"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Bu iş artık kurt ile kuzu hikâyesine döndü

2 Mart 2017

Kime diyor bunu?

Hürriyet'e diyor, muhalefete diyor, siyasilere diyor... Kısacası hepimize diyor.

Bunu da dillerine doladılar.

Bin türlü akıl almaz çıkarımla.



Bu iş artık gitgide “kurt” ile “kuzu”nun hikâyesine dönüşmeye başladı.

O kadar ki...

“Suyumu bulandırıyorsun” demeye bile tenezzül etmiyorlar.

BENİM DÖNÜŞÜMÜN HIZINA DÜNYA BİLE YETİŞEMEZMİŞ


“RAHATSIZ kelimesi yanlış oldu” diye yazınca

“Senin dönüşünün hızına dünya bile yetişemezmiş” diye saldırmaya başladı bazı tipler.

Sanki ben “Rahatsız kelimesi mükemmel oldu” derken anında tornistan edip “Rahatsız kelimesi yanlış oldu” demeye başlamışım gibi...

Günlerdir hep aynı şeyi söylüyorum.

Diyorum ki:

“Karargâh rahatsız” cümlesi, “Karargâh kendisine yöneltilen eleştirilerden rahatsız” anlamında kullanılmıştır.
Buradan “Karargâh hükümetten ya da Cumhurbaşkanı’ndan rahatsız” anlamı çıkmaz, çıkamaz.

Fakat yine de o cümlenin böyle anlaşılabileceği düşünülmeliydi.
Bu açıdan yanlış olmuştur.

Söylediğim, söylemeye devam ettiğim ve söyleyeceğim şey budur.
Nerede dönüş? Nerede dönüşün hızı? Nerede dünyanın dönüşü? 


'KARARGÂH RAHATSIZ'DAN MAĞDURİYET ÇIKAR MI?

ÇIKMAZ çünkü...

Aklı başında herkes haberin kaynağı olan Hulusi Paşa’nın devletten ve hükümetten en küçük bir rahatsızlığı olmadığını biliyor.

Çıkmaz çünkü...

Aklı başında herkes haberde sözü edilen rahatsızlığın, hükümetten değil ulusalcı çevrelerin eleştirilerinden kaynaklandığını biliyor.

Çıkmaz çünkü...

Aklı başında herkes habere gösterilen tepkilerin orantısız, abartılı ve kısmen maksatlı olduğunu biliyor.

ŞEVKİ YILMAZ'A CEVAP: İSLAM'IN HİZMETKÂRIYIM

ŞEVKİ Yılmaz Hoca şöyle demiş:

“Ahmet Hakan eskiden İslam’ın hizmetkârıydı. Biz onun yeniden İslam’ın hizmetkârı olmasını istiyoruz.”

Şevki Yılmaz Hoca!
Sen hiç merak etme.
Ben yine İslam’ın hizmetkârıyım.

Ben eskiden...

Güçsüzün, zayıfın, haksızlığa maruz kalanın, mağdurun, ezilenin, sesi duyulmayanın, stüdyolarda sıkıştırılanın, adalet isteyenin, sesi kesilenin, ha babam dövülenin, hakkında abartılı kampanyalar yapılanın, linç edilenin, vuruldukça vurulanın...

Yanında durarak...

İslam’ın hizmetkârıydım.

Bugün de...

Güçsüzün, zayıfın, haksızlığa maruz kalanın, mağdurun, ezilenin, sesi duyulmayanın, stüdyolarda sıkıştırılanın, adalet isteyenin, sesi kesilenin, ha babam dövülenin, hakkında abartılı kampanyalar yapılanın, linç edilenin, vuruldukça vurulanın...

Yanında olmaya çalışarak...

İslam’ın hizmetkârıyım.

Şevki Yılmaz Hoca!

Asıl ben senin yeniden İslam’ın hizmetkârı olmanı diliyorum.


GARSON YÜREK GETİRDİ

GEÇEN gün bir et lokantasında ailecek yemek yiyoruz.

Yemeğin tam ortasında garson, “şeften ikram” diyerek kavrulmuş dört adet yüreği tabağıma koydu ve anında uzaklaştı.

Tabii bütün aile benimle buldu kafayı...

“Ha ha ha! Yürek yemeye ihtiyacın olduğunu nasıl da biliyorlar” falan diyerek.

Peki yürek yedim mi, yemedim mi?

Cevap veriyorum:

Elimi bile sürmedim.


'KILIÇ ARTIĞI' NE DEMEK?
DEVLET Bahçeli, bizim Abdülkadir Selvi için “kılıç artığı” demiş.

Kılıç artığı ne demektir?

Semih Yalçın Bey, zahmet olmazsa, bu konuyu bir açıklayabilir misiniz acaba?


BEN ARTIK ÇOK SIKILDIM
BAĞLAMASINI, gitarını kapanın evet ya da hayır şarkısı yapmasından.

Niran Ünsal’ın kapanıp açılmasına dair haberlerden...

Hürrİyet’te yayınlanan her harften ayrı mana çıkarılmasından.


AJDA PEKKAN'IN YAPTIĞI İYİLİK
AJDA Pekkan’ın 71 yaşında anne olmayı istemesi...

