"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Yaza kültürel hazırlık

27 Haziran 2017

Seçimin zorluğunu bilirim ama bazı pratik çözümler bulunabilir.

Yıl içinde kitap dergilerin eklerini izlediyseniz, not aldıysanız işiniz kolay, hatta bu kitapları almış da olabilirsiniz. Onların yeri hazır kanaatindeyim.

Kolay seçim istiyorsanız, ödül kazanan kitapları seçerek başlayabilirsiniz. Böylece edebiyatın istikametini doğru kaynaktan saptamış olursunuz.

Kitap listelerinin muhakkak eksik olduğunu belirtip orada yer alanların hepsini benimsemesem de yine de yararına inanırım. Hürriyet’in geçen hafta yayımlanan 100 Roman listesi, bu konuda yol gösterici bir nitelik taşıyor.

Eğer çok satanlar tercihiniz ise kitapçılar zaten bunları cömertçe bize sunuyor.

Seyahat planı yapanlar, gerek yurtiçinde gerek yurtdışındaki gezilerde, orayı tanıtan, tarihini anlatan rehber kitaplardan başlayın. Oranın edebiyatçısının bir eserini de mutlaka edinin. Gittiğiniz yeri tüm yönleriyle yaşayarak keşfedin.

Artık yazları sadece deniz-güneş olarak kısıtlı biçimde algılamıyoruz.

Bodrum’da konserler düzenleniyor. Bodrum Müzik Festivali’nden Gümüşlük Festivali’ne,

Yazının devamı...

Kanto dinlediniz mi

25 Haziran 2017

Eski kuşağın yaşadığı ramazan eğlencelerinden bugüne sesler kaldı. O günleri ses tarihinden öğrenebiliyoruz.

Yakın zamana kadar televizyonlarımızda “kanto” dinlerdik, o geleneği yaşatan Nurhan Damcıoğlu idi. Zaman zaman Huysuz Virjin (Seyfi Dursunoğlu) de kanto söyledi.

Zaman en çok zevkleri değişime uğratıyor, şimdi kaç televizyonda kanto dinliyorsunuz? Hiçbirinde. Ben toplumun zevk tarihini müzikten öğrenmeye çalışırım.

Yıllar önce televizyonlarda ramazan programları yapılırdı, şimdi sanırım ilgi yoksunluğundan yapılmıyor.

Gamze Canyurt’un Son Kanto-Pembeli Kız* CD’sini dinlerken, zevkler tarihinin ses bölümüne de kulaklarımı açtım.

Geleneksel bir türü, modern, çağdaş bir anlayışla söylüyor Gamze Canyurt. Yeni kuşaklar da bu icrayı beğenecekler.

CD’nin başında sanatçının teşekkürü şöyle:

“Albüme katkılarından dolayı Prof. Dr. Ruhi Ayangil hocama, müzisyen arkadaşlarıma ve her zaman yanımda olan canım ailem ve dostlarıma tüm kalbimle teşekkür ederim.”

Yazının devamı...

Toplumun aynası kuaför salonları

24 Haziran 2017

Kuaföre gitmeyen biri var mı? Bilhassa kadınlar arasında? Benim çevremde tek tük örnekler var. Ama özel, geneli yok edemez. Çoğunluk kuaförlere gider. Hele kimileri var ki, her gün gider... Teyzelerim hemen hemen haftada bir kuaföre giderlerdi, annem ise yılda bir.

Hiç kuşkusuz o salonlarda sadece saç meselesi konuşulmaz...

Funda Şenol Cantek’in derlediği, İletişim Yayınları’ndan çıkan ‘Aynanın Önünde Cımbızın Ucunda - Kuaför Kitabı’nı hem bir meslek hakkında bilgi içerdiğinden hem de bir toplumsal gösterge olduğu için merakla ve zevkle okudum.

Özellikle anıların, bu alandaki birçok gerçeği ve insan portresini de açığa çıkardığını unutmayın.

Kuaförlerin önünden geçerken, içeride gördüğüm manzaralar beni hem üzmüş hem güldürmüştür. Kaç meslek aynı anda iki duyguyu beraber uyandırır?

