"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Doğan da Doğan Doğan da Doğan

15 Şubat 2017

Birçok eski gazeteci, birçok CHP’li politikacı, birçok iktidar destekçisi, birçok iktidar karşıtı neyle uğraşacak, gerçekten çok merak ediyorum.

Tarafsız olmak... Neden sadece Doğan Grubu’na düşen bir görev? Diğerleri medya değil de saksı da ondan mı?

Muhalifler, Doğan Grubu’na karşı tavır koymak için sergilenen enerjinin binde birini bile... Neden siyasal amaçlarını gerçekleştirmek için sergilemiyorlar?

Doğan Grubu’nun yazarları, başka grupların yazarlarıyla ilgili pek bir şey yazmazken... Başka grupların yazarları neden ha bire Doğan Grubu’nu yazıyor?

Bağımsız, bağlantısız, tarafsız, dürüst yayıncılık... Artık sadece Doğan Grubu’nun üstlenmesi gereken bir işlev mi?

Kampanyacı medya olmamak... Artık mümkün değil mi? İlle de kampanya mı yapmak gerekiyor? Yoksa olmuyor mu?

Artık herkes “taraf olmayan bertaraf olur” falan diye mi düşünmeye başladı? Eğer böyleyse... Neden Tayyip Erdoğan’a kızılıyor ki?

“Doğan da Doğan... Doğan da Doğan...” diye tutturan medyacılar... Ne zaman Doğan’ı bırakıp da kendi medyalarıyla ilgilenmeye başlayacaklar?


KASKETLİ ANLATIM
“BASİTLEŞTİREREK anlatmak” diye bir şey var.
Bu referandum için çok gerekli.



Şu ana kadar bunu başarabilen tek bir kişiye rastladım:
Metin Feyzioğlu.

Bırakmış entelleri dantelleri falan Metin Feyzioğlu...
Düşmüş Anadolu yollarına...
Kahvedeki Vehbi Amca’yı, mutfaktaki Ayşe Teyze’yi kendisine hedef kitle olarak seçmiş.
Ve kasketler üzerinden muazzam bir teknikle anlatıyor olayı.

“Hayır” cephesinden “basitleştirerek anlatım” metoduna bir örnek çıktı.
Bakalım “Evet” cephesinin buna bir yanıtı olacak mı?


HAYIR'I YÜKSELTEN EVET'İ DÜŞÜREN BEŞ ŞEY
BİR: Evet’çilerin kendilerini anlatmak yerine sürekli ama sürekli Hayır’cıları anlatmaya çalışmaları...

İKİ: Evet’çilerin sürekli “Hayır’cılar şöyle kötü, Hayır’cılar böyle yaramaz” diye konuşmaları...

ÜÇ: “Sigaraya hayır” afişindeki Hayır’dan bile çekinip afiş toplatmaya kalkmak.

DÖRT: “Hayır’cı” ve “terörist” kelimelerini aynı cümle içinde bu denli fazla geçirerek ahalinin tepesinin tasını atma noktasına getirmek.

BEŞ: Evet’çilerin pozitif ve güler yüzlü bir kampanya yerine negatif ve agresif bir kampanya yapmayı tercih etmeleri. 


TARAFLAR ÇILDIRMIŞ OLMALI
BİR taraf şunları diyor:

Hayır’cıyı attılar.
Hayır’cıyı barındırmadılar.
Hayır’cı gitti.

Öbür taraf ise şunları diyor:

Hayır’cılara baskı varmış gibi göstermek için operasyon çektiler.
Zavallı bir Hayır’cıyı işten atarak Hayır’cılara zulmediliyor imajı vermek istediler.
Bunların derdi Hayır’ı yükseltmek.


İŞTE BUDUR! BRAVO KILIÇDAROĞLU!
18 gün önce yazdım.

Dedim ki:“ANAYASA MAHKEMESİ’NE SAKIN GİTME CHP.”



Ve 18 gün sonra karar çıktı.

CHP, Anayasa Mahkemesi’ne gitmiyor.

Bravo CHP!

Bravo Kılıçdaroğlu!

Mahkemeden daha çok millete güvenmenin...

Mahkemeden himmet beklemek yerine milletten destek beklemenin...

Mahkeme kapısında sürünmek yerine milletin önünde çabalamanın...

Ne kadar güzelleştirici, ne kadar sağaltıcı, ne kadar diriltici bir etki yaptığını yaşayarak göreceksiniz.

Tadını çıkarın lütfen, tek umudunuzun, tek sığınağınızın, tek güvencenizin millet olmasının...

Doya doya yaşayın bu siyasal zevki!

Yorulacaksınız ama öyle bir “serotonin” salgılayacaksınız ki...

Değecek.

Vallahi değecek, billahi değecek.


EYVAH EYVAH! HDP TABANI EVET DİYECEKMİŞ
AK Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül şöyle demiş:

“HDP tabanı da dahil olmak üzere birçok kesimden destek alacağımıza inanıyorum.”

Dünyanın en normal açıklaması.

Hiçbir sorun yok.

Fakat mugalatacının teki çıkıp da...

“Hele bakın şu işe! AK Parti ile MHP, yanlarına HDP tabanını da almak suretiyle...” falan diye kötücül açıklamalar yapsa...

AK Parti ne hisseder?


DENMEZ / DENİR
“ANLADIN MI?” denmez... “Anlatabildim mi?” denir.

