"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Arınç/Gökçek kapışmasına üç tezle noktayı koyuyorum

18 Mart 2017

*

FETÖ’cü çete, Tayyip Erdoğan’ı alaşağı etmek için elinden geleni yaparken... 

Kendilerine münasip bir başbakan adayı arıyorlar.

Kafalarındaki isim Bülent Arınç...

Kafalarındaki bu ismi de...

Hüseyin Gülerce’ye söylüyorlar.

*

Bir dakika! 

Bana söylemiyorlar, başkasına söylemiyorlar.

Hüseyin Gülerce’ye söylüyorlar.

Neyse... Neyse...

Burayı geçelim.

*

Hüseyin Gülerce de...

O ismi Melih Gökçek’in kulağına fısıldıyor.

Melih Gökçek bu...

Durur mu?

O da “parsel parsel” mevzusundan beri zaten kıl olduğu Bülent Arınç’ın ismini kamuoyuna açıklıyor.

“FETÖ’nün başbakan adayı Arınç’tı” diyor.

*

Hikâye bu.

*

Gelin, şimdi bu şamataya şu üç tezle “paydos” diyelim:

*

- TEZ BİR: FETÖ’cü çete, başbakan adayı olarak Bülent Arınç’ı belirlemiş olabilir. Yalan değildir bu.

*

- TEZ İKİ: Bülent Arınç’ın bundan haberi yoktur. Arınç bu türden kirli ilişkilere girecek bir insan değildir.

*

- TEZ ÜÇ: Melih Gökçek ile Bülent Arınç arasında husumet olmasa... Melih Gökçek, Bülent Arınç ismini asla ortaya atmazdı.

ATLILARA TAVSİYELER

- TEM’den gidin. E-5 yoğun olur.

*

- Bulgaristan’da gümrükçülere dikkat! Soyulabilirsiniz.

*

- Yolda “hancı” diye seslenebileceğiniz herhangi bir şahsa rastlamanız mümkün değil. Şaşırmayın.

*

- Almanya taraflarında “Artık devir değişti, artık siz yenilince biz yenilmiş sayılmayacağız” diye haykırın. Onlar anlar.

*

- Hollanda’ya ilk vardığınızda ilk antrenmanınızı yel değirmenleriyle yapmayı ihmal etmeyin. Çok zevkli olacaktır.

 

BİNALİ BEY GAF YAPTI

MİTİNG meydanında konuşuyor Binali Bey.

Ve şöyle diyor:

“Kandil’den üst üste beyanatlar: Hayır çıkarsa biz bittik.”

*

Hükümet yanlılarına sesleniyorum:

*

Böyle bir gafı Kemal Kılıçdaroğlu yapsaydı...

Üzerinde kaç gün tepinirdiniz?

*

Dininize, imanınıza doğruyu söyleyin.

Kaç gün?

 

HER AY 15 BİN MÜLTECİYİ AVRUPA’YA POSTALAMAK

AVRUPA’yı tehdit ediyor bizim yetkililer.

*

Diyorlar ki:

“Her ay 15 bin mülteciyi bunlara gönderelim de akılları şaşırsın.”

*

İki açıdan utanç vericidir bu açıklama:

*

- BİR: Avrupalıların “aman ülkemize mülteciler gelecek, aman, aman” falan diye akıllarının şaşması açısından...

*

- İKİ: Ensar olup mültecileri bağrına bastığını söyleyen ülkenin, o mültecileri postalamakla tehdit etmesi açısından...

 

VAY VAY VAY! KADİR ABİ ‘ÖZERK YAPI’CI OLMUŞ

“İSTANBUL kendi kendini yönetsin” demiş Kadir Abi...

“Kimse karışmasın” demiş.

Bir nevi özerklik istemiş yani.

*

- Memlekette buna benzer bir şeyi istedikleri için hapisler adam doluyken...

- “Başkanlık sistemi özerkliğe yol açacak” fısıltısı kulaktan kulağa yayılırken...

Kadir Abi ne yapmaya çalışıyor dersiniz?

*

Yürek mi yedi?

Yoksa...

Gizliden gizliye hayırcılık mı yapıyor?

Nedir?

 

ARAMIZIN AÇILDIĞI ÜLKELER SIRALAMASINDA SON DURUM

HOLLANDA: Portakal bıçaklamaktan helak olduk. O derece yani.

*

ALMANYA: Arabalarına binip keyfimizi sürüyoruz. Oh olsun yani.

*

RUSYA: Bir türlü tam barışamıyoruz ama nedense Mevlüt Bey bunlara bir çift laf etmiyor.

*

BULGARİSTAN: Bir bunlar kalmıştı kavga etmediğimiz... Kafayı çıkardılar.

*

AVUSTURYA: Yavaş yavaş yaklaşıyor yaklaşmakta olan... Yavaş yavaş...

 

HABER KANALLARINI İZLERKEN

YEDİ haber kanalında birden Başbakan Binali Yıldırım konuşuyordu.

*

Birden şöyle bir şey oldu:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eskişehir’de konuşmaya başladı.

*

Hop!

Bütün kanallar anında Binali Bey’i gönderip Cumhurbaşkanı’nı aldılar ekranlarına...

*

“Su görününce teyemmüm bozuldu” deyiverdim gayriihtiyari...

 

Yazının devamı...

