"Abdulkadir Selvi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Abdulkadir Selvi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Abdulkadir Selvi

Abdulkadir Selvi

Kaşıkçı’nın dublörünü ele veren detay

23 Ekim 2018

Cemal Kaşıkçı’nın başkonsoloslukta randevusunun olduğu gün Suudi Arabistan’dan 15 kişilik özel bir ekip gönderenler, bununla yetinmemiş, Kaşıkçı’nın dublörünü de hazırlamışlar.

Cemal Kaşıkçı saat 13.14’te başkonsolosluğun kapısından içeri girerken, Suudi Arabistan’dan gelen ekip saat 12.25’te yerini almış. Anlaşılan sadece infaz ekibi girmemiş içeriye. Kaşıkçı gelmeden önce dublörü de hazır edilmiş. Önce Kaşıkçı’nın başkonsolosluk binasında olmadığını iddia edip Reuters’e boş dolap kapaklarını gösteren Suudi yetkililer ikna edici olmayınca bu kez de Kaşıkçı’nın arbede sırasında hayatını kaybettiğine inanmamızı istiyorlar. Oysa her gün yeni bir delil ortaya çıkıyor ve her çıkan delil bu cinayetin önceden planlanarak işlendiğini gösteriyor.

Kaşıkçı, başkonsoloslukta vahşi bir şekilde katledildikten sonra parçalara ayrılıp halıya sarılarak dışarıya çıkarılıyor. Ama sadece Kaşıkçı’nın cesedi çıkarılmıyor, dublörü de dışarı çıkarılıyor. Amaç, Cemal Kaşıkçı başkonsolosluğun arka kapısından çıktıktan sonra Türkiye’de ortadan kaldırıldı yalanına başvurmak. Yavuz hırsız misali.

AYAKKABIDAN TESPİT EDİLİYOR

Kaşıkçı’nın dublörünün görüntüleri, başkonsolosluğun arka kapısının sokağa açılan bölümündeki işyerlerinin kameraları incelendiği sırada tespit ediliyor. Türk polisinin başarılarından habersiz olan Suudi yönetiminin önüne Kaşıkçı’nın gözlüğünü takmış, kıyafetlerini giymiş şahsın görüntüsü konuluyor. Kıyafetleri buradaysa Kaşıkçı nerede? Kaşıkçı’nın kıyafetleri başkasının üzerinde ne arıyor?

İsminin Mustafa el Medeni olduğu tespit edilen kişi başkonsolosluk binasından çıktıktan sonra Sultanahmet’e gidiyor. Ama hemen çıkışta Kaşıkçı’nın Apple Watch saatini atıyor. Sultanahmet Camisi’nin tuvaletinde kıyafetini değiştiriyor. Taksim’de kaldığı otele yakın bir noktada Kaşıkçı’ya ait kıyafetleri çöp kutusuna atıyor.

Dublörün Kaşıkçı’ya benzemesi için her şey düşünülmüş. Hatta Kaşıkçı’nın gözlüğünü takıp bir de yüzüne takma sakal kondurmuş. Biraz kilosu olması nedeniyle gömleği biraz dar geliyor, boyunun uzun olması nedeniyle pantolonu biraz kısa duruyor. Ama her şeyi hazırlayanlar bir şeyi unutuyor. Kaşıkçı’nın dublörü ayağındaki spor ayakkabıdan tespit ediliyor. Çünkü Kaşıkçı iskarpin türü bir ayakkabı ile başkonsolosluk binasından içeri girerken, dublörünün ayağındaki spor ayakkabı dikkat çekiyor. Görüntüleri izleyen ekipler dublörü ilk olarak spor ayakkabılarından yakalıyorlar. Boşuna dememişler “Mükemmel cinayet yoktur” diye.

VELİAHT PRENS’İ KURTARMA OYUNU

Yazının devamı...

Kaşıkçı nasıl öldürüldü, o an neler yaşandı?

