"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Şu katil seviciye bakar mısınız?

15 Aralık 2016

Makalesinde hedef aldığı üç isim var:

BİR: Tayyip Erdoğan...
İKİ: Süleyman Soylu...
ÜÇ: Ahmet Hakan...

İlk iki ismi neden hedef aldığı malum...

Üçüncü isim olarak benim ismimi vermesinin ve katil dostlarına beni hedef göstermesinin nedeni ise belli.

Sevgili PKK’sına, cici TAK’ına laf etmem...

Baki Gül denilen bu adam, katliam yapan alçak katilleri savunuyor makalesinde.

Kalleş katliama mazeret buluyor.

Diyor ki...

“Rüzgâr ektiniz, fırtına biçiyorsunuz.”

Bu Baki Gül denilen adama sormak lazım.

Senin yürüttüğün bu mantıkla...

IŞİD’in katillerine de benzer bir anlayış ve şefkatle yaklaşmak gerekmez mi?

Sonuçta IŞİD de rüzgâr ekenlere “Alın size fırtına!” demekte.

Yine bu Baki Gül denilen adama sormak lazım.

Ekildiğini iddia ettiğin o rüzgârla Beşiktaş’ta kanlarını döktüğünüz insanların ne ilgisi var?

Masum insanların kanları üzerinden mi koparacaksınız fırtınayı?

Bu Baki Gül denilen adamın şahsında tüm katillere ve katil severlere sesleniyorum:

Ne yaparsanız yapın...

Döktüğünüz kanları yüzlerinize çalmaya devam etmekten beni asla alıkoyamayacaksınız.



VÜCUT DİLLERİ NE DİYOR?
BİNALİ YILDIRIM: Kemal Bey’in oturma biçimi çok komik... Kendisine bakınca bir gülme geliyor bana... Gülmemek için en iyisi ona doğru bakmamak... Ama bu arada Devlet Bey de çok ciddi yahu...

KEMAL KILIÇDAROĞLU: Buraya geldim ama bu iki ortağa teslim olmam. Bu iki ortak beni makasa alamaz. Buraya geldim ama o kadar da gelmedim yani. Dik duruyorum eğilmiyorum... Diklenmiyorum, dik duruyorum... Nasıldı yahu o söz?

DEVLET BAHÇELİ: Ben bu ikisinden de farklıyım... Binali Bey’in tuhaf rahatlığı da yok bende, Kemal Bey’in çalışkan talebelere özgü enerjik duruşu da... Demlice bir çay verin bana... Sıcak tutun ortamı... Yoksa çok sıkılacağım.


BU TABLOYA SEBEP OLANLAR İÇİN YAŞASIN CEHENNEM
SANKİ az sonra İsa geçecek sırtında çarmıhıyla...
Sanki ertesi gün bir ortaçağ karanlığına dönecek dünya...
Sanki zulmün resmini yapmış bir ressam.
Sanki İkinci Cihan Harbi için bir canlandırma yapılmakta.
Sanki... Sanki... Sanki...


Şam’daki Yermük Mülteci Kampı’nda insani yardım dağıtımını bekleyen Filistinliler. 31 Ocak 2014 (Foto: UNRWA)

Suriye’de yaşanan dramı en yansıtan fotoğraf bu...

Bu tablonun oluşumunda payı olanları, katkı sunanları, seyirci kalanları...

Kahhar isminin hatırına kahreyle Allah’ım.


RUS KONSOLOSLUĞU'NUN ÖNÜNDE GÖSTERİ YAPANLAR
BAZI İslamcı gruplar, Halep’teki gelişmeler nedeniyle İstanbul’da Rus Konsolosluğu’nun önünde protesto gösterisi yaptı.

“Emperyalist Rusya! Suriye’den defol” diye slogan attılar.

Hükümetin Rusya ile anlaşmasına zerre kadar takılmadan...

Hükümetten bağımsız tavır koyabilen...

Bu İslamcı grupları tebrik ve takdir ediyorum.


AÇIKTAN ATILMIŞ MESAJLAR
İSMAİL SAYMAZ’A: İsmail! Kibariye’nin dediği gibi... Olay adamsın.

AYDIN ENGİN’E: Dünkü yazında TAK’a tak tak yapmışsın abi.

HÜSNÜ MAHALLİ’YE: Gözaltı falan iyi değil ama Esad da anlattığın kadar iyi değil.

AHMET DAVUTOĞLU’NA: Halep de gitti... Mutlu musun?


FETULLAHÇILIK YAPMAYIN BEYLER
FETULLAHÇILIK kumpasçılıktır.
Fetullahçılık özel hayata hoyratça saldırmaktır.
Fetullahçılık özel hayat ifşasıdır.
Fetullahçılık kampanya yaparak linç etmektir.
Fetullahçılık tuzakçılık yapmaktır.

Fetullahçılık şantajcılıktır.
Fetullahçılık hedef göstermektir.
Fetullahçılık mertçe değil kalleşçe dövüşmektir.
Fetullahçılık sinsiliktir.
Fetullahçılık organize alçaklıktır.

Kısacası...
Fetullahçılık yapmayın efendiler!


HİÇBİR ÖNEMİ KALMADI
“SEN daha dün şunu diyordun, bugünse bunu diyorsun” demenin...

Hiçbir etkisinin kalmadığı günleri yaşıyoruz.

Hiç kimse...

“Sen daha dün şunu diyordun, bugünse bunu diyorsun” cümlesi karşısında...

Irgalanmıyor.

Yazının devamı...

Mezhep kışkırtıcılığı yapıp durma a be beyinsiz!

13 Aralık 2016

Zalimin mezhebi mi olur a be akılsız, a be vicdansız, a be kör cahil!

