"Hakan Ünsal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hakan Ünsal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hakan Ünsal

 9 canlı Muslera

15 Mayıs 2017

Karşılaşmanın başlangıcı da bu dozda oldu. Galatasaray daha maçın ilk çeyreği bittiğinde 3 bin 500 pas yapacak kadar rahat ama pozisyon üretemeyecek kadar da etkisizdi. Antreman temposu bile daha yüksek iken, Galatasaray bu rahatlık içerisinde Josue ile golü buldu.

Zaten pas yapma konusunda ligin en iyilerinden olan bir takımın öne geçtikten sonra bütün maçı pas yaparak bitirmesi lazım değil mi? Üstelik, Gaziantepspor’un kabullenmiş hali de ortada iken. Ama Galatasaray’dan bahsediyorsak işler böyle yürümüyor!..

İkinci yarı çok değişen bir şey yokken, devreye giren, duran ama Galatasaray için durmayan bir top skoru dengeledi. Tudor gibi iyi bir savunmacı geçmişi olan bir teknik adamın takımının, duran toptan gol yemeye devam ediyor olması, her şey bir yana tek başına Tudor’u yer bitirir.

YİNE DURAN TOP

Gol sonrası G.Saray’ın hali ise bu seneyi anlatıyordu. Birbiri ardına verilen net pozisyonlar, oyundan kopmalar ve devreye girerek farklı mağlubiyeti engelleyen Muslera.

Bu sene Galatasaray’ın duran toptan çok gol yediğini ve bu sebeple maçlar kaybederek yarıştan koptuğunu düşünürsek, Galatasaray için ‘bir Duran Top’luk canı ama 9 canlı Muslera’sı var’ desek abartmış olmayız.

Duran toplar Galatasaray için zehirse, Muslera da kalitesi ve müthiş performansı ile panzehirdir.

Ama şunu da kesinlikle unutmamak lazım... Vücuda fazla zehir girerse panzehir de işlemez.

Yazının devamı...

Tarihe tanıklık

14 Mayıs 2017

Ama Başakşehir’in en büyük başarısı, rakiplerdeki Başakşehir algısı ve planları üzerinde yaptığı büyük değişimdir.

Başakşehir artık, herkesin gelip yeneceği veya yenebileceği bir takım olmaktan çıkmıştır.


iLK YARI ‘UÇURTMA’ 5’Li YOKTU
Başakşehir’in ‘uçurtma’ şeklinde sahada olan 5’lisi ilk yarı yoktu.

Yazının devamı...

 Gözlerim seni arıyor

7 Mayıs 2017

- Diğer tarafta, sezon sonu gelmeden vedayı yapan ama Alman ciddiyeti ile işini yapan Podolski, en az Bruma kadar iş yapmasına ve skor katkısına rağmen hala burun kıvrılan ‘Beyaz Bruma’ Yasin, performansı ile artık rakiplerin bile saydıdan öte duygular beslediği, ‘Galatasaray eşittir Muslera’ dedirten ama artık çaresiz kalan Uruguaylı...

YAPMA TUDOR

- Maçın seyircisiz olması ile alakalı artık yazılacak ve söylenecek birşey yok. Sahadaki oyuncunun sesinin duyuluyor olması futbol adına en garip ve alışılmadık hal zaten. Bu sessiz ve sakin mekanda ortamı geren ve heyecan getiren ise yine Tudor oldu. Maçın daha başında Bruma’yı oyundan alarak herkesi şoke etti. Aslında bu Tudor’un, maçta sisteme uymadığı ve istenileni yapmadığı için kenara aldım mesajlı ama Rize deplasmanına gelmediği için onu unutmadığını gösteren bir gizli hesap kesimiydi.

- Galatasaray’ın son dönemde aldatıcı etkisi olan maçlar oynadığı ortada. Antalya ve Gençlerbirliği’ni son dakika golleri ile geçip sonra Trabzon’a takılması, Adana’yı doğal olarak kolay geçip bir sonraki hafta güçlü Başakşehir’e farklı mağlup olması ve son olarak Bursa’yı farklı geçip Kasımpaşa’ya farklı mağlup olması. 