“Kilo mu aldın sen?” denmez... “Sağlık fışkırıyorsun” denir.



Yazının devamı...

Bir gazeteci olarak referandum tavrım

14 Şubat 2017

*

- EVET diyenlere de HAYIR diyenlere yönelik de hakaret ve aşağılama olmasın diye mücadele etmek istiyorum.

*

- EVET ya da HAYIR diye kampanya yapmak yerine... EVET ya da HAYIR diyenlerin eşit haklara sahip olması gerektiğini savunmak istiyorum.

*

- Gazetecilerin EVET mücahitliği ya da HAYIR savaşçılığı gibi bir görevinin olmadığına inanıyorum ve militanlıktan uzak durmak istiyorum.

*

- Herkesi ama herkesi, hem EVET diyenlerin hem de HAYIR diyenlerin bu vatanın iyiliğini düşündüklerine inandırmak istiyorum.

*

- EVET’in ya da HAYIR’ın karşısında konum alıp bayraktarlık yapmak yerine... EVET’in ya da HAYIR’ın açmazlarına işaret etmek istiyorum.

*

- EVET’çinin ya da HAYIR’cının alkışını kapmak yerine... EVET’çiyi de HAYIR’cıyı da düşünmeye, akıl etmeye, anlamaya davet etmek istiyorum.

*

- EVET’çiye “aptal, koyun, hain” diyene de HAYIR’cıya “terörist, 15 Temmuz’cu, PKK ile kol kola” diyene de aynı oranda itiraz etmek istiyorum.

*

- EVET diyenler ile HAYIR diyenlerin 16 Nisan’dan sonra da barış içinde kardeşçe yaşamak mecburiyetinde olduklarını aklımdan hiç çıkarmamak istiyorum.

18 YAŞA VEKİLLİĞE DESTEK VERMEYEN KAYBEDER

18 yaşa milletvekilliği getiriliyor.

“Hayır” diyenler, buna da karşı çıkıyor.

*

18 yaşa milletvekilliğine karşı çıkmak...

Taktik, strateji falan bilmemekten başka bir şey değil.

*

“Hepsine hayır diyorum ama 18 yaşa milletvekilliği hakkı tanınmasına evet diyorum” demek...

“Hayır” yaklaşımını zayıflatmaz, kuvvetlendirir.

*

Bunu da mı biz söyleyeceğiz?

Hay Allah’ım ya...

EVET DEMESEYDİ ÜÇ ÇOCUĞU OLMAZDI

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Kemal Kılıçdaroğlu’na şöyle takılmış:

“Eğer nikâh töreninde eşine evet demeseydi, şimdi üç çocuğu olmazdı.”

*

Berbat bir espri...

*

AMA “Hayır diyenler teröristtir, PKK’cıdır, FETÖ’cüdür” gibi yaklaşımlardansa...

Böyle berbat bir espriye bile razıyım.

*

Başarısız bir espri ama hiç değilse şeker bir espri olma yönünde güçlü bir gayreti var.

KAFALAR GİDİK

KONSENSÜS’ün son anketinde “Yüzde 52 evet, yüzde 48 hayır” çıktığını yazdım.

*

İki tür tepki aldım:

- BİR: Evet oylarını kasten hayır oylarının önünde göstererek algı operasyonu yapıyorsun. Yuh!

- İKİ: Hayır oylarının neredeyse evet oylarına yaklaştığını gösterip algı operasyonu yapıyorsun. Yuh!

*

İki kesimin de kafa gidik yani.

BIRAKIN KARTACA MARTACA LAFLARINI

ŞU CHP âlem parti!

*

Kartacalı Hannibal’ı kendilerine örnek almışlar.

Tıpkı onun gibi “Ya yeni bir yol bulacağız ya da yeni bir yol yapacağız” diyorlarmış.

*

Yani demek istiyorlar ki...

“Halka ulaşmamız için bilinen bütün yolları kapatırlarsa... Biz de kendimize yeni yollar yaparız. Sokak sokak, ev ev dolaşırız.”

*

Şurada kalmış referanduma 2 ay kadar bir süre...

Adamlar sokak sokak, ev ev dolaşmaya çoktan başlamış olmalarına rağmen...

Hâlâ oturmuşlar, “sokak sokak, ev ev dolaşırız” falan diye goygoy yapıyorlar.

ALİ TÜRKŞEN DİYOR Kİ

ERGENEKON’dan hapislerde yatmış emekli Deniz Kurmay Albay Ali Türkşen, “Hayır diyenler teröristlerle yan yanadır” sözüne şöyle cevap vermiş:

- Kankanız FETÖ’den hapis yattım.

- PKK’yı desteklemem.

- 15 Temmuz’u haber verdik.

- Şimdi HAYIR diyorum diye terörist biz olduk he mi?

*

Ne diyeyim?

Adam haklı beyler ve hanımlar!

YÜZ BİN KERE CAHİL DERİM

VAY efendim Nilhan Sultan’a nasıl cahil dermişim.

Falan filan...

*

Müjdat Gezen ve Yılmaz Özdil’in Nilhan Hanım’a yaptığı terbiyesizliği bahane edip...

Nilhan Sultan’ı dokunulmaz kılmaya çalışıyorlar.

*

Nedir yani?

“Sultan torunu” falan diye cahile de cahil diyemeyecek miyiz?

