"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Ah şu 14 yıllık iktidar olmasaydı

28 Ocak 2017

*

“Ekonomi düzelecek, dolar düşecek” dendiğinde amma da inandırıcı olurdu ha!

*

“Milletin iktidarı geliyor milletin” diye haykırıldığında amma da etkili olurdu ha!

*

“Sandıktan evet çıkacak ve terör bitecek” vaadi amma da iş bitirici olurdu ha!

*

“Statükoyu deviriyoruz” çıkışı amma da büyüleyici olurdu ha!

 

BU NE ÇILDIRTAN DENGE

BAZI antipatik tipler var.

Çıkıp “Oyum hayır” diyorlar ya...

Sırf bunlar hayır diyor diye...

Evet verecek çok kişi var.

*

Yine başka bazı antipatik tipler var.

Çıkıp “Oyum evet” diyorlar ya...

Sırf bunlar evet diyor diye...

Hayır verecek çok kişi var.

*

Kısacası...

Yeryüzü bir denge üzerine kurulmuştur.

 

HAYIRCILARA TAVSİYELER

CUMA günleri “Hayırlı cumalar” temennisini havalandır.

*

Kendini hep “Ben bir hayırseverim” diye tanıt.

*

“Hayır da şer de Allah’tan” demeyi unutma.

*

Bir işyerine girdiğinde şöyle üstüne bastırarak “Hayırlı işler” diye haykır.

*

Hacı amcalara yaklaşıp “Hayırda yarışalım hacı amca hayırda” de ve tüy.

*

“Rüyamda seni gördüm” diyene hayli mübalağalı bir biçimde “Hayırdır inşallah” diye karşılık ver.

 

ORHAN BURSALI VE KAPININ ÖNÜNE KOYMAK

CUMHURİYET’ten Orhan Bursalı, gazetesinde yazı yazan bir yazar için, “Ben olsam onu kapının önüne koyarım” dedi.

*

Ben de kendisine “Hiç özgürlükçü, demokrat pozlar takınma! O müptezel tetikçiyle yok işte bir farkınız” demeye getiren bir şeyler karaladım.

*

Orhan Bursalı golü çıkarmak için çırpınıyor.

Kalkmış bana “Sen de şunu yapmadın mı, sen de buna sessiz kalmadın mı?” falan diye cevap veriyor.

*

Orhan Bursalı Bey...

Benim günahım çok, kabahatim çok, eksiğim çok.

Ama Allah’a çok şükür...

Hayatımın hiçbir döneminde herhangi bir yazar için “Kapının önüne koyulsun” demişliğim yok.

Bana küfreden, hakaret eden, tehdit eden müptezeller için bile demedim bunu.

KARİKATÜRÜ GÖRÜNCE KALDIRIP ATTIM

ÇİZGİLERİNİ çok beğenerek izlediğim karikatürist Kutlukhan Perker’in geçtiğimiz gün Kelebek’te çizdiği şu karikatürü görünce... Kanal D Haber’de taktığım kravatı falan kaldırıp attım.

BENİM DEĞİŞEN HİTAP BİÇİMLERİM

90’LARDA: Mücahit... Hemşerim... Mübarek... Hocam... Bilader... Üstadım... Muhterem... Arkadaşım... Dost... Can...

*

2000’LERDE: Kankam... Hacım... Hafız... Yiğidim... Moruk... Usta... Mirim... Azizim... Lan gardaş... Canım ciğerim...

*

2010’LARDA: Kuzum... Hayatım... Müdür... Başkan... Bro... Şekerim... Bebeğim... Kedim... Kuşum... Ağam... Paşam... Patron...

BELGRAD ORMANI, MAÇKA PARKI

KADİR Abi!

Damat hapisten çıkamadıkça...

Damadın şirketlerine kayyum atandıkça...

Senin de aklına Belgrad Ormanı ve Maçka Parkı’na dokunmak mı geliyor Allah’ını seversen.

*

Git, boş bir arazide bağır, Belgrad Ormanı’nda koş, Maçka Parkı’nda yürü...

Stresini böyle at be Kadir Abi.

*

Dokunma garibanın son kalan yeşil alanına...

HA HA HAND

“La La Land” adlı popüler filmden yola çıkarak...

“Müzikli-danslı filmleri hiç sevmem” diye yazmıştım.

*

Biri laf çakmış bana:

“Atatürk’ü 45 sene sonra anladın, La La Land’i de anca 45 sene sonra anlarsın.”

*

Güldüm.

Vallaha güldüm.

Ve “Ha ha hand” diye güldüm.

AKİT, KADIN VE GÜREŞ

AKİT’te bir köşe yazarı kadınların güreş sporu içinde yer almalarına itiraz ederek...

“Bayanları güreştirmek terörden daha zararlı” demiş...

*

40 yıl düşünsem, “kadın güreşçi” diye bir sorunsal aklıma gelmez.

Nasıl çalışıyor bu heriflerin kafası!

Anlamıyorum ki.

REFERANDUM DUM DUM

GÖRSELLİĞİN tavan yaptığı, videoların havada uçuştuğu, çocukların bile klip çektiği bir çağda CHP’nin hâlâ referandum kitapçığıyla falan uğraşması... Pes! Gerçekten pes!

*

Olan 1247 haftadır sosyal medyada hep bir numara olan “HAYIRLI CUMALAR”a oldu. Onun yerini “CUMANIZ MÜBAREK OLSUN” aldı.

*

“YETMEZ AMA EVET” vardı ya geçen referandumdan kalma... Bazı muzip tipler, buna karşı “YETMEZ AMA HAYIR” diye bir sloganı havalandırıyorlar. Haberiniz olsun.

Yazının devamı...

Hayırcılardan cevap geldi

27 Ocak 2017




Ben “Liderleri yok” demiştim... Melih Bulut, “Bizde herkes lider” diyor.