22 Ekim 2018

Doğrudan Başkonsolos Muhammed el Uteybi’nin makamına alınıyor. Herhangi bir sorguya dahi gerek duyulmadan Suudi Arabistan’dan gelen infaz timi tarafından boğularak öldürülüyor. Boğma işlemi 7-8 dakika sürüyor. Kaşıkçı’nın cep telefonu ile kolundaki akıllı saati Apple Watch’un eşleştiği bilindiği için çalıştırılmak isteniyor. Bunun için önce parmağı kesilip parmak izinden açılmaya çalışılıyor. Ama başarılı olamıyorlar. Suudilerin açıkladığı şekilde bir arbede veya sorgulama yaşanmıyor. İnfaz timinin kendisini etkisiz hale getirmeye çalıştığı sırada Kaşıkçı, doğal bir refleks olarak direnmeye çalışıyor. Bir poşet ya da ipi andıran plastik bir malzeme ile boğuluyor.

Sonra vahşetin ikinci bölümüne geçiyorlar. Adli tıp kurumu başkanı Al Tubaigy, müzik açıp cesedi 15 parçaya ayırıyor. Bunların hepsi başkonsolosun makamında gerçekleşiyor. Kaşıkçı’nın öldürülme anına ait ses kayıtları da o anda yaşanan vahşeti kaydediyor.

Kaşıkçı’nın cesedi başkonsolosluk dışına çıkarılıyor ama İstanbul dışına çıkarılamadığı düşünülüyor. Bu sırada kimyasal maddeler kullanılarak delillerin yok edilmesi aşamasına geçiliyor. Adli tıp kurumu başkanı, 10 günden önce başkonsolosluk binasında bir arama yapılmasına izin verilmemesi talimatını veriyor. Çünkü kullandığı kimyasallarla birlikte delillerin 10 gün içinde yok olacağını hesap ediyor. Başkonsolos, polisin arama yapmasını engellemek için elinden geleni yaptı. Buna rağmen polisin titiz çalışması sonucunda bazı deliller kurtarıldı. Eğer önemli delillere ulaşılmasa Suudi Arabistan cinayeti kabul eden açıklamayı yapar mıydı?

İKİ NOKTA

Yazının girişinde Cemal Kaşıkçı’nın doğrudan başkonsolosun makam odasına yönlendirilmesine dikkat çekmiştim. İki nedeni var:

1) Cemal Kaşıkçı, medeni durumunu gösteren belgeyi almak üzere Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na 28 Eylül Cuma günü müracaat ediyor. İşlemlerin yetişmediği belirtilip kendisine 2 Ekim Salı gününe randevu veriliyor. Pazar ve pazartesi günü ise bulunduğu Londra’dan aranıp salı günkü randevusu hatırlatılıyor. “Geleceksiniz değil mi?” diye soruluyor. Kaşıkçı bu durumdan tedirgin oluyor. “Benim aramam gerekirken onlar beni arıyor” diyor. Peki, aradan geçen 4 günlük zaman zarfında Kaşıkçı’nın istediği evrak hazırlanıyor mu? Şu ana kadar böyle bir evrakın hazır olduğuna dair bir bulguya rastlanmadı.

2) Kaşıkçı’nın başkonsolosluğa geleceği kesinlik kazandığı için ondan önce saat 12.25’te binaya giriş yapan infaz ekibi, hazırlık yapıp kendisini başkonsolosun makam odasına bekliyor. İçeri girdiği anda en ufak bir sorguya dahi gerek duyulmadan boğuluyor.

VELİAHT PRENS GİTMEDEN OLMAZ

Yazının devamı...

Sıra başkonsolosun infazına mı geldi?

18 Ekim 2018

Resmi olarak açıklanana kadar Cemal Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü söyleyemeyiz ama bu kadar delilden sonra müsaadeniz olursa artık ‘Kaşıkçı cinayeti’ demek istiyorum. Daha doğru bir tanımla, ‘Kaşıkçı suikastı’.

Cemal Kaşıkçı’nın başkonsolosluk binasına giriş yaptığı 2 Ekim günü Suudi Arabistan’dan gelen 15 kişinin sorgucu, infazcı ve temizlikçi olmak üzere üçe ayrıldığını belirtmiştim. Suudi Arabistan Adli Tıp Kurumu Başkanı Salah Muhammed Al Tubaigy’nin suç delillerini yok etmekle görevli olduğu anlaşıldı. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında Tubaigy’in yargılanması gündeme gelecek.

