"Kurtaran Mumcu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kurtaran Mumcu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Kurtaran Mumcu

Neden olmasın

28 Mart 2009
Rakipler ile Eczacıbaşı Zentiva’yı karşılaştırdığımızda bizim silahlarımızın onlardan aşağı olmadığını görüyoruz. İlk günkü rakibimiz, Rusya şampiyonu Dinamo Moskova... Rusya Ligi’nde birinci durumda bulunan takımın en önemli silahları Gamova, Gioli, Safronova, Bardakova, genç yetenek Goncharova ve dünyanın gelmiş geçmiş en büyük pasörlerinden, 44 yaşına rağmen kariyerini başarıyla sürdüren İrina Krilova. Yüksek paslarla güce dayalı hücumla beraber, Gioli ile orta ve tek ayak hücumlarla etkili olan, tipik Rus voleybolu oynayan bir takım.

İtalyanlar kriz mağduru

Ev sahibi Colussi Sirio Perugia ve Volley Bergamo takımları ise ekonomik kriz nedeniyle bu sene arzuladıkları takımları oluşturamadılar. İtalya Ligi’nde yedinci sırada bulunan Perugia vasat ve orta seviyede oyunculardan kurulu bir ekip. En göze batan oyuncusu Elise Togut.

Bergamo takımına gelince... Bana göre Avrupa’daki en iyi voleybol kulüplerlerinden biri. Kriz nedeniyle kadrosundaki yabancı sayısını azaltan, ilk altısının neredeyse tamamı (Piccinini, Barazza, Del Core, Ortalini ve Lo Bianco) İtalya Milli Takımı’nı teşkil eden oyunculardan kurulu. İstikrarlı grafiğini bu sezon da sürdüren Bergamo, İtalya Ligi’nde Pesaro’nun ardından ikinci sırada bulunuyor.

Eczacıbaşı Zentiva’nın Dörtlü Final’deki en büyük kozu ise şu anda dünyanın en iyi hücum eden voleybolcusu olan Mirka.Bu oyuncunun yanı sıra, her biri son derece deneyimli ve formda olan Esra, Gülden, Vesna, Nancy, genç yeteneklerimiz Naz, Neriman, Merve, Selime, kritik anlarda oyuna katkı veren Seda, Tracy, sakatlıktan yeni kurtulan Gökçen ve Büşra, şampiyonluk yolunda temsilcimizi en az diğer takımlar kadar iddialı duruma getiriyor.

Avrupa deneyimleri çok iyi olan bu takımların şampiyonluk şansları da çok yakın. Ama bizim kalbimiz Avrupa’nın 1 numaralı kupasında ülkemizi her zaman başarıyla temsil eden Eczacıbaşı Zentiva için atacak. İnanırsak başarırız, çünkü onlardan eksik hiçbir tarafımız yok...

Yazının devamı...

Yazık değil mi?

12 Ocak 2008
1997 yılında, dönemin Voleybol Federasyonu Başkanı Sayın Ahmet Gülüm, Milli Takım'da danışmanlık görevini yürüten Gennady Parshin ve antrenör Ahmet Mert'i görevden alarak yeni bir yapılanmaya gitmişti. Federasyon yetkilileri, son 40 yıldır Avrupa şampiyonalarına katılamayan Erkek Milli Takımımız'ın başına 10 yıl önceki teknik ekibi getirip ve sadece birinci olan ülkenin katılabileceği Olimpiyat Elemeleri organizasyonunu ülkemize alırken fazla hayalci olmuşlardı.

Peki bu turnuva nasıl alınmıştı? Kulüplerin Türk voleybolunun gelişmesi için federasyona çok büyük zorluklarla ödedikleri katılım payları, sözleşme bedeli ücretleri ve yabancı oyuncu transferlerinden toplanan bu paralarla alınmıştı. Şu gözardı edilmemelidir. Bu organizasyonun Türk voleyboluna maliyeti 1.3 milyon YTL civarındadır. Yazık değil midir, bu paraya? Tabii ki ülkemize hedef gördüğümüz organizasyonları alacağız ve en iyisini yapmak için federasyonu destekleyeceğiz. Ancak hayal kurmadan ve gerçekleri görerek hareket etmek zorundayız.

Yönetim zaafı

Gösteri amaçlı oynanan All-Star maçı oynadığımız en sert hazırlık maçıydı! Kadroda nerede Ahmet Toçoğlu, nerede Hüseyin Koç? Bir takım ancak bu kadar kötü yönetilebilir, geçen yıl kendi evinde eze eze yendiğimiz Finlandiya karşısında kendi saha ve seyircimiz önünde düştüğümüz duruma bir bakın.

