"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Meclis’te kavga dövüş olmazsa şunlar olur

17 Ocak 2017

*

- AK Parti seçmeni “Yahu yine bizimkilere saldırı başlattılar, en iyisi biz yeniden konsolide olalım” demeye gerek duymaz.

*

- Kavga dövüşü konuşmak yerine “değişiklikler neleri getiriyor”u konuşuruz.

*

- Duygular yerine akıl fikir devreye girer.

*

- Getirilen sistemi savunmakta zorluk çekenler açısından mükemmel bir fırsat sunulmamış olur.

*

- “CHP de CHP” diye tutturulmasının önü alınmış olur.

*

- “İyi ama İsmet Paşa da böyle yapmıştı” falan türü çıkışlar yapılmaz, yapılamaz.

*

- “Sert muhalefet” için başka türlü imkânlar aranır.

YİĞİT MUHTAÇ OLMUŞ TAZE SOĞANA 

MAHZUNİ’nin türküsünde geçer:

“Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana/Bilmem söylesem mi, söylemesem mi?”

*

1 kilo taze soğanın fiyatının 14.00 liraya yükseldiğini öğrenince...

İnsan ister istemez...

“Bu gidişle yiğitler kuru soğana olmasa da taze soğana muhtaç olacaklar” diye düşünmeden edemiyor.

İNSAN/HAYVAN

KİM “İnsanlar dururken hayvanlarla mı ilgileniyorsunuz?” diye çıkışıyorsa...

Bilin ki...

Bu şekilde çıkışan şahıs...

İnsanla da hayvanla da zerre kadar ilgilenmemektedir.

ŞU HABERE NE DENİR

AKİT gazetesinin yaptığı şu haberle ilgili olarak yorumum sadece şu:

Hahahahaha!

NUTELLA

BİR ara depresyona girmiş gibi kaşıklıyordum bunu.

Sonra bıraktım.

Ancak yine de aklıma gelirdi kendisi.

*

Sağlıksız olduğu için raflardan toplatıldığına dair haberler çıktığı günden beri...

Artık aklıma gelmiyor.

TERÖRİST SUÇLAMASININ SIRADANLAŞMASINA DAİR

YAZARA terörist dendi.

Gazeteciye terörist dendi.

*

Dolar ve terör kelimeleri yan yana geldi.

*

En son Aziz Yıldırım sayesinde...

Futbol hakemlerine de terörist dendi.

*

Bir yerde dursak mı?

TECAVÜZ, DAYAK MANİFESTOSU

- İSTER Ensar Vakfı olsun...

- İster düz lise olsun...

- İster imam hatip olsun...

- İster Kuran kursu olsun...

- İster bilmem ne kursu olsun...

Hiç fark etmez.

*

Bir yerde taciz, tecavüz, dayak falan söz konusuysa...

Şu iki şeyin yapılıp yapılmadığına bakılır:

- BİR: Tacizci ya da dayakçıdan anında hesap soruluyor mu? Yoksa koruma kollama mı devreye giriyor?

- İKİ: Taciz ve dayak olayı nedeniyle kurumsal özeleştiri yapılıyor mu, yoksa “kol kırılır yen içinde kalır” mı deniliyor?

*

Gerisi hikâyedir.

ÖZGÜR HOCA’DAN DOLAR VECİZELERİ

EKONOMİ uzmanı Prof. Özgür Demirtaş diyor ki:

*

- Çelikten sağlam hukuk sistemini, elmastan güçlü eğitim sistemini kur, sonra arkana yaslan. Ekonominin uçuşunu izle. Bu kadar basit...

*

- “Hocam bak, Merkez Bankası faiz arttırmadı ama yine de dolar indi” diyenler! Ahh benim okumayan, anlamayan kardeşim! Merkez Bankası örtülü faiz artışı yaptı.

*

- Fonlama maliyetini arttırıp faiz arttırmamış gibi yapmak! Mış gibi yapmak bile işe yarıyormuş demek ki... Ama uzun vadeli çözüm değil.

*

- Ekonomideki çokseslilik bitmeli. Merkez Bankası ve faiz konusunda yorum yapılmamalı.

MİLLİ İRADE ‘KRAVAT TAKMALISIN’ DEDİ

SORDUK soruşturduk.

Kendi çapımızda bir anket yaptık.

Hatta ev civarına minik bir sandık bile koyduk.

Kısacası...

Referandum tamam.

*

Sonuçları veriyorum:

- Kravat takmalısın: Yüzde 51:

- Senin bir imajın var, takma: Yüzde 29

- Sadece cumaları takma: Yüzde 10

- İster tak ister takma: Yüzde 5

- Onca derdimiz varken şu yaptığına bak: Yüzde 5

*

Hasılı kelam sandıktan “kravat” çıktı.

Milli irade ne diyorsa o olacak tabii...

Yazının devamı...

Erdoğan referandumda kaybederse ne olur?

16 Ocak 2017

Bunu neye göre diyorlar, anlamıyorum.

*

Diyelim ki...

Erdoğan ve AK Parti, referandumu “Yüzde 49” ile kaybetti.

Ne olacak?

“Halkımız artık bizi desteklemiyor” diye çekip gidecekler mi?

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

O taş gibi yüzde 49 orada durduğu müddetçe...

Her şey eskisi gibi devam eder.

*

Çıkarlar, “Milletimiz bunu kabul etmedi, biz de eskisi gibi yola devam ediyoruz” derler ve devam ederler.

*

“Hiçbir şey eskisi gibi olmaz, olamaz” diyenler, bu görüşlerini neye dayandırıyor, rica etsem bildirirler mi acaba?

CHP’NİN FUTBOL OYNAMA TARZINA DAİR

TANIL Bora’nın CHP ile ilgili saptaması şöyle:

- Tek tek milletvekillerine bakıyoruz: Her birinin sözü ve tavrı var, daha önceki dönemlerde olmadığı kadar cevvaller.

- Fakat hep bireysel oynuyorlar, tek tek uğraşıyorlar. Ekip çalışması yok. Bu nedenle bir 11 çıkamıyor.

