"Hakan Ünsal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hakan Ünsal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hakan Ünsal

Derbiden kurtulmak kolay olmadı

21 Nisan 2019

FENERBAHÇE derbisinde hem hakem hem de sonuç travması yaşamıştı Galatasaray. Hakem kararlarının sonuca etkisi, üstüne Kadıköy’de 20 yıllık derbi kazanamama serisinin bitmemesi ve en önemlisi şampiyonluk için büyük avantaj yakalayacağı fırsatı kaçırması... Bu durumdan kurtulup, tekrar konsantre olup lige dönmek kolay değildi Galatasaray için. İlk yarım saatte, sıkıntının su yüzüne çıktığı bir bölüm oldu. Kayserispor’a verilen pozisyon sayısı ve pozisyonların veriliş şekli Galatasaray için hiç normal değildi. Yenilen gole Diagne ile hemen cevap verilmesi, sorunun büyümeden çözülmesini sağladı. Ama asıl maçın bittiği an kırmızı kartı ile beraber penaltının gelmesi ile oldu.

Diagne’nin goller atması, Emre Akbaba’nın istekli oyunu, Mariano’nun müthiş bindirmeleri ve temposu, Nagatomo’nun geri dönüşü öne çıkan performanslardı. Diğer taraftan, ilk yarı 3 gol atarak bitirmiş şampiyonluğa oynayan bir takımın, 1 kişi eksik oynayan rakibine karşı ikinci yarı hem tempoyu hem de gol sayısını artırmamış olması ise şaşırtıcı.

DAHA FARKLI OLMALIYDI

Maç boyunca saha içinde ve tribünde normal olarak hep geçen haftanın yansımaları hissedildi. Oyuncuların saha içi mücadele ve oyun isteklerindeki değişim, tribünlerin galibiyete ve atılan gollere rağmen coşkusunun az olması derbi etkisiydi. Yoksa, havası bozulmamış bir Galatasaray bu durumdaki Kayserispor’a ilk yarıda attığı kadar ikinci yarı da atabilecek bir takım.

TARAFTAR GÜCÜ LAZIM

ELBETTE yarış devam ediyor ve her şey değişebilir. Bunun için gelecek fırsata hazırlıklı olmak lazım. Kalan haftalarda Galatasaray taraftarını müthiş maçlar bekliyor. Çünkü, içerde oynanacak Beşiktaş ve Başakşehir maçları, sıralamayı direk değiştirecek kadar kritik ve taraftarın doğru desteğine çok ihtiyaç duyulacak. Aslında, takımın yapamadığını ya da eksiğini taraftarın tamamlayıp işi bitirmesi gerekiyor.

BELHANDA BU SEFER OLMADI

FATİH Terim, cezalı Onyekuru’nun yokluğunda kenarda Belhanda’yı kullandı ama istediğini alamadı. Onyekuru’nun Galatasaray için anlamı, olmadığı maçlarda daha net anlaşılıyor. Fernando da uzun zaman sonra iyi maçlarından birini oynadı. Fernando iyi olduğunda, Galatasaray daha düzgün işleyen ve az sorun yaşayan bir takım oluyor. Rakibin eksik olması da önemliydi elbette ama bu Fernando’nun iyi oyununu gölgelemez. Galatasaray ve Fatih hoca, bu maçın ilk yarısını dikkate almalılar. Çünkü yaşanan sıkıntılar ve bunların sebebine verecekleri cevaplar, Galatasaray’ın kalan haftalardaki maçlarına ve ligdeki yerine ışık tutacak.

Yazının devamı...