‘Evet’in ve ‘hayır’ın en etkili beş ismi

17 Mart 2017

RECEP TAYYİP ERDOĞAN: Taktiği de stratejiyi de o belirliyor. Meydanları gümbürdetiyor. Polemiğin kralını yapıyor. Basitleştirerek anlatmanın yollarını buluyor. Ve bu şekilde ‘evet’in en büyük kozu haline geliyor.

*

BİNALİ YILDIRIM: Allah var, beklenenin çok ama çok üstünde bir performans sergiliyor. En ilgi çeken sloganlar ondan çıkıyor. En sempatik hareketler
ondan geliyor. Evet çıkarsa... Payın büyüğü onun olacak.

*

MEHMET UÇUM: Her türlü soruya açık durarak, her eleştiriye tane tane cevap vererek, polemiğe zerre kadar girmeyerek... En etkili çıkışları yapıyor. Özellikle kararsızlar üzerinde çok etkili.

*

MELİH GÖKÇEK: Yine meydana çıktı... Her akşam canlı yayınlarda... Her an Twitter’da... Bazen pot kırsa da her an olay adam... Nefret ettirenleri daha fazla nefret ettiriyor ama sevenleri de kenetliyor. Bu açıdan ‘evet’e katkısı inkâr edilemez.

*

BURHAN KUZU: Başkanlık sistemine ömrünü adamanın dayanılmaz ağırlığıyla meydanlarda... Yeni sistemi canla başla savunuyor. Yazdığı kitapla yeni sistem arasında uyumsuzluklar olsa da... Bunu hiç mi hiç takmıyor.

 

‘HAYIR’IN ETKİLİLERİ:

DENİZ BAYKAL: Anayasa değişikliğinin en başından itibaren en etkili muhalefeti o gerçekleştiriyor... Çıktığı televizyon programları büyük ilgi görüyor. “Evet devletin, hayır milletin” gibi etkili sloganlar buluyor.

*

METİN FEYZİOĞLU: Teatral anlatım tarzıyla bayağı etkili oluyor. Şapkayla anlatımı ahalide karşılık buldu. O kadar ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, etki gücünü kırmak için kendisine yönelik açıklamalar yapma gereğini hissetti.

*

MUHARREM İNCE: Tek başına mitingler yapıyor. Tek başına Türkiye’yi dolaşıyor. Parlak buluşlarla, etkili hitabetiyle dikkat çekiyor. Dinleyici bulması, ilgi çekici olması... ‘hayır’ın en önemli avantajı.

*

KUMPAS MAĞDURU

ASKERLER: Ali Türkşen, Ahmet Yavuz gibi FETÖ’nün kumpasına maruz kalan bir grup asker, “hayırlı konvoy” adını verdikleri bir konvoyla Anadolu’yu dolaşıyorlar ve acayip etkili oluyor.

*

MHP’Lİ MUHALİFLER: Meral Akşener, Sinan Oğan, Ümit Özdağ, Koray Aydın, Yusuf Halaçoğlu gibi isimler, “hayır” kampanyasının en önemli dayanağı haline gelmiş durumdalar.

 

NE DERSİNİZ BİNALİ BEY?

CUMHURBAŞKANI Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım...

Öyle uyumlu, öyle ahenkli, öyle bütünleşmiş bir görüntü veriyorlar ki...

Bu görüntü nedeniyle halkımız...

m Bu sistem iki başlılığa yol açıyor...

m İki başlılık çok kötü...

m Bir köyde iki muhtar olmaz...

Meselesini bir türlü anlamıyor.

*

Oysa...

- Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bir uyumsuzluk görüntüsü çıksa...

- Binali Bey, “İtaat et, rahat et” felsefesini hiç değilse referanduma kadar terk etse...

- Bir toplantıda anayasa kitapçığı türü bir şey fırlatılsa...

İşte o zaman...

İki başlılık meselesinin anlaşılması çok kolaylaşacak.

*

Üstelik böyle bir strateji...

Avrupa ile kavga stratejisine göre...

Hem risksiz hem de etkili olacaktır.

*

Ne dersiniz Binali Bey?

Haksız mıyım?

 

İŞTE ŞİMDİ ERKEK OLDU

RÜZGAR Erkoçlar arkadaş, bir demeç patlatmış.

Demiş ki:

“Kadınlara güven olmaz.”

*

Ve artık bu demeçle birlikte süreç, tamama ermiş oldu...

Rüzgar arkadaş artık tam bir erkektir.

 

HEP HOLLANDA GELİR AKLIMIZA

- MERAL Akşener’in Niğde’de yapacağı toplantıya valilik kararıyla yasak getirilince...

*

- “Hayır” pankartları hoyratça sökülüp atıldıkça...

*

- Muhtar, Metin Feyzioğlu’na kapıyı açmadıkça...

*

- ‘Hayır’ın sesi çıkmasın diye abanıldıkça...

*

Aklımıza hep onun adı gelir:

Hollanda! Hollanda!

 

DOĞAN’A FETÖ’CÜ DİYEN GAFİL

EĞER gaflet uykundan uyanmak istiyorsan...

Dün İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı...

15 Temmuz’da FETÖ’cü darbecilerin Doğan Grubu yayın organlarına yönelik baskınlarının bütün ayrıntılarıyla yer aldığı iddianameyi oku.

