"Hakan Ünsal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hakan Ünsal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hakan Ünsal

Şimdilik rüzgar

18 Eylül 2017

Başakşehir, var olan oyun kalitesini yaptığı transferlerle başka bir seviyeye taşıdı. Forvet sıkıntısı Adebayor ile çözüldü. Tek problemi oyunu geriden kurma ya da baskı altında defansın hata yapması. Ersun hoca da buraya oynayarak sorunu büyüttü ve sonucu aldı. Trabzon’un, maçın başından golü bulduğu ana kadar olan ilk çeyrekte Başakşehir defansına yaptığı baskı ile sonuç alması kadar, Adebayor’un da sakatlanması önemli bir diğer gelişmeydi.

MAÇIN SEYRİNİ DEĞİŞTİREN AVCI OLDU

Golü bulana kadar doğru işler yapan Trabzonlu oyuncular, ilk yarının kalan bölümünde iyi yaptıkları işleri bırakınca sıradanlaştı ve golü yedi. Başakşehir takımının orta sahada hakim olmasını engelleyememek Trabzonspor’un ilk yarıyı kötü bitirmesine sebep oldu. Tabii Emre Belözoğlu gerçeğini de unutmamak lazım.

İkinci yarı dejavu gibiydi. Yine önde baskı, yine hataya zorlama, yine Burak Yılmaz.

Maçın seyrini değiştiren, maçı seyretmeyen Abdullah hoca oldu. Yaptığı müdahalelerle oyunu çevirdi. Ersun hoca, oyun 2-1 iken oyuna dahil olabilse kazanarak evine dönebilirdi.

Bildiğimiz Trabzonspor ‘fırtına’ ise bu Trabzonspor daha ‘rüzgar’ kıvamında...

MAÇIN ADAMI: BURAK YILMAZ

-

Yazının devamı...

Nerede kalmıştık

17 Eylül 2017

Kasımpaşa maçı, o taze başlangıca dönme maçıydı. Taraftarı ile baskılı oynamaya çalışan, kenarları iyi kullanan, orta sahada sert pres yapan ve savunması orta sahaya kadar çıkan bir Galatasaray gördük.

İlk yarım saat Galatasaray baskısına hızlı hücumla karşılık vermeye çalıştı Kasımpaşa. Trezeguet, Murillo ve Eduok ile hızlı hücumun tanımını yapacak kadar iyi çıkışlar da yaptılar. Galatasaray orta sahası, her ne kadar çabuk ve sert pres yapsa da bu hızlı hücumları kesmekte zorlandı. Çünkü, Kasımpaşalı oyuncular ya tek pasla çabuk oynadılar ve baskıyı kırdılar ya da direkt öndeki hızlı oyuncularına top attılar.

2 BÜYÜK SIKINTI

- G.Saray’da, biri bu maça diğeri genele özgü olan 2 sıkıntı vardı. Kasımpaşa maçına özgü sorun, final pası ve vuruşu ile ilgiliydi. İlk yarıda 4 pozisyonu olan Galatasaray, final pasında hata yapmasa bir o kadar daha pozisyon bulurdu.

Diğeri, bundan sonraki maçlarda da sorun olabilecek pres zamanlaması ve sayısı ile ilgili. Oyuncuların baskı isteği gayet iyi fakat bunu beraber ve doğru zamanda yapamazsan, orta sahada iyi pas yapan ve hızlı oynayan takımlara karşı pozisyon vermek daha kolay olur.

Bu sebeple, Tudor ‘İşler iyi gidiyor’ diyerek bu konuyu kenara bırakmamalı. Eğer baskı zamanlamasını doğru ayarlamayı başarırsa bu takım çok daha iyisini oynayabilir.

Maçın özeti şu: Müthiş taraftar, sağ kenarı işleyen Mariano, günlerdir aç kalan aslan gibi saldıran Ndiaye ve Fernando, klas gollerin adamı Gomis ve doğru işler yapan Tudor.

MAÇIN ADAMI: GOMİS

Yazının devamı...

Dejavu

11 Eylül 2017

Osmanlı deplasmanının başlarında Galatasaray’ı durdurmak adına kendi alanında kalıp yakın oynayan bir rakip vardı. İstediğini yapıyor gibi gözüktüğü yarım saat sonunda Galatasaray işi bitirmişti. Bu sefer önemli fark, Antalyaspor önde kaliteli oyuncuları olan bir takım olmasıydı.

Antalyaspor, oyun stratejisini Beşiktaş deplasmanında oynadığı anlayış üzerine kurdu. Adama adama oyun ama biraz daha üst versiyonu olan kendi sahasında oynamanın avantajını kullanıp rakibe önde baskı yapma.

Orta sahada Fernando, önünde Belhanda ve en önde Gomis’e, rakipleri yakın ve sert oynayınca ilk yarım saat zor geçti. Orta sahadaki savaş maç boyunca devam etti ve ikinci yarı bu sabamı kazanan Antalyaspor oldu.

