"Hakan Ünsal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hakan Ünsal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hakan Ünsal

Cuper’e Salah cezası

16 Haziran 2018

Ronaldo’nun, Euro 2016 şampiyonu Portekiz’i nereye taşıyabileceğinin sinyali, İspanya’nın tekrar favori olup olamayacağının mesajı, Hierro’nun son anda gelen şansı nasıl değerlendireceği ile tabii ki Ramos’un kimleri sakatlayabileceğini belirlemesi gibi.

İspanya, müthiş jenerasyonu içinde Xavi’nin olmaması, Iniesta’nın yaşlanması sonucu düşen oyun hızı ve üretkenliğini kaliteli hücumcuların bireyselliği ile kapatmayı başardı. Maçın başında geri düştükten sonra kontrolü alıp, planı sadece Ronaldo üzerine kurulu olan Portekiz’i bir ara hapsettiler. Ama, son Dünya Kupası’nı oynayan ve 33 yaşında olduğuna inanılmayacak Ronaldo, De Gea’nın yardımıyla yine sahneye çıktı.

Muhtemelen, Diego Costa’nın geri dönüşüne şahitlik ettiğimiz bir kupa olacak. Maç her ne kadar Portekiz ile İspanya arasında oynasa da, ortaya çıkan Ronaldo ile Diego Costa’nın savaşıydı.

DÜZENİ HIERRO BOZDUHierro, 2. yarıda yaptığı değişikliklerle takımın işleyen düzenini bozdu. Iniesta ve Diego Costa son bölümlerin adamıydı ve olmamaları pahalıya patladı. Portekiz, iyi oynamadan, orta sahada ayakta kalmaya çalışarak ve Ronaldo’ya güvenerek İspanya karşısında var olmaya çalıştı. 2 kez öne geçtikten sonra kontralarla daha fazla fırsat yakalaması gerekirken tam tersi daha fazla baskı yedi. İspanya’ya topu veripte ayakta kalabilmek mümkün değil. Tabii Ronaldo’nuz yoksa...

Dünya Kupası’nın açılış maçında 5 golü, ikinci gününde golcülerin şovunu görünce turnuvanın nasıl geçeceğine dair kanaat getiriyorsunuz.

CEVAPLAR...1- Ronaldo kendi adına net cevap verdi.

2- Portekiz’in nerelere gidebileceği gördük.

2-

Yazının devamı...

Değişim şart da....

6 Haziran 2018

Rusya karşısında oynayan takımımıza bakınca sanki oyuncuların formaya ihtiyacı yokta forma oyunculara yalvarır gibi halleri vardı. Hata yapılır, kötü oynanır, gol kaçırılır ama umursamaz bir tavırla oynamak hiçbir oyuncuya yakışmaz.

Kaldı ki, daha o formayı yeni yeni giymeye başlayan oyuncuların sıradan oynamaya hiç hakkı yok. Bizim sıkıntımız, herkesin birbirine uyarak düşük tempoda, yavaş ve hataya açık bir oyun oynamamız. En çok ihtiyacımız olan, genç oyuncuların enerjisi ve hırsı iken onların düşük temposu herşeyi bitiren etken oluyor. Genç oyuncular oyun hızını belirlemeli ve takımı yukarı çekmeliler.

YENETEKLİ KOŞMALI DA

Yusuf Yazıcı, Cengiz Ünder, İrfan Can Kahveci gibi kaliteli oyuncular şunu bilmeli ki, var olan yeteneklerini daha iyi göstermek için çok daha fazla koşmalılar. Fiziki olarak üst seviyede olmadıkları sürece sıradanlaşırlar. Çağlar kuvvetli ve istekli bir youncu ama hataya fazlasıyla açık. Okay potansiyelinin altında kalıyor ama yine dün sahanın iyilerindendi. Kenarlardan fayda göremiyoruz ve herşey bireyselliğe dönüyor. O da bizi bozan en ciddi düşman oluyor.

İlk yarıdaki zevksiz, yavan, yavaş, idman temposunda bile olmayan oyundan sonra, Lucescu doğal olarak ikinci yarıya değişiklikler ile başladı. İşin içine tecrübeyi ve aklı da katarak başlama düşüncesi sonucunu verdi. Maç aslında dışarıdan bakan biri için Dünya Kupası ile alakası olmayan iki takımın karşılaşması gibiydi.