İran kötülükler yapıyorsa, bunu ona mezhebi mi emrediyor? Kötülüğün kaynağı mezhep midir a be şarlatan!

Reel politik gereği bugün dost olduğumuz Putin, Esad’a İran’dan daha fazla destek çıkıyor. Putin de mi Şah İsmail’in torunu a be beyinsiz!

Bölgende meydana gelen siyasi gelişmeleri mezhepler üzerinden okuyup anlamaya çalışarak Halep’teki yangını kendi içine sıçrattığının farkında değil misin a be gafil, a be hain!

İşin içine mezhebi, Şah İsmail’i, inancı, Yavuz Sultan Selim’i falan katmadan siyasal analiz yapamıyor musun a be sersem!

Sırf mezhepleri yüzünden olup bitenlerle en ufak ilgisi bulunmayan insanları ne diye tehdit edip duruyorsun a be alçak!


BU NASIL ÖĞRETMEN
MİNİCİK çocukların ellerine idam ipi tutuşturup poz verdiren bu adam bir öğretmen...



Size bir şey söyleyeyim mi?

Böylesi öğretmenlere rağmen...

Bizim çocukların PISA’da aldıkları derece o kadar da kötü değil.


KATİLE 'KATİL' DEDİĞİN AN PROGRAMA ÇIKARSIN HDP'Lİ
TWITTER’daki hesabından bana laf atmış HDP Milletvekili Ziya Pir.

Dediği şu:

“Hem bizi konuşturmuyorsun hem de hakkımızda yazı yazıyorsun.”



Buradan HDP’li Ziya Pir’e açık çağrıda bulunuyorum:

Ziya Pir!

Eğer Twitter’daki hesabından...

PKK’nın taşeronu TAK için...

Sadece ve sadece...

“KATİL” ifadesini kullanma zahmetine katlanırsan...

Seni hemen programa davet edeceğim.

Eğer sen bu kadarcık bir cesaret gösterirsen...

Ben de seni programa çıkarma cesaretini göstereceğim.

Hadi bakalım.
Bekliyorum.


HİÇ İŞİM OLMAZ
KATİLE katil diyemeyen HDP’liyle...

Mezhep kışkırtıcılığı yapan Sünni ile...

Halkını aşağılayan solcu ile...

Esed’in zulmünü mesele etmeyen Alevi ile...

HİÇ İŞİM OLMAZ.


TİKSİNDİM
HAYATLARINI hiçe sayıp tankların önüne çıkan kahraman insanları aşağılayanlardan...

Sırf hükümet Rusya’yla iyi ilişkiler içinde diye Halep’te olup bitenlerin bir numaralı sorumlusu olan Rusya’ya sağlam bir tepki koyamayanlardan...

Kız çocuklarının eğitim görmesine hayatını adamış Türkan Saylan’a nefret kusanlardan...

Hükümete yönelik en dostane eleştiriye bile hükümetten önce cevap yetiştirmeye çalışan sözde gazetecilerden...

Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim üzerinden tarihsel bir kin ve düşmanlığı bugün yeniden doğurtmaya çalışan gafillerden...

Tiksindim.
Başkaldırıyorum.


CHP'NİN BAŞINA KİM GEÇSİN
AYKUT ERDOĞDU: Gerçi salladığı o yumrukla bizim sehpayı kıramadı ama olsun... Hiç değilse bir öfkesi var.

MUHARREM İNCE: Çok fazla eksikleri var ama acayip bir tutkusu, tuhaf bir heyecanı olduğu tartışılmaz.

SELİN SAYEK BÖKE: Başa geçmesinden bir ay sonra başlarlar “CHP’nin başına kim geçsin” diye arayışa...

CELAL KILIÇDAROĞLU: Genel başkan yapsalar... Her akşam Ahaber’e çıkması garanti olur.

ÜMİT KOCAKASAL: Seçmen kitlesi sadece avukatlardan ibaret olsa... Yüzde 80’le falan CHP’yi iktidara getirebilir.

AZİZ YILDIRIM: Genel başkan olduğu günden itibaren CHP kitlesinin “Reis”e imrenmesi son bulacaktır.

ÖZGÜR ÖZEL: Fazla efendi, fazla şık, sınıflarını doğrudan geçenlere özgü bir mahcubiyet... Bizim millete uymaz yani.

DENİZ BAYKAL: Yaşını falan mesele etmeyin yahu! Adam benden daha genç ve enerjik duruyor.


TİYATRO EĞLENCE İSE FUTBOL NE
“YAS var” diye tiyatroları kapatıyorlar.

Ama “Yas var” diye futbola ara vermiyorlar.

Oysa tiyatronun eğlence olup olmadığı tartışılır ama futbolun eğlence olduğu tartışılmaz.


KARLI GÜNLER İÇİN GEREKEN ÜÇLÜLER
DOKTOR Jivago, Fargo, Seven üçlüsü...

Eldiven, atkı, bere üçlüsü...

Kedi, kitap, pösteki üçlüsü...

Çay, salep, boza üçlüsü...

Yazının devamı...

Bunları diyemedikten sonra bildiri falan yayınlama HDP

12 Aralık 2016

 

*

 

Ne demiş bildiride?

 

*

 

“Güya Kürt halkının özgürlüğü için mücadele verdiğini söyleyen bu alçak örgüt, en büyük zararı Kürt halkının özgürlüğüne vurmaktadır” mı demiş?

 

*

 

“PKK’nın taşeronu TAK denilen örgüt, döktüğü kanla bizim siyasi faaliyetimizi anlamsızlaştırmaktadır” mı demiş?