Ben “Umutları yok” demiştim. Melih Bulut, “Topluma umudu biz veriyoruz” diyor.

Ben “Birliktelikleri yok” demiştim. Melih Bulut, “Gerekli değil, kişisel kampanyalar daha etkili” diyor.

Ben “Hayalleri yok” demiştim. Melih Bulut, “Herkese anlatıyoruz, isterseniz size de anlatırız” diyor.

Ben “Ağır propaganda makineleri yok” demiştim. Melih Bulut, “Propaganda içi boş fikirleri satmak için kullanılır, bizim buna ihtiyacımız yok” diyor.

Ben “Ezber bozacak takatleri yok” demiştim. Melih Bulut, “63 yaşındayım, kendimi hiç bu kadar enerjik hissetmemiştim” diyor.


NİYE HİÇ KİMSE 'YETMEZ AMA EVET' DEMİYOR
YIL 2010 idi...

Yine bir referandum var idi...

Bugün “Ülkem için evet diyorum” diye ortaya çıkan ne kadar AK Partili varsa hepsi o gün de “Ülkem için evet diyorum” diye haykırıyordu.

Sadece AK Partililer mi?

Tabii ki hayır!

Liberaller, bazı liberal sol gruplar, şimdi maalesef hapislerde çürümeye terk edilen Ahmet Altan’lar, Mehmet Altan’lar, Perihan Ablalar, Taraf gazetesi çevresi, Cihangir tayfası, Kemalizme hastalık derecesinde düşman olanlar, ülkede askeri vesayetin geriletilmesinden başka hiçbir dert olmadığını düşünenler...

Alayı birden toplanmış “Evet” diyordu.

Pardon!

“Yetmez ama evet” diyordu.



“Evet” cephesinin motor gücü kimdi biliyor musunuz?

Fetullahçılar!

Fetullahçı ablalar kapı kapı dolaşıyor, Fetullah’ın yayın organları kendilerinden geçiyor, Fetullahçı abiler ev sohbetleri yapıyordu.

Fetullah ise en hızlılarıydı, “Mezardan ölülerimizi çıkarıp evet dedirtmemiz lazım” diyordu.

Rıdvan, Arda, Murat Boz falan “Ben de muhterem hocam gibi evet diyorum” demişler miydi?

İnanın hatırlamıyorum.

Neyse... Neyse... Mesele bu değil zaten.

Mesele mevzunun nasıl sonuçlandığı.

Nasıl sonuçlandı?

Nasıl sonuçlanacak? Tam bir felaketle!

HSYK’yı, Yargıtay’ı, kritik tüm mahkemeleri Fetullahçılar ele geçirdi.

Yargı vesayetini kaldırmak için yola çıkanlar, bir de baktılar ki... Koca yargı, Fetullah’ın vesayetine geçivermiş.

Fetullah’ın darbe yapmaya yeltenecek cüreti bulabilmesinde en büyük faktör olmuştu o referandumdan çıkan evet...

Bu hikâyenin sonu şöyle bitti:

Çok pişman oldular çok, “Yandım Allah” diye kaçtılar o referandumun sonuçlarından ve şimdi tövbe üstüne tövbe ediyorlar.

Bir de ders çıkardılar tabii...

“Yetmez ama evet” demeyi unuttular.

İşte bakın:

Bugün “evet” cephesinden hiç kimse bu sloganla çıkmıyor ortaya...

Neden peki?

Sanırım şu üç nedenle:

BİR: Hiç kimse o tatsız hatırayı yeniden canlandırmak istemiyor.

İKİ: Bu seferkinin yetip de artacağından fazlasıyla eminler.

ÜÇ: “Yetmez ama evet” kampanyası yapabileceklerin çoğu hapiste...


BU MEMLEKETTE KÖŞE YAZARLIĞI YAPILMAZ
AK Parti’ye bir şey diyoruz.

Hemen “Senin aklına ihtiyacımız yok” diyorlar.

CHP’ye bir şey tavsiye ediyoruz.

Hemen “Sen o aklını kendine sakla” diyorlar.

MHP’ye en küçük bir şey diyoruz.

Semih Yalçın, üç buçuk sayfayla dersimizi veriyor.

HDP’ye bir şey diyoruz.

Başlıyor yalan, iftira ve kara çalma kampanyası.

Size bir şey söyleyeyim mi?

Sırtını bir kesime yaslayıp her gün fotokopi gibi aynı yazıları yazmadıktan sonra...

Bu memleketin en zor, en riskli, en yorucu, en berbat mesleğidir köşe yazarlığı.


ALP ER TUNGA ÖLDÜ, ACUN ZİNCİRİ KOPARDI
RIDVAN Arda’ya, Arda Murat’a, Murat Acun’a... Davetiye çıkardı.

Ve bu muhteşem zincir, sıra Acun’a gelince koptu.



Çünkü Acun, bir yanıt vermedi, veremedi.

Sanırım düşünüyor Acun...

“Ben de evet diyorum” desem... Hayır cephesi çullanacak üstüme, müşteri kaybedeceğim.

“Hayır diyorum” desem... Himayeye mazhar olan taraflarım fena halde hırpalanacak, Reis kızacak.

Hiçbir şey demesem... Bu sefer de “Hadi Acun, konuş” diye yüklenecek iki taraf birden...

Kısacası...

Allah bugünlerde hiç kimseyi Acun’un durumuna düşürmesin.


NAZARBAYEV'İN NE ETTİĞİNE BİR BAKIN HELE
NURSULTAN Nazarbayev.

Kazakistan’ın Başkanı...

18 yıldır ülkenin yönetimini elinde bulunduruyor.

Mutlak lider.

Bütün ipler elinde.

Nazarbayev şöyle demiş:

Yetkilerimin bir bölümünü parlamento ve hükümete devrediyorum.
Daha demokratik bir idari yapıya doğru ilerlememiz lazım.
Elbette işsiz kalmayacağım, parlamento ile hükümet arasında hakem olacağım.

