"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Kusura bakma Hayati Bey, Melih Gökçek çok haklı

26 Ekim 2018

Hayati Yazıcı, soruyu şu üç cümleyle cevaplıyor:

- BİR: Sözünü ettiğiniz kişi, bizim partimizde belediye başkanlığı yaptı.

- İKİ: Görevini bırakması istendi... Görevini bırakması iş olsun diye istenmedi.

- ÜÇ: Bunun ötesinde bir yorum yapmayacağım.

*

Kusura bakmasın ama Hayati Yazıcı’nın kurduğu üç cümle de birbirinden sorunlu.

Şöyle ki:

Yazının devamı...

El değmemiş kulis bilgileri... Melih Gökçek’in keyfi yerindeymiş!

25 Ekim 2018

Sonra haberlere şöyle bir baktım ki... İş ciddi! MHP gerçekten de düşünüyormuş Gökçek’i...

Tabii hemen aradım kendisini.

Ne zaman arasam telefonumu daha ilk çalışta açan Melih Gökçek, uzun uzuuun çaldırmalarım karşısında bana mısın demedi.

İşkillendim tabii...

Sonra da “soruşturmacı”, “araştırmacı”, “kulislere dalmacı”, “sağdan girmeci”, “soldan çıkmacı” her türlü gazetecilik yöntemini deneyerek...

Şu izlenimleri elde ettim:

*

Yazının devamı...

Ve Muharrem İnce bombayı patlattı: İstanbul için varım!

23 Ekim 2018

Dedi ki:

“İlk kez söylüyorum: İstanbul adaylığı için varım”.

Fakat bir şartı var Muharrem İnce’nin.

Dedi ki:

“İstanbul’da CHP’nin yaklaşık 250 bin üyesi var... Üyelerin tamamının katıldığı bir önseçim yapılsın... Buradan çıkarsam adaylığa varım”.

Ardından da neden böyle bir talepte bulunduğunu gerekçelendirdi.

Söylediği şu:

“Türkiye demek, İstanbul demektir. 250 bin üye az değildir. Bu üyelerimiz harekete geçerse biz bu seçimi kazanırız. İstanbul’u kazanırsak bu başarıdan bir Türkiye hikâyesi çıkar ve Cumhurbaşkanlığı seçimini alırız”.

Yazının devamı...

Andımız karşıtlarının beş türlü riyakârlığı

22 Ekim 2018

İKİNCİ TÜR RİYAKÂRLIK: ‘Andımız’la faşizm arasında kolaylıkla bağ kurarlar... Ama en azılı baskı politikalarına destek vermekten kaçınmazlar.

ÜÇÜNCÜ TÜR RİYAKÂRLIK: “Çocuklara devlet ideolojisi benimsetilemez” derler... Ama hayallerinde hep kafalarına göre nesiller yetiştirmek vardır.

DÖRDÜNCÜ TÜR RİYAKÂRLIK: “Çağdaş dünyada kaldı mı böyle uygulamalar” derler... Ama çağdaş dünyada var olan şeylere “Bize uymaz” diye itiraz ederler.

BEŞİNCİ TÜR RİYAKÂRLIK: “Danıştay’ın verdiği karar baştan sona yanlıştır” derler... Ama yeri geldiğinde “Yargı kararıdır, biz karışamayız” derler.

ŞAŞKINLIKLA
İstanbul Barosu seçiminin yapıldığı binanın önünden geçerken ŞAŞKINLIKLA şöyle dedim: “Aboooo! İstanbul’da ne kadar da çok avukat varmış”.

Yan taraftaki masada hararetli bir futbol tartışmasının tam ortasından fırlayan şu cümleyi ŞAŞKINLIKLA işittim: “İçimden Cocu’yu Suudi Konsolosluğu’na yollamak geçiyor”.

“Bahçe Duvarından Aştım” türküsünü bambaşka sanatçılardan dinledikçe ŞAŞKINLIKLA fark ettim ki... “Hele” sözcüğünü Neşet Ertaş kadar tatlı telaffuz eden yok.

Yazının devamı...

Ne iş Danıştay?

21 Ekim 2018

AK PARTİ: Danıştay’ın verdiği kararı Anayasa’ya aykırı buluyor. Bütün sözcüleri benzer açıklamalar yapıp Danıştay’ı eleştiriyorlar.

CHP: Önümüzdeki yerel seçimde HDP tabanından oy almayı düşündükleri için olaya bodoslama dalmıyorlar. Partinin önde gelen isimlerinin çoğu susuyor!

HDP: Karara net bir şekilde destek vermeyen parti... Irkçı olarak nitelendirdikleri ‘Andımız’ın yeniden yürürlüğe girmesini geriye gidiş olarak görüyorlar!

MHP: Genel merkez binasına astıkları kocaman Andımız pankartıyla nerede durduklarını gösterdiler... “Andımız”dan yana tavır alıyorlar.