TUDOR’LA OLUR MU?

- Tudor seneye bu takımın başında olmazsa sebebi kendisidir. Önümüzdeki sezonun planlamasını etkileyecek kadar endişe verici işlere imza atan Tudor’un kalabilmesinin sebebi G.Saray’ın küçülecek olmasıdır. Kaybedilen Fenerbahçe derbisinden sonra takımı ile gurur duyan bir teknik adama ne denebilir ki.

 Önümüzdeki sene rakipler çok daha güçlü ve yarış daha fazla takımla yaşanır. Böyle bir ortamda Galatasaray Tudor ile devam edebilir mi ya da bu yönetim 2 yıldır yaptığı işlere bakarsak Tudor’dan daha iyisini bulabilir mi?

Yazının devamı...

 Boş derbi

24 Nisan 2017

Galatasaray maça başlangıç tercihini yüksek tempo yerine Fenerbahçe’ye deplasmanda olduğunu hatırlatacak sertlik olarak kullandı. Fenerbahçe ise, sahaya iyi yayılan Galatasaray’ın savunma göbeği ile orta sahadaki ikilisine baskı yapmayı tercih etti. İlk çeyrekte Fenerbahçe’nin planı işledi. Şener’in hatalı pası haricinde kalelerinde tehlikeli pozisyon görmediler.

WESLEY İSTEKLİYDİ

 Sarı kırmızılı takımın ilk yarıdaki sıkıntısı, kendi alanını iyi paylaşmış ve örülü Fenerbahçe savunmasını çözememek oldu. Wesley’in istekli hali ve Podolski’nin ona eşlik etmesi Galatasaray adına artıydı ama sonuca yansımadı. Selçuk ve Tolga’ya da yakın oynanınca sorun büyüdü. Bu bölümler, sürpriz oyuncuların çıkıp maçı aldığı anlara sahip olur. Semih-Ahmet ikilisinden biri, üstelik çok rahat maç çıkarırken, topla çıkış yapabilseler Galatasaray adına sorunu çözen adamlar olurlardı. Galatasaray savunması, ilk defa hatasıza yakın ve Tudor’un istediğine yakın oynadı.

SABRİ VE DEFANS

 Maçın ik yarısının görüntüsü şuydu. Fenerbahçe sorun üretti, Galatasaray’sa o sorunu çözmek için devamlı uğraştı. Galatasaray için en rahat olduğu bölge defansıydı.

Sabri’nin tecrübesi ve sakinliği ile oynadığı kanada hakim görüntüsü önemliydi. Sanırım Sabri ile ilgili olumsuz düşünenler bile Sabri’yi derbideki oyunu için takdir etmişlerdir. Galatasaray defansı, Fenerbahçe hücumcularını kalesinden uzak tutarak iyi iş çıkardı.

 Fenerbahçe, yakaladığı konumu ve oyun içindeki stratejiyi tutturunca konforundan vazgeçmedi ve ilk yarı risk almadan bitirdi. Galatasaray ise devamlı arayış içinde olan ve üretmekte zorlanan taraf oldu.

İkinci yarı da benzer şekilde devam etti. Durumu biraz değiştiren adam taze güç

Yazının devamı...

YOKLAR TİYATROSU

11 Nisan 2017

Tudor yine enteresan tercihler yaptı. Giderayak goller atmaya devam eden Podolski’nin olmayışı, fiziki kalitesi yeterli olmasa da tecrübesi ve varlığı ile etkili Sneijder’in yokluğu, kadroda devamlı değişim yapması ve endişe veren kararsızlığını takıma yansıtması Galatasaray için baştan kaybettiren etkenlerdi.

Tudor’un, tercihleri ile anlatmak istediği şuydu; Eren’i sert ve dirençli Başakşehir savunmasını boğuşturmak, Rodrigues-Bruma-Yasin üçlüsü ile hızlı hücum rekoru kırmak. Yani güncel tabirle; taktik maktik yok, hücum, hücum, hücum...