Bir örnek olarak bile Kazakistan’dan söz edeceğimi rüyamda görsem inanamazdım.


ASENA / CANER
GENELDE bir ikileme düştüğümde hep kadınlardan yana olurum.

Ancak bu sefer...

Tartışmasız Caner’den yanayım.

Yazının devamı...

Anayasa Mahkemesi'ne sakın gitme CHP

26 Ocak 2017

Gitme Anayasa Mahkemesi’ne.

Sakın. Yapma bunu.

Referanduma doğru gidilirken...

Yani son sözü millet söyleyecekken...

Anayasa Mahkemesi’ne gitmek demek...

Millete güvenmemek...
Kendine inanmamak...
Yenilgiyi baştan kabul etmek...
Demektir.

Yapma bunu CHP.
Sakın.

Hatırlatırım:

Çok değil iki buçuk ay önce OHAL KHK’ları konusunda Anayasa Mahkemesi’ne gitmiştin.

Ne oldu?

Mahkeme ret kararı verdi. Hem de eski içtihatlarını alenen çiğneyerek...

Kuvvetle muhtemel ki... Mahkeme bu sefer de ret diyecek.

Sakın “Ret kararı verirse versin, biz yine de başvuracağız” deme CHP.

Mahkemeden çıkacak ret kararı...

“Evet cephesi”ne muazzam bir moral destek sağlar.

Çıkıp derler ki:

“Ey ahali! Bakın işte! Anayasa Mahkemesi bile bize destek verdi! Demek ki yaptığımız çok doğruymuş.”

Zaten şansın fazla değil CHP.

Böyle bir propaganda karşısında, o fazla olmayan şansını da kaybedersin.

Yani sonuçta olan yine sana olur CHP.

Hem delikanlılığa pek sığmayan bir hareket çekmiş olursun hem de arzu ettiğin sonucu elde etmen mümkün olmaz.

Mahkemeye gitme CHP.

İlle de bir yere gideceksen...

Milletinin kalbine git.
Milletinin sokağına git.
Milletinin evine git.
Kısacası milletine git.


ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İSLAMİYETE AYKIRI İMİŞ
KİM diyor bunu?

Cübbeli falan mı?

Hayır.

Kemal Bey diyor, Kemal Kılıçdaroğlu yani.

İlahi Kemal Bey!

Siz bu fetvanızla...

Cami cemaatini falan etkileyeceğinizi düşünüyorsunuz ya...

Çok safsınız çok.

Ve bu halinizle “AK Parti neden hep kazanır, CHP neden hep kaybeder” sorusunun cevabı gibisiniz.


İŞTE BÜLENT ARINÇ'IN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A YAZDIĞI MEKTUBUN TAM METNİ
BÜLENT ARINÇ AF DİLEDİ Mİ?




“BÜLENT Arınç, bir mektup yazarak Reis’ten af diledi” diye bir dedikodu çıkmıştı.

Bülent Arınç, Reis’e gönderdiği mektubun tam metnini yayınladı ve şöyle dedi:
“Bu mektubun neresinde af dileme var?”

Mektubu okuduğumda benim çıkardığım sonuç şu:

Kelimelere dökülmüş, kelimelerle ifade edilmiş bir af dileme yok.

Ama mektubun vücut dili, buram buram af dileme kokuyor.


MELTEM CUMBUL'A ÖVGÜ
YANLIŞ anlaşılmasın:

“EVET” diyene de saygımız var, “HAYIR” diyene de...



Fakat yine de...

Meltem Cumbul’un kendisini hayli tekinsiz, hayli güvensiz ve hayli kırılgan bir atmosferin kollarına bırakarak...

“HAYIR” demesi...

Arda’ların, Rıdvan’ların, Murat Boz’ların sonsuz güven, sonsuz huzur ve sonsuz rahat bir atmosferin kollarında...

“EVET” demelerinden...

Bin kat daha cesur bir harekettir.


NE ZAMAN MUTLU OLURUM
KUVVETLİ kaybettiğinde.

Kuvvetsiz kazandığında...

İzlediğim film beni sarıp sarmaladığında...

Çokbilmiş bir ukala madara olduğunda...

Mis gibi kahve kokusunu aldığımda...

İncecik, mis gibi lahmacun önüme geldiğinde...

WhatsApp’ım bir anda okunmamış mesajla dolduğunda...

Kedim Sekter uyuşukluğu bırakıp azıcık enerjik olduğunda...

Bir faşist karamsarlığa kapıldığında...

Beyaz çikolatalı dondurmayı tattığımda...


FİLOZOFA DÖNÜŞTÜLER
REİS’in fedaileri” pozları takınarak muhafazakâr mahalleye racon kesmeye kalkan tipler türedi.

Başta Mehmet Barlas’ın mahdumu olmak üzere bu tiplerin sefilliğini gördükçe...

Başta Ahmet Taşgetiren olmak üzere muhafazakâr mahallenin kadim sakinleri, benim gözümde pırıl pırıl parlayan birer filozofa dönüştüler.


'LA LA LAND' ADLI FİLM, ESKİ BİR KÂBUSUMU CANLANDIRDI
KINAMAZSANIZ bir şey söyleyeceğim:

Müzikli, danslı filmlerden hiç hazzetmem.

Çocukken, yani tek kanallı televizyona mahkûm olduğum günlerde haftada bir yayınlanan filmin müzikal çıkması...

Benim resmen kâbusum olurdu.

Söyleyeceklerini şarkıyla anlatan adamlar ve kadınlar...



Ya da filmin hiç beklenmeyen bir yerinde duygularını dansla anlatmaya kalkan tipler...

Hafazanallah! Hafazanallah!

14 dalda Oscar’a aday olan “La La Land” adlı film, işte bu çok eski kâbusumun yeniden canlanmasına yol açtı.

Uyandığımda ter içinde kalmıştım.


