"Hikmet Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hikmet Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hikmet Demirkol

Hikmet Demirkol

Teoman’dan arşivlik albüm: ‘Koyu Antoloji’

14 Şubat 2018

Ocak ayında yayınlanan, 26 şarkılık ‘Koyu Antoloji’ albümüyle uzun yıllar hafızalarda yer edecek çok özel bir projeye imza atan Teoman ile hem yeni albümünün detaylarını, hem de müzik hayatı üzerine içten ve detaylı bir sohbet gerçekleştirdik.

Söyleşimizin bendeki yerim çok büyük, dilerim sizler de okudukça bu hislerime hak verirsiniz:

Papatya’yı ilk dinlediğimde ortaokuldaydım, şarkılarınızı en sevdiği rock müzik şarkıları olarak ezberleyen büyük bir kitlenin hafızasında çok önemli bir yeriniz var. Bu kadar hit şarkıdan sonra hala aynı hevesle şarkı yapmak kolay mı?

Şarkı yazmak bir zamandan sonra zorlaşıyor. Ama bu psikolojik bir nedenle oluyor. Hem artık bir şarkıyı  çok zor beğeniyorsunuz, hem de şarkı yazma motivasyonunuz  azalıyor. Daha önce yazdığınız şarkılar da başınıza bela oluyor. Onlara benzemeyen şeyler yapmaya çalışıyorsunuz.

Seneler içinde müziğe karşı olan hislerinizde nasıl bir değişiklik yaşadınız? Müziğe ara verdiğiniz dönem de oldu ama sonradan tekrar geri döndünüz. Bu bir çeşit pilinizi tekrardan şarj etmek gibi bir durum muydu?

Müziğe karşı olan hislerimde çok değişiklikler yaşadım yıllarca. Hala seviyorum şarkı ile uğraşma meselesini, ama eskisi gibi önemseyemiyorum. Müziği bıraktığımda, ondan gerçekten çok sıkılmıştım. 

Farklı bir hayat tarzı yaratabilirim zannetmiştim kendim için, ama öyle olmadı, hiç bir işe yaramıyorum diye fazladan bir rahatsızlık bile verdi işsizlik. Şu an müziğe farklı bir açıdan yaklaşmaya çalışıyorum. Eski bir dostmuş gibi ilişki kuracağım onunla. Yeni şeyler üretme stresini yaşamak istemiyorum. Zevkini çıkarayım bir kaç sene daha diyorum. 

Yazının devamı...

Kalben, ‘Yara’ ve Daha Fazlası

7 Şubat 2018

‘Yara’ klibinin geçtiğimiz hafta yayınlanmasını sebep bildim, hem yeni albümü, hem yeni klibi hakkında hem de Kalben’den yeni haberlerle dolu bir röportaj gerçekleştirdik. Yarasıyla ve merhemiyle yepyeni bir Kalben röportajı sizlerle:

Yeni klibin ‘Yara’ya gelmeden önce ilk klip ve 2. albümün çıktığı günlere gidelim. 2. albümün ilk klibine nasıl karar vermiştiniz?

Ben bütün albümün genel olarak sıcaklığını yansıttığını düşünüyorum ‘Ben Her Zaman Sana Aşıktım’ın. Ayrıca sıcak bir şarkı olduğunu da düşünüyorum, içinde beni etkileyen insanlar hikayeleri vardı, o yüzden onunla başlamak istedim.

‘Yara’yı ikinci klip olarak seçmenin özel bir sebebi var mıydı?

Öyle bir zamandayız ki aslında, insanlara birbirimizin yaralarından bahsetmek istedim. Birbirimizin yaralarından öpmek istedim şarkıda dediği gibi. Daha çok kavga etmenin, daha çok birbirimizi kırmanın, daha çok savaşmanın değil de,  olabildiğince barışmanın, öpüşüp koklaşmanın, olabildiğince hepimizin çektiği acıların ne kadar aslında aynı topraklardan filizlendiğini hatırlamanın kıymetini biraz hatırlatabilirsem, anlatabilirsem, bir de birlikte bu şarkıyı bağır çağır söyleyip ufacık da olsa bir yarayı onarmayı başarabilirsem çok mutlu olacaktım. O sebeple de ikinci klip olarak ‘Yara’yı seçtik.

