"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Üç Silahşör’ün yazarından yemek tarifleri

11 Kasım 2017

İyi yazarların, müzikçilerin kendi damak tatlarının sırlarını veren yemek tariflerini okumayı çok severim. Yalnız onların kişiliklerinin değil, yazdıklarının da satır aralarında ikisi arasında bağ kurmaya çalışırım.

Gerek edebiyatseverlerin gerek film seyircilerinin tanıdığı ünlü yazar ‘Alexandre Dumas’nın ‘Üç Silahşörler’ini çoğumuz biliriz.

Monte Kristo Kontu da yazarın diğer tanınmış eseridir.

Böyle bir yazarın ‘Mutfak Sözlüğüm’ (*) kitabının da zevkle okunacağını, hatta bazı meraklıların bu yemekleri yapacağını tahmin ediyorum.

Dumas’nın (1802 - 1870) ‘Mutfak Sözlüğüm’ (Mon Dictionnaire de Cuisine) kitabı ölümünden sonra yayımlanmıştır.


Mutfak Sözlüğüm, Alexandre Dumas, Çeviren: Birsel Uzma, Oğlak Yayınları.

‘Okuyucuya Birkaç Söz’ü okuduğunuzda hem yemek tarihini, hem yemekle bağlantılı siyasi tarihi hem de gurmelik kavramının doğuşu ve gelişmesini öğreneceksiniz.

Yazının devamı...

Bir yazarın vefa borcu

10 Kasım 2017

Faruk Şüyün’ün onun için hazırladığı kitabın adı:

“İnsanlığın Öbür Yarısının Yazarı”.

Kitabın, yazarın doğup büyüdüğü Antakya’da oluşturulması, yazıya bir içtenlik, bir sahihlik kazandırmış.

Kitabın ilk yazısı Ayla Kutlu imzasını taşıyor:

“Yazarlığım–Yaşamım”.

O şehirde Yazar Ayla Kutlu Sokağı var.

Yaşadığı Ankara için bakın ne diyor:

“Özel alışkanlıklar üreten bir şehir: Ankara”.

Yazının devamı...

AKM’yi beğendim

9 Kasım 2017

Saat 11.15’te, bir dostumun kolunda oraya geldim, izdihamdan içeri giremedim, benim gibi kültür, sanat dünyasından birçok kişi de içeri giremedi.

Giremeyenler adına bir ricada bulunacağım.

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, binanın mimarı Murat Tabanlıoğlu’nun da katılımıyla, daha dar bir çevreye daha ayrıntılı bilgi verebilirler.

Bu bina böyle bir toplantıyı hak ediyor.

Ben bütün programı televizyondan seyrettim.

İstanbul’un Kültür Başkenti olduğu yılı iyi kullanamadığımızı defalarca yazdım. Bu proje  büyük bir eksikliği gideriyor.

Binanın projesini, mimarlığını izledim, göz alıcı, birçok özelliklere sahip çok başarılı bir plan.

Caddedeki trafiğin aşağıya indirilmesi de olumlu bir hareket.

Yazının devamı...

Udi Hrant’ı dinledim

5 Kasım 2017

Yıllar öncesinin evlerinin duvarlarında bir ut asılı dururdu.

Sabri Esat Siyavuşgil’in bir şiirinde öğleden sonra, belleğim beni yanıltmıyorsa, o zamanın yazlıklarından Suadiye’deki bir köşkün açık penceresinden bir ut sesi geldiğini yazmıştı.

Ut yalnız Türkiye’nin sınırları içinde dinlenen bir saz değil. Türk müziğine emek veren, icracı ve bestecilerden özellikle Ermeni olanlar, göç ettikleri Amerika’da dinleyici buldular. Plak ve CD doldurdular.

Hatta bir ünlü icracı hakkında yazdım, Türkiye’ye de geldi dinledim.

Geçen hafta Türkiye’de yaşayıp Amerika’ya giden icracı ve besteci Udî Hrant’ın Amerika’da doldurduğu bir uzunçaları dinledim.

Kapağındaki yazı şuydu:

The Early Recordings

Volume 1.(*)

Yazının devamı...

Bir ulusun müzik tarihi

4 Kasım 2017

Aytaç Yalman’ın ‘Beş Bin Yıllık Kültürümüzün Sesi Müzik’ kitabı; müzik, müziğimiz, müzik tarihimiz üzerine düşünmek isteyen herkes için bir başvuru niteliği taşıyor.

Yalman, yaşamı boyunca iki konu üzerine eğilmiş, o konularda uzmanlaşmıştır: Askerlik ve müzik.

