"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Hayırcılara ya da evetçilere bakarak karar vermeyin

7 Şubat 2017

Sevmedikleriniz, beğenmedikleriniz, kıl olduklarınız, ifrit olduklarınız, tutmadıklarınız, nefret ettikleriniz, asla benimsemedikleriniz, hep kuşkuyla yaklaştıklarınız vardır muhakkak.

*

‘EVET’çiler içinde de...

Sevmedikleriniz, beğenmedikleriniz, kıl olduklarınız, ifrit olduklarınız, tutmadıklarınız, nefret ettikleriniz, asla benimsemedikleriniz, hep kuşkuyla yaklaştıklarınız vardır muhakkak.

*

Siz Başbakan Binali Yıldırım’ın...
“Hayırcılara bakın, ona göre karar verin” demesine bakmayın.

Siz asıl referandumda oyunuza sunulacak olan sistemin ne getirip ne götürdüğüne bakın.

*

Bakın bakalım, getirilen yeni sistem...

- Kuvvetleri ayırıyor mu, birleştiriyor mu?

- Denetimi getiriyor mu, ortadan kaldırıyor mu?

- Meclis’i aktifleştiriyor mu, anlamsızlaştırıyor mu?

- Tek adamlığa kapıyı kapatıyor mu, ardına kadar açıyor mu?

- Özgürlükleri artırıyor mu, daraltıyor mu?

- Denge ve frene geçit veriyor mu, önünü kesiyor mu?

Bunlara bakın ve kararınızı ona göre verin.

*

Yoksa “eyvah” bile diyemeden “yandım Allah” demek zorunda kalırsınız ki...

Hafazanallah! Hafazanallah!

VE İŞTE BU DA EVET CEPHESİNİN FİLMİ

HAYIR cephesinin filmini biliyoruz.

Adı: “No”.

*

Dün gece öylesine takılırken şak diye karşıma çıktı...

Evet” cephesinin filmi.

*

Filmin adı: “Yes man”.

Jim Carrey başrolde.

*

Konu: Her şeye hayır diyen bir adamın her şeye evet demeye başlamasıyla renklenen hayatı...

*

Şu kadarını söyleyeyim:

Bu film, en katı hayırcıları bile yumuşatır.

*

Binali Bey, teşkilatlara izletin şu filmi bence.

İŞTE AHMET TÜRK BUDUR

- HAPİSTEN çıktığı andan itibaren hep en olumlu, en birleştirici mesajları vererek vakar sahibi olduğunu kanıtladı.

*

- Bahçeli ve Baykal’a teşekkür ederek ne denli kadirbilir olduğunu gösterdi.

*

- Kendisine kelepçe takılmadığını, düşmemesi için koluna girildiğini söyleyerek sonuna kadar dürüst olduğunu ortaya koydu.

*

- Hapislik günlerinde kendisine iyi davranıldığını söyleyerek hakikatten bir milim bile ödün vermeyeceğini vurgulamış oldu.

TÖVBE KAPISI AÇILIRSA BÜTÜN FETÖ’CÜLER O KAPIDAN GİRER

HAYRETTİN Karaman “Tövbe eden FETÖ’cülere bir şans daha verilsin” demiş.

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

Böyle bir şans verilse...

Tövbe edip kurtulmayan tek bir FETÖ’cü bile kalmaz.

Çünkü FETÖ’cülük, tamamen kandırma üzerine kurulu bir ideolojidir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN OFİS HAYATI TÜYOLARI

- ŞU üçüyle arayı çok iyi tutun: Çaycı, bina müdürü ve mali işler müdürü.

*

- Sıkıldığınızda gideceğiniz odası konforlu en az iki arkadaş edinin.

*

- Çekmecelerinizden birini atıştırmalıklarla doldurun.

*

- Tepedekilerin asistanlarına gülücük atın.

*

- Bilgisayarınıza klasik oyunları yükletin.

*

- Masanızın üstünü mümkün mertebede dağınık tutun ki sizde bir numara var sansınlar.

GINA GELDİ ŞU ÜÇ ÖZLÜ SÖZDEN

- BİR: Kedi uzanamadığı ciğere murdar der.

*

- İKİ: Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir.

*

- ÜÇ: “Her lafa verecek cevabım var...” diye başlayan o malum tirat.

EN SEVDİĞİM LİSTELER

- ÖLMEDEN önce izlenmesi gereken filmler listesi.

- Dünyanın en ilginç 10 oteli listesi.

- İstanbul’un en iyi 20 kebapçısı listesi.

- Bilmem kimden nefretimin 20 sebebi listesi.

KALKINMA BAKANI’NDAN GELEN AÇIKLAMA

DÜN yazdığım yazıyla ilgili olarak Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’ın açıklaması aynen şöyle:

“Şanlıurfa ziyaretimizde Urfalı esnafın yüzde 90 evet dediğini dile getirdim. Ancak bazı işgüzarlar ve internet siteleri, bunu referandum için Türkiye geneli tahmini gibi yansıttılar. Bu çarpıtmadır. Milletimizin referandumda güçlü bir şekilde evet diyeceğine inancım tamdır.”

KONUYU KAPATALIM

GÜLSE Birsel’in “Ayaklar baş oldu bebeğim, artık hepimiz prensesiz” yazısından sonra...

Nilhan Sultan meselesini kapatalım diyorum.

GİTTİ/GELDİ

- GİTTİ: “Sana kayyum atarım ha!” şakası...

*

- GELDİ: “Seni Varlık Fonu’na devrederim ha!” şakası...

Yazının devamı...

‘Bölücüler hayır diyor, sen de hayır diyorsun, demek ki sen de bölücüsün’ mantığı

6 Şubat 2017

Demiş ki:

Bölücüler “Hayır” diyor.