Belki uyanırsın gaflet uykusundan.

 

KÜRŞAT BAŞAR İZLENİMLERİ

HER çarşamba Zorlu’daki Zanzibar’da sahne alan Kürşat Başar ve orkestrasına dair izlenimlerim şunlardır:

*

- Kürşat Başar’ın sahnesi, aynı romanları gibi... İyi yani.

*

- Müşteri topluluğunun yüzde 90’ı kadın... Erkekler için epey tedirgin edici bir durum yani.

*

- Hep caz, hep caz değil. Arada türkü bile söylüyorlar... Renkli yani.

*

- Kürşat Başar’ın arada saksofonla yaptığı sololar bayağı takdir topluyor. Herkes memnun yani.

 

ÜLKELERLE KAVGA ETME DÖNGÜSÜ

ÜLKELERLE yapılan kavgaların tümünde aşağı yukarı şöyle bir döngü, daha doğrusu kısır döngü yaşanmakta:

- Önce kriz çıkıyor.

- Sonra karşılıklı atarlanma süreci başlıyor.

- İlişki kopuyor.

- Sonra kavga biraz soğuyor.

- Araya birileri giriyor.

- Yumuşama oluyor.

- Ve en sonunda ilişki, bir anda zirveye varıyor.

Yazının devamı...

Neden Kemal Bey'e daha sert yükleniyorum?

16 Mart 2017

Bu kocaman bir balondur.
Ve bu balonu patlatmanın vakti çoktan gelmiştir.
O zaman patlatalım gitsin.



Eğer bugün iktidara karşı pek sert yapılamıyor ama Kemal Kılıçdaroğlu’na gelişine saydırılıyorsa...

Bunun en büyük sorumlusu Kemal Kılıçdaroğlu’dur.

Nasıl mı?
Şöyle:

Bu iktidarın kendisini denetimsiz, rakipsiz, frensiz falan hissetmesinin en önemli nedeni...

Girdiği her seçimde yenilmiş olmasına rağmen Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ben bu işi yapamıyorum, bırakayım da yapabilen gelsin” dememesidir.

İktidarın gücünü denetleyen, frenleyen, dengeleyen bir muhalefet gücü yok ortada... İktidar, muhalefet gücünü bırakın ensesinde hissetmeyi, paçasında bile hissetmiyor.

İşte tam da bu durum nedeniyle iktidarın okkalı ve sert bir şekilde eleştirilmesini imkânsız kılan bir atmosfer var memlekette.

Eğer biz...

“Centilmen olalım... Madem iktidarı sert eleştiremiyoruz... O halde muhalefeti de sert eleştirmeyelim...” diyerek...
Kemal Bey’e sert bir şekilde yüklenmezsek...

Yani seksen kere yenilmiş olsa da Kemal Bey’in koltuğunda kendisini süper rahat hissetmesine eşsiz bir katkı sağlarsak...

İktidar, gücüne daha da güç katacaktır.

Ve hepten frensiz, denetimsiz, rakipsiz kalacaktır.

Bunun sonucunda da...

Bırakın iktidarı sert eleştirmeyi, iktidarı yumuşacık bir şekilde bile okşayabilmek bile mümkün olamayacaktır.

Kısacası gün centilmenlik falan ayaklarına yatıp artistlik yapma günü değildir.


KİMİN KİME NEFRETİ HİÇ AMA HİÇ BİTMİYOR
MELİH Gökçek’in Bülent Arınç’a olan nefreti...

Kadir Mısıroğlu’nun İsmet Paşa’ya olan nefreti...

Celal Kılıçdaroğlu’nun Kemal Kılıçdaroğlu’na olan nefreti...


ADAMLARIN DİPLOMATİK UÇUŞ YAPACAK UÇUKLARI YOK Kİ
TÜRKİYE’nin Hollanda’ya yönelik dört yaptırımından biri şu:

“Hollanda’dan yapılacak diplomatik uçuşlara yasak getirilmesi...”

Bu yaptırım yok hükmündedir.

Çünkü Hollanda’da devlet uçağı diye bir şey yok.

Herifler çok pinti oldukları için...

Alıyorlar biletlerini, biniyorlar tarifeli uçaklara...  


HOLLANDA'NIN KONYA KADAR OLMASI MESELESİ
KEŞKE Hollanda Konya kadar olmasaydı.
Keşke kocaman olsaydı.
Keşke bizden büyük olsaydı.

Hiç değilse o zaman...

“Konya kadar Hollanda’nın ekonomisi, koskoca Türkiye ekonomisinden daha büyük” denilemezdi.


SON GÜNLERDE ÇOK SEVİYORUM
ARAS Kargo’nun Neşet Baba’nın “Gönül Dağı” türküsüyle yaptığı reklamı...

Hiç kimselerin dönüp de yüzüne bakmaya tenezzül etmediği İngiliz kırsal polisiyelerini...

Kulağa giren değil de kulağı kapatan kulaklıkları...

Gecenin epey ilerlemiş bir vaktinde buzdolabının kapağını açıp uzun uzun bakmayı...


NEDEN TERS OY VERİYOR OLABİLİRLER
HAYIR VERECEK AK PARTİLİ: Bizimkiler açısından değişen bir şey olmayacak ki diye düşünebilir... Ya da Binali Bey’i çok seviyor olabilir...