SEVGİLİLER GÜNÜ İÇİN BEŞ FARKLI TİPOLOJİ

- TİP BİR: Hediye almaktan yırtmak için antikapitalist ve tüketim karşıtı ayaklarına yatan tip.

*

- TİP İKİ: Sevgililer Günü’nü unutunca sevgilisine “Bana her gün Sevgililer Günü bebeğim” diyerek durumu idare etmeye çalışan uyanık tip.

*

- TİP ÜÇ: Hayatında Sevgililer Günü diye bir şey tanımadığı halde sırf satışlarını artırmak için Sevgililer Günü’nü gazlayan esnaf tip.

*

- TİP DÖRT: Sevgililer Günü’ne lüzumsuz bir şekilde anlamlar yükleyip 14 Şubat’ı kâbus gününe çeviren tip.

*

- TİP BEŞ: Bütün ömrünü ve bütün enerjisini “Sevgililer Günü Frenk icadıdır, bize uymaz” mevzusuyla tüketen tip.

Yazının devamı...

Madem öyle o zaman iki seçenek olsun: Evet/Evet

13 Şubat 2017

“Hayır diyenlerin konumu, 15 Temmuz’un yanında yer almaktır.”

*

15 Temmuz nedir?

- Katliamdır.

- Alçaklıktır.

- Darbedir.

- Terördür.

- Şiddettir.

*

Eğer “Hayır” demek, gerçekten de 15 Temmuz’un yanında yer almak anlamına geliyorsa...

Yani “Hayır” demek meşru değilse...

O zaman...

Referandumda milletin önüne niye “Hayır” seçeneği koyuyorsunuz ki?

*

Ne yani?

Referandumda bu millete...

Darbenin, katliamın, cinayetin, alçaklığın, terörün, şiddetin, kısacası 15 Temmuz’un yanında yer alma hakkı mı tanınıyor?

*

Ne yani?

Millet “Hayır” seçeneğine abanırsa...

15 Temmuz mu kazanmış olacak?

İyi ama o zaman ne diye 15 Temmuz’a kazanma şansı veriyorsunuz ki?

*

“Hayır” seçeneği...

Böylesine kötü, böylesine gayrimeşru, böylesine terörist, böylesine hain ise...

Milletin önüne şu iki seçeneği koyun:

- EVET

- EVET

Aradaki farkı da...

- BEYAZ EVET

- KAHVERENGİ EVET

İle gösterin.

*

Ya da referanduma falan gitmeyin.

Çıkarın bir Kanun Hükmünde Kararname...

Olsun bitsin.

 

‘TABİİ Kİ EVET’ ŞARKISI TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞI

- YÖRESEL ezgilerle dolu sanatçı Özhan Eren’in imza attığı “Haydi Bir Daha” adlı seçim şarkısı, AK Parti’ye en az dört puan kazandırmıştı.

*

- “Dombıra”dan uyarlanan “Tayyip Erdoğan” şarkısı, ilk duyulduğu andan itibaren nasıl da sükse yapmış, nasıl da ıslıklarla bile çalınır olmuştu!

*

- “Davutoğlu Ahmet Hoca” şarkısı vardı... Hani “Kiziroğlu”ndan uyarlanan... O bile bilindik melodisiyle bayağı dikkat çekmişti.

Kısacası...
AK Parti bu şarkı/türkü sınavlarından hep alnının akıyla çıkmasını bilen bir partiydi.

*

“Partiydi” diyorum.

Çünkü en son referandum için yaptıkları “Tabii ki Evet” şarkısı, daha önceki performansların yanına bile yaklaşamıyor.

- Bir kere acayip sıradan...

- İkincisi süper etkisiz...

- Üçüncüsü sıfır heyecansız...

- Dördüncüsü çok zorlama...

- Ve son olarak hikâyesiz...

HANGİSİ KAZANMALI, HANGİSİ KAYBETMELİ

“EVET diyen şudur, hayır diyen budur” yaklaşımı kaybetmeli.

*

“Evet diyen de hayır diyen de vatanını seviyor” yaklaşımı kazanmalı.

DEVLET BEY’İN ESKİZİ

DEVLET kelimesindeki “d” ve “l” harflerini çıkarınca geriye “evet” kelimesi kalıyor.

Ve buradan “devlet için evet” sloganı türüyor.

*

Bu eskiz çalışmasını Devlet Bey yapmış.

*

“40 yapar” esprisini hatırlayınca...

Görür görmez anlamıştım bunu da onun yaptığını!

ÇOK MERAK EDİYORUM

O Bahçeli ki...

Bu zamana kadar girdiği hiçbir seçimi kazanamadı.

*

O Kılıçdaroğlu ki...

Bu zamana kadar hiçbir seçimi kazanamadı.

*

Ve şimdi referandum var.

*

Bahçeli “Evet” diyor.

Kılıçdaroğlu “Hayır” diyor.

*

Bakalım bu kez ne olacak?

Kaybeden ya da kazanan hangisi olacak? 

OSMANLI’DA SEVGİLİLER GÜNÜ: MAHBUBLAR VE MAHBUBELER

OSMANLI saray mutfağından nadide örnekler sunan Asitane adlı restoran, Sevgililer Günü’nü Osmanlı’ya uyarlamış ve adına “Mahbub ve Mahbubeler Günü” demiş.

Bugüne özel bir de mönü hazırlamış.

*

İslami kesimde her şeyin İslamisini yapma modası vardı bir zamanlar...

