"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Bir vekil, bir vekili ısırıyor, ne diye?

13 Ocak 2017

/Açık oylar oy oy/

Gizli tasnifler oy oy/

Vekil oy oy.

Bir vekil, bir vekili ayağından ısırıyor, ne diye/

Bir kadın vekil haykırıyor, üç erkek vekil nerede/

Göstere göstere oy oy/

Açık açık oy oy/

Vekil oy oy.

Durmuyor yumruklar, dişler giriyor devreye/

Bahçeli Reis yine seçim diyor çay içerken kuliste/

Kürsü mürsü oy oy/

İşgal mişgal oy oy/

Vekil oy oy.


RAVZA HANIM'IN ORTAMI SEYREDİŞİNİN FOTOĞRAFI
ERKEKLER kavga ederken...



AK Parti Milletvekili Ravza Kavakçı Kan, çocukların kavgasını seyreden bir muallime hanım edasıyla ortamı seyre dalmış...

Öyle bir bakıyor ki ortama...

Aynı vatandaşın bakışı gibi...


REİNA'DA KATLEDİLENLER DEVLETİN ÜVEYLERİ MİDİR?
BEŞİKTAŞ’taki kanlı saldırının ardından Şehitler Tepesi’ne gidenler:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Enerji Bakanı Berat Albayrak, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü... Milletvekilleri: Burhan Kuzu, Ekrem Erdem, Ravza Kavakçı Kan, Markar Esayan, Nurettin Nebati, Hasan Turan, Mehmet Hüsrev, Şirin Ünal, Fatma Benli, Ahmet Hamdi Çamlı, Serap Yaşar.

Reina’daki kanlı katliamın ardından Reina’ya giden:

Sadece ve sadece Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yalçın Topçu...

SADECE SORUYORUM:

Reina’da kanları dökülen masum insanlar, bu devletin üvey evlatları mıdır?


NECMETTİN BABA SES VERDİ
SÖZ savunmada.

“Doların düşeceğini bilen adam” diye övdüğüm Necmettin Batırel’e dolar yükselince sormuştum:

“Neredesin Necmettin Baba?”

Kendisinden ses geldi.

Gönderdiği yazılı açıklamayı aynen yayınlıyorum:

Ahmet Hakan Bey... 7 Aralık’taki programınızda ‘Dolar düşecek, satın’ demiştim. Düşmedi mi? Düştü... İki gün içinde 3.50’den 3.35’e inmedi mi? İndi. Benim sözümü dinleyip 3.10’dan, 3.20’den aldıkları dolarları satanlar para kazanmadı mı? Kazandı.

O zaman ne tantana yapıyorlar? Onlardaki kuyruk acısı ne biliyor musunuz? Kârdan zarar... Ben o gün bir yorumda bulundum, hatta ‘yanılabilirim’ de dedim.

Dolardaki son yükseliş anormal bile değil, çağdışı... Tüm dünya birleşmiş Türkiye’yi batırmak için kurşun yağdırıyor. Orantısız güç kullanıyorlar. Aynen Reina’daki katliam gibi... Silahsız masum insanların makineli tüfekle taranması gibi...

Buna kimse dayanamaz. Bilmem anlatabildim mi?


DOĞAN'I FETÖ'YE BULAŞTIRMA SAÇMALIĞI
YİNE yalan... Yine sallama... Yine saçmalık... Yine komedi... Ve yine medya iftirası...

Bu seferki iftiranın başlığı şu:

“Doğan Holding’e FETÖ’ye kıyak suçlaması.”

Nasıl bir kıyakmış bu?

Şöyle bir kıyakmış:

Doğan Holding, 2012 yılında 100 milyon liralık bir arsasını FETÖ’ye 50 milyona satmış.

Neye dayandırılıyor bu iddia?

Şu anda FETÖ’den tutuklu olan bir avukatın iddiasına.

Tam bir yalan, tam bir iftira, tam bir palavra!

Doğan Holding’in sattığı arsanın fiyatı, lisanslı bir gayrimenkul değerlendirme şirketi tarafından 33 milyon olarak belirlenmiş.

33 milyon lira fiyat biçilen arsayı, Doğan Holding 50 milyon liraya satmış.

Yani bir kıyaktan değil, ancak ve ancak değerinin bile üstünde bir satıştan söz edilebilir.

Doğan Grubu’nu FETÖ pisliğine bulaştırmak isteyenler!

Allah’tan korkun!


AHMET TÜRK'E YAPILANI BAHÇELİ BİLE KABULLENMEDİ
YAŞINA, hastalığına rağmen Ahmet Türk’ün içeri atılmasına...

“HDP neredeyse biz orada olmayız” diyen MHP Lideri Bahçeli bile itiraz etti.

Asfaltların altına bombalar yerleştirilirken sergilenen olağanüstü toleranstan...
MHP’nin bile, Bahçeli’nin bile itiraz edeceği türden olağanüstü bir sertliğe...

Nereden nereye!

Hey gibi hey!


BİT 2017 BİT
2016’nın son günlerini...

“Bit 2016 bit” diye geçirmiştik.

2017’nin ilk günlerini...

“Bit 2017 bit” diye geçiriyoruz.


'PSİKOLOJİK SINIR' DENİLDİĞİNDE
ÖNCE gülüyorum.

Sonra hiçbir şey yokmuş gibi yapıyorum.

Daha sonra delleniyorum.

Daha sonra uzaklara dalıyorum.

En sonunda bunu diyenin ayağından ısırmak istiyorum.


ALDIRMA MAHSUN
DURMADAN saldırıyorlar sana...

Daha izlemedikleri son filmin üzerinden saldırıyorlar.

“PKK yandaşı” falan diye saldırıyorlar.

“Boykot” diyorlar, “İçeri atın” diyorlar, “Yasaklayın” diyorlar.

Aldırma Mahsun.
Sakın aldırma.
Bunlar geçer.
Sen kalırsın.

Yazının devamı...

Hakiki başkanlık gelseydi kesin destek olurdum

12 Ocak 2017

- Başkanlık seçimi ile parlamento seçimi aynı anda olmazdı.