EVET VERECEK CHP’Lİ: Kaosa oynuyor olabilir. Ya da bir CHP’linin başkan olma ihtimalini gözetiyor olabilir.

HAYIR VERECEK MHP’Lİ: “Başkanlık ve bölünme” üzerine ortaya atılan iddialardan etkilenmiş olabilir. Ya da muhalif olabilir.

EVET VERECEK HDP’Lİ: Barzanici olabilir. Ya da Leyla Zana’nın son yaptığı konuşmadan etkilenmiş olabilir.


BUGÜNLERDE AVRUPA'YA GİDECEKLERE TAVSİYELER
SOMURTARAK gezin.

“Adamlar yapmış abi” falan demekten kaçının.

Pizza yediğinizde “Bizim lahmacun bundan daha iyi” deyin.

Eyfel Kulesi’ni aşağılayın.

Amsterdam’da sokaklara çöp atın.

Belçika’da Ülker gofret yiyin.

Berlin sokaklarında ıslıkla Dombıra çalın.

İsçivre’de Nacar marka köstekli saatle dolaşın.


BALMUMU HEYKELİM
YILMAZ Büyükerşen hocanın büyük bir ustalıkla yaptığı bu balmumu heykeli...




Anneme gösterdim... “Bir an canlı sandım, tövbe bismillah” dedi.

Çok meşhur bir dostuma gösterdim... “Kusursuz değil ama ifadeyi muhteşem yakalamış” dedi.

Instagram’a koydum... Çoğunlukla “olmuş, olmuş” tepkileri geldi.

Mahalledeki arkadaşlara nasıl diye sordum... “Allah başka dert, keder vermesin” diye yanıtladılar.

En yakınıma sordum... “Güzel” dedi.

İşyerinde arkadaşlara gösterdim... “Haberini yapalım” dediler.

WhatsApp grubuma gönderdim... Bin tane kılıf bulup mavra yaptılar.

Yazının devamı...

Çarşamba izin günüm

15 Mart 2017

Artık rüyalarımda bile sayıklamaya başladım:

“Hollanda, portakal, inek, Rutte, Wilders” falan diye...

En son rüyamda atlı polislerin köpekli saldırılarına uğrayıp kan ter içinde uyanınca...

Fikret Bilâ’yı aradım.

“Bari haftanın bir gecesi rahat bir uyku çekeyim... Bırak da çarşambaları yazmayayım...” falan dedim.

O da azıcık duraksadıktan sonra...

Merhamete gelip “Tamam” dedi.

Artık çarşambaları yazmayacağım.

Böylece haftanın bir gecesini...

Portakaldan, Hollanda’dan, ineklerden, Rutte’lerden, Wilders’lardan falan uzak geçireceğim.

Öyle mesudum ki...

Yazının devamı...

Alın şu lanet manşetinizi, alın şu pis faşistinizi de bir yürüyüp gidin be!

14 Mart 2017

Güya bizi yönlendiriyorlar:

Evet dememeliymişiz, hayır demeliymişiz.

*

Pis faşistlerini çıkarıp karşımıza...

Güya bize akıl veriyorlar:

Tayyip Erdoğan’a geçit vermemeliymişiz.


*

- Attıkları her adımın...

- Yaptıkları her müdahalenin...

- Saldıkları her köpeğin...

- Vurdukları her copun...

- Sergiledikleri her hoyratlığın...

- Kapattıkları her kapının...

- Gösterdikleri her nezaketsizliğin...

Referandumda nasıl bir etki yapacağını çok iyi bildikleri halde yapıyorlar bunu.

İnadına yapıyorlar.

Domuzluğuna yapıyorlar.

*

Paçalarından akan bencillikleriyle, gırtlaklarına kadar yükselen küstahlıklarıyla, her taraflarına sinen kibirleriyle, tiksindiren başöğretmen edalarıyla...

Bize akıl veriyorlar.

*

Alayına birden buradan milletim adına seslenmek istiyorum:

*

- Evet de deriz, hayır da deriz.

- Öyle de ederiz, böyle de ederiz.

- Yanlışı da seçeriz, doğruyu da seçeriz.

- İyi de yaparız, kötü de yaparız.

- “İlle de Erdoğan” da deriz, “İlle de başkası” da deriz.

Size ne kardeşim size ne?

*

Alın gazetelerinize attığınız şu lanet olası Türkçe manşetlerinizi...

Alın şu bize akıl vermek için karşımıza çıkardığınız Hannibal kılıklı pis faşistinizi...

Bir uzayın gidin, bir yürüyün gidin.

Kibrinizi, küstahlığınızı, kabalığınızı, bencilliğinizi, hoyratlığınızı alın da gidin.

*

Bir rahat bırakın bizi de...

Akılla, sağduyuyla, soğukkanlılıkla, okuyarak, anlayarak, ölçüp biçerek, ne getirip ne götüreceğini hesaplayarak...

Kendi geleceğimizi kendimiz oylayalım.

ATIYLA, İTİYLE GELEN UYGARLIK

PROTESTO gösterisi yapan insanların üzerine...

Atıyla, itiyle yürüyen cici görünümlü bir gaddar uygarlıktır bu.

*

İşlerine öyle geldiğinde...

Unutuverirler toplanma özgürlüğünü, gösteri hakkını falan...