Burada oyunculara kimsenin laf söylemeye hakkı yok, onlar ellerinden geleni yaptılar. Ancak voleybolu yönetenlerin voleybol bilgi, beceri ve kapasitesi demek ki bu kadarmış.

Bundan sonra neler yapılabilir?

Günah keçisi olarak, Gennady Parshin ve teknik ekibi görevden alınır ve yeni bir yapılanmaya yelken açılabilinir.

Birkaç televizyon kanalından kamuoyuna şanssız bir şekilde maçların kaybedildiğini mesajı verilebilir.

Çok kötü olan Filenin Aslanları marşının takıma uğursuz geldiği düşünülerek, şarkıcı Kıraç'tan Milli Takım'a yeni bir marş yapması rica edilebilir.

Filenin Efeleri sloganının, Filenin Aslanları olarak değişmesine tepki vererek maçlara gelmeyen Efe derneklerine kınama yazısı gönderilebilir.

0n bin kişilik Halkapınar Salonu'na gidip de içeride oturmaya yer bulamayıp geri dönmek zorunda kalan seyircilerden özür dilenebilir.

2008 yılı voleybolda birlik beraberlik yılı ilan edilir, hediyeler ve plaketler verilebilir.

Federasyonun çalışma sistemini beğenmeyenlerin, bir yıldan az olmamak kaydı ile Zincirbozan'da tatil yapmaları için çalışmalar başlatılabilir ve böylece voleybol camiasına biz çok güçlüyüz imajı verilebilir.

Bu kulüpler daha ne yapsınlar. Paraları ver, Milli Takım antrenörlerinin keyfine göre oyuncuları ver, salonunu ver, ama kimseye yaranama... Ne güzel dünya!

Erkeklerde yüzümüze gözümüze bulaştırdık hiç olmazsa bayanlarda bir şeyler yapalım. Yoksa sizi Mor ve Ötesi bile kurtaramaz.
Yazının devamı...

Kupa papazı Parshine!..

21 Temmuz 2007
Yeni bir yapılanma içerisindeki millilerimiz, genç oyuncuların ortaya koydukları performans ve mücadele gücüyle ileriye dönük ümit verdi. Yapılan 12 maçın kendilerine büyük tecrübe kazandırdığına inanıyorum. Şimdi önümüzde, geçen yıl büyük mücadeleler sonunda katılma hakkını elde ettiğimiz Avrupa Şampiyonası final maçları var. Ortaya koyacağımız performans, erkek voleybolunda Avrupa’daki gerçek yerimizi belirleyecek.

Öncelikle milli takım için kadro belirleme sıkıntılrını aşmamız gerekiyor. Barış, Gökhan ve pasör Hüseyin derhal bu kadroya dahil edilmelidir. Hüseyin, pas kalitesi ve blok performansı olarak Avrupa’nın en iyilerinden. O, geçtiğimiz sezon iyi bir performans sergileyerek bu kadroda yer almayı hak etmiştir ve Türk Milli Takımı’nın vazgeçilmez oyuncusudur. Teknik ekip bu hatadan süratle vazgeçmelidir.

Barış ve Gökhan uzun yıllar milli takımımıza gururla hizmet ettiler. Kariyerleri ve milli takıma son bir görev yapmaları açısından bu mücadelenin içinde olmaları gerekir. Çünkü Avrupa Şampiyonası’nda Barış ve Gökhan’ın tecrübesine, oyunculuğuna, ağabeyliğine ve takımımızı toparlama özelliğine çok fazla ihtiyacımız var.

Başka antrenör mü yok?

Biraz da erkek milli takımımızın teknik kadro yapısından bahsetmek istiyorum.

Ben federasyonda milli takımlardan sorumlu olarak görev yaptığım dönemde, milli takım antrenörü ve saha içindeki tek sorumlusu olarak anlaştığımız Gennady Parshine, şimdi yardımcı antrenör olarak sahaya çıkıyor ve aynı zamanda erkek milli takımlar sorumluluğunu yürütmeye çalışıyor. Parshine, çok saygı duyduğum Türk voleyboluna büyük hizmetleri olan bir antrenördür. Milli takımlar sorumlusu ise sahaya yardımcı antrenör olarak çıkması son derece yanlıştır.

