"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Ezgiden ezgiye enstrümantal müzik

18 Mart 2018

Sözlü parçaları enstrümantal olarak dinlemek çok başka bir müzik beğenisini temsil eder. Eğer sözlerini bilmiyorsanız sadece müziği sizin için yeterlidir. Sözlerini biliyorsanız, bazen o müziğe eşlik edersiniz.

Müzik CD’den, sözler sizden.

Azerbaycan Aşk Şarkıları’nı (Azerbaijan Love Songs)(1) dinledim. Azerbaycan müziği bizim kulaklarımıza yabancı değil. Birçoğunu dinlemişizdir, ses belleğimizde yeri vardır.

İki genç sanatçı Utku Barış Andaç (keman) ile Ozan Sarıboğa (piyano) bazısını bildiğimiz parçaları icra etmişler.

Düşüncelerini söze dökmüşler:

“Biz bu albümde size müzik yapmak istemedik, müziğin kendisi olmaya karar verdik... Keman çalarken kemanı, piyano tuşlarına dokunurken piyanoyu unutuyorsanız, piyano da sizsiniz, keman da, müzik de... İstedik ki dinlerken siz de sadece dinleyici olmayın. Bizimle beraber müzik olun.

Sözlü müziğin çokça rağbet gördüğü bir dünyada, enstrümantal müzik yapmak doğrusu cesaret istiyor... Ama biz inanıyoruz ki müzik zaten her dilde konuşur.”

İki genç sanatçının kısa biyografilerini okumalısınız.

Yazının devamı...

Hayranlıkla başlayan evlilikle noktalanan bir serüven

17 Mart 2018

Haldun Taner’in eşi, değerli dost Demet Taner, ‘Canlar Ölesi Değil Fotoğraflarla Haldun Taner’in Yaşamöyküsü’ (*) kitabında, Taner’le hayranlıkla başlayan görüşmelerin aşka dönüştüğü, evlilikle noktalandığı bir serüveni anlatıyor.

Öykü sözünü yetersiz buldum, bu ilişkiye serüven kelimesi daha çok yakışır.

Demet Taner, eşinin ölümünden sonra kitaplarını yayımlamaktan onunla ilgili etkinlikler düzenlemeye kadar her şeyi gerçekleştirdi.

İlk sayfada anılara yol alan bir cümle:

“Birlikteyken uzun sabahlarda şakalaşırdık. ‘Bir gün seni yazacağım’ derdim. Keyifle gülerdi. Kimse merak edip okumaz ki!”

Kitap arabaşlıklarla ilerliyor.

‘İlk Gördüğüm An’da duygularını şöyle özetliyor: “O an hep yaşanılan ve birbirine benzeyen, önemsiz, boyutsuz ve yavan tekdüzelikten çıkıp bir anlam kazanıyor. Ve unutulmamak üzere belleğime yerleşiyor. Kim olduğunu bilmiyorum. Ama farklı biri olduğunu anlıyorum.”

Demet Taner, ilk karşılaşmadan aramızdan ayrılıncaya kadan geçen zamanın günlüğünü yazmış bir ölçüde, etkileyici bir portre koymuş ortaya.

Yazının devamı...

Bursa’da Müjde Ar annesinin kitabı üzerine konuşacak

16 Mart 2018

Bursa Kitap Fuarı geçtiğimiz yıla göre katılımcı sayısı ve çeşitliliği anlamında yüzde 30 oranında büyüme kaydediyor.

Bu yıl fuara hangi yazarlar katılacak: Gülten Dayıoğlu, Ahmet Ümit, Canan Karatay, İlber Ortaylı, Deniz Kavukçuoğlu, Yılmaz Özdil, Canan Tan, Uğur Dündar, Yekta Kopan, Müjde Ar, Ataol Behramoğlu, Cemil Kavukçu, Arif Keskiner, Cemre Birand, Onur Saylak, Hikmet Anıl Öztekin, Ahmet Şimşirgil, Kemal Hamamcıoğlu, Aytül Akal, Murat Yetkin, Mete Yarar, Şükrü Erbaş, Behiç Ak, İbrahim Kaboğlu, Talha Uğurluel, Haydar Ergülen, Sinan Canan, İlkay Marangoz, Can Yılmaz, Zafer Algöz, Bahadır Yenişehirlioğlu, İsmail Saymaz, Mine Soysal, Enver Aysever, İhsan Eliaçık, Hamdi Tuncer, Sinan Meydan ve Kahraman Tazeoğlu.