Siz de “Hayır” diyorsunuz.

Hani nerede aranızdaki fark?

*

Bu mantık geçerli kabul edilirse...

Şu zalim ve haksız mantık da geçerli kabul edilir ki aman Allah muhafaza!

İslamcı teröristler Allahu ekber diyor.

Siz de Allahu ekber diyorsunuz.

Hani nerede aranızdaki fark?

*

Bu mantık geçerli kabul edilirse...

Şu saçma ve mübalağalı mantık da geçerli kabul edilir ki aman Hak saklasın!

FETÖ’cü Emre Uslu da “Evet” diyor.

Siz de “Evet” diyorsunuz.

Hani nerede aranızdaki fark?

*

Bu mantık geçerli kabul edilirse...

İşler şu noktaya kadar vardırılabilir ki aman ha aman!

Gerçek acıdır.

Biber de acıdır.

O halde gerçek biberdir.

*

(NOT: İmam hatipte mantık dersinden hep 10 alırdım.)

 

‘SİZ BENİM BENZERİMSİNİZ GALİBA’ DEDİ KEMAL BEY

BİRKAÇ ay önce ortaya çıkmıştı bu benzerlik hikâyesi.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Emre Bilgili, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na o kadar çok benziyordu ki...

Görenler şaşkınlığa düşüyordu.

*

Aylar önce bu konu epey muhabbet konusu oldu âlemlerde.

Tam unutulmuştu ki...

Geçen gün şöyle bir olay gerçekleşti:

*

Ahmet Emre Bilgili, Ankara’dan İstanbul’a gitmek üzere uçağa bindi.

Uçağın en önünün bir arkasındaki koltuğa oturdu.

Uçağa bir heyet girdi, Bilgili kafasını kaldırdı ve Kemal Kılıçdaroğlu ile göz göze geldi.

Kısa bir süre bakışma...

Ardından Kemal Bey, Bilgili’ye...

“Siz benim benzerimsiniz galiba” dedi.

Bilgili de “Evet, ben oyum” diye karşılık verdi.

Selamlaşıp el sıkıştılar.

Kısa ve samimi bir sohbet çevirdiler.

*

Uçak indikten sonra Sabiha Gökçen Havaalanı’nın VIP aracına bindiler.

Araçta eski bakanlardan Hüseyin Çelik de vardı.

İki benzerin fotoğrafını çekmek isteyenler olunca Kemal Bey, “Hüseyin Bey çeksin” dedi.

Ve Ahmet Emre Bilgili’nin telefonuyla Hüseyin Çelik, işte bu fotoğrafı çekti.

*

Kemal Kılıçdaroğlu, çekilen fotoğrafa bakıp...

“Benziyoruz ama ben daha şişman görünüyorum” dedi.

*

Araçtan indiler.

Sabiha Gökçen’in VIP Salonu’na doğru yürüdüler.

Orada Kemal Bey’i karşılamak için bekleyenlerin bazıları Kemal Bey yerine Ahmet Emre Bilgili’ye doğru yönelince...

Ahmet Emre Bilgili nazikçe müsaade isteyerek salonun kuytu bir yerine doğru çekildi.

*

Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine!

 

YÜZDE 90/95 ‘EVET’ DİYORMUŞ

KALKINMA Bakanı Lütfi Elvan’a göre...

Vatandaşların yüzde 90/95’i “Evet çıkar” diyormuş.

*

Aslında evet cephesi açısından tehlikelidir bu tür açıklamalar.

*

Neden mi?

Çünkü...

“Bizim taraf yüzde 95’le kazanıyormuş, o halde benim evet için çalışmama da sandığa gitmeme de gerek yok” duygusu egemen olabilir evet cephesine.

Bu duygu da en çok hayırcılara yarar.

*

Bu işleri en iyi AK Partili Ekrem Erdem bilir.

Lütfi Elvan’a tavsiyem Ekrem Erdem’le iki dakika sohbet etmesidir.

 

TAVSİYELER

TRUMP’A: Koluna “Beni yalnız Tanrı yargılar” diye dövme yaptır.

*

NUSRET’E: Bence tadında bırak.

*

CANER’E: Bitir şu balayını, sinir etme alayını.

*

FERDİ TAYFUR’A: Atatürk’ü seviyorum demişsin... Bir daha söyle...

*

HERKESE: Özay Gönlüm’ü unutmayın, unutturmayın.

 

TAVLA DEDİKODULARI

CAVİT Çağlar var ya... Tavlada müthiş. Hem şansı var hem de oynarken çenesi çok kuvvetli.

*

Mesut Yılmaz ile Cavit Çağlar kapışsa... Bu bol şans ve bu kuvvetli çeneyle Cavit Çağlar galip gelir. Kesin. Net.

*

Fakat adını vermek istemediğim bir tavla ustası, Cavit Çağlar’ı yenebiliyor. Ancak ne mutlu ki onu da ben yeniyorum. Hem de çok sık.

 

EVDE ÇALIŞMA VS OFİSTE ÇALIŞMA

EVDE hiyerarşi yok... Ofiste gizli-açık her türlü hiyerarşi mevcut...

*

Evde koyuver gitsin... Ofiste dikkat üstüne dikkat...

*

Evde sıkılınca Sekter sevmece... Ofiste sıkılınca çöp sepetine basket yapmaca...

*

Evde sosyalliği özle... Ofiste asosyalliği özle...

 

KUSURA BAKMA BEBEĞİM

NİLHAN Sultan’a hepimiz bir şey dedik ama en şahanesini Gülse Birsel dedi.

*

Gülse Birsel’in söyledikleri şunlar:

Kusura bakma bebeğim.

Artık prenses benim.

Ayaklar baş oldu baş.

*

“Hahahahaha” diyorum, başka da bir şey demiyorum.

Yazının devamı...