Ancak edindiğim bilgiye göre Suudi görevlileri yok etmeye çalışsa da bazı deliller ele geçirilmiş durumda. İstanbul Emniyeti’ne bağlı ekipler yok edilmeye çalışılan bazı delilleri kurtardı diyebiliriz. Başkonsolosluk bölümünde 9 saat süren aramada bazı önemli delillere ulaşıldığı söyleniyor. Şimdi bu deliller uzman bir ekip tarafından inceleniyor. Olayın aydınlatılması açısından bu çalışmalar çok önemli. Ama asıl önemli olan konuttaki arama. Çünkü Kaşıkçı’nın cesedinin parçalanma işleminin burada yapıldığı düşünülüyor. Salı günü konutta yapılacak arama Suudi yetkililerinin direnci nedeniyle gerçekleşememişti. Ama dün o sorun aşıldı ve konuta girildi. Konutta sadece deliller değil, aynı zamanda kaçırılamadıysa Kaşıkçı’nın parçalanmış cesedi de aranıyor.

ACİL KODUYLA ÇEKİLDİ

Salı günü konutunda arama yapılacağı haberini alır almaz ilk uçakla Suudi Arabistan’a kaçan Başkonsolos Muhammet el Uteybi’nin görevden alındığı açıklandı. Uteybi bu soruşturmanın kilit isimlerinden biri. Çünkü elde edilen ses kayıtlarından birinin başkonsolosa ait olduğu söyleniyor. Kaşıkçı olayından sonra Reuters haber ajansını başkonsolosluk binasına sokan Uteybi’nin kameraların karşısında boş dolapların kapaklarını açtığı görüntü hatırınızdadır. İstanbul Emniyeti bu görüntüleri uzman bir ekibe inceletti. Vücut dili okumasında başkonsolosun suçluluk telaşı içinde olduğu tespit edilmişti. Suudi Arabistan’a kaçan başkonsolosla birlikte aynı zamanda çok önemli bir delil de kaçmış oldu. Uluslararası kamuoyunun harekete geçip başkonsolosun hayatını garantiye alması gerekiyor. Suç delillerini yok etme adına Suudi Arabistan’ın gözünü kan bürümüş veliaht prensi, başkonsolosun vücudunu da ortadan kaldırabilir. Kaşıkçı olayının canlı bir tanığını ortadan kaldırma adına, başkonsolos ebediyen susturulmak üzere Riyad’a çekilmiş gibi gözüküyor. Ne yapıp edip en önemli tanığın ortadan kaldırılmasına engel olunmalı.

İNFAZDA 4 İSİM

Kaşıkçı cinayetinde elde edilen her delil, olayın önceden planlandığını ve infazın ardından suç delillerini yok etmek için kriminal bir temizlik yapıldığını gösteriyor. Aynı zamanda ulaşılan her delil, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammet bin Selman’a daha çok yaklaştırıyor.

Çünkü infaz ekibinde veliaht prensin yanından ayırmadığı 4 yakın koruması da var.

Yazının devamı...

Kaşıkçı olayında ilginç şeyler oluyor

17 Ekim 2018

Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim tarihinde içeri girdiği ve bir daha dışarı çıkmadığı Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda 13 gün sonra arama yapıldı. İstanbul Emniyeti olay yeri inceleme ve terör şubesine bağlı ekipler, “Luminol” diye adlandırılan özel ışıkla DNA örneklerini aradı. Ancak sadece mavi ışık kullanılmadı, olay yeri incelemenin kriminal tekniklerinden de yararlanıldı. Kaşıkçı’nın öldürüldüğüne dair delillere yaklaşıldığını söylemekle yetineceğim. Deliller üzerindeki incelemeler sürüyor. Cinayeti delillendirme konusunda bir mesafe kaydedildiğini söyleyebilirim. Yeni deliller ışığında soruşturmanın derinleştirilmesine karar verilince başkonsolosluk konutunda arama yapılması kararı alındı. Kamera kayıtlarına göre Cemal Kaşıkçı, saat 13.14’te konsolosluk kapısından giriş yapıyor. Suudi Arabistan’dan gelen infaz ekibi ise saat 12.25’te içeri giriyor. Kaşıkçı içerideyken bu kez camları dışarıdan görünmeyecek şekilde siyah kaplı bir araç, 15.08’de başkonsolosluk binasından çıkıp konuta giriyor. Soru şu: Kaşıkçı, başkonsolosluk binasında katledildikten sonra mı konuta götürüldü, yoksa infazı konutta mı gerçekleştirildi?