 

*

 

“Katletmekten başka bir şey bilmeyen bu katiller sürüsü, her şeyden daha çok bizim siyasetimizi hedef almaktadır” mı demiş?

 

*

 

“IŞİD’in psikopat katilleri gibi bunlar da yaptıkları alçaklığa fedai eylemi falan diyorlar. Bunların IŞİD’den bir farkı yok” mu demiş?

 

*

 

“PKK’nın taşeronu TAK, ne zaman ortaya çıksa... Barış, siyaset, bir arada yaşama iradesi, çözüm en büyük yarayı alıyor” mu demiş?

 

*

 

Hayır, hayır.

 

Bunların hiçbirini dememiş.

 

*

 

Peki ya ne demiş?

 

- “En sert biçimde kınıyoruz” demiş.

 

- “Üzüntü duyuyoruz” demiş.

 

- “Acıları paylaşıyoruz” demiş.

 

- “Rahmet diliyoruz” demiş.

 

- “Geçmiş olsun” diyoruz.

 

Falan filan...

 

*

 

Keşke yayınlamasaydı bu bildiriyi HDP...

 

Çünkü...

 

Söylenmesi gerekenleri söyleyemeyecek derecede aciz olanın susması, konuşmasından bin kat daha delikanlıcadır.

 

TAK SONUÇ DEĞİL, SEBEPTİR

 

 

BAZI çokbilmişler, “TAK bir sebep değil sonuçtur” falan diye analiz kasıyor.

 

*

 

TAK sonuçmuş.

 

Neyin sonucuymuş?

 

HDP’nin siyaset yapma alanının daraltılmasının bir sonucuymuş.

 

*

 

Hadi oradan be!

 

HDP’nin en meşru olduğu ve tarihinin en büyük oyunu aldığını dönemde de bu TAK ortaya çıkıp kan dökmedi mi?

 

*

 

Artık TAK da, PKK da...

 

Sonuç olmaktan çıktı, sebep oldu sebep!

 

HERKES KENDİ ESKİ TÜRKİYE’SİNİ İSTİYOR

 

BUGÜNLERDE eski Türkiye özlemi diye bir şey moda olmaya başladı.

 

Mesela şöyle şeyler söyleyenler var:

 

“Ben tüp ve gaz kuyruğunda beklemeye, 37 ekran TV ile karıncalı yayın izlemeye razıyım. Bana eski Türkiye’mi geri verin.”

 

*

 

Mehmet Metiner’in dünkü “Ben o eski beni arıyorum” başlıklı makalesini okuyunca...

 

“Metiner de kendi eski Türkiye’sini arıyor galiba” demeden edemedim.

 

YAPMAYIN, ETMEYİN

 

MEHMET de bizim, Berkay da bizim. Şehitler arasında ayrımcılık yapılmaz.

 

Yapmayın, etmeyin.

 

*

 

Canlar giderken “Başkanlık sistemi iyidir, kötüdür” falan diye tartışma yapılmaz.

 

Yapmayın, etmeyin.

 

*

 

Terörist bölmek, parçalamak için vururken... Teröriste hizmet edercesine bölünüp parçalanmayın.

 

Yapmayın, etmeyin.

 

*

 

Hamasetle, duyguyla hareket edip mantığınızı savuşturmayın.

 

Yapmayın, etmeyin.

 

*

 

Birbirinizi kolayca şeytanlaştırıp hain ilan ederek bir arada barış içinde yaşamak olmaz.

 

Yapmayın, etmeyin.

 

*

 

Safları sıklaştırıp sizden azıcık farklı düşüneni düşman bellemeyin.

 

Yapmayın, etmeyin.

 

*

 

Bu gidiş, gidiş değil. Aklınızı başını devşirin.

 

Yapmayın, etmeyin.

 

OYA BAŞAR

 

OYA Başar aradı. Söyledikleri şunlar:

 

“Sosyal medyada yer almıyorum. Twitter’da hesabım yok. Birileri benim fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıp terör konusunda abuk sabuk tweet’ler atıyor. Bu nedenle tehditlere ve hakaretlere maruz kalıyorum.”

 

*

 

Polis, dün terörü öven hesaplarla ilgili sosyal medya operasyonu başlattı.

 

Keşke...

 

Açtıkları sahte hesaplarla Oya Başar gibi bir sanatçıyı mağdur edenlere yönelik de bir operasyon söz konusu olsa.  

 

Daha büyük yürüyüşler düzenleyelim

 

TERÖRE karşı milyonların sokağa çıkma zamanı geldi de geçiyor bile.

 

*

 

- Alabildiğine gayriresmi...

 

- Alabildiğine partisiz...

 

- Alabildiğine kardeşçe...

 

- Alabildiğine çoluk çocuk...

 

- Alabildiğine ideolojisiz...

 

- Alabildiğine sağcı, solcu...

 

- Alabildiğine laik, İslamcı...

 

- Alabildiğine Türk, Kürt...

 

- Alabildiğine Sünni, Alevi...

 

- Alabildiğine bin renkli...

 

- Alabildiğine kararlı...

 

- Alabildiğine farklılıklarımızla...

 

- Alabildiğine hesapsız.

 

- Alabildiğine hilesiz.

 

- Alabildiğine samimi...

 

- Alabildiğine vicdani...

 

- Alabildiğine kendiliğinden...

 

Çıkalım sokağa...

 

*

 

Milyonları birbirine düşürmek isteyen soysuzlara karşı...

 

Milyonlarca kenetlenelim.

 

CHP OLMASA

 

DÜŞÜNSENİZE...

CHP olmasa...

Suçu ve sorumluluğu atabilecekleri bir yapı kalmayacak.

Yazının devamı...

Bir dur da cenazeler sayılsın be adam!

