"Sıtkı Şükürer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sıtkı Şükürer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sıtkı Şükürer

Sıtkı Şükürer

Zamanın ruhu radikallerden yana

21 Mayıs 2017

Zira Fransa’da “gidişat” iyi değil...

Tunç Soyer, biliyorsunuz Seferihisar ilçesinin Belediye Başkanı.
Tunç Bey, sıradan siyasetçilerden farklı niteliklere sahip bir entelektüeldir. Bu nedenle; kente, partiye, ülkeye lider arayanların hep “radarında” olmuştur.
Sayın Başkan’la geçenlerde bir araya geldiğimizde, Macron’un seçimi kazanmasını kalıcı bir zafer olarak değerlendirmenin yanlışlığına işaret ediyordu.
Sanki, biraz ABD, biraz Hollanda, Avusturya, bir çalım da Türkiye’yi ima ederek, milliyetçi muhafazakar oyların önlenemez yükselişinin benzer şekilde Fransa’yı da etkisi altına aldığını belirtiyor ve halkından yüzde 34’e yakın oy alan ırkçı partinin önünün kesilmesinin kolay olmayacağını ifade ediyordu.
Başkan; Le’pen gibilerin 1970’lerde yüzde 1’in altında oy alırken, son seçimde ışığı gördüklerini ve “mazbut sağ popülist parti” rolüne bürünmek için kolları sıvamaya başladıklarını belirtiyor.
Siyaset oyunu, üç aşağı beş yukarı dünyanın her yerinden benzer esaslara göre oynanıyor.

Yazının devamı...

Patron

14 Mayıs 2017

Her büyük organizasyon bir takım kademelerle şekillenmek zorundadır.

Bu çerçevede, kritik konularda daima bir nihai karar vericinin varlığına gerek vardır.
Aktif konumunda kalmayı tercih eden “patron” daha ötesine talip olmamalıdır.
Bu makamı yönetim şemasının bir parçası olarak görmek, onu değersiz kılmak değildir.
Aksine bu konum “en kritik post”tur.
Bu sebepten, işletmenin menfaatleri gereği “açık yıpranmaya” karşı dikkatli bir şekilde korunmalıdır.
Patron’nun “adil” bir imajının olması iyidir.

Yazının devamı...

Kendimizi abartmayalım

7 Mayıs 2017

Yani, “dikkat” diyoruz.

Efendim, simite “gevrek”, domatese “domat” demek; şaşılası, aklı başından alıcı, müthiş bir ayrıcalık falan değildir.
​Tamam, İzmirliyiz, Ege’de yaşıyoruz, mutluyuz, kendimizi özel hissediyoruz.
​Ama bu hissiyatı apayrı bir “zümreyiz” seviyesine yükseltmemizin de bir alemi yok.
​Burası “Özgürlükler Ülkesi” de diğer yerler sanki hepten karanlıklar içinde mi?
Dört milyon İzmirli bir yana, kalan 75 milyon diğer yana mıdır?
​Yaşam sevinci, demokrasi, sadece bizim mi iliklerimize işlemiştir?

Yazının devamı...

Ölçüsüz tepki

30 Nisan 2017

Tepkiler artınca yanlış anlaşıldığını ifade edip özürler diledi.

Ama kimi çevreler bir türlü tatmin olmadı.
Garip bir “linç” kültürü ile holdingin ürünlerine yönelik top yekün boykot çağrıları örgütlemeye çalıştılar.
Hani, demokratik tepki herkesin anasının ak sütü kadar helaldir.
Ama hedef, tüm Yaşar çalışanlarını ve İzmir ekonomisini tehdit eder boyutu gelince işin tadı kaçıyor.
İşte, tam bu aşamada sivil toplumculuğun duayen ismi Uğur Yüce, “Kentimiz İzmir Derneği” adına düşüncelerimize tercüman olan bir mesaj yayınladı.
Sayın Yüce’ye aynen iştirak ediyoruz. Hatta, kişilerin siyasi tercihlerini açıklamalarına neden bu kadar sert tepki verildiğini de anlamakta zorluk çektiğimizi ifade etmek istiyoruz.