 Oynanan maçlarda hep birşeyler kazanılır. Ama ben bu maçta biz ne kazandık, ne fayda gördük bilmiyorum. Teknik ekipteki yenilenme ve değişim isteği maalesef oyuncularda yok. Değişim her ne kadar oyuncu isimleri üzerinden yürüse de asıl değişmesi gereken kafaların olduğu bu maçın ana temasıdır.

Yazının devamı...

Gomis attı şampiyonluk geldi...

20 Mayıs 2018

Bunları 10 saniye düşününce gözünün önüne hemen Şampiyonluk Kupası gelir. İzmir ve Ege, Galatasaray taraftarının güçlü olduğu bir bölge ve stat zaten doğal olarak sarı kırmızı idi.

Maç sakin ama Galatasaray’ın kontrolünde başladı. Göztepe’nin maçın başında kendini güvende hissettiği yarı alanında kalma tercihi de topu ve oyunu Galatasaray’a verdi. Fakat ne Galatasaray ne de Göztepe ciddi manada rakibinin üstüne gitmedi.

İlk çeyrekten sonra tempo yükselmeye ve oyun hızlanmaya başladı. Savunmanın yaptığı hatalar Göztepe’yi pozisyona ve maça soktu. Orta sahasının oyun hızını artırmaması ve daha çok yanlamasına oynaması, savunmanın Demba Ba’yı kontrolünde zorlanması ve geriden oyun başlangıcında çok yavaş kalması Galatasaray’ın ritim bulmasını engelledi.

Yarıştaki takımlar içinde beraberliğe oynamayamayacak tek takımdır Galatasaray. Maç berabere bitecekse de sebebi yediği kadar attığındandır. Kaldı ki, savunması hata yapan bir takım için en riskli iştir beraberliğe oynamak. Dolayısı ile kendi tarzını, hızını, temposunu maça koymazsa sonuç alması zor olur. Deplasman sıkıntısının ana sebebi, iç sahadaki baskı ve yüksek tempoyu koyamamak ve tabiki savunma hataları.

Göztepe maçında 1 puanın yetiyor olmasının etkisi bazı oyuncularda fazlasıyla hissedildi. Donk ve Fernando bilinenin altında, Belhanda ve Feghouli beklenenin dışında oynadı ilk yarı. Rodrigues yeterince pas, Gomis de gereken desteği alamayınca kısır bir ilk yarı geçti. Linnes ve Nagatomo ilk yarıda zorlayan isimlerdi.

BİR ŞEY DEĞİŞİR; HER ŞEY DEĞİŞİR..

İkinci yarı, nispeten toparlanmış şekilde, etkili yanlarını kullanarak maça başlayan Galatasaray, ilk yarıdaki çekingenliği atıp daha ciddi rakibin üzerine gitmeye başlayınca golün gelmesi de gecikmedi. Gol ile gelen rahatlama ve özgüven sonrası işler artık daha kolaydı Galatasaray için. Taraftar tribünde, oyuncular sahada şampiyonluğu kutlamaya başladılar. Kalan 20 dakika bütün sezonun en zevkli, en güzel, en keyifli en unutulmaz saniyelerini sayarak geçti.

Galatasaray hak ettiği bir Şampiyonluk kazandı. Öncelikle Fatih Hoca, Ümit Davala, Hasan Şaş ve Taffarel’den oluşan teknik ekip en büyük tebriği hak ediyor. Ama bu kadronun oluşumunda katkısı bulunan Cenk Ergün, Tudor ve Ayhan Akman’a da teşekkür edilmelidir.

Yazının devamı...

Final geleneği

13 Mayıs 2018

G.Saray için nasıl başlayacağı zaten en bilinen durumdu. Fakat Malatya karşısında seviye atladı takım. İlk dakikada Belhanda ile Malatya’yı ve planları, ilk çeyrek bitmeden Kral Gomis ile maçı bitirdi. Stres seviyesi zor maçlar geldikçe G.Saray farkını ortaya koyuyor. Bu tarz maçları oynama tecrübesi ve geleneği, futbolcular değişse de aynı kalıyor.

Final maçları deyince, teknik ekibin hayatının final maçllarıyla geçmiş olması bu seviyeyi anlatmak için yeterli olur.