Klibin senaryosu da sana aitmiş sanırım değil mi?

Evet, klibin senaryosunu ben yazdım. Sanat yönetmenlerimiz Hayrettin Taşkaya ve İsmail Dönmez ile çalıştık. Yara’nın hikâyesinin içinde bizim çocukluğumuzdan, gençliğimizden öğrendiğimiz şeylerin aslında yetişkinliğe geçerken teker teker üzerimize yıkılması, doğru bildiklerimizin yanlış çıkması da var. O yüzden ben de klipte çocukluğumdan gelen beni etkileyen eşyaları tavandan sallandırmak istedim.

Birçok eşyanın arasından onları tek tek seçtik, o önlüğü, mandolini seçtik, annelerimizin hani evi temizlerken kullandığı tozluklar vardır, her evde olan melek figürü vardır ondan bir tane bulup astık, 26 senedir benimle birlikte olan kurulup yürüyen köpek oyuncağım vardı. Kısacası hiç kaybetmediğim rahmetli annemden, dedemden kalma yadigârlarımı bu klipte kullanmak istedim.

Yazının devamı...

Bora Uzer’in yeni dünyası: ‘Benim umrumda’

24 Ocak 2018

Albüm henüz piyasaya çıkmadan önce GTR Deneyevi’nde Bora ile bir araya gelmiştik. Hem yeni albümü baştan sona dinleyip hem de albüme dair tüm detayları ve Bora’nın müzik heyecanını konuşmuştuk. Haftalardır kendime sakladığım bu nefis söyleşi şimdi artık gün ışığına çıkıyor.

Bora Uzer o kadar enerjisi yüksek, yerinde duramayan, içi müzikle dolu biri ki, röportaj boyunca resmen benim de içimdeki ritimleri harekete geçirdi. Aklı ve kalbi sadece müzik üretmek için çalışan, hiç bilmediğim bir Bora Uzer tanıdım bu söyleşi sayesinde. Sizi kendisiyle baş başa bırakıyorum:

Bora Uzer’i bilenler eminim yeni albümünü dört gözle bekliyorlardı. Bilmeyenler için belki taze bir başlangıç olur, kimdir Bora Uzer?

B: Ben Bora Uzer (gülüyor). 14-15 yaşlarımda müziğe başlayıp, Rotterdam’dan 16 yaşımda konservatuardan burs kazandım. 18 yaşıma kadar sürdü bu eğitim bitirdikten sonra Türkiye’ye geri döndüm. Döner dönmez de ‘Kangroove’ adında bir grup kurduk. Hayatımın, kariyerimin çok büyük bir parçasıydı. Daha sonra solo kariyerim başladı, yurt dışına çok sık gidip geliyorum, hatta hayatımın yarısından fazlası yurt dışında geçiyor diyebilirim. Bir ayağım hep orda. Bu sayede müzik alanında bir sürü birbirinden değerli insan tanıma fırsatım oldu. Böyle kendini anlat denince zor oluyormuş (gülüyor).

Ben kendimi müzik adamı olarak görüyorum. Yani sadece müzisyen, şarkıcı değil tamamıyla müzik adamı olarak görüyorum.

Senin prodüktörlük yanın da var. Solo artist olma ve bu alanda ilerleme hali daha mı ağır basıyor, seni en çok çeken hangisi?