Tek kale derbide büyük kayıp

15 Nisan 2019

LİDER Başakşehir’in yenilmesi ve kalan fikstür sonrası, Galatasaray için derbi eşittir şampiyonluk anlamına gelmişti. Fenerbahçe’nin ligdeki durumu ve genel formu da Galatasaray için bir başka avantajdı. Maça başlangıç da bu avantajları düşünerek sakin ve derli toplu başladı. Galatasaray’ın ilk yarım saatteki planı orta saha sayesinde işledi. Orta sahadaki bu etkinlik, önde pozisyon bulmaya yaramadı. Çünkü oyunun hiçbir yerinde olmayan, olamayan bir Diagne vardı. Hadi gol atmasını geçtik, topla gelen Belhanda, Feghouli ve Ndiaye’ye seçenek oluşturma işini bile yapamadı. Durum böyle olunca da Fenerbahçe savunması çok sıkıntı yaşamadı ve maç orta alana sıkıştı. İlk yarıda, Diagne kadar sorunlu ve beklenti altı kalan diğer oyuncu da Onyekuru idi. Fenerbahçe’nin öndeki oyun aklı ve tehlike oluşturabilecek tek adamı Valbuena idi. Top ancak Valbuena’nın ayağına geldiğinde Fenerbahçe adına oyun hareketleniyor ve farklı işler yapılıyordu. İlkyarı, iki kaleden uzak, oynamak kadar birbirini oynatmamaya çalışan iki takımın orta saha mücadelesi olarak geçti. Hasan Ali’nin kırmızı kartı, her şeyi değiştirdi. Belhanda’nın kenara alınması, her an kart görme potansiyeli olan bir oyuncunun maçı dengelemesini engellemek içindi. Belhanda oyunda kalabilirdi ama o riske girmeye değmezdi. Eksik rakibe karşı etkili olması beklenen kenar oyuncuları Feghouli ile Onyekuru devreye girdi ve G.Saray golü buldu. Çıkarken kaptırılan top maçın kader anı oldu ve sonucu belirledi.

DIAGNE DAHA HANGi MAÇTA GOL ATACAK!

GALATASARAY ikinci yarıyı tek kale ama sakin, çok paslı ve sabırlı oynadı.Kenar ortaları ile sonuç almaya çalıştı. Burada iki tane sorun vardı. İlki, bu ortalara vurması gereken adam ortada yoktu. Diagne daha hangi maçta ve ne kadar orta gelirse gol atacak acaba! İkincisi, devamlı yapılan pasların niteliği ve oyunun temposu idi. Tamamı rakip alanda, fazla pas yapmak iyi de, pozisyon üretememek yapılan işi sorgulatıyor. Maçın son dakikalarında bile hala yan pas yapmak, maçı kazanma arzusunu düşürüp istatistik yapmaya sebep oldu. Rakibin bu kadar uzun süre eksik oynadığı, oyunun tamamen Fenerbahçe yarı alanında geçtiği bir maçı kazanamamak, hem 20 yıllık serinin bitirilmesi için ele gelmesi zor büyük şansın hem de şampiyonluk için çok önemli bir avantajın kaybedilmesi anlamına geliyordu.

Maçın adamı: Eljif.

Yazının devamı...

Maçı kazandı ama defansı kaybetti

7 Nisan 2019

Galatasaray açısından 3 gün önce oynanan maça göre daha stresli ve zor bir maçtı. Telafisi kolay olmayacak, mücadele seviyesi yüksek, sert ve tempolu bir karşılaşmaydı. Galatasaray’ın, Türkiye Kupası maçından edindiği tecrübe ile, bir an önce gol bulup rahatlama ve maçı koparma isteğiyle baskılı başlaması beklenti dahilindeydi. İlk yarının tamamını rakip sahada oynayan ve Malatyaspor’un çıkmasına izin vermeyecek derecede iyi baskı koyan Galatasaray için sorun olan 3 oyuncu vardı. İlki, savunmada yerden, havadan neredeyse hatasız oynayan Artura Mina. İkincisi kalesinde güven veren ve net pozisyonları çıkaran Farnolle. Üçüncüsü ise bu maçta nispeten daha derli toplu gözüken ve pozisyonlara giren ama kendisini inkar edecek derecede kötü vuruşlar yapan Mbaye Diagne.

