"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

İlk tahmin benden: Referandumda ne olur?

22 Ocak 2017

Güçlü, çok güçlü, en güçlü ihtimal bu...

*

Ama durun bir dakika!

Hayır” çıkma ihtimali de hepten sıfır değil.

*

Bugün itibariyle...

Benim tahminim şöyle:

*

- “Evet”in kazanma ihtimali: Yüzde 75.

*

- “Hayır”ın kazanma ihtimali: Yüzde 25.

SÜRPRİZ OLMASI İÇİN NE OLMASI LAZIM?

“HAYIR” DİYENLERİN...

“Çalışıp çabalayacağım, derdimi milletime anlatacağım, ben milletime güveniyorum” noktasında olmaları lazım...

*

“HAYIR” DİYENLERİN...

Şöyle canıgönülden “Yeter! Artık söz de, karar da milletimizindir” demeyi başarmaları lazım.

*

“HAYIR” DİYENLERİN...

İktidar tabanına karşı merhamet ve şefkat hissiyle dopdolu olmaları, sabır yolunu terk etmemeleri lazım...

*

“HAYIR” DİYENLERİN...

“Hayır” demiş olmanın hiçbir olumsuzluk getirmeyeceğine iktidar tabanını ikna edebilmeyi başarabilmeleri lazım.

*

“HAYIR” DİYENLERİN...

Şimdiden havlu atmamaları, şimdiden mazeretler üretmeye başlamamaları ve şimdiden kaybetme psikolojisine girmemeleri lazım.

*

“HAYIR” DİYENLERİN...

İdare-i maslahatı ve bilinen tüm ezberleri bir tarafa bırakıp farklı, bambaşka ve şaşırtıcı bir şeyler yapabilmeleri lazım.

*

Bunlar olursa...

Sürpriz olur.

Neden olmasın?

EVET/HAYIR

- Referanduma kadar “hayırlı cumalar” temennisinin hızı kesilir mi acaba?

*

- Bakalım ilk kim diyecek “hayır’da hayır vardır” sözünü?

*

- “Biz hayırsever insanlarız” yaklaşımına “biz de evetsever insanlarız” diye karşılık verilemeyeceğine göre... “Evet” için dini ve milli literatürden acilen bir şeyler bulmaları şart.

*

- Bizim millet kendisine sorulan siyasi bir soruya “hayır” demek yerine “evet” demeyi tercih edermiş... Neyse ki “evet” cephesi bu açıdan şanslı...

*

- “No! No! No!” diye tişört yaptıran çıkmaz umarım.

TRUMP BEY VE EŞİNİN KIYAFETLERİNE DAİR

- Trump Bey’in aykırı duruşları falan tamam da şu kravatının uzunluğuna ne demeli? Jilet gibi giyinen Obama’yı çok arayacağız galiba.

*

- Trump Bey’in sevgili eşleri gerçekten zarif bir hanım... Fakat bunca kişiyle tokalaşmaya odaklı bir tören için eldiven takmak, adab-ı muaşerete aykırı değil mi?

*

- Bayan Obama kıyafet konusunda hayli sallapatiydi... Bayan Trump’ın ise ihmal edilmiş şıklıktan haberi bile yok... İfrat ve tefrit yani...

Bİ DOY BE ADAM

HERKES Trump’ın yemin töreninde çekilen bu fotoğraf karesini konuşuyor:

- Bill Bey’in gözlerini alamadığı kişi, Trump Bey’in alımlı kızı İvanka Hanım imiş...

- Hillary Hanım’ın eşi Bill Bey’e bakışı ise “eve gidince soracağım bu arsızlığının hesabını” şeklinde yorumlanıyormuş.

*

Bir taraftan...

Yeter be yeter! Bi doy be adam” diye kızıyorum.

Bir taraftan da...

Şu saklayamadığı zaaflarıyla amma da sevimli kerata” demekten kendimi alamıyorum.

‘BEŞİKTAŞ POP’A NE OLDU?

SON dönemde gördüğüm en güzel, en doyurucu, en sempatik şehir gazetesiydi Beşiktaş Belediyesi adına yayınlanan “POP” adlı gazete...

İlk sayısı muazzamdı. İkinci sayısını bulamadım.

Üçüncü sayısı ise çıkmadı.

*

Ne yani?

Güzel şeylerin yarıda kesilmesi, bizim kaderimiz mi olacak?

ŞAHAN’A TEPKİ GÖSTERME MODASI

ŞAHAN’dan hiç hazzetmem.

Recep İvedik mizahını da sevmem ama bu kadar insan bunu niye izliyor falan diye irdeler, incelerim.

*

Durum böyle diye...

Şahan’a yapılan apaçık haksızlığa da rıza gösterecek değilim.

*

Çocukcağız, Azerbaycan’dan gelen tepki üzerine filminden söz konusu bölümünü çıkardığını açıkladı.

Hâlâ ne diye üstüne gidiliyor ki?

BÜLENT ARINÇ, REİS’TEN HELALLİK İSTEYİP AF DİLEMİŞ

15 Temmuz kanlı darbe girişiminin ardından...

Bülent Arınç Bey’in yapabileceği tek akıllı hamle...

Reis’ten helallik isteyip af dilemekti.

*

Haberler doğruysa...

Böyle de yapmış Bülent Arınç.

*

Kurtarır mı, kurtarmaz mı?

Bilmiyorum, bilemiyorum.

Ama bildiğim bir şey varsa o da şu:

Bülent Bey’in bunu yapmak dışında yapabileceği tek bir şey bile yoktu.

Yazının devamı...

Kadın milletvekilleri kavga ettiği zaman

21 Ocak 2017

- Güvenim sarsılır her şeye karşı.

- Filmler tat vermez.

- Dizilere adapte olamam.