Sayın Parshine galiba Türkiye’de kendisine göre çok ciddi şekilde antrenör sıkıntısı olduğunu düşünüyor olmalı ki, menajerlik ve antrenörlük görevlerini aynı kişilere veriyor. Andrei Meyer gibi kupa papazı hakkını kullanıyor. Bu yanlışlardan bir an evvel kurtulmalıyız. Çünkü ülkemizde bu görevi yapabilecek pek çok antrenör ve menajerimiz var. Onlara haksızlık yapmayalım. Aman dikkat Sayın Parshine. Görünen o ki, davul senin boynunda, tokmak başkasında. İşler iyi gitmeyince her zaman davul suçludur.
Yazının devamı...

Montreux faydalı oldu

19 Haziran 2007
 Bunlardan ilki eskiden beri milli takımlara hazırlık döneminde çok fayda sağlayan, fakat son yıllarda ülkelerin genç, hatta yıldızlar seviyesinde kadrolarla katıldıkları, amacından günden güne uzaklaşan ve bizim de artık katılmadığımız Bahar Kupası. Diğeri ise, dünyanın en iyi sekiz takımının son iki yıla kadar en iyi kadroları ile katıldıkları küçük bir Dünya Şampiyonası havasında oynanan Montreux Turnuvası. Ama maalesef Montreux Turnuvası da artık Bahar Kupası’nda olduğu gibi dünyada ve Avrupa’da başarılı olmuş takımların tercih etmedikleri, tercih edenlerin ise ikinci takımlarıyla katıldıkları, Avrupa’daki menajerlerin cirit attığı ve oyuncu transferlerinin görüşüldüğü bir pazar haline gelmiştir.

Milli Takımımız’a gelince, bana göre çok kısa bir hazırlık döneminden sonra "Sonuncu da olsak farketmez" diye katıldığımız ve 6. olduğumuz turnuvanın faydalı olduğuna inanıyorum. Montreux kadrosunda yer almayan oyuncularımız Özlem, Bahar, Natali, Deniz ve Seda’nın yokluğu bizi olumsuz yönde etkilese de takımımızın gelecekteki yapısının erken oluşmasına büyük katkı sağladı.

Bundan sonra Seda ve Deniz hariç, Milli Takım’a ailevi sebeplerden dolayı katılmakta zorlanan bu değerli oyuncularımızın düşüncelerini anlayışla karşılayıp, bugüne kadar sağlamış oldukları katkılardan dolayı teşekkür etmemiz gerekir diye düşünüyorum. Milli Takımımız’ın artık iki pasörü Elif ve Naz olmalı, Özlem’in yerini genç yetenek Eda, Natali’nin yerini ise Seda ve Neriman’la rahatlıkla doldurabiliriz diye düşünüyorum. Bu revizyonla Milli Takımımız daha genç ve dinamik bir yapıya kavuşacaktır.

Yeni antrenörümüz

Mili Takımımız’ın yeni ve genç İtalyan patronu Alessendro Chiappini. Son iki yılında İtalya Ligi’nde pasörümüz Bahar’ın takımı Asystel Novara’yı çalıştıran, daha önceki yıllarında ise ligde yardımcı antrenör olarak görev yapan koç benim için sürpriz bir isim oldu. Bu transferin gerçekleşmesinde Bahar’ın da çok büyük emeğinin olduğu kesin. Bence akıllı bir antrenör, çünkü büyük potansiyel ve yetenekli oyunculara sahip. Milli Takımımız ile yeni başarılara imza atacağına ve kariyerini geliştireceğine inandığı için bu görevi kabul ettiğini düşünüyorum. Burada bizlere düşen en önemli görev camia ve federasyon olarak, kendisine her türlü destek ve yardımları sağlamaktır.

Kendisine yürekten başarılar dilerim...
Yazının devamı...

Hayalci olamayalım

13 Mayıs 2007
Geriye baktığımız zaman Eczacıbaşı’nın Türkiye şampiyonluğu hedefine ulaştığını, ancak Avrupa kupalarında ve alt yapıdan A takımına oyuncu verme konusunda (Naz ve biraz da Neriman’ı bunun dışında tutabiliriz) aynı başarıyı gösterdiğini söylemek çok isterdim.