BEZDiREN BASKI VE LINNES

Maçın ilk yarısı için Galatasaray adına olumsuz manada söylenecek bir şey yok. Oyunu domine eden, baskıyı sert ve sürekli yapan, iki kenardan etkili ortaları deneyen, orta sahada topa hakim ve iyi pas yapan bir takım için eksik olan goldü ve o da penaltıdan ilk yarının sonunda geldi. Martin Linnes hem savunmadaki kademeleri hem de hücumda yaptığı işler ile öne çıkan oyuncu oldu.

iKiNCi GOL iŞi BiTiRDi

İkinci yarıya önde başlamak, Malatyaspor gibi disiplinli takımlara karşı önemli avantajdır. Moral bozar, strateji değiştirir, disiplinden koparır ve performans düşürür. Nitekim, ikinci yarıya aynı istekle başlayan Galatasaray, Emre Akbaba ile golü buldu ve maçı kopardı. Sonrası daha kolay, daha rahat ve stressiz geçti.

MARCAO’NUN YOKLUĞU PLANLARI DEĞiŞTiRiR

Galatasaray önemli bir maçı kazandı ama çok kritik derbi öncesi savunmayı kaybetti. Luyindama ve Marcao’nun beraber iken Galatasaray’a kattıkları ne ise, ikisinin de birden olmayışının kaybettireceği de aynı düzeyde olacaktır. Bu kayıplar, Fatih Terim’i oyun planınından saha içi dağılıma kadar çok farklı seviyede etkileyecektir. Çünkü Marcao, oyunu geriden kurabilen, ayağa iyi pas yapabilen ve bazen topla çıkış yapan bir oyuncu. Dolayısı ile Luyindama’ya göre daha kritik bir kayıp. Bu özelliklere en çok ihtiyaç duyulacak maçta ikisinin de olmayışı büyük dezavantaj. Bu kayıp sadece Fatih Hoca da değil, Ersun Yanal’da da etki yapacak ve bugünden itibaren bambaşka bir plana geçiş yapacaktır.

Maçın adamı: Linnes.

Yazının devamı...

Kazanmadan kazanmak

3 Nisan 2019

Malatyaspor için turu ikinci maça taşımayı düşüneceği ve buna göre oynayacağı bir maçtı. Kaldı ki, oyun sistemi ve stratejisi de buna uygun bir maçtı. Kendi alanında yakın ve sert savunma sonrası olursa hızlı hücum ama olmazsa olmazı gol yememek olan bir plandı bu. Bunun için Feghouli, Belhanda ve Onyekuru’yu durdurmak yeterli olacaktı. Çünkü, Diagne’nin formu ve oyuna katkısı itibarıyla zaten işlerini kolaylaştıran etken olacaktı. Nitekim, ilk yarı boyunca tehlikeli 3’lü durduruldu, kenardan Mariano ve Emre’nin çıkışlarına tedbir alınınca oyun kilitlendi. Yine de Emre daha çok zorlayan, arayan ve istekli olan oyuncuydu.

Galatasaray’ın bireysel performans probleminin haricindeki sıkıntısı, oyunu bir türlü hızlandıramaması ve tempoyu Malatyaspor’un istediği seviyede sürdürmesiydi. Elbette kendi alanına iyi yayılan ve pas trafiğinin hızlanmasını yakın oynayarak engelleyen Malatyaspor’un da katkısı var ama Feghouli, Belhanda, Onyekuru, hatta Ndiaye gibi rakip kaleye toplu ve topsuz hızlı gidebilen oyuncuların etkisizliğiydi asıl sorun.

NERDESiN DIAGNE?

Maçın en etkisiz adamı Diagne’ydi ve işin garip tarafı, ilk bulduğu net pozisyon takım 10 kişi kaldıktan sonraydı. Kasımpaşa’daki Diagne bu pozisyonu çok rahat atardı. Galatasaray’lı Diagne niye atamadı sorusunun cevabı, topa vururken rahat olmayan, stres içinde olduğu belli olan vücudunda şekillenmişti. Sorunu çözmesi için oyuna giren Emre Akbaba, daha oyuna ısınamadan takım 10 kişi kalınca başka bir görevi almak zorunda kaldı ve etkisi azaldı. Malatyaspor maç boyunca savunma stratejisini işletti ama hücumda da istediğini yapamadı. Maçı kazanamadı ama istediğini alarak ilk ayağı kazandı. İkinci maç daha fazla taktik, disiplin, sabır ve heyecan içinde geçecek.

