"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Resimde ışığın belirleyiciliği

28 Mart 2017

‘Işığın Ustaları’ adlı serginin kataloğunda yer alan giriş yazısında, serginin genel niteliğini şöyle açıklıyor Lucien Arkas:

“Arkas Koleksiyonu Belçika Bölümü’nden seçilen özgün ve güçlü yapıtlar, XIX. yüzyılın sonu ve XX. yüzyılın başında Belçika’da özellikle Romantizm, Empresyonizm ve Post Empresyonizm akımlarının yorumlanışı sanatseverlere sunuluyor.”  

Arkas Koleksiyonu’ndan alınan resimler aşağıdaki bölüm başlıkları altında sergileniyor:

‘Kadın Portreleri’.

Genç kız ve kadınların bütün ruh hallerini dış ve iç dünyalarını ustaca yansıtan tablolar.

Genç kızların safiyeti, ışığın ustaca kullanılışı ile ziyaretçiyi etkiliyor.

Arkas Koleksiyonu’nda kadınlar büyük yer tutuyor.

‘Nüler’

Yazının devamı...

17 yıl sonra yeniden Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu

26 Mart 2017

Halk müziğinin iki ustası, otantik icranın ne kadar önemli olduğunu ispatlıyor. Halk müziğine yaygınlık kazandıran adlar arasında onları mutlaka anmak gerekiyor.

Albüm, “Gülten Oğur, Mustafa Oğur, Emine Demircioğlu, Mustafa Demircioğlu anısına...” adanmış.

Onları dinlerken, bir Anadolu ses gezisine çıkıyorum. Duygulanıyorum, bozkır geliyor gözümün önüne, saz çalan, derdini ona döken bir müzikçi portresi beliriyor.

Erkan Oğur albümde kopuz, klasik gitar, perdesiz gitar, vokal, ebov ve tüm aranjmanlarda yer alırken, İsmail Hakkı Demircioğlu vokal ve divan sazı ile yer alıyor. İkiliye Rıza Can Özel kemençe ve Çaykara kavalıyla, Emre Sınanmış dudukla, Sinan Cem Eroğlu kavalla, Volkan Kaplan ise bağlama ve divan bağlamayla eşlik ediyor.

Yeni CD’de 15 türkü yer alıyor.

Yüce Dağ Başında. Birçok kişi bu türküyü sanatçılarla birlikte söyleyecek.

Havada Kar Sesi Var. Dinlerken en çok duygulanacağınız türkülerden biri olacak.

Eğer Aşkı Seversen

Yazının devamı...

İstanbul’un suç tarihi

25 Mart 2017

Gerek İstanbul’un gerek Türkiye’nin gerekse benzer coğrafyaların, büyük şehirlerin temel ‘gündem’ meselelerinden biridir şiddet. O şehirde, bölgede yaşanan adli vakalar, suç addedilen hadiseler, hangi dönemde olursa olsun, mercek altına alındığında bize gerek kültürel, gerek sosyal, gerek hukuksal, gerek tarihsel, gerek sosyolojik, gerek ekonomik gerekse siyasal açıdan çok şey söyler!

Toplumsal düzeni, suç ekseninde incelemek mümkündür...

Bugünkü halimiz ve sebepleri ortada! Kadın cinayetleri, tacizler, ölümle sonuçlanan kavgalar...

Peki 19’uncu yüzyılın sonunda İstanbul nasıldı? Adli kayıtlarda kimler daha çok yer alıyordu? Adalet mekanizması nasıl çalışırdı? Suç hangi toplumsal sınıfta daha yaygındı? Bir etnik grupla veya bölgeyle sınırlandırmak ne kadar mümkündü?

Bugün ‘güncel’ haliyle karşımıza çıkan toplumsal sınıflar, o zaman nasıldı?

Bu ve daha fazla sorunun yanıtını Roger A. Deal’ın ‘Namus Cinayetleri-Sarhoş Kavgaları-II Abdülhamid Döneminde Şiddet’ kitabında bulacaksınız.

Namus Cinayetleri, Sarhoş Kavgaları-II. Abdülhamid Döneminde Şiddet Roger A. DealÇeviren: Zeynep RonaKitap Yayınevi176 sayfa, 27.50 TL

Yazının devamı...

Yusuf Franko Bey'in insanlarını tanıyın

24 Mart 2017

Serginin adı: ‘Yusuf Franko’nun İnsanları: Bir Osmanlı Bürokratının Karikatürleri’.

Sergide Ömer M. Koç Koleksiyonu’nda yer alan 19. yüzyıl sonu Osmanlı bürokratı, hariciyeci, mutasarrıf, cemiyet adamı Yusuf Franko Kusa’nın karikatür albümü ilk kez gün ışığına çıktı.

Bunca unvanı elinde bulunduran bir kişinin karikatürlerinin görülmeye değer olduğunu söylemeye gerek yok.

Sergiyi Melih Fereli ve serginin küratörü Bahattin Öztuncay’la birlikte gezdim. Öztuncay, albüme nasıl sahip olduklarının öyküsünü anlattı. Bunda bir serüven lezzeti olduğunu söylemeliyim.

Yazının devamı...