İKİ MERAK
BİR: Bakalım ilk kim, “Bu referandum o kadar önemli ki... Elimden gelse mezardan ölüleri çıkarıp oy kullandırırdım” şeklinde bir açıklama yapacak?

İKİ: Bakalım Acun, “evet” kampanyasına katılma teklifine nasıl bir karşılık verecek? Acun’un saatler sürecek strateji toplantısından nasıl bir karar çıkacak?

Yazının devamı...

Terör hangisine yarar: 'Evet'e mi 'Hayır'a mı?

25 Ocak 2017

- Siyasi suikastlar söz konusu olursa...

- Bombalar patlarsa...

- Saldırılar alıp başını giderse...

Bu durum hangisine yarar?

Evet’e mi, hayır’a mı?

Numan Kurtulmuş’a sorarsanız...“Hayır”a yarar.

Bana sorarsanız...“Evet”e yarar.

Tecrübeyle sabittir ki...

Kargaşa, çatlama, patlama, terör, şiddet falan söz konusu olduğunda...

Bizim ahali, “yandım Allah” diyerek Tayyip Erdoğan’ın arkasında hizalanıyor.

Bakınız: 7 Haziran ile 1 Kasım arasında yaşananlar...

Ve 1 Kasım’da alınan sonuç.

Başka bir diyeceğim yoktur.

Tanık sizin.


HAYIR'CILARIN ALTI AÇMAZI
- BİR: Maalesef liderleri yok.

- İKİ: Maalesef umutları yok.

- ÜÇ: Maalesef birliktelikleri yok.

- DÖRT: Maalesef hayalleri yok.

- BEŞ: Maalesef ağır propaganda makineleri yok.

- ALTI: Maalesef ezber bozacak takatleri yok.


STATÜKO FALAN DEYİP DURMAYIN
SANKİ statüko hiç değişmemiş gibi...

Sanki Kemalist statüko taş gibi ortadaymış gibi...

Sanki kendileri yeni statükonun sahibi olmamış gibi...

Çıkıp “statükoyu değiştiriyoruz” diyorlar.

Hayır, Hayır.

Statükoyu değiştirmiyorsunuz.

Sadece ve sadece...

Statükonuzu meşrulaştırmaya çalışıyorsunuz.


'MASUM' DİYE BİR DİZİ
SADECE internette yayın yapan BluTV’de yayınlanacak “MASUM” adlı dizinin ilk bölümünü izledim.

Tespitlerim şunlardır:

- Adamlar sinema filmi gibi dizi çekmişler.
- Uluslararası standartta bir yerel içerik çıkmış ortaya...
- Haluk Bilginer, Okan Yalabık, Nur Sürer... Oyunculuklar mükemmel.
- Merak unsuru o kadar başat ki... “Devamı nasıl gelecek acaba” diye düşünüp duruyorsun.
- Senaryo muhteşem, hikâye özgün...


6 AYDA BİR FOTOĞRAFINI DEĞİŞTİRMELİSİN
“SOSYAL medya hesaplarının fotoğraflarını ne zaman değiştirmeliyim” sorusuna sosyal medya uzmanı Yalçın Arı’dan yanıt geldi:

Şöyle diyor:

“Sosyal medya hesaplarının bir raf ömrü var. Nasıl gerçek hayatta düzenli tıraş oluyor ya da kuaföre gidiyorsak, bu değişimin profil fotolarına da
yansıması gerekiyor. Yıllarca aynı fotoğraf ya da görsele sahip profiller, eski kalıyor ve yaşam belirtisi taşımıyor. Makbul olan 6 ayda bir değiştirmektir.”


HAP GİBİ KAMPANYA NASIL YAPILIR?
LAF salatasını bir tarafa bırakacaksınız.

Bakkal Hüsrev ile Profesör Edip’in aynı anda dikkatini çekmeyi başaracaksınız.

Teyzeler ne dediğinizi anlayacak.

“Anayasa”, “falanca madde”, “yargısal özerklik”, “kuvvetlerin sert ayrılığı” gibi tabirlerden uzak duracaksınız.

Damardan konuşacaksınız.

Umut ve duygu yaratacaksınız.

Bir şiiriniz, bir şarkınız olacak.

Tekrardan hiç vazgeçmeyeceksiniz. Aynı şeyleri tekrar tekrar söyleyeceksiniz.

Yaptığınız konuşmaları asla konferansa çevirmeyeceksiniz.

Kapı kapı dolaşacaksınız. Kapı kapı dolaşamazsanız bile kapı kapı dolaşıyormuş gibi yapacaksınız.

“Orantısız zekâ” falan diyerek ahalinin anlamayacağı türden mizahtan uzak duracaksınız.

Sosyal medyanın öyle ahım şahım bir etkileme potansiyeli olmadığını bilecek, ha bire sosyal medyaya abanmayacaksınız.

Tek başına çalışmanın bir anlamı yok. Örgütlü çalışacaksınız.

Medyada haber olmak için ricacı olmak yerine medyanın kayıtsız kalamayacağı olaylara imza atacaksınız.

Milletin ağzına bir laf vereceksiniz.

Adam adama markaj yöntemi kullanıp “herkes üç kişiyi ikna etse” türü yöntemleri devreye sokacaksınız.


AK PARTİ MİLLETVEKİLİ ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU'DAN AÇIKLAMA:
YÜZ YILLIK PRANGA DERKEN NE DEMEK İSTEDİM
DÜNKÜ yazımda eleştirdiğim AK Parti Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu, bir açıklama gönderdi bana...