Hangi meslekte çalışanla müşteri arasında sık sık ihtilaf doğar?

Funda Şenol Cantek, ‘Mizampli Makinesinin İçinden...’ başlıklı yazısında kitabın Tanıl Bora ile Adem Erkoçak’ın derledikleri ‘Bir Berber Bir Berbere’nin önsözünde, bu işin burada kalmayacağı, bir de kuaför kitabı kotarılacağı sözlerinden cesaretle hayata geçtiğini anlatıyor.

Bu yazıyı; ‘Kuaförlüğün Tarihçesi’ izliyor.

Yazının devamı...

Beyoğlu Sineması’nı kim/kimler kurtaracak

23 Haziran 2017

İstiklal Caddesi de bunlardan biri. 

Beyoğlu Sineması kapanacağını duyurdu... 

Bence bu tür binaları devlet ve belediyeler korumalı, onlara yatırım yapmalı, ödenek sağlamalı. Ne yazık ki yüksek kiralar yüzünden İstiklal Caddesi eski özelliğini kaybediyor, kitapçılar, müzik mağazaları, kültür-sanat kurumları yavaş yavaş başka yerlere gidiyor ve yerini başka ticarethaneler alıyor.

Sinematek’in kurucularından, şimdi de Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle Sinematek’i çeşitli mekânlarda yaşatan Jak Şalom’dan birkaç e-posta aldım. Bu yazısında hem sinemanın kurtarılması için hem de Beyoğlu’nun, İstiklal Caddesi’nin paraya, ranta kurban edilmemesi için çözümler öneriyor.

Ne yazmış Jak Şalom?

“Evet, Beyoğlu Sineması 30 Haziran’da kapanıyor. Bu bilgiyi sinemanın müdürü Temel Kerimoğlu da onayladı. En az on senedir bu sinemanın yaşadığı sıkıntıları bilmemize rağmen bugün bu haber ansızın bizi çok derinden etkiledi. Beyoğlu Sineması’nın borcu büyük ve ancak bu borç ödenirse sinema kapanmaktan kurtulabilir. İdeal ülke tasvirlerinde bunu belediye ve devlet desteği ile halletmek mümkün olabilirdi ancak bunun mümkün olacağını sanmıyorum.

Belki de ‘Beyoğlu Sineması neden bu durumlara geldi?’ değil ‘İstiklal Caddesi, Beyoğlu ne oldu da bu durumlara geldi?’ diye sorarak başlamak gerek.

İstanbul’un sembol caddelerinden İstiklal Caddesi yapılan kazı çalışmaları ile eski popülaritesinden çok uzakta.”

Yazının devamı...

Nuri İyem Ödülü Sidar Bakı’nın

22 Haziran 2017

Törenin açılış konuşmasını Ümit İyem yaptı, ödül hakkında bilgi verdi.

Ümit İyem’in aktardığına göre, bu yıl 169 ressam, 235 adet resimle yarışmaya katıldı. Katılımcıların 98’i kadın, 71’i erkek. 91’i İstanbul’dan, 78’i ise İstanbul dışından.

169 ressamdan 54’ü hâlâ çeşitli fakültelerde eğitimini sürdürüyormuş. Bu 54 ressamın 26’sı İstanbul’daki üniversitelerden, biri Londra’dan, biri Berlin’den, kalan 27’si de Anadolu’nun çeşitli üniversitelerinden.

Gamze Büyükkuşoğlu, Cansen Ercan, Mehmet Güreli, Erhan Karaesmen, Temür Köran, Burcu Pelvanoğlu, Feyyaz Yaman ve Emre Zeytinoğlu’ndan oluşan seçiciler kurulu, oybirliğiyle Sidar Bakı’nın eserini ödüle değer gördü.

FEYYAZ YAMAN, Nuri İyem’in Türk resminde başlattığı yenilikleri, resim tarihimizdeki yerini anlattı. Atölye kurmadaki öncülüğünü, bu atölye çevresindeki kültür/sanat ortamına değindi.

Ben de tanıdığım Nuri İyem’i, onun toplumcu tavrının önemini belirttim.