*

Buradan takımın teknik direktörüne sesleniyorum:

Şu oyuncularınızı “dört artı dört artı iki” şeklinde dizer misiniz lütfen?

KRAVAT VE KANAL D HABER

KÖPÜRTMEK, merak uyandırmak, dikkat çekmek için falan söylemiyorum.

Yemin ederim.

*

Gelen öneriler karşısında o hale gelmiş durumdayım ki...

Bu akşam saat 19.00’da Kanal D ekranına çıktığımda...

Kravat takacak mıyım, takmayacak mıyım?

Hâlâ bilmiyorum.

Gerçekten bilmiyorum.

SERDAR CEBE

KANAL D Haber’in bayrağını, o bayrağı her zaman en onurlu ve en vakur şekilde taşıyan Serdar Cebe’den devralacağım.

*

Ama Serdar Cebe’yle yollarımızı ayırmayacağız.

Bir süre beraber çalışacağız.

Onun çok değerli katkılarına, önerilerine ihtiyacımız olacak.

*

Sonra da Serdar’ı Washington’a uğurlayacağız.

Kanal D Washington Temsilcisi olarak...

Bu nedenle kendisi benden daha şanslı yani.

BU ÜLKEDE SON 15 YILDA EN ÇOK DEĞİŞEN ŞEY NEDİR

SORUNUN cevabını veriyorum:

Müfredattır müfredat.

*

- Her bakan değiştiğinde...

- Her can sıkıldığında...

- Her yapacak bir iş olmadığında...

- Her kafa estiğinde...

İlk değiştirilen şeydir okullardaki müfredat.

*

Hiç tartışmaya gerek yok.

Bu son yaptıklarını da değiştirecekler.

HAYIR’CILARA FİLM ÖNERİSİ

BİR referandum filmi var.

Adı: “No”.

1988 yılında Şili’de yapılan bir referandumun öyküsü anlatılıyor filmde...

*

2012 yapımı, Pablo Larrain’in yönettiği, Gael Garcia Bernal’in başrolde oynadığı bu film...

Umutsuz, karamsar, yenilgiye baştan razı olan “Hayır”cıların, farklı ve ezber bozan bir kampanyayla işleri nasıl tersine çevirdiklerinin öyküsünü anlatıyor.

KURAN KURSU ANILARIM

- İLKOKULU bitirince bir yıl gittim Kuran kursuna... Hem de yatılı olarak... Hem de evden çok uzakta... Hem de Mahmut Efendi’ye müntesip bir kursa...

*

- Cübbeli Ahmet var ya... O zamanlar çocuktu. Hatta biraz da şişmandı galiba... Parmakla gösterilirdi. “Bu çocuk çok büyük hoca olacak” falan diye...

*

- Sağmalcılar’da Yeşil Cami Kuran Kursu’ydu gittiğim kurs... Başında Abdullah Hoca vardı. Cevval, çalışkan, gayretli, sosyal bir hoca.

*

- Yoksul çocuklarının ağırlıkta olduğu bir kurstu bu... Hafızlıkla başlanır, “Emsile”, “Bina” ile devam ederdi eğitim.

*

- Elinde terlikle acımasızca bize vuran bir hoca hatırlamıyorum. Ama falaka vardı. Ayda yılda bir ortaya çıkardı o falaka... Nasıl korkardık, anlatamam.

*

- Bir yıl boyunca o kursta kaldım. Bir yıl boyunca Latin alfabesinden tamamen uzaktaydım. Eve döndüğümde Ahmet Günbay Yıldız’ın romanlarını su gibi içtiğimi hatırlıyorum. Artık nasıl özlediysem...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU İLE DÜN, BUGÜN VE YARIN

MİLLİ Görüş’ün temel direklerinden Temel Karamollaoğlu, artık Saadet Partisi Genel Başkanı...

Kendisiyle İstanbul’da buluştum.

Buluşmadan notlar aktarıyorum:

*

- Biraz Sivas’tan söz ettik. “Karamollaoğlu” soyadının nereden geldiği üzerine hasbıhal eyledik.

*

- Temel Bey’in dayısı uzun yıllar CHP Senatörü imiş... “Bizim sülalede çok CHP’li var” diyor.

*

- Erbakan Hoca’dan hatıralar... Bu küçük sohbetin ana konularından biri oldu.

*

- Hatırlıyorum: 1979’da, o yıl ben küçük bir çocukken Amasya’nın Suluova kazasında bir konferans vermişti Temel Bey... “Sizi ilk orada görmüştüm” deyince... “Galiba kısmi senato seçimi için gitmiştim Suluova’ya” dedi.

*

- Saadet Partisi Genel Başkanı seçildikten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret etmiş Temel Bey... Cumhurbaşkanı’na anayasa değişikliğiyle ilgili partisinin görüşlerini içeren bir mektup sunmuş.

*

- “Saadet Partisi, başkanlık sistemine karşı değil” diyor Temel Bey. Ama hemen ardından da ekliyor: “Bizim savunduğumuz başkanlık sistemi, kuvvetler ayrılığının olduğu, Meclis’in şahsiyetinin korunduğu, cumhurbaşkanının parti genel başkanı olmadığı bir başkanlık sistemidir.”

*

- “Meclis’ten geçerse referandumda Saadet Partisi ne yapacak” diye soruyorum Temel Bey’e. Verdiği cevap şu: “Biz parti başkanlarını, grup başkanvekillerini, milletvekillerini iyi niyetle uyarıyoruz. Meclis’ten geçene kadar bu pozisyonumuzu koruyacağız. Meclis’ten geçtiğinde de oyumuzun rengini kamuoyuna açıklayacağız.”

Yazının devamı...

Bu sistem Erdoğan’dan başkasının eline geçerse

15 Ocak 2017

Aldığım cevaplar şöyle:

- Geçmez.

- Erdoğan hep kazanır.

- Erdoğan var oldukça sorun yok.

*

İyi ama ya Erdoğan’dan sonra?” diye soruyorum.

Aldığım cevaplar şöyle:

- Yine başkasına geçmez.

- Yine biz kazanırız.

- Sorun yok.