Elif Türkmen Doğan’la ilgili birkaç izlenim

5 Şubat 2017

*

- “Yanlış yaptım, hata yaptım” dese... Belki de olayı hafifletip tartışmaları boşa düşürecek. Ama demiyor.

*

- “Yanlış yaptım” dese... “İstifa ediyorum” dese... Ardından da “Ne mutlu bana ki söz konusu parayı cebime atıp istiflememişim” dese... Belki yine olayı hafifletecek. Fakat heyhat!

*

- Hem “Partimin istifa çağrısına uyarım” diyor, hem de “İstifa etmemi gerektiren bir durum yok” diyor. Yani partisinin kendisine gereksiz, haksız ve insafsız bir istifa çağrısında bulunduğunu ima ediyor. Yani “asla zarar vermem” dediği partisine zarar veriyor.

*

- Tıpkı partisi gibi kendisi de kriz yönetiminden hiç ama hiç anlamıyor. Susulmaması gereken anda susarak konuyu geçiştirebileceğini düşünüyor. Sonra konuşuyor. Ama çok geç kalmış oluyor.

*

- Bazen yiğitlik, istifa etmeyerek değil istifa ederek sergilenir. Bundan hiç ama hiç haberi yok.

SİZİN ECDADINIZ KİM?

NİLHAN Osmanoğlu kendisini eleştirenlere şöyle seslenmiş:

“Sizin ecdadınız kim?”

*

Benim ecdadım Deli İbrahim’dir Nilhan Hanım.

Var mı diyeceğin?

ÖZCAN PURÇU SEN TEMİZ KAL

ROMAN milletvekili Özcan Purçu’nun temiz, tertemiz kalmasını öyle çok istiyorum ki...

*

Hakkında çıkan çirkin iddialara cevap verirken gördüğümde...

İçim titredi resmen.

EVET Mİ, HAYIR MI?

KARŞISINDAKİ kitleye “evet mi, hayır mı” diye sorup istediği cevabı almak isteyen siyasilere sesleniyorum:
Ahali iyice alışmadan sormayın bu soruyu...

Yoksa rezalet çıkabilir.

HAYIR’A ÇALIŞAN ŞEYLER

- Rektör, kaymakam gibi kamu görevlilerinin evet kampanyasına katılması...

*

- “Hayır” diyenlerin dibinde hemencecik polisin bitmesi...

*

- “Bana evet demem için üç neden söyle” sorusuna hap gibi bir cevap verilememesi.

*

- Reklamda geçen hayır sözcüğünden bile buram buram korkulması...

İNADINA İKİSİNE DE LAF ÇAKACAĞIM

AK Parti’yi eleştirince...

“Bravo! Şak! Şak! Şak! Yürek mi yedin! Aferin! İşte tarafsızlık! İşte aydın tavrı!” falan filan...

*

CHP’yi eleştirince...

“Hükümete yaranmaya çalışıyorsun! Taraflısın! Korkaksın! Aydın değilsin!” falan filan...

*

Bi yürüyüp gidin işinize!

 

YALANCI ÇOBANLAR

BAŞBAKANLIK bir selamlaşma genelgesi yayınlamış.

Hayırlı günler, hayırlı işler” falan demek yasaklanmış bu genelgeyle.

*

Bir anda herkesin diline düştü bu genelge.

Sosyal medyada elden ele dolaştırıldı.

*

Oysa genelge baştan sona sahte.

Sahtekârın teki oturmuş, böyle bir yalan uydurmuş.

*

Hadi işin ahlak boyutunu bir anlığına bir tarafa bırakıp soralım:

Önce yalan söyleyenin sonra söylediği doğruya kim inanır?

EN SEVDİĞİM BEŞ TÜRKÜ

1- DRAMA KÖPRÜSÜ: Hele bir de Ruhi Su söylerse... Tadından yenmez.

*

2- CEMALİM: Ürgüp yöresinden... Erkin Baba bile söyledi bu türküyü... Muhteşemdir.

*

3- GESİ BAĞLARI: Selda Bağcan söylerken ve Tanpınar’ın “Beş Şehir”i okunurken dinlenecek. Başka türlü olmaz.

*

4- İŞTE GİDİYORUM ÇEŞMİ SİYAHIM: Üst üste 45 kere dinlenir, yine de bıktırmaz.

*

5- ALTIN HIZMA MÜLAYİM: Irak Türkmen duyarlılığının naifliğine kurban olurum ben.

BEN ARTIK BİR OFİS İNSANIYIM

- Elim ikide bir masamın yanındaki kahve makinesine gidiyor.

*

- Odamın kapısının önüne çıkıyorum sık sık... Amaçsızca, istemsizce.

*

- Keyfim yerinde olduğunda iki çay söylüyorum, biri açık.

*

- Öğle yemeklerini ofiste gruplaşmak için fırsata çeviriyorum.

*

- Çalışma arkadaşlarıma “hacı, başkan, hoca, müdür, hafız” falan diye sesleniyorum.

*

- Ofis ortamında küçük gerginlikler yaratmaya bayılıyorum.

*

- Uzun toplantılardan çok ama çok hoşlanıyorum.

*

- En küçük bir sorunu bile toplantıyla çözmeye çalışıyorum.

*

- Ofiste rivayet, tevatür çıkarıyor, gıybet çeviriyorum.

*

- Ofisimin penceresinden Bağcılar manzarasına bakıp bakıp iç geçiriyorum.

*

- Arayan herkese “toplantıda” dedirtmenin keyfini çıkarıyorum.

*

- Sabahları ofise girdiğimde acayip enerjik bir şekilde “günaydın” diyorum.

*

- Bel ve sırt ağrılarımda bir artış kaydediyorum.

