"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Kemal Bey’e dair acı acı şeyler yazdım

10 Mart 2017

Eğer gerçekten de iddia ettiğiniz gibi...

- Türkiye bir dönüm noktasındaysa...

- Tarihimizin en önemli oylaması yapılacaksa...

- “Evet” çıkarsa bir felakete gidilecekse...

O zaman...

Sizin omuzlarınızda tarihi bir sorumluluk var demektir.

*

Ve fakat Kemal Bey...

- Sergilediğiniz derbederlikle...

- Ortaya koyduğunuz özensizlikle...

- “Al da at” diye verdiğiniz mükemmel pasla...

Tarihi sorumluluğunuzu tarihi bir sorumsuzluğa dönüştürmüş durumdasınız.

*

Kemal Bey...

Şu son yaptığınız şeyle...

- ‘Hayır’ın moralini bozdunuz.

- ‘Evet’e can suyu oldunuz.

O kadar ki...

Evet cephesi, bugünlerde Almanya’dan bile daha çok sizin üzerinizden yükseliyor.

Öyle ki...

Evet cephesi, size teşekkürlerini sunuyor, minnetlerini iletiyor.

*

Sevgili Kemal Bey!

Size sadece şunu söylemekle yetineceğim:

- Ya “Türkiye dönüm noktasında” falan demekten vazgeçin.

- Ya da bu söylediğinizin ağırlığına uygun bir tutum geliştirin.

MEVLÜT BEY’E YASAK KOYAN HOLLANDALI: EBU TALİP

AHMET Ebu Talip...

Fas’ta doğmuş. Babası imam.

Çocukluğunda Kuran kursunda okumuş.

15 yaşındayken ailesiyle birlikte Hollanda’ya göç etmiş.

O yaştan sonra yeni bir hayata başlamış.

Dil öğrenmiş. Okullar okumuş. İletişim mühendisi olmuş.

Televizyonlarda çalışmış. Siyasete girmiş.

Ve en sonunda Rotterdam Belediye Başkanı seçilmiş.

*

İşte bu Ahmet Ebu Talip...

- Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rotterdam’a gelmesine şiddetle itiraz edenlerin başında geliyor.

- İptal kararının toplantının yapılacağı salonun sahibi tarafından alındığını söyleyen Ebu Talip, “Eğer salon sahibi iptal etmeseydi, kamu düzeni ve güvenlik gerekçesiyle toplantıyı ben yasaklayacaktım” dedi.

- Bununla da yetinmedi... Çavuşoğlu’nun farklı bir mekânda toplantı düzenlemesine de izin vermeyeceklerini söyledi.

*

Biz burada...

“Irkçı Avrupa”, “Avrupa bizi kıskanıyor”, “Bunların alayı böyle”, “Haçlı ittifakı”, “Haçlı zihniyeti”, “Nazi” falan diye ortalığı ayağa kaldırırken...

Bir de bakıyoruz ki...

Karşımıza Ahmet Ebu Talip çıkıveriyor.

*

İki şey söyleyip kaçacağım:

- BİR: Hiçbir şey bizim anladığımız kadar basit değil.

- İKİ: Her şey bizim anladığımızdan daha karmaşık...

NİYE YALAN SÖYLÜYORSUN? AK PARTİLİYİM DESENE

KEMAL Kılıçdaroğlu’nu Sakarya’da yakalamış vatandaşın teki...

“Atatürk’ün ilkelerini say” falan diyor.

*

Oradan biri “Sen AK Partilisin” falan dediğinde...

Bizimki hemen “Yok, ben AK Partili değilim” diye yanıt veriyor.

*

Oysa adam sıkı bir AK Partili...

Bütün sosyal medya hesapları AK Parti diye inliyor.

*

Yalancılık yapıyor yani adam.

Partisi için, lideri için, davası için, politika için yalancılık yapmakta beis görmüyor.

*

Bir insana hiç çekinmeden, hiç utanmadan, hiç düşünmeden yalan söyletiyorsa siyaset...

Adı batsın o siyasetin.

TRİLYE 

BALIĞIN iyisini Ankara’da yerim ben.

Çünkü Ankara’da Trilye diye bir balıkçı var.

*

Şimdi balığın iyisini İstanbul’da yiyeceğim.

Çünkü Ankara’daki Trilye, İstanbul Bebek’te de yakında hizmete girecek.

*

Yaşasın yani.

KADINLARIN ELKİTABI

EY kadınlar!

Severken, sevilirken, aldatılırken, şiddet görürken, tacize uğrarken, tecavüze uğrarken, evinizde, işyerinizde, sokakta...

Yalnız değilsiniz.

Hakkınız var, hukukunuz var.

Türkiye’nin en ünlü boşanma avukatlarından Altın Mimir, “Kadının Hak Arama Rehberi” diye bir kitap yazdı.

Bu kitabı mutlaka elinizin altında bulundurun.

Bir gün lazım olabilir.

Çünkü burası Türkiye...

CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN ‘YÜZ BİN’ AÇIKLAMASI

DÜN yazdığım “Kılıçdaroğlu bilmiyor da Erdoğan biliyor mu?” başlıklı yazı için Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanı Lütfullah Göktaş aradı.

*

Lütfullah Göktaş’ın söylediklerini aynen aktarıyorum:

*

- Sayın Cumhurbaşkanımızın salı günkü konuşmalarında “100 bin imza” ile kastettiği mesele, Cumhurbaşkanlığı için aday gösterme konusunda halka da yetki tanınıyor olmasıdır.

- Biliyorsunuz, mevcut Anayasa’da Cumhurbaşkanlığı için aday gösterme yetkisi sadece milletvekillerine aittir.

- 16 Nisan’da oylanacak olan Anayasa değişikliğinde ise vatandaşlara da 100 bin imza toplamaları halinde Cumhurbaşkanı adayı gösterme hakkı tanınıyor.

- Cumhurbaşkanımız konuşmalarında yeni sistemde Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerinin aynı anda yapılacağına değindikleri esnada, Cumhurbaşkanlığı için aday gösterme konusunda halka yeni bir yetki tanınacağını vurgulamışlardır.