ÜÇ MADDEDE AK PARTİ VE REİNA

- BİR: Reina katliamının ardından Reina’ya gidenler arasında AK Parti Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu da yer almış... Düzeltir, Sayın Gündoğdu’dan

özür dilerim.

*

- İKİ: Reina’ya karanfil bırakan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu ile konuştum. “Orada katledilenler bizim emanetimiz olan misafirlerimiz ve vatandaşlarımızdır. Tabii ki orada olacağız” dedi.

*

- ÜÇ: AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan aradı... “Çok önemli Meclis gündemine denk geldi. Gidemedik. Bir kasıt yok. Oraya gitmek, karanfil bırakmak isterdim” dedi. Teşekkür ettim kendisine.

SIK SORULAN SORULARA VERDİĞİM CEVAPLAR

- SORU: Ne çıkar referandumdan?

- CEVAP: Sürpriz çıkar. Aksi takdirde gol olur.

*

- SORU: Bahçeli ne yapmak istiyor?

- CEVAP: Adam resmen partisini iktidar ortağı yaptı, daha ne istesin!

*

- SORU: HDP milletvekili Garo Paylan’ın “soykırım” çıkışına ne diyorsun?

- CEVAP: Dur Garo Allah’ını seversen, zaten ortalık karışık.

*

- SORU: Niye son günlerde sıkça seçim lafı ediliyor?

- CEVAP: Aykırı gidecek milletvekillerine sopanın ucunu göstermek için.

KRAVAT TAKMAK YA DA TAKMAMAK...

NE DEDİLER?

YAĞMUR gibi geldi öneriler... Hepsini tek tek okudum... Hepsini tek tek değerli buldum... Hepsinden yararlandım... Hepsi için binlerce teşekkür... İşte gelen önerilerden sadece bazıları:

*

- Bence kravat size yakışıyor. Takmanızı öneririm. (Kemal Efe)

*

- Takmalısınız. Sizi daha genç gösteriyor. (Ersin Onulduran)

*

- Pazartesileri kesin tak, cumaları kesin takma. (Halit Ürkmezgil)

*

- Sevgili dostum. Papyona ne dersiniz? Evetse ilk papyon ve bağlama dersi benden. Ama ne orijinal olur! Ha cesaret! (Prof. Celal Şengör)

*

- Kravat ile takım elbise bir bütündür. Giyene bir ciddiyet ve ağırlık verir. Bence takın. (Deniz Hüseyin Yandımata)

*

- Önemli olan iç güzelliği... (Dr. Metin Okucu)

*

- Özgür ol kardeşim. (Ömer Beydeş)

*

- Milletimiz aç Ahmet Hakan milletimiz aç. (Zeynep Kaya)

*

- Lütfen kravatınızı takınız. Özenli ve şık olunca kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. (İnci Dallı)

*

- Daha modern bir tarz için takmalısınız. (Muzaffer Güler)

*

- Canınıza tak ettiyse takın. (Şair Hüseyin Akın)

*

- Keşke tek tasamız bu olsa. (Fatma Yaman)

*

- İlk gün tak, sonra kafana göre takıl. (Harika Dolapçıoğlu)

*

- Ekrana düzgün kıyafetle çıkanların izleyicilerine değer verenler olduğunu düşünenlerdenim. (İsmet Kurtulan)

*

- Her şey rahatlık olsa kadınlar topuklu giymezdi. (Tülay Öz)

*

- O gün içinizden nasıl geliyorsa öyle yapın. (Berfu Yoneyman)

*

- Ne zaman Türkiye ile ilgili şehit, terör, bomba, darbe, özgürlük kısıtlaması, tecavüz haberi olmazsa o gün takmayın! (Semra Somer)

*

- Herkesi bırak, anneni dinle. (Mustafa Cehiz)

*

- Kravatlı haliniz çok daha karizmatik. (Zülha Karsan)

*

- Kravat takmamanızı yadırgarım. (Esin Akyil)

*

- Kravat takmanızı isteriz, karar sizin. (Güngör Uras)

*

- Doğru, dürüst, tarafsız haber yapın... Gerisi boş. (Uygur Arıkan)

*

- Tabii ki kravat! (Seyran Hatipoğlu)

*

- Cuma hariç her gün takın. (Özlem Sekaral Aydın)

*

- Takın, yakışmış. (Demet Egeli)

*

- Ceket cebine mendil koyma da nasıl istersen öyle yap. Aman diyeyim. (Sabri Uğur)

*

- Mutlaka takmalısınız. Hem size çok yakışmış. (Nazan Şoray)

*

- Takmazsan çok az kesimi memnun edersin, takarsan çok daha geniş kitleyi maalesef. (Mehmet Mert)

*

- Tak evlat tak. (Atanur Göncü)

*

- İran ve benzerleri hariç kravat takmayan haber sunucusu var mı? (Nilüfer Erman)

*

- Anneler ne derse doğru söyler. (Ayşe Aksoy)

*

- Bence takmalısın abi. (Tahir Sarıkaya)

 

Yazının devamı...

1930’lardan örneklerle 2010’ları şekillendirmek

14 Ocak 2017

Ülkede yapılan esaslı değişiklikler...

Hâlâ...

- Ama aynısını İsmet Paşa da yapmıştı.

- Ama aynısını Atatürk de yapmıştı.

- Ama aynısı 1920’lerde de yapılmıştı.

Denilerek savunuluyor.

*

- Hadi 1920’lerin, 1930’ların olağanüstü koşullarını unutalım.

- Hadi 1920’lerde, 1930’larda dünyada neyin geçerli olduğunu da unutalım.

Ne yani?

1920’lerde, 1930’larda yapılan yanlışların aynısını tekrar mı edeceksiniz?

*

Hem madem aynısını yapacaktınız...

Ne diye...

Hayatınızı o dönemleri kıyasıya eleştirmekle geçirdiniz ki...

*

Yoksa siz “Aynısını başkaları yaparsa sorun olur, ben yaparsam sorun olmaz” diyenlerden misiniz?

MİLLETVEKİLLERİNE TAVSİYELER

- BİR: Kadınlara sakın el kaldırmayın.