Yazının devamı...

Tesettürlü torunlar

23 Nisan 2017

Belki de 150 yıllık “batılılaşma” macerasının en kritik üç-beş tarihinden biriydi.

Dışa açılma, zenginleşme, dünyaya entegre olma, demokrasiyi yaygınlaştırma derken, Özal hatta Menderes’le başlayan süreç, neticede tüm bu beklentileri ikinci plana alan bir başka türlü “otoriterleşmeye” dönüştü.
ABD, başlangıçta “çok sesli” bir Türkiye’yi desteklemişti.
Ancak 1 Mart tezkeresinde yaşadığı sorunlar, hayati meselelerinde tek muhatap arayışına yönlendirdi onları.
Bugün 16 Nisan Türkiye’sinden en fazla ABD mutludur.
Avrupa, hiç şüphesiz demokratik bir Türkiye’yi çok daha tehlikesiz bulur ve desteklerdi.
Ama bu “sevgi” bizi AB üyesi yapacak boyutta değildi.

Yazının devamı...

Ekonomi notları

16 Nisan 2017

Yüksek mevduatlara %14’leri aşan faiz veriliyor.

Ancak Merkez Bankası, hala gecelik borç verme faizini %9,25, haftalık repo faizini %8’lerde tutuyor.
Tutuyor da faizler buralarda mı teşekkül ediyor.
Tabii ki etmiyor, koca Merkez Bankası işlemlerinde Geç Likidite Penceresi denilen ve hesaplarını saat 16.00’ya kadar kapatamayan bankalar için öngörülmüş cezai mahiyetteki %11,75 oranını kullanıyor.
12 Ocak’tan beri reel faiz bu. Merkez Bankası, bankalara verdiği borcun %95’inde geç likidite penceresi faizini kullanıyor, diğer faizleri ise hiç kullanmıyor, ihale açmıyor adeta “paslandırıyor”.
Böyle saçma sapan bir sistem dünyada yok.
Her gece değişen “dalgalı faiz”imiz ile Merkez Bankamız literatüre katkı yapıyor.

Yazının devamı...

ESİAD’da yeni dönem

10 Nisan 2017

 

Üç yıllık bir dönem için yönetime Fadıl Sivri ve ekibi seçildi.
Yine aynı dönem için Yüksek İstişare Kurulu Başkanlığını Mehmet Ali Kasalı yürütecek.
Bilindiği gibi, sivil toplum kuruluşları uzunca bir süredir ülkenin “yeni normal” ikliminde, eskisine göre daha “apolitik” tavra çekilmişlerdir.
Bu durum, şüphesiz “iyi bir şey” değil.
Hani, “iş derneklerinin siyasetle ne işi var” diyemezsiniz.
Zira ekonomi, siyaset, hukuk, birbirlerini etkileyen, hatta aynı taban üzerinde oturan bir prizmanın değişik yüzleri gibidir.

Yazının devamı...

Gölge boksu

3 Nisan 2017

Hiçbir şekilde tansiyonu yükseltmiyorlar.

Esasında doğru yapıyorlar.
Geçmiş seçimlerde nalına mıhına bir söylem onlara yaramamıştı.
AK Parti, muhafazakar tabana hitap ediyor.
Muhalefet “tırmandırıcı” bir üslubu benimsediğinde, zaten iktidarın tarzı belli, aradaki renkler kayboluyor, sağ parti olarak algılanan rakip karşısında “hüsran” kaçınılmaz oluyordu.
Şimdi “alçaktan uçuşu” tercih ediyorlar.
Bir anlamda AK Parti seçmeni kendi haline bırakılıyor ve daha sakin bir değerlendirme yapmalarına imkan sağlanıyor.

Yazının devamı...