11 Aralık 2016

Henüz cesetler sayılmamış...

 

Henüz ambulans sesleri susmamış...

 

Henüz ölü, yaralı sayısı belirsiz...

 

Henüz şok atlatılmamış...

 

Henüz herkes kaskatı...

 

Henüz her şey belirsiz...

 

*

 

Durum böyleyken...

 

*

 

Bir tarafın aklına ilk önce...

 

“İşte bunlar hep başkanlık sistemini engellemek için” cümlesi geliyor.

 

*

 

Öbür tarafın aklına ise ilk önce...

 

“İşte bunlar hep başkanlık sistemi sevdası yüzünden” cümlesi geliyor.

 

*

 

Bir durun be kardeşim!

 

Önce insan olun.

 

Biraz acı duyun.

 

Azıcık üzülün.

 

Üzülmeseniz de üzülüyor gibi yapın.

 

Patladınız mı?

 

*

 

Kaçmıyor ya başkanlık sistemi tartışmanız.

 

PATLAMADAN HEMEN SONRA SOKAĞA ÇIKTIĞIMDA

 

- KAOSU gördüm.

 

- Çaresizliği gördüm.

 

- Paniği gördüm.

 

- Öfkeyi gördüm.

 

- Telaşı gördüm.

 

- Şaşkınlığı gördüm.

 

- Güvensizliği gördüm.

 

- Acıyı gördüm.

 

- Seferberliği gördüm.

 

- Moralsizliği gördüm.

 

- Korkuyu gördüm.

 

- Kargaşayı gördüm.

 

- Umutsuzluğu gördüm.

 

- Dayanışmayı gördüm.

 

- Huzursuzluğu gördüm.

 

BÜYÜK BİR KATLİAMI ÖNLEYEN KAHRAMAN POLİSLERİMİZ

 

GÖRÜNTÜLERİ izledim:

 

- Yer: Beşiktaş.

 

- Bir canlı bomba kaldırımda yürüyor.

 

- Şüpheli bir hali var.

 

- Teyakkuzda olan polisler, canlı bombaya doğru koşuyor.

 

- İşte tam bu sırada... Canlı bomba kendini patlatıyor.

 

- Ve kendisine yaklaşan tüm polisler şehit oluyor.

 

*

 

Eğer polislerimiz, canları pahasına o canlı bombayı durdurmasaydı...

 

Çok daha büyük bir katliam yaşanacaktı.

 

Çünkü uyuşturulmuş alçak, kendisini patlatmak için çok daha büyük bir kalabalık arıyordu.

 

*

 

Canlarını vererek çok daha büyük bir katliamı önleyen kahraman polislerimize rahmet olsun.

 

 

ACINIZ ACIMIZ

 

DÜNKÜ saldırının yüreklerde oluşturduğu acıyı en iyi anlatan fotoğraf karesi bu...

 

Keder gibi, dayanışma gibi, acı gibi, hüzün gibi, ıstırap gibi insana dair olan birçok şey var.

 

BİR PATLAMADA AKLA İLK GELMESİ GEREKEN ŞEYLER

 

- AİLE üyeleri.

 

- Akrabalar.

 

- Arkadaşlar.

 

- Ölenler.

 

- Ölenlerin yakınları.

 

- Yaralılar.

 

- Yaralıların durumu.

 

BİR PATLAMADA AKLA SONGELMESİ GEREKEN ŞEYLER

 

- BAŞKANLIK sistemi.

 

- Siyaset.

 

- Bu iş kime yarar?

 

- Bu iş kime yaramaz?

 

- Parti.

 

- Hükümet.

 

- Burhan Kuzu’nun aklına ilk gelen şey...

 

MERAK EDİYORUM

 

BU ülkede herhangi bir yetkilinin...

 

“Sorumluluğu üzerime alıyorum ve istifa ediyorum” demesi için ne olması gerekiyor?

 

Ne olunca herhangi bir yetkilimiz böyle diyecek?

 

TERÖRİST AYRIM YAPMIYOR, SEN NİYE YAPIYORSUN?

 

TERÖRİSTLER, katlettikleri insanlar arasında hiçbir ayrım yapmıyor.

 

Yozgatlı muhafazakâr polisi de Sinoplu sosyal demokrat Berkay’ı da aynı saldırıda kendisine kurban seçebiliyor.

 

*

 

Teröristler katlederken hiçbir ayrım yapmazken...

 

Biz teröristler karşısında tek yürek olamıyoruz.

 

*

 

Bizim esas meselemiz işte budur.

 

HDP NEDEN İMZA ATMADI

 

AK Parti, MHP ve CHP teröre karşı bir bildiri yayınladı.

 

*

 

Baktım bildiriye...

 

- Teröre karşı birlik mesajı var.

 

- Terörün başaramayacağına yönelik inanç var.

 

- Her türlü terör örgütüne karşı ortak mücadele azmi var.

 

- Şehitlere rahmet, yaralılara geçmiş olsun dilekleri var.

 

*

 

Böyle bir bildiriye imzasını atmayan HDP’ye sesleniyorum:

 

Ne var kardeşim bu bildiride sizi rahatsız eden?

 

Açıklayın da bilelim.

Yazının devamı...

Başkanlık sistemi tahminlerim

10 Aralık 2016


*

 

AK PARTİ’NİN FİRE VERME İHTİMALİ: Yüzde 5

 

*

 

GİZLİLİĞE RİAYET İHTİMALİ: Yüzde 2

 

*

 

MECLİS’TEN GEÇME İHTİMALİ: Yüzde 75

 

*

 

REFERANDUMDAN GEÇME İHTİMALİ: Yüzde 55

 

ÖYLE ÇOK SEVDİLER Kİ CELAL KILIÇDAROĞLU’NU

 

Neredeyse adama “sosyal demokrasinin kurucu babası” muamelesi çekecekler.