*

- İKİ: Kavganın tam ortasında bir anlık fotoğraf karesinde boynunuzu sıkıyorlarmış gibi yansıyabilirsiniz, dikkat edin.

*

- ÜÇ: Cüsseniz münasip değilse olaylara dalmayın.

*

- DÖRT: Dişlerinize dikkat! Isırma üzerine muhabbetlerin konusu olabilirsiniz.

*

- BEŞ: Köpekler güzel, sevimli, rint meşrep, mütevazı, cana yakın ve dostane hayvanlardır. Birbirinize bu muhterem hayvan üzerinden hakaret etmeye kalkışmayın.

*

- ALTI: Başkanlık falan geçici, dostluk bakidir. Birbirinizin yüzüne bakamayacak hale gelmeyin.

*

- YEDİ: Kamu malına zarar vermeyin.

*

- SEKİZ: Çok öfkelendiğinizde 10’dan geriye doğru saymaya başlayın.

*

- DOKUZ: Kavgada yumruk sayılmaz, saymayın.

*

- ON: Düşene vurulmaz, vurmayın.

CHP OLMASA AK PARTİ ÇOK ZORLANIR

CHP ne yapıyor?

Vuruyor, kırıyor, yumruk atıp kaçıyor, yaralıyor falan.

Böylece tam da AK Parti’nin arayıp da bulamayacağı bir ortamın oluşmasına enfes bir katkı sunmuş oluyor.

*

İşte bakın:

Artık getirilen değişikliklerin mahiyeti yerine hangi CHP’linin hangi AK Partili milletvekilini ısırdığını tartışıyoruz.

*

CHP’nin işi zorbalığa vardırması nedeniyle...

AK Parti, gerçekten rahaaaat bir nefes almış durumda.

BEN MİLLETİME GÜVENİYORUM

- PROPAGANDA imkânları bakımından alabildiğine eşitsizlik olsa da...

*

- “Evet” kanadında koskoca “devlet” olsa da...

*

- Her gün tek taraflı 48 konuşmaya maruz kalınacak olsa da...

*

- Nasıl bir düzenleme getirileceği konusunda millet kasten habersiz bırakılmış olsa da...

*

Ben milletime güveniyorum.

Siz de güvenin.

KRAVAT TAKMAK YA DA TAKMAMAK

TARAFSIZ Bölge’ye ilk başladığımda CNN Türk yöneticisi Ferhat Boratav, “Kravat takma, boş ver, rahat oyna” dedi. Canıma minnet! O günden bugüne kravat takmadan çıktım ekrana. Öyle rahattım ki! Ne hangi renk gömleğe hangi renk kravat takılır diye bir meselem vardı ne de İtalyan stili kravat bağlama kurslarının müdavimi olma gereği duydum. Hepsinden önemlisi kravat masrafım yoktu! Kanal D Haber’i sunma macerası başladığı günden itibaren en büyük sorunum oldu kravat takıp takmamak meselesi. Kimi görsem “Kravat takacak mısın” diye soruyor. Bu aralar gece “Kravat takacağım” diye yatıyorum, sabah “Kravat takmayacağım” diye kalkıyorum. Kravatsız çıksam... Çok alışılmadık bir iş yapacağım. Kravatlı çıksam... Kendime yabancılaşmış olacağım.

*

Kanal D Ana Haber’i sunarken...

Kravat takmalı mıyım, takmamalı mıyım?

Çevremdekilerin tümü bugünün Türkiyesi gibi tam ortadan karpuz gibi ikiye bölünüp cepheleşmiş durumda: Yarısı “Tak” diyor, yarısı “Takma” diyor.

İşte çevremdekilerin görüşleri:

*

- ANNEM: Tak oğlum tak... El âleme laf ettirme. Zaman kötü zaman...

*

- BARIŞ TÜNAY (Kanal D Genel Müdürü): Sen kendini nasıl daha rahat hissedeceksen onu yap.

*

- EN YAKIN ARKADAŞIM: Saçmalama. Ne kravatı! Senin bir imajın var.

*

- SÜLEYMAN SARILAR (Kanal D Haber Genel Yayın Yönetmeni): Bence tak. Yoksa “İran İslam Cumhuriyeti habercisi” falan derler.

*

- DAYIM: Takarsan ilk 10 kravatın benden.

*

- MAHALLENİN BAKKALI: Medeniyet yularını takacak mısın abi?

*

- KAHVEDEN BİR ARKADAŞ: Kravat takarsan sene sonu müsameresine çıkan heyecanlı bir orta mektep talebesi gibi olursun gözümde.

*

- SERDAR CEBE (Bayrağı kendisinden aldığım meslektaşım): Kesinlikle takmalısın.

*

- HACI SEMİHA TEYZE: Belki yakışır sana oğlum... Kim bilir?

*

- AJDA PEKKAN: Arada sırada aklına geldikçe... Takmayı bildiğin gibi takmamayı da bilmelisin.

*

- YOZGAT’TAN BİR AKRABA: Tak da bir ağırlığın olsun kurban olduğum.

*

- SİLİVRİ’DEN BİR KOMŞU: Birand taktı, Uğur Dündar taktı, Ali Kırca taktı. Ustalara saygı duy. Sen de tak.

*

- TRENDSETTER BİR DOST: Sadece cumaları takma... Ne de olsa “Free friday”.

*

Yakın çevremden yükselen sesler aşağı yukarı böyle...

Bir başka yakın çevrem olarak...

Siz ne dersiniz?

Yazının devamı...

Bir vekil, bir vekili ısırıyor, ne diye?

13 Ocak 2017

/Açık oylar oy oy/

Gizli tasnifler oy oy/

Vekil oy oy.

Bir vekil, bir vekili ayağından ısırıyor, ne diye/

Bir kadın vekil haykırıyor, üç erkek vekil nerede/

Göstere göstere oy oy/

Açık açık oy oy/

Vekil oy oy.

Durmuyor yumruklar, dişler giriyor devreye/

Bahçeli Reis yine seçim diyor çay içerken kuliste/

Kürsü mürsü oy oy/

İşgal mişgal oy oy/

Vekil oy oy.