YALANCI PAÇAVRA

YALAN ve uydurmanın daniskası bir haber yapmışlar, bir de utanmadan o yalanı manşete çakmışlar.

Özetle diyorlar ki:

“Aydın Doğan Londra’da... Bakalım dönecek mi?” falan fıstık.

*

Oysa masanın başına oturup bu kallavi yalanı uydurdukları sırada...

Aydın Doğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Doğan Holding merkez binasında kadın çalışanlarla bir araya gelmekteydi.

*

İşte yalancı paçavranın manşeti...

İşte Kadınlar Günü buluşmasının fotoğrafları...

*

Madem dayadık belgeyi alınlarına...

O zaman ağzımızı doldurarak soralım:

Bu nasıl gazete yahu?

Hadi geçtim gazeteyi mazeteyi...

Bu nasıl insanlık?

Hadi insanlığı minsanlığı da geçtim.

Bu nasıl Müslümanlık?

*

Yalan bunlarda, iftira bunlarda, kara çalma bunlarda, pişkinlik bunlarda, sallama bunlarda, utanmazlık bunlarda, arlanmazlık bunlarda, ahlaksızlık bunlarda.

*

Bunları adam yerine koyup şunları yazıyorum ya...

Kabahat de bende ama.

SON 24 SAATTE NE OLDU? - HÜRRİYET TV

Yazının devamı...

Kılıçdaroğlu bilmiyor da Erdoğan biliyor mu?

9 Mart 2017

Fakat o da ne!

En şiddetli şekilde “Evet” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan da Anayasa değişikliğinin getirdikleri hususundaki bilgisi pek sağlam değilmiş.

Geçen gün şöyle dedi Cumhurbaşkanı:

“Halka yetki veriyoruz. 100 bin imza ile Cumhurbaşkanlığı seçimi de yapılır, parlamento seçimi de yapılır.”

Oysa... Oysa...

Anayasa değişikliğinde yok böyle bir şey!

100 bin imzayla...

Ne Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılıyor ne de parlamento seçimi!

Kısacası...

En keskin hayırcı da pek bilmiyor, en keskin evetçi de pek bilmiyor.

Ne diyelim?

Allah akıbetimizi hayretsin.


CHP'DEN AÇIKLAMA
DÜN yazdığım “Dostum gaf demişsin ama bu alenen cehalet” başlıklı yazı için CHP’den yazılı açıklama geldi.

Cevap hakkına duyduğum saygı gereği yayınlıyorum:

- Sayın Genel Başkanımız, Anayasa değişiklik teklifinin tümünü ve bu değişiklikle başbakanlığın kaldırılacağını çok iyi bilmektedir.

- Kastettiği şey çoğunluk partisi genel başkanıdır. Sayın Genel Başkanımız, partili cumhurbaşkanının sakıncalarına işaret ederken, Meclis çoğunluğunun başka partiden olması halinde “çoğunluk partisi genel başkanı” ile cumhurbaşkanı arasında doğabilecek çatışmaya dikkat çekmiştir. 

- Bugüne kadar dilimize başbakan ifadesinin yerleşmiş olmasından kaynaklanan bir dil sürçmesiyle söylenmiş bu sözü “cehalet” diye ifade etmek hiç uygun olmamıştır.

- Nitekim aynı yayının içeresinde Sayın Binali Yıldırım’a yönelik olarak “Bir başbakan kendi koltuğunu yok etmek için alanlara çıkıyorsa...” ifadeleriyle de başbakanlığın kaldırılacağını söylemektedir. Ayrıca değişik toplantılarda da başbakanlığın kapatılacağını defalarca söylemiştir.

- Bütün bunlar Sayın Genel Başkan’ın Meclis çoğunluğunun başka partiden olması halinde “çoğunluk partisi genel başkanını” ifade ederken dil sürçmesiyle başbakan dediğinin açık kanıtıdır.

- Ortada cehalet diye tarif edebilecek bir durum olmadığından köşenizde bu açıklamamızı da okurlarınızla paylaşmanızı dileriz.

Bülent Tezcan / CHP Genel Başkan Yardımcısı


BEN DE YAPTIRACAĞIM BU YÜZÜĞÜN BENZERİNDEN
DEVLET Bahçeli, kendi fotoğrafının işlendiği bir yüzük takmış parmağına.



Bayıldım vallaha.

Acaba nerede yapılıyor?

Kaça mal oluyor?

Bilen varsa haber verebilir mi?

Ben de yaptıracağım da benzerinden.

Fakat yüzüğe işlenen fotoğraf, tabii ki kendi fotoğrafım olmayacak.

O kadar da değil yani.


BİNALİ BEY YANILIYOR
“REDDETMEK, hayır demek insan fıtratına uygun değildir” demiş Başbakan Binali Yıldırım.

Oysa İslam, “Lâ” ile başlar, yani “hayır” ile...

Önce bütün putlara hayır denir, ardından evetler gelir.

Referandumdan bağımsız söylüyorum bunu...

Her ne kadar Binali Bey referandumdan bağımsız söylemese de...


ALMANYA'DAN NEFRETİMİN TEK SEBEBİ
ÜLKELERİNİN sınırlarından iki mülteci az girsin diye...

Ankara’yı komşu kapısı yapıp bizimkilerle her türlü pazarlığa giriştiler ve basın özgürlüğünü falan unutuverdiler ya...

İşte o gün bugündür...

Almanya’ya karşı öyle hınç doluyum ki...

Mevlüt Çavuşoğlu’nun bugünkü hıncı, benim hıncımın yanında sempati gibi kalır.

O derece yani.


'FİLLİ BOYA' REKLAMINI NEDNE ÇOK SEVDİK?
KÜÇÜK kız çocuklarının evlendirilmesine karşı Anadolu’dan yükselen en samimi ve en etkili sesleri bizlere gösterdiği için...

“Kadınlar gülmez” diyenlere sezgisel bir irfanla karşı çıkan Anadolu insanlarının varlığını hatırlattığı için...

