"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Araştırmalara göre sandığa en çok şunlar gitmeyecek

20 Şubat 2017

*

- “Bu memleketten bir şey olmaz” diyen umutsuz ülke kadınları.

*

- Sosyal demokrasiye gönül vermelerine rağmen heyecanlarını kaybedenler.

*

- Batılı yaşam tarzını benimseyip referandum günü Batı’ya tatile gitmeyi planlayanlar.

*

- “Oyum sonucu değiştirmez, hep onlar kazanıyor zaten” diye düşünerek yan gelip yatanlar.

*

- Köşe yazarlarına “cesur olun” diye posta koyup sandığa gitmeye üşenenler.

*

- “Bu sandık meşru değildir” diyerek sandığa gitmeyi protesto etmeyi düşünenler.

*

(NOT: Bu maddelerin tümü, METROPOLL’ün son araştırma verilerinden şahsım tarafından çıkarılmıştır)  

 

UYARIYORUM

- HAYIRCILARA UYARI: Sosyal medyada yapılan evet/hayır anketlerine güvenmeyin... Sonunda yaya kalırsınız.

*

- EVETÇİLERE UYARI: Ahalinin hiçbir şeyden çakmadığını, sonuna kadar fanatik olduğunu sanmayın... Sonunda mahcup olursunuz.

*

- ERDOĞAN’A UYARI: “Gücü tek kişide topluyoruz” cümlesi, hangi bağlamda söylenirse söylensin ters tepebilir... Tekrar etmeyin.

 

HER ŞEYE RAĞMEN ÖLMEYEN GAZETECİLİK

HAYMANA’da bir lise yurdunda erkek öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen okul müdürü, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı.

Fakat Hürriyet konuyu ısrarla, titizlikle, inatla takip etti, en ince detaylarıyla haberleştirdi.

Ve sonunda o müdür, yeniden tutuklandı.

*

Öyle oturup ağız büzerek...

“Gazetecilik öldü, artık habercilik yapılamıyor, fikri takip falan kalmadı, kimsenin gazetecileri taktığı yok” falan diye ağlaşanlar!

İşte bakın:

İyi gazetecilikle nasıl da sonuç alınabiliyor!

 

BEŞ GÜZEL YENİ ŞEY

- BİR: Hayvan sevgisinde gözle görülür bir artış kaydedilmesi.

*

- İKİ: İyiliğin bulaşıcı olduğunu düşünenlerin sayısının artması...

*

- ÜÇ: Camide kaba siyaset yapılmasına cemaatin itiraz etmeye başlaması.

*

- DÖRT: Atatürk’e dil uzatanların her şeyden önce millet baskısıyla karşılaşması.

*

- BEŞ: Ağzından çıkanı kulağı duymayanların o mutlu mesut günlerinin bitmesi...

 

EN BÜYÜK DUAM

DENİZ Seki bacımızın nişanlısı olarak takdim edilen bu kardeşimizin giydiği şu takım elbiseden beni fersah fersah uzaklaştır Allah’ım.

*

Böyle bir ceketten, böyle bir yelekten, hatta böyle kravattan beni muhafaza eyle Yarabbi!

*

Eğer gün gelip de büyük bir yanılsama içinde debelenerek böyle bir kıyafet giymeye kalkarsam sen aklımı başıma getir Allah’ım!

*

Amin! Amin! Amin!

 

KESİN ‘EVET’ ÇIKARDI

- EĞER gerçekten de Ahmet Necdet Sezer’in borusu hâlâ ötüyor olsaydı.

*

- Eğer gerçekten de ülkede bir iki başlılık sorunu olsaydı.

*

- Eğer gerçekten de Cumhurbaşkanı’nın Başbakan’a anayasa kitapçığı fırlatma ihtimali hâlâ geçerli olsaydı.

*

- Eğer gerçekten de siyah-beyaz günlere dönmek gibi bir ihtimal söz konusu olsaydı.

*

- Eğer gerçekten de hükümetin elini kolunu bağlayan bir vesayet bugün için geçerli olsaydı.

*

- Eğer gerçekten de milletin oylarıyla iktidara getirdikleri bir türlü muktedir olamasaydı.

*

- Eğer gerçekten de Cumhurbaşkanı, sanki cumhurbaşkanlığı sistemi varmış gibi davranıyor olmasaydı...

*

- Eğer gerçekten de Başbakan Binali Yıldırım ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında en küçük bir sorun çıksaydı...

*

- Eğer gerçekten de sistem sorunu, bugünün en yakıcı sorunu olsaydı.

*

Her şey çok farklı olurdu.

Propaganda için söylenen cümlelerin yankısı çok yüksek olurdu.

Ve “Evet” çok ama çok kolay çıkardı.

 

 

BU FOTOĞRAFLARI BİR AÇIĞI KAPATMAK İÇİN YAYINLIYORUM 

İKİ FETÖ’cü eski savcı ve bir hâkim yakalandı.


Kudretli günlerinde...

- Savcılardan biri MİT Müsteşarı’nı ifadeye çağırmıştı.

- Diğeri ise Selam/Tevhit kumpasına imza atmıştı.

- Hâkim de kumpaslara katılıp yasadışı dinlemeler yapmıştı.

*

Bütün gazetelere baktım:

Hepsinde yakalandıkları andaki fotoğrafları vardı.

*

Oysa haberlerde ibret olsun diye kudretli günlerindeki fotoğrafları ile yakalandıkları andaki fotoğrafları aynı anda yayınlanmalıydı.

*

Bu fotoğrafları yayınlayarak işte bu açığı kapatıyorum.

 

YAPALIM, GÜZELLEŞELİM

- AYŞE Hatun Önal’ın “Selam Dengesiz” adlı eserini dinleyelim... Dengesizleşelim.