 

*

 

Neredeyse adama “Benim abim Alevi, biliyorsunuz” falan dedirtecekler.

 

*

 

Neredeyse adama gazetelerinde verdikleri yer, Kemal Bey’e verdikleri yerden bin kat daha fazla olacak.

 

*

 

Neredeyse “CHP’nin başına Celal Kılıçdaroğlu geçsin” diye tempo tutacaklar.

 

*

 

Neredeyse “Bu Kemal Kılıçdaroğlu daha kardeşine kıyak yapamamış, memlekete nasıl kıyak yapacak” falan diyecekler.

 

*

 

Neredeyse “Silkele Celal! Düşür Celal” falan diye slogan atacaklar.

 

*

 

Neredeyse “Şaban Dişli hariç herkes kardeşinden sorumludur” diye kural koyacaklar.

 

*

 

Neredeyse adamı yeni sistemin “Başkan Yardımcısı” yapacaklar.

 

 


Kemal Kılıçdaroğlu’nun kardeşi Celal Kılıçdaroğlu abisini bombalıyor, hükümet yanlısı medya da Celal Bey’i el üstünde tutuyor.

 

ATATÜRK KESİN UZAK ARA BİRİNCİ

 

AVRASYA Tüneli’nin adı ne olsun diye anket başlattı Ulaştırma Bakanlığı...

 

*

 

Yarışmada “Atatürk” ile “Abdülhamid” isimleri öne çıkmış.

 

*

 

Tahminim şu:

 

Galiba Atatürk uzak ara birinci oldu.

 

*

 

Nereden mi anlıyorum?

 

Ulaştırma Bakanı’nın “Anket amacından çıktı. Atatürk ile Abdülhamid Han’ı yarıştırıyorlar” diyerek yan çizmesinden.

 

TEVAZU

 

“BU ülkede üç mütevazı insan varsa birincisi benim” demiş Ümit Özat.

 

*

 

Tevazu yapıyorum ve “İkinciye beni yaz” diyorum.

 

PLANLIYORUM

 

Beni sabahın kör vakti miyavlayarak uyandıran kedim Sekter’den intikam almayı planlıyorum.

 

*

 

Tavlada sürekli mağlup ettiğim şahıslara “Tavla Sanatının İncelikleri” isimli bir kitabı yeni yıl armağanı olarak vermeyi planlıyorum.

 

*

 

Tek taraflı yayın yapan yayın organlarını okumamayı planlıyorum.

 

*

 

Dedektifiyle, cinayetleriyle, karmaşasıyla falan tamamen yerli ve milli olan polisiye romanlar yazmayı planlıyorum.

 

 ‘SALAŞ BARINAK’ DİYE BİR BALIK LOKANTASI

 

HER şeyi bırakıp bir kıyı kasabasına yerleşmeliyim” duygusunu tetikleyen Rumeli Feneri Köyü’nün küçük limanında yer alan bir balık lokantası.

 

Adındaki “salaş” ve “barınak” kelimesine takılmayın...

 

Gayet büyük, gayet ciddi ve gayet görkemli bir lokanta...

 

Lokantanın sahibi Kemal Ilıcak döneminde Tercüman gazetesinde görev yapmış eski bir gazeteci...

 

Muhteşem manzarasıyla, İstanbul’dan az uzaklaşıldığı halde çok uzaklaşılmış gibi hissettirmesiyle, çalışanlarının içtenlikli ilgisiyle ve uygun fiyat politikasıyla tam size göre...

 

Üstelik kışa da pek uygun bir mekân... Şöminesi bile var.

 

*

 

Pazar tavsiyesi olarak kabul buyurun lütfen.

 

17/25 ARALIK KONUSUNDA BAHÇELİ NE DİYOR ACABA?

 

FETÖ’nün 17/25 Aralık yolsuzluk operasyonunda MHP Lideri Bahçeli...

 

Erdoğan’a çok ağır yüklenmişti.

 

Ayakkabı kutularını ağzından düşürmemişti.

 

Para sayma makinelerini diline dolamıştı.

 

“Bunun peşini bırakmam” demişti.

 

Operasyondaki FETÖ parmağına zerre kadar itibar etmemişti.

 

*

 

Merak ediyorum:

 

17/25 Aralık konusunda bugün ne düşünüyor acaba?

 

FETÖ’cülerin oyununa geldim, milletim affetsin” mi diyor?

 

 O gün ne dediysem bugün de arkasındayım” mı diyor?

 

 

Eğer “O gün ne dediysem bugün de arkasındayım” diyorsa...

 

Başbakan Binali Yıldırım, Bahçeli için “çok vatansever” demeye devam eder mi?

 

MAVİ MARMARA

 

İKTİDARDA AK Parti değil de bir başka parti olsaydı...

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan değil de başka biri olsaydı...

 

Mavi Marmara davasının düşmesi üzerine...

 

Kaç kez cami önünde eylem yapılırdı?

 

Kaç kez İsrail bayrağı yakılırdı?

 

Kaç kez hükümet istifaya davet edilirdi?

 

Kaç kez cumhurbaşkanına laf saydırılırdı?

 

TAŞ

 

FETÖ’den içeri düşen Atilla Taş’ın tutukluluğuna itiraz edilmiş.

 

Mahkeme ise “deliller henüz toplanmadı” diye itirazı reddetmiş.

 

*

 

Allah hiçbir mahkememizi...

 

Atilla Taş gibi komik bir figür için azıcık inandırıcı delil bulmak durumunda bırakmasın.

Yazının devamı...