“Hamile kadın sokakta gezmez” diyenlere “O zaman göbekli adamlar da sokakta gezmesin” diye cevap veren Anadolu insanını yansıttığı için...

Son zamanlarda epey horlanan, aşağılanan Anadolu insanının aslında nasıl engin bir hoşgörü sahibi olduğunu kanıtladığı için...

Atatürk’ün bu toplumun bir ortak değeri haline geldiğini ve bu toplumda kıymetinin bilindiğini sergilediği için...

Erkeğiyle, kadınıyla... Anadolu insanının en aydınım diyenlerden çok daha aydın olduklarını ortaya koyduğu için...


KADINLARIN BİZDEN İYİ OLDUĞU ALANLAR
BİZİM bildiğimiz üç renk var... Onların bildiği üç bin renk.

Biz derdimizi anlatamayız... Onlarsa bine bin katarak anlatır.

Bizim ağrı eşiği bir parmaktır... Onların ağrı eşiği ise Everest gibidir.

Biz hayatı öğreniriz... Onlarsa hayatı öğretir.

Biz kısa ve acısız yaşıyoruz... Onlarsa uzun ve acılı...

Biz kebapçıyız... Onlarsa salatacı.

Biz har vurup harman savuruyoruz... Onlarsa süper tutumlu...

Biz az kelimeyle konuşuyoruz... Onlarda ise kelime gani...

Biz kazık gibi poz veriyoruz... Onlarsa manken gibi...

Neyse... Neyse... Bu liste uzar gider. Ben en iyisi burada keseyim.


KEŞFETTİĞİM ŞEYLER
GÖKÇE Kılınçer... Muhteşem bir şarkıcı... “Bir Başka Sevgiliyi” şarkısı ile “Bu Kalp Seni Unutur mu” şarkısını çok fena söylüyor.

Meğer Vasfi Rıza Zobu’nun da bir anı kitabı varmış... Hemen daldım kitaba.

Ana kanalların ana haberleri var ya... Türk halkının yüzde 95’i haberleri, hâlâ bu mecradan izliyor. Ona göre.

Kedi sevgisi almış başını gitmiş durumda çok şükür. Sadece bizim apartmandaki kedi nüfusu sekiz...

<iframe src='http://www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=40388995&resizable=1&autostart=scroll&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' frameborder='0' scrolling='no' allowfullscreen></iframe>

Yazının devamı...

Dostum 'gaf' diyorsun ama bu alenen cehalet

8 Mart 2017

Diyelim ki yeni sistemi kurduk.
Cumhurbaşkanı başka partiden, başbakan başka partiden...
Ne olacak? Nasıl anlaşacaklar?

Hahahahaha!
Komik, gerçekten komik...

Ağzını her açtığında “tek adam”, her kapattığında “tek adam” diyen Kemal Kılıçdaroğlu...
Yeni sistemi resmen “iki adam” üzerinden tarif ediyor.

Gerçi ben gülmeyi tercih edenlerdenim ama durum aslında tam bir “güler misin, ağlar mısın” durumu...

Peki Kemal Bey’in bu yaptığına “gaf” denebilir mi?

Sözlükler şöyle tarif ediyor “gaf”ı:
“Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık, pot...”

Kemal Bey’in söylediği söz...

Yersiz bir söz değil ki...
Beceriksiz bir söz değil ki...
Zamansız bir söz değil ki...

Ayrıca ortada ne patavatsızlık var ne de pot.

Doğru kelime “gaf” değildir burada.
Doğru kelime “cehalet” kelimesidir.
Alenen cehalet. Resmen cehalet.

Gaf yapsa yine iyiydi aslında.

Hiç değilse CHP’lilerin...

“E sizin lideriniz de gaf yapıyor, ne var yani?” falan diyerek topu çıkarma imkânı olurdu.

Oysa bu topun çıkarılma ihtimali sıfır.

“CHP iyi gidiyor” falan diyorduk ya...
Galiba nazar değdi.

Kemal Bey siz en iyisi acilen bir kurşun döktürüverin.


OLMADI DEVLET BEY
SİNAN Oğan’a yapılan saldırıyla ilgili bir değerlendirme yapması istendiğinde...

Devlet Bey şunları söyledi:

Bunun neresini değerlendireyim?
Bir kişi kürsüyü yıkıyor, kimseye bir şey olmuyor.
Ülkücü hiçbir şeyi yarım bırakmaz.



Devlet Bey’in “Ülkücü hiçbir şeyi yarım bırakmaz” demesinden yola çıkarak...

“Demek ki Sinan Oğan’ın işinin bitirilmesini istedi” falan demek çok ileri bir yorum olur.

Devlet Bey’in bu sözle...

“O saldırıyı yapan şahıs ülkücü değildir” demek istediği ortada.

Fakat işin bu kısmı da çok sorunlu...

Ne yani?

O eylemi yapanın gerçekten ülkücü olduğunu anlamamız için...

Saldırının Sinan Oğan’ın yere serilmesiyle mi bitmesi gerekiyordu?

Bu nasıl mantıktır?

Hasım bellenen bir siyasetçiye yönelmiş de olsa...

İşin içinde şiddetin kırıntısı bile yer aldığında...

Anında “kınıyoruz, kabul etmiyoruz, tasvip etmemiz mümkün değil” falan demek gerekmiyor mu?

Ülkücülük ve şiddet kelimelerinin yan yana zikredilmesine karşı yıllarca mücadele etmiş, bu mücadelesinden başarıyla çıkmış ve bu konuda çok büyük takdir toplamış Devlet Bahçeli gibi bir liderin...

Bu yaklaşımına onay vermek mümkün değil.

Content Video - Bahçeli, Sinan Oğan'a yapılan saldırı için ilk kez konuştu



YOKSA İLNUR ÇEVİK KRİPTO HAYIRCI MI?
CUMHURBAŞKANLIĞI Başdanışmanı İlnur Çevik, benim çok ama çok eski dostumdur.