DELİLLER İNCELENİYOR

Bir saç telinden ya da kopan bir düğmeden, küçük bir kumaş parçasından yıllar sonra bile cinayetleri aydınlatma kapasitesine sahip bir polis teşkilatımız var. Ancak bu olayın bazı zorlukları mevcut. Suudi Arabistan’ın direnci ve olayın diplomatik dokunulmazlığa sahip başkonsoloslukta gerçekleşmesi nedeniyle ancak 13 gün sonra arama yapılabildi. Ayrıca Suudi Arabistan’dan gelen 15 kişilik özel ekibin başında Adli Tıp Kurumu Başkanı Salah Muhammed Tubaigy’in bulunması işleri zorlaştırdı. 15 kişilik ekibin sorgucu, infazcı ve temizlikçi olarak üçe ayrıldığı ve Adli Tıp Kurumu Başkanı’nın “temizlikçi” olduğu söyleniyor. Mükemmel cinayet yoktur. Konsoloslukta yok edilemeyen son deliller araştırılıyor demek daha doğru olur.  

Başkonsolos Muhammed el Uteybi’nin olaydan sonra 3 gün boyunca konutundan çıkmadığı tespit edildi. Ayrıca Kaşıkçı olayının yaşandığı 2 Ekim günü Türk çalışanlara izin verildiği ve Kaşıkçı’nın başkonsolosluğa girdiği öğleden sonra çalışanlara odalarından çıkmamaları talimatının verildiğini biliyoruz. Başkonsolos dün ülkesine mi döndü, yoksa kaçtı mı? Ya da Türkiye’yi terk etmesi mi sağlandı?

Soruşturma Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’ı zor durumda bırakabilir. Çünkü ABD basınında geniş yankı uyandıran, ses kaydının bulunduğuna dair çıkan haberler yalanlanmadı. 

SUUD YÖNETİMİ ZORDA

Cemal Kaşıkçı olayının adli bir boyutu var. Ben aydınlatılmayacak bir olay olarak görmüyorum. Ama olayın Kaşıkçı’yı aşan bir yüzü var ki üzerinde durulmaya değer. Amerikan basınının haberine göre Suud istihbaratının Kaşıkçı’yı Riyad’a kaçırmak amacıyla yaptığı görüşmeler CIA’in takibine takılmış. Washington Post, Amerikan istihbaratının Kaşıkçı için A ve B planı olmak üzere iki hazırlık yapıldığını tespit ettiğini yazıyor. Suud yönetimi bir plan dahilinde Kaşıkçı’yı Riyad’a kaçırmayı veya ABD’de etkisiz hale getirmeyi planlıyor. Bunu tespit eden CIA, Kaşıkçı’yı haberdar etmediği gibi, Washington Büyükelçiliği’ne müracaat ettiğinde Türkiye’ye yönlendiriliyor. Kaşıkçı’ya 2 yıl görev yaptığı Londra Büyükelçiliği’ne başvurusunda da yine İstanbul adres gösteriliyor. Kaşıkçı yaşarken istihbarat bilgisini dahi paylaşmayan ABD, Kaşıkçı olayını kullanarak Riyad yönetimi üzerinde baskı kuruyor. ABD’nin elinde Kaşıkçı olayıyla ilgili uzun süreli dinlemeler olduğu söyleniyor. Cinayeti veliaht prense işletip faturayı Riyad’a ödetmek denilebilir. Saddam’ı kışkırtıp Kuveyt’e soktuktan sonra Irak’ı işgal etmediler mi? Yakında Trump Riyad’a gidip birkaç yüz milyar dolara mal olan yeni bir kılıç oyunu oynarsa şaşırmayın.

