıl büyük oy havuzu olan AK Parti kitlesinden ne muhalefet partileri ne de muhalefet adayları dikkate değer miktarda oy çekemiyor” dedi. Muhalefet bloku arasındaki oy kaymasında Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce, milletvekili seçiminde HDP’ye yönelik ilgiden söz etmek mümkün. Demokrasi için HDP’yi tercih söylemi ön plana çıkıyor. PKK-HDP çizgisinin, hâkim olduğu bölgelerde demokrasinin d’sine müsaade etmediği biliniyor. Son olarak Suruç’ta seçimlere kan bulaştı. Bu PKK-HDP çizgisinin ilk vukuatı değil. Daha önce Van’da AK Parti Özalp İlçe Başkan Yardımcısı Aydın Ahi, evi basılıp çocuklarının çığlıkları arasında çıkarıldığı kapısının önünde infaz edildi. AK Parti Hakkâri milletvekili adayı Ahmet Budak katledildi, AK Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Emin Dindar’ın kardeşi Ramazan Dindar Cizre’de vurularak öldürüldü. Bu listeyi uzatmak mümkün. Bölgede AK Parti değil, CHP olsaydı da PKK’nın tutumu aynı olurdu. Demokrasi için HDP’ye oy verenlerin bunun hangi demokratik siyasete sığdığını sorgulamaları gerekirdi. Ancak Erdoğan düşmanlığı nedeniyle PKK’nın katliamlarına dahi gözlerini kapatacak konuma düştüler.

MUHAFAZAKÂR TABANDA SORGULAMA BAŞLADI

Yazının devamı...

FETÖ’cülerin darbe beklentisi bitti mi

14 Haziran 2018

Alman devleti istemediği sürece Adil Öksüz’ü yakalamak mümkün değil; Amerikan devleti vermediği için Fetullah Gülen’i alamadığımız gibi. Neden? 15 Temmuz bir “FETÖ-NATO darbesi” olduğu için.

Peki darbe tehlikesi büsbütün bertaraf edildi mi? Cezaevindeki darbecilerin konuşmalarından bu umutlarını korudukları anlaşılıyor. Yaklaşan seçimler nedeniyle bir algı operasyonu suçlamasına maruz kalmak istemem. Ama darbecilik virüsü bir kez insanın içine girmeye görsün. Darbeler tarihimiz bu örneklerle dolu.

Örneğin Talat Aydemir, darağacına çıkana dek darbecilik fikrinden vazgeçmedi.

Talat Aydemir, 27 Mayıs’ın eksik bırakıldığına inanıyordu. 22 Şubat 1962’de başarısız bir darbe girişiminde bulundu. İsmet Paşa tarafından affedildi. Ama onun ilk işi 20 Mayıs 1963’te kalkışacağı yeni darbenin hazırlıklarına başlamak oldu. İkinci darbe girişiminde de başarısız olunca darağacında can verdi.

27 Mayıs’tan önce Binbaşı Samet Kuşçu ihtilal hazırlıkları yapan ‘9 Subay’ cuntasını ihbar etti. Askeri mahkeme darbeyi ihbar eden Kuşçu’yu tutuklayıp, darbecileri serbest bıraktı. İlk işleri yeni darbe planları hazırlamak olan ‘9 Subay’, 27 Mayıs’ı yapan çekirdek kadro arasında yer aldı.

SÜLEYMAN SOYLU’NUN UYARISI

15 Temmuz’da kanlı darbe girişiminde bulunan FETÖ’cüler de bir gün darbe olacağı inancıyla yaşıyorlar. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Yakaladıklarımız arasında itiraflar var. Bunların kendi aralarında planlarını öğreniyoruz. Yeni bir darbe, yeni suikast planları var” demişti.

15 Temmuz darbe girişiminin sevk ve idare edildiği Akıncı Üssü’nün komutanı olan

Yazının devamı...

Kandil operasyonunun kodları

13 Haziran 2018

Çünkü Kandil, PKK’nın beyni demekti. Kandil’in susturulması demek, PKK’nın belinin kırılması demekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kandil operasyonunun başladığını açıkladı. Nedendir bilinmez ama Kandil operasyonu henüz beklenen heyecanı oluşturmadı. Afrin harekâtında Mehmetçik’e çay yapan sakallı amcaları, börek açan teyzeleri, dolma saran anneleri, askerlik şubesine müracaat eden gençlerin oluşturduğu kuyrukları görüyorduk. Afrin’de bir milli şuur oluşmuştu. Seçim iklimi nedeniyle mi, yoksa iktidarın bunu seçimlerde kullanacağı propagandası mı etkili oldu tam bilemedim ama aynı heyecan dalgası yok.

Bu gözlemi bir kenara not edip, Kandil operasyonunun kodlarını paylaşmak istiyorum. Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, “Terörü ortadan kaldırana kadar, Kuzey Irak’ta kalacağız” dedi.

