"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Kediniz kendini bir tanrıça mı sanıyor

12 Temmuz 2018

Gelin görün bir gün kendini Mısır tanrıçası zannediyor.

Sekiz yaşındaki sahibesini de hatırlamıyor.

Böyle bir kedi ile nasıl baş edilir bilemiyorum.

Birçok dostumun kedisi var, onlara gittiğimde kucağıma gelip oturuyorlar.

Yazının devamı...

Varlık 85 yaşında

10 Temmuz 2018

Biz de Varlık dergisinin ve yayınlarının sayfalarından çıktık diyebilirim. Gerek yerli, gerek yabancı edebiyatı Varlık’tan ve Varlık Yayınları’ndan öğrendik.

Yaşar Nabi Nayır, hem şair, hem yayıncı, hem de çevirmendi.

Onu yakından tanıdım. Bir dakikasını bile ziyan etmeyen, bir karınca yoğunluğuyla çalışan biriydi. Babıâli’de dergi ve yayınevi idarehanelerinde günün büyük bir bölümü konuk ağırlamak, gelen yazarlarla sohbetle geçerdi. Hele birkaç yazar buluşmuşsa bu süre daha da uzardı.

Böyle bir alışkanlığın olmadığı tek yayınevi yönetim yeri Varlık’tı.

Yazınızı bırakınca, Nayır dahili telefondan muhasebeyi arar, fişinizi ve telifinizi öder, sonra da bir suskunluk başlar ve o işine dönerdi.

Oysa Yaşar Nabi Nayır, suskun biri değildi, Ankara’daki Türk Dil Kurultayları’nda konuşur, anılarını aktarırdı.

Bir dönem PEN Kulüp Başkanı’yken ben de yönetim kurulundaydım, orada da konuşmalarını zevkle dinlerdik.

Ama işinde vakti yoktu. Çoğunlukla önünde tashihi yapılmış provalar bulunurdu ya da kapakları onaylardı.

Yazının devamı...

İstanbul’u gezmek

8 Temmuz 2018

Çünkü her semtini gezip tarihini öğrenmeden bu kentin tadını çıkarmak mümkün değil.

İstanbul şiirleri, İstanbul romanları, İstanbul öyküleri... İstanbul’da yaşayan da buraya gelmemiş olan da okumalıdır.

Değişen İstanbul kimi zaman hüzün verir kimi zaman bütün büyük şehirlerin kaderi budur der, teselli bulurum.

Değişim/dönüşüm tarihi hatırlattığı silmediği oranda kabul edilebilir.

Yeni semtleri yeni alanlarda kurup, eski binaları, tarihi yapıları bozmamak gerekiyor.

Sultanahmet, Sirkeci hiç olmazsa dünden bugüne bir tarihin tanıklıkları.

Meydansızlık burada yaşayanın da, buraya gelenin de dikkatini çekiyor.

Beyazıt Meydanı’nın eski halini Haydar Bey havuzunu düşününce, bugünden daha iyi diyorum.

Yazının devamı...

Polemiklerin edebiyatımızdaki yeri

7 Temmuz 2018

Polemik; fikir ayrılıkları, ideoloji farklılıkları, zevk içerikleri, algılama düzenleri malzemesinin kullanıldığı bir yazı türüdür.

Kimileri zamanında bir alev gibi yanıp sönmüş, kimileri bugün de etkisini sürdüren meşaleye dönmüştür.

Hangi açıdan bakarsanız bakın polemikler, edebiyat tarihinin bir yan ürünüdür.

Hece’nin ‘Türk Edebiyatında Polemikler’ özel sayısı, yalnız edebiyatçılar için değil, edebiyatla ilgili herkesin okuyup kütüphanesinin rafına koyacağı bir toplam olmuş.

Sunuş’ta şöyle deniyor:

“Bu özel sayı bir ihtiyaçtan doğdu. Hece dergisini Türk edebiyatının nitelikli eserlerini doğuran, dehalara beşiklik eden tarihsel bağlamı bir de edebî çatışmalar açısından ortaya koymak istedik. İradelerin çatışması her zaman özgürleşmeye iştah uyandırır. Bu iradeler bir de yetenekli, ihtiraslı ve coşkunsa ortaya çıkan kıvılcım doğrusu seyredilmeye değer.”