- Başkanın Meclis’i feshetmesi, Meclis’in de başkanı görevden alması mümkün olmazdı.

- Başkan kafasına göre bakan atayamaz, atayacağı bakanlar Meclis önünde saatlerce ter dökerdi.

- “Parti genel başkanı” olan bir başkan, pek tahayyül edilemezdi.

- Başkanın milletvekillerinin seçilmesinde en küçük bir payı bile olamazdı.

- Seçimde halk, “başkan yardımcısı”nı da seçerdi.

- Başkandan hesap sormak çok kolay olurdu.

*

Yani bugün içinde bulunduğu tuhaf durumdan kurtulur, çok daha demokratik, çok daha kurallı, çok daha hukuki yepyeni bir sistemimiz olurdu.

Ben de buna destek verirdim.

*

Ve fakat... Gelgelelim...

Böyle bir başkanlık sistemi getirmek yerine üç-beş yıl sonra herkesin “yandım Allah” diye değiştirmek isteyeceği garip, tuhaf, acayip bir sistem getirdiler.

*

“Yahu hani sen başkanlık sistemine destek verecektin” diye soranlar oluyor da...

O yüzden yazdım bunları.

HA TİYATRO DEMİŞSİN HA KONTROLLÜ DARBE

15 Temmuz’a “kontrollü darbe” dedi Kemal Kılıçdaroğlu...

*

Düşünsenize:

Tanklar sokaklara çıktı. İnsanlar katledildi. Helikopterlerle saldırıldı. Savaş uçaklarıyla Meclis bombalandı. Kan döküldü. Her şey göze alındı... Falan.

*

Bunca kanlı atraksiyon, hiç şişede durduğu gibi durabilir mi? Hiç böylesine tehlikeli bir girişimin kontrolü sağlanabilir mi? Her an kontrolden çıkacak bir şeyin kontrolü olur mu?

*

15 Temmuz için...

“Kontrollü darbe” demek ile “tiyatro” demek arasında pek fark yok aslında...

*

İkisi de darbecileri memnun eder... İkisi de şehitlere saygısızlıktır... İkisi de bombalanan Meclis’e nezaketsizliktir... İkisi de darbeye topyekûn karşı çıkan millete haksızlıktır... İkisi de korkunç bir bühtandır...

‘AYNI KABİNDE ÜÇ ERKEK’ LAFINI AK PARTİLİ SÖYLESEYDİ

OOOO!

Neler olurdu neler!

*

“Homofobik” derlerdi... “Seviye” bahsini açarlardı... “Bunlar işte böyle” diye söylenirlerdi falan...

*

Ancak söyleyen CHP’li olunca... Tepkiler de maşallah pek cılız geldi.

NE YAPACAKTI KEMAL BEY? SIRTINI MI DÖNECEKTİ?

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Göreceksiniz... Meclis’te neler olacak? Öyle bir direneceğiz ki şaşıracaksınız... Yaşasın direniş” demişti.

*

Nitekim bayağı çabaladılar.

*

Fakat bir gece yarısı Başbakan Binali Yıldırım, hoş bir sürpriz yaparak yolunu Meclis muhalefet kulisinden geçirince...

Bir anda bir çay muhabbeti fotoğrafı çıktı ortaya...

*

Bu fotoğrafı gösterip, “Böyle mi direnecektiniz Kemal Bey” diye laf çakanlara soruyorum:

Ne yapsaydı Kemal Bey? Binali Bey’e sırtını dönüp atar mı yapsaydı?

MUHAFAZAKÂR KESİMDE FISILTIYLA KONUŞULANLAR

- İYİ ama ya böyle bir sistem bizden başkalarının eline geçerse?

*

- İyi ama ya referandumdan istediğimiz sonuç çıkmazsa?

‘REJİM DEĞİŞİYOR’ ÇOK YANLIŞ BİR SLOGAN

REJİM değişiyor” sloganı, herkesin aklına “laik/dindar” çatışmasını getiriyor.

Eğer soruna dindarıyla laikiyle herkesi ortaklaştırmak istiyorsanız daha farklı sloganlar bulmalısınız.

*

Mesela “Ne şikesi kardeşim, memleket elden gidiyor” gibi yaratıcı bir slogan.

MİLLETVEKİLİ OYUNU NEDEN AÇIK ETMEK İSTİYORDUR?

- “BİR oyla geçmez meçmez de aman ihale üzerime kalır” endişesini bertaraf etmek istiyordur.

*

- “Bu saatten sonra FETÖ’cü ilan edilmek istemem” mesajı yollamak istiyordur.

*

- “Herkes kendini kurtarır, olan sana olur” şeklindeki analar nasihatine uymak istiyordur.

İZMİR’DE KAR YAĞIŞININ AKLA GETİRDİĞİ BEŞ ŞEY

- BİR: İzmir’de kara ne deniyordu?

*

- İKİ: İzmir’in karları çok güzeldir.

*

- ÜÇ: İzmir’de kar yağınca bayrak asılır.

*

- DÖRT: İzmir’in kardan adamları deniz kokar.

*

- BEŞ: İzmir’in karlarında çiçekler açar.

NECMETTİN BABA! BİR SES VER YAHU!

TARAFSIZ Bölge’ye çıkmış, “dolar yakında düşecek, buradan vatandaşlara sesleniyorum, ellerinde ne kadar dolar varsa bozdursunlar” demişti ekonomist gazeteci Necmettin Batırel...

*

Necmettin Baba!

Bir ses ver yahu!

Sana uyup dolarlarını bozduranlar, seni arıyorlar.

Yazının devamı...

Milletten korkmak ne demektir?

11 Ocak 2017

*

- “Öyle güzel bir sistem getiriyoruz ki... Getirdiğimiz bu sistemi en kabadayınızla milletin önünde tartışmaya hazırız... Çıkın karşımıza” diyememektir.

*

- “Öyle harika bir sistem getiriyoruz ki... Karşı çıkanların konuşması bize yarar” diyememektir.

*

- “Öyle süper bir sistem getiriyoruz ki... Hiç acelemiz yok, sindire sindire tartışalım konuyu” diyememektir.