Severim, sayarım kendisini.

Sempatiktir.
Liberaldir.
Mavraya açıktır.

Fakat en son öyle bir şey yaptı ki...
Bendeki imajını yerle yeksan eyledi.




Ne yaptı İlnur Çevik?

Şunu yaptı:

“Hayır” diyenleri “7 Haziran sonrası Türkiye’deki kaos ve istikrarsızlığı mumla ararsınız” diyerek tehdit etti.

İlnur Çevik’in bu türden tehditlerin millette her zaman ters etki yaptığını bilecek kadar deneyimli olduğunu göz önünde bulundurursak...

İlnur Çevik’in kripto bir hayırcı olabileceğini söyleyebilir miyiz?

Hafazanallah! Hafazanallah!


ALMANYA'YA ÇEKİLEN REST, EVET OYLARINI YÜKSELTİR Mİ?
HER şeyin ama her şeyin bir doyum noktası olduğu gibi...

Rest çekerek oy yükseltmenin de bir doyum noktası vardır.

Nedense bende rest çekerek oy yükseltmenin doyum noktasını çoktan aştığına dair tuhaf bir algı var.

Eğer bir algı operasyonuna maruz kalmamışsam...

Almanya’ya çekilen restten pek bir şey çıkmayacağını düşünüyorum.


BAKALIM İLK KİM?
MERCEDES’ini yakacak?

Almanya’dan kesin dönüş yapacak?

Passat çekecek altına?


DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ ETKİNLİKLERİM
TOKAT yöresinden Feminist türkü Burçak Tarlası’nı dinleyeceğim.

Sanki kendi içer gibi fabrikada tütün saran bir grup işçi kadınla hoş bir sohbet gerçekleştireceğim.

Nâzım Hikmet’ten “Kadınlar... Kadınlarımız... ” şiirini okuyacağım.

Sabahtan annemi arayacağım.

Kanal D Haber’in kadın çalışanlarıyla iyi geçinmeye çalışacağım.

Hacı Semiha Teyze’den hayır dua alacağım.

WhatsApp’daki “Gıybetçi Kadınlar” grubuna çiçek göndereceğim.

Seksen sekiz kadının telefon mesajıyla gününü kutlayacağım.

İmam hatipten felsefe hocam Sema Hanım’ı arayacağım.

SON 24 SAATTE NE OLDU? - HÜRRİYET TV

Yazının devamı...

‘Evet’i zora sokan 7 şey

7 Mart 2017

*

- İKİ: Meral Akşener, Sinan Oğan, Ümit Özdağ ve Koray Aydın’ın sahalara inmesi...

*

- ÜÇ: Saadet Partisi’nin “Hayır” demesi...

*

- DÖRT: Hayır çıkarsa yönetimde hiçbir şeyin değişmeyeceği algısının ortaya çıkması...

*

- BEŞ: AK Parti’de safları sıklaştırma heyecan ve motivasyonunun bir türlü yakalanamaması...

*

- ALTI: Hayır cephesinin taktik olarak centilmenliğe oynaması...

*

- YEDİ: İşsizlikteki artış, ekonomideki daralma, enflasyonun yükselmesi falan...

 

BİNALİ BEY’İN LİTERATÜRE KAZANDIRDIĞI CÜMLELER

- ABİDİK gubidik şeyler oluyor, hiç olmayacak biri başbakan oluyor.

*

- Erdoğan için değil, her doğan için istiyoruz bu yeni sistemi...

*

- Bunların hayırından hayır gelmez.

 

GEL 16 NİSAN GEL

EĞER referandumdan “evet” çıkarsa...

Halkımızın şu üç şeyden etkilendiği ortaya çıkacak:

*

 BİR: “Sistem değişmezse istikrar sona erer, darbe gelir” türü korkutmalardan...

*

- İKİ: “PKK, FETÖ, DEAŞ... Alayı hayır diyor” türü söylemlerden...

*

- ÜÇ: “Almanya’ya meydan okuyoruz” türü kampanyalardan...

*

Eğer referandumdan hayır çıkarsa...

Halkımızın bu üç şeyden pek etkilenmediği ortaya çıkacak.

*

Öyle merak ediyorum ki hangisinin geçerli olacağını...

O nedenle...

“Gel 16 Nisan gel” diyorum, başka da bir şey demiyorum.

 

CHP’NİN TUZAKLARI

- ÇOK ama çok yapıcı bir dil kullanarak... İktidara tuzak kuruyor bunlar.

*

- Adamlar “AKP” demek yerine “AK Parti” demeye başladı. Resmen tuzak bu tuzak!

*

- Kemal Kılıçdaroğlu eskisi gibi bağırmıyor... Sinsi bir tuzak var bunun arkasında.

*

- “Laiklik” demiyorlar, “irtica” demiyorlar, “başörtüsü” hiç demiyorlar... Tuzak üstüne tuzak, hile üstüne hile yapıyorlar.

*

- Neredeyse Tek Parti dönemini bile eleştirecekler... Desiseci tuzakçı bunlar!

*

- Almanya’ya destek olmuyorlar, hatta kafa tutuyorlar. Al bir tuzak daha!

*

- Baş tuzakçı Deniz Baykal... Adam resmen Almanya gezisini iptal ederek hükümete büyük tuzak kurdu.

*

- Parti bayraklarını ortaya çıkarmıyorlar... Bundan daha büyük tuzak olabilir mi?

 

AK PARTİ KALEMŞORLARININ KAVGALARI MÜHİM Mİ?

YOK ya...

Hiçbir önemi yok.

Sıfır.

*

Sonuçta en tepeden düdük çalar ve kavga anında biter.

*

Sonucu böyle olacak bir kavganın nesini ciddiye alalım ki?

 

‘REİS’ NEDEN TUTMADI?

- AK Parti bu filme mesafeli.

*

- Teşkilatlar örgütlenip filme gitme kampanyası düzenlemedi.

*

- Filmin çekilmesine ses etmediler ama film bittikten sonra sahip de çıkmadılar.