- Türküler efkârlandırmaz.

- Bir tentürdiyot kokusu kaplar her yanı.

- Şarkılar kimseyi söylemez.

- Kahve istemez canım, çaylar açık hale gelir.

- Aşk meşk falan devreden çıkar.

- Son dayanak noktası da tuzla buz olur.

- İçe kapanırım, asosyalleşirim, dalgınlaşırım.

- Özgüvenim gider, duruşum değişir.

- Annemi aramaya bile üşenirim.

- Boş gözlerle duvara bakarım.

- Sıkılmış yumruğumu ısırırım.

- Silah çeken avamlık teslim alır beni.

- Sararırım, en yakın acil servise koşarım.

- Velhasıl şu hayattaki ince şeylerin tümü birden devrilip gider.

MİLLET KİMDİR, NEYE DENİR?

- AK Partili, CHP’li, MHP’li, HDP’li... Hepsine birden MİLLET denir.

*

- Anayasa değişikliğine evet diyenler ve hayır diyenler... Hepsi birden toplanınca MİLLET olur.

*

- Erdoğan’ı sevenler ve sevmeyenler... Hepsi MİLLET’tir.

*

- Sünni, Alevi... Türk, Kürt... Muhafazakâr, seküler... Sağcı, solcu... Hepsi ama hepsi MİLLET’tir.

ERKEKLERE BU SEYİR ZEVKİNİ TATTIRDINIZ

AK Partili, CHP’li, MHP’li, HDP’li kadın milletvekillerine sesleniyorum:

*

Şu fotoğraftaki erkeklerin şu küçümseyen, şu alay eden, şu eğlenen şu tadını çıkaran hallerine bir bakın.

Bu adamlara bu zevki tattırdınız ya...

Aşkolsun size.

Vallahi aşkolsun.

AYLİN HANIM’IN ŞOVUYLA İLGİLİ AYKIRI BİR YAKLAŞIM

KENDİSİNİ Meclis kürsüsüne kelepçeleyerek...

Şu hayatta görüp görebileceğimiz en saçma, en gereksiz, en nahoş, en sonuçsuz, en hesapsız, en stratejisiz, en düşüncesiz eyleme imza attı Aylin Nazlıaka...

*

- SAÇMAYDI, çünkü...

Kendisini kürsüye kelepçelemesinin anlamlı herhangi bir mesajı yoktu.

- GEREKSİZDİ, çünkü...

Yaptığı şeyle herhangi bir derde en küçük bir deva bile olamadı.

- NAHOŞTU, çünkü...

Kendisi gibi düşünmeyenlerde sadece derin bir antipati hissi uyandırdı.

- SONUÇSUZDU, çünkü...

“Hayırcı” cepheye minnacık bir katkı bile sunmaktan uzaktı.

- HESAPSIZDI, çünkü...

Yine yeni yeniden “evetçi” cephenin konsolide olmasına katkı sağladı.

- STRATEJİSİZDİ, çünkü...

Sonucu hiç hesaplanmamış tek kişilik bir şovdu yapılan.

- DÜŞÜNCESİZDİ, çünkü...

Kavga dövüşün halkı asıl meseleden uzaklaştırdığının farkında değildi.

*

Kavgaya dövüşe girişmek için...

Hoyratlık yapmak için...

Kaba kuvvete başvurmak için...

Fırsat arayanlara öyle muhteşem bir fırsat verdi ki Aylin Nazlıaka...

Başta Melih Gökçe olmak üzere bütün AK Partililer kendisine acayip şükran duyuyorlardır.

O kadar ki...

Bu konuda bahse girmeye bile varım.

KAVGA ÇIKARANLARIN HİÇ Mİ SUÇU YOK

“AYLİN Nazlıaka’yı eleştiriyorsun da kavga çıkaranlara bir sözün olmayacak mı?” diyenlere sesleniyorum:

Kavga çıkaranlarla ilgili siz ne düşünüyorsanız...

Onu binle çarpın!

Çıkan sonuç var ya...

İşte o, benim onlar hakkındaki düşüncemdir.

BAYAN ENÇ

SOYADI Enç olan AK Parti Antalya Milletvekili...

- “Kimse Yok Mu” adlı FETÖ’cü derneğin üyesiymiş.

- Türkçe Olimpiyatları’nın da epey goygoyunu yapmış.

Neyi örtmeye çalıştığınızı anlıyoruz Bayan Enç

ETYEN’E BUNU YAPAN

ETYEN Mahçupyan, AK Parti yanlısı bir yazardı.

Son zamanlarda hükümeti, AK Parti’yi ve Erdoğan’ı azıcık eleştirmeye başladı.

Üstelik gayet dostane bir üslupla.

*

Vay efendim sen misin bunu yapan!

Hükümetten daha hükümetçi bir gazetecik, bir süredir sürmanşetten Etyen Mahçupyan’ı infaz ediyor.

Hem de korkunç bir suçlamayla...

Etyen Mahçupyan’ın can yoldaşı Hrant’ın öldürülmesinde payı olduğu imasıyla...

*

Etyen Mahçupyan’a her türlü iftira atılır ama böyle de iftira atılır mı yahu!

İftiranın bile bir seviyesi, bir kalitesi, hatta bir ahlakı falan olur.

Madem müfterilik yapacaksın, bari kafayı çalıştır da biraz yakışan iftira at be adam!

*

Etyen’e bunu yapan zihniyetin ne elinden ne dilinden kimse emin olamaz.

Tabii en başta AK Parti yanlıları...

Yazının devamı...

Devlet Bey'e 'dönmek' konulu bir açık mektup

20 Ocak 2017

Ben dönenleri çok severim.

Dönenleri...

Yani yeri geldiğinde bakış açısını değiştirmeyi başaranları...
Yani koşullar değişince yaklaşımını farklılaştıranları...
Yani dün a dediğine bugün b deme cesaretini gösterenleri...