*

- “Biz kendimize öyle güveniyoruz ki... Milletimizin konuyu bilmesi için seferberlik ilan ediyoruz” diyememektir.

*

- “Milletimiz sistem değişikliğini ne kadar fazla bilirse... O kadar bizim yanımızda olur” diyememektir.

 

Content Video - Ahmet Hakan Kanal D Haber stüdyosunda

 

ÇOK ÖZÜR DİLERİM SAYIN MUHALEFET

KISA bir süre önce...

Size akıl vermiştim.

Demiştim ki...

“Kendinize güveniyorsanız, tezinize güveniyorsanız, sözlerinize güveniyorsanız... Gidersiniz millete, işin doğrusunu anlatırsınız ve milleti ikna edersiniz. Bu telaş ne diye?”

*

Fakat bugün görüyorum ki...

Bırakın konuyu millete anlatabilmenin imkânlarının sağlanmasını...

Konunun Meclis’teki tartışmasının millet tarafından takibi bile engellenmekte.

*

Çok özür dilerim sayın muhalefet.

Ben tezine, sözüne, kendine güvenmeyenin siz olduğunuzu sanmıştım.

Meğer tezine, sözüne, kendine güvenmeyenler sizin karşınızdakilermiş.

 

NİLÜFER’DEN SEZEN’E, SEZEN’DEN MÜFTÜOĞLU’NA 

HİNDİSTAN gurularının derlediği “İyi ve kaliteli yaşamanın 40 etkili yolu” listesini Nilüfer, Sezen Aksu’ya göndermiş. Sezen Aksu da Osman Müftüoğlu’na...

Osman Hoca da dün Hürriyet’te yayınladı önerileri.

*

40 öneriden bazıları konusunda kendimi sınadım.

İşte sonuç:

*

ÖNERİ: Anneni ara...

BENİM DURUMUM: Arıyorum. Hem de her gün.

*

- ÖNERİ: En sevdiğin şiiri ezberle...

- BENİM DURUMUM: Ezberimde en sevdiğim en az 40 şiir var.

*

- ÖNERİ: Başkalarının düşleriyle alay etme...

- BENİM DURUMUM: Her şeyle alay ederim, düşlerle asla.

*

- ÖNERİ: İnsanları yargılama...

- BENİM DURUMUM: “Üç Y” kuralımdır: Yargılamam, yadırgamam, yaftalamam.

*

- ÖNERİ: Biri hapşırdığında “Çok yaşa” de...

- BENİM DURUMUM: “Yerhamükallah” derim, geçerli olur mu?

 

- ÖNERİ: Biraz yalnız kal...

- BENİM DURUMUM: Biraz mı?

*

- ÖNERİ: Gezegenimize karşı nazik ol...

- BENİM DURUMUM: Sadece gezegenimiz mi? Ben Uranüs’e bile saygılıyımdır.

*

- ÖNERİ: Geçmişte çok yaşama...

- BENİM DURUMUM: Dün akşam ne yediğimi bile unuturum.

*

- ÖNERİ: Satırlar arasını da oku...

- BENİM DURUMUM: Bunun için önce satırları okumam lazım.

*

- ÖNERİ: Yılda bir kez hiç gitmediğin bir yere git...

- BENİM DURUMUM: Hindistan hariç olsun, ne olur.

 

AT FAVA BEKLE!

ŞU anayasa değişikliği geçerse...

Bunun geçmesini sağlayanlar...

Gün gelip devran döndüğünde...

“Biz ne büyük bir hata yapmışız” diyecekler.

*

At fava bekle!

 

DUR ARTIK KAR

- ÜST üste termal giysiler giymekten...

- Sokakta yürürken kaymamak için penguen taklidi yapmaktan...

- Arabamın üstündeki karları temizlemekten...

- Telefon çalarken eldiven çıkarmaktan...

- Yola çıkamamaktan...

- Eve kapanmaktan...

- Şöyle güzel bir kar fotoğrafı çekmek için saatlerce dolaşmaktan...

Resmen bitap düşmüş durumdayım.

*

Senin yağışını ilk üç gün ben de destekledim ey kar!

Ama yeter artık.

 

CELAL KILIÇDAROĞLU’NA HAYIR DİYEN AK PARTİ’YE BRAVO

 

“AİLE mahremiyeti bizim için önemlidir” diyerek...

 

Partiye kaydını yapmadılar Celal Kılıçdaroğlu’nun...

 

*

 

İki kere bravo AK Parti’ye...

 

- Birincisi... Ucuzluk yapıp Celal Efendi’yi partiye üye yapmadıkları için...

 

- İkincisi... Aile mahremiyetine vurgu yaparak Celal Efendi’ye muhteşem bir ders verdikleri için.

 

 

BİNALİ BEY’E PAS VERİP DURMAYIN

BİNALİ Bey’e...

- “Sen kendini ortadan kaldırıyorsun” demek...

- “İnsan kendi başbakanlığına son vermek için uğraşır mı?” demek...

- “Senin aleyhine olacak bütün bunlar” demek...

“Al da 90’dan gol at” diye pas vermekten başka bir şey değildir.

*

Nitekim o da bu güzelim pası çok iyi değerlendirmiş...

“Memleketim için bir Ali değil ‘Bin Ali’ feda olsun” diyerek golü atmıştır.


VATANDAŞA İTAAT EDİP RAHAT EDECEĞİZ DE

BİNALİ Bey demiş ki:

“Vatandaşa itaat et, rahat et.”

*

İyi de...

Vatandaşın konudan haberi yoksa...

Dışımız rahat etse bile içimiz rahat olmaz ki...

 

BİR TEKLİF

 

ÇALIŞAN Gazeteciler Günü”nün... “Hapiste Yatan Gazeteciler Günü” olarak değiştirilmesini... Teklif ediyorum.

Yazının devamı...

Rüyada cumhurbaşkanı görmek ne anlama gelir?

10 Ocak 2017

Rüyasında cumhurbaşkanı görenler...

- Müjdeli haber alırlarmış.

- Hayatları boyunca dert yaşamazlarmış.

- Başarılı olurlarmış.

- Zaferler yaşarlarmış.

Falan...