Cevap hakkına saygı gereği aynen yayınlıyorum:

“Konuşmamda hiçbir surette kastetmediğim halde ifadelerim bilinçli olarak saptırılmıştır. Referanduma sunularak milletimizin desteği ile taçlandırılacak olan anayasa değişikliği, büyük Türkiye idealidir. Konuşmamda yer verdiğim ‘yüz yıllık pranga’ ile kastım, ülkemizin istikrarlı ve güçlü yönetim sistemine geçmesi suretiyle dış müdahalelerin yüzyıllık hesaplarının boşa çıkarılması, yönetimde güçlü istikrarın sağlanması ve darbelerin tarihe gömülmesidir. Anayasa değişiklik paketi, çok başlılığın ayaklarımıza pranga vurmuş gibi yönetimde istikrarı zorlaştırmasının önüne geçecektir. Bu sayede, Cumhuriyetimizin tüm kazanımları istikrar ile korunacak, yasama, yürütme ve yargı erklerinin daha etkin ve verimli çalışması sağlanabilecektir.” 

Yazının devamı...

TRUMP/PUTİN/ERDOĞAN ARASINDAKİ 10 BENZERLİK

24 Ocak 2017

Anayasa değişikliğiyle yüzyıldan fazladır süren prangalardan kurtulacağız.

*

Zehra Hanım...

Zehra Hanım...

*

Bu memlekette halihazırda farklı mezhepler ve farklı dini yorumlar, her türden provokasyona rağmen birbirini boğazlamaya kalkışmıyorsa...

Bu biraz da...

O yüzyıllık pranga sayesindedir.

*

Bu memleket Ortadoğu’nun kaynayan kazanının tam göbeğinde her şeye rağmen hâlâ pırıl pırıl parlıyorsa...

Bu biraz da...

O yüzyıllık pranga sayesindedir.

*

Bu memlekette Turgut Özal’lar, Süleyman Demirel’ler, Abdullah Gül’ler, Tayyip Erdoğan’lar devletin en tepesine kadar yükselebilmişlerse...

Bu biraz da...

O yüzyıllık pranga sayesindedir.

*

Bu memlekette DEAŞ denilen soysuzlar çetesi, yeteri kadar taban bulamıyor ve kadınlar için köle pazarları kuramıyorsa...

Bu biraz da...

O yüzyıllık pranga sayesindedir.

*

Bu memlekete musallat olmaya çalışan FETÖ adlı sapık ve karanlık yapılar, başarılı olamıyorlarsa...

Bu biraz da...

O yüzyıllık pranga sayesindedir.

*

Siz kadınlar, bu memleketin yönetiminde ve Meclis’inde yer bulabiliyorsanız...

Bu biraz da...

O yüzyıllık pranga sayesindedir.

*

Bu memlekette demokrasinin, sandığın, milli iradenin, halkoyunun bir önemi ve değeri varsa...

Bu biraz da...

O yüzyıllık pranga sayesindedir.

*

Bu memleket İstiklal Harbi verdiyse, emperyalistlerin emellerine çomak soktuysa, düşman ordularının arkasına bile bakmadan uzamasını sağladıysa...

Bu biraz da...

O yüzyıllık pranga sayesindedir.

*

Zehra Hanım...

Zehra Hanım...

*

Pranga deyip geçmeyin lütfen!

Eğer prangalar, canavarları durduruyorsa...

O prangalar, köleliğin değil kurtuluşun prangalarıdır.

 

DEMİREL’İ, ÖZAL’I, TÜRKEŞ’İ VE ERBAKAN’I UZAK TUTUN!

“EVET yanlıları...

Demirel ve Özal’ın başkanlık sistemi konusunda yaptığı olumlu açıklamaları dolaşıma sokuyor.

*

“Hayır yanlıları ise...

Erbakan ve Türkeş’in başkanlık sistemi konusunda yaptığı olumsuz açıklamaları dolaşıma sokuyor.

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

Bu iki çaba da...

Yanlış, boş, isabetsiz, uygunsuz bir çaba...

*

Çünkü...

Demirel, Özal, Erbakan ve Türkeş’in...

Karşı çıktıkları ya da destek verdikleri başkanlık sisteminin...

Bugün önümüze çıkarılan “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” adlı sistemle pek bir alakası yok.

 

KAPININ ÖNÜNE KOYULSUNMUŞ

CUMHURİYET’te bir yazar Kemalizme eleştirel yaklaşınca gazetenin Kemalist yazarları başladılar “Atılsın, kapının önüne koyulsun” falan demeye...

*

Var ya... 

Bunlar iktidara gelseler... 

Tetikçi Cem Küçük türü herifleri aratmazlar.

 

TRUMP/PUTİN/ERDOĞAN ARASINDAKİ 10 BENZERLİK

1- Üçü de sonuna kadar gidiyor.

*

2- Üçü de “Bu da yapılır mı” denilen şeyleri yapıyor.

*

3- Üçü de “Bu da söylenir mi” denilen şeyleri söylüyor.

*

4- Üçü de geleneksel kuralları darmadağın ediyor.

*

5- Üçü de hızla fikir değiştirebiliyor.

*

6- Üçü de ya çok nefret ettiriyor ya çok sevdiriyor, ortası yok.

*

7- Üçü de meydan okumayı seviyor.

*

8- Üçü de basından pek hazzetmiyor.

*

9- Üçü de birbirlerinden çok farklı olsa da aynı dili konuşuyor.

*

10- Üçü de sonuna kadar risk alıyor.

 

KURAN’A EL BASARAK YEMİN ETMEK

“TRUMP İncil’e el basarak yemin ederken... Bizimkiler niye Kuran’a el basarak yemin etmesin” diyor hükümet çevrelerine mensup bazı isimler.

*

Hararetle destekliyorum:

Hiç değilse bu şekilde yemine sadakatsizlik biraz zorlaşır.

 

MERAK ETTİĞİM IVIR ZIVIR ŞEYLER

- DÜNYANIN herhangi bir köşesinde salep ya da boza türü bir içecek var mıdır acaba? Çok gezen dostlardan biri bilgi verebilir mi?

*

- 24 Ocak kararlarını hatırlayanlar parmak kaldırabilir mi acaba?