Günümüz Türkiye’sinde de her şeyin Osmanlı’sını yapma modası mı başladı nedir?

İMZA ÖRNEĞİ

İMZA atmayı beceremiyorum” diye yazınca...

Yazı sanatçısı Ömer Başdağ, bana bir imza örneği göndermiş.

“Umarım size ilham verir” notunu düşerek.

*

Sevgili Ömer Başdağ.

İlginize çok ama çok teşekkürler ama ben sizin bu eserinizin yanına bile yaklaşabilecek kapasitede olsam...

Hiç “İmzam çok berbat, imza işini beceremiyorum” der miydim? 

 

UKRAYNA 

KİMLİK kartıyla Ukrayna’ya girişimiz serbest olacakmış ya...

Bu konuda yapılan hiçbir espri artık güldürmüyor.

Ne güldürmesi!

Mide bulandırıyor. 

 

BRAVO ‘YOZGAT FM’

ÂLEM FM”den sevgili kardeşim Adem Metan müjdeyi verdi.

“Yozgat FM, Türkiye’nin en iyi yerel radyosu seçildi, haberin olsun” dedi.

*

Öyle mutlu oldum ki...

Sanki kendim seçilmiş gibi.

Yazının devamı...

Meral Akşener’e enfes bir kampanya desteği

12 Şubat 2017

Ancak konferans vereceği salonun elektriklerini kesmişler.

O da buna rağmen konuşmuş.

*

Eğer gerçekten de...

Meral Akşener konuşamasın, hayırcılar çoğalmasın” falan diye böyle bir şey yaptılarsa...

Yaptıkları siyasi açıdan çok ahmakça bir şey...

*

Çünkü Meral Akşener’e bundan daha enfes, daha güzel, daha şahane bir kampanya desteği verilemezdi.

*

Akşener, elektriği kesenlere ne kadar teşekkür etse az yani.

İNSAN İSTER İSTEMEZ HATIRLIYOR BE BASKIN HOCA

AKADEMİSYENLERİN atılmasına karşı Mülkiye’de gerçekleşen eylemde Baskın Oran Hoca da bir parça itilip kakılmış.

*

Her durumda “Ama siz de yetmez ama evet demiştiniz” diyenlerden olmamaya özen gösteriyorum.

*

Fakat yine de ister istemez hatırladım Baskın Hoca’nın “yetmez ama evet” tişörtünü...

*

Kusura bakma Baskın Hoca.

Kör olası o tişört, bir türlü çıkmıyor aklımdan.

ŞU 10 ŞEYDE NET BAŞARISIZIM

- BİR: İmzam çok kötü, çok kişiliksiz, çok pespaye... İmza atmayı beceremiyorum.

*

- İKİ: Rafadan yumurta pişirmede zamanlamayı asla tutturamıyorum.

*

- ÜÇ: Resim kabiliyetim sıfır. Çöp adam bile çizemiyorum.

*

- DÖRT: Sinirlenince hazırcevap olamıyorum.

*

- BEŞ: Restoranda en kötü yemeği seçiyorum ve gözüm hep başkasının seçtiği yemekte oluyor.

*

- ALTI: Tek bir türküyü bile kafasını gözünü yarmadan söyleyemiyorum. Müzik kulağım yok benim.

*

- YEDİ: Peynir-ekmek almak için girdiğimde bile mutfağı darmadağın ediyorum. Mutfağa hiç yakışmıyorum.

*

- SEKİZ: Kravat bağlamasından zerre kadar çakmıyorum. İtalyan usulü bağlamak için aldığım o kursların tümü boşa gidiyor.

*

- DOKUZ: Stilli yüzmeden hiç çakmıyorum, çivileme bile atlayamıyorum.

*

- ON: B sınıfı Amerikan filmlerinin bile sonunu tahmin edemiyorum.

BURSA’DA NELER YAPILIR

- Osmangazi Köprüsü’nden geçerken durulur ve köprü arkaya alınarak fotoğraf çekilir.

*

- Çekirge’deki kaplıca oteller bölgesinde şöyle bir tur atılır.

*

- Eski siyasetçi olup da ahali nezdinde süper popüler olabilen ender siyasetçilerden Cavit Çağlar’la Koza Han civarında esnaf gezmesi yapılır.

*

- Önünde acayip sıra olan Uludağ Kebap’ta enfes Bursa döneri yenir.

DÜKKÂNLARDA FOTOĞRAF ÇEKTİRİRKEN AMAN DİKKAT

BURSA’da Uludağ Kebapçısı’nda oturdum.

Duvarlarda dükkâna gelen ünlülerin sıra sıra fotoğrafları.

Benim şansıma da İbrahim Kutluay/Demet Şener çifti düştü.

*

Hazin hazin gülümsedim.

*

Ayrılabilirsiniz, her şeyi bitirebilirsiniz, “al resmini/ver resmimi” yapabilirsiniz falan ama...

Mutlu günlerinizde gittiğiniz dükkânlarda çekilmiş fotoğraflarınızı dükkân duvarlarından söküp atamazsınız.

*

Hey gidi hey!

SEKTER’İ TAŞA İŞLEDİLER

ÇALIŞMA arkadaşım Sevgili Mine Özbek sağ olsun, düşünmüş, taşınmış bana bir hoşluk yapmış.

*

Kedi ve köpeklerin resimlerini, dekoratif doğal taşlar üzerine el boyaması yöntemiyle yapan sanatçı Ayşegül Tolunay’a, bizim Sekter’in fotoğrafını vermiş.