Çok ama çok severim.

Ama bir şartla!

Dönüşün hesaplaşması yapılacak!

Yani dönen kişi, çıkacak diyecek ki...

“Ben dün a diyordum, bugün b diyorum, çünkü...”

Bir insanın dönüşünün cesur bulunabilmesi için...
Bir insanın “dönek” diye küçümsenmemesi için...
Bir insanın dönüşüne kimsenin laf edememesi için...

Bu hesaplaşmayı yapması şarttır.



Sevgili Devlet Bey...

Mesele sizin daha düne kadar “Kahrolsun başkanlık sistemi” derken bugün “Yaşasın başkanlık sistemi” demeniz değildir.

Mesele...

Sizin dün öyle derken bugün böyle demenizin doğru dürüst bir hesaplaşmasını yapmamanızdır.

Lütfen çıkın ve açıklayın kamuoyuna...

Deyin ki:

“Ben düne kadar iflah olmaz bir başkanlık sistemi karşıtıydım ama bugün bu fikrimden vazgeçtim. Çünkü şu oldu, bu oldu, şöyle oldu, böyle oldu...”

Sevgili Devlet Bey...

Ancak bu şekilde kurtulabilirsiniz “Dün öyle diyordun, bugün böyle... Ne iş” falan tarzı her türlü tezvirattan...




BEN BU EL ELE TUTUŞMAYI ŞU 5 NEDENLE PEK SEVDİM
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ile Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Meclis’te anayasa değişikliği için oy kullanırlarken...



El ele tutuştular.

Kıyamet kopuyor.

“Bu da nesi!” deniliyor.
“Olmaz böyle şey!” deniliyor.
“E hani siz kavga ediyordunuz?” deniliyor.

Deniliyor da deniliyor.

Oysa ben bu el ele tutuşma fotoğrafına bayıldım.

Şu beş nedenle:

BİR: El ele tutuşmasını bilmeyenlerin kavga etmeye de hakları yoktur.

İKİ: Isırmak, yumruk atmak, boğaz sıkmak yerine el ele tutuşmak çok daha janti bir harekettir.

ÜÇ: Birbirlerini kıyasıya eleştiren kişilerin medeni ilişkilerini sürdürebilmeleri ancak tebrik edilir.

DÖRT: Kavga fotoğrafına da el ele tutuşma fotoğrafına da bozuluyor olmak, sağlıklı bir ruh haline işaret etmez.

BEŞ: El ele tutuşma fotoğrafından rahatsız olanların, “cepheleşme var, kutuplaşma var” falan diye ağlaşmaya hakları yoktur.


EN KAHRAMAN KAYMAKAMIN FETÖ'CÜ ÇIKMASINA DAİR
SOSYAL medyada fırtınalar estiren ve estirdiği bu fırtınalar nedeniyle AK Parti taraftarları tarafından coşkuyla selamlanan eski Beytüşşebap

Kaymakamı’nın FETÖ’cü çıkmasıyla ilgili olarak...



Söyleyeceğim şudur:

Kim aşırı kahramanlık taslıyorsa...
Kim kafayı olmayacak biçimde çıkarıyorsa...
Kim başbakandan daha çok hükümetçilik yapıyorsa...
Kim sınırlarını ve haddini aşıyorsa...
Kim mübalağa cenk ediyorsa...
Kim egemenlerin arkasına saklanıp sağa sola kurşun sıkıyorsa...

Bilin ki o kişinin saklayacağı çok şeyi vardır.


E HANİ KOALİSYON DÖNEMİ BİTİYORDU
BAŞBAKAN Binali Yıldırım demiş ki:

“Başkanlık geçerse yeni hükümete MHP’den de bakan alabiliriz.”

E ama bu da bir tür koalisyon demek değil mi?

E hani başkanlık sistemi, biraz da koalisyonlara fırsat tanımamak için geliyordu.

Binali Bey ne oluyor Allah aşkına?


BEN ARTIK ŞUNLAR OLSUN İSTİYORUM
HAYVANLARA işkence edenler para cezasıyla yırtamasın, hapis de yatsınlar.

Şener Şen film çekmek için Yavuz Turgul’u beklemesin.

Sosyal medyada fenomen olan başkanlık sistemi yorumcusu kamyon şoförü, tartışma programlarına konuk olsun.

Trump ile Putin kapışsın, dünya üç dakikalığına şenlensin.


SEZEN AKSU'NUN YENİ ALBÜMÜNÜ DİNLERKEN
“AMMA özlemişiz ha!” dedim.



“Oh be nihayet pop adına zırvalayan o saçma sapan sözlerden kurtulduk” dedim.

“Bu kadın gerçekten büyük şair” dedim.

“Her şarkı yeni bir deneme... Hâlâ deniyor... İşte bu nedenle genç” dedim.

“Ama bu şarkıların hepsi damar” dedim.

“Şarkıların hepsi bu kadar mı güzel olur! Aşkolsun Sezen Aksu aşkolsun” dedim.

Yazının devamı...

Anayasa değişirken... Şu 7 şeye dikkat et

19 Ocak 2017

*

- İKİ: Bahçeli şunu demiş, Kılıçdaroğlu bunu demiş, Binali Bey şöyle buyurmuş... Bunları bir tarafa bırak... Düşün, oku, incele, dinle, tartış, anlamaya çalış... Ve yaklaşımını ona göre belirle!

*

- ÜÇ: Bu anayasa değişikliği yaşadığın hayatın olumsuzluklarına, ekonomiye, teröre, işsizliğe, kutuplaşmaya bir çare olacak mı, olmayacak mı? Sadece buna odaklan ve ona göre tavır al.