*

- Nusret’in tuz serpme hareketi, neden bir tek Nusret’e yakışıyor? Başkalarında neden sakil duruyor? Kimin bir fikri var bu konuda?

*

- Sosyal medya hesaplarındaki profil fotoğraflarının bir ömrü var mıdır acaba? Varsa ne kadardır? Ne kadar zamanda değiştirmek gerekir? Bilenler bildirebilirler mi?

 

Yazının devamı...

Nerede seks var Fetullah orada

23 Ocak 2017

Fetullah Gülen, yememiş içmemiş hemen Bill Clinton’a bir teselli mektubu yazıp göndermiş.

*

Teselli mektubunda ne dedi acaba?

*

- “Mahzun olma yiğidim” mi dedi?

- “Monica’nın evine ateşler salınsın” mı dedi?

- “Senin oval ofisinin kurbanı olurum” mu dedi?

Teselli mektubunun detayları açıklanmadığı için bilemiyoruz.

*

Fakat bildiğimiz bir şey var:

Nerede alengirli bir mevzu, nerede seks, nerede kaçamak, nerede aldatma falan var.

Fetullah anında orada!

‘GÖKÇEK PAVYON KAPATTI’ DESEK YALAN OLMAZ

ULUS’taki pavyonları kapatıyormuş Melih Gökçek.

*

Bu durumda...

“Melih Gökçek pavyon kapattı” diye mavra yapıp inceden kafa bulsak...

Ne yalan söylemiş oluruz.

Ne de başımız belaya girer.

FETÖ EVET’Çİ Mİ, HAYIR’CI MI?

FETÖ’nün başkomiseri Emre Uslu, Twitter’da açıklamış.

Demiş ki:

“Beka sorunu var, ben evet vereceğim.”

*

Buradan yola çıkılarak...

“FETÖ’cüler evet verecek” denemeyeceği gibi...

Başka şeylerden yola çıkılarak...

“FETÖ’cüler hayır verecek” denemez.

*

Çünkü FETÖ’nün işi gücü...

Algı operasyonu çekip, ters manyel verip milletin kafasını karıştırmak.

*

Benim önerim şu:

Gelin, FETÖ’yü bu tartışmanın dışında tutalım.

REFERANDUMLA İLGİLİ 7 KİŞİSEL KARARIM

- BİR: Referandum süreci boyunca oyumun rengini asla açıklamayacağım.

*

- İKİ: Tarafsız bir gözlemci vasfımı korumaktan asla vazgeçmeyeceğim.

*

- ÜÇ: Hangi tarafın derdini daha iyi anlattığı hususunda objektif saptamalar yapmaktan asla kaçınmayacağım.

*

- DÖRT: Süreç boyunca sık sık tahminde bulunmaktan asla çekinmeyeceğim.

*

- BEŞ: Hem “evet” hem de “hayır” cephesiyle konuşuyor olmaktan asla çıkmayacağım.

*

- ALTI: Düşünmeye, akıl etmeye, körü körüne taraf olmamaya çağırmaktan asla geri durmayacağım.

*

- YEDİ: Her iki tarafın mantıklı ya da mantıksız bulduğum tezlerinin altını çizmekten asla çekinmeyeceğim.

İLLALLAH!

- ORGANİK ürünlere fazla para bayılanlardan...

*

- Murat Yıldırım’ın bir türlü bitmeyen düğün törenlerinden...

*

- Madonna’nın Trump’a küfür etmesinden yola çıkarak “Adamlar yapıyor abi” muhabbetine girişenlerden...

*

- Ekonomik kriz çıksın diye dua edenlerden...

*

- El Bab’daki şehitlerin hesabını bile Kılıçdaroğlu’ndan sormaya kalkanlardan...

*

- Gazetecileri hapislerde unutanlardan...

*

İLLALLAH! İLLALLAH! İLLALLAH!

MHP’Lİ MUHALİFLERİN GÜCÜNÜ GÖRECEĞİZ

“TABAN bizden yana, taban bizi istiyor, kurultay yapılsaydı kesin kazanırdık” diyen MHP’li muhaliflere sesleniyorum:

Referandumdan çıkacak sonuç...

Tabanın sizi mi, yoksa MHP yönetimini mi dikkate aldığının bir göstergesi olacak.

YOZGAT MARŞI

YOZGAT’ın Çamlık’ında çiçekler açar/Testi kebabı orada lezzetler saçar/Sürmeli bilmeyenler yel gibi kaçar/Yaşa Bozok Paşa sen çok yaşa!

EZ BÜTÜN ÇİÇEKLERİ TRUMP, KENDİNE CANAVAR DEDİR

TRUMP başa geçti ya...

Liberal Amerikancı arkadaşlar kaygılı...

*

Şunları söylüyor liberal Amerikancı arkadaşlar:

- Trump’ın tek derdi Amerika olacak, başka hiçbir şeyle ilgilenmeyecek.

- Ne basın özgürlüğü ne insan hakları... Hiçbir şey umurunda olmayacak.

- Dünyadaki diktatörler rahatça diktatörlük yapacak, evrensel değerleri kimse takmayacak.

- Yandık, bittik, kül olduk.

*

Bu Amerikancı liberal arkadaşları duyan da zannedecek ki...

Amerika diye bir iyilik meleği vardı, Trump yüzünden o meleğin kolu kanadı kırılmak üzere.

*

Oysa koca bir yalandır bu.

“Amerika” adlı bir iyilik meleği falan yoktu.

- İşine gelene eyvallah diyen, işine gelmeyene diktatör diyen...

- Yeri geldiğinde demokrasi diye çullanan, yeri geldiğinde hiç sesini çıkarmayan...

- Sadece kendi çıkarını düşünen ama evrensel değerleri de gözetiyormuş gibi yapan...

Bir Amerika vardı.

*

Trump’la birlikte hiç değilse işte bu ikiyüzlülük son bulacak.