Ben şuna inanıyorum bir ürün ile bir artist arasında her zaman çok büyük bir fark vardır. Artistin hep söyleyecek bir hikayesi vardır, çünkü yaşanmışlık vardır. Ama bir ürün için bunu söylemek biraz zordur çünkü ne söyleyeceği, ne anlatacağı hep başkaları tarafından karar verilir, planlanır. Bu yüzden bence solo artist olma tarafı daha renkli, daha yakın geliyor benim duruşuma, söyleyecek bir şeylerim var. Ben ilk albümden sonra söyle yeni söyleyecek şeyler için biraz bekledim. Zaman içinde çok fazla şey oldu, hem dünyada, hem benim dünyamda, hem ülkemde, bütün bunlar birikince bende şarkılara dönüşüyor. Ben de biriktirip onları yeniden aktarmak istedim yeni bir albüm ile.

Yazının devamı...

Melodilerin Kraliçesi Dolores

17 Ocak 2018

Hayranlığın en koyusuna tutulduğum, en sevdiğim, paylaşmalara doyamadığım, müzik zevkimi zenginleştiren, beni her seferinde kendime getiren, sabahlara kadar konuşmalara doyamayacağım, biricik The Cranberries’in eşsiz vokali Dolores O’Riordan önceki gün vefat etti.

Son senelerde Aaliyah, Michael Jackson, David Bowie, Prince, George Michael, Amy Winehouse gibi saymakla bitmeyecek birçok büyük sesin vefat haberleri bir bir manşetleri doldurdu. Ama Dolores’in haberi beni hepsinden farklı etkiledi. Dünden beri durmadan The Cranberries şarkıları dinliyorum, haberin etkisinden çıkmam pek de kolay olmayacak. Hislerimi, düşüncelerimi The Cranberries ve Dolores O’Riordan ismini duyunca aklıma gelenleri bu yazıda toparlamak istedim.

90’lar ruhunu en iyi yansıtan gruplardan olan The Cranberries o kadar ilginç bir hafızaya sahip ki, dün bu acı haberi öğrendikten sonra Dolores’i sevenlerin yazdıklarını görünce ne kadar çok kişinin aynı ortak duyguda birleştiğini fark ettim. Baştan sona albüm dinleme alışkanlığının henüz tavan olduğu, birbiri ardına rafları dolduran başarılı albümlerin yayınlandığı enteresan bir dönemdi 90’lar. Henüz internet bu kadar yoğun hayatımızda değildi, sosyal medya dediğimiz dünya ise zaten hiç ortalıkta yoktu. Belki de bu yüzden piyasaya çıkan albümlerin etkisi, yeni albümlerin yayınlanma heyecanı daha farklıydı.

İlk Albüm ve Büyük Çıkış

19 yaşındayken Dolores’in bir gazete ilanı sayesinde dahil olduğu o zamanki adıyla ‘The Cranberry Saw Us’ grubu daha sonra The Cranberries adını alıp ilk albümleri ‘Everybody Else is Doing It, So Why Can’t We?’i 1993 senesinde yayınladı. Bu albümden yayınladıkları ‘Dreams’ ve özellikle ‘Linger’ single’larıyla büyük ilgi toplayan grup, müzikal becerilerinin yanı sıra Dolores’in farklı vokaliyle müzik dünyasının dikkatini çekmeyi başardı. 1994 senesi grubun dünya çapında şöhretini katmerleyen bir seneydi. ‘No Need To Argue’ albümüyle pop ve rock dünyasını sarsan grup özellikle ‘Zombie’ şarkısıyla muhtemelen herkesin hayatına giriş yaptı.

Yazının devamı...

Lana Del Rey’in Radiohead Davası

10 Ocak 2018

Şarkıyı sadece bir kere bile dinleseniz ‘Creep’ havasını daha ilk dinleyişte hissetmemeniz nerdeyse imkânsız. Hal öyle olunca, Radiohead tarafı şarkının yayın haklarından dolayı doğacak teliflerin tamamının kendilerine verilmesini talep etmiş. Konu basına sızmadan önce konunun iki tarafı Ağustos ayından beri pazarlıkta direnmişler. En sonunda Lana Del Rey önceki gün kendi resmi twitter hesabında bu durumun mahkemelik bir duruma geldiğini duyurunca, tüm dünya da işin ciddiyetinden haberdar oldu.