*

- DÖRT: Sadece tek bir tarafın söylediklerini dinlemekten vazgeç... “Anayasa değişecek/Dertler bitecek” diyenlere kulak verdiğin gibi... “Bu değişiklik bizi batırır” diyenlere de kulak ver. Sadece tek bir tarafı dinlemekten vazgeç.

*

- BEŞ: Hep şunu düşün: Ya bu getirilen yeni sistemle ülkemin kaderi, hiç ama hiç sevmediğim bir liderin eline geçerse halim ne olur? Kendinin ve ülkenin kaderini tek bir kişinin insafına bırakma.

*

- ALTI: Getirilen değişikliklerle... Hukuk bağımsız olacak mı? Kuvvetler ayrılığı sağlanacak mı? Demokrasi gelecek mi? Kendimi güvende hissedecek miyim? Ortak akıl işleyecek mi? Bunlara bak! Başka bir şeye değil, hep bunlara bak.

*

- YEDİ: Eğer getirilen değişiklik gerçekten de iddia edildiği gibi ülkenin tüm yönetimini tek bir kişiye bırakıyorsa... O tek bir kişinin kim olduğuna hiç bakmadan buna geçit verme. Unutma ki Türkiye, tek bir kişiden daha büyüktür.

YÜREĞİM SOĞUDU AMA

BU cani ve alçak herifin gözünü kırpmadan 39 kişiyi katlettiğini düşündükçe...

- Öfkeden deliye dönüyorum.

- Sinirden kıpkırmızı oluyorum.

- Nefretten dengemi kaybediyorum.

*

Adama yapılan her türlü kötülüğün yüreğimi soğutmaya yetmeyeceğinin farkındayım.

*

- Ben birey olarak böyle düşünebilirim.

- Ben birey olarak böyle hissedebilirim.

- Ben birey olarak “vur gözünün üstüne” falan diye tempo tutabilirim.

- Ben birey olarak “Elleriniz dert görmesin polis beyler” bile diyebilirim.

Ancak hiçbir hukuk devleti, olaya benim birey olarak baktığım gibi bakamaz.

*

Hukuk devletinde işkence olmaz.

Söz konusu işkence, ülkede yaşayan milyonların yüreğini soğutsa bile bu olmaz, olamaz.

Biz bireyler olarak gaza gelebiliriz ama devletin kurumsal olarak gaza gelme hakkı yoktur.

YETİŞİN KOMŞULAR, NE YAPACAĞIMI ŞAŞIRDIM

BİRKAÇ günlük Kanal D Ana Haber maceramın ardından sağımdan-solumdan işittiklerim şunlardır:

*

- Annem diyor ki: Dik dur, dik.

*

- En yakınım diyor ki: Kafanı yukarı kaldırma, rahat ol.

*

- Dayım diyor ki: Kravat olmamış, otur sıfır.

*

- Terzi Recai Amca diyor ki: Bu ne heyecan yeğenim?

*

- Eski yöneticim diyor ki: Başkası olma, kendin ol.

*

- Berberim diyor ki: Abi azıcık gülsene yav!

*

- Kahveden arkadaşlar diyor ki: Her haberin sonunda bir-iki yorum attırsana birader.

*

- Tavlada üttüğüm şahıs diyor ki: Camdan okuma lan, candan anlat...

*

- Hacı Semiha Teyze diyor ki: Korkuyorum oğlum, sana nazar değecek.

*

- Ayı Fahri diyor ki: Kıyafetin çok bol.

*

- Polemik Kerim diyor ki: Kıyafetin çok dar.

*

- Fanatik takipçim diyor ki: Her şey çok süper.

*

- Azılı düşmanım diyor ki: Çakılacaksın hahaha!

*

- Melih Gökçek diyor ki: CHP’ye ne zaman çakacaksın?

*

- Laikçi teyzem diyor ki: Portakal, orada kal.

NİŞANTAŞI’NDA TAKSİDEN BANA DİL ÇIKARAN KADIN

NİŞANTAŞI denilen kaosun tam ortasındaydık.

Sen taksinin içindeydin, bense kırmızı ışıkta bekliyordum.

Birden göz göze geldik.

Ve o birkaç saniye içinde sen dilini çıkarıverdin.

Hunharca... Hoyratça... Pervasızca...

*

Bir sövgü gibi süratle akıp gittin önümden...

Dilini çıkarmana hiçbir karşılık veremedim.

Hatta yüzümdeki hatlar, en küçük bir değişime bile fırsat bulamadı.

Öylece kalakaldım yani.

*

Neydi senin derdin ey bana dilini çıkaran kadın?

- Liberaldin de beni ulusalcı mı buluyordun?

- Solcuydun da beni sağa çekmiş mi görüyordun?

- AK Partili idin de beni Reis’e yanlış yapmakla mı itham ediyordun?

- Atatürkçü idin de beni karşı devrimci mi sanıyordun?

Aranırsa bende o kadar çok “kabahat” bulabilirsin ki...

Hangisini mesele ettin dilli bacım?

*

Bu yazdıklarımı okuyorsan...

Derdini yazsana bana.

Kısa olsun ama.

HER DÖNEM HEP AYNI ŞEYLER

- GAZETECİ Ahmet Şık her dönem tutuklanır.

*

- Ahmet Özal, babasını her dönemin popüler terör örgütünün öldürdüğünü öne sürer.

*

- Davalar değişse bile her dönem hep aynı kişiler gizli tanık olur.

*

- Her dönem kim düşmansa Hrant’ı o öldürmüş olur.

*

- Her dönem devlet büyükleri, hiçbir gazetecinin, gazetecilik suçundan içeri düşmediğini öne sürer.

Yazının devamı...

İyi ama bunlar hiç de radikal İslamcı gibi değil

18 Ocak 2017

Üçünün de gözlerinden psikopat alevler fışkırıyor.