*

Yeryüzünün diğer devletleri gibidirler yani...

Ve bu açıdan insanı durup dururken “anarşist” yapar bunlar.

İÇİMİZDEKİ HOLLANDALI’YI TANIMA REHBERİ

KİM ki...

Köşe yazısında ifade ettiğimiz fikirler nedeniyle...

Bize “hain” falan diyerek hakaretler ve tehditler savuruyorsa...

Bilin ki o kişi...

Fikir özgürlüğüne tahammülü olmayan...

İçimizdeki Hollandalı’nın ta kendisidir.

*

Bu kişi, Hollanda’da polis olsa...

Üzerimize atıyla, itiyle saldıracaktır.

TEŞEKKÜR ETMELİYMİŞ

AK Partili bir milletvekili...

“Almanya ve Hollanda’ya o kadar kızmayalım, biraz da teşekkür edelim... Evet oyları iki puan arttı” demiş.

*

Şunu başkası söylese...

Nasıl da tefe koyarlar!

‘SEN NE LALESİSİN BİLMİYORUM AMA’

DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hollanda Başbakanı’na böyle dedi.

*

Ben en çok bu cümlenin Hollanda Başbakanı’na nasıl tercüme edildiğini ve bu tercümeden Hollanda Başbakanı’nın ne anladığını öyle merak ediyorum ki.

DÜŞÜNÜN ANTALYA’DA MUTLU BİR HOLLANDALI

YILLAR yıllar önce, eski Türkiye’nin bile eskisinde, turizmi pompalamak için üretilmiş yapay mı yapay bir şarkı vardı.

Sözleri, melodisi, klipi falan hâlâ kulaklarımda:

“İnsanlar bir arada hayattan zevk almalı/Düşünün Antalya’da mutlu bir Hollandalı/Türk, İtalyan İngiliz... Bir dostluk gecesinde/Rakı bardaklarında kardeşliği bulmalı.”

*

Ben gülüyorum.

Siz de gülüyor musunuz?

HATIRLADIĞIMIZ DEĞERLER

- Toplanma hürriyeti.

- Seyahat hürriyeti.

- Konuşma hürriyeti.

- Gösteri yapma hürriyeti.

GALATA KULESİ İZLENİMLERİ

- TEPESİNDEKİ restoranda yemek yerken... “İstanbul güzel ama zabitleri pek yaman” türküsü söyletiyor.

*

- Hangi bölümünden fotoğraf çekerseniz çekin... Çektiğiniz her fotoğraf, kendinizi Ara Güler gibi hissetmenize yol açıyor.

*

- Tepedeki balkonda 360 derece döndüğünüzde... Başınız dönmediği gibi bir daha dönesiniz geliyor.

*

- Bugünün duvarlarından en az 15 kat kalın duvarları... “Cenevizliler de amma iyi duvar ustasıymışlar ha!” falan dedirtiyor... 

PİZZADA İLK ÜÇ

(Kadim dostum Taylan Bilgel’in eşsiz katkılarıyla...)

- BİR: Papermoon’un pizzası... Yıllardır birinci ve konumu hiç sarsılmıyor.

- İKİ: Zanzibar’ın pizzası... İtalyanlara bile parmak ısırtan bir havası var.

- ÜÇ: Escale’nin pizzası... Ta en gerilerden buralara nasıl geldi, anlamadık.

Yazının devamı...

Hollanda niye öyle yapıyor? Biz niye böyle yapıyoruz?

13 Mart 2017

Hollanda’da da seçim var.

Eğer bizde referandum, Hollanda’da seçim olmasaydı...

Bunların hiçbiri olmayacaktı.

*

Nasıl mı?

Anlatayım:

*

Bizde referandum var.

- “Evet” ile “Hayır” biraz başa baş gibi... “Evet” oyları şöyle yağmur olup akamıyor bir türlü.

- İşte bu yüzden... İki şeye ihtiyaç var: Çok acil mağduriyete ve çok acil safları sıklaştırmaya.

- E Hollanda da yaptığı faşistlik, düzeysizlik ve terbiyesizlikle... Bu ihtiyacı gayet güzel bir şekilde karşıladı.

- Öyle bir mağduriyet doğdu ki... Ahalimiz üzümün çöpü, armudun sapı falan demeden “Evet” oylarını yağdırabilir.

- Hollanda’nın yaptığı saçmalıkların sonucu bu oldu.

- Bizimkilerin olayın üstüne üstüne gitmelerinin temelinde de biraz bu var.

*

Hollanda’da da ise seçim var.

- Aşırı sağcı, faşist kafalı bir herif yükselişte Hollanda’da... Drakula gibi bir adam... Duygusuz, meymenetsiz, hayırsız, şefkatsiz bir tip...

- İslam düşmanlığı yapıyor. “Minareye hayır” diyor. Kuran’a saldırıyor. Camiye saldırıyor. “Ey yabancılar! Ülkemizi bize verin” diyor.

- İşin kötüsü... Nazi kafalı bu herifin bu türden çıkışları, Hollanda ahalisinin medeniyetten ve insanlıktan nasibini alamamış kesimlerini etkiliyor.

- Eğer Hollanda, kapılarını bizimkilere açarsa... Bu faşist, Hollanda’yı ayağa kaldıracak ve seçimden birinci çıkacak.