Suudi Arabistan Kralı

Yazının devamı...

Yeni dönemin şifreleri

16 Ekim 2018

1 Ekim tarihinde ise “12 Ekim’deki mahkemede Brunson’la ilgili kararın sonuçlanması bekleniyor. Yani, işlediği suçlardan dolayı mahkûmiyet verilip yargılamasının adli kontrol şartı olmadan devam etmesi gibi. Bu durumda 13 Ekim’de Brunson’ı ABD’de uçağın merdivenlerinden inerken görebiliriz” diye not düşmüştüm.

13 Ekim tarihinde ise dünyaya Brunson’ın Beyaz Saray’da başkan Trump’ın omzuna elini koyup dua eden fotoğrafı geçildi. Trump’ın Brunson üzerinden Türk ekonomisini hedef alan tweet’ler attığı dönemde füze hızıyla yükselen dolar, krizin çözümüyle birlikte önemli ölçüde gerilemeye başladı.

Her kriz aynı zamanda bir fırsattır. Brunson kriziyle kilitlenen Türk-Amerikan ilişkileri, Brunson’ın serbest bırakılmasıyla birlikte yeni bir ivme kazanacak gibi görünüyor. Başkan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür eden ve Türkiye ile ilişkileri geliştirmekten söz eden açıklamaları da bunu gösteriyor.

ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİ

Madem Brunson’ı bırakacaktık, bu krizi neden yaşadık diye sorulacak. Bu haklı ve meşru bir soru. Elbette ki bir hasar tespiti yapılacak. Buradan dersler çıkarılacak. Ancak önümüze bakmalıyız. Krizi fırsata çevirme durumundayız. Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump’ın bir telefon görüşmesi yapması bekleniyor. ABD ile ilişkilerini düzelten, Avrupa Birliği ile ilişkilerini ise geliştirme yönünde olan bir Türkiye’ye ihtiyaç var.

Brunson krizinin en büyük faydası Türkiye’nin tekrar AB gündemine dönmesi oldu. Reform Eylem Grubu 3 yıl aradan sonra toplandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya ziyareti, yeni dönemin bir işareti olabilir. AB açısından öncelikli gündem maddelerinden olan Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye Onursal Başkanı Taner Kılıç ile CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun serbest bırakılmasıyla bir ilerleme sağlandı. Şimdi gözler 11 Aralık’ta yapılacak Reform Eylem Grubu toplantısında açıklanacak olan “Yargı Reformu Stratejisi”ne çevrildi. Ancak orada çözmemiz gereken bir sorun duruyor. İşadamı Osman Kavala’nın tutukluğundan söz ediyorum. Nasıl ki Brunson’ın serbest bırakılmasıyla Türk-Amerikan ilişkilerinde krizi fırsata çevirme imkânı doğdu, aynı şeyi Osman Kavala ile Avrupa Birliği’yle ilişkilerde de yakalayabiliriz. Ancak Osman Kavala hakkında henüz bir iddianame hazırlığı yoktur. Edindiğim izlenime göre uzun bir süre daha olmayacak.

YENİ DÖNEM YENİ ŞİFRE

Cumhurbaşkanı

Yazının devamı...

Acım çok büyük

15 Ekim 2018

Çünkü annemi kaybettim. O benim sıkıntıda olduğumda sığınağım, huzur bulduğum dua kapımdı. “Anacığım” dediğimde “Yavrum” diyen o ses artık yok. Annesizliğin ne olduğunu yeni anladım. Hayatımda büyük bir boşluk oluştu. Mekânı cennet olsun. Bugün beni affedin. Çünkü acım çok büyük...

 

 

Yazının devamı...

Kaşıkçı olayının seyri değişebilir

11 Ekim 2018

Türk-Arap Medya Derneği Başkanı Turan Kışlakçı’nın anlatımına göre Kaşıkçı, bir dönem basın danışmanlığını yaptığı Londra’daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği’yle temas kurmuş, İstanbul’a yönlendirmişler.

