"Hakan Ünsal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hakan Ünsal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hakan Ünsal

 Boş derbi

24 Nisan 2017

Galatasaray maça başlangıç tercihini yüksek tempo yerine Fenerbahçe’ye deplasmanda olduğunu hatırlatacak sertlik olarak kullandı. Fenerbahçe ise, sahaya iyi yayılan Galatasaray’ın savunma göbeği ile orta sahadaki ikilisine baskı yapmayı tercih etti. İlk çeyrekte Fenerbahçe’nin planı işledi. Şener’in hatalı pası haricinde kalelerinde tehlikeli pozisyon görmediler.

WESLEY İSTEKLİYDİ

 Sarı kırmızılı takımın ilk yarıdaki sıkıntısı, kendi alanını iyi paylaşmış ve örülü Fenerbahçe savunmasını çözememek oldu. Wesley’in istekli hali ve Podolski’nin ona eşlik etmesi Galatasaray adına artıydı ama sonuca yansımadı. Selçuk ve Tolga’ya da yakın oynanınca sorun büyüdü. Bu bölümler, sürpriz oyuncuların çıkıp maçı aldığı anlara sahip olur. Semih-Ahmet ikilisinden biri, üstelik çok rahat maç çıkarırken, topla çıkış yapabilseler Galatasaray adına sorunu çözen adamlar olurlardı. Galatasaray savunması, ilk defa hatasıza yakın ve Tudor’un istediğine yakın oynadı.

SABRİ VE DEFANS

 Maçın ik yarısının görüntüsü şuydu. Fenerbahçe sorun üretti, Galatasaray’sa o sorunu çözmek için devamlı uğraştı. Galatasaray için en rahat olduğu bölge defansıydı.

Sabri’nin tecrübesi ve sakinliği ile oynadığı kanada hakim görüntüsü önemliydi. Sanırım Sabri ile ilgili olumsuz düşünenler bile Sabri’yi derbideki oyunu için takdir etmişlerdir. Galatasaray defansı, Fenerbahçe hücumcularını kalesinden uzak tutarak iyi iş çıkardı.

 Fenerbahçe, yakaladığı konumu ve oyun içindeki stratejiyi tutturunca konforundan vazgeçmedi ve ilk yarı risk almadan bitirdi. Galatasaray ise devamlı arayış içinde olan ve üretmekte zorlanan taraf oldu.

İkinci yarı da benzer şekilde devam etti. Durumu biraz değiştiren adam taze güç

Yazının devamı...

YOKLAR TİYATROSU

11 Nisan 2017

Tudor yine enteresan tercihler yaptı. Giderayak goller atmaya devam eden Podolski’nin olmayışı, fiziki kalitesi yeterli olmasa da tecrübesi ve varlığı ile etkili Sneijder’in yokluğu, kadroda devamlı değişim yapması ve endişe veren kararsızlığını takıma yansıtması Galatasaray için baştan kaybettiren etkenlerdi.

Tudor’un, tercihleri ile anlatmak istediği şuydu; Eren’i sert ve dirençli Başakşehir savunmasını boğuşturmak, Rodrigues-Bruma-Yasin üçlüsü ile hızlı hücum rekoru kırmak. Yani güncel tabirle; taktik maktik yok, hücum, hücum, hücum...

RÜYASI BİLE OLMAZ...

E tabi bu kağıt üzerindeydi ve orda da kaldı. Tudor gibi savunmaya önem veren bir teknik adamın, Eren’den tek başına bu düzeyde savaşmasını ve bu Uçurtma Üçlü’den savunmaya yardım etmesini beklemesiydi asıl garip olan. Yapmadılar zaten. Yenilen ilk gole bakın ve Bruma’yı seyredin. İki golün de Linnes-Bruma bölgesinden gelmesi tesadüf de değil.

Savunması zaten sorunlu bir takımın başına geçtiysen, önde 4 tane geri dönüşümü olmayan oyuncu ile oynayıp, orta sahayı Selçuk ve Josue’nin ayakta tutmasını bekleyemezsin. Beklersen, ya senin taktisyenliğinde problem vardır ya da oyuncularınla ciddi problemlerin.

TUDOR’un hesabı, Başakşehir’in üzerine geleceği ve sonrasında arkada piknik yapacağı üzerineydi. Artık kimse sana o alanları bırakmıyor, hele ki karşındaki Başakşehir ise nefes alacak zaman bulamazsın. Orta sahada Emre gibi bir usta ayak oyunu organize ederken, öndeki hücum organizesi ihtiyacını gideren Adebayor oldu. Galatasaray savunması, Adebayor’un top almasını hiç engelleyemedi. 