Tolunay da bizim Sekter’i bir güzel taşa resmetmiş.

*

Ortaya çıkan bu şahane eser, artık ofisimdeki masamın üzerinde. Böylece gündüzleri de Sekter’le temas kurmuş oluyorum.

*

Teşekkürler Mine Özbek... Teşekkürler Ayşegül Tolunay.

Yazının devamı...

İşin sırrını açıklıyorum: Ne yapıyorsa tersini yap

11 Şubat 2017

*

O negatif kampanya yapıyorsa...  Sen pozitif kampanya yap.

*

O çok bağırıyorsa...  Sen kısık sesle konuş.

*

O meselesinin özüne girmiyorsa...  Sen meselesinin özüne gir.

*

O seni öne çıkarmak ve senin üzerinden taraftarlarını konsolide etmek istiyorsa...  Sen hemen kafayı içeri çek, fazla ortada görünme.

*

O çok konuşuyorsa...  Sen az konuş.

*

O çok telaşlıysa...  Sen acayip rahat ol.

*

O öfkeleniyorsa...  Sen gül.

*

O senin tarafın en keskinlerine meydan okuyorsa...  Sen onun tarafının kararsızlarına yumuşak bir üslupla yaklaş.

*

O ikiye ayırıyorsa...  Sen birleştir.

CÜPPELERİ EZMEYİN

O cüppeler bilginin sembolleridir.

*

O cüppeler merakın mızraksız ilmihalleridir.

*

O cüppeler giderilen soru işaretleridir.

*

O cüppeler hayranlıkla dolu saygının odak noktasıdır.

*

O cüppeler bize öğretilen tek harfi değil, binlerce harfi simgeler.

*

O cüppelere minicik bir çamur sıçrasa üzüntü büyür.

*

Akademiye, hocaya, bilime, anlama çabasına...

Kısacası cüppeye saygı lütfen.

İŞTE SON ANKET

YÜZDE 52 EVET YÜZDE 48 HAYIR

BANA “Ne olur referandumda, durum ne görünüyor” falan diye sorduklarında...

Şöyle cevap veriyorum:

“Vallaha elimde hiçbir veri yok... Fakat hissiyatım, gözlemlerim falan bana ‘durum bıçak sırtı’ diyor.”

*

Ama durun bir dakika!

Artık elimde bir veri de var.

*

Konsensüs’ün son anketinde...

- EVET: Yüzde 52

- HAYIR: Yüzde 48

Olarak yansıtılıyor.

CIA’İN BAŞINDAKİ ADAMA ŞUNLARI SORDULAR MI ACABA? 

- “15 Temmuz’un arkasında siz mi vardınız” diye...

- “Fetullahçıları darbeye siz mi teşvik ettiniz” diye...

- “Gerçekten yaptınız mı böyle adilikler” diye...

Sordular mı acaba?

*

Çok ama çok merak ediyorum.

YENİ ÖĞRENDİĞİM İKİ ETKİLEYİCİ SÖZ

“DİNDARLIĞINI Allah’a göster, bana insanlığın lazım.”

MUSTAFA İSLAMOĞLU

*

“Üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğlerim.”

ULRIKE MEINHOF

ÜÇ ŞEHİDİMİZ VAR, KEŞKE PUTİN’E...

- EN azından biraz atarlansaydık.

*

- En azından telefonuna hemen çıkmasaydık.

*

- En azından kendisine vakur bir öfke yollasaydık.

*

- En azından geçmişte bize yaptığının onda birini biz ona yapsaydık.

*

- En azından kendisinden “özür” talep etseydik, “tazminat” isteseydik.

*

- En azından hemen tatlıya bağlamasaydık, bir-iki gün surat assaydık.

NİLHAN SULTAN RACONU

NASIL ki bana bir ton laf saydırılıyor ve binlerce alaycı ok fırlatılabiliyorsa...

“Ben sultanım, ben padişah torunuyum” falan diye böbürlenerek dolaşan Nilhan Hanım’a da...

Tabii ki bir ton laf saydırılacak ve binlerce alaycı ok fırlatılabilecektir.

*

Çok şükür ki...

Cumhuriyet ilan edilmiş, Gülse Birsel üstadımızın işaret ettiği gibi “ayaklar baş olmuş” ve Nilhan Hanım’ın herhangi bir ayrıcalığı kalmamıştır.

*

Ama şunu da söylemeden geçemem:

*

Herhangi bir ayrıcalığı kalmamıştır diye...

Nilhan Hanım’ın televizyon ekranlarında çirkin imalarla dolu bir erkek muhabbetine meze yapılmasını da asla ve kata kabul etmeyiz, edemeyiz.

*

Kısacası...

Eleştiriye evet...  

Terbiyesizliğe hayır.

İnceden alaya, hafiften dalgaya evet...  

Erkek muhabbetine meze yapmaya hayır.

Cahile cahil demeye evet...  

Cinsiyet üzerinden saldırmaya hayır.

*

Tamam mı?

Anlaştık mı?

 

Yazının devamı...

CHP olmasa söyleyecek pek bir şey bulamazlardı

10 Şubat 2017

Mesela... “CHP, FETÖ, PKK el ele” diye bir argümana abanamazlardı.

Mesela... “Millet AVM’ye, CHP AYM’ye gidiyor” diye espri yapamazlardı.