*

- “Bunlar benim arkamdan ne dedikodu çeviriyorlardır ama” falan diye tatlı tatlı kuşkulanıyorum.

*

- Mali işler sorumlusundan ve bina müdüründen ben de gıcık kapmaya başlıyorum.

Yazının devamı...

İslam, terör, Merkel, Erdoğan

4 Şubat 2017

Teorik olarak...

İslam gibi bir barış dini ile terör gibi bir insanlık suçunun yan yana getirilmesi asla kabul edilemez.

*

Ama birader, bunun tek suçlusu ve sorumlusu Merkel mi?

Merkel, “İslam” ile “Terör” kelimelerini yan yana getirmeyince sorun çözülür mü?

*

- Allahu ekber diye saldırmıyor mu eli silahlı cani sürüleri?

- İslam diye kafa kesmiyor mu barbarlar ordusu?

- Cihat diye patlatmıyor mu kendini haşhaş çetesi?

Tertemiz İslam ile kapkaranlık terörü asıl yan yana getirilmesine eşsiz katkılar sunanlar, bu insanlıktan nasip almamış vahşiler değil mi?

*

Merkel’e “Hey dostum! İslam ve terörü yan yana getirme!” denilecek tabii.

*

Ama etkili olabilmek, önemli bir etki uyandırabilmek için.

Bunun en az bin katını...

Merkel’den önce...

Bu canilere, bu barbarlara, bu haşhaş çetesine, bu vahşilere demek zorundayız.

YUH ARTIK

YAPTIKLARI karikatürde...

Şeytanın Allah’a hayır demesinden yola çıkarak...

Hayırcıları Allah’a hayır diyenlere benzetmişler.

*

Oha! Yuh!

*

Bu karikatürü düşünen zihniyete soruyorum:

Senin Allah’ın başkanlık sistemi mi?

*

Eğer öyleyse...

“Senin taptığın sana, benim taptığım bana...”

AH KEŞKE, KEŞKE

ABD’de askeri darbe olabilirmiş.

Ay hadi inşallah!

Niye mi?

“Darbeyi haber alır almaz ‘Bizim çocuklar yaptı’ demek istiyorum da ondan...

GİZLİ HAZ

- EVETÇİ gördüğümde... “Hayırlı cumalar” diyorum.

- Hayırcı gördüğümde... “Cumanız mübarek olsun” diyorum.

Ben galiba ikisinin de ifrit olmasından gizli bir haz duyuyorum.

BRAVO MEHMET GÖRMEZ

HAVAALANLARINA koşup Müslümanlara sahip çıkan güzel Amerikalılarla ilgili olarak bir açıklama yaptı Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez...

Dedi ki:

“İyilikler ve güzellikler görüyoruz. Bazı insanların kitleler halinde havaalanlarına akın etmesi son derece önemlidir. Bize umut veriyor. Bence bu umutları yükseltmek ve çoğaltmak gerekir.”

*

Teşekkürler Mehmet Görmez.

Hakkaniyetiniz için.

NİSAN SONUNA KADAR İYİYİZ

NİSAN sonuna kadar bazı ürünlerdeki vergiyi sıfırladı hükümet.

*

Yani vatandaşa “Nisan sonuna kadar iyisiniz, sonrasına karışmayız” mesajı veriliyor.

*

Ahalinin o kadar da ince düşünmeyeceğinden o kadar eminler ki!

İşte bu yüzden...

“Yahu böyle çok doğrudan olur, bari mayıs sonu falan diyelim de doğrudan referandumu hedeflediğimiz anlaşılmasın” falan demeye bile gerek duymuyorlar!

HÜRRİYET KİTAP SANAT

BÜTÜN bir gençliğim kültür sanat dergilerini takip etmekle geçti.

Mavera, Adam Sanat, Yedi İklim, Gösteri ve diğerleri...

*

Sonra kopuş.

*

Dün “Hürriyet Kitap Sanat”ı elime aldığımda eski bir hatırayı yâd eder gibi oldum.

*

Tıpkı eski günlerde olduğu gibi önce sayfaları çevirdim.

“Geleceğin 10 yazarı” bölümünü yavaş geçtim.

Sanat haberlerine baktım.

Sonra okunacakları belirledim.

Kısacası...

Çok mesut oldum çok.

*

Emeği geçen herkese binlerce teşekkür.

Bundan sonra cumaları iple çekmem için muhteşem bir gerekçem var.

NİLHAN SULTAN MAVRALARI

- BİZİM İrfan Değirmenci’nin attığı tweet’i gördüm. “Tek sultanımız var, o da Türkan Sultan” diyordu. Hoştu.

*

- Aklıma nedensizce geliverdi... “Tek paşamız var, Zeki Müren Paşamız” dedim. İstemsizce gülümsedim.

*

- Sosyal medyada mizah zekâsı çok gelişmiş bir arkadaş ise “Evde suada yapımı” diye bir video hazırlayıp Nilhan Sultan’a yollamış. Kahkahayla izledim.

*

- Başka bir hınzır Twitter kullanıcı ise... “Kendisini Osmanlı torunu olarak tanıtıp sizden ada, yarımada, saray ya da kontör isteyenlere itibar etmeyiniz” şeklinde bir tweet atmış. Koptum resmen.

*

Nilhan Sultan!

Sayende epey güldük.

Hay sen çok yaşa e mi?

NİLHAN SULTAN’LA ALACAK VERECEK HESABI

DEDESİNDEN kalma alacaklarını istiyor Abdülhamid’in torunu Nilhan Hanımefendi...

*

Verelim alacaklarını...

Hepsini verelim.

*

Hemen ardından da düyun-i umumi falan diyerek...

Osmanlı’nın son devrindeki tüm borçlarının faturasını burnuna dayayıp kendisinden tahsil etmeye kalkalım.