Herkesin ama herkesin yaşını küçültmüştür.

Herkes ama herkes...

“O 71 yaşında anne olmak istiyorsa... Ben şu yaşımda neler istemem” demeye başlamıştır.

Teşekkürler Ajda Pekkan.


HANGİ HAVADA HANGİ ŞİİR?
SİSTE: Tevfik Fikret’in “Sis” şiiri...
KIŞTA: Cenap Şahabettin’in “Elhan-ı Şita” şiiri...
YAĞMURDA: Attila İlhan’ın “Yağmur Kaçağı” şiiri...
BAHARDA: Cahit Zarifoğlu’nun “Bahar” şiiri...
YAZDA: Ahmet Haşim’in “Bir Yaz Gecesi Hatırası” şiiri.
RÜZGÂRDA: Sezai Karakoç’un “Rüzgâr” şiiri...
KARDA: İsmet Özel’in “Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak” şiiri...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SON 24 SAATTE NE OLDU? - HÜRRİYET TV

Yazının devamı...

'Rahatsız' kelimesi yanlış oldu

1 Mart 2017

Karargâh rahatsızdır.

Cumhurbaşkanı’ndan mı rahatsızdır? Ne haddine!
Başbakan’dan mı rahatsızdır? Tabii ki hayır!
Hükümetten mi rahatsızdır? Yok böyle bir şey.

Rahatsızlığın tek bir nedeni var:

Genelkurmay’a yönelik haksız, mesnetsiz olarak yapılan ağır eleştiriler.

Kim yapıyor bu haksız, mesnetsiz ağır eleştirileri?
Kim yapacak?
Hükümet karşıtı çevreler.

Genelkurmay Başkanlığı, Hürriyet’e yaptığı açıklamada işte bu çevrelere cevap vermiştir.

Hürriyet’in, bu açıklamayı haberleştirirken “Karargâh rahatsız” ifadesi kullanmasının maksadı bellidir.
“Karargâh haksız eleştirilerden rahatsız” demek istemektedir.

Ama keşke “Karargâh” ve “rahatsız” kelimelerinden oluşan bir cümleden kaçınılsaydı.

Bu ülkenin hafızasında “Genç Subaylar Rahatsız” gibi çirkin bir manşet en güçlü şekilde yerini korurken...

“Karargâh rahatsız” başlığının o hafızayı canlandırabileceği hesap edilseydi.

Bir Hürriyet yazarı olarak...

Benim bu konudaki kişisel yorumum budur ve durduğum yer de burasıdır.


CUMHURBAŞKANI ŞU ÜÇ AÇIDAN HAKLI
BİR: Genelkurmay Başkanı’nın ülkenin cumhurbaşkanı ile birlikte iç ve dış seyahatlere çıkmasından daha normal bir şey olamaz, bu bir.

İKİ: Genelkurmay Başkanı’nın ülkenin cumhurbaşkanı ile birlikte iç ve dış seyahatlere çıktı diye eleştirenlere cevap vermeye kalkışması, eleştirilere haklılık zemini kazandırır, bu iki.

ÜÇ: Bu eleştirilere verilen cevaba, sanki çok münasip bir cevapmış gibi bir muamele yapmak çok gereksiz bir faaliyettir, bu da üç.


GENELKURMAY ÇOK GÜZEL BİR AÇIKLAMA YAPTI
VE nihayet Genelkurmay Başkanlığı, yazılı bir açıklama yaptı da meselenin aslı faslı anlaşıldı.

Neymiş meselenin aslı faslı?

Yapılan açıklamanın satır araları okunduğunda...
İşin aslının faslının şöyle bir şey olduğu anlaşılıyor:

Hürriyet Ankara Temsilcisi Hande Fırat’ı Genelkurmay bilgilendirmiş.

“Karargâh rahatsız” ifadesi dışındaki diğer tüm ifadeler, kendilerine aitmiş.

“7 eleştiriye 7 yanıt” başlığı altında cevap verdikleri eleştirilerin muhatabı, hükümet ve devlet değilmiş.

Muhataplar, haksız ve asılsız ithamlarda bulunan çevrelermiş. Durum böyle olduğu halde... Konunun saptırıldığını düşünüyorlarmış.


HULUSİ AKAR'I FERAHLATACAK ŞEYLER
SAYIN Hulusi Akar.

Bu ülkenin büyük çoğunluğu sizin 15 Temmuz’a karşı yiğitçe bir duruş sergilediğinizin farkında ve sizi bu açıdan takdir ediyor, lütfen gönlünüzü ferah tutun.

Bu ülkede büyük çoğunluk, sizin sivil yönetimin emrinde olmanızı, olması gereken çok doğal bir durum olarak görüp yorumluyor, lütfen buna inanın.

Bu ülkede sizin Cumhurbaşkanı ile çıktığınız seyahatlere kafayı takanların sayısı, ancak bir avuçtur... Lütfen üzerinde durmayın.

Bu ülkede birkaç marjinal takıntılıyı çıkarırsak... Halkın çok büyük bölümü başörtülü kadınların Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev alacak olmalarını hiç mesele etmiyor. Lütfen bunu böyle bilin.