*

- Cumhurbaşkanı Erdoğan filme gitse ve “beğendim” falan deseydi... Farklı bir sonuç olabilirdi.

 

BAHARIN GELDİĞİ NASIL ANLAŞILIR

- “ERİK çıktı ve çok pahalı” haberleri gelmeye başlamışsa...

*

- Şiir kitapları raflardan indiriliyorsa...

*

- Romantik komedi filmlerine burun kıvrılmıyorsa...

*

- Kedim Sekter tuhaflaşmışsa...

*

- Cemreler düşmeye başlamışsa...

*

- Yürekler güp güp ediyorsa...

*

BAHAR GELMİŞ DEMEKTİR.

 

ALMANYA NE ZAMAN YENİLMİŞ SAYILIR?

NE zaman biz bu Alman’ın arabalarına binmekten vazgeçeriz.

İşte o zaman Almanya yenilmiş sayılır.

 

Yazının devamı...

Alamanya... Alamanya... Umduğunu bulaman ya

6 Mart 2017

Almanya’ya ilk giden Türklerin destanını söylemiş maharetli bir ozanımızdır kendisi.

*

Alamanya... Alamanya...” adlı gayet ritmik ve pek ironik eserinde Almanya’ya ilk giden Türkler namına şunları söylemiştir:

*

“Türkiye’den aldım Almanya’nın methini/Çok bulunur dediler manda sığır etini/Getirirler her hafta işçi ihtiyatini/Bundan sonra seyreyle vatandaş hayatını/Alamanya... Alamanya.../Türk gibi işçi bulaman ya/Alamanya... Alamanya.../Bizden uysal bulaman ya/Sirkeci’den elime bir kontrat verdiler/Çalışacağın yer Alamanya dediler/Bir paket bir de bilet haydi yollan dediler/Haşlamayı ilk defa Belgrad’da verdiler/Alamanya... Alamanya.../Sarı sarı kızlar bulaman ya/Alamanya... Alamanya.../Umduğun şeyi bulaman ya...”

*

Almanya, referandum öncesi evet kanadına “al da at” der gibi öyle bir pas verdi ki...

Pası alan evetçiler, golleri yağdırmaya başladı.

*

Fakat o da ne!

*

Bütün hayırcılar, aniden ayağa kalkıp...

- “Bu yaptığın yanlış Almanya” demesin mi?

- “Nerede kaldı senin özgürlükçülüğün Almanya” demesin mi?

- “Bekir Bozdağ’a yaptığın hakaret Türkiye’ye yapılmıştır Almanya” demesin mi?

- “Hani demokrasi Almanya? Hani ifade özgürlüğü Almanya?” demesin mi?

*

Hatta ve hatta...

Deniz Baykal, milli ve yerli duruşun en âlâsını sergileyip...

“Madem iki bakanımızın konuşmasına izin vermiyorsun, o halde ben de sana gelmiyorum Almanya” diye rest çekmesin mi?

*

Ve gol atma hususunda...

Evetçiler ile hayırcılar mis gibi ortaklaşmasın mı?

*

Şimdi bütün Türkiye, hep beraber Kayserili Âşık Metin gibi çalıp söylüyoruz:

Alamanya... Alamanya...

Umduğunu bulaman ya...


ARSIZ YALANCI

ADAM gazetesine manşet çekti.

Dedi ki:

“Doğan Grubu’nun Ankara Temsilcisi Barbaros Muratoğlu, FETÖ’cü Yargıtay hâkimi Serkan Aydın ile Kosova’da aynı siteden ev aldı.”

*

Doğruydu.

Barbaros Muratoğlu, ata baba yurdu Kosova’dan 49 metrekarelik bir daire satın almıştı.

Yine doğruydu.

Barbaros Muratoğlu’nun Kosova’da birlikte daire aldığı Serkan Aydın diye bir şahıs vardı.

*

Fakat doğru olmayan husus şuydu:

Barbaros’un birlikte daire satın aldığı Serkan Aydın bir işadamıydı. FETÖ’cü değildi, Yargıtay hâkimi değildi.

Yani bir isim benzerliğiydi söz konusu olan.

*

Dürüst bir insan ne yapar bu durumda?

- “Pardon” der.

- “İsim benzerliğinin kurbanı oldum” der.

- “Hapiste tutuklu bulunan bir insana haksızlık yaptım” der.

- “Bu da mı gol değil Aydın Doğan derken asıl golü kendi kaleme atıverdim” der.

*

Fakat muhatabımız öyle arsız ki...

Yalanı yüzüne vurulduğu halde...

Zerre yüzü kızarmadan konuyu laga lugaya getirip yalanını sürdürüyor.

“Serkan Aydın diye FETÖ’cü bir yargıç vardı, o da Kosova’ya kaçmıştı” falan diye işi gargaraya vermeye çalışıyor.

*

İyi ama sen...

“Barbaros, FETÖ’cü hâkim ile aynı siteden ev aldı” demiyor muydun?

Laga lugayı bırakıp iddianın arkasında dursana!

Barbaros ile FETÖ’cü hâkimin aynı siteden ev aldığını...

Göstersene. Kanıtlasana. Belgelesene.

YENİ AKİT BİLE İSYAN ETTİ

OSMANGAZİ Köprüsü’nden yeterli miktarda geçiş olmazsa kalan para, köprüden geçmeyenlerden tahsil ediliyor.

İşte bu duruma Yeni Akit bile isyan etmiş durumda.

Tabii bu başlık ve bu haber, kafası bozulmuş ve de yürek yemiş bir editörün illegal faaliyeti değilse...

KABA KUVVETE BAŞVURUYORSAN

- SÖYLEYECEK sözün kalmamış demektir.

*

- Karşındakinin sözünün gücünden tırsmaya başlamışsın demektir.

*

- “Ancak konuşturmazsam kazanabilirim” diye düşünüyorsun demektir.

*

- Sözle değil yumrukla ikna edebileceğine inanıyorsun demektir.

*

- Fikirde ve düşüncede havlu atmışsın demektir.

