"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Tenor İlker Arcayürek’in yükselişi

27 Ekim 2017

BBC Music’te(1) Rising Stars bölümünde bir fotoğrafı ve altında da bilgi yer alıyor:

Cardiff Dünya Şarkı Yarışması’nı kazanmasından çok mutlu. Bu kazanmanın bir fırsat olduğunu belirtiyor. Çünkü İngiltere’de ilk kez böyle bir ödül kazandığını, yeni bir seyirci kitlesine sesleneceğini umuyor. Yeni kapılar açılacağı kanısında.

Gerçek müzik kahramanlarının amatör müzisyenler olduğunu, çünkü onların müziğe aşk ve tutkuyla bağlı olduklarını vurguluyor. Müziği de bir grubun içinde yapmaktan, aynı tutkuyu onlarla paylaşmaktan mutluluk duyduğunu da sözlerine ekliyor.

opus klasik müzik dergisi’nin(2) kapağında İngiltere’de Operanın Yükselen Yıldızı başlığını görünce, Serhan Yedig’in yaptığı konuşmayı hemen okudum.

Kimdir İlker Arcayürek?

Yazının spotundan bu bilgiyi aktaralım:

“Viyana Mozart Çocuk Korosu’ndan yetişip Zürih Operası’na kabul edilen İlker Arcayürek, İngiliz basınında ‘altın sesli lirik tenor’ sıfatıyla anılıyor.

2015 Cardiff Yarışması’nda finale kalması, 2016 Hugo Wolf Lied Yarışması’nı kazanması birdenbire önünü açtı. BBC’nin Yeni Neslin Yıldızları programına girdi.

Yazının devamı...

Edebiyatımızın yurtdışına açılması

26 Ekim 2017

Sık sık tekrarlanan bu konuda ne kadar yol aldık, rakamlar ortaya konulur, yorumlar yapılır.

Tek tek yazarlarımızın kitapları yurtdışında yayımlanıyor ama bir Türk edebiyatı bütünlüğünden söz edilebilir mi, buna evet diyemiyorum.

Türk yazarlarının yurtdışında yayınlanması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kurduğu TEDA’nın seçici kurulunda üç yıla yakın çalıştım. Kurulun başkanlığını Prof. Dr. Mustafa İsen yapıyordu, rahmetli Talât S. Halman da jürideydi. Bakanlığın vereceği katkının nerede kullanılacağını anlaşma yapılan yayınevi tayin ediyordu.

Zaten katkı için yapılan başvuruda bir yayınevi ile anlaşma yapılma koşulu vardı.

Yazının devamı...

Bienal sanatçıları burada çalıştılar

24 Ekim 2017

İstanbul Modern’in girişindeki tavandan aşağı asılı kitapları görmeye alışmışızdır.

Bu kez bir başka sanatçının “dar çalışma mekânı”nın tersinden asılmış maketini görüyoruz. Güney Koreli Young-Jun Tak, yaşadığı 24 metrekarelik evin maketini buraya getirmiş. Hayli etkileyici...

Yalnızlık, insan trajedisinin simgesi Ağlayan Çocuk, Adel Abdessemed imzasını taşıyor.

Volkan Aslan’ın Evim Evim Güzel Evim başlıklı video enstalasyonu, yalnızlığı giderici komşuluk kavramını su üstündeki yüzer eviyle kanıtlıyor.

Alper Aydın bir kepçe odağında doğaya yaptığımız tahribatı, doğa/insan ilişkisine uzanan eksende çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Latifa Echakhch, çağımızdaki ekonomik ve toplumsal çalkantılarda değişik ülke vatandaşlarının halini sergiliyor.

Belki de gerek sosyal medyada gerekse bienalle ilgili haberlerde en çok gördüğünüz işlerden, Candeğer Furtun’un seramik erkek bacaklarından oluşan İsimsiz adlı çalışması sadece tek bir bacağa elin dokunuşuyla dikkat çekiyor. Oldukça yoğun bir imge yaratıyor zira.

İranlı sanatçı

Yazının devamı...

Viyolonsel eşliğinde Nâzım şiirleri

22 Ekim 2017

İyi bir şiir okuyanla iyi bir icracının işbirliğiyle dinlenmesi gereken bir uzunçalar çıkmış ortaya.

Kara Plak’ın adı şöyle:

Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam

Nâzım Hikmet

Metin Belgin’in sesinden şiirler.