Bizim kültürümüzde bir tek yılbaşı kutlaması mı yok?

9 Aralık 2016

 

*

 

- “Tedbir almadan tevekküle sığınmak bizim kültürümüzde yoktur” demezler.

 

*

 

- “Dereleri, akarsuları yok etmek bizim kültürümüzde yoktur” demezler.

 

*

 

- “Düşene vurmak, düşenin üzerinde tepinmek bizim kültürümüzde yoktur” demezler.

 

*

 

- “El kadar çocuklara musallat olmak bizim kültürümüzde yoktur” demezler.

 

*

 

- “İnsanın iradesini tek bir kişiye teslim etmesi bizim kültürümüzde yoktur” demezler.

 

*

 

Ama sıra “yılbaşı kutlaması”na gelince...

 

Hep bir ağızdan ve en enerjik bir şekilde haykırırlar:

 

Yılbaşı kutlaması bizim kültürümüzde yoktur.”

 

*

 

Abdurrahman Dilipak “Bu din benim dinim değil” diye bir kitap yazmıştı vaktiyle...

 

Ben de ondan aldığım ilhamla...

“Bu kültür, benim kültürüm değildiyorum.

 

BULUN BU EŞKIYALARI

 

YENİ Çağ gazetesine saldıran...

 

Kar maskeli...

 

Terörist kılıklı...

 

Taşlı, sopalı...

 

FETÖ’cü karakterli...

 

Eşkıyaların derhal bulunup yargı önüne çıkarılmalarını istiyoruz.

 

*

 

Zaten can çekişen basın özgürlüğünün bir de bu türden şehir eşkıyaları eliyle katledilmesine izin verilemez!

 

GÜNDEMDEKİ KİŞİLER, İNCEDEN İĞNELEMELER

 

KEMAL KILIÇDAROĞLU: Ağzı azıcık iyi laf yapan herhangi bir muhalif isme hemen ve anında “Ne duruyorsun? Neden CHP’nin başına geçmiyorsun” diye gaz verilmesiyle ilgili olarak ne düşünüyordur acaba?

 

*

 

KERİMCAN DURMAZ: Bir anda birçok kişinin gıcık kaptığı bir isimken... Bir anda birçok kişinin mazlum bulduğu bir kişi haline dönüştü. Zalimin mazluma, mazlumun zalime dönüş hızı, ışık hızından bile fazla bu ülkede.

 

*

 

HAYRETTİN KARAMAN: “Yastık altındakileri çıkarın” demiş Hayrettin Hoca... Benim bildiğim şudur: Eğer herhangi bir konuda Hayrettin Karaman Hoca, fetva veriyorsa... O konu bayağı bir ciddiyet kazanmaya başlamıştır.

 

*

 

ERKAN TAN: Gözünü kapatıyor, omuzlarını kabartıyor, kolunu dirsekten aşağı doğru çekiyor ve ardından da “Ver mehteri ver” diyor ya... Hastasıyım bu hareketinin... Bir an sinir olmadan bakmayı deneyin, siz de hastası olursunuz.

 

*

 

SELİN SAYEK BÖKE: Hükümetin ekonomi politikalarını eleştirirken “Otur, sıfır” falan demeye başladı. “Akademisyenden siyasetçi olmaz” diyenler, gerçekten de haklılar mı acaba?

 

*

 

KADİR TOPBAŞ: Belediyenin 41 milyon dolarını TL’ye çevirmiş. Allah razı olsun. Ama yine de insanın aklına gelmiyor değil: Belediye’nin dolarını TL’ye çevirmek kolay, zor olan kendi dolarını TL’ye çevirmek.

 

*

 

GUPSE ÖZAY: Kendisini izledikçe... Yeni bir Demet Akbağ’ın ufukta belirmesi hayalimin suya düştüğünü görüyorum.

 

KISA HALEP ÖYKÜSÜ

 

MUHALİFLER Halep’i ele geçirince...

 

Bir kesim...

 

“Halep’te katliam” diyor.

 

*

 

Suriye rejimi Halep’i ele geçirince...

 

Başka bir kesim...

 

“Halep’te katliam” diyor.

 

*

 

Sonuçta her durumda olan mazlum Halep halkına oluyor.

 

BİR BAŞKA OYNAK KUR

 

DOLAR düşünce...

 

“Reis vurdu kırbacı dolara, dolar düşüverdi” diyenler yükseliyor.

 

*

 

Dolar yükselince...

 

“Ne dediysek o... Yapısal reform olmadan olmaz” diyenler yükseliyor.

 

*

 

Dolar yükselince...

 

“Reis ve kırbaç” diyenler ortadan kayboluyor.

 

*

 

Dolar düşünce...

 

“Yapısal reform şart” diyenler ortadan kayboluyor.

 

DOLARI BIRAKIP EURO’YA KAÇAN MİLLETİM

 

UZMANLARIN açıkladığı rakamlara göre...

 

Dolarlarını satanlar Euro alıyorlarmış.

 

*

 

Demek ki:

 

Boz doları” demek yetmiyor.

 

“Boz doları/Gitme Euro’ya” demek gerekiyor.

 

SABAHLAR OLMAYACAK MI?

 

SABAHIN 7.30’unda kör karanlıklarda sokaklara çıkan ahalimiz için Mehmet Âkif’ten gelsin:

 

*

 

“Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?/Mahşerde mi biçarelerin, yoksa felahı?”

 

NESİL YETİŞTİRMEK

 

BENİM için ne türden bir nesil yetiştirilmek istendiği değildir mesele...

 

Benim için mesele nesil yetiştirmeye kalkışmaktır.

 

*

 

Patates mi bu birader?

 

Yetiştirmek de neyin nesi?