Maçın adamı: Donald

Yazının devamı...

Diagne sorununu çöz şampiyon ol

18 Mart 2019

GALATASARAY için karşılaşmanın önemi maçtan önce tescillenmişti. Lider Başakşehir’in puan kaybı ile önemli fırsat yakalanmıştı. Fakat maçın başlangıcı ve ilk yarıdaki görüntü tamamen tersti. Bursapor düşme hattında ve istekli olması gayet doğal. Ama şampiyonluğa oynayan rakibi puan kaybetmiş bir takımın bu kadar umursamaz, bu kadar kötü, bu kadar ruhsuz oynaması akıl alır gibi değil. Galatasaray, Muslera ve Ndiaye’yi çıkarırsak, ilk 45 dakikada yılın en kötü oyununu oynadı tüm takım olarak. İnanılmaz kötü bir orta saha, her topu kaybeden bir Onyekuru, ‘olmasa daha iyi’ dedirten Diagne, rakibi yedek kulübesindeki arkadaşlarından daha iyi seyreden Feghouli ve Belhanda; Yusuf karşısında çaresiz kalan, pas hataları yapan Marcao ve Luyindama, rakibin pas trafiğini ve golü izleyen Donk. Bir takımın ilk yarısını bu kadar kötü oynadığı bir maçı tek farkla geride kapatması bile şans. Kısaca kâbus gibi bir ilk yarıydı. Devre arasında takımın fay hattı ile oynayan Fatih Terim’in hamleleri sonrası üzerilerindeki tozları alınan ve silkelenen Galatasaraylı oyuncular normale döndü. Fabrika ayarlarına dönen Onyekuru, devre arası güncellenen Belhanda, dağınık görüntüden kurtulan Luyindama ve Marcao ile Cezayir menekşesi gibi açan Feghouli, savaşan sahin Ndiaye ile maçı çevirildi. Her ne olursa olsun, 2 farklı geriden gelmek bu dönemde kolay değil.

SON VİRAJDA OLACAK ŞEY DEĞİL

GALATASARAY’ın ön tarafında oynayan oyuncular, rakibe teslim olmadığı ve istekleri iyi olduğu sürece gol atamamaları imkansız. Diagne problemini çözmek şampiyonluk düğümünü çözmek demek. Galatasaray haftalardır kenar ve orta saha oyuncuları ile kazanıyor. Bu istatistik, bir takımı şampiyon yapan kriterdir. Fakat, öndeki oyuncu hem skor üretmede hem de oyun organizasyonunda yoksa problem var demektir. G.Saray, ligin son virajında en çok katkı görmesi gereken oyuncuyu sırtında taşımak zorunda kalıyor.

Maçın adamı: Ndiaye.

Yazının devamı...

Best of Muslera

12 Mart 2019

Galatasaray, bu maçı 5-0 kazandıysa bunun sebebi golcüleri değil. Tek sebebi Muslera. Uruguaylı hem maçı hem şampiyonluk yarışını kurtardı.

G.SARAY için evde oynanan ve kâğıt üzerinde kolay bir maçtı. Geçen haftaki puan kaybı, Başakşehir’in kazanması, kazanma mecburiyeti, taraftarın gücü ile birleşince sorun çıkması muhtemel gözükmüyordu. Fatih Hoca’nın fazlaca ofansif bir kadroyla çıkma sebebi de biraz bunlar ve farklı kazanma isteğiydi. Nitekim, maçın başından itibaren oyunu kontrol eden G.Saray golü de erken bulunca rahatladı. Bülent Hoca, G.Saray orta sahasını durdurabilirse şansı olacağını bildiğinden, bu bölgeyi kalabalık tutup, burdan Doukara’ya iyi paslarla çıkmayı planladı. Plan tutmadı çünkü, Emre, Belhanda, Feghouli ve Mariano hem hareketli oynadı hem de iyi pas yaptı. Feghouli’nin golü bütün avantajı G.Saray’a geçirdi.

GÖNDERiLSiN Mi?