- İşte bu yüzden Hollanda’nın liberal hükümeti, bu azılı faşist kazanmasın diye faşistlik yapıyor.

*

Tam bir “win win” durumu...

“Kazan kazan” yani...

REZİL, KEPAZE, FAŞİST BİR HOLLANDALI PORTRESİ

- ADI: Geert... Soyadı: Wilders... Siyasi kimliği: Faşistlik, ırkçılık, rezillik, kepazelik, ahlaksızlık...

*

- Yahudi dendiğinde... Hitler’in aklına ne geliyorsa... Müslüman dendiğinde de... Bunun aklına o geliyor.

*

- Bakışları korkunç... Duruşu kalleş... Al, koy James Bond filmlerine kötü adam diye, serinin en sevimsiz kötü adamı olsun.

*

- Kafayı Kuran’la bozmuş... Ha bire Kuran’a iftira atıyor. Kuran çarpmış gibi bir hali olması belki de bundan.

*

- Yüzde 17 oy alıyor bu herif Hollanda’da... Son seçimde daha fazla oy alması bekleniyor çirkin Hollandalılardan...

*

- Camiye, İslam’a, Kurana saldırıyor, oyu yükseliyor... Saldırmasından daha önemli olan saldırdıkça oyunun yükselmesi...

 

MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU’NA DAİR ÜÇ ADET ÖNEMLİ MERAK

- BİR: Atarlanma potansiyeli bu kadar yüksekken... Nasıl oldu da bunca zaman sakin kalabildi acaba?

*

- İKİ: Sokağın ağzını diplomasinin diline yedirme becerisi bu kadar fazlayken... Nasıl oldu da bunca zaman kendini tuttu acaba?

*

- ÜÇ: Meydan okuma ve rest çekme konusunda bu kadar mahirken... Nasıl oldu da profili düşük tutmayı başardı acaba?

 

AH HOLLANDA AH!

KAFELERİNDE ot çekmek serbest...

Bizim bakanlara konuşma yapmak yasak.

*

Ah Hollanda ah!

Gerçekten bir acayipsin.

 

AYASOFYA’NIN ŞEHLA KEDİSİNE ÖVGÜ

- ÖYLE tatlı bakıyor ki... Hasan Mezarcı’nın kedisinden bile daha tatlı.

*

- Öyle şaşı süzüyor ki... Borges’in kedisinden bile daha şaşı...

*

- Öyle şaşkın ki... Müezza’dan bile daha şaşkın.

*

- Öyle prensip sahibi bir imajı var ki... Sekter bile yanında yaya kalır.

*

- Öyle terbiyeli ki... En asil İngiliz kedileri bile yanında arsız kalır.

*

- Öyle kanaatkâr ki... İran kedileri bile yanında tamahkâr kalır.

 

DEDEMİZ FATİH KARİDES SEVERMİŞ

NE zaman karides yemeye kalksam...

Eski mahalle de yeni mahalle de beni hemen aşağılamaya kalkar:

“Sen nereden biliyorsun karidesi? Allah’ın Yozgatlısı... Allah’ın imam hatiplisi” falan...

*

“İmam hatipte her perşembe karides çıkardı” falan desek de...

Tabii kimseyi inandıramadık.

*

Neyse ki imdadıma ceddimiz Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri yetişti...

Star gazetesinin Cumartesi ekinde yazdığına göre...

Fatih Sultan Mehmet...

Kuru fasulye, tandır, kebap, oğlak çevirme falan yerine...

Karidesi tercih edermiş.

*

Yaşasın!

Artık rahatça karides yiyebileceğim.

“Ne iş” diye soran olursa...

“Ecdada layık olmaya çalışıyorum” falan diyeceğim.

 

MUTLU OLMAK İSTİYORSAN

- TAKTİK maktik gütme... Bam bam yap.

*

- İdareimaslahata yönelme... Güm diye söyle.

*

- Ne derler deme... Pat diye yürü.

*

- Yanlış anlaşılmaktan korkma... Küt diye uçur.

*

- İstemediğinde durma... Anında uza.

Yazının devamı...

Filli Boya’ya niye düşman oldun ki sen

12 Mart 2017

*

Reklamda verilen mesajlar aşağı yukarı şunlar:

- Küçük kız çocuklarının evlendirilmesi yanlıştır.

- Kadın niye gülmeyecekmiş! Gülecek elbet.

- Hamile kadın sokağa çıkmasın da göbekli adamlar çıksın mı?

- “Buranın efesi, dayısı, amcası... Her şeyi benim” olmaz.

- Kadının elinin değmediği hiçbir şeyde bereket olmaz.

*

Sadece bunlar mı?

- Özgürlük vurgulanmış.

- Atatürk denmiş.

- İnsanlığın altı çizilmiş.

*

Üstelik bütün bunlar...

Anadolu insanının tertemiz dilinden aktarılmış.

*

E ne var bunda kardeşim?

Niye “Filli Boya”ya düşman oluyorsun ki?

*

Ne yani?

- Çocuk gelinci misin sen?

- Kadın kahkahasından korkuyor musun?

- Hamile kadını sokağa çıkarmayacak mısın?

- Efe, dayı, amca... Her şey sen mi olacaksın?

- Kadının elinin değdiği yerde bereketsizlik olacağını mı düşünüyorsun?