Bu ülkede bazı zavallı köşe yazarlarını bir tarafa bırakırsak... Çoğunluk sizin darbeyle marbeyle hiçbir işinizin olmadığının farkında. Lütfen bunu kabul edin.


BU OLAYDAN ÇIKARMAMIZ GEREKEN DERSLER VAR
BUNDAN BÖYLE...
Genelkurmay Başkanlığı’ndan özel bir açıklama yapılmak istendiğinde... “Adınızı, sanınızı, unvanınızı, rütbenizi vererek açıklama yapacaksanız, tamam... Aksi takdirde ne siz bizi gördünüz, ne biz sizi” demeliyiz.

BUNDAN BÖYLE...
Genelkurmay Başkanlığı’na... “Paşalar! Hakkınızda haksız ithamlar mı var ve siz bundan rahatsız mısınız? O zaman gidin kim size haksız ithamlarda bulunuyorsa doğrudan onlara açıklama yapın, bizi hiç bulaştırmayın” demeliyiz.

BUNDAN BÖYLE...
“Karargâh” ve “rahatsız” sözcüklerini yan yana getirmekten, halis niyetle de olsa karargâhlara marargâhlara bulaşmaktan uzak durmalıyız. Herkesin kendini kurtaracağını, olanın bize olacağını iyi bilmeliyiz.


NEDİR BARZANİ'NİN BAYRAĞINA BU HINÇ, BU ÖFKE, BU KİN
ADAMIN bayrağını kendi ülkesi, kendi milleti, kendi merkezi yönetimi kabul etmiş, bize ne oluyor kardeşim?

Adam bu bayrakla her türlü uluslararası toplantılara katılıyor, biz niye mesele yapıyoruz ki birader?

Adamın kurduğu bölgesel yönetim, meşru ve kabul edilen bir yönetim, bayrağı da öyle... Biz niye öfkeleniyoruz ağalar?

En azılı düşmanlarımızın bayrağını bile kabul ederken... Barzani’nin bayrağı karşısında sergilediğimiz bu hınç da neyin sesi beyler?

Yazının devamı...

Konuşsanıza Hulusi Paşa! Neden susuyorsunuz ki?

28 Şubat 2017

Neden susuyorsunuz?

Konuşsanıza!

*

Desenize:

*

- Hürriyet’teki haberin arkasında biz varız. O haberle biz, Genelkurmay’a yönelik haksız eleştirilere cevap verdik. 

- Söylediklerimiz içinde tek bir harfle bile olsa Cumhurbaşkanı’na ya da hükümete yönelik bir sözümüz yok.

- Seçilmiş Cumhurbaşkanı’na ve hükümete laf etmek ne haddimize!

- Biz demokrasiye bağlıyız ve bunu kimseye sorgulatmayız!

- Biz ki FETÖ’cülerin darbe girişimini püskürtmüş, onların vaatlerini elimizin tersiyle itmiş askerleriz.

- Bizim rahatsızlığımız Cumhurbaşkanı’ndan, hükümetten değil, bizim rahatsızlığımız bize yönelik haksız eleştirilerden.

- Biz sadece Genelkurmay’a yönelik haksız eleştirilere cevap verdik.

- Bizim yaptığımız açıklamayı çarpıtmak kimseye bir şey kazandırmaz.

- Bizim üzerimizden Hürriyet’e yüklenmek, Hürriyet’e büyük haksızlıktır.

- Rahatsızlığımızın tek bir adresi var: Bize yönelik haksız eleştiriler yapanlar!

- Bize yapılacak en büyük hakaret bize potansiyel darbeci muamelesi yapmaktır.

*

Hulusi Paşa!

İşin doğrusunun bu olduğunu bildiğiniz halde...

Neden susuyorsunuz?

Konuşsanıza.

Nedir sizi hakkı söylemekten alıkoyan?

Nedir?



KARARGÂH VE  BAŞÖRTÜSÜ

7 konu var Genelkurmay’ın değindiği...

Bu 7 konudan 6’sının...

Cumhurbaşkanı’yla, hükümetle, yönetimle falan ilgisi yok.

*

Geriye kalıyor bir tek...

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde başörtüsünün serbest bırakılması...

*

Genelkurmay Başkanlığı bu konuda herhangi bir rahatsızlık bildirmiyor.

Sadece diyor ki:

“Başörtüsü düzenlemesinde bizim dahlimiz yok.”

*

Genelkurmay açıklamasının en sorunlu kısmı işte burasıdır.

*

Lafı hiç uzatmadan söyleyeyim:

Bu sorunlu kısımla ilgili olarak...

Yapılacak tek şey var:

Şunları söyleyip konuyu kapatmak:

*

- Senin dahlin olsa ne olur, olmasa ne olur.

- Ayrıca tabii ki senin dahlin olmayacak.

- Söz de yetki de karar da... Seçilmişlerindir.

- Sen işine bak.

*

Mesele bu kadar basittir.

 

HÜRRİYET KEŞKE ŞÖYLE DESEYDİ GENELKURMAY’A

HÜRRİYET olarak keşke Hulusi Paşa ve karargâhına şöyle deseydik:

*

- Hey Paşalar!

- Eğer bazı kesimlerin sizi haksız yere eleştirdiklerini düşünüyorsanız...

