"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Kentlerin tarihini ‘at’ta simgelemek

23 Mayıs 2017

Fırat’ın fotoğraflarındaki bilgi, belge eşliğinde yapılmış görsel ve yazınsal kurgu, her zaman ilgimi çekmiştir.

Bu sergide, gördüklerimizin ardındaki tarihi bilginin yanı sıra modern bir mitoloji algısı da kendini belli ediyor.

Kentleri dolaşırken nelere dikkat etmeliyiz? Sorunun yanıtını bu sergide bulabilirsiniz. Kentin tarihi, arkeolojisi, geçmişten bugüne uzayan yaşantısı da bu fotoğraflara yansımış. Fırat’ın çalışmalarına sadece birer fotoğraf olarak bakarsanız, çok katmanlı yapısını, kültürel arka planını göremezsiniz.

Gerek yazısında, gerek fotoğrafın kadrajında şiirselliğin de ihmal edilmediğini unutmayın.

Serginin kitapçığı/kataloğunda yer alan Önsöz’de konuya odaklanışın öyküsünü okuyoruz: “Sonra bir gün, Selçuk Müzesi’nde yer alan ve Artemis Tapınağı’ndan artakalan birkaç şeyden biri olan at başı ile karşılaştım. Daha önce önünden birçok kez geçmiştim ama bu karşılaşma başkaydı.

Atlar & Kentler; Ege-Akdeniz uygarlıkları altında toplanan Likya, Karya, Frig, İyon, Roma ve Pamfilyalıların kurmuş olduğu kentlere ve yine o uygarlıkların ‘at’ kültü üzerinedir.

Bu çalışma ne bir arkeolojiye ne de tarihe dair bir çalışmadır. Bu çalışma; arkeoloji, tarih, felsefe, mimarlık disiplinlerinin bilgisinden yararlanan ve ana ekseninde fotoğraf olan bir ‘kurmaca’dır.”

Kamil Fırat;

Yazının devamı...

‘Sevda yüzünden ölmek ayıp değil...’

21 Mayıs 2017

Güzel şiir okuyanlar diye bir sıralama yapılabilir mi? Kişiye göre değişik yorumlar varken kesin bir yargı uzak duruyor bana.

Her şairin şiir okuyuşu farklı, her şairin başkaları tarafından okunuşu da farklı.

Hürriyet Gösteri için bir şiir kasedi hazırlamıştık, yaşayan şairlerin şiirlerini kendi sesinden dinlettik, aramızdan ayrılanları da tiyatro dünyasının ustalarından sunduk. Müzik de şiir okumalarına eşlik ediyordu.

İkisini ayıralım mı?

Biri müzik eşliğinde şiiri okumak, diğeri şiiri bestelemek.

Ben ikisini de ayrı lezzet kefelerine koyarım. Türlerin birleşmesi, uyumu ayrı bir yapıtı oluşturur.

Fazıl Say’ın bestelerini de başarılı örnekler arasında zikredelim.

Çeşitlendirmeyi sürdürelim mi? Güfte diye bir türün -ayrı bir tür sayalım mı- müzikle birleşmesinden şaheserler doğar.

Yazının devamı...

Çehov’u Hasan Âli Ediz’den okumak

20 Mayıs 2017

Rus edebiyatının en önemli yazarlarını Hasan Âli Ediz, büyük bir ustalıkla dilimize çevirmiştir.

Yayınevi yönetmenliğim sırasında, çeviri konusundaki duyarlığının, bir kelime için yaptığı araştırmaların tanığıyım.

Onun Çehov çevirileri iki cilt halinde yayımlandı: Seçme Öyküler 1-Kent Hikâyeleri, Seçme Öyküler 2-Taşra Hikâyeleri.

İkisindeki öyküleri de Türkçeye Hasan Âli Ediz çevirmiş.

70’e yakın çeviriye imza atmış yetkin ve öncü çevirmenlerimizden Hasan Âli Ediz, 1904’te Priboy’da (Sırbistan) doğdu.

Balkan Savaşı’ndan sonra 1913 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. Siyasi çalışmalarından ötürü Askeri Tıp Akademisi’nden atıldı.

1925 yılında Sovyetler Birliği’ne gitti, gıyabında 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı. Siyasi faaliyetlerine  ve eğitimine orada devam etti. Türkiye’ye döndükten sonra 1930-1935 yılları arasında hapis yattı.

Devlet Kitapları Müdürlüğü’nde danışmanlıktan emekli oldu. 1972’de İstanbul’da öldü.

Yazının devamı...

Bir vakfın 45 yılı

19 Mayıs 2017

45 yıldır kâr amacı gütmeden, 1973 yılından beri çalışmalarını sürdüren vakıf, artık yalnız sınırlarımız içinde değil dünya ölçeğinde varlığını ispatlamıştır.

Yalnız İstanbul’da yaşayanlar değil, Türkiye’nin başka kentlerinde yaşayanlar da ajandalarını vakfın etkinliklerine göre düzenlemektedirler.

Vakfın belirtilmesi gereken bir başka yanı da, sadece festival düzenleyicisi olarak edilgin bir kimlikten etkin bir kimliğe yükselerek, yurtiçinde ve yurtdışında da Türk kültürünün, sanatının tanınmasını sağlamaktadır.