*

Şundan eminim:

Zararlı çıkacağını anladığı anda...

Bütün taleplerinden vazgeçip arkasına bakmadan kaçacaktır.

Yazının devamı...

İlber Hoca, şu Nilhan Sultan'a ağız dolusu 'Cahil' der misiniz lütfen

3 Şubat 2017

Nilhan Sultanımıza göre...

Menderes’i parlamenter sistem astırmış.
Kenan Evren’e darbeyi parlamenter sistem yaptırmış.
FETÖ’yü parlamenter sistem palazlandırmış.
Bir şiir okudu diye Erdoğan’ı hapse parlamenter sistem attırmış.

Bunları söylüyor Nilhan Sultan...
Ardından da ekliyor:
“Yetti gayri yetti... Canımıza yetti bu parlamenter sistem.”

Nilhan Sultan’ın söylediklerinin tümü yanlış.

Bir kere... Menderes’in asılmasıyla parlamenter sistem arasında en küçük bir ilinti kurulabilecek gibi olsaydı... Burhan Kuzu Hocamız, Melih Gökçek Başkanımız ve Ak trol ordumuz hiç bu işi Nilhan Sultan’a bırakmazlar, kendileri havalandırırlardı.

İkinci olarak... Eğer 12 Eylül 1980 tarihinde Türkiye’de başkanlık sistemi olsaydı... Darbe yapmak çok daha kolay olurdu. Kenan Paşamız bir sürü partiyi kapatmakla, liderleri hapse tıkmakla uğraşmaz, sadece başkanı devirerek işini kolayca bitirirdi.

Üçüncü olarak... Sızmacılığıyla meşhur, sinsiliğiyle maruf FETÖ adlı örgüt, başkanlık sisteminde çok daha rahat çalışırdı. Parlamenter sistemde çok fazla yere sızmak için acayip vakit ve enerji harcamak durumunda kalan FETÖ, başkanlık sisteminde sadece başkanı ele geçirip çıkardı işin içinden...

Son olarak... Şiir okuyanların hapse tıkılmasının yönetim sistemiyle bir alakası yok ki! Ceberut olmakla bir alakası var. Ceberut olmayı kafaya koyduktan sonra ister başkanlık sistemi olsun, ister parlamenter sistem... Şiir okuyanı pervasızca atarsın hapse...

İlber Hocam! İlber Hocam!
Şu Nilhan Sultan’a... Ağzını doldurarak...
“Sultan... Cahil sultan... Hele hele cahil sultan” diye atarlanır mısın lütfen?




NİLHAN HANIM, SUADA'YI İSTİYORMUŞ
“ORASI dedemin, verin orayı bize” diyormuş Nilhan Hanım.

Bir kendini bilmez de çıkmış, “Buna Suada yerine Yozgat’ı verelim” demiş.

Hop dedim!

Bize de derler Çapanoğlu, yâr fidan boylum, Yozgat’ın tek bir çakıltaşını bile vermeyiz. Hadi Nilhan Sultan hadi! Allah versin.




CANAN HOCA VE TURŞU
TAM da Canan Karatay Hocamızın sağlıklı beslenme konusunda artık vereceği herhangi bir öğüt kalmamıştır diyordum ki...

Gülben Ergen’e verdiği röportajda şöyle demiş Canan Hoca:

“Turşu ye, genç kal.”

İyi de Canan Hocam, ta Adile Naşit/Münir Özkul döneminden kalma çok mühim bir sorunumuz var:

“İyi bir turşu sirkeyle mi yapılır, limonla mı?”

Lütfedip şuna da bir racon keser misiniz lütfen.


YAPIYORSUN, YAPMA
KİŞİYE göre sistem geliştiriyorsun, geliştirme.

Kuvvetleri tek elde topluyorsun, toplama.

Kâbe’yi referanduma bulaştırıyorsun, bulaştırma.

Trump’tan bir şey bekliyorsun, bekleme.


İKİ FOTOĞRAF DÖRT FARK
İKTİDARIN gözde kaymakamı iken FETÖ’den tutuklanıp hapse yollanan Kaymakam Kadir Güntepe’nin iki fotoğrafı arasındaki dört fark şöyledir:



BİR: Birinci fotoğrafta sınıflarını doğrudan geçmiş gibi... İkinci fotoğrafta okumayıp serkeşlik etmiş gibi...

İKİ: Birinci fotoğrafta alabildiğine resmi... İkinci fotoğrafta alabildiğine gayriresmi...

ÜÇ: Birinci fotoğrafta arkasına devleti almanın özgüveni içinde... İkinci fotoğrafta telaşlı bir asi...

DÖRT: Birinci fotoğrafta önüne gelene “terörist” derken... İkinci fotoğrafta kendisine “terörist” denilirken...


NURİ PAKDİL HAKKINDA
NURİ Pakdil görünmesini bildiği kadar, inzivaya çekilmesini de bilir.

Nuri Pakdil yüzünü Doğu’ya döndüğü kadar, Batı’ya dönmesini de bilir.



Nuri Pakdil Dede Efendi dinlediği kadar, Beethoven dinlemesini de bilir.

Nuri Pakdil Kudüs’ü sevdiği kadar, Paris’i sevmesini de bilir.

Nuri Pakdil “biat” dediği kadar, “olanak” demesini de bilir.

Nuri Pakdil bağlanmasını bildiği kadar, isyan etmesini de bilir.

Kısacası “İslamcı yazar” tarifi, yetmez karşılamaya Nuri Pakdil’i...


BANA KIZMAYIN EY CHP'LİLER
BANA niye laf söylüyorsunuz ki ey CHP’liler... Söyleyecekseniz gidin bu milletin kesesine 1 milyon 200 bin liralık fatura çıkaran milletvekilinize söyleyin.