<iframe src="https://embed.spotify.com/?uri=spotify:track:72Yn4KGcXa6KpQiQjufiBM" width="300" height="380" frameborder="0" allowtransparency="true"></iframe>

- Recep İvedik 5’e gidelim... Deliler ırmağından bir tas su da biz içelim.

*

- Seda, Esra, Zuhal falan izleyelim... Kafamızı hiçbir şeye takmayalım.

Yazının devamı...

Alçaklar çocuk öldürerek başladılar kampanyaya

19 Şubat 2017

Ve 11 yaşındaki bir çocuğu katlettiler.

*

Bu alçaklar, kampanyalarını işte böyle başlatıyorlar.

*

Hatırlayalım:

7 Haziran’ın hemen ardından da durup dururken katletmeye, vurmaya, kırmaya, yakmaya, yıkmaya başlamamışlar mıydı?

*

İşte bakın:

Şimdi de Viranşehir’de çocuk öldürerek başladılar referandum kampanyasına.

*

Şaşırıyor muyuz?

Tabii ki hayır!

Sonuçta alçaklardan söz ediyoruz, niye şaşıralım ki?

NE GÜZEL KONUŞTU REİS!

“REİS” dedi ki:

- Benim 16 Nisan’a çıkacağımın garantisi mi var?

- Nefsim için mücadele verecek kadar karaktersiz değilim.

- Biz bir sistem getiriyoruz sistem.

*

Şahane! Harika! Muhteşem!

*

O zaman ne yapıyoruz?

Şöyle yapıyoruz:

*

- Recep Tayyip Erdoğan’ı unutuyoruz.

- Yeni sistemi, Erdoğan’la birlikte yorumlamıyoruz.

- En kızdığımız, en öfkelendiğimiz, hiç istemediğimiz birinin yeni sistemde başa geçme ihtimalini göz önünde bulunduruyoruz.

- Ve yeni sistemi ona göre değerlendiriyoruz.

- Oyumuzu da ona göre veriyoruz.

*

Tamam mı?

Anlaştık mı?

TUZ DA KOKTU

ANTALYA Cumhuriyet Başsavcıvekili, sosyal medyada “hayır diyenler teröristlere destek verirler ve sonuçlarına katlanırlar” demiş.

*

Bu artık tuzun koktuğu andır.

Ve bunun ötesi yoktur.

AK PARTİ VE MHP’YE DÖRT TAVSİYEM VAR

- BİR: Ortak etkinlik yapmayın.

*

- İKİ: Kendinizi aynı potada eritiyormuş gibi algılatmayın.

*

- ÜÇ: Aynı koldan yürümek yerine iki ayrı koldan yürüyün.

*

- DÖRT: “Bunların ikisi de aynı” dedirtmeyin.

NEYE NİYET, NEYE KISMET

NEO-OSMANLI rüzgârları esecekti...

Neo-Kemalizm rüzgârları esmeye başladı.

*

Allah’ın hikmetinden gerçekten de sual olunmazmış.

BURJUVAZİMİZ RECEP İVEDİKÇİDİR

- Burjuvazimiz Recep İvedik seviyor ve işin enteresan tarafı bu sevgisini saklama gereği duymuyor.

*

- Burjuvazimizin en nadide simaları, sinema salonu kapatıp “Recep İvedik buluşması” düzenliyorlar.

*

- Sosyete, zengin, beyaz yakalı... Buluşuyorlar sinema salonlarında ve mısır yiyip kahkahalarla gülüyorlar Recep İvedik’e...

*

- Küçümsenme korkusu yok, aşağılanma endişesi yok, “ay ne derler bize” kaygısı yok, “rafine zevkli olmalıyız” çabası yok.

*

- Gürül gürül akıyorlar Recep İvedik’e doğru.

*

- Kısacası... İKSV falan out, Recep İvedik in yani...

VE İŞTE EKRANLARDAKİ REFERANDUM TARTIŞMACILARI

- AYHAN OĞAN: Reklam aralarında şeker gibi bir adam ama program sırasında aşırı asabi... “Doğru söylemiyorsun” demiyor, “yalan söylüyorsun” diyor.

*

- SERA KADIGİL: İyi gidiyordu... Bayağı ikna edici konuşuyordu... Ki aniden eski tweet’lerini çıkarıp diskalifiye etmek istediler kendilerini... O denli iyiydi yani.

*

- MEHMET METİNER: Dokuz kaplan gücündeydi ve polemiğin kralını yapandı. Fakat referandum sürecinde acayip munisleşti. Neden acaba?

*

- SALİM ŞEN: Tartışma ustası... Kelime sektirmiyor... Sonuna kadar üstüne gidiyor... Acımıyor... Affetmiyor...

*

- MEHMET SARI: Yumuşak başlı ise de asla uysal koyun değil... Bazen öyle sertleşiyor ki... Hafazanallah!

*

- ELFİN TATAROĞLU: Güler yüzlü bir edayla rakiplerini rehavete sürüklüyor. Tam da bu rehavet anında öyle bir atak yapıyor ki... Rakipler neye uğradıklarını şaşırıyor.

*

- SELMAN ÖĞÜT: Yeni nesil evetçilerden... Zeki, esprili, taktikçi, bilgili, hatta yer yer esprili... Bilgiye dayalı polemik seviyor.

*

- UĞUR POYRAZ: Rengârenk kıyafetleri, enteresan gözlükleriyle dikkat çeken bir hukukçu... Hitabeti de, bilgisi de... Beş numara on yıldız.

*

- MEHMET ŞAHİN: Ortadoğu uzmanlığından iç siyasete kaydı. Ve bu alanda süper ikna edici olduğunu kanıtladı. Evet açısından en sonuç alıcı konuşmacı...