YENİ KONSEPT

Bakan Canikli’nin de ifade ettiği gibi Kandil operasyonu iki ayaktan oluşuyor. 10 Mart’ta başlayan operasyonun şimdilik birinci aşamasındayız. Buna göre Türkiye-
Irak sınırının dağlık bölgesini aşıp, nispeten daha düz olan arazide Türkiye’ye yönelik sızmaları önlemek için bir güvenlik kuşağı oluşturuluyor. Bir tugayla yürütülen operasyon, zamanla tümene çıkarılacak. PKK’nın Türkiye’ye sızdığı geçiş güzergâhında geçici 11 üs kurularak güvenli hat oluşturuldu. Geçici üs tanımı sizi şaşırtmasın. Bunlar İdlib’de kurulan 12 üs bölgesi gibi haberleşme, lojistik ve askeri güvenlik ayakları üstüne oturan donanımlı üsler. PKK üslerini terk edip, kamplara çekiliyor. O nedenle sadece üsleri yok etmek yetmez. PKK kamplarının da ortadan kaldırılması gerekiyor. 90’lı yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından o kamplar vuruldu, gazeteciler olarak biz o kamplara gittik ama Türkiye oralarda kalıcı olmadı. TSK çekildi, PKK yeniden yerleşti.

Bu kez PKK’ya yönelik, “en kapsamlı, en geniş, en güçlü” operasyon yapılıyor. Türkiye artık vurup geri çekilmeyecek. “Vur-çekil” değil, “vur-kal” stratejisiyle hareket ediliyor. PKK’nın tekrar o üslere ve kamplara geri dönmemesi için Mehmetçik kalıcı olacak. Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, terörle mücadelede paradigma değişikliğine gitti. “Terörü kaynağında yok etme” konsepti kapsamında Fırat Kalkanı ile DEAŞ, Cerablus ve El Bab’dan söküp atıldı. Zeytin Dalı ile Afrin, PKK-YPG’den alındı. Bu konseptin üçüncü ayağında PKK’nın beyni olan Kandil’e giriliyor. Kandil’e sembolik olarak Türk bayrağı dikilmeyecek, üs bölgeleri kurulacak.

ÜÇLÜ SACAYAĞI

Irak, ABD ve Erbil yönetimiyle arka kapı diplomasisi faaliyetiyle bir uzlaşma sağlandı. İran’la müzakerelerin ise sürdüğü söyleniyor. İran’dan destek sözü alınmış durumda. Ama bunun yansıması sahada görülecek. Oranın adı İran; ne yapacağı belli olmaz. Operasyon için süre verilmiyor, “Gerektiği kadar sürecek” deniliyor. Edindiğim izlenim bu yazın sıcak geçeceği yönünde.

Yazının devamı...

Seçmenlerdeki kaymalar sonucu etkileyecek mi?

12 Haziran 2018

24 Haziran seçimleri hızla ikili bir yarışa dönüşüyor. Erdoğan’ın baştan beri stratejisi de oydu. Muharrem İnce’yi hedef almak suretiyle Erdoğan-İnce kutuplaşmasını hedeflemişti. Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu gerçekleşiyor. Ama ittifaklar nedeniyle baraj sıfıra indiği için orada parçalı bir tablo söz konusu.

Milletvekili seçiminde kritik eşikler önemini koruyor. Bu Meclis seçiminde hiçbir partinin işinin kolay olmadığını gösteriyor. ‘Cumhur ittifakı’ açısından yüzde 45, ‘millet ittifakı’ için yüzde 38 ve HDP için yüzde 10 sınırları aşılmış değil, milletvekili seçiminde psikolojik eşik sürüyor, bıçak sırtı bir durum söz konusu. Cumhurbaşkanlığı seçiminde müthiş bir iniş ve çıkış yaşanıyor. Son 12 günde bu hızlanır mı bilemem. O nedenle cumhurbaşkanı adaylarıyla ilgili ulaştığım verileri aktarmak istiyorum.

ERDOĞAN’LA DEVAM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti seçmeninin yüzde 99’unun oyunu alıyor. Muhafazakâr kesimde AK Parti’ye oy vermeyeceğini söyleyen seçmen dahi, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a oy vereceğini söylüyor. O nedenle Erdoğan ile AK Parti oyları arasında bir makasın olması bekleniyor. Erdoğan oylarını yüzde 50’nin üzerinde tutmaya çalışırken, AK Parti’yi de sırtında taşıyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP’den beklediği oranda destek alamayan Erdoğan’a, Kürt seçmen desteğini sürdürüyor. Erdoğan’ın ilk turda seçilmesinin önünde bir engel gözükmüyor. Meclis’te ise MHP etkisi ittifakın lehine gelişiyor. ‘Cumhur ittifakı’ MHP’nin katkısıyla Meclis’te çoğunluğu sağlıyor.

ERDOĞAN VURDUKÇA İNCE’YE YARIYOR

24 Haziran seçimlerinde başarılı bir çıkış yakalayan Muharrem İnce ise, son düzlüğe girerken CHP’nin sosyolojik sınırını aşmış durumda. CHP’nin her seçimde takıldığı yüzde 25 sınırını aşan İnce’nin seçmenlerle sağladığı diyalog, ortalama Türk vatandaşının anlayacağı dili kullanması, Erdoğan’la polemiğe girmesi, dinle, dindarlarla, başörtüsüyle bir sorununun olmaması nedeniyle yükselişini sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan vurdukça Muharrem İnce yükseliyor. Muharrem İnce’nin bagajının olmaması nedeniyle Erdoğan’ın kullanabileceği bir açık vermiyor. İnce’nin yükselişinde ‘ince‘ bir çizgi var. Muharrem İnce hâlâ AK Parti seçmeninden oy alamıyor. O nedenle muhalefetin psikolojik barajı olan yüzde 38 sınırı aşılamıyor. Meral Akşener’e giden CHP oyları İnce’ye dönüyor.

AKŞENER NEDEN GERİLİYOR?

Partisini kurmadan önce yüzde 18’lik, öfkeli ve tepkisel seçmeni yakalayan

Yazının devamı...