Mesela... Tek Parti dönemini örnek olarak veremezlerdi.

Kısacası...

“Evet” kampanyasında söyleyecek pek bir söz bulamazlardı.

Ne dersiniz?

Yesinler, içsinler CHP’ye dua etsinler mi?


RIDVAN DİLMEN'İN EVET DEMESİ İLE HAYIR DEMESİ
“Rıdvan Dilmen’in hayır demesi haberdir” diye bir cümle yazmıştım.

Evet, böyle yazmıştım.

Ama sonra da evet diyen Rıdvan Dilmen’i televizyondaki programıma davet ettim.

Rıdvan Dilmen Bey, bunun üzerine haklı olarak şöyle bir şey demiş:

“Bu Ahmet Hakan var ya... Hem gazetede benim evet dememin haber değeri taşımadığını yazıyor, hem de beni televizyondaki programına davet ediyor... Bu nasıl iş birader?”

Hemen izah edeyim:

Şöyle bir iş Rıdvan Dilmen Bey!

Siz şimdi “evet” dediğiniz için... Yüz elli altı kez haber oldunuz ya...

Eğer tersi olsaydı...

Yani “Ben vatanım için, memleketim için HAYIR diyorum, Arda kardeşim, sen de var mısın?” deseydiniz...

Üç bin sekiz yüz elli altı kez haber olurdunuz.

Evet kampanyasını başlatmanız tabii ki haberdir, tabii ki olaydır, tabii ki mühimdir...

Ama eğer hayır deseydiniz...

Ortaya öyle bir “şok şok şok”, öyle bir “flaş flaş flaş”, öyle “kar bora fırtına” çıkardı ki...

Siz bile “Vay be! Demek ki asıl büyük haber buymuş be kardeşim!” demek zorunda kalırdınız.

Bilmem anlatabiliyor muyum, Rıdvan Dilmen Bey?


11'LİK ÇITIR DENSİZLİĞİNİ BİR İMAM YAPSAYDI
TELEVİZYON kanalına çıkan bir doktora sunucu soruyor:

“Seyircimiz 11 yaşındaki kızının dizlerinden çıtırdama sesi geldiğini söylüyor. Bunun nedeni nedir?”

Doktor yanıt veriyor:

“11 yaşındaki kızlar çıtır olur da ondan.”

Şu münasebetsizliğin, şu densizliğin, şu terbiyesizliğin aynısını değil, benzerini değil, sadece ve sadece binde birini bir imam yapsaydı...

Ne olurdu?

Hadi bunun üzerine birazcık düşünün.


'EVETÇİLER AYRI CAMİYE HAYIRCILAR AYRI CAMİYE' İDDİASI
BÖYLE bir haber var son günlerde tedavülde.

Dikkat!

Bu biraz üfürmeli, biraz mübalağalı, biraz sallamalı bir haberdir.

Bu haberin...

Dayanağı yoktur. Sağlam kaynağı yoktur. Hakikatle kuvvetli bir bağı yoktur. Doğru dürüst kanıtı yoktur.

Az buçuk bir sallama haberdir yani.

Çok şükür işler henüz bu noktaya varmamıştır.

Ama camilerde partizanlık yapan hocalar, eğer bu hızla giderse...

Böyle bir şeyin olmayacağının garantisi de yoktur.


HAS ŞAİRLERİN PİRİDİR CAHİT KOYTAK
CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın elinden ödül alan şair Cahit Koytak’la ilgili söyleyeceklerim şunlardır:



Cahit Koytak yaşayan şairlerin piridir.
“Asansörde Birden İsa” adlı muhteşem bir şiiri vardır.
Cahit Zarifoğlu’na adadığı şiirleri de etkileyicidir.
Şiirin ölmediğinin kanıtı gibidir.
Hayatı da bir şair gibi yaşar.


KULAĞIMA ÇALINANLAR
KABİNE değişecek falan deniyor ya... Yok, olmayacak böyle bir şey... Gerekçe? Tabii ki dere geçerken at değiştirilmez.

Osman Gökçek, dört ay sonraki seçimde ATO Başkanlığı’na aday olacakmış. İyi bir ekip kurmuş, bu sefer işi sıkı tutuyormuş.

AK Parti’de iki farklı referandum stratejisi çatışıyormuş...

BİR: Agresif, aktif bir kampanya...
İKİ: Bütünleştirici, sakin bir kampanya...

Referandumdan evet çıkarsa... Binali Bey’in yeri hazırmış: Cumhurbaşkanlığı Yardımcısı...

Sinan Aygün var ya... Kızılay Başkanlığı’na aday olmak için kulislere şimdiden başlamış.


SON GÜNLERDE SEKTER'İN RUH HALİ
SÜREKLİ hayır diyor.

İzmir Marşı dinliyor.

Gittikçe daha aksileşiyor.



Varlık Fonu’na devredilmekten korkuyor.

Rıdvan Dilmen’i ekranda gördüğünde tıslıyor.

Kanun Hükmünde Kararname ile evden uzaklaştırılacağını sanıyor.

Hayata hep sol gözüyle bakıyor.

Sevdirmiyor, tırmalıyor.

Sözcü gazetesi görünce hemen üstüne yuvalanıyor.

Ev işleri ile din işlerini ayırmaya çalışıyor.

Yüzünden düşen hep bin parça oluyor.

Benim politik duruşumu hiç beğenmiyor.