*

ÖNE çıkan etkinliklerden seçmeler:

- Aysel Gürel’in ‘Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam’ kitabı üzerine 18 Mart Pazar günü Müjde Ar’la bir söyleşi gerçekleştiriliyor.

- 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, bir panelle kutlanacak. Saat 15.45’te oyuncu Onur Saylak ve gazeteci Bahar Çuhadar’ın katılımıyla tiyatro, edebiyat ve sinema üzerine “Daha Fazla Edebiyat, Sinema, Tiyatro” konuşulacak.

- Nil Sakman, Türk edebiyatının güçlü yazarlarından Suat Derviş üzerine konuşacak. Tarih 23 Mart Cuma, saat 15.30.

- Fuarda çocuk ve gençlik etkinliklerini de izleyebilirsiniz. Bursa Kitap Fuarı çocuk ve gençlere yönelik söyleşi, dinleti ve atölye çalışmalarından oluşan etkinliklere ev sahipliği yapacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi Karagöz Müzesi tarafından hazırlanan Karagöz ve Hacivat gösterileri, Tekstil ve Sanayi Müzesi, Vakıf Kültürü Müzesi ve Enerji Müzesi’nin düzenlediği atölye çalışmalarında fuarın minik ziyaretçileri bir araya gelecek. Söyleşilerde ve imza etkinliklerinde ise

Yazının devamı...

Uluslararası Kadın Yazısı Festivali

15 Mart 2018

4 farklı mekânda yapılan festivalde, 10 panel, 6 okuma/söyleşi, 3 yuvarlak masa, 3 forum, 4 atölye, 2 performans ve 1 sergi gerçekleştiriliyor.

İsveç ve Türkiye’den yaklaşık 100 katılımcıyı bir araya getiren festivalde ‘Kadın Yazısı’ başlığı altında, edebiyat ve toplumsal cinsiyet farklı yönleriyle ele alınıyor, atölyelerde yeni eserler yaratılıyor. Festival boyunca bütün etkinlikler herkese açık ve ücretsiz.

Festival hakkında ayrıntılı bilgi ve atölyelere kaydolmak isteyenler, www.kadinyazisi.com ve bilgi@kadinyazisi.com adreslerinden ulaşabilir.

Festival, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Kadın Araştırmaları ve Uygulama Merkezi Müdürü Sibel Yardımcı, İsveç Başkonsolosu Therese Hyden, İsveç Başkonsolosluğu Kültür Ataşesi Suzi Erşahin ve Seval Şahin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Başkonsolos Therese Hyden konuşmasında, İsveç’in dünyada ilk defa feminist dış politika belirleyen ülke olduğunu ve bu sebeple Kadın Yazısı Festivali’nin kendileri için büyük önem taşıdığını belirtti. Buluşmada ilk gün İsveç-Türkiye edebiyatı üzerine Jale Parla, Sibel Irzık ve Hanna Halgren’in katılımıyla düzenlenen panelin ardından Latife Tekin, henüz yayımlanmamış romanından parçalar okudu.

*

FESTİVALİN ikinci gününde Suat Derviş edebiyatı, korku ve fantazya edebiyatı ile edebiyat eğitiminde toplumsal cinsiyet konuşuldu. Üçüncü gün ise Türkiye’den ve İsveç’ten öykücüler ve şairler kendi eserleri ve tecrübelerini dinleyicilerle paylaştılar. Çocukluk ve gençlik edebiyatı, edebiyatta annelik, grafik roman konularının yanı sıra “kendine ait oda” yaratmak konulu bir söyleşi düzenlendi.

Tartışılan ve tartışılacak konu başlıkları şöyle:

-

Yazının devamı...

CNR Kitap Fuarı’nı gezdim

13 Mart 2018

Pazar günü fuarı gezdim, rehberim her yıl olduğu gibi Emrah Kısakürek’ti.

İlk önce Büyük Doğu Yayınları standına gittim.

Necip Fazıl Sergisi hazırlamışlar, ilgimi çekti.

Çile’deki şiirlerin fotoğraflara yansımasıydı, yazıldığı dönemin fotoğrafları. Çile’nin değişik baskıları da orada görülebiliyor.

Fuarda bazı önemli kitapları bulabilirsiniz.

Ciltli Haremeyn, sanırım iyi bir kütüphanede mutlaka bulunmalı.

Sunuştaki yazıdan bir bölüm:

“Osmanlı devleti, kurulduğu ilk günden itibaren Evlâd-ı Resûl’e, göstermiş olduğu saygıyı Haremeyn-i Şerefeyn’e olan Mekke ve Medine’ye de devletin son yıllarına kadar göstermiştir.