Viyolonsel/Sedef Erçetin Atala.

Kapağın içindeki bilgi:

Yazının devamı...

Metin Erksan’ı yeniden seyretmek

21 Ekim 2017

Metin Erksan’la, son zamanlarında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde buluşmuştuk. Dostluğumuz Kemal Tahir’in evindeki konuşmalarla pekişti. Halit Refiğ, kitabında Kemal Tahir’in sinemacı olarak en çok Metin Erksan’ı beğendiğini yazar. Sineması, sinemasının arkasındaki düşünceleri üzerine konuştuklarımı da gazetede yayımladım. Onunla ilgili arşive baktığımda, filmlerinin bugün de mutlaka seyredilmesi gerektiği kanısındayım. Felsefesi, dünya görüşü olan bir sinemacıydı.

Boyutunu ve içeriğini sevdiğim Turuncu Kitaplar dizisinde, onunla ilgili bir kitap bulunca sevindim, unutulmadığı için... Kitabın kapağı şöyle:

Metin Erksan

Aşktan, Ölümden Başka Bir Şey Kalmadı

Metin Erksan ile Söyleşiler (*)

Dizi danışmanı Enis Batur, Sunuş’ta kitabın yayımlanma gerekçesini belirtiyor: “Kişisel boyutu bir yana bırakırsak, söylenmesi, nesnel açıdan belirtilmesi gereken Metin Erksan’ın sıradışı, özgün, derin ve çalkantılı bir sanat ve düşünce adamı olduğu, bir de neredeyse unutturulmaya çalışıldığıdır.”

Söyleşiyi yapanlar:

Yazının devamı...

Kütüphanesi olmayana ruhsat yok

20 Ekim 2017

Büyükçekmece Belediyesi, ilçede yeni açılacak olan kafelere kitap okuma köşesi zorunluluğu getirmiş. Kütüphanesi bulunmayan kafelere ruhsat verilmeyecek.

Dr. Hasan Akgün bu kararın uygulanması için imza atmış.

Büyükçekmece ilçesi sınırlarında faaliyet gösteren bazı kıraathane, kafe ve çay bahçesi gibi umuma açık yerlerde okuma köşesi ve kütüphane oluşturulmuştu.

Okuma köşesi (kütüphane) yapmayan kafelere Ruhsat Müdürlüğü tarafından ruhsat verilmeyecek.

Yazının devamı...

Bienal gezisinden notlar

19 Ekim 2017

Açılışı Bülent Eczacıbaşı ile Ömer M. Koç ve Bilge Örer yapmıştı.

16 Eylül’de açılan bienal 12 Kasım’a kadar devam edecek.

56 sanatçının 150 eseri 6 komşu mekânda gezilebiliyor.

Bu yılın teması ‘iyi bir komşu’.  

Bu konsept yüzyıllar boyu insan ilişkilerini çağrıştırır, hatta insan-mekân beraberliğini.

Her kavram çağlar, yıllar boyunca algı değişikliğine uğruyor, özü yaşıyor ama içeriğinde farklılıklar doğuyor.

Komşu kavramının, hiç kuşkusuz bireysel anlamı ötesinde siyasal bir konumu da belirlediği aşikâr.

Küratörlüğünü sanatçı ikilisi

Yazının devamı...

Türk mutfağından vazgeçtik mi

17 Ekim 2017

Benim kısıtlı lezzet anlayışıma uymadığı için o lokantaların adını sosyete yazılarından, magazin basınından öğreniyorum.

Elbette bir işyerinin kapanması beni üzer. Nedenlerini araştırmak gerek. Bu konuda uzman olan bir arkadaşım, lokantaların pahalılığı ve çoğunluğun tat anlayışına uymadığı için faaliyetlerine son verdiklerini söyledi.

Bir ekonomist arkadaşım ise başka bir gerekçeyi söyledi.

Demek ki, buralara gelenlerin sayısı hepsini yaşatacak kadar değil.

Yazarken, gelecek itirazları da düşündüm. Madem böyle lokantalara gitmiyorsun neden ahkâm kesiyorsun diye.

Haklılık payı olabilir. Ben daima bir satranç oyuncusu gibi karşımdakinin de görüşünü anlamaya çalışırım.

Ben yurtdışına çıktığımda da ya Türk lokantalarına gidiyorum ya da İtalyan lokantalarına.

Yemek yazarlarını ve yemek kitaplarının da bazılarını okuyorum.

Yazının devamı...