RAVZA HANIM'IN ORTAMI SEYREDİŞİNİN FOTOĞRAFI
ERKEKLER kavga ederken...



AK Parti Milletvekili Ravza Kavakçı Kan, çocukların kavgasını seyreden bir muallime hanım edasıyla ortamı seyre dalmış...

Öyle bir bakıyor ki ortama...

Aynı vatandaşın bakışı gibi...


REİNA'DA KATLEDİLENLER DEVLETİN ÜVEYLERİ MİDİR?
BEŞİKTAŞ’taki kanlı saldırının ardından Şehitler Tepesi’ne gidenler:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Enerji Bakanı Berat Albayrak, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü... Milletvekilleri: Burhan Kuzu, Ekrem Erdem, Ravza Kavakçı Kan, Markar Esayan, Nurettin Nebati, Hasan Turan, Mehmet Hüsrev, Şirin Ünal, Fatma Benli, Ahmet Hamdi Çamlı, Serap Yaşar.

Reina’daki kanlı katliamın ardından Reina’ya giden:

Sadece ve sadece Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu...

SADECE SORUYORUM:

Reina’da kanları dökülen masum insanlar, bu devletin üvey evlatları mıdır?


NECMETTİN BABA SES VERDİ
SÖZ savunmada.

“Doların düşeceğini bilen adam” diye övdüğüm Necmettin Batırel’e dolar yükselince sormuştum:

“Neredesin Necmettin Baba?”

Kendisinden ses geldi.

Gönderdiği yazılı açıklamayı aynen yayınlıyorum:

Ahmet Hakan Bey... 7 Aralık’taki programınızda ‘Dolar düşecek, satın’ demiştim. Düşmedi mi? Düştü... İki gün içinde 3.50’den 3.35’e inmedi mi? İndi. Benim sözümü dinleyip 3.10’dan, 3.20’den aldıkları dolarları satanlar para kazanmadı mı? Kazandı.

O zaman ne tantana yapıyorlar? Onlardaki kuyruk acısı ne biliyor musunuz? Kârdan zarar... Ben o gün bir yorumda bulundum, hatta ‘yanılabilirim’ de dedim.

Dolardaki son yükseliş anormal bile değil, çağdışı... Tüm dünya birleşmiş Türkiye’yi batırmak için kurşun yağdırıyor. Orantısız güç kullanıyorlar. Aynen Reina’daki katliam gibi... Silahsız masum insanların makineli tüfekle taranması gibi...

Buna kimse dayanamaz. Bilmem anlatabildim mi?


DOĞAN'I FETÖ'YE BULAŞTIRMA SAÇMALIĞI
YİNE yalan... Yine sallama... Yine saçmalık... Yine komedi... Ve yine medya iftirası...

Bu seferki iftiranın başlığı şu:

“Doğan Holding’e FETÖ’ye kıyak suçlaması.”

Nasıl bir kıyakmış bu?

Şöyle bir kıyakmış:

Doğan Holding, 2012 yılında 100 milyon liralık bir arsasını FETÖ’ye 50 milyona satmış.

Neye dayandırılıyor bu iddia?

Şu anda FETÖ’den tutuklu olan bir avukatın iddiasına.

Tam bir yalan, tam bir iftira, tam bir palavra!

Doğan Holding’in sattığı arsanın fiyatı, lisanslı bir gayrimenkul değerlendirme şirketi tarafından 33 milyon olarak belirlenmiş.

33 milyon lira fiyat biçilen arsayı, Doğan Holding 50 milyon liraya satmış.

Yani bir kıyaktan değil, ancak ve ancak değerinin bile üstünde bir satıştan söz edilebilir.

Doğan Grubu’nu FETÖ pisliğine bulaştırmak isteyenler!

Allah’tan korkun!


AHMET TÜRK'E YAPILANI BAHÇELİ BİLE KABULLENMEDİ
YAŞINA, hastalığına rağmen Ahmet Türk’ün içeri atılmasına...

“HDP neredeyse biz orada olmayız” diyen MHP Lideri Bahçeli bile itiraz etti.

Asfaltların altına bombalar yerleştirilirken sergilenen olağanüstü toleranstan...
MHP’nin bile, Bahçeli’nin bile itiraz edeceği türden olağanüstü bir sertliğe...

Nereden nereye!

Hey gibi hey!


BİT 2017 BİT
2016’nın son günlerini...

“Bit 2016 bit” diye geçirmiştik.

2017’nin ilk günlerini...

“Bit 2017 bit” diye geçiriyoruz.


'PSİKOLOJİK SINIR' DENİLDİĞİNDE
ÖNCE gülüyorum.

Sonra hiçbir şey yokmuş gibi yapıyorum.

Daha sonra delleniyorum.

Daha sonra uzaklara dalıyorum.

En sonunda bunu diyenin ayağından ısırmak istiyorum.


ALDIRMA MAHSUN
DURMADAN saldırıyorlar sana...

Daha izlemedikleri son filmin üzerinden saldırıyorlar.

“PKK yandaşı” falan diye saldırıyorlar.

“Boykot” diyorlar, “İçeri atın” diyorlar, “Yasaklayın” diyorlar.

Aldırma Mahsun.
Sakın aldırma.
Bunlar geçer.
Sen kalırsın.

Yazının devamı...

Hakiki başkanlık gelseydi kesin destek olurdum

12 Ocak 2017

- Başkanlık seçimi ile parlamento seçimi aynı anda olmazdı.

- Başkanın Meclis’i feshetmesi, Meclis’in de başkanı görevden alması mümkün olmazdı.

- Başkan kafasına göre bakan atayamaz, atayacağı bakanlar Meclis önünde saatlerce ter dökerdi.

- “Parti genel başkanı” olan bir başkan, pek tahayyül edilemezdi.

- Başkanın milletvekillerinin seçilmesinde en küçük bir payı bile olamazdı.

- Seçimde halk, “başkan yardımcısı”nı da seçerdi.

- Başkandan hesap sormak çok kolay olurdu.

*

Yani bugün içinde bulunduğu tuhaf durumdan kurtulur, çok daha demokratik, çok daha kurallı, çok daha hukuki yepyeni bir sistemimiz olurdu.