NE GEREKİYORSA O...

- Maçın ikinci yarısı Galatasaray’ın belirlediği tempo ve düşündüğü şekilde geçti. Rakibi dahil etmeden, oyunundan taviz vermeden ve kazanmaya yetecek kadar oynayarak geçirdi 2. yarıyı. Gerekseydi gol atmakta sıkıntı çekmezdi. Belhanda kendisi için çok kolay final paslarını verebilse maç farklı olurdu. Rodrigues, asistleri ile gerekeni, Belhanda golü ile bekleneni, Gomis golü ile istenileni, savunma üzerine düşeni, Fernando-Donk ikilisi işlerini, Muslera da maçın keyfini yaptı. Haftaya son maç son final. İzmir, kutlamalar için güzel şehirdir. İzmir, Galatasaray’ı sever, Galatasaray da İzmir’i...

MAÇIN ADAMI: RODRIGUES

SON dönemde maçı izlemeden de ismini yazarsınız. Daha ilk çeyrek bitmeden 2 asist ile maçı bitiren adam oldu Garry Rodrigues.

 

Yazının devamı...

Kazananlar kulübü

7 Mayıs 2018

İlk organize ve Galatasaray’ın DNA’sını ortaya çıkaran hücum girişimi gol oldu. Fakat gerçek olan bir şey vardı ki, yavaş ve beklenti altında geçen ilk çeyrekte bile sarı kırmızılı oyuncuların maçı kazanacağına dair vücut dilleri ve özgüvenleri yeterli mesajı veriyordu. Bu da derbi zaferi etkisiydi. Galatasaray’ın en zor dönemde, en önemli maçları rahat geçmesini sağlayan, 18 dakikada maçı koparan, 3 dakikada maçın adamı olan Rodrigues yine devreye girdi ve Galatasaray adına ilk yarının kolay geçmesini sağladı. Rodrigues’in bu sene verdiği katkının benzerini Feghouli ve Belhanda verseydi, Galatasaray ligi çok erken bitirirdi.

SİNAN-YASİN FARKIİlk yarıda bulunan çabuk gollerin rahatlığıyla ikinci yarıya başlayan Galatasaray defansı, arkasına yapılan koşuları ve atılan topları seyredince golü ve pozisyonları yedi. Yaşananlar neredeyse Alanya deplasmanının tekrarı gibiydi. 

Fatih hocanın değişiklikleri, etkisiz kalan oyuncuları almanın yanında takımın düşen temposuna da müdahaleydi. Sinan ve Yasin takımın savunmasına ve önde baskı yaparak rakibin rahat oyun kurmasına engel oldular. Gomis’in, kariyerinin en kötü maçını oynamış olması, Galatasaray adına maçın son bölümünün kabus gibi geçmesinin ana sebebiydi. Her şeye rağmen bütün sezon takımı domine eden adamın kötü oynama hakkı da var.

MAÇIN ADAMI: RODRIGUES-MUSLERA
YİNE, yeni, yeniden Rodrigues ve Muslera. En zor, en kritik haftalarda sadece maçları değil şampiyonluğu da kazandırdılar.

Yazının devamı...

Meşaleleri yakın, 21 yakın!

30 Nisan 2018

Beşiktaş’ta maç kazandıran formda, kaliteli Quaresma, Talisca ve Babel üçlüsü öne çıkarken, Galatasaray’ın Rodrigues, Feghouli ve Belhanda’dan oluşan üçlüsü rakiplerinden biraz geri kalıyordu. İşte tam da burası derbiyi kazanmanın anahtarıydı. Feghouli, Rodrigues ve özellikle Belhanda iyi oynarsa maçı kazanmak Galatasaray adına daha kolay hâle gelirdi. Diğer bir açıdan, hangi üçlü pasif hâle gelirse o takımın kazanması zorlaşırdı. Mücadeleyi de, maçı da kazanan Galatasaraylı oyuncular oldu.

BEKLE, FIRSAT GELECEK

- Galatasaray için en önemli risk, verilen pozisyonlarda olduğu gibi bireysel hatalardı. Beşiktaş gibi özgüveni yüksek, formda bir takıma karşı çok az hata ile oynamak mecburiyetin vardır.