*

- BURHAN KUZU: Onu anlatmaya gerek yok... İçinde bulunduğu her tartışma renkli, neşeli, çekişmeli geçiyor. Programda o varsa, kavga olması imkânsız.

*

- YUNUS EMRE: Genç kuşak akademisyenlerden... Nazik ama kararlı... Sabırlı ama asla hakkını çiğnetmiyor... Yıldızı her geçen gün yükseliyor.

KİŞİSEL DUALARIM

- İronisi anlaşılmayan adam konumuna düşürme beni Allah’ım.

*

- Tarafgirlikten gözü kör olmuş birine dönüştürme beni Allah’ım.

- Söylediklerini yazamayan biri olmaktan muhafaza eyle beni Allah’ım.

Yazının devamı...

Referandumu kim kaybedecek

18 Şubat 2017

*

- Karamsarlık aşılayan, negatif tablolar çizen ve güzel bir gelecek vaat etmeyen kaybedecek.

*

- Derdini basitleştirerek anlatamayan, neyi desteklediğini ya da neye karşı çıktığını hap gibi ifade edemeyen kaybedecek.

*

- Çok bağıran, çok kutuplaştıran, çok ideolojik takılan... Kaybedecek.

*

- Televizyon denilen mecrayı iyi kullanmak için kafayı çalıştırmayan kaybedecek.

*

- Kendi doğal tabanının dışına çıkamayan kaybedecek.

*

- Seçmenini sandığa taşıyamayan kaybedecek.

*

- Bağırana karşı daha fazla bağıran, gerginlik yaratana karşı daha fazla gerginlik yaratan, her lafa cevap vermeye kalkan... Kaybedecek.

*

- Kutuplaştırma oyununa gelen... Kaybedecek.

 

EVETÇİ VE HAYIRCILAR İÇİN BAŞARININ TEK ÖLÇÜTÜ

HAYIR adına propaganda yaparken...

Sesini evet diyenlere duyurabiliyorsan...

Ve evet diyecekleri güzel bir üslupla ikna edebiliyorsan...

Muazzam BAŞARILISIN.

*

EVET adına propaganda yaparken...

Sesini hayır diyenlere duyurabiliyorsan...

Ve hayır diyecekleri güzel bir üslupla ikna edebiliyorsan...

Müthiş BAŞARILISIN.

 

ÜLKEMDE TÜRKİYELİ İSTEMİYORUM

GEÇEN gün sosyal medyada bir numaralı slogan şuydu:

Ülkemde Suriyeli istemiyorum”.

*

Düşünün:

Ülkenizde savaş çıkmış.

Siz de başka bir ülkeye sığınmak zorunda kalmışsınız.

Ve sığındığınız ülkede gözünüzün içine bakarak...

“Ülkemde Türk istemiyorum, Türkiyeli istemiyorum” diye kampanya yapılıyor.

Ne hissedersiniz?

*

Empati falan...

Bu kadar zorlaştı mı yahu!

 

PARDON DİYEMEMEK

İÇ savaş” diyen AK Parti Manisa İl Başkan Yardımcısı, canlı yayında ekrana çıktı ve...

- “Montaj” dedi.

- “Cımbızlama” dedi.

- “Çarpıtıldı” dedi.

*

Ama bir türlü...

- “Maksadımızı aştık” demedi.

- “Hangi bağlamda olursa olsun iç savaş dememeliydim” demedi.

- “Pardon” demedi.

*

Buradan bir hayat tavsiyesinde bulunmak istiyorum:

Eğer bir gün yanılır da ağzınızdan çıkanı kulağınız duymazsa...

Hiç ıkınmadan...

Pardon” deyin.

*

Öbür türlüsü çok ama çok sevimsiz kaçıyor.

 

15 YILDA NASIL MUHALEFET YAPILACAĞI ÖĞRENİLDİ

- Taksİm’e cami yapılıyor... En küçük bir ses yok. “Görüyor musunuz? Bunlar nasıl da camiye karşı” demek için bekleşenler, avuçlarını yalıyorlar.

*

- Başörtülü genç bir kıza saldırı oluyor... Bütün muhalifler hep bir ağızdan kınıyor... “Bakın hiç sesleri çıkmadı” demek için bekleyenler, yaya kalıyorlar.

*

-CHP, 14 yıl sonra nihayet uyanıyor ve iletişimin ilk adımının karşısındakinin adını doğru dürüst söylemek olduğunu fark ediyor. Ve “AKP” yerine “AK Parti” deme kararı alıyor.

*

Muhalif kesimler...

Geç oldu ama bazı şeyleri öğrendiler galiba.

 

İTİCİ TİPLER

- Şarkılarını adeta bir atasözleri ve deyimler sözlüğü haline getiren popçular...

*

- Doğan Grubu’nu çıkardığında yazacak konu bulamayacak yandaş yazarlar...

*

- İki dakika cep telefonundan uzaklaşamayan tipler...

*

- Sürekli arabalardan söz eden adamlar...

*

- Haklarında yazılan övücü tweet’leri RT’leyen ünlüler...

 

SANA NE OLUYOR?

HADİ devleti yönetenler bin bir hesap kitapla, bin bir dengeyle, bin bir stratejiyle falan...

Müslümanları ülkesine sokmayan Trump’a...

Pek bir şey diyemiyorlar.

*

İyi de sayın aydın, sayın yazar, sayın analizci, sayın köşe yazarı, sayın kanaat önderi, sayın akademisyen...

Sen niye susuyorsun?

*

Hadi devleti yönetenlerin sırtında yumurta küfesi var.

Peki senin sırtındaki küfe ne küfesidir?

*

Ne diye...

- Hükümetten bile daha sorumlu...