- Bu eleştiriler karşısında rahatsızsanız...

- Bu eleştirilere bir cevap vermek istiyorsanız...

- Ya çıkın adınızla, sanınızla açıklama yapın, “Bu eleştiriler şu şu açılardan yanlıştır” deyin.

- Ya da biz bu işte yokuz.

 

GENELKURMAY İKTİDARA DEĞİL DE MUHALEFETE ÇAKABİLİR Mİ?

İKİSİNİ de yapamaz.

- İktidara da çakamaz.

- Muhalefete de çakamaz.

Hakkı yoktur.

Haddi de değildir.

*

Ama Genelkurmay Başkanlığı...

Hakkında çıkan yalan yanlış haberlere, gerçekdışı ithamlara, eleştiri adı altında yapılan karalamalara...

Tabii ki cevap verebilir.

*

Yaptığı budur. Bundan ibarettir.

 

‘KARARGÂH RAHATSIZ’ HABERİ 28 ŞUBAT TÜRÜ BİR HABER Mİ?

28 Şubat’ta...

Adını açıklamayan üst düzey bir askeri yetkili”ye dayandırılan haberler yayınlanır ve o haberler aracılığıyla sivil hükümete çakılırdı.

O haberlerin amacı, aba altından sopa göstermekti.

*

“Karargâh rahatsız” haberinin ise...

Karargâh’ın sivil hükümete çakmasıyla alakası yok.

Aba yok, sopa yok, aba altından gösterilen bir sopa da yok.

Peki ne var?

Karargâh’ın kendini savunma gayreti var, o kadar.

*

Yapılan şey, tıpkı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendisine yönelik eleştirilere cevap vermesi gibi bir şey...

*

Yapılan şey, tıpkı Tapu Kadastro Müdürlüğü’nün kendisine yönelik eleştirilere cevap vermesi gibi bir şey...

 

ALLAH’A ÇOK ŞÜKÜR Kİ GEÇTİ O DEVİRLER

- EN azılı muhaliflerin bile gözü Genelkurmay’da değil.

*

- En askerci kesimler bile askere yaslanarak hiçbir şey elde edilemeyeceğinin farkında.

*

- En “nasıl olsa ordu var” diyenler bile artık bu avuntularından tamamen vazgeçmiş durumda.

*

Siz bakmayın o devirler geçmemiş gibi davrananlara!

Allah’a çok şükür ki...
Çoktaaan geçti o devirler.

 

İŞİN EN KOMİK TARAFI

HÜKÜMET kalemşorları diyorlar ki:

“Hürriyet darbe çığırtkanlığı yaptı... Darbeci Hürriyet... Darbe... Hürriyet... Darbe... Hürriyet...” falan.

*

Muhalif kalemşorlar da diyorlar ki:

“Hürriyet hükümeti mağdur gibi göstermek için operasyon yaptı... Hükümetçi Hürriyet... Hürriyet... Hükümet...” falan.

 

SON 24 SAATTE NE OLDU?- HÜRRİYET TV

Yazının devamı...

Cenazemiz var

26 Şubat 2017

Yozgat’a gidiyorum.

Birkaç gün buralarda olamayacağım.

Dua edin, Fatiha okuyun lütfen.

*

Şimdiden çok teşekkürler.

Yazının devamı...

Şevki Yılmaz salladı: 16 Nisan hadisi varmış

25 Şubat 2017

Sallamış da sallamış.

*

Demiş ki:

- Kimse boşuna uğraşmasın.

- Hadis var.

- 16 Nisan’da evet çıkacak.

*

Eğer hakikaten de hadis varsa...

AK Parti...

- Niye tantanalı kampanyalara para harcıyor ki?

- Niye sekiz koldan mitinglere abanıyor ki?

- Niye şaşalı klipler çekiyor ki?

*

Ha Şevki Hoca?

Niye?

- Hadise mi inanmıyorlar?

- Sana mı?

Söyle.

Hangisi?

HEM SANDIĞA GİTMEZLER HEM DE AĞLAŞIRLAR

SANDIĞA gitmeme oranının en yüksek olduğu kesimler şunlar:

-Yüksek eğitimliler...

- Gençler...

- Kentliler...

*

En çok ağlaşanlar, en çok şikâyet edenler, en çok öfkelenenler de bunlar.

Nasıl oluyor bu iş, anlamadım ki!

 

ARINÇ, ÇELİK, ERGİN, KILIÇ’IN KÜLLİYE’YE GİTMESİNE DAİR

- ASLA küsmüyorlar.

*

- Asla kopmuyorlar.

*

- Asla inzivayı düşünmüyorlar.

*

- Asla tavır almıyorlar.

*

- Asla alınganlık göstermiyorlar.

 

KAMPANYA TAVSİYELERİ

- AK PARTİ’YE: Öyle bir konuşun ki... Ne milliyetçi oylar ürksün ne de Kürt oyları kaçsın.

*

- CHP’YE: Öyle az çalışın ki... Ne AK Parti oyları konsolide olsun ne de milliyetçi oylar bir tarafta biriksin.

*

- MHP’YE: Öyle bir çıkış yapın ki... Herkese ama herkese “Adamlar evet demekte haklı birader” dedirtin.