*

Akit bu haberinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını kullanmış ama rüyada görülecek cumhurbaşkanının adını vermemiş.

Yani bir sınırlama söz konusu değil.

*

Bu durumda...

Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Abdullah Gül... Hatta ve hatta Ahmet Necdet Sezer’i görseniz de...

Fark etmiyor.

*

Hatta Bush’u, Saddam’ı, Obama’yı, Kaddafi’yi falan görseniz de...

Fark etmiyor.

Çünkü ülke de belirtilmemiş.

*

Düşünsene abi:

Rüyana Bush ya da Kenan Evren giriyor.

Kan ter içinde uyanıyorsun...

Fakat bu senin müjdeli haber alacağına, dert tasa bilmeyeceğine, zaferler kazanacağına ve başarıdan başarıya koşacağına delalet ediyor.

*

O zaman dans!

RÜYA TABİRLERİ

- RÜYADA BURHAN KUZU GÖRMEK: Obama’nın daha da zavallı hale düşeceğine delalet eder.

*

- RÜYADA MELİH GÖKÇEK GÖRMEK: Kemal Kılıçdaroğlu’nun diğer kardeşlerinin de kafayı yiyeceğine delalet eder.

*

- RÜYADA AHMET DAVUTOĞLU GÖRMEK: Şanssızlığınıza, bütün suçun üzerinize kalmasına, düştüğünüzde vuranınızın çok olacağına delalet eder.

*

- RÜYADA DOĞU PERİNÇEK GÖRMEK: Ertesi gün rüyada Atatürk ve Tayyip Erdoğan’ı aynı sofrada görmeye delalet eder. 

*

- RÜYADA MAHMUT TANAL GÖRMEK: TOMA’lara göğüs germeye, eylemlerde ön planda olmaya delalet eder.

*

- RÜYADA BARZANİ GÖRMEK: “Baba” filmini bir kez daha izleyeceğinize ve o filmdeki Barzani karakterine hasta olacağınıza delalet eder.

*

- RÜYADA BİNALİ YILDIRIM GÖRMEK: Çok yakında fıkrasına gülünmeyen adam durumuna düşeceğinize delalet eder.

*

- RÜYADA KADİR TOPBAŞ GÖRMEK: Hainler mezarlığına diri diri gömüleceğinize delalet eder.

*

- RÜYADA PUTİN GÖRMEK: Kafaya çok taktığınız bir meselede en kısa zamanda intikamınızı alacağınıza delalet eder. 

TERCİH ET

- ALIŞVERİŞ YAPARKEN: Herhangi bir işyeri soğuk havada sokak kedilerine ve sokak köpeklerine merhamet gösteriyorsa... Sadece ve sadece tarafını belli etme adına da olsa... Hiç ihtiyacın yokken bile... Mutlaka o işyerinden alışveriş yapmayı TERCİH ET.

*

- İNSANA NOT VERİRKEN: Adama ya da kadına şöyle bir bak: Eğer gittiği herhangi bir mekânda garsona kötü davranıyorsa, nezaketsizlik yapıyorsa, kabalık sergiliyorsa, ukalalık taslıyorsa... O adamdan ya da o kadından ışık hızıyla uzaklaşmayı TERCİH ET.

*

- MONT GİYERKEN: Üzerinde başka milletlerin bayrağı olan montlar alma... Aldıysan bile özellikle Ulaştırma Bakanı isen, özellikle Sarıkamış şehitlerini anma toplantısına katılacaksan... Üstünde İngiliz ya da Amerikan bayrağının bulunduğu montu giymemeyi TERCİH ET.

BEN KILIÇDAROĞLU’NUN YERİNDE OLSAM

BİZİM Yozgat’ta bir şehit annesi, cenaze törenine katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a “Teröristlere şehit diyen Kılıçdaroğlu gitsin, onu istemiyoruz” demiş.

*

Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam...

Hemen atlar Yozgat’a gider, o şehit anasını bulur ve şu iki şeyi söylerim:

- BİR: Ben hiçbir zaman teröristlere şehit demedim.

- İKİ: Bu ülkeyi ben yönetmiyorum.

*

Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerinde olsam...

Bütün işi gücü bırakırım ve bu işin peşinden koşarım.

*

Çünkü bu iş, bütün iş güçten çok daha önemlidir.

ESKİDEN BURÇLARDA AŞK MEŞK ÇIKARDI

BUNUN şarkısı bile vardı:

“Yıldızlara baktırdım fallarda çıkmıyorsun/Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa” falan...

*

Bugünse yıldızlara bakılınca...

Görülenler farklı.

*

İşte bir astroloğun yazıp çizdikleri:

*

- Güneş ve Ay’ın Uranüs’le kare açısı, “şok olay” demektir. Şok olayla ülkenin sarsılmasına işaret ediliyor.

*

- Plütonik bir Güneş “dönüştürücü güç” ya da “yıkıcı güç” demektir. Bu da siyasi ve başka türlü bir güce sahip olmaya işaret eder.

*

- Satürn-Mars arasında ciddi bir kare açı var. Bu kareler, zor yoluyla bir olayı gerçekleştirmeye ya da savaşa işaret eder.

*

- 12 Ocak dolunayı ekonomiyi hayli sarsabilecek dolunay... Ekonomik çalkantı hayli sert olabilir. Aman dikkat!

*

Peki ya aşk? Peki ya kısmet? Peki ya meşk?

Yok, yok, yok.

Hiçbiri yok.

*

Kötü olaylara maruz kalmamak için haber izlemeyip gazete okumayanların hali harap...

Çünkü haberlerden kaçıp burçlara sığındıklarında bile...

Kaçtıkları şeylerle yüzleşecekler.

ÖLÜM YILDÖNÜMÜ VESİLESİYLE: CEMAL SÜREYA

- “BİLİYORSUN, ben nereye gidersem/Yalnızlığın başkenti orası” şiirini yazan...

- “Kahvaltı” ile “mutluluk” arasında sarsılmaz bir bağ kuran.

- İddia karşılığı soyadından harf atan...

- Çapkınlığı kendisine soyluca yakıştıran...

- Dünyanın en güzel portrelerini yazan...

- Ölürken “üstü kalsın” diyen.