Lana Del Rey paylaştığı sosyal medya postunda Radiohead’e her ne kadar şarkının ‘Creep’ten esinlenerek yapılmadığını belirtse de, şarkının haklarının %40’ını vermeyi teklif ettiğini ancak grubun bu hak ile yetinmeyip tüm yayın haklarını istemesinden ötürü davalık olduklarını açıklamış.

Durum bununla da bitmiyor, önceki gün Denver’da sahneye çıkan Lana Del Rey söz konusu olayla şarkısı hakkında açıklamalarına devam etmiş. ‘Get Free’nin kendi deyimiyle ‘kişisel manifestosu’ olduğunu belirten sanatçı, bu dava sonunda ‘Lust For Life’ albümünden şarkının tamamen çıkartılması riskine karşın son ana kadar hukuki haklarını savunacağını belirtmiş. Anlaşılan o ki, şarkının sadece telif hakları konu değil, aynı zamanda şarkının fiziksel basılı olarak da yayından kaldırılması söz konusu gibi duruyor. Görünen o ki, 2018’de bu konu özelinde daha çok haber duyarız diye hissediyorum, bakalım önümüzdeki günler bize neler gösterecek.

Mabel Matiz’den Yeni Single Geliyor: ‘Öyle Kolaysa’

Mabel Matiz’in geçtiğimiz haftalarda video klip çekimlerini tamamladığı yeni şarkısı ‘Öyle Kolaysa’nın yayınlanmasına artık çok az kaldı. Geçtiğimiz günlerde sanatçının resmi sosyal medya hesaplarında yeni şarkısının detaylarını paylaşması müzik gündemine bomba gibi düştü. 

Yazının devamı...

Super Bowl ve JT Heyecanı!

3 Ocak 2018

Şimdi müzik dünyası yeni heyecanlarına doğru yol almaya başladı bile.


Başta Amerikan halkı olmak üzere tüm dünyada her sene büyük merakla beklenen Super Bowl etkinliği yılın ilk günlerinden gündeme yerleşmeye başladı bile. Bu sene bu büyük spor etkinliğindeki maç arası şovunu üstlenecek olan Justin Timberlake Şubat ayında gerçekleşecek olan bu büyük performansı öncesi müjdeyi verdi.




Sanatçı dün sosyal medya profillerinden yeni albümü ‘Man Of The Woods’un Şubat ayında yayınlanacağı bilgisini paylaştı. Paylaştığı kısa albüm tanıtım videosunda, otlaklarda ve ormanlık alanlarda dolanan, ateşler arasında salınan, eşi Jessica Biel ve hatta küçük oğlu ile pozlar veren Timberlake, albüme dair ‘bu albümdeki ilham kaynağım ailem, eşim, çoğum yani hayatımın en içten kısımlarıydı, yaptığım en samimi albüm’ söylemlerini de araya serpiştirmiş. Söz konusu tadımlık videoda stüdyodan da görüntülere yer verilirken Pharrell Williams’ın ‘işte bu şarkı ezer geçerrr!’ diye bağırdığını da görüyoruz. Albümden yayınlanacak olan ilk single’ın 5 Ocak’ta piyasaya çıkacağı da duyurulurken, Timberlake’in Super Bowl’daki performansından hemen önce yeni albümü ‘Man Of The Woods’u yayınlayacağı bilgisi ise bizlere bu video aracılığıyla sunulmuş vaziyette.


Yazının devamı...