İYİ VE KÖTÜ TUDOR

Tudor, ikinci yarıda doğru zamanda iyi hamle yaptı. İyi oynamayan Ndiaye’yi kenara alıp Selçuk ile orta sahada daha fazla topa sahip olmayı, diğer taraftan maçın bir başka etkisiz adamı Belhanda’yı etkin hale getirmeyi çalıştı. Fakat son bölümde, Antalyaspor’un baskısını kırmak adına hamle yapmakta geç kaldı ve golün gelmesini seyretti. Belhanda-Feghouli hamlesini 15 dakika erken yapsa bu kadar baskı yemezdi.

Galatasaray’ın puan kaybında Ndiaye, Belhanda ve Tolga gibi ilk haftaların etkili ayaklarının kötü oynaması baş rolü oynadı.

İkinci yarının büyük bölümünü çok erken sayılacak dakikalarda geriye yaslanarak oynamak, bundan önceki maçları unutup geçen sezonki Galatasaray’ı hatırlatan bir görüntü oluşturdu. İşte Tudor’un maçları ve dakikaları bunlar. Takımın Tudor’a, buralarda doğru zamanda devreye girmesine ihtiyacı var ve Tudor bunları yapamazsa sıkıntı olur.

Bu arada, çok iyi bir savunmacı olan

Yazının devamı...

3 soru 3 cevap

10 Eylül 2017

MEDEL gibi farklı pozisyonlarda oynayabilen bir futbolcunun oynatılmaması normal değil. Şampiyonlar Ligi’nin başlayacağı şu dönemde en azından 1-2 maç oynatılması gerekiyordu.

2.SORU: Atiba, Beşiktaş için vazgeçilmez bir oyuncu mudur?

BENCE ‘Beşiktaş’ta niye oynatılmadı’ diye düşünmemiz gereken isim Atiba. Çünkü Atiba bütün sistemin göbeğindeki en önemli dişli. Onu çıkardığın zaman dişli dağılmaya başlıyor.

3.SORU: Beşiktaş’ın geçen sezona göre temel sorunu ne?

EN önemli sorun, zengin kadronun doğru kullanılmaması. Negredo, Lens ilk 11’de oynadı ama hâlâ kısıtlı rotasyonla devam ediyor. Bu rotasyona girecek oyuncular çoğalmalı.

Yazının devamı...

Sabırlı oynadık öyle kazandık

6 Eylül 2017

Lucescu’nun Türkiye’de başarılı olduğu yıllarda, yerli oyuncu rezervi hem kalite hemde sayı olarak çok iyi seviyede idi. Yabancı sınırı diye isyan etmesinin sebebi de aslında bu yüzden. Elinde yeterli yerli oyuncu olsa yabancının serbest olması umurunda olmazdı.

Peki 7 oyuncu değiştirdik ve sonuç olarak bu denli etkisini gördük mü? Oynayanlar arasında Çağlar, Nuri ve Burak iyi durumda olanlardı. Bunlara Eskişehir’in büyük taraftar desteği eklenince daha dirençli gözüktük. Mücadele seviyemizi yukarı çektik ama organize olmakta zorlandık.

MODRIC NEDEN RAHAT?

Ben Hakan Çalhanoğlu’nun bizim takım için lüks olduğunu düşünüyorum. Hakan çok iyi bir frikikçi ve iyi bir şutör olabilir ama bizim takımımızın Hakan’ın bu özelliklerini kullanabileceği sistemi yada yapısı olmadığı için Çalhanoğlu oynanan maçların genelinde ya vasat yada kötü oynuyor. Dahası, Hakan oynadığı için Emre Mor ve Cengiz gibi doğal kenar oyuncularını da oynatamıyoruz.

Orta sahada Modriç ve Kovaciç etkinliğini kesemeyince oyuna hakim olmakta zorlandık. Hırvat takımının organizatörü, aklı, kaptanı, herşeyi Modriç’e maç boyunca markaj yapmamış olmamız da ayrı bir soru işareti. Modriç orta sahada hiç direnç görmeden top taşıdı, önde gitti asist yaptı, istediği herşeyi kolayca yaptı. Kaliteli bir adama bu kadar rahatlık verirsen o da şov yapar.

SAVAŞAN BİR TAKIM

Maçın ikinci yarısı, tabiri caizse taraftarın çoşkusu ve itmesi ile başladı. Bu anlamda stad seçiminin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Savunmanın ve özellikle Çağlar’ın iyi oyunu bizi ayakta tutarken, Oğuzhan’ın dvereye girmesi ve Emre Mor değişikliği etkisini gösterdi. Bu maç akılla ve sabırla oynanması gerekiyordu ve biz tam olarak bunu yaptık.

Bu maçın bize anlattığı ve dolayısı ile

Yazının devamı...

Ver coşkuyu...

26 Ağustos 2017

Galatasaray orta sahası Nil Nehri gibi. Göz alıcı ve verimli. Oturur seyredersin ama içine girersen paramparça olursun. Ndiaye’nin saldırgan oyunu, Fernando’nun sade ama verimli futbolu ve Belhanda’nın kalite katan ayaklarıyla birleşince ortaya etkili bir orta saha çıkıyor.