Ben de buna destek verirdim.

*

Ve fakat... Gelgelelim...

Böyle bir başkanlık sistemi getirmek yerine üç-beş yıl sonra herkesin “yandım Allah” diye değiştirmek isteyeceği garip, tuhaf, acayip bir sistem getirdiler.

*

“Yahu hani sen başkanlık sistemine destek verecektin” diye soranlar oluyor da...

O yüzden yazdım bunları.

HA TİYATRO DEMİŞSİN HA KONTROLLÜ DARBE

15 Temmuz’a “kontrollü darbe” dedi Kemal Kılıçdaroğlu...

*

Düşünsenize:

Tanklar sokaklara çıktı. İnsanlar katledildi. Helikopterlerle saldırıldı. Savaş uçaklarıyla Meclis bombalandı. Kan döküldü. Her şey göze alındı... Falan.

*

Bunca kanlı atraksiyon, hiç şişede durduğu gibi durabilir mi? Hiç böylesine tehlikeli bir girişimin kontrolü sağlanabilir mi? Her an kontrolden çıkacak bir şeyin kontrolü olur mu?

*

15 Temmuz için...

“Kontrollü darbe” demek ile “tiyatro” demek arasında pek fark yok aslında...

*

İkisi de darbecileri memnun eder... İkisi de şehitlere saygısızlıktır... İkisi de bombalanan Meclis’e nezaketsizliktir... İkisi de darbeye topyekûn karşı çıkan millete haksızlıktır... İkisi de korkunç bir bühtandır...

‘AYNI KABİNDE ÜÇ ERKEK’ LAFINI AK PARTİLİ SÖYLESEYDİ

OOOO!

Neler olurdu neler!

*

“Homofobik” derlerdi... “Seviye” bahsini açarlardı... “Bunlar işte böyle” diye söylenirlerdi falan...

*

Ancak söyleyen CHP’li olunca... Tepkiler de maşallah pek cılız geldi.

NE YAPACAKTI KEMAL BEY? SIRTINI MI DÖNECEKTİ?

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Göreceksiniz... Meclis’te neler olacak? Öyle bir direneceğiz ki şaşıracaksınız... Yaşasın direniş” demişti.

*

Nitekim bayağı çabaladılar.

*

Fakat bir gece yarısı Başbakan Binali Yıldırım, hoş bir sürpriz yaparak yolunu Meclis muhalefet kulisinden geçirince...

Bir anda bir çay muhabbeti fotoğrafı çıktı ortaya...

*

Bu fotoğrafı gösterip, “Böyle mi direnecektiniz Kemal Bey” diye laf çakanlara soruyorum:

Ne yapsaydı Kemal Bey? Binali Bey’e sırtını dönüp atar mı yapsaydı?

MUHAFAZAKÂR KESİMDE FISILTIYLA KONUŞULANLAR

- İYİ ama ya böyle bir sistem bizden başkalarının eline geçerse?

*

- İyi ama ya referandumdan istediğimiz sonuç çıkmazsa?

‘REJİM DEĞİŞİYOR’ ÇOK YANLIŞ BİR SLOGAN

REJİM değişiyor” sloganı, herkesin aklına “laik/dindar” çatışmasını getiriyor.

Eğer soruna dindarıyla laikiyle herkesi ortaklaştırmak istiyorsanız daha farklı sloganlar bulmalısınız.

*

Mesela “Ne şikesi kardeşim, memleket elden gidiyor” gibi yaratıcı bir slogan.

MİLLETVEKİLİ OYUNU NEDEN AÇIK ETMEK İSTİYORDUR?

- “BİR oyla geçmez meçmez de aman ihale üzerime kalır” endişesini bertaraf etmek istiyordur.

*

- “Bu saatten sonra FETÖ’cü ilan edilmek istemem” mesajı yollamak istiyordur.

*

- “Herkes kendini kurtarır, olan sana olur” şeklindeki analar nasihatine uymak istiyordur.

İZMİR’DE KAR YAĞIŞININ AKLA GETİRDİĞİ BEŞ ŞEY

- BİR: İzmir’de kara ne deniyordu?

*

- İKİ: İzmir’in karları çok güzeldir.

*

- ÜÇ: İzmir’de kar yağınca bayrak asılır.

*

- DÖRT: İzmir’in kardan adamları deniz kokar.

*

- BEŞ: İzmir’in karlarında çiçekler açar.

NECMETTİN BABA! BİR SES VER YAHU!

TARAFSIZ Bölge’ye çıkmış, “dolar yakında düşecek, buradan vatandaşlara sesleniyorum, ellerinde ne kadar dolar varsa bozdursunlar” demişti ekonomist gazeteci Necmettin Batırel...

*

Necmettin Baba!

Bir ses ver yahu!

Sana uyup dolarlarını bozduranlar, seni arıyorlar.

Yazının devamı...

Milletten korkmak ne demektir?

11 Ocak 2017

*

- “Öyle güzel bir sistem getiriyoruz ki... Getirdiğimiz bu sistemi en kabadayınızla milletin önünde tartışmaya hazırız... Çıkın karşımıza” diyememektir.

*

- “Öyle harika bir sistem getiriyoruz ki... Karşı çıkanların konuşması bize yarar” diyememektir.

*

- “Öyle süper bir sistem getiriyoruz ki... Hiç acelemiz yok, sindire sindire tartışalım konuyu” diyememektir.

*

- “Biz kendimize öyle güveniyoruz ki... Milletimizin konuyu bilmesi için seferberlik ilan ediyoruz” diyememektir.

*

- “Milletimiz sistem değişikliğini ne kadar fazla bilirse... O kadar bizim yanımızda olur” diyememektir.

 

Content Video - Ahmet Hakan Kanal D Haber stüdyosunda

 

ÇOK ÖZÜR DİLERİM SAYIN MUHALEFET

KISA bir süre önce...

Size akıl vermiştim.

Demiştim ki...