*

- HDP’YE: “Seni başkan yaptıracağız” diyerek öyle bir fırsata çevirin ki olayı... Eski güzel günler geri gelsin.

 

KUNDAKÇI SERBEST KALSAYDI

“TWEET atanı kodese tıkıyorlar, bina yakanı tahliye ediyorlar” denilecek ve “Türkiye’de adalet yoktur” hükmü geçerli olacaktı.

*

Kundakçıyı yeniden palas pandıras gözaltına alanlar...

“Türkiye’de adalet yoktur” algısının yerleşmesine izin vermediler.

*

Onlara “adalet nişanı” verilmesini teklif dahi ediyorum.

 

ZAVALLI TRUMP

KARİKATÜRE bakalım:

Trump Bey’in sevgili eşi, İlham Bey’i göstererek şöyle diyor: “Bak, onda gerçek bir güç var.”

*

Ne diyordu Burhan Kuzu hocamız?

“Zavallı Obama” diyordu.

*

Karikatürü görünce sanırım...

“Zavallı Trump” diyecektir.

 

YAZI ÖZLEMEMİN BEŞ SEBEBİ

- BİR: Kat kat giyinmekten bıktım da ondan...

- İKİ: Tişört giymeyi özledim de ondan...

- ÜÇ: Bodrum sokaklarını göresim geldi de ondan...

- DÖRT: Piknik yapmak istiyorum da ondan...

- BEŞ: Artık üşümekten sıkıldım da ondan...

 

SUS ASENA, SUS CANER

BİRBİRİNİZ hakkında konuştukça...

- İkiniz de küçülüyorsunuz.

- İkiniz de değersizleşiyorsunuz.

- İkiniz de çirkinleşiyorsunuz.

- İkiniz de ucuzlaşıyorsunuz.

- İkiniz de ayıp ediyorsunuz.

 

KALIN ÇİZGİ VAR

- CÜRET ile cesaret arasında...
- Açıksözlülük ile patavatsızlık arasında...
- Girişkenlik ile yüzsüzlük arasında...
Kalın bir çizgi var.

 

ANKARA DEDİKODULARI

- MELİH Gökçek “FETÖ ile CHP” adlı bir kitap yazmaya başlamış. Çok yakında piyasada olacakmış.

*

- Deniz Baykal referandum için 15 günlük yurt gezisine çıkmaya hazırlanıyormuş.

*

- Binali Bey gazete ve televizyon yöneticilerine “Kampanya tanıtım törenine bekliyorum” demiş, ardından da espriyi patlatmış: “Yoklama yapacağım, ona göre.”

*

- AK Parti’nin kampanya tanıtım töreni, Erdoğan’ın doğum gününe denk geliyor. Bu nedenle Erdoğan’ın hologram marifetiyle salona getirilmesi söz konusu imiş.

*

- İlham Aliyev’in eşini kendisine yardımcı ataması AK Parti içinde “Sırası mıydı şimdi bunun, tam da referandum öncesi” türü tepkilere yol açmış.

 

BİR DÜZELTME

Dünkü yazıda, “Karar Gazetesi’nde Binali Yıldırım haberine tek satır bile yer verilmedi” yazmıştım. Doğrusu, “Birinci sayfada tek satır bile yer verilmedi” olacaktı. Düzeltir, özür dilerim.

 

Yazının devamı...

Abdülhamid tutkunu sarhoş kundakçı

24 Şubat 2017

- Mehter marşlarını, kılıç şakırtılarını, Osmanlı’yı, padişahları, bilhassa Abdülhamid’i çok seviyormuş.

- Abdülhamid’in bilmem kaçıncı kuşaktan torunu olan Sultan Nilhan Hanım’a dil uzatıldığı için çok öfkelenmiş.

- “Yapılır mı ulan bu, Sultan Nilhan Abla’ya” diyerek kafayı çekmiş.

- Ve sarhoş olup benzin bidonunu kaptığı gibi... Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ni yakıvermiş.

*

Recep İvedik 5’in rekor üstüne rekor kırdığı bir Türkiye’ye...

Ne kadar da yakışan bir tip bu böyle!

*

Buradan savcılarımızı, yargıçlarımızı uyarıyorum:

Sakın hemen salıvermeyin bu herifi.

*

Çünkü bu herif...

Yine kafayı çekip...

“Verin ulan Sultan Nilhan Abla’ya Suada’yı” falan diyerek...

Ankara’yı yakmaya kalkışabilir.

CÜRET

AK Parti reklam filminde...

“Geleceğe cüret et” diye bir slogan var.

*

Sözlükler “cüret” kelimesine şu iki anlamı veriyor:

BİR: Yüreklilik, ataklık, cesaret...

İKİ: Düşüncesizce, saygıyı aşan davranış...

*

Ahali birinci anlamı esas alarak amel ederse sorun yok da...

Ya ikinci anlamı esas alarak amel ederse?

BİNALİ BEY HAYIRCILARA TÜRK TİPİ ÖPÜCÜK ATTI

DEDİ ki Binali Bey:

“Hayır da çıksa, evet de çıksa... Türkiye bölünmez.”

Ben hayırcıların yerinde olsam...

Alır bu sözü...