Bu orta sahayı görünce, son iki yılın şampiyonu Beşiktaş’ın başarılı ve etkili orta sahasının aynı düzeyde olmasa da farklı özellikteki versiyonunu görüyorum. Atiba’nın farklı ama aynı düzeyde faydalı hali Fernando, Oğuzhan’ın hem geriye yardım eden hem de önde iyi işler yapan muadili Ndiaye ve Sosa’nın hem koşan hem skor üreten hem de hazırlayan pozisyondaşı Belhanda...

TOLGA EKMEKÇİ!

Sivas karşısında geçtiğimiz  iki haftaya göre sıkıntılı bir ilk yarı oynandı. Bunun sebebi, arkadan oyunu başlatan Fernando, ortada hazırlayan Belhanda ve önde bitiren Gomis’ten oluşan omurgaya yakın ve baskılı oynamalarıydı. Tolga ve Rodrigues de içeriden oynamayı tercih edince pozisyon üretmekte zorlandı. Ama, içine Ronaldo kaçmış sezonun adamı Tolga çıktı ve işi bitirdi. Tolga’nın, attığı gollerin ötesinde bu 3 maçta yaptığı koşular, var olan temposunu doğru yerlerde bulunacak şekilde kullanması, takipçiliği, geri kazandığı özgüveni, kendi ve Galatasaray adına büyük avantaj.

YILDIZ AVCISI DÖNÜYOR

Sonuç olarak Galatasaray bu sezon puan kaybedecek, maç kaybedecek, kötü de oynayacak. Ama geçen sezonki pozisyonuna ve durumuna düşmeyecek. Oyuncu kalitesi, isteği ve mecburiyeti buna izin vermez. Ayrıca, bir takımın orta sahası oyuna ve skora ekstra katkı yapmaya başlamışsa ve de devam ettirirse, bu, yarıştaki varlığının ve en büyük aday olduğunun emaresidir.

MAÇIN ADAMI: TOLGA CİĞERCİ

Ne

Yazının devamı...

Aykut Hoca garantiye gitti

21 Ağustos 2017

Aykut Hoca bu konularda garantici bir teknik adamdır. Nitekim; ne kadar işi sağlama almak istese de, devre arasında üretkenlik açısından ‘hatayı’ görüp Giauliano’yu oyuna aldı.

Yazının devamı...

Favori belli oldu

20 Ağustos 2017

Sonuçta goller, asistler, tempo ve güzel oyun ortaya çıktı. Osmanlıspor tercihini, Galatasaray’ın hızlı ayakları Ndiaye ve Rodrigues’e koşu alanı bırakmama, Belhanda’ya asist zamanı tanımama ve Gomis’in rahat topla buluşmasını engelleme adına, ‘oyunu kendi alanında kabul etme’ şeklinde kullandı. Bülent Uygun hoca, Galatasaray’ın refleks olarak üzerine geleceğini bildiğinden önde klasik bir forvet yerine Aminu ve Serdar gibi hızlı oyuncular üzerinden planlarını uygulamaya koydu.

TAVİZSİZ VE SERT PRES

İlk çeyrekte işe yarar gibi gözüken ve Gomis’i az gördüğümüz, Belhanda’yı geri iten bu planı bozan; Galatasaray’ın belalısı duran topu avantaja çeviren Maicon oldu.

Galatasaray’ın iki maçta en dikkat çekici ve etkili yanı orta sahada yapılan tavizsiz ve sert pres. Kaptırılan toptan sonra Ndiaye, Belhanda, Fernando ve Tolga ile yapılan pres, sahanın bir başka bölgesinde en az 3 oyuncu ile yapılınca rakip çaresizce topu kaybediyor. Bu pres gücünde ve fiziki kalitede, sezonu çok erken açmanın etkili olduğunu unutmayalım.

BU SEZON ÇOK FARKLI

Geçen sene de Galatasaray topa ve oyuna hakim bir takımdı. Topla oynama yüzdeleri iyiydi. Ama bu sene bir başka büyük fark var ki, o da topa ve oyuna hakim olmanın ötesine geçip rakibe de hakim olmaya başladı. Topa, oyuna ve rakibe hükmeden, istediği şekile sokan bir takım oldu. Bunda yapılan etkili prese öne çıkarak destek veren Maicon ve defansın da katkısı büyük. Geri kaçmak yerine, öne hızlı oynayan takıma orta sahaya kadar çıkarak destek veren ve takımın ekonomik oynamasını sağlayan savunma doğru iş yapıyor.

Takımda kaliteli oyuncuların sayısı fazlalaşınca Tudor’un da işi kolaylaşıyor. Baksanıza Tolga neler yapıyor... Çevresinde yetenekli oyuncular olunca daha fazla verim veriyor. Benzer durum Tudor için de geçerli. Şimdi elinde kaliteli ve kendilerini ispat çabasında olan oyuncular var. Bu oyuncuların performansı lige yansıyınca Tudor’un geçen sezon yaptıkları unutulacak ve kötü imajı silinecek.

MAÇIN ADAMI: GOMIS

Yazının devamı...