“Kendinize güveniyorsanız, tezinize güveniyorsanız, sözlerinize güveniyorsanız... Gidersiniz millete, işin doğrusunu anlatırsınız ve milleti ikna edersiniz. Bu telaş ne diye?”

*

Fakat bugün görüyorum ki...

Bırakın konuyu millete anlatabilmenin imkânlarının sağlanmasını...

Konunun Meclis’teki tartışmasının millet tarafından takibi bile engellenmekte.

*

Çok özür dilerim sayın muhalefet.

Ben tezine, sözüne, kendine güvenmeyenin siz olduğunuzu sanmıştım.

Meğer tezine, sözüne, kendine güvenmeyenler sizin karşınızdakilermiş.

 

NİLÜFER’DEN SEZEN’E, SEZEN’DEN MÜFTÜOĞLU’NA 

HİNDİSTAN gurularının derlediği “İyi ve kaliteli yaşamanın 40 etkili yolu” listesini Nilüfer, Sezen Aksu’ya göndermiş. Sezen Aksu da Osman Müftüoğlu’na...

Osman Hoca da dün Hürriyet’te yayınladı önerileri.

*

40 öneriden bazıları konusunda kendimi sınadım.

İşte sonuç:

*

ÖNERİ: Anneni ara...

BENİM DURUMUM: Arıyorum. Hem de her gün.

*

- ÖNERİ: En sevdiğin şiiri ezberle...

- BENİM DURUMUM: Ezberimde en sevdiğim en az 40 şiir var.

*

- ÖNERİ: Başkalarının düşleriyle alay etme...

- BENİM DURUMUM: Her şeyle alay ederim, düşlerle asla.

*

- ÖNERİ: İnsanları yargılama...

- BENİM DURUMUM: “Üç Y” kuralımdır: Yargılamam, yadırgamam, yaftalamam.

*

- ÖNERİ: Biri hapşırdığında “Çok yaşa” de...

- BENİM DURUMUM: “Yerhamükallah” derim, geçerli olur mu?

 

- ÖNERİ: Biraz yalnız kal...

- BENİM DURUMUM: Biraz mı?

*

- ÖNERİ: Gezegenimize karşı nazik ol...

- BENİM DURUMUM: Sadece gezegenimiz mi? Ben Uranüs’e bile saygılıyımdır.

*

- ÖNERİ: Geçmişte çok yaşama...

- BENİM DURUMUM: Dün akşam ne yediğimi bile unuturum.

*

- ÖNERİ: Satırlar arasını da oku...

- BENİM DURUMUM: Bunun için önce satırları okumam lazım.

*

- ÖNERİ: Yılda bir kez hiç gitmediğin bir yere git...

- BENİM DURUMUM: Hindistan hariç olsun, ne olur.

 

AT FAVA BEKLE!

ŞU anayasa değişikliği geçerse...

Bunun geçmesini sağlayanlar...

Gün gelip devran döndüğünde...

“Biz ne büyük bir hata yapmışız” diyecekler.

*

At fava bekle!

 

DUR ARTIK KAR

- ÜST üste termal giysiler giymekten...

- Sokakta yürürken kaymamak için penguen taklidi yapmaktan...

- Arabamın üstündeki karları temizlemekten...

- Telefon çalarken eldiven çıkarmaktan...

- Yola çıkamamaktan...

- Eve kapanmaktan...

- Şöyle güzel bir kar fotoğrafı çekmek için saatlerce dolaşmaktan...

Resmen bitap düşmüş durumdayım.

*

Senin yağışını ilk üç gün ben de destekledim ey kar!

Ama yeter artık.

 

CELAL KILIÇDAROĞLU’NA HAYIR DİYEN AK PARTİ’YE BRAVO

 

“AİLE mahremiyeti bizim için önemlidir” diyerek...

 

Partiye kaydını yapmadılar Celal Kılıçdaroğlu’nun...

 

*

 

İki kere bravo AK Parti’ye...

 

- Birincisi... Ucuzluk yapıp Celal Efendi’yi partiye üye yapmadıkları için...

 

- İkincisi... Aile mahremiyetine vurgu yaparak Celal Efendi’ye muhteşem bir ders verdikleri için.

 

 

BİNALİ BEY’E PAS VERİP DURMAYIN

BİNALİ Bey’e...

- “Sen kendini ortadan kaldırıyorsun” demek...

- “İnsan kendi başbakanlığına son vermek için uğraşır mı?” demek...

- “Senin aleyhine olacak bütün bunlar” demek...

“Al da 90’dan gol at” diye pas vermekten başka bir şey değildir.

*

Nitekim o da bu güzelim pası çok iyi değerlendirmiş...

“Memleketim için bir Ali değil ‘Bin Ali’ feda olsun” diyerek golü atmıştır.


VATANDAŞA İTAAT EDİP RAHAT EDECEĞİZ DE

BİNALİ Bey demiş ki:

“Vatandaşa itaat et, rahat et.”

*

İyi de...

Vatandaşın konudan haberi yoksa...

Dışımız rahat etse bile içimiz rahat olmaz ki...

 

BİR TEKLİF

 

ÇALIŞAN Gazeteciler Günü”nün... “Hapiste Yatan Gazeteciler Günü” olarak değiştirilmesini... Teklif ediyorum.

Yazının devamı...

Rüyada cumhurbaşkanı görmek ne anlama gelir?

10 Ocak 2017

Rüyasında cumhurbaşkanı görenler...

- Müjdeli haber alırlarmış.

- Hayatları boyunca dert yaşamazlarmış.

- Başarılı olurlarmış.

- Zaferler yaşarlarmış.

Falan...

*

Akit bu haberinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını kullanmış ama rüyada görülecek cumhurbaşkanının adını vermemiş.

Yani bir sınırlama söz konusu değil.

*

Bu durumda...

Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Abdullah Gül... Hatta ve hatta Ahmet Necdet Sezer’i görseniz de...

Fark etmiyor.

*

Hatta Bush’u, Saddam’ı, Obama’yı, Kaddafi’yi falan görseniz de...

Fark etmiyor.

Çünkü ülke de belirtilmemiş.

*

Düşünsene abi:

Rüyana Bush ya da Kenan Evren giriyor.