Referandum sloganı yapardım.

AK PARTİ İLE CHP’NİN EN ÖNEMLİ FARKI ŞU

AK Parti...

Referandum reklam filminde Mustafa Kemal Atatürk’ün 1920’lerde Anadolu topraklarında bir güneş gibi doğduğunu haykırır, haykırabilir.

*

CHP...

Referandum reklam filminde Fatih Sultan Mehmet’in 1400’lerin ortasında bir çağ açıp bir çağ kapadığından söz etmez, edemez.

SIRF MERAKIMDAN SORUYORUM

- MİHRİBAN Hanım’ı “Cumhurbaşkanı yardımcılığınız hayırlı olsun” diye arayan var mı?

*

- MHP’liler ayrı parti kursa... Tutar mı, tutmaz mı?

*

- Siyaset mi daha nankör, futbol mu?

*

- Karar gazetesi, Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklamalarına neden tek satır da olsa yer vermedi?

CHP’YE TAKTİK VERİYORUM

SAYIN CHP...

Size kimsenin söylemediği bir şey söyleyeceğim.

Lütfen dikkatli dinleyin:

*

Sesinizi ne kadar az çıkarırsanız, ortalıkta ne kadar az görünürseniz, miting sayısını ne kadar aza indirirseniz, polemiğe girme oranınızı ne kadar az sayıda tutarsanız...

Hayırcıların kazanma ihtimali o kadar artar.

*

Ki tüm bunları yapmak...

Sizin için hiç de zor olmasa gerek.

HAYIR ÇIKARSA

SUÇUN tümünü...

Devlet Bahçeli’nin üzerine yıkabilirler.

*

Aman Devlet Bey!

İÇİNDE SİLAH GEÇEN İKİ KONU VE İKİSİNİN DE DOĞRUSU

İÇİNDE “silah” geçen AK Parti’yle ilgili iki konu var gündemde.

İkisinin de doğrusu şöyle:

*

- BİRİNCİ DOĞRU: AK Parti Küçükçekmece ilçe binasında çekilmiş bir fotoğraf. AK Parti Küçükçekmece İlçe Başkanı ile Küçükçekmece Belediye Başkanı’nın yanında bir silah görünüyor. Bu fotoğraf, sanki yeni çekilmiş gibi dolaştırılıyor sosyal medyada. Oysa fotoğraf, ta 15 Temmuz akşamından... Yani darbe gecesi çekilmiş.

*

- İKİNCİ DOĞRU: Erdoğan’ın dünürünün yaptığı konuşmayı değişik çekimlerden en az seksen kere dinledim. Kanaatim şudur: “Silah” demiyor. “Siren” diyor. En küçük bir kuşkum bile yok... Zaten konuşmanın öncesine ve sonrasına, yani akışına bakıldığında da böyle bir sonuç çıkıyor. Yani silah falan yok.

*

Velhasıl...

Muhalefetin güzeli doğrular üzerinden yapılanıdır.

TAVSİYELER

- ANNELERE: Oğullarınızı şımartmayın.

*

- ERTUĞRUL ÖZKÖK’E: Yapamayan anlatır, yapan anlatmaz. Unutma!

*

- BARZANİ’YE: Ankara’dakilere fazla yakınlık gösterme, milliyetçi oylar ürker.

*

- İLHAM ALİYEV’E: Algı operasyonu çekme, bazı adımlarını referandumdan sonraya sakla.

*

- FEHMİ KORU: Yazında resmen ve alenen “Bahçeli tuzak kurdu” imasında bulunduğun halde “Ben öyle yazmadım” diyerek zekâmızla alay etme.

*

- MERAL AKŞENER’E: Zamanlama çok önemli... Eğer gerçekten de parti kurmaya niyetin varsa hemen kur. Gecikirsen sadece turşu kurmak zorunda kalırsın.

*

- FETULLAH GÜLEN’E: Bence gel artık.

*

- TAKSİCİLERE: Arada araçlarınızı bir havalandırın.

*

- KADİR TOPBAŞ’A: Maçka Parkı’na ve Belgrad Ormanı’na dokunma.

*

- ALMANYA’YA: Erdoğan mitingine izin vermiyor, PKK mitingine izin veriyorsun. Yapma bunu. Yapma.

Yazının devamı...

Hayırcılar terörist olmaktan nasıl kurtuldu?

23 Şubat 2017

“PKK, HDP, FETÖ, DHKP-C... Hepsi hayır diyor” diye her haykırdıklarında...

Bu haykırış...

Evet oylarına değil de...

Hayır oylarına yarıyor.

Anında tornistan yaptılar.

Artık pek haykırmıyorlar bu şekilde.

Eğer...

“PKK, HDP, FETÖ, DHKP-C... Hepsi hayır diyor” haykırışı...

Hayır oylarına değil de evet oylarına yarasaydı...

Terörist imasıyla suçlanmayan tek bir hayırcı bile kalmayacaktı.

Hadi yine iyisiniz hayırcılar!

Sırf evet oylarının artmasına yardımcı olmuyor diye...

Terörist olarak damgalanmaktan kurtuldunuz!


AK PARTİ NASIL HAYIR PROPAGANDASI YAPIYOR?
ŞÖYLE:

Önce hayır diyecekler için...
“Hain, gafil, teröristlerle yan yana” falan dediler.