 

BEKİR BOZDAĞ’DAN ÖĞRENDİĞİMİZ 3 ŞEY

- BİR: Herhangi bir toplantıya salon vermemek faşizmdir.

*

- İKİ: Herhangi bir konuşmayı engellemek faşizmdir.

*

- ÜÇ: Herhangi bir düşünceye yasak koymak faşizmdir.

 

KUYMAK İLE MIHLAMA ARASINDAKİ FARK

TRABZON’da kuymak, Rize’de mıhlama denir.

*

Rize’de kuymak diye bir şey yoktur fakat Trabzon’da mıhlama diye başka bir şeye denir.

*

Allah başka dert, keder vermesin, âmin.

BAHAR GELDİĞİNDE MUTLAKA

- SELAHATTİN Pınar üstadımızın “Bir bahar akşamı rastladım size” şarkısını dinlerim... Müzeyyen Hanım’dan ama...

*

- Hemen şöyle küçük çapta bir bahar şenliği düzenlemek için yanar tutuşurum.

*

- Evde ne kadar fazla giysi, fazla kitap, fazla CD, fazla DVD varsa... Hepsinden kurtulurum... Hatırası olanlar hariç tabii.

*

- Uyurum, uyurum, uyurum... Yine de uyumak isterim... Bitmeyen bir yorgunluk, dinmeyen bir uykusuzluk...

*

- Ya bir ağaç altı ya da bir su kenarı arar gözlerim.

*

- Maçka Parkı’nda piknik için çalışmalara başlarım.

*

- Trakya üzerinden Çanakkale’ye doğru ayçiçeği tarlalarının arasından şöyle bir yola çıkmak isterim.

SON 24 SAATTE NE OLDU? - HÜRRİYET TV

 

Yazının devamı...

Yozgat'ta yapılabilecek en güzel 10 şey

5 Mart 2017

YOZGAT’ın meşhur testi kebabını herkes bilir... Yapımı bayağı zahmetli ve eziyetli olan testi kebap, sofraya gelmeden önce inceden bir törenle kırılır... Ayıptır söylemesi, ben bu testi kırma işinde bayağı iyiyim... Tek vuruşta bitiriyorum işini testinin... İşin ustaları, “Kırk yıllık testi kebapçıyız, böyle kırış görmedik” diyorlar... O derece yani.

ÇAMLIK’TA PİKNİK YAPMAK

TÜRKİYE’nin ilk milli parkı olan, türkülerde geçen, göreni hayran bırakan, insana yaşama sevinci aşılayan bir park bu... Doğallığından asla taviz vermez... Piknikçilere sıcak bir yuva olur... Gösterişli olduğu halde asla kibirli değildir... Hyde Park ya da Central Park görse kıskanır... O derece yani.

AYNALI KAHVE’DE TAKILMAK

“HOCALAR Kahvesi” gibi Yozgat’ın otantik kahvelerinden biridir... Bu kahvede Yozgat’a ait feminist türkülerden biri olan “Aynalı Körük” eşliğinde Yozgat usulü menengiç kahvesi yudumlamanın keyfini, ancak ve ancak Boğaz’da balık yemek falan karşılayabilir... O derece yani.

PARMAK ÇÖREK OLAYINA GİRMEK

SABAHIN erken saatlerinde herhangi bir Yozgat fırınına gittiğinizde sıcacık Parmak Çörek karşılar sizi... Sabah kahvaltısında içine azıcık yine Yozgat usulü çömlek çökeleği konularak yendiğinde tadına doyum olmaz... Canan Karatay Hocamız, “Sakın yeme onu, bırak hemen, zararlı o zararlı” falan diye korkunç bir şekilde parmak sallasa bile yenir... O derece yani.

BÜYÜK CAMİ’DE ETKİLENMEK

ANADOLU’nun tam ortasında asırlar önce yapılmış bu muhteşem yapı, bir mimari şaheseridir. Dışı ayrı güzeldir, içi ayrı güzeldir. Tek bir eksiği, tek bir
fazlası yoktur. Estetik harikasıdır. Vakurdur. Etkileyicidir. Öyle bir uhrevi hava yayar ki... Adamı namaza başlatır. O derece yani.

LİSE CADDESİ’NDE VOLTA ATMAK

YOZGAT’ın İstiklal Caddesi olan Lise Caddesi, tam anlamıyla bir piyasa yeridir... Özellikle akşamüzerleri Lise Caddesi’nde volta atmanın keyfine doyum olmaz... Yozgat insanının kendini gösterme alanıdır... Gezip tozarken kendinizi Şanzelize’de gibi hissedersiniz. O derece yani. 

SÜRMELİ DİNLEMEK

YOZGAT’ta dolaşırken “Ben yoruldum hayat” adlı muazzam şarkının sahibi büyük sanatçı Mümin Sarıkaya’yla karşılaşabilirsiniz. Kendisinden “Ben yoruldum hayat” istersiniz, hiç üşenmez, söyler... Sonra “Abi bize bir de Sürmeli söyle, ne olur” diye ricada bulunursunuz. O da resmen döktürür, “Dersini almış da ediyor ezber” diye... Resmen mest olursunuz. O derece yani.

ÇARŞI HAMAMI’NA UĞRAMAK

ANADOLU’daki hamam kültürünü en canlı şekilde yaşatır Yozgat... Şehirdeki en eski ve en güzel hamam meşhur “Çarşı Hamamı”dır. Bütün tellakları Tokatlı olan bu hamam, sakinliği ve iddiasızlığıyla muhteşemdir. Bin tane Fin hamamına değişmem. O derece yani. 

SICAK KÖY SÜTÜ İÇMEK

BÜYÜK Cami’nin oradan geç... Sarı Çeşme’den sola dön... Karşına bir avlu çıkacak... İşte orada bir açık hava kahvesi göreceksin... Sakın şaşırma! Otur oraya... Garsona “Buranın sıcak köy sütü meşhurmuş, bir tane versene yeğenim” de... Gelen sıcak köy sütünü başla yudumlamaya... “Hadi gel köyümüze geri dönelim” demezsen sütün parası benden... O derece yani.