2017’nin en iyi albümleri/ Sıngle’ları- Bölüm 2

27 Aralık 2017

2017’yi yayınlanan albümler açısından düşününce kısmeti bol, ilginç bir seneydi. Aynı sene içinde 7 yıldır albüm yayınlamayan Tarkan’ın yanı sıra, Sezen Aksu, Ayşe Hatun Önal ve senelerin hasreti Vega yeni albümlerini yayınladılar. Vega’nın 11 sene sonra ‘Delinin Yıldızı’ albümüyle yüzleri güldürmesi 2017’ye kısmet oldu. Her sene bu yazıyı yazarken Vega’nın yeni albüm yayınlamaması içlendiğim bir durumdu. Bu sene o yüzden ayrıca özel bir yıl olarak hafızamda farklı bir yere sahip.

Dilerim 2018 yeni albümlerin daha çok yayınlandığı, konserlerin, festivallerin birbiri ardına açıklandığı, kültür sanatın tavan yaptığı bir yıl olsun.

Sizi geçen hafta başladığım 2017’nin En iyi Albümleri / Single’ları yazısının ikinci ve son bölümüyle başbaşa bırakıyorum:

SEZEN AKSU - BİRAZ POP BİRAZ SEZEN

2017 senesi böyle nefis bir albüm ile başlamıştı. En son 2011 senesinde ‘Öptüm’ albümünü yayınlayan Sezen Aksu 6 sene sonra yepyeni şarkılar ile yeni yılın açılışını yapmıştı. Albümden ilk yayınlanan ‘İhanetten Geri Kalan’ klibinden sonra ‘Manifesto’ya klip çeken Minik Serçe, albümün bir de remix formatını yayınladı. ‘Biraz Pop Biraz Sezen’ remix albümü tıpkı albümün kendisi kadar büyük bir çalışmanın ürünü olduğu şarkıların yeni versiyonlarını dinlediğinizde anlıyorsunuz. Özellikle remix albümdeki Bayraşa versiyonları çok başarılı. Yeni Sezen Aksu albümüne dair içimde kalan tek şey, artık canlı performans vermeyen sanatçıyı, yeni şarkılarıyla sahnede izleyemeyecek olmak. Belki 2018 bu anlamda bir sürpriz yapar bize (umarım).

Kilit Şarkılar: İhanetten Geri Kalan, Manifesto, Köz, Canımsın Sen, Ben Kedim Yatağım, Günaydın Memur Bey, Benim Karanlık Yanım

VEGA-DELİNİN YILDIZI

Yazının devamı...

2017’nin en iyi albümleri -Bölüm 1-

20 Aralık 2017

 

12 ay boyunca müzik dünyasında neler oldu, hangi single’lar listelerde tavana vurdu, hangileri listelere bile giremedi, albümlerin enine boyuna son bir kere daha değerlendirildiği adeta sömestr sonu gibi bir dönem.

Bu senenin öne çıkan albümlerini sıralamaya başlayınca ilk listem 50 albümden fazlaydı. 50 albümden daha makul bir rakama inmek için epey uğraştığımı belirtmem gerek. Sonunda bu yazıyı derlerken, geriye dönüp 2017’ye baktığımda en çok aşağıdaki 20 albümün benim hafızamda yer etmiş olduğunu farkettim.

Şimdi sizlerle bu listeyi paylaşmanın zamanı geldi. Haftaya aynı listenin yerli versiyonu ile karşınızda olacağım:

PARAMORE - AFTER LAUGHTER

Bu senenin en güzel olaylarından biri Paramore’un yeni bir albüm ile geri gelmesiydi. Grup dağıldı, dağılacak derken gitarist Taylor’un yaptığı demolar yeni şarkılara giden kapıyı aralamış. ‘Birlikte bir daha müzik yapamayacağımıza neredeyse emindik’ itirafını yapan grubun vokali Hayley Williams yeni albümleriyle bambaşka bir Paramore tonu yakaladıklarını da bu açıklamasının peşine yapıştırıyor. Önceki albümlerine nazaran daha pop havası olan albüm kemikleşmiş kitlelerine kendilerini unutmayacak şarkılar da vermeyi ihmal etmemiş.

Yazının devamı...