Benimle niye uğraşıyorsunuz ki ey CHP’liler... Uğraşacaksanız gidin yanlış yapmış milletvekiliyle bile doğru dürüst hesaplaşamayan partinizle uğraşın.

Bana niye kızıyorsunuz ki ey CHP’liler... Kızacaksanız herhangi bir krizi yönetme becerisine sahip olmayan partinizin yöneticilerinize kızın.


ZULÜM
SERDAR Ortaç’ın Pink Floyd’dan söylediği şarkıya maruz kalmaktan daha büyük bir zulüm olabilir mi?


GİTTİ / GELDİ
GİTTİ... “Kimse Türkiye’nin gücünü test etmesin.”

Geldi... “Aklını başına topla.”

Yazının devamı...

Saray'ın elektrik faturası, Elif'in haberleşme faturası

2 Şubat 2017

“Siz bizimkinin faturasını bırakın da asıl Saray’ın elektrik faturasına bakın.”

Saray olmasa, Saray’ın elektrik faturası olmasa...

Savunma yapamayacak duruma düşecekler.

Şu sakatlığa bakar mısınız?

Yapılan bir yanlışı, bir başka yanlışla savunmaya kalkıyorlar.

Sanki iki yanlış bir doğruyu götürür oyunu oynar gibi.

Şu sakilliğe bakar mısınız?

Çıkıp da “Olmaz böyle şey!” diyemiyorlar, “Bu durumda biz Saray’ın elektrik faturasını nasıl eleştirebiliriz” diyemiyorlar, “Herkes yapar, biz yapamayız” demiyorlar.

Bunun yerine...

“Onlar da yapıyor, biz de yapıyoruz, mesele etmeyin” diyorlar.

Şu garabete bakar mısınız?

Muhalefetteyken halkın sırtına bu kadar büyük bir faturayı yüklüyorlar ve bundan da hiç gocunmuyorlar.

İktidara geldiklerinde...

Kim bilir ne saraylar, ne kâşaneler yapar bunlar.


HA SİNSİ KÖTÜ HA AŞİKÂR KÖTÜ
İKTİDAR yanlıları, “Trump’a neden laf etmiyorsunuz” sorusuna şu iki cevabı veriyor:



BİR: Obama çok mu iyiydi yani? Terör örgütlerini desteklemedi mi? Mültecilere kapıları kapatmadı mı?

İKİ: Trump hiç değilse Obama gibi sinsi değil. Ne dediyse onu yapıyor, bam bam bam... Obama gibi melek görünümlü şeytan değil.




Doğrudur.
Obama gerçekten de sinsiydi.

Doğrudur.
Trump hiç de sinsi biri değil, “bam bam bam” biri...

İyi ama bu iki doğru...
Trump’a bir çift laf edilememesinin bahanesi olabilir mi?

Ha sinsice yapılmış olsun, ha mertçe yapılmış olsun, hiç fark etmez, melanet melanettir.

Senden iki melanet arasında bir tercih yapman beklenmiyor ki.

Senden beklenen:
İki melanet karşısında da sesini çıkarman.

Aşikâr kötüye karşı sessizliğini, sinsi kötüyü bahane ederek temize çekemezsin.


OBAMA AYAKLANDIRMADI, VİCDAN AYAKLANDI VİCDAN
ÇOLUK çocuğunu alıp havaalanlarına koşturan annelerin arkasında Obama yok.

“Hepimiz Müslümanız” diye haykıranları harekete geçiren Hillary falan değil.

“Müslümanlara bunu yapamazsınız” diyerek ayağa kalkanları Obama örgütlemiyor.

Bu insanları harekete geçiren, ayağa kaldıran tek bir şey var:
Tertemiz vicdanları!


ASLI AYDINTAŞBAŞ
Aslı Aydıntaşbaş, Kanada’nın genç ve yakışıklı Başbakanı’nın iki Suriyeli çocuğa şefkatle yaklaştığını gösteren fotoğrafı yayınlayıp...
“İşte” demiş, “Başkan dediğin böyle olur”.

Bu paylaşımı nedeniyle Aslı Aydıntaşbaş’ı eleştiren bir yazı yazdım.

“Üç milyon mülteciyi kabul eden Erdoğan’a, üç beş mülteci kabul eden Kanada Başbakanı’nı örnek gösteriyor” dedim.




Şu anda saat 21.15.
Dehşetle fark ettim ki...
Yorumum hatalı.

Gazetenin taşra baskısı bitmiş durumda.
Ama ben hiç değilse şehir baskısı için bir düzeltme yapıyorum.

Aslı’nın “Başkan dediğin böyle olur” diyerek gönderme yaptığı kişi Tayyip Erdoğan değil, ABD Başkanı Trump...
Pardon. Çok pardon.


HANGİ BARIŞ MANÇO ŞARKISINI KİM SÖYLESİN
KOL DÜĞMELERİ: Sezen Aksu

HALİL İBRAHİM SOFRASI: Haluk Levent

HAYIR: Hayko Cepkin



GÜLPEMBE: Selda Bağcan

BUGÜN BAYRAM: Süavi

ARKADAŞIM EŞEK: Athena

ALLA BENİ PULLA BENİ: Nil Karaibrahimgil


HAYIRCILAR! ERTUĞRUL ÖZKÖK'Ü İKNA EDİN
HAYIRCILARIN yerinde olsam...

Ne yapar ederim...

Ertuğrul Özkök’ü “Evet” demeye ikna ederim.

Çünkü...

Ertuğrul Özkök’ün bu zamana kadar oy verdiği hiçbir parti kazanmamıştır.


SENİN TRUMP'TAN NE FARKIN VAR EY CHP'Lİ
BİR CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz şöyle demiş:
“Türk askeri El Bab’da şehit olurken... Suriyeli mülteciler, Türk kızlarıyla gönül eğlendiriyor.”