Birinin boynunda son devrin modası tasma kolyelerden var.

Psikopatlıklarının temelinde yanlış din algısının yattığına dair pek bir işaret vermiyorlar.

Sokakta görseniz asla “Bunlar IŞİD’çi” demezsiniz, o derece yani.

Takiye falan yapar bir halleri yok. Doğallar.

Üçü de hissiz, üçü de duyarsız, üçü de Leyla olmuş gibi...

Kısacası...

Bu üç şahıs...

Damdan adam atan, kadınlara sokağa çıkmayı bile yasaklayan, kör bıçakla adam kesen, dini en katı, en sert ve en yanlış şekilde yorumlayan, aksi, tutucu, vicdansız, zalim, merhametsiz, sapık IŞİD’çi katillere pek benzemiyor.

Bu üç şahıs...

IŞİD’çi katillerden daha çok...

Amaçsızlıktan ne yapacaklarını şaşırmış, idrak noksanlığına tavan yaptırmış, dibe vurmuşluklarını tehlikeli bir macerayla taçlandırmaya çalışan, meczup, kaybedecek bir şeyleri kalmamış, hatta hatta konudan da epey habersiz tiplere benziyor.

Kısacası...

Bu üç şahıs sayesinde...

IŞİD’in devşirdiği insan malzemesinin çeşitliliğini çok somut, çok net ve çok bariz bir şekilde görmüş olduk.


AÇIK TEŞEKKÜR
KATLİAMCIYLA ilgili her türlü istihbaratı büyük bir titizlikle değerlendiren BÜTÜN İSTİHBARATÇILARIMIZA...

Saatler süren görüntüleri izleyerek bir iz yakalamaya çalışan ve bu uğurda göz nuru döken TÜM POLİSLERİMİZE...

Büyük bir gizlilik içinde operasyonu yürüten ve dışarıya hiçbir bilgi sızdırmayan GÜVENLİK BÜROKRASİSİNE...

Katliamcıyı canlı yakalayarak bağlantılarının ortaya çıkarılması adına çok önemli bir iş başaran TERÖRLE MÜCADELE EKİPLERİNE...

Emniyet teşkilatının başında yer alan İçişleri Bakanı SÜLEYMAN SOYLU’YA...

Binlerce teşekkür.


ZEHİR HAFİYELER İŞBAŞINDA
“REINA katliamcısı çoktan yurtdışına kaçmıştır” diyenler, daha yalanlarının dumanı üstünde tüterken...

Yine iddialı iddialı konuşmaya başladılar:

“Katliamcı profesyonel.”

Şu zehir hafiyeler, keşke biraz dinlenmeyi tercih etseler.


SEN KİMSİN?
KENDİSİNİ medyanın zabıta amiri sanan bir tetikçi var.
Hani şu sağa sola tehditler yağdıran şahıs.

On bininci kez yine bana sarmış.
“Gözüm üzerinde” falan diye sallıyor.

Bu tetikçi ve tehditçiye Sayın Cumhurbaşkanımızın meşhur seslenişiyle sesleniyorum:

Kimsin sen?
Sen kimsin ya? 
Kimsin sen kimsin?


HABER SUNARKEN MIRILDANDIKLARIM
SEN git Salim Şen’li, Ayhan Ogan’lı, Aykut Erdoğdu’lu, Mehmet Şahin’li, Ersan Şen’li Tarafsız Bölge’ni sun Ahmet Hakan, senin neyine gerek haber sunmak?

Bu iş tartışma programı modere etmekten daha zormuş arkadaş... Adamın iflahı kesiliyor vallaha.

Ben şimdi niye heyecan yapıyorum ki? Hadi heyecan yaptım... Ne diye heyecanımı bu denli fazla belli ediyorum ki...

Bu kravat da boynumu biraz fazla mı sıktı ne? Bu kravat inceden ve hafiften sağa mı çekiyor ne?


PASTA DEĞİL SANAT ESERİ
KADİM dostum Taylan Bilgel, Kanal D Haber’e başladığım günün akşamı, çok hoş bir sürpriz yaptı.



Pelit’te yaptırdığı bir sanat eserini andıran bu pastayla çıkıp geldi.

Hemen fotoğraflar çektirdik pastayla...

Ardından da “Buna dokunulmaz, en iyisi saklayalım” falan diyerek bir köşeye kaldırdık.

Fakat ertesi gün “ziyan olacak” diye Kanal D Haber çalışanlarıyla pastaya yumulduk.

Her ne kadar pastadan yapılmış heykelimi yerken tuhaf duygular içine girsem de...
Teşekkürler Taylan Bilgel.
Teşekkürler Pelit.


BOYNUZ KULAĞI GEÇEMEDİ
KİM ne derse desin...

Mehmet Barlas’ın her şeye rağmen bir kalitesi vardır.

Fakat ne yazık ki oğlu, babasından fersah fersah geride...



Oğul Barlas’ın şu yazdığına bakın:

“Katil, çocuğu ile yakalanmış. Katili konuşturmak için o çocuk da ne şekilde kullanılması gerekiyorsa kullanılmalı. Ahlaki sakınca yok.”

Oğul Barlas’ın konu ettiği çocuk, dört yaşındaki bir çocuk...

Adamdaki ahlaki çıta o kadar düşük ki...

“Ahlaki sakınca yok” dediği durum...

Ahlaksızlığın dik âlâsı.


BU CANİLER CEZALANDIRILSIN
“SEKTER” adlı bir kediyle aynı evi paylaşmaya başladıktan sonra bende kedi, köpeğe yönelik hunharlıklar karşısında öyle bir duyarlılık başladı ki...

Neredeyse “Panter Emel” oldum, çıktım.



Mesela bir köpeğe işkence ederek zulmeden şu iki alçak caniyi bir yakalasam...