Galatasaray adına ilk yarı Yoklar Tiyatrosu’nda Başakşehir Gösterisi izleyerek geçti. Selçuk’ a baskı yaparak oyun başlangıcını engelleyen Başakşehir için sonrası çok kolaydı ve daha fazlasını yapmalarına gerek yoktu. Çünkü, Galatasaray defansı ayağındaki topu rakibe atarak, topları gelişigüzel vurarak gerekeni yaptı.  

ABDULLAH AVCI, GALATASARAY’A

Yazının devamı...

Tudor'un dönüşü

4 Nisan 2017

Sezonun en kritik evresinde Galatasaray’a gelen, takımı olabilecek en hızlı ve kolay yoldan hedefine ulaştırması gerekirken 3’lü savunmaya dönerek sert bir geçiş ile strateji hatası yapan Tudor, vazgeçti ve eskiye döndü.

 Zaman, yeni savunma anlayışının deneneceği ya da sistem değiştirmenin uygulanacağı zaman değildi. Sonuçlar ve oyun beklenenin altında olunca geri dönüş kaçınılmaz oldu. Tudor’un çok inandığı sistemi başaramamış olması, oyuncuların gözündeki itibarında zedelenmeye yol açar.

Trabzon maçından sonra Cavanda tercihi de ilginçti. Sabri bu Cavanda’dan kesin daha iyi. Bir başka dikkat çeken tercih hücumculardaydı. Tudor, takımın üretkenlikte dibe vurmuş olmasını Podolski ile Eren’i beraber oynatarak çözmek istedi fakat değişen çok bir şey olmadı. Takımın iyi savunma yapmadığı, orta sahanın oyun hızını kenarlarda oynayan çabuk ayaklara uyduramadığı, hücumcuların birbirinden kopuk ve uyumsuz olduğu gerçeği değişmedi. Aslında bunları sezonun ortasında gelen bir hocadan beklemek haksızlık olur ama bu beklentiyi oluşturan da Tudor’du.

LINNES DAMGASI

 Galatasaray için zayıf rakibi karşısında düşük tempoda oynayarak kazandığı rahat bir maç oldu. Sağ bek görünümlü yeni sol bek Linnes iyi oynadı. Yaptığı bindirmeleri o bölgede oynayan isimlerden görmedik. Kazandırdığı penaltı iyi oyununun ödülü oldu. Takımı yine ayakta tutan koşucu oyuncular Yasin ve Rodrigues’ti. Bu ikili olmasa kaleye gitmek daha zor hale gelir.

Bu farklı galibiyet oyunculara özgüven, Tudor’a moral, yönetime nefes alma şansı verdi. Farklı galibiyet elbette güzel ama rakibin ligin dibindeki Adanaspor olduğunu unutmamak lazım. Kalan maçlarda iddialı rakipler var ve bu maçlar Galatasaray’ın sıralamadaki yerini etkileyecek.

Yazının devamı...

İÇERiDEN YIKILDI

2 Nisan 2017

Okan Buruk’a öncelikle yeni takımında başarılar dilerim. Hem geldiği dönem hem de takımın durumu itibarı ile zor bir görevi kabul etti. İlk yarıda, Başakşehir’de Emre’nin olmayışı ve Akhisar’ın ‘mutlak surette ilk golü yememek ve öncelikle rakibi durdurmak’ tercihi nedeniyle kötü bir maç izledik. Aslında Akhisar açısından doğru oynanmış bir oyun vardı ortada.    

LUKAC OLMASA...

Akhisar’ın, Olcan, Muğdat gibi süratli ve bunlara iyi top atacak Özer gibi bir oyuncu olmasına rağmen hızlı hücum yapamaması takımdaki sıkıntıyı ortaya koyuyor. Mustafa Yumlu geldikten sonra biraz daha toparlanan defans yine kolay gol yemeye devam ediyor. Ve tabii artık çözülemeyecek büyük problem golcü eksikliği. Kaleci Milan Lukac olmasa daha ilk yarıda maç biterdi.

Abdullah hoca yaşadığı ve yaşayacağı sorunu bildiği için maçın sadece bir bölümünde risk aldı ve sonucu aldıktan sonra skoru korudu. Şampiyonluk yarışının içinde olan bir takımın daha fazla risk almasını bekleyebilirsiniz ama 1 puanı ve içeride oynayacağı Galatasaray, Beşiktaş maçlarını hesaplarken darbe beklemediği yerden, oyuncusu Cikalleshi’den geldi.

BU MAÇ...

- Vaz Te’nin kaçırdıkları,
Lukac’nın kurtardıkları,

Yazının devamı...

TUDOR’UN ESERi!