Ama garip şekilde, maçı farklı önde götürüyormuş gibi bir rahatlık içine giren, konsantrasyonu kopuk bir takım çıktı ortaya. Muslera olmasa ilk yarı en kötü berabere biterdi. Muslera demişken, böyle bir kaleci için “Gönderilecek” haberlerinin çıkması şaşırtıcı. Dünya fellik fellik kaleci arıyor ve bulan yıllarca bırakmıyor, Muslera gibi profesyonel, kaliteli, müthiş sempatik ve kulüp imajı için büyük koz olan bir oyuncunun gönderilme haberleri çıkıyor. İşin enteresanı, kulüp de buna net bir açıklama yapmıyor. Ve bu adam G.Saray tarihini en iyi 3 kalecisinden biri. Şu çok açık ve net; Muslera gibi kaleci bulamazsınız ve onun gibi çıtayı çok yukarılara çıkarmış birinin ardından kimseyi memnun edemezsiniz. Niye mi? Mondragon’dan sonra Muslera gelene kadar 5 yıl neler çekmiş G.Saray taraftarı sorun bakalım.

EREN’i ARATAN DIAGNE

OYUNUN kontrolünü tutan G.Saray için sorun yine Diagne idi. Takımda fazla sayıda iyi top kullanan oyuncu olmasına ve bu oyuncuların hep birini arıyor olmasına rağmen Diagne’nin ortada olmaması garip. Dahası, Diagne’den ekstra bir çaba da yok. Bu şekilde oynamaya devam edecekse, öncelikle Eren’e ciddi haksızlık yapmış olacağız, sonra da şampiyonluk yarışında önemli bir güç kaybı yaşacak G.Saray. Diagne’nin durumuna çok anlaşılır iki örnek. İlki, Onyekuru’nun attığı golde Belhanda’nın pasını beklerken vücut hali,yönü ve koşu ile beraber topa vuruş zamanlaması. İkincisi, Ndiaye’nin attığı golde 40 metre koşu yapması ama daha değerli olan direkt ceza alanına gole koşu yapması ve hatayı değerlendirmesi. Bu ve benzeri hiçbir işi yapmadı Diagne.

ÇARKLAR iŞLiYOR

Emre Taşdemir ve Mariano, tempoları ve hücuma verdikleri destek ile öne çıktılar. Emre’nin temposu oynadıkça daha iyi hale geliyor. Gerçek temposunu bulduğunda sol kenar çok daha işlevsel hale gelecek. Feghouli ve Belhanda çok istekli oynadılar ve sonuca direkt etki ettiler. Onyekuru attığı 2 golle farklı kazandıran isim oldu. Ama, G.Saray bu maçı kazandıysa bunun tek sebebi maçın yıldızı olan Muslera’dır. Maçın başından sonuna kadar kurtardı ve kurtardığı sadece pozisyonlar değil aynı zamanda şampiyonluk yarışı idi.

Yazının devamı...

İkisi de kötü oyucu değil ama 'sakar!'

4 Mart 2019

Marcao ve Luyindama gibi oyuncular az sakatlanırlar, bekleneni verirler ama öyle zamanlarda hata yaparlar ki, tüm yaptıklarını yerle bir ederler.

GALATASARAY’ın son dönemde oynadığı Akhisar ve Hatayspor maçlarında en büyük sıkıntısı orta sahaydı. Rakibin orta sahaya aldığı önlem ile bu bölgedeki oyuncuları kontrol altına alması, G.Saray’ı kilitleyen oyunun başlangıcı oldu. Sonrasında, önde oynayan tek forveti pasifize etmek daha kolay olunca, geriye savunmacıların mahareti kalıyordu.

iLK YARI YAPAMADI AMA

Erzurum karşısında Galatasaray adına oyunun kilit adamı Mitroglou idi. İlk yarıda Ndiaye, Feghouli ve Onyekuru’nun topu taşıyarak geldiği anlarda doğru pozisyonu alabilse ve servis yapabilse Galatasaray daha fazla pozisyon ve gol bulurdu. İlk yarıda yapamadığını ikinci yarının başında tam bir örnek olacak şekilde uyguladı ve golü attırdı Mitroglou. Galatasaray’ın tam ihtiyacı olan ve forvetlerinden beklediği bu duvar olarak servis yapma. Çünkü, hem iki kenar hemde orta saha bu alışverişi seven ve sonuç alan oyunculardan kurulu.