Doğduklarına pişman edebilirim, o derece yani.

Yazının devamı...

Meclis’te kavga dövüş olmazsa şunlar olur

17 Ocak 2017

*

- AK Parti seçmeni “Yahu yine bizimkilere saldırı başlattılar, en iyisi biz yeniden konsolide olalım” demeye gerek duymaz.

*

- Kavga dövüşü konuşmak yerine “değişiklikler neleri getiriyor”u konuşuruz.

*

- Duygular yerine akıl fikir devreye girer.

*

- Getirilen sistemi savunmakta zorluk çekenler açısından mükemmel bir fırsat sunulmamış olur.

*

- “CHP de CHP” diye tutturulmasının önü alınmış olur.

*

- “İyi ama İsmet Paşa da böyle yapmıştı” falan türü çıkışlar yapılmaz, yapılamaz.

*

- “Sert muhalefet” için başka türlü imkânlar aranır.

YİĞİT MUHTAÇ OLMUŞ TAZE SOĞANA 

MAHZUNİ’nin türküsünde geçer:

“Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana/Bilmem söylesem mi, söylemesem mi?”

*

1 kilo taze soğanın fiyatının 14.00 liraya yükseldiğini öğrenince...

İnsan ister istemez...

“Bu gidişle yiğitler kuru soğana olmasa da taze soğana muhtaç olacaklar” diye düşünmeden edemiyor.

İNSAN/HAYVAN

KİM “İnsanlar dururken hayvanlarla mı ilgileniyorsunuz?” diye çıkışıyorsa...

Bilin ki...

Bu şekilde çıkışan şahıs...

İnsanla da hayvanla da zerre kadar ilgilenmemektedir.

ŞU HABERE NE DENİR

AKİT gazetesinin yaptığı şu haberle ilgili olarak yorumum sadece şu:

Hahahahaha!

NUTELLA

BİR ara depresyona girmiş gibi kaşıklıyordum bunu.

Sonra bıraktım.

Ancak yine de aklıma gelirdi kendisi.

*

Sağlıksız olduğu için raflardan toplatıldığına dair haberler çıktığı günden beri...

Artık aklıma gelmiyor.

TERÖRİST SUÇLAMASININ SIRADANLAŞMASINA DAİR

YAZARA terörist dendi.

Gazeteciye terörist dendi.

*

Dolar ve terör kelimeleri yan yana geldi.

*

En son Aziz Yıldırım sayesinde...

Futbol hakemlerine de terörist dendi.

*

Bir yerde dursak mı?

TECAVÜZ, DAYAK MANİFESTOSU

- İSTER Ensar Vakfı olsun...

- İster düz lise olsun...

- İster imam hatip olsun...

- İster Kuran kursu olsun...

- İster bilmem ne kursu olsun...

Hiç fark etmez.

*

Bir yerde taciz, tecavüz, dayak falan söz konusuysa...

Şu iki şeyin yapılıp yapılmadığına bakılır:

- BİR: Tacizci ya da dayakçıdan anında hesap soruluyor mu? Yoksa koruma kollama mı devreye giriyor?

- İKİ: Taciz ve dayak olayı nedeniyle kurumsal özeleştiri yapılıyor mu, yoksa “kol kırılır yen içinde kalır” mı deniliyor?

*

Gerisi hikâyedir.

ÖZGÜR HOCA’DAN DOLAR VECİZELERİ

EKONOMİ uzmanı Prof. Özgür Demirtaş diyor ki:

*

- Çelikten sağlam hukuk sistemini, elmastan güçlü eğitim sistemini kur, sonra arkana yaslan. Ekonominin uçuşunu izle. Bu kadar basit...

*

- “Hocam bak, Merkez Bankası faiz arttırmadı ama yine de dolar indi” diyenler! Ahh benim okumayan, anlamayan kardeşim! Merkez Bankası örtülü faiz artışı yaptı.

*

- Fonlama maliyetini arttırıp faiz arttırmamış gibi yapmak! Mış gibi yapmak bile işe yarıyormuş demek ki... Ama uzun vadeli çözüm değil.

*

- Ekonomideki çokseslilik bitmeli. Merkez Bankası ve faiz konusunda yorum yapılmamalı.

MİLLİ İRADE ‘KRAVAT TAKMALISIN’ DEDİ

SORDUK soruşturduk.

Kendi çapımızda bir anket yaptık.

Hatta ev civarına minik bir sandık bile koyduk.

Kısacası...

Referandum tamam.

*

Sonuçları veriyorum:

- Kravat takmalısın: Yüzde 51:

- Senin bir imajın var, takma: Yüzde 29

- Sadece cumaları takma: Yüzde 10

- İster tak ister takma: Yüzde 5

- Onca derdimiz varken şu yaptığına bak: Yüzde 5

*

Hasılı kelam sandıktan “kravat” çıktı.

Milli irade ne diyorsa o olacak tabii...

Yazının devamı...

Erdoğan referandumda kaybederse ne olur?

16 Ocak 2017

Bunu neye göre diyorlar, anlamıyorum.

*

Diyelim ki...

Erdoğan ve AK Parti, referandumu “Yüzde 49” ile kaybetti.

Ne olacak?

“Halkımız artık bizi desteklemiyor” diye çekip gidecekler mi?

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

O taş gibi yüzde 49 orada durduğu müddetçe...

Her şey eskisi gibi devam eder.

*

Çıkarlar, “Milletimiz bunu kabul etmedi, biz de eskisi gibi yola devam ediyoruz” derler ve devam ederler.

*

“Hiçbir şey eskisi gibi olmaz, olamaz” diyenler, bu görüşlerini neye dayandırıyor, rica etsem bildirirler mi acaba?