Çalışmalarına İstanbul Festivali ile başlayan İKSV, bugün dört festival, iki bienal ve birçok özel etkinlik gerçekleştiriyor.

Yazının devamı...

Donizetti Ödülleri verildi

18 Mayıs 2017

Andante dergisinin ve Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde bu yıl yedincisi düzenlenen Donizetti Klasik Müzik Ödülleri’ne aday gösterilen sanatçı ve topluluklar, sanatsal birikimlerinin yanı sıra, ödül şartnamesi uyarınca, 2016 yılı içerisinde alanlarında ses getiren sanatsal etkinliklere imza atmış, bu etkinlikler içinde bizzat yer almış, ülkemizi dünyada başarıyla temsil etmiş, uluslararası düzeydeki seçkin yarışmalardan ödüllerle dönmüş sanatçı ve topluluklar arasından seçildiler.

Ödül töreni, önceki akşam Rahmi M. Koç Müzesi’nde yapıldı.

Böyle kısa sürede prestijli hale gelen ödüllerin, odaklandığı sanat türüne ne kadar katkı sağladığını, yararlı olduğunu söylemeye gerek yok. Hele klasik müzik alanındaki ödüllerin bu müziğin kitlelere ulaşması için önemli bir işlev taşıdığını, bu müziğin dinleyicileri iyi bilir.

Andante, klasik müziğin yanı sıra uzun bir süredir, beğeni yelpazesini geniş tutuyor. Dergide hazırladıkları dosyalarla da popüler alanda yer alan okur grubunun da bu müzikle ilgilenmesini sağlıyor.

Yazının devamı...

Çok çağrışımlı bir sergi: Liman

16 Mayıs 2017

Uçakların günlük yaşamımıza bu kadar girmediği dönemlerde birçok kişi Karaköy’deki Liman’dan Avrupa’ya giderdi, ben daha çok meşhur Ankara vapuruyla Avrupa’dan dönenlerin karşılanmasını seyrederdim.

Liman Lokantası’nda da yemek yerdik, en tanınmış mönüsü mayonezli levrek, patlıcanlı pilav ve suböreği idi.

Yıllar sonra lokantayı yeniden canlandırmak için rahmetli Tuğrul Şavkay bir açılış yapmıştı, açılışta da tanınmış listedeki yemekler ikram edildi.

İstanbul Modern’deki serginin tam adı şöyle: ‘Türkiye modern ve çağdaş sanatında İstanbul ‘LİMAN’ı’.

“Adını 1941’den ödünç alan sergi” başlıklı yazıda bir anımsatma var.

1941’de ‘Liman Ressamları’ adını alan ressamların açtıkları sergi de ‘Liman Sergisi’ olarak geçer.

Sergiye Türkiye’den farklı dönem ve disiplinlerden 34 sanatçı ve kolektifin 200’e yakın çalışması yer alıyor.

Oya Eczacıbaşı, Önsöz

Yazının devamı...

Sanatçının sanatçıya övgüsü

14 Mayıs 2017

Her dinleyişte, daha önce defalarca dinlediğim, ezbere bildiğim bestelerin yeni yanlarını keşfediyorum. Müziğin insan için en elzem sanat olduğuna adeta iman ediyorum.

Ben, bir sanatçının başka sanatçıyı övmesinden çok etkilenirim, büyük sanatçılar gözümde daha da büyürler. İşte Tomris Öziş’in yayımlanan albümü bunun en güzel örneği. Zira Öziş’in CD’leri IBA (İdil Biret Arşivi) tarafından yayımlandı.



Kimdir Tomris Öziş?

Yazının devamı...

Bilenler, bilmeyenlere okutsun

12 Mayıs 2017

1950 benim için sihirli bir tarihtir. Çünkü ilk aklıma gelen benim de mensup olduğum edebiyatın ‘50 Kuşağı’dır. Aylardır satır satır döne döne Derya Bengi’nin hazırladığı ve YKY etiketiyle yayımlanan ‘Şimdiki Zaman Beledir-50’li Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük’ kitabını okuyorum. Kitap boyunca o yılları tekrar tekrar yaşadığım için elimden düşüremedim. Birçok sosyal atılımın gerçek anlamda yaşandığı dönemdi aslında...

Kitaba dönelim...

Daha ilk sayfadaki Zeki Müren ile Cahide Sonku’nun renkli fotoğrafı neler neler çağrıştırıyor.

Şimdiki Zaman Beledir50’li Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı SözlükDerya Bengi372 sayfa, 75 TL

Biri sinemanın, diğeri müziğin iki efsane adı. İkisini de yakından tanıdım, Cahide Sonku’nun gittiği yerlerde bulundum, Zeki Müren’le çeşitli vesilelerle sohbet ettim...

Kitabın adı 50’lerin popüler türküsü ‘Ha Bu Diyar’dan bir mısra; ‘Şimdiki zaman beledir’. Kitap 1950’li yılları bugünün merceğinden ziyade, dünün penceresinden izliyor, üstelik A’dan Z’ye...

Silvana Mangano’nun ‘Acı Pirinç’i, Nâzım Hikmet’in açlık grevi, alaturka mı alafranga mı tartışması, Elvis Presley ve daha nicesi...

Yazının devamı...