19 Mart 2017

Öncelikle, Tudor’un oyuncu seçimleri ve bu oyuncuları sistemde oynattığı pozisyonlar yanlıştı. Cavanda ve Linnes’in oynaması ile stoper Carole seçimi, Trabzon’a moral ve güven vermiştir. Bırakın bu isimlerin az oynamış olmalarını, sadece, duran toplardan gol yemede kötü seceresi olan bir takımın stoperleri Cavanda-Carole olmaz. Olursa, rakip orta yapmasın diye dua edersin. Büyük resme bakarsak, takımda değişim ve seçimleri, bilgisayar-konsol oyunundaki gibi sert yaparsan sonuçları da o kadar acıtıcı olur.

Duran toplara hâlâ rakipler vurmaya devam ediyor. Savunma hâlâ hata yapmaya devam ediyor. Orta sahada Selçuk işin organizasyon tarafını yapmaya çalışıyor. Peki Tolga ne yapıyor, Linnes niye sahada, Sneijder ne yapmaya çalışıyor, Podolski’ye zaten ‘arigatoo’!

RIEKERINK OLURDU

Bir başka sorun ise, 5’li orta sahada iki kenarda oynatılanlar. 3’lü savunmanın en önemli iki adamıdır kenar oyuncuları. O zaman şunu soralım Tudor’a: Kendisi gelmeden önce bile, iki kenar oyuncusu yardım etmediği için rakibin beklerinin yıldız olduğu maçlar ortada iken hâlâ Yasin ve Bruma’dan bu yardımı bekliyor musun? Yediğin 2. gole bak, her şeyi anla. Ayrıca, Bruma ve Yasin bunu yapabilse, takımın başında hâlâ Riekerink olurdu zaten. Trabzon ve Beşiktaş maçlarındaki G.Saray’ın bana anlattığı tek şey vardı. Rakipten korkan ve kendi alanından çıkmayan bir takım. Heyecan, yedek kulübesi önünde olunca iyidir. Ama sahada yoksa, o zaman sadece kenarda şov olarak kalır.

 

Yazının devamı...

GALATASARAY iÇiN ERKEN UYARI

12 Mart 2017

Taraftarın gözünde yönetimin itibarını kaybetmesi, yarıştan kopmuş olma yada o umudun verilmemesi daha büyük sorun.Sezonun en erken golünü atarak başlayan Gençlerbirliği’ne, sarsılmasına rağmen cevabı çabuk veren Galatasaray maçın hızı ve temposu adına sinyali vermişti. Erken uyarı sonrası özellikle orta sahada ağırlığını koyan Galatasaray, ilk yarının sonuna doğru hak ettiği golü buldu. Ligin en iyi ve isabetli şut atan adamı Podolski fırsatı bulunca cezayı kesti.

Tudor’un gelişi her ne kadar taraftarın heyecanına bir dokunuş olsa da bu seneyi kurtarmaya yetmeyecektir. Tudor neleri, ne kadar değiştirecek beraber göreceğiz ama şu anda olanlar ileriye dönük mesaj veriyor.

KAPTAN KONUŞTU...

KAPTAN Selçuk İnan zor zamanda sorumluluk alarak takımını kurtardı. Selçuk, yapılan bütün eleştirilere rağmen işini yapmaya devam ediyor.

HER MAÇIBÖYLE KAZANAMAZSIN

TU-DOR gelince öncelikle savunma anlayışı değişti. 3’lü savunmayı deneyen ve üzerinde duran Tudor’un sonuç alabilmesi kolay değil ve zamana ihtiyacı var. Bu takım, yıllarca oynadığı 4’lü savunmada zorlandı. Elinde Kjaer gibi bir oyuncun yoksa işin çok daha zordur.

Orta sahadaki tempo ve direnç problemi bir fazla oyuncuyla çözmek istiyor ki, bunu başarmış gözüküyor. Gençlerbirliği karşısında ve geride kalan maçlarda, belirgin şekilde direnci artan bir orta alan vardı.

Hücum etkinliğinde

Yazının devamı...

GALİBİYET ÖTESİ

7 Mart 2017

Fakat bu tarzın, faydadan zarara geçişi kolaylaştıran bir tehlikeli tarafı var. Eğer savunmada kalmanın süresini, kendi alanında kabul etmenin dozunu ayarlayamazsan rakibin baskılı oyununa izin verirsin. Bu da savunmanın hata yapma oranını yükseltir. Tabii asıl olması gereken, elindeki ligin en süratli oyuncularıyla hızlı ve çabuk hücumlar yapmak ve maçı koparmak olmalı.

İlk yarıda bu dengeyi nispeten iyi yapan ve 2 güzel golle öne geçen G.Saray gördük. Bruma maçı koparacak basit pası veremeyince, Mbilla attığı golle sadece takımına hayat vermekle kalmadı, G.Saray için kabus olan ikinci yarılardan birinin yaşanacağının sinyalini verdi.

DEĞİL TUDOR..!