 

Yazının devamı...

Bu şerefsiz bu cüreti nereden buldu?

8 Aralık 2016

Ayakkabısını çıkarıp vurmuş, kadını yerlerde tekmelemiş ve kadının kafasını kaldırıma çarpmış.

Size bir şey söyleyeyim mi?
Bu şerefsizin bu cüretinde...

“Hamile kadınlar sokakta gezmemeli” diye devlet televizyonunda yapılan kafa ütülemelerinin...
“Kadın şöyle olacak, kadın böyle olmayacak” falan diye kadının hayatına çeki düzen vermeye kalkışanların...
Devlet katlarına yükselmiş bazı zat-ı muhteremlerin, “Kadın kahkaha atamaz” falan diye racon kesmesinin...

Payı çok ama çok büyüktür.

Yani ekilenler biçiliyor.


'HER YERİM KAPALIYDI' DEDİRTEN BİR ÇUKURDAYIZ
MANİSA Turgutlu’da saldırıya uğrayan Ebru Tireli, “Üzerimde montum vardı, her yerim kapalıydı” demiş.

İçinde debelendiğimiz çukurun şifreleri işte bu açıklamada gizli.

Saldırıya uğrayan bir kadının, kendini “Üzerimde montum vardı, her yerim kapalıydı” demek zorunda hissettiği bir çukurda yaşıyoruz.

Kadınlara saldıran şerefsizlerle baş etmek kolay...

Bizim asıl bilinçaltlarımıza işletilmeye çalışılan, “Kadınlar fazla kapalı olmazsa saldırıyı hak ederler” anlayışıyla mücadele etmemiz gerekiyor.


DOLAR DÜŞÜNCE KİM İNDİ, KİM ÇIKTI

İNENLER
Ben dahil “Yapısal reform yapmazsanız dolar düşmez” diyenler.
Ben dahil “Kurumların bağımsızlığını garanti etmezseniz dolar düşmez” diyenler.
Ben dahil “Hukuk düzenine geçmezseniz dolar düşmez” diyenler.
Ben dahil “Kampanya düzenlemeyle dolar düşmez” diyenler.

ÇIKANLAR
“Reis vuracak kırbacı, doları dize getirecek” diyenler.
“Tanklara boyun eğdiren millet, şimdi de dolara boyun eğdirecek” diyenler.
“Türk ekonomisi sağlam, bize bir şey olmaz” diyenler.
“Dolar dolsa ne olur, dolmasa ne olur” diyenler.


KİMİNLE NE MUHABBETİ YAPMAK İSTERDİM?
KADİR Mısıroğlu ile “İsmet Paşa’nın iyi tarafları” konusunda...

Gülriz Sururi ile “Genç kalmanın temel dinamikleri” konusunda...

Ahmet Necdet Sezer ile “Suskunluk yasası nedir, neden işletilir” konusunda...

Erol Evgin’le “Bir de cana can katan o” konusunda...

Türkan Şoray’la “Hayallerim, Aşkım ve Sen” konusunda...

Fatih Terim’le “Şenol Güneş ve sinirlilik” konusunda...

Ebru Gündeş’le “Deniz taksi mi, lüks yat mı” konusunda...


GERÇEKLERİN ER YA DA GEÇ...
BİR ara herkesler ama herkesler söze şöyle başlardı:

“Rahmetli Uğur Mumcu’nun dediği gibi... Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar...”

Sonra bu unutuldu.

Yerini şu aldı:

“Rahmetli İsmet İnönü’nün dediği gibi... Bir memlekette namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memlekette kurtuluş yoktur.”

Bu aralar ise herkesler ama herkesler söze şöyle başlıyor:

“Rahmetli Lincoln’ün dediği gibi... Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.”


AHMET ÖZAL'IN BABASINI KİM ÖLDÜRDÜ
ERGENEKON diye bir moda çıkıyor.

Bakıyoruz Ahmet Özal’a...

Hemen atlıyor:

“Babamı Ergenekon öldürdü.”

“FETÖ”, herkesin ortak şeytanı oluyor.

Bakıyoruz Ahmet Özal’a...

Hemen atlıyor:

“Babamı FETÖ öldürdü.”

Şu sıralar sosyal medyada Ahmet Özal’ın bu durumuyla yoğun biçimde dalga geçiliyor.

Mesela dolar yükseldiğinde...

“Ahmet Özal: Babamı dolar öldürdü” cümlesi dolaşıma giriveriyor.

En son dolaşıma sokulan “Ahmet Özal: Babamı Dinamo Kiev öldürdü” cümlesini görünce...

Koptum resmen.


OKUDUĞUNU ANLAYAN NESİLLER YETİŞTİRSEK
PISA sonuçlarına göre...

Çocuklarımız kendi dillerinde yazılan metinleri okuyup anlamaktan acizmiş.

Galiba bizim...

Atatürkçü ya da dindar nesillerden önce...

Okuduğunu anlayan nesillere ihtiyacımız var.


BİR ŞEY SORACAĞIM
ETKİSİZ, neresinden tutsan dökülen, umut vermeyen, alternatif olamayan, silkinemeyen, göz doldurmayan, iktidar için sıfır tehlike oluşturan bir parti CHP...

Buna rağmen...

Hükümet yanlısı medyanın işi gücü CHP...

Var ya...

CHP azıcık ama azıcık bir çıkış falan yapsa...

Olacakları hayal bile edemiyorum.

Yazının devamı...

Doğan Grubu’na vergi cezası kesen 11 maliyeci bugün nerede

7 Aralık 2016

*

 

2- UMUT MENGÜVERDİ: FETÖ’den işten atıldı.

 

*

 

3- AHMET TURAN BAHŞİ: FETÖ’den işten atıldı.