- “Kim istemez mutlu olmayı/ama mutsuzluğa da var mısın” sorusunu soran...

Bu büyük şairi çok özledim ben, siz de özleyin.

DÜZELTME: DÜNKÜ yazımda Sürmene yangını nedeniyle söz ettiğim türküdeki “Of Sürmene yaylası/On beş doktora bedel” bölümünün doğrusu şöyledir: “O Sürmene yaylası/On beş doktora bedel.” Düzeltiyor, özür diliyorum. Uyarı için teşekkürler Aydın Çebi.

 

Yazının devamı...

Kararı millet verecek de milletin konudan haberi yok

9 Ocak 2017

- “Millete güvenin” diyenler!

- “Milletin kararından korkmayın” diyenler!

- “Milletin şaşmaz sağduyusu” diyenler!

Hey!

Alo!

Size sesleniyorum.

*

ANAR’ın yaptığı araştırmaya göre yüce milletimizin...

Cumhurbaşkanlığı sistemini getiren Anayasa değişikliğiyle ilgili durumu şöyle:

- Hiç bilgim yok diyenler: Yüzde 36

- Çok az bilgim var diyenler: Yüzde 28

- Biraz öğrendim diyenler:

Yüzde 14

Topluyoruz: Yüzde 78.

*

- Milletime güvenmeye dünden razıyım...

- Milletimin engin bir sağduyusu olduğuna sonsuz inancım var.

- Milletimin kararının hilafına tek bir kelime bile etmem...

Fakat milletimin konudan haberi yok yahu!

*

Bu durumda...

Milletimin vereceği karara ben nasıl güveneceğim?

*

Medet Devlet Bey medet!

MADEM BARIŞACAKTINIZ O KAVGAYI NİYE ETTİNİZ?

BAŞBAKAN Binali Yıldırım, Irak’a gitti.

Sonuç?

*

- İbadi’yle dostluk görüntüleri...

- Her konuda anlaşma...

- Başika konusunu tatlıya bağlama...

Falan...

*

İnsan ister istemez soruyor:

Sonunda madem böyle olacaktı...

Karşılıklı onca laf sokmaya ne gerek vardı ki?

ÖZLEDİK

- SADETTİN Teksoy’un kutuplarda namaz kıldığı günleri...

- Hepimizin ortak temennisinin “YÖK kalksın” olduğu günleri...

- Tek gerilimimizin Ege’deki it dalaşı olduğu günleri...

- Uğur Dündar’ın fırınlarda tırnak kontrolü yaptığı günleri...

- MÜSİAD’ın “sermayenin rengi, dini olmaz” dediği günleri...

- Yıldo’nun sırıtışına maruz kaldığımız günleri...

Özledik... Çok özledik...


ALİ RIZA DEMİRCAN’DAN CÜBBELİ AHMET’E: HURAFECİ ŞARLATAN

ALİ Rıza Demircan Hoca satranç konusunda İslam’ın hükmünü açıkladı.

*

Demircan Hoca’nın söylediği özetle şu:

“Akla gelebilecek her şey ama her şey kumar vasıtası kılınabilir. Dolayısıyla haram olan vasıtaların kullanımı değil, o vasıtalar aracılığıyla kazanca ve kayba konu olan kumarın oynanmasıdır.”

*

Demircan Hoca, bu konuda yazdığı yazıyı şu cümleyle bitirmiş:

“Bazı medya organlarının saatlerce konuşturarak şöhrete erdirdiği maruf hurafeci şarlatanla İslam’a nasıl darbe vurduklarını, umarız satranca ilişkin görüşleri vesilesiyle olsun anlamışlardır.”

*

Demircan’ın “Hurafeci şarlatan” diyerek “Cübbeli”yi hedef aldığını bilmem belirtmeme gerek var mı?

OY SÜRMENE

YAZIN falan değil de ha!

Kara kışın ortasında yaktılar bizim Sürmene ormanlarını...

*

Ve benim dilimde şu türkü:

*

Oy benim sevdiceğim

Olur mu böyle keder

Of Sürmene Yaylası

On beş doktora bedel

BUNDAN DAHA DİBİ VAR MI ACABA?

KENDİ firmasının reklamını yapmak için şehidi ve şahadeti bile kullanmak...

Her defasında “Bundan daha dibi yoktur herhalde” diyoruz ve her defasında fena halde yanıldığımızı görüyoruz.

*

Ama ben yine de soracağım:

“Bundan daha dibi var mı acaba?”

DÜNYANIN EN ETKİLİ DÖRDÜNCÜ KİŞİSİ

DÜNYANIN en etkili dördüncü kişisi Orhan Pamuk seçilmiş.

*

İlk üçü bile merak etmeden hükmümü veriyorum:

*

Orhan Pamuk dünyanın en etkili birinci kişisi olsa bile...

Türkiye’nin en etkisiz birinci kişisi olmaktan kurtulamaz.

İŞTE İNSANLIK BUDUR

- İSTANBUL Bakırköy’de bulunan Atrium AVM, kapılarını sokak köpeklerine açmış. AVM’lere duyduğum antipatiyi bile yok etti bu ayakta alkışlanacak davranış.

*

- Bizim Atiye Sokak’taki Salomanje, mahallenin kimsesiz ve biçare köpeğine yuva olmuş. Bravo Erol Kaynar.

*

- Soğuğuyla meşhur Yozgat’ta kadim dostum Mustafa Sarıoğlu, hiç üşenmeyip evinin bahçesine kulübe yapmış.

*

- Beyoğlu Belediyesi’nin Veteriner İşleri Müdürlüğü, tam bir seferberlik başlattı. Sokak hayvanları için parklara yiyecek bırakılıyor.

*

Neredeyse ağlayacağım.

Yaş aldıkça duygusallaşıyor muyum nedir?

Yazının devamı...

Yalan, iftira, çarpıtma olur da bu kadar mı olur?

8 Ocak 2017

Yalanlar, iftiralar ve çarpıtmalarla dolu bir kampanya yürütüyorlar.