RÜYASI BİLE OLMAZ...

E tabi bu kağıt üzerindeydi ve orda da kaldı. Tudor gibi savunmaya önem veren bir teknik adamın, Eren’den tek başına bu düzeyde savaşmasını ve bu Uçurtma Üçlü’den savunmaya yardım etmesini beklemesiydi asıl garip olan. Yapmadılar zaten. Yenilen ilk gole bakın ve Bruma’yı seyredin. İki golün de Linnes-Bruma bölgesinden gelmesi tesadüf de değil.

Savunması zaten sorunlu bir takımın başına geçtiysen, önde 4 tane geri dönüşümü olmayan oyuncu ile oynayıp, orta sahayı Selçuk ve Josue’nin ayakta tutmasını bekleyemezsin. Beklersen, ya senin taktisyenliğinde problem vardır ya da oyuncularınla ciddi problemlerin.

TUDOR’un hesabı, Başakşehir’in üzerine geleceği ve sonrasında arkada piknik yapacağı üzerineydi. Artık kimse sana o alanları bırakmıyor, hele ki karşındaki Başakşehir ise nefes alacak zaman bulamazsın. Orta sahada Emre gibi bir usta ayak oyunu organize ederken, öndeki hücum organizesi ihtiyacını gideren Adebayor oldu. Galatasaray savunması, Adebayor’un top almasını hiç engelleyemedi. 

Galatasaray adına ilk yarı Yoklar Tiyatrosu’nda Başakşehir Gösterisi izleyerek geçti. Selçuk’ a baskı yaparak oyun başlangıcını engelleyen Başakşehir için sonrası çok kolaydı ve daha fazlasını yapmalarına gerek yoktu. Çünkü, Galatasaray defansı ayağındaki topu rakibe atarak, topları gelişigüzel vurarak gerekeni yaptı.  

ABDULLAH AVCI, GALATASARAY’A

Yazının devamı...

Tudor'un dönüşü

4 Nisan 2017

Sezonun en kritik evresinde Galatasaray’a gelen, takımı olabilecek en hızlı ve kolay yoldan hedefine ulaştırması gerekirken 3’lü savunmaya dönerek sert bir geçiş ile strateji hatası yapan Tudor, vazgeçti ve eskiye döndü.

 Zaman, yeni savunma anlayışının deneneceği ya da sistem değiştirmenin uygulanacağı zaman değildi. Sonuçlar ve oyun beklenenin altında olunca geri dönüş kaçınılmaz oldu. Tudor’un çok inandığı sistemi başaramamış olması, oyuncuların gözündeki itibarında zedelenmeye yol açar.

Trabzon maçından sonra Cavanda tercihi de ilginçti. Sabri bu Cavanda’dan kesin daha iyi. Bir başka dikkat çeken tercih hücumculardaydı. Tudor, takımın üretkenlikte dibe vurmuş olmasını Podolski ile Eren’i beraber oynatarak çözmek istedi fakat değişen çok bir şey olmadı. Takımın iyi savunma yapmadığı, orta sahanın oyun hızını kenarlarda oynayan çabuk ayaklara uyduramadığı, hücumcuların birbirinden kopuk ve uyumsuz olduğu gerçeği değişmedi. Aslında bunları sezonun ortasında gelen bir hocadan beklemek haksızlık olur ama bu beklentiyi oluşturan da Tudor’du.

LINNES DAMGASI

 Galatasaray için zayıf rakibi karşısında düşük tempoda oynayarak kazandığı rahat bir maç oldu. Sağ bek görünümlü yeni sol bek Linnes iyi oynadı. Yaptığı bindirmeleri o bölgede oynayan isimlerden görmedik. Kazandırdığı penaltı iyi oyununun ödülü oldu. Takımı yine ayakta tutan koşucu oyuncular Yasin ve Rodrigues’ti. Bu ikili olmasa kaleye gitmek daha zor hale gelir.