- Devlet adamlarından bile daha temkinli...

- Diplomatlardan bile daha ürkek...

- Dışişleri Bakanı’ndan bile daha çekingen...

Bir dil tutturmaya çalışıyorsun ki?

*

Bu şekilde davranırsan...

Sittinsene geçse de...

Senden bağımsız, bağlantısız bir aydın çıkar mı sanıyorsun?

Yazının devamı...

Duydunuz mu komşular! Artık Kemalist olmak moda

17 Şubat 2017

Kemalizm karşıtı olmak.

*

Şöyle şeyler olurdu:

*

- Anti-Kemalist çıkış yapmayana kız verilmezdi.

*

- Mete Tunçay Hoca, neredeyse Kadir Mısıroğlu işlevi görürdü.

*

- Bedri Baykam’ın Kemalizm’ine vuruldukça içi açılırdı sanat piyasalarının.

*

- İnkılap Tarihi ile dalga geçmeyene tarihçi denmezdi.

*

- Piyasa canlanırdı Murat Belge’nin tutkulu Kemalizm karşıtlığıyla.

*

- Oktay Akbal’ın “ah Menemen vah Menemen” yazılarıyla dalga geçmeyeni Sinema Günleri’ne almazlardı.

*

- Behçet Kemal şairden sayılmazdı.

*

- Eskiden Atatürkçü takılan Çelik adlı şarkıcıyla “N’aber Çelik, Atatürk nasıl” falan diye dalga geçmek çok popüler bir işti.

*

- Kulakları çınlasın... Şahin Alpay’lar, Ahmet Altan’lar, Mehmet Altan’lar... Her fırsatta bir tane çakarlardı Kemalizm’e.

*

- Nilüfer Göle Hanımefendi lisan-ı hal ile küçümserdi Kemalizm’i.

*

Gel zaman git zaman...

Artık nasıl bir rüzgâr estiyse memlekette...

Neredeyse...

Nilüfer Göle, Mete Tunçay, Murat Belge, Mehmet Altan, Ahmet Altan ve diğerleri...

Hep birlikte bir koro oluşturup...

İzmir’in dağlarında çiçekler açar / Altın güneş orada sırmalar saçar” diye marş çığıracak kıvama geliverdiler.

*

Atatürk var ya...

Gerçekten büyük adammış.

EVETÇİ YA DA HAYIRCI OLMAMANIN YARARI

REFERANDUMDAN evet çıkmazsa iç savaş çıkar” diyen şahsa evet cephesinin medyası ses bile etmiyor.

*

Tıpkı “Referandumdan hayır çıkmazsa iç savaş çıkar” diyecek bir şahsa hayır cephesinin medyasının ses etmeyeceği gibi...

*

Ne mutlu bize ki ikisine de laf saydıracak konumdayız.

BAKAN HANIM’IN BAŞÖRTÜLÜ KIZA GİTMESİ

GÜZEL bir hareket.

*

Fakat Bakan Hanım’ın otobüste tekmelenen şortlu kızımızı ziyaret etmesi de güzel hareket olurdu.

*

Unuttu galiba!

BERBAT BİR FİLM İZLEDİKTEN SONRA MIRILDANDIKLARIM

- Sinema bitmiş abi.

*

- Bu ne şimdi? Ne bu?

*

- Nasıl bitti ki bu?

*

- Boşuna harcamışlar bu kadar parayı.

*

- Vaktimi çaldınız, Allahsızlar!

*

- En iyisi dizi abi... Bundan sonra film falan yok.

*

- Kim veriyor böyle kıytırık filme 8.4 puanı kim?

*

- Bütün iyi filmler çekildi galiba.

*

- Senaryo sıkıntısı yaşanıyor senaryo.

MANİSA’DA SAVCILAR VAR

“İÇ savaş” diyerek “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçu işleyen AK Parti Manisa İl Başkan Yardımcısı için...

- Gözaltı beklemiyorduk.

- Tutuklama beklemiyorduk.

- Hatta ve hatta... Savcının açacağı bir soruşturma bile beklemiyorduk.

*

Fakat oldu!

Akhisar Savcılığı, soruşturma başlattı.

*

Yargıdan hepten umut kesmek doğru değilmiş demek ki.

Manisa’da savcılar da varmış.

SAHİ NEREDE?

- “Evet” gündemde...

- “Hayır” gündemde...

- “Mehter Marşı” gündemde...

- “İzmir Marşı” gündemde...

- Hatta kafayı emme basma tulumba gibi sallama bile gündemde.

-

Peki ama Erkan Yolaç nerelerde yahu!

SEKTER HAYIRCI MÜEZZA EVETÇİ

- Sekter “Kuvvetler ayrılığı” diye tutturuyor, Müezza ise “Güçlü Türkiye, istikrar” deyip duruyor.

*

- Sekter “Tek adam sistemi” diye tutturuyor, Müezza ise “Beş yılda bir değişecek ama” deyip duruyor.

*

- Sekter “cumhurbaşkanı parti başkanı olmasın” diyor, Müezza “Ama yol yaptılar, ama köprüler” deyip duruyor.

*

- Sekter “Niye başkanlık seçimi ile Meclis seçimi aynı gün yapılıyor ki” diye soruyor, Müezza ise “Belediye başkanlığıyla belediye meclis seçimi de aynı gün yapılmıyor mu” diye cevaplıyor.

*

- Sekter “hayırcılara baskı var” diyor, Müezza “Ya ne baskısı, sen konuşuyorsun ya” diyor.

*

- Sekter “Hayırcılar terörist mi?” diye soruyor, Müezza “Evetçi de hayırcı da bu vatanın evladı” diyor.

Yazının devamı...