Rahmi Aksungur

Yazının devamı...

Listeler çağı

20 Haziran 2017

Birileri bizim adımıza seçsinler, biz de onları dinleyelim, onları okuyalım...

Kişisel beğenileri oluşturma zahmetine katlanmıyoruz. Diğer taraftan baktığımız zaman, bu listeler bir imbikten geçmiş, belirli kriterlere göre oluşturulmuş, yararlı kaynaklardır.

Bu açıdan bakınca, İpek Özbey ile Güliz Arslan’ın hazırladığı, Hürriyet’te yayımlanan “Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı” çalışması gerçekten çok yararlı, her zaman kitap seçmek için başvurulacak bir kaynak.

Böyle çalışmalar gazete sayfalarında kalmamalı...

Listede adı geçen kitapların satış grafiğinin yükseleceğine dair umutlarım var. Okurların listede yer alıp raflarında olmayan kitapları edinmeleri gerektiğine inanıyorum.

Listenin hoşuma giden yanı, hazırlayanlar salt listeyle yetinmemiş, üst sıralarda yer alan kitaplar hakkında iyi edebiyatçılara da yazdırmışlar. Seçilen kitabın gerekçesi okurun tatmininde önemli derecede rol oynayacaktır.

Listeden seçkin bir roman kütüphanesi oluşturulabilir. Okurlara yapacakları okumayı kronolojik sıraya göre yaptıkları takdirde daha çok lezzet alacaklarını hatırlatmalıyım.

*

Yazının devamı...

Müzik dinlerken ruhumuz da dinlenir

18 Haziran 2017

Hiç kuşkusuz müziğin şifa veren yanı da tarih bilimsel açıdan kanıtlanmıştır.

Psikiyatrist Dr. Adnan Çoban’ın severek iki yeni CD’sini dinledim:

Biri Zencîr-i Meşk, Üç Büyük Bestekâr: Tanbûri İzak, III. Selim, Dede Efendi. Gülizâr Takım, Şevk-u Tarâb Takım, Sultaniyegâh Takım. Diğeri de Romantik Dönem Şarkıları-Romantik Dönem Bestekârları.

Zencîr-i Meşk CD’sinin başında Adnan Çoban’ın biyografisi yer alıyor, ayrıca çalışmaları hakkında da bilgi bulunuyor.

Daha önce Çoban’ın kitabı ve CD’leri üzerine yazdım. İcracılığı, yöneticiliği yanında televizyon programlarını da izlemiştim.

Önceki yazıları anımsatacağım:

Müzik Terapi/ Ruh Sağlığı İçin Müzikle Tedavi-Cana Şifa Nağmeler. Kitap CD.

Türk Müziği Terapisi. CD.

Yazının devamı...

Felsefe neden elzemdir?

17 Haziran 2017

Çok kullanılan kavramları bilmezsek, tarihi süreç içindeki yerlerini öğrenmezsek, bugün vardığımız noktadaki kapsam alanını anlamazsak içi boş birer kalıp olarak tekrarlar dururuz.

Doğan Özlem’in ‘Tarihselci Düşünce Işığında Bilim, Ahlak ve Siyaset’* kitabını okurken, bugüne göndermeler bölümü daha çok ilgimi çekti. Bilim/ahlak/siyaset üçlüsünün ilişkilerinde birbirlerini etkilemeleri, yönlendirmeleri hepimizin öğrenmesi gerekenleri içeriyor.

BUGÜNÜN SİYASET ÇATIŞMALARI

Bazı konu başlıkları, sanırım kitaba ilginizi yöneltmeyi sağlayacaktır:

 - Hukuk Devletini Sosyal Devlet İçinde Düşünmek

 - Sivil İtaatsizlik ve Liberalizm

 - Neoliberalizm ve Adaleti.

Tartıştığımız birçok konu, ne zamandan beri gündemdedir? Bunun yanıtını onun yazılarında bulunca, savunmamızı daha rahat yapabiliriz. ‘Demokrasi ve Seçkinler’ yazısını okuyun. Değişik akımların, anlayışların ışığında, daha donanımlı bir karar verebilirsiniz.

Yazının devamı...