LUYINDAMA GÜÇLÜ MARCAO SAKiN

Marcao ve Luyindama iyi özelliklere sahip oyuncular. Marcao’nun topu kullanma becerisi ile panik yapmayan hali, Luyindama’nın gücü ve ikili mücadelelerde baskın çıkması ön plana çıkan özellikleri. Fakat bu oyuncular, yaptıkları hatalarla futbolcuların ‘sakar’ diye tabir ettiği oyuncular sınıfına da giriyorlar biraz. Bu tarz oyuncular takımın değişmezi olurlar, az sakatlanırlar, bekleneni verirler ama öyle zamanda hata yaparlar ki, kendi yaptıklarını yerle bir ederler. Marcao ve Luyindama gibi oyunculara asla kötü diyemezsiniz, kalitesiz diyemezsiniz. Dolayısı ile yaptıkları hataları ancak sakarlık tanımıyla açıklayabilirsiniz!

BEKLERiN ÖNEMi

FORVETIN iyi marke edildiği ve orta sahanın nispeten etkisiz kaldığı maçlarda, savunmanın ve iki bekin önemi daha fazla ortaya çıkıyor. Emre Taşdemir, ilk yarıda ofansif anlamda iyi destek verdi ama Semih’in bu özelliğinin olmaması, G.Saray’ın çok ihtiyacı olan sürpriz bindirmelerin gelmesini engelledi. Bu eksiklik devre arasında Linnes değişikliği ile giderilince ve Belhanda ile Feghouli, devreye girince takım 2. yarıya daha derli toplu başladı. Bu farklılık Belhanda’nın golüne yansıdı ama asıl değişim oyunda oldu. Daha direkt kaleye giden, oyunu öne hızlı oynayan G.Saray gördük. Linnes, bu bölümün lokomotifi oldu.

Yazının devamı...

G.Saray'ın gücü ve kalitesi için test maçıydı

25 Şubat 2019

AKHİSARSPOR, gücü, konumu ve kalitesi belli bir takımdı ve buna göre planladığı oyunda, sahasında çok adamla kalıp Manu ile pozisyon yakalamaya çalıştı. Galatasaray ise gücünü, kalitesini ve konumu göstermek için oynayacak bir takımdı ve Akhisar’ın planını bozmak için fazlaca ofansif kadro ile oynadı.

Rakibin savunma oynadığı maçlar hem zordur hem kolay. Eğer erken gol atarsanız ki bu fırsat Mitroglou’nun ayağına geldi, iş kolaylaşır ve farka gidilir. Ama mücadele seviyesi düşük olur ve sorun çözecek ayaklar gününde olmazsa mağlubiyetler bile yaşanır. Dolayısıyla Belhanda, Feghouli ve Emre Akbaba’nın sahne alması gereken bir maçtı. Akhisar maçı aslında bu isimlerin kalite ve sorun çözme becerilerinin test maçıydı. İlk yarının büyük çoğunluğunu kendi sahasında geçiren bir rakibe karşı girilen pozisyon sayısının az olmasını sebeplerini şöyle sıralamak mümkün:

1- Akhisarspor’un kendi alanına giren oyunculara karşı dirençli, sert ve yakın mücadelesi.

2- Belhanda ve Emre Akbaba’nın ceza sahasına uzak oynaması yada rakibin baskısı yüzünden uzak oynamak zorunda kalması.

3- Manu’nun hızı ve çabukluğu ile topu Galatasaray alanına taşıması ve orada tutması.

4- Topun rakibin ayağında kalma süresinin fazla olması ve rakibe sert baskı yapılmaması.

5- Oyunu rakip alanda oynamanın ve topa hakim olmanın etkisiyle, bu tip maçlarda çok etkili olan şut kozunun kullanılmaması.

Maçın adamı: Lukac.

Yazının devamı...