Kim korkar milletten

16 Şubat 2017

Milletin önünde yapılacak açık oturumlarda meseleleri açık biçimde tartışmaktan kaçanlar KORKAR.

Kendilerine sonsuz konuşma hakkı ve alanı oluşturup karşıtlarına tek bir laf ettirmemeye çalışanlar KORKAR.

Devletin televizyonunda kendilerine bin saat ayırıp karşıtına bir saat ayıranlar KORKAR.

Eşit ve adil koşullarda yarışıldığında milletin en doğru kararı verebileceğine güvenip inanmayanlar KORKAR.


KUYUDAN SADECE KÖPEK DEĞİL ŞUNLAR DA ÇIKTI
BİR canı kurtarmanın huzur ve mutluluğu çıktı.



“Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü” felsefesi çıktı.

Dayanışmanın o tatlı kokusu çıktı.

Özverinin güzelleştirici tarafları çıktı.

İnsanlığımız çıktı.

Umudumuz çıktı.

Vicdanımız çıktı.

Ve milli mutluluk çıktı.


BAŞÖRTÜ/ŞORT İKLEMİNİ YIKTI GEÇTİ KEMAL BEY
MİNİBÜSTE saldırıya uğrayan başörtülü genç kızı ziyaret eden CHP Lideri Kemal Bey.

Dikkat!
Bu bir devrimdir!

Başörtüsü/Şort gerginliğini üzerinden bir türlü atamayan memleketimizde...
Bu ikiliği kaldırıp taşa vuran, bu ikiliği yerlere çalan, bu ikilikten nemalananlara “yürü git” çeken...
Çok süper bir devrimdir.

Ve bundan sonra “başörtüsü/şort” bağlamında hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.


ÂLİM, AT, KAFTAN, ÇAMUR FALAN
MEŞHUR Osmanlı kıssalarındandır.

Yavuz Sultan Selim, hocasının atı kaftanına çamur sıçratınca...

“Bir âlimin atının ayağından sıçrayan çamur benim için şereftir. Öldüğüm zaman bu kaftanı böylece sandukamın üstüne koysunlar” demiş.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu kıssayı anlatarak...

AK Parti’yi KHK ile üniversiteden atılan akademisyenler konusunda etkilemeye çalıştı.

Peki etkilemeyi başarabilir mi?

Tabii ki hayır!

Çünkü AK Parti, KHK ile üniversiten uzaklaştırılan akademisyenleri ne yazık ki “âlim” olarak görmüyor, muzır işler çeviren insanlar olarak görüyor.


SADECE BANA MI?
EVET cephesinden de...
Hayır cephesinden de...
Zaman zaman gelen...

“Evet diyen de hayır diyen de vatanını seviyordur” falan türü açıklamalar, sadece bana mı acayip samimiyetsiz geliyor acaba?


GİTMEK İSTEMEDİĞİM YERLER
TOKYO: Biliyorum, ilginç tarafları çok. Biliyorum, suşi falan asıl orada yenir. Biliyorum, hepsini biliyorum. Ama yine de gitmek istemiyorum. Zorla mı abi? Allah Allah.

YENİ DELHİ: Bilmem ne babaya gideceğime Telli Baba’ya giderim... Ganj Nehri’ne gideceğime Zap Suyu’na giderim. Tac Mahal’e gideceğime Selimiye’ye giderim. Nedir yani abi? Nedir?

BALİ: Kocaman çekirgelerin kanatlarının kopartılıp kızgın yağda kızartıldığı ve cips gibi yendiği bu aşırı turistik adaya gideceğime... Bizim Büyükada’da kızgın yağda kızartılan mis gibi lokma tatlısı yemeye giderim daha iyi.

PEKİN: Bizim de Çin lokantalarımız var, bizim de Çin Duvarı’na benzeyen surlarımız var, çok şükür... Çin kültürünü tanımak için elimizin altında yüzlerce film de var. Daha ne abi? Yorulmaya değmez.

MIAMI: Filmlerde ve dizilerde gördükçe bunalıyorum, ne işim var orada? Nasıl yapış yapış, nasıl kavurucu, nasıl bunaltıcı bir yer, anlatamam... Soğuk seven, kasvet seven, karanlık seven benim gibi bünye için fazla ışıltılı. Kalsın.


OFİSTE ÇALIŞMANIN YEDİ KÖTÜ TARAFI
BİR: Hep idareimaslahatçı olmak ve esaslı devrimcilik yapamamak.

İKİ: Yüze zoraki bir gülümseme yapıştırmak için çabalamak.

ÜÇ: Asansörde aşırı sosyal ve çok kibar biriymiş gibi davranmak için gayret göstermek.

DÖRT: Odaya patron geldiğinde temas ve mesafeyi iyi ayarlamak için uğraşıp durmak.

BEŞ: Rahat rahat esneyememek.

ALTI: Yadsınma korkusuyla anlamsız ve umarsız hareketler yapamamak.

YEDİ: Etraftaki herkesin müdür olmasından kaynaklanan bayağı ağır havaya maruz kalmak.


NE TÜR FİLMLERİ SEVERİM
FAİLİ filmin sonuna kadar bulunamayan otelde cinayet filmlerini...

Ontolojik sorunları olmayan süper kahraman filmlerini...

Tek filmde sekiz güzel memleket gezdiren vurdulu kırdılı filmleri...

Bir eziğin aniden fırlamanın tekine dönüşmesini anlatan filmleri...

İyi planlanmış ve ortakların birbirlerine kazık atmadığı soygun filmlerini...

“Aha şimdi yakalanacak” diye insanı diken üstünde tutan aldatma filmlerini...

Yazının devamı...

Doğan da Doğan Doğan da Doğan

15 Şubat 2017

Birçok eski gazeteci, birçok CHP’li politikacı, birçok iktidar destekçisi, birçok iktidar karşıtı neyle uğraşacak, gerçekten çok merak ediyorum.