*

Diyorlar ki bu gazete ve gazeteciler:

Gözaltına alınan Doğan Holding’in iki yöneticisi Erem Turgut Yücel ile Yahya Üzdiyen, Doğan Grubu’na kesilen vergi cezalarından kurtulmak için FETÖ’cü avukatla anlaşıp FETÖ ile işbirliği yaptı”.

*

Külliyen yalan bu iddia. Külliyen iftira. Külliyen çarpıtma.

*

İşin aslı şu:

*

- 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cülükten tutuklanan avukatlarla yapılan anlaşmanın tarihi: Temmuz 2012.

- Doğan Grubu’na kesilen cezayla ilgili Maliye Bakanlığı’yla varılan mutabakat tarihi: Haziran 2011.

Yani...

Vergi cezası sonuçlandıktan bir yıl sonra söz konusu avukatlarla anlaşma yapılmış.

*

Bir yıl önce bitmiş bir meselenin bir yıl sonra davası mı olur a be yalancılar?

İnsan yalan söylerken, iftira atarken, çarpıtma yaparken bile azıcık özenli olur.

*

Gelelim Doğan Grubu’nun FETÖ’cü denilen avukatlarla anlaşması meselesine...

- Bu anlaşma yapıldığında yıl 2012... Yani FETÖ, henüz FETÖ değil... Yani hükümetle arası henüz bozulmamış ve FETÖ’nün ne tür bir bela olduğu bugünkü netliğe kavuşmamış.

- Doğan Grubu’nun anlaşma yaptığı onlarca avukatlık bürosundan biri de işte bu büro... Kendilerine birkaç önemsiz dava verilmiş... Bu davaların hiçbiri de kazanılmamış.

- Bu avukatlar, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’den tutuklanmış... Ama unutmayalım: 15 Temmuz’a kadar büroları yasal olarak açık ve tonla müvekkilleri var.

Durum böyle olduğu halde...

Doğan Grubu’na “FETÖ ile pazarlık yaptı” suçlaması yapmak...

Yalandır, iftiradır, çarpıtmadır.

KEDİM SEKTER DER Kİ

- Abilerim, ablalarım!

*

- Benim sıcak bir yuvam var ama şu karlı kış günlerinde sığınacak bir yeri olmayan, sokaklarda kalmış bizim sabi sübyana bir el atın lütfen. Allah rızası için... Gariban kediler, biçare köpekler... Hepsi sizden yardım bekler.

*

- Mesela apartman kapılarınızı açıp bizim gariban çocukları geçici olarak misafir edebilirsiniz... Ya da zavallı günahsızlarımız için sokaklara bir parça yiyecek bir şeyler bırakabilirsiniz. Artık gönlünüzden ne koparsa!

*

- Biz kediler normalde açlığa pek dayanamayız ama soğukta açlığa hiç dayanamayız. Aşırı soğukta 6 saat aç kaldık mı donarak can veriyoruz biz. Köpek dostlarımız bize göre daha dayanıklı ama sonuçta onların da dayanıklılıklarının bir sınırı var. Onlar da soğukta 17 saat aç kalırlarsa donmak suretiyle terk-i diyar ediyorlar. Aman Allah muhafaza! Ne feci bir son...

*

- Allah size uzun ömürler versin ama bizim ömürlerimiz maalesef size göre çok daha kısa. Şunun şurasında daha ne kadar yaşayacağız ki!

*

- Duygu sömürüsü yapmak gibi olmasın ama biz zaten hayatın sillesini baştan yemişiz be abilerim, ablalarım! Bizde ana yok, baba yok, kardeş yok. Hem öksüz, hem yetimiz. Amca, dayı, hala, teyze, emmioğlu, dayıoğlu falan... Yok, hiçbiri yok. Kimsesizleriz biz. Her birimiz Küçük Emrah gibiyiz ve hayat bizi Serdar Ortaç’tan bile daha fazla yormakta.

*

- Merhamet lütfen. Ne verirsen elinle, o da gelir seninle.

ZORUNLU BİR KÖSTEKLİ SAAT AÇIKLAMASI

MHP Lideri Devlet Bahçeli bana köstekli bir saat armağan etti ya...

Etik açıdan sorgulanmaya başladım.

*

Doğan Yayın İlkeleri’nde geçen...

“Yayına konu edilen veya edilmesi düşünülen kişi ve kurumlardan meslek etik ve geleneklerine aykırı hiçbir hediye, maddi çıkar ve ayrıcalık kabul edilemez” cümlesi hatırlatılıp soruluyor:

“Bu ilkeler Ahmet Hakan için geçerli değil mi?”

*

Tabii ki geçerli...

Nasıl geçerli olmaz!

*

Fakat Devlet Bahçeli’nin bana gönderdiği saatle ilgili şu üç şeyi hatırlatmak isterim:

*

- BİR: MHP’nin kuruluşunun 40. yıldönümü nedeniyle yaptırılan saatlerden biridir bana hediye edilen... Maddi değeri yoktur, manevi değeri vardır. Bu saatin bir milyon tanesi bile Zafer Çağlayan’ın o meşhur saatinden bir tanesini bile karşılamaz.

*

- İKİ: Devlet Bahçeli’yi bu zamana kadar çok eleştirdim. Hem de en sert şekilde... Devlet Bahçeli’nin buna rağmen bana böyle bir jest yapması, eleştiri karşısında sergilediği hoşgörünün bir göstergesinden başka bir şey değildir.

*

- ÜÇ: Köstekli saati aldık diye bundan böyle Devlet Bahçeli’yi hiç ama hiç eleştirmeyeceğimizi sananların ve düşünenlerin, ya köstekli saat kadar akılları yoktur ya da saat gibi tıkır tıkır işleyen kötü niyetleri vardır.

EN GÜVENDİĞİM KURUM

BUGÜNLERDE kurumlara güven endeksimde birincilik ne parlamentonun, ne ordunun.

Bugünlerde en fazla kar yağışının başlayacağı saniyeyi bile bilen meteorolojiye güveniyorum.

KAR TAVSİYELERİ 

- KARDA ARABA SÜRECEKLERE: Basma o frene, basma!

*

- KARDA EVE KAPANANLARA: Aç hemen “Doktor Jivago”yu ve başla izlemeye!