CHP’NİN FUTBOL OYNAMA TARZINA DAİR

TANIL Bora’nın CHP ile ilgili saptaması şöyle:

- Tek tek milletvekillerine bakıyoruz: Her birinin sözü ve tavrı var, daha önceki dönemlerde olmadığı kadar cevvaller.

- Fakat hep bireysel oynuyorlar, tek tek uğraşıyorlar. Ekip çalışması yok. Bu nedenle bir 11 çıkamıyor.

*

Buradan takımın teknik direktörüne sesleniyorum:

Şu oyuncularınızı “dört artı dört artı iki” şeklinde dizer misiniz lütfen?

KRAVAT VE KANAL D HABER

KÖPÜRTMEK, merak uyandırmak, dikkat çekmek için falan söylemiyorum.

Yemin ederim.

*

Gelen öneriler karşısında o hale gelmiş durumdayım ki...

Bu akşam saat 19.00’da Kanal D ekranına çıktığımda...

Kravat takacak mıyım, takmayacak mıyım?

Hâlâ bilmiyorum.

Gerçekten bilmiyorum.

SERDAR CEBE

KANAL D Haber’in bayrağını, o bayrağı her zaman en onurlu ve en vakur şekilde taşıyan Serdar Cebe’den devralacağım.

*

Ama Serdar Cebe’yle yollarımızı ayırmayacağız.

Bir süre beraber çalışacağız.

Onun çok değerli katkılarına, önerilerine ihtiyacımız olacak.

*

Sonra da Serdar’ı Washington’a uğurlayacağız.

Kanal D Washington Temsilcisi olarak...

Bu nedenle kendisi benden daha şanslı yani.

BU ÜLKEDE SON 15 YILDA EN ÇOK DEĞİŞEN ŞEY NEDİR

SORUNUN cevabını veriyorum:

Müfredattır müfredat.

*

- Her bakan değiştiğinde...

- Her can sıkıldığında...

- Her yapacak bir iş olmadığında...

- Her kafa estiğinde...

İlk değiştirilen şeydir okullardaki müfredat.

*

Hiç tartışmaya gerek yok.

Bu son yaptıklarını da değiştirecekler.

HAYIR’CILARA FİLM ÖNERİSİ

BİR referandum filmi var.

Adı: “No”.

1988 yılında Şili’de yapılan bir referandumun öyküsü anlatılıyor filmde...

*

2012 yapımı, Pablo Larrain’in yönettiği, Gael Garcia Bernal’in başrolde oynadığı bu film...

Umutsuz, karamsar, yenilgiye baştan razı olan “Hayır”cıların, farklı ve ezber bozan bir kampanyayla işleri nasıl tersine çevirdiklerinin öyküsünü anlatıyor.

KURAN KURSU ANILARIM

- İLKOKULU bitirince bir yıl gittim Kuran kursuna... Hem de yatılı olarak... Hem de evden çok uzakta... Hem de Mahmut Efendi’ye müntesip bir kursa...

*

- Cübbeli Ahmet var ya... O zamanlar çocuktu. Hatta biraz da şişmandı galiba... Parmakla gösterilirdi. “Bu çocuk çok büyük hoca olacak” falan diye...

*

- Sağmalcılar’da Yeşil Cami Kuran Kursu’ydu gittiğim kurs... Başında Abdullah Hoca vardı. Cevval, çalışkan, gayretli, sosyal bir hoca.

*

- Yoksul çocuklarının ağırlıkta olduğu bir kurstu bu... Hafızlıkla başlanır, “Emsile”, “Bina” ile devam ederdi eğitim.

*

- Elinde terlikle acımasızca bize vuran bir hoca hatırlamıyorum. Ama falaka vardı. Ayda yılda bir ortaya çıkardı o falaka... Nasıl korkardık, anlatamam.

*

- Bir yıl boyunca o kursta kaldım. Bir yıl boyunca Latin alfabesinden tamamen uzaktaydım. Eve döndüğümde Ahmet Günbay Yıldız’ın romanlarını su gibi içtiğimi hatırlıyorum. Artık nasıl özlediysem...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU İLE DÜN, BUGÜN VE YARIN

MİLLİ Görüş’ün temel direklerinden Temel Karamollaoğlu, artık Saadet Partisi Genel Başkanı...

Kendisiyle İstanbul’da buluştum.

Buluşmadan notlar aktarıyorum:

*

- Biraz Sivas’tan söz ettik. “Karamollaoğlu” soyadının nereden geldiği üzerine hasbıhal eyledik.

*

- Temel Bey’in dayısı uzun yıllar CHP Senatörü imiş... “Bizim sülalede çok CHP’li var” diyor.

*

- Erbakan Hoca’dan hatıralar... Bu küçük sohbetin ana konularından biri oldu.

*

- Hatırlıyorum: 1979’da, o yıl ben küçük bir çocukken Amasya’nın Suluova kazasında bir konferans vermişti Temel Bey... “Sizi ilk orada görmüştüm” deyince... “Galiba kısmi senato seçimi için gitmiştim Suluova’ya” dedi.

*

- Saadet Partisi Genel Başkanı seçildikten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaret etmiş Temel Bey... Cumhurbaşkanı’na anayasa değişikliğiyle ilgili partisinin görüşlerini içeren bir mektup sunmuş.

*

- “Saadet Partisi, başkanlık sistemine karşı değil” diyor Temel Bey. Ama hemen ardından da ekliyor: “Bizim savunduğumuz başkanlık sistemi, kuvvetler ayrılığının olduğu, Meclis’in şahsiyetinin korunduğu, cumhurbaşkanının parti genel başkanı olmadığı bir başkanlık sistemidir.”