Bu farklı galibiyet oyunculara özgüven, Tudor’a moral, yönetime nefes alma şansı verdi. Farklı galibiyet elbette güzel ama rakibin ligin dibindeki Adanaspor olduğunu unutmamak lazım. Kalan maçlarda iddialı rakipler var ve bu maçlar Galatasaray’ın sıralamadaki yerini etkileyecek.

Yazının devamı...

İÇERiDEN YIKILDI

2 Nisan 2017

Okan Buruk’a öncelikle yeni takımında başarılar dilerim. Hem geldiği dönem hem de takımın durumu itibarı ile zor bir görevi kabul etti. İlk yarıda, Başakşehir’de Emre’nin olmayışı ve Akhisar’ın ‘mutlak surette ilk golü yememek ve öncelikle rakibi durdurmak’ tercihi nedeniyle kötü bir maç izledik. Aslında Akhisar açısından doğru oynanmış bir oyun vardı ortada.    

LUKAC OLMASA...

Akhisar’ın, Olcan, Muğdat gibi süratli ve bunlara iyi top atacak Özer gibi bir oyuncu olmasına rağmen hızlı hücum yapamaması takımdaki sıkıntıyı ortaya koyuyor. Mustafa Yumlu geldikten sonra biraz daha toparlanan defans yine kolay gol yemeye devam ediyor. Ve tabii artık çözülemeyecek büyük problem golcü eksikliği. Kaleci Milan Lukac olmasa daha ilk yarıda maç biterdi.

Abdullah hoca yaşadığı ve yaşayacağı sorunu bildiği için maçın sadece bir bölümünde risk aldı ve sonucu aldıktan sonra skoru korudu. Şampiyonluk yarışının içinde olan bir takımın daha fazla risk almasını bekleyebilirsiniz ama 1 puanı ve içeride oynayacağı Galatasaray, Beşiktaş maçlarını hesaplarken darbe beklemediği yerden, oyuncusu Cikalleshi’den geldi.

BU MAÇ...

- Vaz Te’nin kaçırdıkları,
Lukac’nın kurtardıkları,

Yazının devamı...

TUDOR’UN ESERi!

19 Mart 2017

Öncelikle, Tudor’un oyuncu seçimleri ve bu oyuncuları sistemde oynattığı pozisyonlar yanlıştı. Cavanda ve Linnes’in oynaması ile stoper Carole seçimi, Trabzon’a moral ve güven vermiştir. Bırakın bu isimlerin az oynamış olmalarını, sadece, duran toplardan gol yemede kötü seceresi olan bir takımın stoperleri Cavanda-Carole olmaz. Olursa, rakip orta yapmasın diye dua edersin. Büyük resme bakarsak, takımda değişim ve seçimleri, bilgisayar-konsol oyunundaki gibi sert yaparsan sonuçları da o kadar acıtıcı olur.

Duran toplara hâlâ rakipler vurmaya devam ediyor. Savunma hâlâ hata yapmaya devam ediyor. Orta sahada Selçuk işin organizasyon tarafını yapmaya çalışıyor. Peki Tolga ne yapıyor, Linnes niye sahada, Sneijder ne yapmaya çalışıyor, Podolski’ye zaten ‘arigatoo’!

RIEKERINK OLURDU

Bir başka sorun ise, 5’li orta sahada iki kenarda oynatılanlar. 3’lü savunmanın en önemli iki adamıdır kenar oyuncuları. O zaman şunu soralım Tudor’a: Kendisi gelmeden önce bile, iki kenar oyuncusu yardım etmediği için rakibin beklerinin yıldız olduğu maçlar ortada iken hâlâ Yasin ve Bruma’dan bu yardımı bekliyor musun? Yediğin 2. gole bak, her şeyi anla. Ayrıca, Bruma ve Yasin bunu yapabilse, takımın başında hâlâ Riekerink olurdu zaten. Trabzon ve Beşiktaş maçlarındaki G.Saray’ın bana anlattığı tek şey vardı. Rakipten korkan ve kendi alanından çıkmayan bir takım. Heyecan, yedek kulübesi önünde olunca iyidir. Ama sahada yoksa, o zaman sadece kenarda şov olarak kalır.

 

Yazının devamı...