*

Hangisi rahatsız etti seni?

- Özgürlük mü?

- Atatürk mü?

- İnsanlık mı?

*

Neden düşman kesildin “Filli Boya”ya?

Ezan yasaklayan İsrail’e bile edemediğin lafları  niye “Filli Boya”ya ediyorsun ki?

Nedir karnının ağrısı?

Bi söyle bakalım.

CAHİLLERİN ORTAK ÖZELLİĞİ

- Asla sorgulamazlar, daima yargılarlar.

*

- Asla öğrenmezler, yalnızca uyutulurlar.

*

- Asla okumazlar, hep ezberlerini tekrarlar.

*

- Asla hoş görmezler, sürekli “vur ulan vur” yaparlar.

*

- Asla kuşku duymazlar, özgüvenleri hep tavandadır.

*

- Asla akıl etmezler, hep üşenirler.

 

CAHİLLERİN ORTAK ÖZELLİĞİ

- Asla sorgulamazlar, daima yargılarlar.

*

- Asla öğrenmezler, yalnızca uyutulurlar.

*

- Asla okumazlar, hep ezberlerini tekrarlar.

*

- Asla hoş görmezler, sürekli “vur ulan vur” yaparlar.

*

- Asla kuşku duymazlar, özgüvenleri hep tavandadır.

*

- Asla akıl etmezler, hep üşenirler.

 

‘BOLU BEYİ’ GAFINI YAPAN KEMAL BEY OLSAYDI

BİNALİ Bey, Bolu’da kürsüye çıkmış...

Ve şöyle demiş:

Bolu Beyi’nin torunları...

*

Köroğlu’nun torunlarına, “Bolu Beyi’nin torunları” demek...

Gaftır.

Gaf oğlu gaftır.

Hem de bayağı büyük bir gaftır.

*

Şunun aynısını Kemal Kılıçdaroğlu yapsaydı...

- Üzerinde tepinecek olanlar...

- Seksen kanalda birden kahkaha efektleriyle yayınlayacak olanlar...

- Köşelerinde günlerce sarakaya saracak olanlar...

- Miting meydanlarında konuyu işleyecek olanlar...

Sus pus olmuş durumdalar.

Hiçbir şey olmamış gibi etrafa bakıyorlar.

*

Tarafsız” ile “tarafgir” arasındaki fark işte buradadır.

*

- TARAFSIZ: Her liderin gafı karşısında bana mısın demeden Allah Allah diyerek yürür üstüne üstüne... 

*

- TARAFGİR: Sadece karşı tarafın liderinden gelen gaflar karşısında “ver mehteri” falan diyerek artistlik yapar. 

 

 

NE DE GÜZEL BİR AYRILIK BU BÖYLE

SEDA Sayan ile Erkan Çelik ayrılmışlar.

*

Ayrılıkla ilgili Seda Sayan’ın açıklaması şöyle:

- İlişkimizi maalesef tükettik.

- Ayrılığın en doğru tercih olduğuna karar verdik.

- Bu ayrılık elbette ki sadece aramızdaki aşk ilişkisi ile sınırlı kalacak.

- İş arkadaşlığımız, dostluğumuz bakidir.

- Bu süreçte birbirimize verdiğimiz kıymet eksilmemiştir, hatta artmıştır.

- Bundan sonrası için birbirimizin mutluluğundan başka bir temennimiz olamaz.

*

Çirkinleşerek, çirkinleştirerek gerçekleşen bunca ayrılık arasından çıkıp gelen bu ayrılık, ne de güzel bir ayrılıktır!

O kadar güzeldir ki...

Tek kusuru milleti ayrılığa özendirmesidir.

 

 

SALDIRGANLARA ÖĞÜTLER

SİZ saldırdıkça...

Ümit Özdağ’ın toplantılarına yönelen dikkat artıyor.

*

Siz saldırdıkça...

Meral Akşener’in sözlerine kulak verenlerin sayısı çoğalıyor.

*

Siz saldırdıkça...

Yusuf Halaçoğlu popüler oluyor.

*

Siz saldırdıkça...

Sinan Oğan’a ilgide artış kaydediliyor.

*

Bu nasıl demokrasi anlayışı? Kaba kuvvetle fikirleri engelleyemezsiniz... Bu demokrasiye sığmaz” falan diyoruz, dinlemiyorsunuz.

Bari “bu yaptığınız onların işine yarıyor” diyelim.

Belki bunun bir etkisi falan olur.

 

 

 

DİZİ VS FİLM

- Film vurkaç yapar... Dizi bağımlılık.

*

- Film tek gececidir... Dizi bir yastıkta kocamacı...

*

- Film hesapsızdır... Dizi taktikçi...

*

- Film yönetmenindir... Dizi izleyicinin...

*

- Film aşktır... Dizi sevgi...

*

- Film Yılmaz Güney’dir... Dizi Ahmet Mekin...

Yazının devamı...

‘Evet’ ve ‘hayır’ın avantaj ve dezavantajları

11 Mart 2017

- Devasa propaganda makinesine sahip olmak.

- Tayyip Erdoğan gibi bir karizmaya sahip olmak.

- Kampanya yapma kültürüne sahip olmak.

- Devlete bütünüyle sahip olmak.

- “Bunlar kazanır” dedirtecek özgüvene sahip olmak.