*

- “Meclis’ten geçerse referandumda Saadet Partisi ne yapacak” diye soruyorum Temel Bey’e. Verdiği cevap şu: “Biz parti başkanlarını, grup başkanvekillerini, milletvekillerini iyi niyetle uyarıyoruz. Meclis’ten geçene kadar bu pozisyonumuzu koruyacağız. Meclis’ten geçtiğinde de oyumuzun rengini kamuoyuna açıklayacağız.”

Yazının devamı...

Bu sistem Erdoğan’dan başkasının eline geçerse

15 Ocak 2017

Aldığım cevaplar şöyle:

- Geçmez.

- Erdoğan hep kazanır.

- Erdoğan var oldukça sorun yok.

*

İyi ama ya Erdoğan’dan sonra?” diye soruyorum.

Aldığım cevaplar şöyle:

- Yine başkasına geçmez.

- Yine biz kazanırız.

- Sorun yok.

ÜÇ MADDEDE AK PARTİ VE REİNA

- BİR: Reina katliamının ardından Reina’ya gidenler arasında AK Parti Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu da yer almış... Düzeltir, Sayın Gündoğdu’dan

özür dilerim.

*

- İKİ: Reina’ya karanfil bırakan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu ile konuştum. “Orada katledilenler bizim emanetimiz olan misafirlerimiz ve vatandaşlarımızdır. Tabii ki orada olacağız” dedi.

*

- ÜÇ: AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan aradı... “Çok önemli Meclis gündemine denk geldi. Gidemedik. Bir kasıt yok. Oraya gitmek, karanfil bırakmak isterdim” dedi. Teşekkür ettim kendisine.

SIK SORULAN SORULARA VERDİĞİM CEVAPLAR

- SORU: Ne çıkar referandumdan?

- CEVAP: Sürpriz çıkar. Aksi takdirde gol olur.

*

- SORU: Bahçeli ne yapmak istiyor?

- CEVAP: Adam resmen partisini iktidar ortağı yaptı, daha ne istesin!

*

- SORU: HDP milletvekili Garo Paylan’ın “soykırım” çıkışına ne diyorsun?

- CEVAP: Dur Garo Allah’ını seversen, zaten ortalık karışık.

*

- SORU: Niye son günlerde sıkça seçim lafı ediliyor?

- CEVAP: Aykırı gidecek milletvekillerine sopanın ucunu göstermek için.

KRAVAT TAKMAK YA DA TAKMAMAK...

NE DEDİLER?

YAĞMUR gibi geldi öneriler... Hepsini tek tek okudum... Hepsini tek tek değerli buldum... Hepsinden yararlandım... Hepsi için binlerce teşekkür... İşte gelen önerilerden sadece bazıları:

*

- Bence kravat size yakışıyor. Takmanızı öneririm. (Kemal Efe)

*

- Takmalısınız. Sizi daha genç gösteriyor. (Ersin Onulduran)

*

- Pazartesileri kesin tak, cumaları kesin takma. (Halit Ürkmezgil)

*

- Sevgili dostum. Papyona ne dersiniz? Evetse ilk papyon ve bağlama dersi benden. Ama ne orijinal olur! Ha cesaret! (Prof. Celal Şengör)

*

- Kravat ile takım elbise bir bütündür. Giyene bir ciddiyet ve ağırlık verir. Bence takın. (Deniz Hüseyin Yandımata)

*

- Önemli olan iç güzelliği... (Dr. Metin Okucu)

*

- Özgür ol kardeşim. (Ömer Beydeş)

*

- Milletimiz aç Ahmet Hakan milletimiz aç. (Zeynep Kaya)

*

- Lütfen kravatınızı takınız. Özenli ve şık olunca kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. (İnci Dallı)

*

- Daha modern bir tarz için takmalısınız. (Muzaffer Güler)

*

- Canınıza tak ettiyse takın. (Şair Hüseyin Akın)

*

- Keşke tek tasamız bu olsa. (Fatma Yaman)

*

- İlk gün tak, sonra kafana göre takıl. (Harika Dolapçıoğlu)

*

- Ekrana düzgün kıyafetle çıkanların izleyicilerine değer verenler olduğunu düşünenlerdenim. (İsmet Kurtulan)

*

- Her şey rahatlık olsa kadınlar topuklu giymezdi. (Tülay Öz)

*

- O gün içinizden nasıl geliyorsa öyle yapın. (Berfu Yoneyman)

*

- Ne zaman Türkiye ile ilgili şehit, terör, bomba, darbe, özgürlük kısıtlaması, tecavüz haberi olmazsa o gün takmayın! (Semra Somer)

*

- Herkesi bırak, anneni dinle. (Mustafa Cehiz)

*

- Kravatlı haliniz çok daha karizmatik. (Zülha Karsan)

*

- Kravat takmamanızı yadırgarım. (Esin Akyil)

*

- Kravat takmanızı isteriz, karar sizin. (Güngör Uras)

*

- Doğru, dürüst, tarafsız haber yapın... Gerisi boş. (Uygur Arıkan)

*

- Tabii ki kravat! (Seyran Hatipoğlu)

*

- Cuma hariç her gün takın. (Özlem Sekaral Aydın)

*

- Takın, yakışmış. (Demet Egeli)

*

- Ceket cebine mendil koyma da nasıl istersen öyle yap. Aman diyeyim. (Sabri Uğur)

*

- Mutlaka takmalısınız. Hem size çok yakışmış. (Nazan Şoray)

*

- Takmazsan çok az kesimi memnun edersin, takarsan çok daha geniş kitleyi maalesef. (Mehmet Mert)

*

- Tak evlat tak. (Atanur Göncü)

*

- İran ve benzerleri hariç kravat takmayan haber sunucusu var mı? (Nilüfer Erman)

*

- Anneler ne derse doğru söyler. (Ayşe Aksoy)

*

- Bence takmalısın abi. (Tahir Sarıkaya)

 

Yazının devamı...