Tarafsız olmak... Neden sadece Doğan Grubu’na düşen bir görev? Diğerleri medya değil de saksı da ondan mı?

Muhalifler, Doğan Grubu’na karşı tavır koymak için sergilenen enerjinin binde birini bile... Neden siyasal amaçlarını gerçekleştirmek için sergilemiyorlar?

Doğan Grubu’nun yazarları, başka grupların yazarlarıyla ilgili pek bir şey yazmazken... Başka grupların yazarları neden ha bire Doğan Grubu’nu yazıyor?

Bağımsız, bağlantısız, tarafsız, dürüst yayıncılık... Artık sadece Doğan Grubu’nun üstlenmesi gereken bir işlev mi?

Kampanyacı medya olmamak... Artık mümkün değil mi? İlle de kampanya mı yapmak gerekiyor? Yoksa olmuyor mu?

Artık herkes “taraf olmayan bertaraf olur” falan diye mi düşünmeye başladı? Eğer böyleyse... Neden Tayyip Erdoğan’a kızılıyor ki?

“Doğan da Doğan... Doğan da Doğan...” diye tutturan medyacılar... Ne zaman Doğan’ı bırakıp da kendi medyalarıyla ilgilenmeye başlayacaklar?


KASKETLİ ANLATIM
“BASİTLEŞTİREREK anlatmak” diye bir şey var.
Bu referandum için çok gerekli.



Şu ana kadar bunu başarabilen tek bir kişiye rastladım:
Metin Feyzioğlu.

Bırakmış entelleri dantelleri falan Metin Feyzioğlu...
Düşmüş Anadolu yollarına...
Kahvedeki Vehbi Amca’yı, mutfaktaki Ayşe Teyze’yi kendisine hedef kitle olarak seçmiş.
Ve kasketler üzerinden muazzam bir teknikle anlatıyor olayı.

“Hayır” cephesinden “basitleştirerek anlatım” metoduna bir örnek çıktı.
Bakalım “Evet” cephesinin buna bir yanıtı olacak mı?


HAYIR'I YÜKSELTEN EVET'İ DÜŞÜREN BEŞ ŞEY
BİR: Evet’çilerin kendilerini anlatmak yerine sürekli ama sürekli Hayır’cıları anlatmaya çalışmaları...

İKİ: Evet’çilerin sürekli “Hayır’cılar şöyle kötü, Hayır’cılar böyle yaramaz” diye konuşmaları...

ÜÇ: “Sigaraya hayır” afişindeki Hayır’dan bile çekinip afiş toplatmaya kalkmak.

DÖRT: “Hayır’cı” ve “terörist” kelimelerini aynı cümle içinde bu denli fazla geçirerek ahalinin tepesinin tasını atma noktasına getirmek.

BEŞ: Evet’çilerin pozitif ve güler yüzlü bir kampanya yerine negatif ve agresif bir kampanya yapmayı tercih etmeleri. 


TARAFLAR ÇILDIRMIŞ OLMALI
BİR taraf şunları diyor:

Hayır’cıyı attılar.
Hayır’cıyı barındırmadılar.
Hayır’cı gitti.

Öbür taraf ise şunları diyor:

Hayır’cılara baskı varmış gibi göstermek için operasyon çektiler.
Zavallı bir Hayır’cıyı işten atarak Hayır’cılara zulmediliyor imajı vermek istediler.
Bunların derdi Hayır’ı yükseltmek.


İŞTE BUDUR! BRAVO KILIÇDAROĞLU!
18 gün önce yazdım.

Dedim ki:“ANAYASA MAHKEMESİ’NE SAKIN GİTME CHP.”



Ve 18 gün sonra karar çıktı.

CHP, Anayasa Mahkemesi’ne gitmiyor.

Bravo CHP!

Bravo Kılıçdaroğlu!

Mahkemeden daha çok millete güvenmenin...

Mahkemeden himmet beklemek yerine milletten destek beklemenin...

Mahkeme kapısında sürünmek yerine milletin önünde çabalamanın...

Ne kadar güzelleştirici, ne kadar sağaltıcı, ne kadar diriltici bir etki yaptığını yaşayarak göreceksiniz.

Tadını çıkarın lütfen, tek umudunuzun, tek sığınağınızın, tek güvencenizin millet olmasının...

Doya doya yaşayın bu siyasal zevki!

Yorulacaksınız ama öyle bir “serotonin” salgılayacaksınız ki...

Değecek.

Vallahi değecek, billahi değecek.


EYVAH EYVAH! HDP TABANI EVET DİYECEKMİŞ
AK Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül şöyle demiş:

“HDP tabanı da dahil olmak üzere birçok kesimden destek alacağımıza inanıyorum.”

Dünyanın en normal açıklaması.

Hiçbir sorun yok.

Fakat mugalatacının teki çıkıp da...

“Hele bakın şu işe! AK Parti ile MHP, yanlarına HDP tabanını da almak suretiyle...” falan diye kötücül açıklamalar yapsa...

AK Parti ne hisseder?


DENMEZ / DENİR
“ANLADIN MI?” denmez... “Anlatabildim mi?” denir.

“Kilo mu aldın sen?” denmez... “Sağlık fışkırıyorsun” denir.



Yazının devamı...

Bir gazeteci olarak referandum tavrım

14 Şubat 2017

*

- EVET diyenlere de HAYIR diyenlere yönelik de hakaret ve aşağılama olmasın diye mücadele etmek istiyorum.

*

- EVET ya da HAYIR diye kampanya yapmak yerine... EVET ya da HAYIR diyenlerin eşit haklara sahip olması gerektiğini savunmak istiyorum.