Galatasaray’ın yediği 2 gol de aslında bir klasik... Defansta Chedjou’dan bireysel hata ve Carole’nin arkasına atılan top ile o bölgeden gelen gol. Bu tarz hatalara değil Tudor, Arrigo Sacchi bile bir şey yapamaz. İkinci yarı oynanan oyunu göz önünde bulundurunca, son anda gelen galibiyet müthiş bir kazanç.

Oyuncular, Tudor ve yönetim için kötü günlerin başlangıcı olabilecek bir dönemeç çok iyi dönüldü.

EREN’E DUA EDİN...

Şampiyonluk yarışındaki şansını neredeyse bitirmiş olan Galatasaray için ligi en iyi yerde bitirmek çok kritik. Çünkü, önümüzdeki günler ve yıllar çok sıkıntılı geçecek. Bu yüzden bazen iyi oynamasan da böyle galibiyetler gerekir. Eren’in ilk golü çok iyiydi. Ama ikinci golü iyi olmanın ötesinde çok değerliydi.

Takım arkadaşlarının yerinde olsam

Yazının devamı...

GEL ARTIK KARABÜK’TEN....

28 Şubat 2017

Futbolcular, Tudor ve yönetim kazanmak zorundaydı. Mağlubiyet halinde kaybedilecek olanın sadece Şampiyonluk hayali olmayacağı çok netti. Kaybettiğinde ağır hasar alacak sadece Tudor ve futbolcular olmayacaktı ve yönetim, tek hedefin olduğu bir yılda bu kadar erken ligden kopmanın hesabını veremezdi. Zaten bu noktaya gelen bir derbi, Galatasaray için artık puan ve galibiyetin çok ötesine geçmişti.

Galatasaray adına çok kritik hale gelmiş bir maçın, oyuncu seçimleri de bir o kadar önemliydi. Sarı Kırmızılı takımın bu tarz maçları iyi ve doğru oynadığı bir gerçekti. Doğru seçilen 1 oyuncunun bile çok şeyi değiştireciği noktada maçta, Tudor’un verdiği mesaj ve oyun planı belirleyici olacaktı. Şenol Hoca, ilk maçtaki Bruma şovundan sonra dersini almış ve tedbirini ona göre almıştı.

Tudor’un elinde, Karabük’ten kalan ve Beşiktaş’ı nasıl yeneceğine dair argümanlar mevcuttu. Dahası, şimdi elinde daha iyi silahları vardı. Burada 2 sorun vardı. Birincisi, bu sefer karşısında daha önce yendiği Beşiktaş olmayacaktı. İkincisi, eski takımındaki oyun tarzını Galatasaray’a nasıl adapte edecekti. Maçın kaderini belirleyecek olan, teknik adamların seçimleri, oyuncuların tavrı ve arzusu ile taraftarın durumuydu. Tudor’un iyi bir taktisyen olduğuna dair ciddi şüphelerin olacağı bir maçtı bu. 

BAŞLARKEN TESLİM OLMAK... 

Galatasaray’ın maç başlangıcı, topu ver doğru anı bekle idi. Fakat çok tehlikeli olan durum ise, defansın neredeyse orta sahaya kadar çıkmasına rağmen hücumcuların Beşiktaş defansına rahat pas yaptırmalarıydı. Adeta, çizgi haline gelmiş defansın arkasına top atabilirsiniz mesajıydı bu. Bunu Tudor söylemişse ciddi sıkıntı var demektir.   İlk yarı, alanın orta sahada top çevirdiği ve Beşiktaş’ın işine gelen oyun şekli ile geçti. Galatasaray adına ilk yarı bittiğinde, rakip savunmaya rahat oynama izni vermek, orta saha ve savunmadaki zaafiyeti gidermek için kendi alanına kapanmak sıkıntı olarak gözüktü. Takım savunmasını iyi yapan Galatasaraylı oyuncular, hücum zenginliğinde zayıf kaldılar. Her iki takımın da kanat oyuncuları defanslarına iyi yardım etti.  

SAVUNMA DEĞİL KORKU...

İLK yarı Galatasaray adına şaka gibiydi. Beşiktaş’ı kendi sahasında bekleyen, önce ve daha fazla savunma yapan, 7 puan önde gibi rahat oynayan ve zorlamayan bir takım vardı sahada. Tudor’un, topun arkasına 10 kişi ile geçme isteğini yerine getiren Galatasaray, ilk yarının bazı bölümlerini deplasmana gelmiş bir Anadolu takımı görüntüsünde oynadı. Tudor anlaşılan fazlaca korkmuş Beşiktaş’tan. Bruma, Sneijder ve Podolski etkisiz kalınca, bütün oyun planı Yasin’in yapacağı koşulara atılacak toplara kaldı.

TUDOR’UN SINAVI

Yazının devamı...