YOZGAT TANDIRI YEMEK

TANDIR çok yaygın bir yemek... Anadolu’da tandırı olmayan şehir yok gibi bir şey... Bunun farkındayım. Ama iddia ediyorum: Yozgat tandırı bir başka! Herkesin tandırı kendine güzel ama Yozgat’ınki hakikaten müstesna. Mesela Büryan kebap hastası Siirtli İhsan Süreyya Hocamız, bir kere Yozgat tandırı yese anında hastası olur... O derece yani...

 

Yazının devamı...

Doğan’a vurmak oyları artırır mı?

4 Mart 2017

- Yaptığınız mübalağalı kampanyalarla asıl mağdurun Doğan olduğunu yansıtmaya devam ederseniz...

*

- Ortada herhangi bir düşmanlık falan olmadığı halde... Doğan’dan yapay bir düşman çıkarmak için her şeyi tepetaklak etmeye devam ederseniz...

*

- Niyet okuyuculuğuyla Doğan’da yayınlanan her kelimeye abanmaya devam ederseniz...

*

- Doğan’da yapılan özeleştirileri falan zerre kadar dikkate almamaya devam ederseniz...

*

- “Biz sizin düşmanınız değiliz” denildikçe... “Hayır, siz bizim düşmanımızsınız” demeye devam ederseniz...

*

- En azılı taraftarlarınız arasında bile “Yahu ne yapmış Doğan Grubu? Amma da abartılıyor ha” duygusunu oluşturmaya devam ederseniz...

*

- Hem dostlarınıza hem de karşıtlarınıza “Acaba bu işin içinde bir danışıklı dövüş mü var” dedirtecek denli muazzam aşırılıklar yapmaya devam ederseniz...

*

- Ayarı kaçırmaya, kıvamı bozmaya, dozu şaşırmaya devam ederseniz...

*

Canla başla yürüttüğünüz bu kampanya size tek bir oy bile getirmez.

*

Düşmana ihtiyacınız var, bunu anlıyorum.

Mağduriyete ihtiyacınız var, bunu da anlıyorum.

Safları sıklaştırmaya ihtiyacınız var, bunu da anlıyorum.

*

Ama üzgünüm.

Burada düşman yok.

Dolayısıyla buradan mağduriyet çıkmaz size.

KEMALİST SUBAY KADARTAŞ DÜŞSÜN BAŞINA

İFTİRAYA başladılar.

- Güya 15 Temmuz darbesine Kemalist subaylar da katılmış.

- Güya Fetullahçı subaylar ile Kemalist subaylar işbirliği yapmış.

*

Kemalist subaylar hakkında bu iftiraları atan bu tiplere iyi bakın!

*

Bunlar, Kemalist subaylar FETÖ zulmüyle inim inim inlerken, “Aman da hocam, canım da hocam” diye ekranlara çıkıp Fetullah’ı yalayanlardır.

*

İşte bu tipler, geçmişte FETÖ’ye kurban ettikleri Kemalist subayları, şimdi de FETÖ’cü diye kurban etmek istiyorlar.

Yuh yani. Gerçekten Yuh!

 

ENFLASYON

ACABA bunu kim yükseltiyor? Var mı bunun da bir lobisi falan? Dış güçler bunu da yükseltebilirler mi?Melih Başkan! Hadi! Başla atışa. Vatan senden hizmet bekler.

 

FARKINDA MISINIZ?

- DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da son günlerde tıpkı Ahmet Davutoğlu gibi “Kimse Türkiye’nin gücünü test etmeye kalkışmasın” tadında konuşmaya başladı.

*

- Ne zaman seçim yaklaşsa... Ya Merkel Ankara’ya geliyor ya da Almanya ile aramızda kriz çıkıyor. Veyahut da ikisi aynı anda oluyor.

*

- Kılıçdaroğlu bu işi iyiden iyi öğrenmeye başladı. Bakınız: Almanya’ya “Yaptığın yanlış” demesi...

 

REFERANDUM İPTAL EDİLİR Mİ?

RİSK alıyorum ve iddia ediyorum:

Allah korusun, çok ama çok büyük bir olay meydana gelmediği sürece, böyle bir ihtimal binde beş bile değil.

 

EN SEVDİĞİM 5 GELENEKSEL TAT

1- PİDE: Hele ki mis gibi, incecik ve mis gibi kızarmış Bafra pidesi olursa bir pizzaya bedeldir!

2- ÇİĞKÖFTE: Hele ki Urfalı bir yanık sesli tarafından aşk ve meşkle yoğrulursa of ki of...

3- KUYMAK: Kıvamı tam tutturulursa ve Karadeniz dağlarının nefesini taşırsa... Dayanamazsın.

4- MENEMEN: Bunu anneler bir tutam da sevgi katarak öyle bir yaparlar ki... Burnunda tüter. 

5- LAHMACUN: Canan Karatay’dan müsaadeyi kapmışız ki... Kim tutar bizi! Bekle bizi Antep işi lahmacun.

 

YENİ ŞAFAK’TA YAYINLANAN BİR HULUSİ AKAR YAZISI

YENİ Şafak yazarı Mehmet Şeker, “Gerekiyorsa at değiştirilir kardeşim” başlıklı yazısında şöyle demiş:

*

“Bu işin tek suçlusu Hürriyet mi? Röportajı veren, sayfalarca konuşanların kabahati yok mu? Hem ‘sivil iradenin emrindeyiz, milletimizin hizmetindeyiz’ diyeceksin, hem de ‘bize sorulmadı’ vs. Çok ‘pardonne moi’, ne sorulacaktı? O röportajı vermeyecektiniz azizim, yanlış oldu.”

*

Haksız mı Mehmet Şeker?

 

KAFA NASIL DAĞITILIR

- YA su kenarında ya da ağaçlı bir yerde uzun yürüyüş yaparak...

*

- Kafayı zerre kadar çalıştırmayı gerektirmeyen kötü bir filme bakakalarak...