Sonra baktılar ki...
Bu söylem tutmuyor.

Bu sefer başladılar...
“Hayırcılar da vatanını seviyor, hayır diyenlere bir sözümüz yok, hayırcı da başımızın üstünde” falan demeye...

Hayırcılar hakkında ettikleri bu son hayırlı sözler ise...
Düpedüz hayır propagandası olarak algılanıyor.

Kıssadan hisse:
Bin tart, bir konuş.


ÜSTÇAVUŞ HAKSIZ MI?
15 Temmuz’dan yargılanan sanıklardan bir üstçavuş, darbecilerin emir-komutadan faydalanarak kendilerini işin içine çektiklerini söyledikten sonra...

Şu tarihi saptamayı yapmış:

“Genelkurmay Başkanı, en yakınındaki yaverinin FETÖ’cü olduğunu anlayamamışken... Ben başımdaki generalin FETÖ’cü olduğunu nereden bileyim?”

Şu saptamanın ne kadar haklı olduğunu söylemek için...

Elinizi vicdanınıza falan koymanıza bile gerek yok.


ALİ AĞAOĞLU HAKİKATEN ÇOK UYANIK BİR ADAM
ALİ Ağaoğlu, tavlada Aydın Doğan’a yenilmiş.

Hem de ezile ezile...

Kan ter içinde kalkmış tavladan.

Normalde insanlar böyle bir yenilgiyi unutturmaya çalışırlar değil mi?

Ama hayır!

Bizim Ali Ağaoğlu, “Koskoca Amerikan Başkanı’nın ortağını yenecek kadar saf mıyım ben” falan diyerek...

Durumu kurtarmaya çalışıyor.

Bu adam gerçekten ele avuca sığamaz, gerçekten mağlup edilemez ve gerçekten çok uyanık.


DEVLET BEY AK PARTİ'YE TUZAK FALAN MI KURDU?
GÜYA Devlet Bey, AK Parti’nin yenileceğini bilerek referandum ateşini yakmış.

Ve böylece...

AK Parti’ye müthiş bir tuzak kurmuş.

Fehmi Koru kafasıdır bu...

Ne içmek lazım bu kafaya erişmek için?

Bu işlerden çakanlar bilgi verebilirler mi?


BİLİYORLARMIŞ AMA SÖYLEMİYORLARMIŞ
KEMAL Kılıçdaroğlu şöyle demiş:

“Berat Albayrak’ın Irak’ta ne yaptığını biliyoruz, söylemiyoruz.”

Kemal Bey’e üç şey söyleyip kaçacağım:

BİR: Biliyorsanız hemen söyleyeceksiniz.

İKİ: Söyleyemiyorsanız biliyoruz demeyeceksiniz.

ÜÇ: Hem biliyor hem söylemiyorsanız... Başka iş yapacaksınız.


EN SEVDİĞİM TARAFI
İSTANBUL’UN: Her semtinde her an her şey olabilirmiş gibi bir tarafı var ya... İşte o tarafını.

KÖTÜ FİLMLERİN: Sardırarak izlediğin halde hiçbir şeyini kaçırmış olmuyorsun ya... İşte o taraflarını.

YAKIN ARKADAŞLARIN: Yanlarındayken saçma sapan şeyler söylüyorsun ve zerre kadar yadırganmıyorsun ya... İşte o taraflarını.

İMAMLARIN: Ağızlarından bal damlar gibi kıssa anlatmasını beceriyorlar ya... İşte o taraflarını.

CANAN KARATAY’IN: En tavizsiz anında bile yüzünde gülümsemeye yakın duran bir ifade var ya... İşte o tarafını.

KEDİLERİN: Sen istediğin zaman değil de kendileri istediği zaman yanına geliyorlar ya... İşte o taraflarını.

BİNALİ YILDIRIM’IN: Son tahlilde pek başarılı olamasa da sürekli bir espri yapma gayreti var ya... İşte o tarafını.

ASOSYALLİĞİN: Sürekli bir performans sergilemek zorunda kalmıyorsun ya... İşte o tarafını.


MİHRİBAN SİSTEMİ
SİSTEMLER dörde ayrılır:



BİR: Parlamenter sistem...
İKİ: Başkanlık sistemi...
ÜÇ: Yarı başkanlık sistemi...
DÖRT: Mihriban Aliyeva sistemi...


ANGELİNA
ANGELINA Jolie, Kamboçya’ya gitmiş...

Ve orada örümcek ve akrep kızartıp bir güzel yemiş.



“Gel, seninle baş başa örümcek ve akrep yiyelim” diyen Angelina Jolie bile olsa...

Oradan arkama bile bakmadan kaçarım.


Yazının devamı...

Hangisi daha iyi bozkurt yapıyor

22 Şubat 2017



Kemal Bey dudaklarına muzaffer bir kıvrım konduruyor... Binali Bey ise ironik bir kıvrım...

Kemal Bey işareti kayıtsız bir alışkanlıkla yapıyor... Binali Bey ise doğru yapmaya fena halde çabalayarak...

Kemal Bey’de işareti ele geçirme çabası var... Binali Bey’de ise işaretle selam çakma çabası...