*

- KARDA MÜZİK DİNLEYECEKLERE: Erkan Oğur’dan “Pencereden Kar Geliyor” türküsünü dinle!

*

- KARDA SANAT YAPACAKLARA: Çek evinin penceresinden bir kar fotoğrafı.

*

- KARDA İÇMEK İSTEYENLERE: Çek bir boza!

*

- KARDA GİTMEK İSTEYENLERE: Samsun Ladik’teki kar otelleri seni bekliyor!

*

- KARDA YÜRÜMEK İSTEYENLERE: Maçka Parkı ne güne duruyor!

NE YAPARSANIZ YAPIN YARANAMAYACAKSINIZ

KENDİLERİNİ tamamen hükümete ve Erdoğan’a karşı konumlandıranlar, bize atılan iftiraları ve bize yapılan haksızlıkları ortaya koyarak...

Bize dönüp şöyle diyorlar:

Ne yaparsanız yapın yaranamayacaksınız”.

*

Vallaha bizim “yaranmak” ya da “yaranmamak” gibi bir derdimiz yok.

Bizim tek derdimiz, herkesin kendi tarafının en keskin bıçağı olduğu şu tekinsiz ortamda...

Keskin olmayı ve bıçak olmayı reddetmektir.

- Biz fanatik militan değiliz, olmayacağız.

- Biz cepheleştiren değiliz, birleştireniz.

- Biz propagandist değiliz, gazeteciyiz.

- Biz taraf değiliz, platformuz.

*

Başımıza bir şey gelse de bu böyledir ve böyle olacaktır.

Başımıza bir şey gelmese de bu böyledir ve böyle olacaktır.

Yazının devamı...

Dokuz maddede Doğan Grubu’na FETÖ’cü demek

7 Ocak 2017

*

- 15 Temmuz gecesi Doğan Grubu’nun durduğu yeri unutmaktır, iki.

*

- Vicdansızlıktır, üç.

*

- FETÖ’nün yargıyı ele geçirdiği dönemde Doğan Grubu’na yaptığı kalleşlikleri bilerek ve isteyerek perdelemektir, dört.

*

- İnsafsızlıktır, beş.

*

- Türkiye’nin FETÖ ile yürüttüğü mücadeleyi sulandırmaktır, altı.

*

- İftiradır, yedi.

*

- FETÖ’cülere bayram ettirecek malzeme sunmaktır, sekiz.

*

- Herkes FETÖ’ye yanaşırken FETÖ’nün kumpaslarını yazıp çizdiğimiz gerçeğini apaçık inkârdır, dokuz.

BIRAKALIM ARTIK ŞU ‘YAŞAM TARZI KATLİAMI’ GOYGOYUNU

- NOEL Baba’nın suratına o yumruk gömülmeseydi de...

- Camilerde yılbaşı hutbesi okutulmasaydı da...

- Noel Baba’nın kafasına silah dayanmasaydı da...

- Mekteplerde yılbaşı uyarıları yapılmasaydı da...

IŞİD adlı barbarlar çetesi...

Reina’daki o kanlı katliamı yine de yapardı.

*

Çünkü bu alçaklar, masum insanları katletmek için herhangi bir gerekçe aramaya tenezzül etmiyorlar ki!

*

Beşiktaş’ta katliam yaptılar.

Bir gerekçe aradılar mı?

*

Kayseri’de katliam yaptılar.

Bir sosyolojiye yaslandılar mı?

*

Yahu bunlar kör bıçakla gözlerini kırpmadan kafa kesen, insanları damlardan atarak öldüren adamlar!

Bunlardan gerekçeye, sosyolojiye bakacak bir “incelik” beklenebilir mi?

*

İşte tam da bu nedenle...

Bu barbarların yaptıkları katliam ile yılbaşına yönelik olumsuz söylemlerin tartışmasını aynı potada eritmekten vazgeçelim.

*

Yoksa bu katil sürüsüne hak etmediği bir değer atfetmiş oluruz ki...

Aman Allah muhafaza!

İYİMSER OLMAK İÇİN 10 NEDEN

- BİR: Şehit Ömer Halisdemir gibi, şehit Fethi Sekin gibi kahramanlarımız var.

*

- İKİ: Karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığın en yakın olduğu zamandır.

*

- ÜÇ: Bu ülkede her şey çıkar ama içsavaş çıkmaz.

*

- DÖRT: Son tahlilde tam bir baş belası olan FETÖ adlı şu sinsi çeteden kurtuluyoruz.

*

- BEŞ: Bu topraklarda en sonunda hep sağduyu egemen olur.

*

- ALTI: Her şeye rağmen bu milletin engin bir sağduyusu vardır.

*

- YEDİ: Bu milletin gönlünden Atatürk sevgisini silmek imkânsızdır.

*

- SEKİZ: Teröristin başarı şansı sıfırdır.

*

- DOKUZ: Hiçbir mantıksızlık, uzun süre devam edemez.

*

- ON: Hepimizin ama hepimizin “Suriye olmamak” gibi bir derdi var.

YALNIZ KALMAYA MAHKÛMUZ

- MEMLEKET iki tarafa bölünmüşten...

- Bir taraf, diğer tarafa sağır kesilmişken...

- Gazetecilik bir propaganda mesleğine dönüştürülmüşken...

- Tek taraflı televizyonculuk geçer akçe haline gelmişken...

Biz yalnız kalmaya mahkûmuz.

Bize tarafgir olmayan okur ve izleyicilerimiz yeter.

Ömer Halisdemir (solda), Fethi Sekin (sağda)

HER KALLEŞE BİR FETHİ

HER alçağa bir Ömer Halisdemir...

Her kalleşe bir Fethi polis...

*

Alçaklar ve kalleşler var oldukça...

Ömer’ler ve Fethi’ler de var olacaktır.

*

Alçakların ve kalleşlerin hesap edemedikleri şey...

Ömer’ler ve Fethi’lerin kahramanlıklarıdır.

*

Ömer’ler ve Fethi’ler var oldukça...

Alçakların ve kalleşlerin başarması mümkün değildir.

BARİ İŞKENCE YAPMAYIN

AHMET Şık’a üç gün su vermemişler.