Kan ter içinde uyanıyorsun...

Fakat bu senin müjdeli haber alacağına, dert tasa bilmeyeceğine, zaferler kazanacağına ve başarıdan başarıya koşacağına delalet ediyor.

*

O zaman dans!

RÜYA TABİRLERİ

- RÜYADA BURHAN KUZU GÖRMEK: Obama’nın daha da zavallı hale düşeceğine delalet eder.

*

- RÜYADA MELİH GÖKÇEK GÖRMEK: Kemal Kılıçdaroğlu’nun diğer kardeşlerinin de kafayı yiyeceğine delalet eder.

*

- RÜYADA AHMET DAVUTOĞLU GÖRMEK: Şanssızlığınıza, bütün suçun üzerinize kalmasına, düştüğünüzde vuranınızın çok olacağına delalet eder.

*

- RÜYADA DOĞU PERİNÇEK GÖRMEK: Ertesi gün rüyada Atatürk ve Tayyip Erdoğan’ı aynı sofrada görmeye delalet eder. 

*

- RÜYADA MAHMUT TANAL GÖRMEK: TOMA’lara göğüs germeye, eylemlerde ön planda olmaya delalet eder.

*

- RÜYADA BARZANİ GÖRMEK: “Baba” filmini bir kez daha izleyeceğinize ve o filmdeki Barzani karakterine hasta olacağınıza delalet eder.

*

- RÜYADA BİNALİ YILDIRIM GÖRMEK: Çok yakında fıkrasına gülünmeyen adam durumuna düşeceğinize delalet eder.

*

- RÜYADA KADİR TOPBAŞ GÖRMEK: Hainler mezarlığına diri diri gömüleceğinize delalet eder.

*

- RÜYADA PUTİN GÖRMEK: Kafaya çok taktığınız bir meselede en kısa zamanda intikamınızı alacağınıza delalet eder. 

TERCİH ET

- ALIŞVERİŞ YAPARKEN: Herhangi bir işyeri soğuk havada sokak kedilerine ve sokak köpeklerine merhamet gösteriyorsa... Sadece ve sadece tarafını belli etme adına da olsa... Hiç ihtiyacın yokken bile... Mutlaka o işyerinden alışveriş yapmayı TERCİH ET.

*

- İNSANA NOT VERİRKEN: Adama ya da kadına şöyle bir bak: Eğer gittiği herhangi bir mekânda garsona kötü davranıyorsa, nezaketsizlik yapıyorsa, kabalık sergiliyorsa, ukalalık taslıyorsa... O adamdan ya da o kadından ışık hızıyla uzaklaşmayı TERCİH ET.

*

- MONT GİYERKEN: Üzerinde başka milletlerin bayrağı olan montlar alma... Aldıysan bile özellikle Ulaştırma Bakanı isen, özellikle Sarıkamış şehitlerini anma toplantısına katılacaksan... Üstünde İngiliz ya da Amerikan bayrağının bulunduğu montu giymemeyi TERCİH ET.

BEN KILIÇDAROĞLU’NUN YERİNDE OLSAM

BİZİM Yozgat’ta bir şehit annesi, cenaze törenine katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a “Teröristlere şehit diyen Kılıçdaroğlu gitsin, onu istemiyoruz” demiş.

*

Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam...

Hemen atlar Yozgat’a gider, o şehit anasını bulur ve şu iki şeyi söylerim:

- BİR: Ben hiçbir zaman teröristlere şehit demedim.

- İKİ: Bu ülkeyi ben yönetmiyorum.

*

Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam...

Bütün işi gücü bırakırım ve bu işin peşinden koşarım.

*

Çünkü bu iş, bütün iş güçten çok daha önemlidir.

ESKİDEN BURÇLARDA AŞK MEŞK ÇIKARDI

BUNUN şarkısı bile vardı:

“Yıldızlara baktırdım fallarda çıkmıyorsun/Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa” falan...

*

Bugünse yıldızlara bakılınca...

Görülenler farklı.

*

İşte bir astroloğun yazıp çizdikleri:

*

- Güneş ve Ay’ın Uranüs’le kare açısı, “şok olay” demektir. Şok olayla ülkenin sarsılmasına işaret ediliyor.

*

- Plütonik bir Güneş “dönüştürücü güç” ya da “yıkıcı güç” demektir. Bu da siyasi ve başka türlü bir güce sahip olmaya işaret eder.

*

- Satürn-Mars arasında ciddi bir kare açı var. Bu kareler, zor yoluyla bir olayı gerçekleştirmeye ya da savaşa işaret eder.

*

- 12 Ocak dolunayı ekonomiyi hayli sarsabilecek dolunay... Ekonomik çalkantı hayli sert olabilir. Aman dikkat!

*

Peki ya aşk? Peki ya kısmet? Peki ya meşk?

Yok, yok, yok.

Hiçbiri yok.

*

Kötü olaylara maruz kalmamak için haber izlemeyip gazete okumayanların hali harap...

Çünkü haberlerden kaçıp burçlara sığındıklarında bile...

Kaçtıkları şeylerle yüzleşecekler.

ÖLÜM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE: CEMAL SÜREYA

- “BİLİYORSUN, ben nereye gidersem/Yalnızlığın başkenti orası” şiirini yazan...

- “Kahvaltı” ile “mutluluk” arasında sarsılmaz bir bağ kuran.

- İddia karşılığı soyadından harf atan...

- Çapkınlığı kendisine soyluca yakıştıran...

- Dünyanın en güzel portrelerini yazan...

- Ölürken “üstü kalsın” diyen.

- “Kim istemez mutlu olmayı/ama mutsuzluğa da var mısın” sorusunu soran...

Bu büyük şairi çok özledim ben, siz de özleyin.

DÜZELTME: DÜNKÜ yazımda Sürmene yangını nedeniyle söz ettiğim türküdeki “Of Sürmene yaylası/On beş doktora bedel” bölümünün doğrusu şöyledir: “O Sürmene yaylası/On beş doktora bedel.” Düzeltiyor, özür diliyorum. Uyarı için teşekkürler Aydın Çebi.

 

Yazının devamı...