Rejim muhaliflerine, “Güvenli olarak gördüğünüz Türkiye’de dahi sizi ortadan kaldırırız” mesajı verilmek için özellikle Türkiye seçilmiş. Amaç sadece Kaşıkçı’nın ortadan kaldırılması olsa, çok sık seyahat eden gazeteci istense başka yöntemlerle de ortadan kaldırılabilirdi.

Ama özellikle Türkiye’de olması istenmiş. Adeta iz bırakmak istenircesine hem Türkiye’nin güvenli bir ülke olmadığı mesajı verilmek istenmiş, hem de bize “Türkiye’ye gelir, istediğimiz adamı ortadan kaldırırız” denilmek istenmiş.

Cemal Kaşıkçı, 28 Eylül Cuma günü öğleden sonra Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’na müracaat etmiş. İçeride ilgilenmişler, ancak saat geç olduğu için 15 dakikada yetiştirilecek olan evrakın yetişmediği söylenmiş, haftaya gelmesi istenmiş.

Yazının devamı...

Cemal Kaşıkçı olayında 5 karanlık nokta

10 Ekim 2018

Çünkü Kaşıkçı, 2 Ekim günü saat 13.14’te Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’na giriş yaptıktan sonra bir daha çıkamadı. Emniyet birimleri Kaşıkçı’nın öldürüldüğü kanaatinde. Zaten kendisi de öldürülme kuşkusu taşıyor olmalı ki belli bir saate kadar dışarı çıkmadığı takdirde nişanlısından AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay’ı ve Türk-Arap Medya Derneği Başkanı Turan Kışlakçı’yı haberdar etmesini istemiş. Eğer böyle bir önlem almasa çıkmadığından dahi haberimiz olmayacaktı.

Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosu Reuters’e kapılarını açarak Kaşıkçı’nın ölü ya da dirisinin konsolosluk binasında olmadığını ispat etmeye çalıştı. Muhammed el Katibi, olay günü güvenlik kameralarının çalışmadığını itiraf etti. Dolap kapaklarının açılarak bir insanın öldürülmediğinin ispat edilmesi çabasına ilk kez tanıklık ettik.

Emniyet birimlerimizin başkonsolosluk binasındaki incelemeleri sırasında kameraların arızalı mı olduğu, yoksa kapatıldığı mı belirlenecek. Kapatıldıysa 2 Ekim’den önce ne zaman kapatıldığı ve daha sonra açılıp açılmadığı belirlenecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirttiği gibi, Kaşıkçı’nın yaşadığını ispat etme görevi artık Suudi Arabistan’ın. Çünkü şu ana kadar Kaşıkçı’nın başkonsolosluk binasına girdikten sonra çıktığına dair bir kanıt sunamadılar. Devletler yoruma göre değil, delillere göre hareket eder. 8 gün içinde delillerin yok edildiğini tahmin etmek güç değil. Ama delil kırıntısına dahi ulaşılsa Kaşıkçı olayı aydınlatılabilir.

Bu aşamada Kaşıkçı olayında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammet bin Selman’ı gösteren işaretler artıyor. Kaşıkçı’yı başka yöntemlerle ortadan kaldırmaları mümkünken neden İstanbul Başkonsolosluğu seçildi, adres vermek istercesine bu cinayet neden Türkiye’de işlendi sorularının cevaplandırılması gerekiyor. Burada hem Türkiye’ye hem de rejim muhaliflerine “En çok güvendiğiniz ülkede sizi ortadan kaldırırız” mesajının verilmek istendiği açık. Türkiye bunun altında kalamaz. 

Cemal Kaşıkçı’nın başkonsolosluk binasının içine girdiği anda derdest edildiği ve Suudi Arabistan’dan gelen istihbaratçılar tarafından sorgulanıp öldürüldüğü kanaati mevcut. İstihbaratçı dedim, sorgulama dedim, öldürüldü dedim, çünkü o yönde belirtiler var. Madde madde sıralıyorum:

1) Cemal Kaşıkçı’nın binaya giriş görüntüsü var. Ancak başkonsolosluk yetkilileri çıkış görüntüsünü sunamadı. Sokağı izleyen hiçbir kamerada Kaşıkçı’nın çıkış görüntüsü tespit edilemedi.

2)

Yazının devamı...