Hadi haksız yere içeri tıkıyorsunuz.

Bari adama işkence yapmayın.

ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ’NDE BİR TROL MÜ VAR?

1972 yılında dönemin Başbakanı Nihat Erim’in Amerika gezisinde Beyaz Saray’da ağırlanışının fotoğrafını paylaşmış ABD’nin Ankara Büyükelçiliği...

Maksat: Türk/Amerikan dostluğunun tarihinden bir kesiti hatırlatmak...

*

Türk/Amerikan dostluğunu yansıtmak için kullanılabilecek sayısız olay ve fotoğraf varken...

Muhtıra sonrası başbakan olmuş ve teröre kurban gitmiş bir başbakanın fotoğrafını paylaşmak da neyin nesi?

*

İnsan ister istemez soruyor:

ABD Büyükelçiliği’nde trol mü var?

Yazının devamı...

FETÖ’cüler nasıl da mutlu oldu, anlatamam

6 Ocak 2017

Kapağı yurtdışına atmış ne kadar namlı FETÖ’cü varsa hepsinin sosyal medya hesaplarında...

Bir sevinç, bir orgazm, bir enerji, bir heyecan, bir mutluluk, bir moral havası oluştu ki...

Sormayın.

*

Hepsi ama hepsi allayıp pullayarak duyurdu Doğan Holding’in iki yöneticisine yönelik arama ve gözaltı kararını...

*

Ülkenin en azılı tetikçisiyle aynı dalga boyuna girmiş durumdaydı bu FETÖ’cü tipler.

Alaylar, laf sokmalar, “oh olsun” çekmeler, göbek atmalar, dört kol çengi oynamalar falan...

*

Doğan Medya Grubu, 15 Temmuz gecesi bu FETÖ’cülere...

- Sizi gidi alçak katliamcılar sizi!

- Sizi gidi sinsi demokrasi düşmanları sizi!

- Hadi yürüyün gidin!

Çekmişti ya...

İçlerine oturmuş olacak ki...

Dolaylı yoldan da olsa bunun intikamının alındığını falan düşünüyorlardı galiba...

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

Ben bu FETÖ’cüleri epey zamandır böyle mutlu, böyle mesut, böyle mutmain, böyle zevkten dört köşe, böyle moralli, böyle neşeli görmedim, böyle muzaffer görmedim.

Adamlar resmen en buhranlı dönemlerinde muhteşem bir saadet öpücüğü koparmış gibiydiler.

*

Buradan kendilerine sesleniyorum:

Ne olursa olsun...

Ama ne olursa olsun.

Size geçit yok.


HİÇ SEVİNME FEYZİ

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’a ağza alınmayacak hakaretler ettiği için kendisine “terbiyesiz” dediğim günden beri bana düşman olan küfürbaz Feyzi de dünkü polis operasyonu nedeniyle bir hayli sevinçliydi.

*

Bana gönderdiği mesajda “Sıra sana geliyor, hazırlığını yap” diyor bu küfürbaz Feyzi.

*

Feyzi!

Hiç sevinme!

Beni içeride bin yıl da yatırsalar, bu durum senin terbiyesizliğini temize çıkarmaz.

*

Hiç çaren yok.

Küfürlerinde boğulacaksın Feyzi.

BAŞKANLIK 600 YILLIK GELENEĞE TERSTİR

BAŞBAKAN Binali Yıldırım, başkanlık sistemini anlatırken “600 yıllık geleneğimize uygun” dedi.

*

600 yıllık geleneğimiz padişahlıktır.

Padişahlıkta mutlaka sadrazamlık vardır ve yürütmenin başı sadrazamdır.

*

Oysa getirilmek istenen sistemde...

Sadrazam falan hak getire!

ARALARINDA FAY HATTI BULUNAN İKİLİLER

- AYKUT Erdoğdu/Ayhan Oğan

*

- Asena Atalay/Şükran Ovalı

*

- Mustafa Armağan/Sinan Meydan

*

- Burhan Kuzu/Süheyl Batum

*

- Devlet Bahçeli/Meral Akşener

*

- Cübbeli Ahmet/Mustafa İslamoğlu

*

- Melih Gökçek/Aylin Nazlıaka

*

- Nuri Bilge Ceylan/Zeki Demirkubuz

*

- Esra Erol/Zuhal Topal

BİR KONUYU AÇIKLIĞA KAVUŞTURALIM

BEN çocuktum.

Camilerde “Yılbaşında dikkat edin, aman kutlamayın” diye hutbeler okunurdu.

*

Büyüdüm.

Benzer hutbeler yine okundu.

*

Kenan Evren zamanında da Turgut Özal zamanında da Mesut Yılmaz zamanında da Demirel zamanında da Çiller zamanında...

Bu hutbeler okundu camilerde.

*

AK Parti iktidara geldi. Gelenek değişmedi. Yine okundu.

*

Mehmet Görmez’in Diyanet İşleri Başkanı olmasından sonra da benzer hutbeler devam etti.

*

Şöyle bir araştırdım:

Yılbaşı hutbesi 2011’de tartışılmış, 2012’de tartışılmış, 2013’te, 2014’te tartışılmış, geçen yıl da tartışılmış...

*

Mademki her zaman hakikatin, sadece hakikatin yanında olacağız...

O halde sanki Diyanet ilk kez yılbaşı hutbesi okutmuş gibi yapmaktan vazgeçelim.

ARİF NİHAT ASYA

ÖLÜM yıldönümünde bayrak şairi Arif Nihat Asya’dan en sevdiğim dizeler:

*

Şu yakın suların/Kolu neden bükülmez/Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin/Benden doğan, bana dökülmez?

MÜDÜR, NE ETTİ BU LAİKLİK SANA?

NEVŞEHİR’de adı İskender Çınar olan bir imam hatip müdürü, laikliğe ve laiklik yanlılarına küfürler yağdırmış.

- “P....k” demiş.

- “Hırsız” demiş.

- “Şeytan” demiş.

*

Milli birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde...

Bu ağzı bozuk, seviyesiz, saldırgan ve küfürbaz müdüre bakalım ne yapacaklar?

Yazının devamı...