G.Saray, öne geçmiş olmanın verdiği rahatlıkla oynarken aynı zamanda sabırlı davrandı. Çünkü, Galatasaraylı oyuncular, önde geçilen dakikaların Beşiktaş’ın risk alması ile fırsatlar sunacağını biliyordu.

O fırsat önce Feghouli’nin ayağına geldi ama çok kolay harcandı. Ama fırsatın büyüğü kaçmamıştı. Penaltı ve kırmızı kartla gelen büyük fırsatı bu sefer Gomis harcadı. Ama gelen şansı geri çevirmeyecek biri vardı ve taraftarı rahatlatan, maça noktayı koyan kişi Rodrigues oldu. 

 İkinci yarı, müthiş temposu, pozisyonları, hataları, kartları, kaçırılan golleri ile tarihi derbiye yakışır oynandı. Beşiktaş’ın 10 kişi kalması ve sonrasında gelen Rodrigues’in golü kalan bölümde tempoyu düşürse de maçın genelindeki oyun, şampiyonluğa oynayan iki takıma yakışan bir mücadeleye sahne oldu.

MAÇIN ADAMI: RODRIGUES

- OYNADI, oynattı, golünü attı ve maçı bitirdi. Sezonun en kritik maçında en iyisini ortaya koydu Rodrigues. Galatasaray şampiyon olursa, Rodrigues’e özel bir teşekkür gerekir.

Yazının devamı...

1 hata, 1 eksik 1 fazla...

22 Nisan 2018

KEKLİK GİBİ...Alanya’nın hücum hattı ne kadar etkili ise defansı da o kadar sıkıntılı. Iışık görmüş keklik gibi dona kalan ve pozisyonları seyreden defansla ligin altında olması normal. G.Saray ilk yarıda bu zaaftan yararlandı ama rakibin en önemli ayağını da durduramadı.

2. yarı Rodrigues’in kaçırdığı net pozisyon maçın kırılma anı oldu. G.Saray öyle bir gol yedi ki, var olmayan pozisyonu geri pasla Mariano başlattı, Serdar ve Denayer seyretti, Muslera çıkmadı, Serdar penaltıyı yaptı. Alanyalılar ne yaptı derseniz? Sadece savunmanın kendi kendini imha etmesini değerlendirdiler!

Rakibin top kendisinde değilken bir şey yapmadan ve sadece bir kez topa dokunarak gol atabildiği bir defansa sahip G.Saray. Aynı zamanda ciddi maliyetle alınmış, koşan ama iş yapmayan, yetenekli ama faydasız, takımı eksik oynatan bir 10 numarası var.

MUHTEŞEM MUSLERA...Ve bu savunma hataları ile neredeyse her maç 1 eksik oynayarak, Muslera’nın acayip kurtarışları ve Gomis’in golleri ile zirvede kalan bir takım. Bu maçı Fatih Hoca’nın hamleleri ya da Sinan’ın golü değil, Muslera kazandırdı. Muslera demek, takım demek, şampiyonluk demek. Muslera demek, Galatasaray demek.

Ama unutmamak lazım ki, haftaya oynanacak maç hata kabul etmez, eksik kaldırmaz, ciddiyetsizliği affetmez, ikramı etmez, geri dönülmez bir maç. Kazan, şampiyon ol...

MAÇIN ADAMI: MUSLERASADECE pozisyonları değil, hatalı oynayan savunmayı da, Belhanda’yı da, takımı da herkesi kurtardı Muslera

Yazının devamı...

İçeride deplasmanı yaşatmak

19 Nisan 2018

Bu şekilde görülmesi doğaldı ama taraftar açısından.

Oyuncular ciddiyeti bırakınca işler değişir.

Başakşehir’e karşı sezonun en ciddi ve disiplinli oyununu oynar ve hata yapamdan maç kazanırsın, Akhisar’a sezonun en ciddiyetsiz ve kötü oyununu oynar finali kaybedersin.

Maç, Okan Hocanın senaryosu ile başladı. İlk maçı kendi sahanda kaybetmişsin, çok zor bir deplasmanda oynayacaksın ve turu geçmek istiyorsun. Tek isteğin ilk dakikalarda gol atmak olurdu ve Akhisar bunu yaptı.

Yazının devamı...