 

*

 

4- HARUN NACİ ÖZBEK: FETÖ’den işten atıldı.

 

*

 

5- FATİH KIZILTEPE: FETÖ’den işten atıldı. Hakkında gözaltı kararı verildi.

 

*

 

6- ÜMİT AYFER: FETÖ’den işten atıldı.

 

*

 

7- FATİH RÜŞTÜ ÖZBEK: FETÖ’den işten atıldı.

 

*

 

8- MUSTAFA GÜNEŞ: FETÖ’den işten atıldı. Firari...

 

*

 

9- AZİZ ÖZBEK: FETÖ’den işten atıldı.

 

*

 

10- HASAN KURNAZ: FETÖ’den işten atıldı. Hakkında gözaltı kararı verildi.

 

*

 

11- BEYTULLAH YURTTUTAN: Darbe kalkışmasından önce kendi isteğiyle görevden ayrıldı.

 

*

 

11- Doğan Grubu’na kumpas kurup tarihte eşi benzeri görülmemiş ölçüde vergi cezası kesen 11 maliyecinin durumu bu...

 

Bunun üzerine söylenecek tek bir kelime bile fazla!

 

Kısacası... Başka bir şey demiyorum. Tanık da sizin, sanık da sizin!

 

BAHÇELİ, AK PARTİ’YE KAZIK ATACAK MI, ATMAYACAK MI?

 

DEVLET Bahçeli’nin yapmak istediği şey galiba şöyle bir şey:

 

- Bugünkü mevcut durum, sürdürülebilir bir durum değildir.

 

- Her tarafından dökülen mevcut durumu sürdürmek yerine yeni bir sistem kurmak şart.

 

- Bunun için AK Parti’nin ne istediğini ortaya koyması gerekiyor.

 

- Benim görevim onların getirdiği yeni sisteme çeki düzen vermek.

 

- Aramızda esaslı görüş ayrılığı olmazsa... Anlaşırız.

 

- Aramızda esaslı görüş ayrılığı çıkarsa... Anlaşamayız.

 

*

 

Meseleye böyle bakınca...

 

“Kazık atmak” diye bir seçeneğin teknik olarak masada olmadığı açıkça görülür.

 

DOLARIN DÜŞECEĞİNİ BİLEN ADAM: NECMETTİN BATIREL

 

NECMETTİN Batırel’i Tarafsız Bölge’de izlemiş miydiniz?

 

Kendisi “hükümet yanlısı bir ekonomist” olarak canlı yayında “Dolarınızı satın! Bir daha bu fiyatı bulamazsınız” demişti.

 

*

 

Birkaç günlük gecikmeyle de olsa dolar düştü.

 

*

 

Necmettin Batırel bir mesaj göndermiş bana...

 

Diyor ki:

 

“Söylediğim çıktı. Lütfen buna yazınızda yer verin. Bu garip abimiz bizim programda demişti, arkasından tef çalmışlardı falan deyin. Bu arada hatırlatıyorum: Dolar yine düşecek.”

 

GÜN AYMIYOR SABAHLARI

 

BİR okurumun gönderdiği mektubu yayınlıyorum:

 

*

 

“Ahmet Bey... Saatleri bir saat geri almadık diye bütün düzenimiz şaşmış durumda... Sabahları küçük kardeşlerimiz, çocuklarımız zifiri karanlıkta sokaklara, caddelere çıkıyor. Biz çalışanlar da öyleyiz. Hiçbir şey için geç değil. Kimseye sesimizi duyuramıyoruz. Ne olur bu konuyu hatırlatın. Gün aymıyor sabahları.”

 


 

PARDON DİLİPAK

 

ABDURRAHMAN Bey.

 

Dediniz ki:

 

“Ey ahali! Sakın protesto ediyorum falan diye dolarlarınızı yakmaya kalkışmayın.”

 

*

 

Ben de hemen atarlandım.

 

Dedim ki:

 

“Milletin zekâsına hakaret etme Dilipak.”

 

*

 

Fakat ne oldu?

 

Şu oldu:

 

Bir vatandaşımız tuttu elindeki 1 dolarları protesto maksadıyla yaktı.

 

*

 

Yani siz haklı çıktınız.

 

 

*

 

Eğer söz konusu vatandaş, 1 dolarları değil de 100 dolarları yaksaydı...

 

“Pardon” demek yerine “Çok ama çok özür diliyorum” derdim.

 

‘100 YILLIK TERANE’

 

“FANATİK” diyebileceğimiz ölçüde Erdoğancı bir isim Taha Ün...

 

*

 

Taha, iki yıldır üzerinde çalıştığı kitabı nihayet yayınladı.

 

*

 

Kitabın tezi şu:

 

Yüzyıl önce yabancı basın Abdülhamid hakkında ne demişse yüzyıl sonra Erdoğan hakkında aynı şeyi söylüyor.

 

*

 

Çok yaratıcı, çok zekice, çok basit, çok anlaşılır bir formatla anlatıyor bunu Taha.

 

Kitabın her sayfasının bir bölümünde Abdülhamid için söylenenler, diğer bölümünde Erdoğan için söylenenler yer alıyor.

 

*

 

Tabii ki itiraz edeceğimiz, zorlama bulacağımız, “Ama burası uymuyor” diyebileceğimiz yığınla husus var kitapta.

 

Ama ne yalan söyleyeyim:

 

Ben bu kitabın formatına hasta oldum.

 

“Sayfalarını şöyle bir karıştırınca derdini gayet net olarak anlatabilen kitap” olması nedeniyle...

 

Taha’nın kitabını bir “öncü kitap” olarak görüyorum.

Yazının devamı...