*

‘EVET’İN DEZAVATAJLARI:

- Şu anda ne istiyorsunuz da yapamıyorsunuz sorusuna cevap verememek.

- Referandumdan sonra ne olacak da terör duracak sorusuna cevap verememek.

- Bu sistem hiç istemediğiniz birinin eline geçerse ne olacak sorusuna cevap verememek.

- Cumhurbaşkanı aynı zamanda parti başkanı olunca Meclis’e de hâkim olmayacak mı sorusuna cevap verememek.

- Ve bir türlü istediği kıvamda mağdur olmayı başaramamak.

- Para bolluğunun bitmesi, enflasyonun çift haneli olması, işsizliğin artması...

*

‘HAYIR’IN AVANTAJLARI:

- Sahipsizliği... Kendiliğindenliği... Lidersizliği... Dip dalga olmaya temayülü...

- Şartların yüz yüze teması dayatması...

- Getirilen sistemin zaafları...

- MHP ve AK Parti’deki hayırcılar...

*

‘HAYIR’IN DEZAVANTAJLARI:

- Kemal Kılıçdaroğlu ve hataları...

- Özgüven eksikliği...

- Hayır demeye yatkın olanları sandığa taşıyama hususundaki zaafları...

- HDP ile aynı dalga boyunda yer almak...

EVET ÇIKARSA

HEMEN orana bakılacak...

Ardından AK Parti ile MHP’nin geçen seçimde aldığı oy oranları toplanacak.

Eğer oran bunun üstünde çıkarsa...

Hiç sorun yok.

*

Ama eğer oran, bunun çok çok altında çıkarsa...

“Bunun ne kadarı AK Parti’nin, ne kadarı MHP’nin?” sorusu gündeme gelecek.

Yani öyle bir seyreyle gümbürtüyü durumu çıkacak ki...

Aman Allah muhafaza.

 

ÇOK DA SEMPATİK OLMAYIN BİNALİ BEY, YANLIŞ ANLAŞILIR

REFERANDUM kampanyasında bazen öyle sempatik oluyor ki Binali Bey...

Evetçi yurttaşın içinden...

“Evet oyu vereceğim ama böyle bir başbakanı da kaçırmak hiç istemiyorum. Hay Allah! Ne yapsam acaba? Yoksa hayır mı desem?” diyebilir.

*

Aman Binali Bey!

Biraz antipatik olun lütfen.

İŞTE TAM İSTEDİĞİM İMAJ

BİR okurum yazmış:

“Hayırcı imajı veriyorsun ama evete çalışıyorsun.”

*

Bir başka okurum da şunu yazmış:

“Evetçiymiş gibi yapıyorsun ama hayırcısın.”

*

Bu iki yaklaşımın toplamı, tam vermek istediğim imajın ta kendisidir.

 

BARBAROS’A ATILAN İFTİRA İŞTE BÖYLE ÇÖKTÜ

NE diyorlardı iftiralarında?

Serkan Aydın diye bir FETÖ’cü hâkim var... Bu hâkim, Barbaros Muratoğlu ile birlikte Kosova’dan ev aldı... Bu durum Barbaros’un FETÖ’cü olduğunun kanıtıdır...

*

FETÖ’cülükten cezaevinde yatan Serkan Aydın’ın eşi Gülşen Aydın’dan bir mektup aldım.

*

Gülşen Aydın diyor ki:

- Eşim 22 Temmuz 2016’dan beri cezaevinde... İddia edildiği gibi 14 Eylül 2016’da bir ev satın alması mümkün değil.

- Eşimin Kosova’da daire satın aldığı iddiası baştan sona yalan. Bizim Kosova’da herhangi bir dairemiz falan yok.

*

Demek ki neymiş?

Adamların günlerce manşetlerden yazdıkları tek harf bile doğru değilmiş.

İftira çöktü ama bu arsız müfterinin çökeceği anlamına gelmez.

 

ANINDA CANIM SIKILIR

- LÜGAT paralanınca...

- İroni anlaşılmayınca...

- Uyku kaçınca...

- Soru sorulunca...

- Her şey aynı olunca...

- Klişeler bastırınca...

 

BBP’NİN KARARSIZLIĞI UZAYINCA

 “EVET” demelerinin “evet”e büyük yarar sağlaması bir parça zarar gördü.

*

Çünkü vatandaş...

“Bu kadar zor evet dediklerine göre evet demek o kadar da kolay değilmiş demek ki” diye düşünecektir.

 

 

ALMANYA KRİZİNDEN ÇIKAN HAYIRLI SONUÇ

 

-TOPLANTI yapmaya engel olmanın...

- Konuşma yapmayı yasaklamanın...

- Düşünce açıklamayı engellemenin...

- Faşizm olduğunu, çok kötü bir şey olduğunu, Nazileri hatırlattığını öğrenmiş olduk.

 

BULLSHİT

“SİZİN ülkenizde turistler tutuklanıyor” denilince...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da “bullshit” demiş.

*

Çok kaba, çok küfürlü, çok yakışıksız falan demeyin lütfen.

*

“Turistler tutuklanıyor” sallamasına maruz kalan Mevlüt Çavuşoğlu’nun yerinde ben olsam...

“F” harfiyle başlayan o malum sözcüğü bile söyleyebilirdim.

Yazının devamı...