Ülkemizi önümüzdeki sezon Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde temsil edecek olan Eczacıbaşı’nı çok güçlü rakipler bekliyor. İtalya’da maçlar henüz bitmedi, Rusya’da geçen yılın Şampiyonlar Ligi finalisti ve Dünya Şampiyonu Rusya Milli Takımı’nın en önemli oyuncularına sahip Dinamo Moskova şampiyon oldu. İspanya Ligi’nde de, bana göre dünyanın en iyi oyuncularından Lioubov Kılıç, Glinka ve Met Calf gibi çok kaliteli oyunculara sahip olup, yeni sezonda da Bergamo takımının star oyuncusu Angelina Grün’ü kadrosuna dahil etmek isteyen MURCIA 2002 mutlu sona ulaştı.

Ancak yöneticiler vermiş oldukları mesajlarda artık Avrupa’da da şampiyon olmak istediklerini ifade ediyorlar. İnancım o ki Eczacıbaşı bunu gerçekten isterse ve gerekli maddi kaynakları ayırırsa 41 yıllık deneyimi ile bu işi başarır.

2008 hedeflenmeli

Bence Eczacıbaşı takımı bunun için oyuncuları ile en az 2’şer yıllık sözleşmeler yapıp çok güçlü ve geniş bir kadro oluşturup 2008-2009 yılında Avrupa Şampiyonluğu’nu hedeflemesi lazım diye düşününüyorum. Zira önümüzdeki sezon İtalya, Rusya ve İspanya şampiyonu takımları geçecek kadroları oluşturmak bu sezon için oldukça zor gözüküyor. Avrupa’da şampiyon olmak için pek çok özveri lazım.

Bugün Dünya şampiyonu Rusya Milli Takımı oyuncularına sahip 10 milyon dolar bütçesi olan Dinamo Moskova takımının ancak ikinci olabildiğini unutmamak gerekir. Hem alt yapıdan oyuncu yetiştireceksin, bu genç oyuncuları takımda oynatma mücadelesi vereceksin, bu arada da Şampiyonlar Ligi’nde şampiyonluk kovalayacaksın. Bu iş böyle oldukça zor gözüküyor. Hayalci olmamak lazım.
Yazının devamı...

Heyecan dorukta

4 Mayıs 2007
SEVGİLİ voleybol ailesi... Türk voleybolunun gelişmesi, Avrupa ve dünyada söz sahibi ülkeler arasında yer alabilmesi için en önemli faktörlerden bir tanesi de hiç şüphesiz yazılı basında yer almasından geçmektedir. Artık ben de bugünden itibaren ülkemizin en yüksek tirajına sahip Hürriyet Gazetesi’nin bu sütunlarından Türk, Avrupa, dünya voleybolu ile ilgili görüş ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyacağımı belirtmek isterim.

Son viraj Dalaman

Bayanlar final maçlarının son ayağı bugün Dalaman’da başlıyor. Maçlar D Spor’dan yayınlanacak. Ankara’daki ilk etap maçlarının en avantajlı takımı şüphesiz Eczacıbaşı. Ankara’daki üç maçını da kazanan Eczacıbaşı çok büyük hatalar yapmaz ise Dalaman’da 26. kez şampiyon olabilir. Fenerbahçe’ye gelince... Bana göre 100. yılında şampiyonluk parolası ile yola çıkan, bunun için maddi ve manevi tüm olanakları sağlayan yönetim ile sporcular için henüz her şey bitmiş değil. Benim inancım da onların bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürecekleri yönünde. Karşıyaka ve Vakıfbank Güneş Sigorta üçüncülük için tüm kozlarını ortaya koyacaklardır.

Aman dikkat

Ancak şunu söylemeden geçemeyeceğim, Eczacıbaşı ve Fenerbahçe bu takımlarla oynayacakları maçları çantada keklik olarak sakın görmesinler, canları çok fena yanar. Çünkü Karşıyaka’da Arzu, Shabovta, Natali ve genç yetenek Neriman, Vakıfbank Güneş Sigorta’da Aysun, Elif, Deniz, Gözde, Oxsana çok kaliteli ve dikkat edilmesi gereken oyuncular olup, her an maçı lehlerine çevirebilirler. Umarım Avrupa ve dünya voleybolunda başarılı milli takıma sahip bir ülkenin bayan voleybol ligi finalleri de buna yakışır düzeyde heyacanlı ve kaliteli geçer, güzel maçlar izleriz. Tüm takımlara başarılar.

Dalaman Atatürk Salonu’nda bugün

15.00 Eczacıbaşı-DYO Karşıyaka

17.00 F.Bahçe-Vakıf.G.Sigorta
Yazının devamı...