Yazının devamı...

Bir ressamın dünyası

11 Mart 2018

Her evrensel çalışmada, yerelin bir etkisi yatar. Sanatçının kişisel dünyası ile toplumsal kırılmalar hiç kuşkusuz onu etkiler.

İlk kez yapıtlarını gördüğümüz bir sanatçıyı değerlendirirken onun hakkında yazılardan yardım almalıyız. Gerek resimde, gerek müzikte, gerek edebiyatta taT almak istiyorsak bilerek yaklaşmalıyız.

Siyasal baskıların yoğun olduğu ülkelerde, sanatçı zaman zaman içe döner zaman zaman da doğaya açılır isyanını oradan yansıtır.

Kendi ülkesinden göç etmek zorunda kaldığında, ülkesine döndüğünde bambaşka bir ruh lali taşıdığını söyleyebiliriz.

Ivan Marchuk’un “Düşsel Detaylar”* adındaki sergisi, yukarıda sıraladığım bütün unsurları içeriyor.

Evrim Altuğ’un kataloğun başında “‘Kördüğüm’e mi, ‘gördüğüm’e mi inanayım” yazısında, sanatçının yaşamı, sanatı üzerine bilgiler var.

Ivan Marchuk, bugünkü Ukrayna’nın batısındaki Ternopil bölgesi Moskalivka köyünde, 12 Mayıs 1936’da dokumacı-örgücü bir ailede dünyaya gözlerini açan bir ressam.

İlk resmini daha çok küçük yaşlarda ailesiyle paylaşmış biri. Yapıtlarını tarifleyen ‘Pliontanizm’ (örgücülük/dokumacılık) tarzının öncüsü ve Ukrayna avangardları için olduğu kadar, halkınca da bir ‘kültür ikonu’.

Yazının devamı...

Atatürk’ü ve cumhuriyet felsefesini anlamak

10 Mart 2018

'Bir Önder, Bir Deha, Bir İnsan’ kitabında üç önemli adın yazıları yer alıyor: Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, Prof. Dr. Şerif Mardin, Prof. Dr. Macit Gökberk.
Üçünü de yakından tanıdım, kitaplarını okudum, Tunaya’nın kitaplarını yayınlayan Hürriyet Vakfı Yayınları’nın yönetim kurulundaydım.

Şerif Mardin de o kuruldaydı.

Macit Gökberk’le Türk Dil Kurumu’nda birlikteydik.

Üçü de Atatürk’ü bilimsel, nesnel ölçülerle değerlendirdi.

Kitabın başında Prof.Dr. Metin Feyzioğlu’nun ‘Başlarken’ başlığı altında bir sunuş yazısı var: “Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirdiğimiz ve tüm dünyada hayranlık uyandıran Türk Devrimi, söylediklerimizin en açık ispatıdır. Atatürk, milletimizin gerçeklerinden yola çıkmış, her zaferi milletimize önderlik ederek kazanmış ve milletimize mal etmiştir. Türkiye cumhuriyeti hepimizin ortak zaferi, ortak kaderi, aydınlık geleceğidir.”

T. Z. Tunaya ise şöyle açıklıyor: “Sanki her şey Atatürkçülük ve sanki herkes Atatürkçü. Oysa, devrimciler, tarihsel birikimlerin eseridir. Ama, annelerini yumruklayan çocuklar gibi, geçmişi yadsımak ve yeniliklerini kanıtlamak için ondan kopmak isterler. Acımasızdırlar. Ne var ki ‘tarih ana’ bekler ve devreye girer. Bu kısa denemede, bugün’den, dün’e giderek kökler’i araştıracağız.”

Yazının devamı...

Doğu ve Güneydoğu'da kültür baharı

9 Mart 2018

Ben kitapların sergilenmesi, kitabevi düzenleri üzerine Güneydoğu ve Doğu’ya giden bir kitapçı arkadaşımın anlattıklarını dinleyince tahmininizden fazla heyecanlandım. İyimserliğim arttı.

Kitap mağazalarının okur eğilimlerinin tarihini şöyle bir belleğimden geçirdim. Yıllar önce Çeşme’ye gittiğimde bir kitapçıya rastlamamıştım, aradığım dergilerden, kitaplardan tekini bile bulamamıştım. Şimdi D&R mağazalarında aradığımı buluyorum.

İzmir’in merkezinde, Bornova’da imrenerek baktığım kitabevleri var.

Bornova D&R’a uğramadan edemiyorum.

Yazının devamı...