Hani şair, “Ez bütün çiçekleri kendine canavar dedir/Haksızlık et haksız olduğun anlaşılsın” diyor ya...

İşte öyle bir durum çıkacak ortaya...

*

Dünyanın dört bir yanında ezilenlere, mazlumlara, zulme maruz kalanlara gelince...

Onlar dün olduğu gibi bugün de kendi dişleriyle, tırnaklarıyla mücadele ederek kurtaracaklar kendilerini.

Kaygıya gerek yok yani.

Yazının devamı...

İlk tahmin benden: Referandumda ne olur?

22 Ocak 2017

Güçlü, çok güçlü, en güçlü ihtimal bu...

*

Ama durun bir dakika!

Hayır” çıkma ihtimali de hepten sıfır değil.

*

Bugün itibariyle...

Benim tahminim şöyle:

*

- “Evet”in kazanma ihtimali: Yüzde 75.

*

- “Hayır”ın kazanma ihtimali: Yüzde 25.

SÜRPRİZ OLMASI İÇİN NE OLMASI LAZIM?

“HAYIR” DİYENLERİN...

“Çalışıp çabalayacağım, derdimi milletime anlatacağım, ben milletime güveniyorum” noktasında olmaları lazım...

*

“HAYIR” DİYENLERİN...

Şöyle canıgönülden “Yeter! Artık söz de, karar da milletimizindir” demeyi başarmaları lazım.

*

“HAYIR” DİYENLERİN...

İktidar tabanına karşı merhamet ve şefkat hissiyle dopdolu olmaları, sabır yolunu terk etmemeleri lazım...

*

“HAYIR” DİYENLERİN...

“Hayır” demiş olmanın hiçbir olumsuzluk getirmeyeceğine iktidar tabanını ikna edebilmeyi başarabilmeleri lazım.

*

“HAYIR” DİYENLERİN...

Şimdiden havlu atmamaları, şimdiden mazeretler üretmeye başlamamaları ve şimdiden kaybetme psikolojisine girmemeleri lazım.

*

“HAYIR” DİYENLERİN...

İdare-i maslahatı ve bilinen tüm ezberleri bir tarafa bırakıp farklı, bambaşka ve şaşırtıcı bir şeyler yapabilmeleri lazım.

*

Bunlar olursa...

Sürpriz olur.

Neden olmasın?

EVET/HAYIR

- Referanduma kadar “hayırlı cumalar” temennisinin hızı kesilir mi acaba?

*

- Bakalım ilk kim diyecek “hayır’da hayır vardır” sözünü?

*

- “Biz hayırsever insanlarız” yaklaşımına “biz de evetsever insanlarız” diye karşılık verilemeyeceğine göre... “Evet” için dini ve milli literatürden acilen bir şeyler bulmaları şart.

*

- Bizim millet kendisine sorulan siyasi bir soruya “hayır” demek yerine “evet” demeyi tercih edermiş... Neyse ki “evet” cephesi bu açıdan şanslı...

*

- “No! No! No!” diye tişört yaptıran çıkmaz umarım.

TRUMP BEY VE EŞİNİN KIYAFETLERİNE DAİR

- Trump Bey’in aykırı duruşları falan tamam da şu kravatının uzunluğuna ne demeli? Jilet gibi giyinen Obama’yı çok arayacağız galiba.

*

- Trump Bey’in sevgili eşleri gerçekten zarif bir hanım... Fakat bunca kişiyle tokalaşmaya odaklı bir tören için eldiven takmak, adab-ı muaşerete aykırı değil mi?

*

- Bayan Obama kıyafet konusunda hayli sallapatiydi... Bayan Trump’ın ise ihmal edilmiş şıklıktan haberi bile yok... İfrat ve tefrit yani...

Bİ DOY BE ADAM

HERKES Trump’ın yemin töreninde çekilen bu fotoğraf karesini konuşuyor:

- Bill Bey’in gözlerini alamadığı kişi, Trump Bey’in alımlı kızı İvanka Hanım imiş...

- Hillary Hanım’ın eşi Bill Bey’e bakışı ise “eve gidince soracağım bu arsızlığının hesabını” şeklinde yorumlanıyormuş.

*

Bir taraftan...

Yeter be yeter! Bi doy be adam” diye kızıyorum.

Bir taraftan da...

Şu saklayamadığı zaaflarıyla amma da sevimli kerata” demekten kendimi alamıyorum.

‘BEŞİKTAŞ POP’A NE OLDU?

SON dönemde gördüğüm en güzel, en doyurucu, en sempatik şehir gazetesiydi Beşiktaş Belediyesi adına yayınlanan “POP” adlı gazete...

İlk sayısı muazzamdı. İkinci sayısını bulamadım.

Üçüncü sayısı ise çıkmadı.

*

Ne yani?

Güzel şeylerin yarıda kesilmesi, bizim kaderimiz mi olacak?

ŞAHAN’A TEPKİ GÖSTERME MODASI

ŞAHAN’dan hiç hazzetmem.

Recep İvedik mizahını da sevmem ama bu kadar insan bunu niye izliyor falan diye irdeler, incelerim.

*

Durum böyle diye...

Şahan’a yapılan apaçık haksızlığa da rıza gösterecek değilim.

*

Çocukcağız, Azerbaycan’dan gelen tepki üzerine filminden söz konusu bölümünü çıkardığını açıkladı.

Hâlâ ne diye üstüne gidiliyor ki?

BÜLENT ARINÇ, REİS’TEN HELALLİK İSTEYİP AF DİLEMİŞ

15 Temmuz kanlı darbe girişiminin ardından...

Bülent Arınç Bey’in yapabileceği tek akıllı hamle...

Reis’ten helallik isteyip af dilemekti.

*

Haberler doğruysa...

Böyle de yapmış Bülent Arınç.

*

Kurtarır mı, kurtarmaz mı?

Bilmiyorum, bilemiyorum.