*

- Gazetecilerin EVET mücahitliği ya da HAYIR savaşçılığı gibi bir görevinin olmadığına inanıyorum ve militanlıktan uzak durmak istiyorum.

*

- Herkesi ama herkesi, hem EVET diyenlerin hem de HAYIR diyenlerin bu vatanın iyiliğini düşündüklerine inandırmak istiyorum.

*

- EVET’in ya da HAYIR’ın karşısında konum alıp bayraktarlık yapmak yerine... EVET’in ya da HAYIR’ın açmazlarına işaret etmek istiyorum.

*

- EVET’çinin ya da HAYIR’cının alkışını kapmak yerine... EVET’çiyi de HAYIR’cıyı da düşünmeye, akıl etmeye, anlamaya davet etmek istiyorum.

*

- EVET’çiye “aptal, koyun, hain” diyene de HAYIR’cıya “terörist, 15 Temmuz’cu, PKK ile kol kola” diyene de aynı oranda itiraz etmek istiyorum.

*

- EVET diyenler ile HAYIR diyenlerin 16 Nisan’dan sonra da barış içinde kardeşçe yaşamak mecburiyetinde olduklarını aklımdan hiç çıkarmamak istiyorum.

18 YAŞA VEKİLLİĞE DESTEK VERMEYEN KAYBEDER

18 yaşa milletvekilliği getiriliyor.

“Hayır” diyenler, buna da karşı çıkıyor.

*

18 yaşa milletvekilliğine karşı çıkmak...

Taktik, strateji falan bilmemekten başka bir şey değil.

*

“Hepsine hayır diyorum ama 18 yaşa milletvekilliği hakkı tanınmasına evet diyorum” demek...

“Hayır” yaklaşımını zayıflatmaz, kuvvetlendirir.

*

Bunu da mı biz söyleyeceğiz?

Hay Allah’ım ya...

EVET DEMESEYDİ ÜÇ ÇOCUĞU OLMAZDI

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Kemal Kılıçdaroğlu’na şöyle takılmış:

“Eğer nikâh töreninde eşine evet demeseydi, şimdi üç çocuğu olmazdı.”

*

Berbat bir espri...

*

AMA “Hayır diyenler teröristtir, PKK’cıdır, FETÖ’cüdür” gibi yaklaşımlardansa...

Böyle berbat bir espriye bile razıyım.

*

Başarısız bir espri ama hiç değilse şeker bir espri olma yönünde güçlü bir gayreti var.

KAFALAR GİDİK

KONSENSÜS’ün son anketinde “Yüzde 52 evet, yüzde 48 hayır” çıktığını yazdım.

*

İki tür tepki aldım:

- BİR: Evet oylarını kasten hayır oylarının önünde göstererek algı operasyonu yapıyorsun. Yuh!

- İKİ: Hayır oylarının neredeyse evet oylarına yaklaştığını gösterip algı operasyonu yapıyorsun. Yuh!

*

İki kesimin de kafa gidik yani.

BIRAKIN KARTACA MARTACA LAFLARINI

ŞU CHP âlem parti!

*

Kartacalı Hannibal’ı kendilerine örnek almışlar.

Tıpkı onun gibi “Ya yeni bir yol bulacağız ya da yeni bir yol yapacağız” diyorlarmış.

*

Yani demek istiyorlar ki...

“Halka ulaşmamız için bilinen bütün yolları kapatırlarsa... Biz de kendimize yeni yollar yaparız. Sokak sokak, ev ev dolaşırız.”

*

Şurada kalmış referanduma 2 ay kadar bir süre...

Adamlar sokak sokak, ev ev dolaşmaya çoktan başlamış olmalarına rağmen...

Hâlâ oturmuşlar, “sokak sokak, ev ev dolaşırız” falan diye goygoy yapıyorlar.

ALİ TÜRKŞEN DİYOR Kİ

ERGENEKON’dan hapislerde yatmış emekli Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen, “Hayır diyenler teröristlerle yan yanadır” sözüne şöyle cevap vermiş:

- Kankanız FETÖ’den hapis yattım.

- PKK’yı desteklemem.

- 15 Temmuz’u haber verdik.

- Şimdi HAYIR diyorum diye terörist biz olduk he mi?

*

Ne diyeyim?

Adam haklı beyler ve hanımlar!

YÜZ BİN KERE CAHİL DERİM

VAY efendim Nilhan Sultan’a nasıl cahil dermişim.

Falan filan...

*

Müjdat Gezen ve Yılmaz Özdil’in Nilhan Hanım’a yaptığı terbiyesizliği bahane edip...

Nilhan Sultan’ı dokunulmaz kılmaya çalışıyorlar.

*

Nedir yani?

“Sultan torunu” falan diye cahile de cahil diyemeyecek miyiz?

SEVGİLİLER GÜNÜ İÇİN BEŞ FARKLI TİPOLOJİ

- TİP BİR: Hediye almaktan yırtmak için antikapitalist ve tüketim karşıtı ayaklarına yatan tip.

*

- TİP İKİ: Sevgililer Günü’nü unutunca sevgilisine “Bana her gün Sevgililer Günü bebeğim” diyerek durumu idare etmeye çalışan uyanık tip.

*

- TİP ÜÇ: Hayatında Sevgililer Günü diye bir şey tanımadığı halde sırf satışlarını artırmak için Sevgililer Günü’nü gazlayan esnaf tip.

*

- TİP DÖRT: Sevgililer Günü’ne lüzumsuz bir şekilde anlamlar yükleyip 14 Şubat’ı kâbus gününe çeviren tip.

*

- TİP BEŞ: Bütün ömrünü ve bütün enerjisini “Sevgililer Günü Frenk icadıdır, bize uymaz” mevzusuyla tüketen tip.