İYİ PARTİ: MHP’nin bir adım önüne geçmek için “Andımız” konusunda mübalağalı bir tutum içindeler. Bütün sözcüler, Danıştay kararını hararetle destekliyor.

Buradan çıkan sonuçlar şunlar:

AK Parti ile HDP aynı safa düşmüş gibi...

MHP ile AK Parti ayrı noktalarda kalmış gibi...

Yazının devamı...

Kişisel bir metin analizi: Adım adım ‘ANDIMIZ’

20 Ekim 2018

Bunu haykırmaktan asla gocunmuyorum. Ama kendilerini Türk hissetmeyenler de var! Onların çocuklarına da her sabah okul kapılarında zorla “Türküm” mü dedirteceğiz? Siz “Desinler tabii, ya diyecekler ya gidecekler” diyebilirsiniz. Ama ben diyemiyorum. Kusura bakmayın! Tabii ki doğruluktan yanayım!
Ancak doğruluğun ve dürüstlüğün minnacık yüreklere yerleşmesini sağlayacak bin türlü yol varken... Her sabah “rahat/ hazır ol” tarzı bir askeri disiplin içinde yemin ettirmek... Bana en azından pek akılcı bir yolmuş gibi gelmiyor.

Tabii ki çalışkanlık iyi bir şey!
Ama “Evde elektrikler kesikti, o yüzden ödevimi yapamadım öğretmenim” demenin hazzını nereye koyacağız? Postmodern çağlarda ortaya çıkan ve adına “tembellik hakkı” denilen o güzelim hakkı ne yapacağız?
Tabii ki küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak ilkemdir!
Ve işte tam bu noktada... “Ancak” demeden, “ama” demeden diyorum ki: Bunun için yemin şart olmalı! Çünkü yemin ortadan kalktığı günden beri küçüklere musallat olanların, küçükleri taciz edenlerin sayısı nasıl da arttı! Büyüklere gelince... Artık onların dramlarını da sadece bayramlarda yayınlanan acıklı çikolata reklamlarında görüyoruz.

Yazının devamı...

Kaşıkçı olayıyla ilgili aynı gün üç şey oldu

19 Ekim 2018

Fotoğraflar geldi telefonuma... Açtım baktım... Kesilmiş insan vücudu parçaları... Eller, ayaklar, kafa falan... Bakılacak gibi değil... Bir yandan “Bakmamalıyım, aklımdan çıkmayacak, rüyama girecek, beynime kazınacak” falan diye kaygılanıyorum, bir yandan da bakmaktan kendimi alamıyorum... Mesajın altında şu yazıyor: “İşte Suudi Konsolosluğu’nda katledilen gazeteci Kaşıkçı’nın cesedinden parçalar”. Suudi Arabistan usulü ‘Hostel’ filmine maruz kalmış gibi oldum yani.

2- ‘DÜNYANIN ÇİVİSİ GERÇEKTEN ÇIKMIŞ’ DİYE HAYIFLANDIM

Fotoğrafların da etkisiyle başladım söylenmeye... “Dünyanın çivisi çıktı deniyordu ama bu sefer sahiden çıktı” dedim... “Cinayeti devlet işliyorsa polis çağırmanın bir manası kalmaz” dedim. “Elçilik ve konsolosluk gibi binalar emin yerler olmayacaksa neresi olacak?” dedim. “Dünyanın gözü önünde arkasında Washington Post’un olduğu gazeteciye bunu yapan ülke, Yemen’deki mazlum çocuklara neler yapmaz?” dedim. Ve adının Batı basınında “MbS” diye kodlanması için PR yapan veliaht prense lanet ettim.

3- TELEFONDAKİ SES ‘KAŞIKÇI ÖLMEDİ, YAŞIYOR’ DEDİ

Sonra bir şey oldu... Tuhaf bir şey... Bu tür alengirli mevzularda dedikleri hep çıkan bir dostum aradı. Dedi ki: “İnanamayacaksın ama son aldığım bilgiye göre Kaşıkçı olayıyla ilgili olarak bu zamana kadar okuduğun bütün haberler çöp... Kaşıkçı yaşıyor, öldürülmedi...”. Cevap olarak “Gerçekten inanmayacağım” dedim. Fakat dostum kendinden emindi: “Bunu yaz bir kenara... Yakında Kaşıkçı’nın yaşadığını bütün dünya öğrenecek”. Pek inanmadım ama “Ay hadi inşallah” demeyi de ihmal etmedim.

 

İŞ BANKASI OLAYINDA CHP’YE DİYORUM Kİ...

- İş Bankası’ndan size tek kuruş para gelmiyorsa...

Yazının devamı...

Berat Albayrak başaracak diye ödü kopanlar var

18 Ekim 2018

- Büyük, çok büyük bir önyargı geliştirdiler.

- Ne dese, ne eylese... Olmazlandılar.

- Başarısız olacağına kesin iman ettiler.

- “Mümkün değil, yapamaz” diye kestirip attılar.

Falan...

*

Ve şimdi görüyorum ki...

-

Yazının devamı...