Yazının devamı...

Hocalara kıymayın efendiler

9 Şubat 2017

Prof. İbrahim Kaboğlu’nu muhakkak sayarım.

O İbrahim Kaboğlu ki...



Her dönemde demokrat...
Her dönemde özgürlükçü...
Her dönemde vicdanlı...
Her dönemde şiddet karşıtı...
Her dönemde barışçı...

Olmuş, olabilmiş ender isimlerdendir.

Herhangi bir terör örgütü ile İbrahim Kaboğlu arasında bağ kurmak, sadece ve sadece teröristlerin işine yarar.

Dünyanın bütün teröristleri, “İbrahim Kaboğlu’na da terörist diyorlar, bize de” diyerek kendilerini aklamaya kalkar.

Her taşın altında FETÖ aranmasına ben de sonuna kadar kılım ama İbrahim Kaboğlu gibi bir hocayı FETÖ’den ya da terörden üniversiteden atmak ancak FETÖ’nün işi olabilir.

O derecedir yani.


HAYIR DEMEK TERÖRİSTLİK İSE
YÜCE devletimiz bu seçeneği niye koyuyor ahalinin karşısına?

Ne yani? Devletimiz teröre sandık yoluyla dediğini yaptırma imkânı mı sunuyor?

Hayır seçeneği, teröristlerin çok hoşuna giden bir seçenek ise... Teröristleri sevindirecek bir seçeneğin ne işi var orada?

Neden tek seçenek konmuyor aziz milletimizin önüne? Neden? Neden?


NİYET HAYR, AKIBET HAYR
BAŞBAKAN Binali Yıldırım, “Hayırlı işler”, “Hayırlı cumalar”, “Hayırlı günler” gibi geleneksel ve dini temennilerin hayırcıların işine yaramaması için bir çıkış noktası bulmuş.

Diyor ki Binali Bey:

“Hayır başka... Hayr başka... Biz ‘niyet hayr, akıbet hayr’ sözündeki gibi hayrcıyız. Onlar ise düpedüz hayırcı.”

Güzel bir buluş.
Fakat işlemez.

Ses benzerliği o kadar fazla ki...

Farkı ahaliye anlatmak çok ama çok zor.

Yani fazla üstüne gitmesin bu buluşunun Binali Bey.


KORKARIM FETULLAH
HAYIR cephesini sayarken...

FETÖ, PKK, HDP, CHP falan deniliyor ya...

Korkarım yeryüzünün en sinsi, en tersten gidici, en hesapçı, en tuzakçı, en plancı adamlarından biri olan Fetullah, sırf hükümet kanadını zor durumda bırakmak amacıyla...

“Biz evet diyoruz, ölüleri bile mezardan çıkarmak lazım” türü bir trollük yapabilir.

Aman dikkat!
Aman! Aman!


SEN UNUTMA KEMAL BEY
NAZLI Ilıcak’ı, Ali Bulaç’ı, Ahmet Turan Alkan’ı, Şahin Alpay’ı, Cumhuriyet yazarlarını biz unuttuk.

Sen unutma Kemal Bey.

Kimse takmasa da kimse etkilenmese de kimse görmese de kimse umursamasa da...

Hep söz et onlardan Kemal Bey.


EN REİSÇİ KİM?
REİS en tepede olduğu müddetçe bunu saptamak mümkün değil.

Ne zaman ki...

Reis’i savunmak acayip riskli bir hale gelir...

Ancak işte o zaman anlarız en hakiki Reisçi kimdir.


YENİ BİR ÜNİVERSİTE
KURDURURLAR mı bilmiyorum ama...

“Görevine son verilen akademisyenler üniversitesi” diye bir üniversite kurulsa...

Bayağı iş yapar.


KENDİMLE ANKET
EN büyük sırrın nedir: En küçük sırrım bile yok ki.

Ölünce nereye gömülmek istersin: Fark etmez.

En sevdiğin film: Fargo.

En sevdiğin şarkı: Bir kızıl goncaya benzer dudağın.

Lüzumsuz çıkışlar karşısında ne dersin: Diego dur Allah’ını seversen zaten ortalık karışık.

Hangi derneğe üye olmak istersin: Beni üye kabul etmeyecek bir derneğe.

En sevmediğin huyun: Biteviye alaycılık.

Aşk mı, sevgi mi: İkisi arasındaki farkı hiçbir zaman bilemedim.

En zorlandığın şey: Az kelimeyle çok şey anlatmaya çalışmak.

Hayata karşı duruşun: Ben yoruldum hayat, gelme üstüme.


ÖLÜM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE
DİNLEMEYE DOYAMADIĞIM 7 CEM KARACA ŞARKISI
1- NAMUS BELASI: Namus belasına yatanları hicvettiği halde namus belasına yatanları övüyormuş gibi algılanan güzel şarkı.

2- DENİZ ÜSTÜ KÖPÜRÜR: Öyle etkileyici bir şekilde söyler ki Cem Karaca bu şarkıyı, denizin üstünü gerçekten de köpürtür.



3- EMMOĞLU ELE BENZER: Cumhuriyet tarihinin içinde “Kürt” geçen ilk türküsü diyebiliriz buna.

4- SEN DE BAŞINI ALIP GİTME: Nil Burak’la söyler Cem Karaca bu şarkıyı... “Alkışı gördüm, ihaneti gördüm” bölümünde adamı titretir.