Mülteci düşmanlığının, ahaliyi mültecilere düşman etmenin, mültecileri şeytanlaştırmanın, mültecileri buralarda barınamaz hale getirmenin dışavurumundan başka bir şey değildir bu.

Öztürk Yılmaz, ABD’ye başkan olsaydı...

Mültecileri kapı dışarı ederdi.

Trump’tan farklı olmazdı yani.

CHP’liler, hükümet mensuplarına...

“Niye Trump’a posta koymuyorsunuz” falan diyorlar ve zerre kadar etkili olamıyorlar ya...

İşte bu yüzden olamıyorlar.


SAFIMIZ BELLİDİR BİZİM
NEREDE demokrasi varsa...
Nerede hukuk varsa...
Nerede özgürlük varsa...
Nerede bağımsız yargı varsa...
Nerede insanca yaşam özlemi varsa...
Nerede eleştiri hakkı varsa...

Safımız oradadır bizim.

Yazının devamı...

Trump bunların alayını monşere çevirdi monşere

1 Şubat 2017

Şöyle ağız dolusu bir “Ey Trump! Ey Trump!” haykırışı söz konusu olmadı, olamadı.

*

Ne iş babalar ne iş?

Nedir bunun sebeb-i hikmeti?

*

Şöyle bir taradım hükümet yanlısı diplomasi yazarlarının yazdıklarını.

Ve buldum cevabı!

*

Şunları diyor hükümet yanlısı diplomasi yazarları:

- Diplomasi duygu işi değildir.

- Serinkanlı olmak gerekir.

- Önemli olan Türkiye’nin çıkarlarıdır.

- Trump’la kavga Türkiye’nin çıkarlarına aykırı.

*

Hahahaha!

Ahhahahaha!

Vallaha hiç güleceğim yoktu.

*

Alayı monşer olmuş monşer.

Sadece fötr şapkaları ve papyon kravatları eksik...

KEMAL BEY BU İŞİ GERÇEKTEN BİLMİYOR

ALMAN medyasına konuşmuş Kılıçdaroğlu.

“Merkel gelmesin, Erdoğan bunu kullanır” demiş.

*

Kemal Bey kaç yıl geçti ama hâlâ atamadınız şu acemiliği üzerinizden.

*

Merkel’in gelip gelmemesi hangi sonucu doğurabilir ki bu memlekette Allah aşkına?

- Gelmezse... “Almanlar bizi kıskanıyor, hasetlerinden çatlıyor” derler ve ikna ederler.

- Gelirse... “Almanlar bile pes etti, onlar bile gördüler Türkiye’nin büyüklüğünü” derler ve yine ikna ederler.

*

Kemal Bey.

İyi bir insansınız, kibarsınız falan ama...

Siz bu işi gerçekten pek bilmiyorsunuz.

MHP OYLARI İÇİN GÖZALTI, KÜRT OYLARI İÇİN TAHLİYE

HDP Milletvekili Altan Tan demiş ki:

“Bizi gözaltına alıyorlar. Çünkü MHP seçmenini evet vermeye ikna etmek istiyorlar.”

*

İyi de Altan Tan...

Sizi sabah gözaltına alırken MHP oylarını düşünüyorlarsa...

Akşam tahliye ettiklerinde hangi oyları düşünüyorlar acaba?

*

Başka sorum yok Altan Tan. Tanık sizin.

CHP’NİN OYU EN AZ ÜÇ PUAN ARTARDI

EĞER halka tam 1 milyon 200 bin liralık haberleşme faturası yükleyen milletvekilini anında kapının önüne koysaydı CHP...

Oyu en az üç puan artardı.

*

İşte bu mırın kırıncılık, işte bu idare-i maslahatçılık, işte bu radikal adım atmamacılık, işte bu gerektiğinde gereğini yapmayıcılık yüzünden...

“CHP’nin geleneksel oyu bu kadar, taş çatlasa daha fazlasını alamazlar” şeklinde ortaya atılan o meşhur tez, asla yerlere çalınmıyor, çalınamıyor.

AMERİKAN GÜZELLEMESİ YAPMIYORUZ A BE AKILSIZ

HAVAALANLARINA akın edip “Hepimiz Müslümanız” diyen Amerikan ahalisine alkış tuttuk ya...

Bazı şuursuzlar bunun Amerikan güzellemesi olduğunu söylüyor.

*

Bir tane Amerika yok ki...

İki tane var:

- BİRİNCİ AMERİKA: Trump ve hempaları.

- İKİNCİ AMERİKA: Trump’ın yaptığı Müslüman düşmanlığına itiraz edenler.

*

Olay şu:

Siz birinci Amerika’yı güzellerken... Biz ikinci Amerika’yı güzelliyoruz.

BU ADAM FETÖ’CÜ OLAMAZ

YARGILANAN askerlerden biri şöyle demiş:

“Darbeciyim, isterlerse beni idam etsinler.”

*

Dikkat!

Bu adamın FETÖ’cü olma ihtimali sıfır.

Çünkü hiçbir FETÖ’cü, bu denli mert olamaz.

KİM NE DİYOR?

“BAYRAMPAŞA’dan çıktım.”

ARDA TURAN

*

“Yunan galip gelseydi de hilafet yıkılmasaydı.”

KADİR MISIROĞLU

*

“Şeker zehirdir.”

CANAN KARATAY

*

“Parlamenter sistem canımıza yetti.”

NİLHAN OSMANOĞLU (Abdülhamid’in torunu)

YENİ KANKALAR

- HULUSİ Akar/Hakan Fidan

*

- Yalçın Akdoğan/Efkan Ala

*

- Aykut Erdoğdu/Özgür Özel

*

- Bülent Ersoy/Kapalıçarşı

*

- Statlar/İzmir Marşı

ZAAF

BENİM İslamcı yazar Nuri Pakdil’e zaafım var.