İlk Onur Konuğu Cemil Kavukçu için özel bir kitap

23 Mart 2017

Öncelik o kentin yerel yönetiminin çıkardığı kitaplardır, bir de ne yazık ki satış yerleri bulunmayan resmi kurumların fuardaki stantlarıdır.

15’inci Bursa Kitap Fuarı’nda da bu kuralımı bozmadım.

Fuarda Bursa Büyük Şehir Belediyesi ile Nilüfer Belediyesi’nin stantlarından eksik kitaplarımı tamamladım.

Büyükşehrin yayınlarından birçoğunu zaten daha önceki yıllarda edinmiştim, kitaplığımda iyi bir Bursa köşesi var. Nilüfer Belediyesi’nden de aldıklarımla kitaplığımı zenginleştirdim. Müzeler kenti Bursa’nın bu yayınları yapmasını destekliyorum.

Ayrıca Bursa’da yaşayan yazarların, şairlerin de bu fuarlarda kendilerini tanıtmaları, söyleşilere katılmaları fuarların önemli yanlarından biri.

Fuarlarda yazarlar okurları kadar meslektaşlarını da burada tanırlar.

Bursa Kitap Fuarı’nın ‘ilk’ Onur Konuğu iyi yazar Cemil Kavukçu idi.

Kavukçu,

Yazının devamı...

‘Cinaî Muhabbetler’in zamanı

21 Mart 2017

Son yıllarda polisiye edebiyata artan ilgiyi birkaç açıdan incelemek gerekiyor.

Birincisi; okurun tür çeşitliliğine yönelmesi. Polisiye romanların da edebiyat dairesi içinde yer almasının keşfi.

Belki bu öğelerden de önemlisi, polisiye romanların toplumun anatomisini irdelemesi.

Roman kahramanlarının sevilmesi.

Nedense bizde polisiye roman okunup atılacak bir sınıfa koyulurdu, ciddiye alınmazdı. Oysa edebiyat tarihindeki pek çok önemli romanın, polisiye sınıfına dahil edilebileceği gerçeği apaçık ortadadır. Şehirlerin arka sokakları, klişe deyimle batakhaneleri bu romanlarda anlatıldı, gizli yüzü bunların sayfalarına yansıdı.

Romanların zihin çalıştırıcı yanlarını da anımsatalım.

Kemal Tahir’e, “Bir romana başlamakta sıkıntıya düştüğünüzde ne yaparsınız” diye sorduğumda, “Agatha Christie okurum” demişti.

Ustanın,

Yazının devamı...

‘Slava’ on yıl önce enstrümanını bırakmıştı

19 Mart 2017

43 CD’lik bir albüm çıktı, 200 sayfalık da bir kitabı var albümün.

CD’ler hem stüdyo hem canlı yayın kayıtlarından oluşuyor, DVD’leri de var.

Kitapta ise sanatçı hakkında birçok yazıyla aile albümünden fotoğraflar bulunuyor.

Albümün kapağı şöyle:

“Rostropovich

Cellist of the Century

The Complete Recordings”

Sanatçı sazı için ne diyor?

Yazının devamı...

A’dan Z’ye Anadolu’yu keşfetmek

17 Mart 2017

Yayın danışmanlığını Emre İskeçeli’nin yaptığı kitabı Ufuk Kaan Altın yayına hazırlamış. Kitabın başında Adnan Aslan, Claudio Tomasi ve Simge Balaban’ın yazıları yer alıyor. Ayşe Arman, Derin Sarıyer, Günseli Özen, Mete Horozoğlu, Mutlu Tönbekici, Refika Birgül, Saffet Emre Tonguç, Sunay Akın, Yaşar’dan oluşan yazar grubu gittikleri kentleri, beldeleri, köyleri yazmışlar. Bülent Çamcı ve Gökhan Kali de fotoğraflamış.

Bu albüm/kitabı okuduktan sonra özellikle Türk kadınının, fırsat bulduğu anda nasıl harikalar yarattığına tanık olacaksınız.

Şöyle söylemeliyim, kitapta adın geçen yerlerin doğal güzelliklerine insani güzellikleri de katın, yerel lezzetlerini, damak tadını da ekleyin... Gönlünüz ve midenizin birlikte doyacağı bu yerlere neden gitmeyesiniz ki?

Uzundere/Erzurum, Doğu Anadolu Turizm Geliştirme Projesi (DATUR) ile başlıyor ve Türkiye’nin dört bir tarafından birbirinden etkileyici hikâyeler aktarıyorlar.

İpekyolu Misafir Evi’ne gittiğinizde Mardin’in kadim kültürüne hayran kalırsınız, kadınların başarısını bir kez daha kutlarsınız. Hazır gitmişken kadınların yaptığı sabunlardan almadan dönmeyin. Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Misi Köyü. Kadınlar ipek kozasından yeni bir başarı hikâyesi yazdıkları gibi, yöresel lezzetleri de her gelene sevdirdiler.

10 Yıl 10 Şehir 10 Hikâye, Kültür ve Turizm Bakanlığı-UNDİP(Güçlü Bireyler, Güçlü Toplumlar), Anadolu Efes (Kitabı www.gelecekturizmde.com/ebook adresinden okuyabilirsiniz)

Yazının devamı...