5- RESİMDEKİ GÖZYAŞLARI: Klasik otomobilleri, İspanyol paça pantolonları, geçmişteki günleri anımsatan muazzam bir şarkı.

6- ALLAH YÂR: Çağdaş bir ürperti gibi çağdaş bir ilahi... Muhteşem.

7- OH BE: Tarihin en muhteşem ayarı... Kendisine “dönek” diyenlere “Ben döneksem döndün diye memleketime/döndüm baba döndüm işte oh be” diyor şarkıda.

Yazının devamı...

'Şeytan hayır dedi' diyen hocalara sorular

8 Şubat 2017

Ey hocalar!
Şu sorulara bir cevap verin bakalım:

“Lâ ilahe illallah” cümlesindeki “Lâ” ne demektir.

“Lâ” neden çok ama çok önemlidir?

Neden “Lâ” demeden iman olmaz?

İslam neden önce “Lâ” denmesini ister?

“Lâ ilahe” neden her şeyin başıdır?

Madem evet-hayır yarışına dini terminolojiden göndermeler yapmaya bu denli meraklısınız, o zaman “Lâ” konusuna da bir dalın da görelim.


KİŞİLERE GÖRE TERCİH YAPMAK CAİZSE
EVET diyen FETÖ kaçkını Emre Uslu ile hayır diyen FETÖ mağduru emekli asker Ahmet Yavuz arasında bir tercih yapacaksam...

Benim kararım kesinlikle emekli asker AHMET YAVUZ olur.


HAYIRCILAR KİMLERİ İKNA ETMEK ZORUNDA
“AMAN ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey” demeyi alışkanlık haline getiren AK Parti statükosundan yana olan teyzeleri...

“Ben oyumu Tayyip Erdoğan’a vereceğim” diyen ve Tayyip Erdoğan’ı çok seven iyi huylu amcaları...

“Ne yani? Kılışdar’a mı oy vereceğiz birader? Bunların alternatif yok alternatifi” diyen eşraftan kahve filozofu Niyazi Bey’leri...

AK Parti’ye ihanet etmenin her şeye ihanet etmek olduğunu sanan keskin ve kesin inançlı beyleri ve hanımları...

“İstikrar çok mühim, istikrar çok mühim” diyen ve bunu hayatının odak noktasına yerleştiren emekli dayıları...

Gerçekten de Almanya’nın Türkiye’nin yükselişini çekemediğini ve kıskançlıktan çatladığını düşünen Osmanlıcı komşuları...


YAZSANIZA ADAMLARIN İDDİANAMELERİNİ
100 gün olmuş.

Tutuklu Cumhuriyet yazarlarının hâlâ iddianameleri ortada yok.

Yazın adamların iddianamelerini...

Yazın da FETÖ yargısından bir farkınız olsun.


VARLIK FONU'NU BASİTÇE ANLATMAK MÜMKÜN MÜ?
EN okumuş yazmışlarımız bile...

“Ben bu Varlık Fonu işinden pek bir şey anlamadım, biri bana şunu basitçe anlatabilir mi?” falan diyor.

Anlatılıyor.
Basitçe anlatılıyor.
Daha da basitçe anlatılıyor.
Fakat heyhat!
Yine de kimse anlamıyor.

Adamlar öyle bir hamle yaptılar ki...
Anlatılması zor, anlaşılması zor ve dolayısıyla eleştirilmesi de zor.

Çok uyanıklar çok.


PERİNÇEK Mİ ERDOĞAN MI?
DEVLET Bahçeli, “Perinçek ile Erdoğan arasında bir tercih yapacaksak Erdoğan’ı tercih ederiz” dedi ya...

Bunun AK Parti’yi hiç de memnun etmeyeceğinden adım gibi eminim...

AK Parti’den her an şöyle bir ses yükselebilir:

Ey Bahçeli!

15 senedir girdiği her seçimin galibi olan Tayyip Erdoğan’ı, seksen senedir partisini 0.0005’ten öteye taşıyamayan Doğu Perinçek ile kıyaslaman hiç olmadı.

Hemen mukayeseni geri al.


DOĞU PERİNÇEK'İN YEDİ ÖZELLİĞİ
BİR: Her dönem mutlaka kendinden söz ettirmesini başarıyor.

İKİ: Hep yeni bir şeyle çıkabiliyor ahalinin karşısına.

ÜÇ: Hiç ama hiç bıkmıyor, ilk günkü heyecanla devam edebiliyor.

DÖRT: Her zaman en elektrikli konuyu bulup çıkarabiliyor.

BEŞ: Beş yıl hapis yatıyor, bana mısın demiyor.

ALTI: Her dönem yeni müttefikler ve yeni düşmanlar bulabiliyor.

YEDİ: Ne kadar az oy alırsa alsın özgüvenini hep koruyor.


GÜÇLÜ TÜRKİYE
15 senedir her seçimde, her referandumda, her oylamada...

“Güçlü Türkiye için evet” diyen seçmenler...

Bir gün geldiğinde...

“E ama artık sıkıldık” falan derler mi acaba?


İKİSİ BİR OLUP KEMAL BEY'İ DÖVÜYOR GİBİ BİR ŞEY
SALI partilerin grup toplantılarını izleyince...

Şu cümle döküldü ağzımdan istemsizce...

“Binali Bey ile Devlet Bey bir olup Kemal Bey’i dövüyorlar.”

Yazının devamı...