Kemal Bey işareti kendisine yakıştırmasını biliyor... Binali Bey ise kendini işarete yakıştırmasını biliyor.


ANLATIN ŞU KİTAPÇIK FIRLATMA İŞİNİ AHMET NECDET SEZER
“HAYIRCILAR teröristlerle el ele” dediler.
Pek tutmadı.

“Beka sorunu var” dediler.
Pek anlaşılamadı.

“İstikrar çok mühim istikrar” dediler.
Pek oturtulamadı.

Ve sonunda iş geldi dayandı...
Ahmet Necdet Sezer’in seneler önce Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Başbakan’a sinirlenip anayasa kitapçığını fırlatması hadisesine...

Şimdi bununla propaganda yapıyorlar.

Diyorlar ki:

Evet çıkmazsa...

Cumhurbaşkanları, başbakanlara anayasa kitapçığı fırlatır.
Ve ekonomik kriz çıkar.

Buradan Ahmet Necdet Sezer Beyefendi’ye sesleniyorum:

Üzerinizden yürütülen evet kampanyasından zerre kadar rahatsız oluyorsanız...

Lütfen çıkıp...

“Anayasa kitapçığını fırlattım fırlatmasına da hele bir sorun neden fırlattım” diye konuşmaya başlayınız.

Yoksa şu iki şeyi düşüneceğim:

BİR: Üzerinizden yürütülen evet kampanyasından zerre kadar rahatsızlık duymadığınızı, “Bana ne yahu evet ya da hayır denmesinden” falan dediğinizi ve bencillikte zirve yaptığınızı düşüneceğim.

İKİ: Söyleyecek bir sözünüzün olmadığını düşüneceğim.

Bu iki seçenekten hangisinin daha kötü olduğunu ben bilemedim, belki siz bilirsiniz Ahmet Necdet Bey.


ERDOĞAN'IN DÜNÜRÜNÜN YAPTIĞI SUÇ MUDUR?
CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın dünürü Orhan Uzuner, deprem ve darbe gibi olumsuz durumlarda hızlı haberleşmeyi sağlamaya yönelik bir çalışma başlatmış.

Orhan Uzuner’in bu örgütlenmesinde...

Silah yok.
Silaha dair bir eğitim yok.
Kalkışma hazırlığı yok.
Gizli kapaklı bir iş yok.
Karanlık bir amaç yok.

Peki ne var?

Şu var: Hande Fırat’lık yapmak var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünürü Orhan Uzuner, gayelerini şöyle açıklıyor:

“Darbe gecesi Hande Fırat ne yaptıysa onu yapacağız.”

Böyle bir çabaya...

“İşte Erdoğan’ın milisleri” diye başlık atmak da neyin nesi?

Ne yani?

Darbe gecesi Hande Fırat’ın yaptığı şeyin yapılmasında ne sakınca var?


ŞU OTOBÜSÇÜYÜ GETİRİN KETENPEREYE
İSMİ lazım değil.

Firması hep olaylı olan otobüsçünün teki...

“16 Nisan’da evet diyen vatandaşlarımızı ücretsiz taşımak için çalışmaya başladık” diye tweet atmış.

Hayırcılar!

Ben sizin yerinizde olsam...

“Evet” diyorum deyip bu otobüsçüyü ketenpereye getirip kendimi bedava taşıtırım.


ÜÇ YUMUŞAK KARIN
BİRİNCİ YUMUŞAK KARIN: “İyi ama ya bu yetkiler Erdoğan’dan başkasının eline geçerse ne olacak?”

İKİNCİ YUMUŞAK KARIN: “İyi ama mevcut sistemde zaten istenen her şey yapılamıyor mu?”

ÜÇÜNCÜ YUMUŞAK KARIN: İyi ama cumhurbaşkanının aynı zamanda parti genel başkanı olması da nereden çıktı?”


BUNLAR GİBİ GİYİNSEM BAŞIMA NE GELİRDİ?
EN baştaki gibi giyinsem...

Balat’ta arkadaşlar kahveye almazlardı beni.



İkinci sıradaki gibi giyinsem...

Annem “Oğlum kafayı mı yedin, sen de herkes gibi giyinsene” derdi.

Ortadaki gibi giyinsem...

“Deniz Seki’nin nişanlısı gibi giyinmişsin, bu ne” diye üzerime gelinirdi.

Dördüncü sıradaki gibi giyinsem...

İşyerinde herkes arkamdan kıs kıs gülerdi.

Beşinci sıradaki gibi giyinsem...

“Yaşlandıkça ne yapacağını şaşırıyorsun, bunun sonu motosiklet” derlerdi.


YARATICI ŞEYLER
“MENFEZ paşası” tabirini ilk kim buldu acaba? Şahane!

Recep İvedik’in okul ürünleri çıkmış... Zamanın ruhuna uygun!

“Milliyetçilik ayak altından baş üstüne çıktı” dedi başka bir arkadaş. Aynen!

Başbakan, “Şili” ve “Şile” ses benzerliğinden yararlanarak CHP’ye çakmış. Yaratıcı gayret var ama espri fena!

SON 24 SAATTE NE OLDU

Yazının devamı...