Bu nedenle...

Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Nuri Pakdil’i evinde ziyaret etmeleri pek hoşuma gitti.

BEKİR COŞKUN EVET’E ÇALIŞIYOR

BEKİR Coşkun yazılarındaki aşağılamalarla... Kararsız evetçileri evet vermeye zorlayarak evet kampanyasını başlattı.

Yazının devamı...

Sen de var mısın?

31 Ocak 2017

*

- Ben kuvvetler ayrı olsun istiyorum. Sen de var mısın?

*

- Ben hapiste hiçbir gazeteci kalmasın istiyorum. Sen de var mısın?

*

- Ben güçlü bir Meclis olsun istiyorum. Sen de var mısın?

*

- Ben cumhurbaşkanlığı seçimi ile Meclis seçimi aynı gün olmasın istiyorum. Sen de var mısın?

*

- Ben adam gibi denetim, adam gibi denge ve fren istiyorum. Sen de var mısın?

*

- Ben çok oyu alan, sistemi ele geçirip keyfine göre davranamasın istiyorum. Sen de var mısın?

*

- Ben bağımsız, bağlantısız bir hukuk sistemi istiyorum. Sen de var mısın?

*

- Ben Tayyip Erdoğan’ı baz almadan referanduma yaklaşmak istiyorum. Sen de var mısın?

*

- Ben 1940’lara dönmek istemiyorum. Sen de var mısın?

*

- Ben özgürlükçü, çoğulcu, demokrat bir Türkiye istiyorum. Sen de var mısın?

ÖYLE BİR EVET ŞARKISI Kİ HAYIRLARA TAVAN YAPTIRIR

HAYIRCILARIN yerinde olsam...

Kampanya yapmak yerine...

Her yerde ve her zaman Nihat Doğan’ın “Evet” şarkısını çalardım.

*

Nihat Doğan’ın “Evet” şarkısı...

Türkiye’nin dört bir köşesinde yeterince çalınsın...

Referandumdan “Hayır” çıkması garanti...

BİR HANIMEFENDİ YANIMA YAKLAŞTI VE ŞÖYLE DEDİ

“AHMET Hakan Bey... Televizyonda yayınlanan dizilerde dizinin kahramanları öfkelendiklerinde ellerine geçeni denize atıyorlar. Lütfen yazın... Denizler çöp değildir. Yapmasınlar böyle.”

‘CHP İLE HDP EL ELE’ DİYENLERE SORUYORUM

7 HAZİRAN’DAN ÖNCE...

CHP, MHP ve HDP... Üçü de başkanlığa karşıydı.

Ne yani? Üçü el ele miydi?

*

1 KASIM’DAN ÖNCE...

CHP, MHP ve HDP... Üçü de başkanlığa karşıydı.

Ne yani? Üçü el ele miydi?

HANGİSİ HABERDİR

- İBRAHİM Tatlıses’in “Hayır” demesi, Fazıl Say’ın “Evet” demesi haberdir.

*

- Rıdvan Dilmen’in “Hayır” demesi, Aziz Yıldırım’ın “Evet” demesi haberdir.

*

- Yavuz Bingöl’ün “Hayır” demesi, Meltem Cumbul’un “Evet” demesi haberdir.

ÖZGÜRLÜK HEYKELİ’NİN VİCDANI AYAKLANDI

ABD’de Müslümanlara yönelik ayrımcılığa karşı ayağa kalkılmasının ardından çizilen iki karikatür...

İkisi de Özgürlük Heykeli’nin Müslümanları sarıp sarmalamasını konu ediyor.

İkisine de bayıldım.

KIZMAZSANIZ BİR ŞEY SÖYLEYECEĞİM

“EVET” için hiç kampanya yapılmasa...

“Evet” çıkma ihtimali daha yüksek.

TEŞEKKÜRLER ÇOCUKLAR

CENGİZ Semercioğlu, Ömür Gedik, Onur Baştürk ve Melike Karakartal...

Şundan eminim:

Aynı medya grubu içinde olmasaydık da bu değerlendirmeleri yapacaktınız.

Çünkü aynı grup içinde olsak da birbirimizle az didişmedik. Bu yüzden çok teşekkürler olumlu yaklaşımlarınız için.

MEKTUPLAŞMA ARZUSU UYANDIRAN 10 YAZAR

- BİR: Kafka

*

- İKİ: Sabahattin Ali

*

- ÜÇ: Cemal Süreya

*

- DÖRT: Dostoyevski

*

- BEŞ: Ahmed Arif

*

- ALTI: Aziz Nesin

*

- YEDİ: Cahit Zarifoğlu

*

- SEKİZ: Mehmet Âkif

*

- DOKUZ: Nâzım Hikmet

*

- ON: Tezer Özlü

EVET DİYEN KAYMAKAMLAR

BUNDAN 60 sene sonra...

Şöyle anlatılacaklar:

“Sene 2017... Tek parti iktidarı vardı. Ekmek karneyle satılmazdı ama kaymakamlar devletin değil iktidarın kaymakamlarıydı.”

BÜYÜK/KÜÇÜK

BİZ “küçük Amerika” olacaktık.

*

Sonunda ola ola Amerika “büyük Türkiye” oldu.

BELGRAD/MAÇKA

İstanbul’un son kalan şu iki nadide çiçeğini her gördüğümde...

“Hay Allah, nasıl oldu da bunlara dokunmadılar acaba” diyordum.

*

Çok geçmedi.

İkisine de dokunuyorlar.

KARDAK’A GİTMEK YERİNE

SURİYELİ mültecilerin Yunanistan’a gitmelerine engel çıkarmasak, daha iyi olmaz mı?

Yazının devamı...