Ama bildiğim bir şey varsa o da şu:

Bülent Bey’in bunu yapmak dışında yapabileceği tek bir şey bile yoktu.

Yazının devamı...

Kadın milletvekilleri kavga ettiği zaman

21 Ocak 2017

- Güvenim sarsılır her şeye karşı.

- Filmler tat vermez.

- Dizilere adapte olamam.

- Türküler efkârlandırmaz.

- Bir tentürdiyot kokusu kaplar her yanı.

- Şarkılar kimseyi söylemez.

- Kahve istemez canım, çaylar açık hale gelir.

- Aşk meşk falan devreden çıkar.

- Son dayanak noktası da tuzla buz olur.

- İçe kapanırım, asosyalleşirim, dalgınlaşırım.

- Özgüvenim gider, duruşum değişir.

- Annemi aramaya bile üşenirim.

- Boş gözlerle duvara bakarım.

- Sıkılmış yumruğumu ısırırım.

- Silah çeken avamlık teslim alır beni.

- Sararırım, en yakın acil servise koşarım.

- Velhasıl şu hayattaki ince şeylerin tümü birden devrilip gider.

MİLLET KİMDİR, NEYE DENİR?

- AK Partili, CHP’li, MHP’li, HDP’li... Hepsine birden MİLLET denir.

*

- Anayasa değişikliğine evet diyenler ve hayır diyenler... Hepsi birden toplanınca MİLLET olur.

*

- Erdoğan’ı sevenler ve sevmeyenler... Hepsi MİLLET’tir.

*

- Sünni, Alevi... Türk, Kürt... Muhafazakâr, seküler... Sağcı, solcu... Hepsi ama hepsi MİLLET’tir.

ERKEKLERE BU SEYİR ZEVKİNİ TATTIRDINIZ

AK Partili, CHP’li, MHP’li, HDP’li kadın milletvekillerine sesleniyorum:

*

Şu fotoğraftaki erkeklerin şu küçümseyen, şu alay eden, şu eğlenen şu tadını çıkaran hallerine bir bakın.

Bu adamlara bu zevki tattırdınız ya...

Aşkolsun size.

Vallahi aşkolsun.

AYLİN HANIM’IN ŞOVUYLA İLGİLİ AYKIRI BİR YAKLAŞIM

KENDİSİNİ Meclis kürsüsüne kelepçeleyerek...

Şu hayatta görüp görebileceğimiz en saçma, en gereksiz, en nahoş, en sonuçsuz, en hesapsız, en stratejisiz, en düşüncesiz eyleme imza attı Aylin Nazlıaka...

*

- SAÇMAYDI, çünkü...

Kendisini kürsüye kelepçelemesinin anlamlı herhangi bir mesajı yoktu.

- GEREKSİZDİ, çünkü...

Yaptığı şeyle herhangi bir derde en küçük bir deva bile olamadı.

- NAHOŞTU, çünkü...

Kendisi gibi düşünmeyenlerde sadece derin bir antipati hissi uyandırdı.

- SONUÇSUZDU, çünkü...

“Hayırcı” cepheye minnacık bir katkı bile sunmaktan uzaktı.

- HESAPSIZDI, çünkü...

Yine yeni yeniden “evetçi” cephenin konsolide olmasına katkı sağladı.

- STRATEJİSİZDİ, çünkü...

Sonucu hiç hesaplanmamış tek kişilik bir şovdu yapılan.

- DÜŞÜNCESİZDİ, çünkü...

Kavga dövüşün halkı asıl meseleden uzaklaştırdığının farkında değildi.

*

Kavgaya dövüşe girişmek için...

Hoyratlık yapmak için...

Kaba kuvvete başvurmak için...

Fırsat arayanlara öyle muhteşem bir fırsat verdi ki Aylin Nazlıaka...

Başta Melih Gökçe olmak üzere bütün AK Partililer kendisine acayip şükran duyuyorlardır.

O kadar ki...

Bu konuda bahse girmeye bile varım.

KAVGA ÇIKARANLARIN HİÇ Mİ SUÇU YOK

“AYLİN Nazlıaka’yı eleştiriyorsun da kavga çıkaranlara bir sözün olmayacak mı?” diyenlere sesleniyorum:

Kavga çıkaranlarla ilgili siz ne düşünüyorsanız...

Onu binle çarpın!

Çıkan sonuç var ya...

İşte o, benim onlar hakkındaki düşüncemdir.

BAYAN ENÇ

SOYADI Enç olan AK Parti Antalya Milletvekili...

- “Kimse Yok Mu” adlı FETÖ’cü derneğin üyesiymiş.

- Türkçe Olimpiyatları’nın da epey goygoyunu yapmış.

Neyi örtmeye çalıştığınızı anlıyoruz Bayan Enç

ETYEN’E BUNU YAPAN

ETYEN Mahçupyan, AK Parti yanlısı bir yazardı.

Son zamanlarda hükümeti, AK Parti’yi ve Erdoğan’ı azıcık eleştirmeye başladı.

Üstelik gayet dostane bir üslupla.

*

Vay efendim sen misin bunu yapan!

Hükümetten daha hükümetçi bir gazetecik, bir süredir sürmanşetten Etyen Mahçupyan’ı infaz ediyor.

Hem de korkunç bir suçlamayla...

Etyen Mahçupyan’ın can yoldaşı Hrant’ın öldürülmesinde payı olduğu imasıyla...

*

Etyen Mahçupyan’a her türlü iftira atılır ama böyle de iftira atılır mı yahu!

İftiranın bile bir seviyesi, bir kalitesi, hatta bir ahlakı falan olur.

Madem müfterilik yapacaksın, bari kafayı çalıştır da biraz yakışan iftira at be adam!

*

Etyen’e bunu yapan zihniyetin ne elinden ne dilinden kimse emin olamaz.

Tabii en başta AK Parti yanlıları...

Yazının devamı...