Artık emekli olduğu için sadece müzik üzerine düşünüyor. Görev başındayken uçakla yaptığı teftişlerde; Mussorgski’nin ‘Çıplak Dağda Bir Gece’sini dinlediğini bir söyleşisinde belirtmişti. Emeklilik kokteyline de sadece müzisyenleri çağırmıştı. Türkiye’nin bütün ünlü müzisyenleri içinde bir tek ben vardım müzik dinleyicisi sıfatıyla. Kitabın başındaki ithaf şöyle: “Bu kitabımı, Batman’ın Kozluk Çok Programlı Anadolu Lisesi’ne atanan ve mesleğinin ilk günlerinde kör bir kurşun ile hayatını kaybeden şehit müzik öğretmeni Aybüke Yalçın’ın aziz hatırasına armağan ediyorum.”


Beş Bin Yıllık Kültürümüzün Sesi Müzik / Aytaç Yalman / 34 TL.

Sunuş, İlber Ortaylı’dan

Kitabın başında Yalman’ın biyogafisi var. Bunu İlber Ortaylı’nın Sunuş’u izliyor. Yalman, müzikle uygarlık arasındaki bağları irdelerken, Doğu-Batı kesişmesinde müzik zevkimizin Cumhuriyet sonrası oluşumunu inceliyor.

Önsöz’deki bir cümle, kitabın mesajının özü olarak kabul edilebilir:

Yazının devamı...

Sanat Fuarı’nı ihmal etmeyin

3 Kasım 2017

Fuarın bu yıl teması ‘Ütopya’.

Fuarda galerilerdeki usta sanatçıların ürünlerinin yanı sıra genç kuşak sanatçıların çalışmalarını da göreceksiniz. 12 bin metrekareyi aşkın fuar alanında bine yakın sanatçının eseri sergilenecek.

Böyle fuarlarda ustalarla genç sanatçıların bir arada olması, görsel sanatların farklı kuşaklardaki yaratıcılık serüvenini gözleme fırsatı da sunar.

Birçok sanatçının yaptıklarını farklı galerilerde görebiliyoruz ama toplu bir sunum, sergi gezmeyenler için önemli bir işlev taşıyor.

Ben ödüllerin önemini de her zaman vurgularım. Kendi köşelerinde üretenlerin ya da resim sanatına, sanatçısına katkıda bulunanların ödüllendirilmesi, onların topluma iletilmesinde, duyurulmasında yararlı bir adım olarak görülmeli.

Bu yıl kimler ödül aldı?

Sanatçı Onur Ödülü: Nur Koçak.

Sanat Tarihçisi/Eleştirmen Onur Ödülü:

Yazının devamı...

Kitap baharı

2 Kasım 2017

Bir etkinliğin tarihini başlangıcından bugüne kadar biliyorsanız, sizin için taşıdığı önem farklıdır.

Gerek katılanlar gerek ziyaretçi sayısı arttıkça, kitap okuma kapasitesi artıyor, yeni yayınevleri kuruluyor, yeni yazarlar okurlarla buluşuyor.

Ben rakamlardan çok gördüğüme, gözlemlerime, tespitlerime inanırım.

Fuarlar, az okuyoruz, okuma alışkanlığımız yok gibi eskimiş yargıları yalanlıyor.

Hele çocuk yayınlarının yükselişi, büyüdüklerinde iyi birer kitap okuru olacaklarının umudunu veriyor.

Fuara girdiğimde, çocukların konuşmalarının uğultusu, bir hayat belirtisinin müjdecisi gibi geliyor bana.

Yeni yazarların, eski ustaların kitapları, hepimize kendimizi, beynimizi, ruhlarımızı yenileme olanağı sağlıyor.

Elbet fuarın tarihini anımsadıkça, aramızdan ayrılan yazarların da çehreleri yavaş yavaş gözümüzün önünde beliriyor.

Yazının devamı...

Tiyatroseverler için

31 Ekim 2017

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri, Opet ve Tüpraş’ın sponsorluğunda düzenlenen 21. İstanbul Tiyatro Festivali’nde, Türkiye’den ve dünyadan önemli oyunları seyredebilirsiniz.

Festivalin mottosu:

‘Tiyatro Bağımsızlık Yapar’.

Festivalde yurtdışından 6, Türkiye’den 13 olmak üzere 19 tiyatro, dans ve performans topluluğunun 55 gösterisi gerçekleştirilecek.

İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, bu yıl festivalle ilgili bir müjde de veriyor: “2002 yılında sürdürebilirliğini sağlamanın bir yöntemi olarak iki yılda bir düzenlenmeye başlayan İstanbul Tiyatro Festivali 2017’den itibaren izleyicileriyle yeniden her yıl buluşacak.”

Festival etkinlikleri 18 farklı mekânda gerçekleştirilecek.

ONUR ÖDÜLLERİ DUYGU SAĞIROĞLU, ZEYNEP ORAL VE ANGELİN PRELJOCAJ’IN

FESTİVALİN

Yazının devamı...