Yazının devamı...

Madem öyle o zaman iki seçenek olsun: Evet/Evet

13 Şubat 2017

“Hayır diyenlerin konumu, 15 Temmuz’un yanında yer almaktır.”

*

15 Temmuz nedir?

- Katliamdır.

- Alçaklıktır.

- Darbedir.

- Terördür.

- Şiddettir.

*

Eğer “Hayır” demek, gerçekten de 15 Temmuz’un yanında yer almak anlamına geliyorsa...

Yani “Hayır” demek meşru değilse...

O zaman...

Referandumda milletin önüne niye “Hayır” seçeneği koyuyorsunuz ki?

*

Ne yani?

Referandumda bu millete...

Darbenin, katliamın, cinayetin, alçaklığın, terörün, şiddetin, kısacası 15 Temmuz’un yanında yer alma hakkı mı tanınıyor?

*

Ne yani?

Millet “Hayır” seçeneğine abanırsa...

15 Temmuz mu kazanmış olacak?

İyi ama o zaman ne diye 15 Temmuz’a kazanma şansı veriyorsunuz ki?

*

“Hayır” seçeneği...

Böylesine kötü, böylesine gayrimeşru, böylesine terörist, böylesine hain ise...

Milletin önüne şu iki seçeneği koyun:

- EVET

- EVET

Aradaki farkı da...

- BEYAZ EVET

- KAHVERENGİ EVET

İle gösterin.

*

Ya da referanduma falan gitmeyin.

Çıkarın bir Kanun Hükmünde Kararname...

Olsun bitsin.

 

‘TABİİ Kİ EVET’ ŞARKISI TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞI

- YÖRESEL ezgilerle dolu sanatçı Özhan Eren’in imza attığı “Haydi Bir Daha” adlı seçim şarkısı, AK Parti’ye en az dört puan kazandırmıştı.

*

- “Dombıra”dan uyarlanan “Tayyip Erdoğan” şarkısı, ilk duyulduğu andan itibaren nasıl da sükse yapmış, nasıl da ıslıklarla bile çalınır olmuştu!

*

- “Davutoğlu Ahmet Hoca” şarkısı vardı... Hani “Kiziroğlu”ndan uyarlanan... O bile bilindik melodisiyle bayağı dikkat çekmişti.

Kısacası...
AK Parti bu şarkı/türkü sınavlarından hep alnının akıyla çıkmasını bilen bir partiydi.

*

“Partiydi” diyorum.

Çünkü en son referandum için yaptıkları “Tabii ki Evet” şarkısı, daha önceki performansların yanına bile yaklaşamıyor.

- Bir kere acayip sıradan...

- İkincisi süper etkisiz...

- Üçüncüsü sıfır heyecansız...

- Dördüncüsü çok zorlama...

- Ve son olarak hikâyesiz...

HANGİSİ KAZANMALI, HANGİSİ KAYBETMELİ

“EVET diyen şudur, hayır diyen budur” yaklaşımı kaybetmeli.

*

“Evet diyen de hayır diyen de vatanını seviyor” yaklaşımı kazanmalı.

DEVLET BEY’İN ESKİZİ

DEVLET kelimesindeki “d” ve “l” harflerini çıkarınca geriye “evet” kelimesi kalıyor.

Ve buradan “devlet için evet” sloganı türüyor.

*

Bu eskiz çalışmasını Devlet Bey yapmış.

*

“40 yapar” esprisini hatırlayınca...

Görür görmez anlamıştım bunu da onun yaptığını!

ÇOK MERAK EDİYORUM

O Bahçeli ki...

Bu zamana kadar girdiği hiçbir seçimi kazanamadı.

*

O Kılıçdaroğlu ki...

Bu zamana kadar hiçbir seçimi kazanamadı.

*

Ve şimdi referandum var.

*

Bahçeli “Evet” diyor.

Kılıçdaroğlu “Hayır” diyor.

*

Bakalım bu kez ne olacak?

Kaybeden ya da kazanan hangisi olacak? 

OSMANLI’DA SEVGİLİLER GÜNÜ: MAHBUBLAR VE MAHBUBELER

OSMANLI saray mutfağından nadide örnekler sunan Asitane adlı restoran, Sevgililer Günü’nü Osmanlı’ya uyarlamış ve adına “Mahbub ve Mahbubeler Günü” demiş.

Bugüne özel bir de mönü hazırlamış.

*

İslami kesimde her şeyin İslamisini yapma modası vardı bir zamanlar...

Günümüz Türkiye’sinde de her şeyin Osmanlı’sını yapma modası mı başladı nedir?

İMZA ÖRNEĞİ

İMZA atmayı beceremiyorum” diye yazınca...

Yazı sanatçısı Ömer Başdağ, bana bir imza örneği göndermiş.

“Umarım size ilham verir” notunu düşerek.

*

Sevgili Ömer Başdağ.

İlginize çok ama çok teşekkürler ama ben sizin bu eserinizin yanına bile yaklaşabilecek kapasitede olsam...

Hiç “İmzam çok berbat, imza işini beceremiyorum” der miydim? 

 

UKRAYNA 

KİMLİK kartıyla Ukrayna’ya girişimiz serbest olacakmış ya...

Bu konuda yapılan hiçbir espri artık güldürmüyor.

Ne güldürmesi!

Mide bulandırıyor. 

 

BRAVO ‘YOZGAT FM’

ÂLEM FM”den sevgili kardeşim Adem Metan müjdeyi verdi.

“Yozgat FM, Türkiye’nin en iyi yerel radyosu seçildi, haberin olsun” dedi.

*

Öyle mutlu oldum ki...

Sanki kendim seçilmiş gibi.

Yazının devamı...