Rasim Özdenören’in ‘Polemik Üzerine’ başlıklı yazısı bu kelime üzerine çeşitlemeler yaparak, tür içinde doğru değerlendirmemizi sağlıyor. Edebiyat tarihinden örnekler vererek de tezini sağlam gerekçeler üzerine kuruyor.

Belki bu kavramlara

Yazının devamı...

'Sivas acısı'nın 25'inci yılı

6 Temmuz 2018

Gerek dönemin hükümeti gerek yerel yönetim bu kıyıma müdahale etmedi.

Yakılanlar arasındaki iki şair, Metin Altıok ile Behçet Aysan’ın anısına ödül veriliyor.

Katliamın aramızdan koparttığı kişilerden biri de Nesimi Çimen’di.

Oğlu sanatçı Mazlum Çimen bir CD hazırladı:

Yazının devamı...

Genç kuşaktan iki sergi

5 Temmuz 2018

Serginin kataloğunda Rektör A. Halûk Özen’in, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Mümtaz Demirkalp’in, küratör Dilek Karaaziz Şener’in yazılarını okuyabilirsiniz.

Küratör, serginin özelliğini şöyle açıklıyor:

“Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin yeni kuşağını bir araya getiren Sarsılan İmge sergisi, ne geçmişinden tamamen kopan ne de bugünden uzaklaşan bir seçki sunuyor.

Başkent Ankara’nın sanat öğrencileri, özgür tutumlarının verdiği güçle, yaşadıkları zamana karşı olan duyarlılıklarını sanatsal biçem ve dil ile ortaya koyuyor.”

Ustaların sergilerini gezenler, onların kataloglarını edinenler elbet Türk ve dünya resim tarihi üzerine bilgi edinirler.

Genç kuşağın eserleri ise bildiğimizin, gördüğümüzün ötesindeki bir yaratma girişimini gösteriyor. Bu sergilerin en önemli özelliği, bizi yeni bilgilere, yeni görsel tatlara doğru bir yolculuğa zorlamasıdır.

Ben bunları anlamıyorum sözü bilgilerimizi geliştirme sürecine ket vurur. Bildiğimizi tekrarlamak, yeniliklerden bizi uzaklaştırır.

Ben bunu anlamak için ne yapmalıyım sorusunun sorulması gerekiyor.

Yazının devamı...

Kitap mağazaları, internet ve kitap kulüpleri

3 Temmuz 2018

Hürriyet Kitap Sanat da bu geleneği bozmadı ve yaz kitapları seçkisi yayımladı.

Yazarlar, kitap dergisi yönetmen ve editörleri seçtiklerini söylediler.

Bu seçmeleri çok kimse defterine yazmamıştır, kitapçıya gittiğinde aklında kalan listeyle yetinecektir.

Ben kitabevlerinin işlevinin burada başladığı kanısındayım. Kitapçılar kendi listelerini yapıp mağazalarında görünen bir köşeye koymalıdırlar.

Ama burada yaş sıralamasını da ihmal etmesinler.

Çocuklar, büyükler, yayın türleri, kurgu, kurgu dışı ayrılmalı.

‘Yaz Okumaları’ listesini koyacak mağazaların, özellikle ödül kazanan kitapları bir köşede sunmaları, hatta bir raf yapmaları gerekir.

Gazete kitap eklerinde, dergilerde yayımlanan seçmeleri de bir ayıklamayla mağazada bir köşeye koymalıdırlar.

Yazının devamı...

Fazıl Say Chopin çalıyor

1 Temmuz 2018

Müzisyenlerin de, edebiyatçıların da beklettikleri yapıtları vardır.

O da bir süre, o besteciyi özümseyerek çalmak istemiş. Yazarlar için de geçerlidir, yazıya başlarsınız sonra ara verirsiniz, ilerleyemezsiniz.

İcracılık da böyledir. Üstelik Fazıl Say gibi, besteci/icracının seçimi, mükemmeliyet düzeyini aşandır.

Bir sanatçının, bestecinin yaşamı ile yarattıkları arasındaki bağları keşfedilmeden, onu çalmayı bir türlü istemezsiniz. Ya da yazmayı.

Konuşmasında çaldığı besteciler arasında bir seçim gelgiti yaşıyor. Bellediği seviye Mozart ile Beethoven.

Fazıl Say, çalacağı besteleri, bestecilerinin de müzik serüvenini göz önünde bulundurarak yapmıştır. Özgün icra için bazı yılları beklemek gerekir.

Eminim ki, o yerli ve yabancı

Yazının devamı...