*

- İnşaatta iş makinesi izleyerek...

*

- Sesi sonuna kadar açık bir elektro bağlamaya kulak vererek...

*

- Uzun bir iple kedi oynatarak...

*

- “Neşeli Günler” filmini döndüre döndüre seyrederek...

*

- Evetçiye hayırcı, hayırcıya evetçi gibi yaklaşarak...

*

- İzmir’e gitme hayali kurarak...

Yazının devamı...

Atatürk’e sarhoş demiş dümbeleğin teki

3 Mart 2017

*

Bu dümbelek ve bu dümbelek gibilerin temel sorunu şudur:

Atatürk’e...

- “Vatanı sattı” diyemedikleri için...

- “Bindi gitti İngiliz’in gemisine” diyemedikleri için...

- “Mandacılık yaptı” diyemedikleri için...

- “Hainlik etti” diyemedikleri için...

“Sarhoş” diyorlar, diyebiliyorlar.

Atatürk işte bu yüzden de çok ama çok büyük bir adam.

SEDAT ERGİN İLE FİKRET BİLÂ ARASINDAKİ YEDİ FARK

- BİR: Sedat Ergin cazdır... Fikret Bila Türk sanat müziği...

*

- İKİ: Sedat Ergin diplomatik bir dille ilişki kurar... Fikret Bilâ mesafeli temasla yürür...

*

- ÜÇ: Sedat Ergin prensip sahibidir... Fikret Bilâ alışkanlık sahibidir...

*

- DÖRT: Sedat Ergin iğneyle kuyu kazarak ilerler... Fikret Bilâ usanmayan bir çalışkanlıkla yükselir.

*

- BEŞ: Sedat Ergin gitardır... Fikret Bilâ tamburdur...

*

- ALTI: Sedat Ergin detaylarla yoğrulur... Fikret Bilâ inat ve ısrarla yoğrulur.

*

- YEDİ: Sedat Ergin eşsiz bir nezaketin zirvesidir... Fikret Bilâ eşsiz bir merhametin zirvesidir. 

BİR İNSAN MEZHEBİNİ DEĞİŞTİREMEZ Mİ?

SÜNNİ doğulmaz, Sünni olunur.

Alevi doğulmaz, Alevi olunur.

*

İnsanlar mezhepleriyle dünyaya gelmezler.

Mezheplerini seçerler.

*

Sünnilik ya da Alevilik...

- Etnik bir kimlik değildir.

- Irk değildir.

- Babadan oğla geçmez.

- Anadan kıza geçmez.

*

Sünni bir aileye doğan...

Otomatikman Sünni olmak ve ilelebet Sünni kalmak zorunda değildir.

Alevi bir aileye doğan...

Otomatikman Alevi olmak ve ilelebet Alevi kalmak zorunda değildir.

*

Halime bakar mısınız?

Şu en basit, en bilinen, en belirgin, en temel hakikatleri bile sanki hiç bilinmeyen ve acayip sır dolu şeylermiş gibi...

Oturmuş ciddi ciddi yazıya döküyorum.

*

Ne diyordu İbrahim Tatlıses üstadımız?

“Allah’ım? Neydi günahım?”

‘KILIÇ ARTIĞI’ TABİRİ CEDDİMİZE HAKARET

BİRİNE “kılıç artığı” dendiğinde...

Ne demek isteniyor?

*

Söylenmek istenen şudur:

“Ceddim, atalarım sizinkilerin alayını kılıçlarıyla kesti, kesti, kesti... Senin gibi birkaç kişiyi de sebepsizce sağ bıraktı... Sen o yüzden benim ceddimin kılıcının artığısın.”

*

Merak ettiğim husus şudur:

*

“Kılıç artığı” tabirini böyle rahatça kullandıktan sonra...

Dünyaya dönüp de...

“Bizim atalarımız kimseyi kesmemiştir, kimseyi kılıçtan geçirmemiştir, iftira atmayın” demek nasıl mümkün olacak?

Hadi diyelim ki dendi...

İnandırıcılık nasıl sağlanacak?

AHMET HAKAN YALNIZDIR

BAŞIMA bir şey gelirse...

Sosyal medyada “Ahmet Hakan yalnız değildir” diye bir başlık açılmaz.

Bundan adım gibi eminim.

*

Hatta hatta...

Sırf laf sokmak için...

“Ahmet Hakan yalnızdır” diye bir başlık açılır.

*

Şimdiden söyleyeyim:

Hiç gocunmam böyle bir başlıktan.

*

Çünkü ben...

Aynı anda...

- Hem kendilerine iktidar sözcülüğü pozu veren ahlaksız tetikçilerin...

- Hem hükümet karşıtlığından gözü dönmüş çevrelerin...

- Hem PKK’lı trollerin...

- Hem FETÖ’cü kaçakların...

Her gün sövdükleri biriyim.

*

İşte tam da bu nedenle...

Benim yalnızlığım ne güzel bir yalnızlıktır, ne değerli bir yalnızlıktır, ne onurlu bir yalnızlıktır.

CEM KÜÇÜK DENİLEN ŞAHIS MAHKÛM OLDU

CEM Küçük denilen şahıs, bana “hırsız”, “PKK’lı”, “şizofren” gibi ağır hakaretlerle saldırmış ve alenen tehditler savurmuştu.

Bu ağır hakaretler nedeniyle hem ceza hem de tazminat davası açmıştık.

Dün bu davalardan biri karara bağlandı.

Böylece...

Bu şahsın bana hakaret ettiği, hakkımda yalanlar söylediği ve iftira attığı mahkeme kararıyla tescil edilmiş oldu.

Ayrıca bu şahsa, bana 10 bin lira manevi tazminat ödemesine de karar verildi.

*

Teşekkürler yüce Türk adaleti!

BASINDAN RİCA

AYKUT Kocaman’la ilgili haberlere “Kocaman ümit, Kocaman zafer, Kocaman hezimet, Kocaman gündem” diye başlıklar atmaktan vazgeçer misiniz lütfen?

 

Yazının devamı...