"Hakan Ünsal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hakan Ünsal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hakan Ünsal

Çok eskidendi...

2 Nisan 2018

İlki, rakibini iyi analiz etmesi ve tedbirleri alması. İkincisi, elbette Tudor gibi bir hocaya karşı oynuyor olmasıydı.

Bugün ise, 2 tane etken önemli değişimin sebebi oluyor. İlki, Fatih Hoca’nın geldikten sonra takımın oyun planını pozitif değiştirmesi, ikincisi ise takımın iç sahada çok çoşkulu ve istekli oyunu.

TARAFTAR DEVREDE...

Tabi burada en önemli itici güç taraftar. G.Saray taraftarı son yıllardaki en bilinçli, en etkili taraftar konumunda. Oyuna nasıl ve nerde dahil olacağını, rakibi nasıl etkileyeceğini bilerek, küfür etmeden ve şampiyonluğa inanarak çok ciddi destek veriyor. Kendi oyuncusuna pozitif destek verirken, rakibe tam bir deplasman yaşatan Galatasaray taraftarı işini tam olarak yapıyor.

Maçın ilk çeyreği tam bir Galatasaray iç saha klasiği olarak geçti. Oyuna ve topa hakim olma, rakibe çok etkili ve doğru baskı ile net pozisyonlar...

Maçın başında gelen gol, Rıza Hoca’nın planlarına darbe vururken, diğer taraftan Galatasaray’ın baskı hissetmesini engelledi. İlk yarıda kaptan Selçuk’un direkt, çabuk ve öne pasları oyunun hızını artırırken, Gomis’in gelen topları saklama ve servis becerisi ceza alanı etkinliğini artırdı. Rodrigues, Nagatomo ve Mariano kenar hücumlarını organize ederken, en kritik final paslarını atamayan Belhanda işin erken bitmesine engel oldu.

KISA DEVRE...

İkinci

Yazının devamı...

Golsüz ama heyecanlı

18 Mart 2018

Galatasaray açısından Fernando’nun oynuyor olması ciddi fark oluşturdu. Sakin hali, pozisyonu okuma becerisi ve net pasları ile orta sahada rakibin üstünlüğünü engelledi.  Takımdaki herkesin istisnasız disiplin gösterdiği sisteme uyma ve denileni yapma durumu, Galatasaray’ın ilk yarıyı rahat ve fazla sorun yaşamadan geçirmesini sağladı. Fakat bu istenileni yapma durumu, arkalarına iyi yardım eden Rodrigues ve Feghouli’nin kenarları etkin kullanamama ve dolayısıyla Gomis’ten uzak bir oyuna, o da az pozisyona sebep oldu.

FERNANDO ÇIKINCA

İkinci yarının başıyla beraber, Galatasaray silahlarını kullanmaya başladı. Özellikle Rodrigues ile etkili olan ve net pozisyonlar bulan Galatasaray, ikinci yarının ilk çeyreği çok iyi oynadı. Fakat iyi oynanan bu dönemde Fernando’nun çıkışı dengeleri değiştiren kötü haberdi.

Aykut Hoca, 6 puanlık farkı düşünerek ve doğal olarak elindeki hücumcuları aldı. Fatih Hoca bu hamlelere karşın orta saha direncini canlı tutmaya çalıştı. Bu bir anlamda skoru tutma amaçlıydı ama Fernando’nun olmayışı ve son bölümde gol yememe düşüncesi ile beraber Fenerbahçe bir ara oyunun ve pozisyonların hakimi oldu.

Son yıllardaki en heyecanlı derbi oldu. Üstelik maç golsüz bitmesine rağmen. Galatasaray için yarışta önemli sayılacak bir avantajı barındıran puan oldu. Hem rakibi geride tuttu hem de moral avantajını cebine koydu.

NE EKSİKTİ?

1- Mariano’nun akıl dolu pasları ve ortaları.

2- 

Yazının devamı...

Erken uyarı

12 Mart 2018

1-) Geçen haftaki 7-0’lık galibiyetin tribüne olumlu ama sahaya olumsuz etkisi.

2-) Nagatomo’ya atılan ters topların hiçbirinin tutmaması.

3-) Maçın başında mağlup duruma düşülmesi.

4-) Gomis’in penaltı kaçırması.

5-) Donk’un, karşısındaki kalabalık set nedeniyle yana oynamak zorunda kalması.

6-) Volkan Şen ile Skubic’in kendi bölgelerini çok iyi kullanması.

7-) Eto’o’nun topu tutarak ve faul alarak takımını rahatlatması.

8-) Galatasaray savunmasının dağınık, geç kalan ve hata yapan hali.

Yazının devamı...

‘Fobi’den ‘hobi’ye

4 Mart 2018

İstatistik olarak bir deplasman galibiyeti ama Türk Telekom’da oynanan maçlardaki coşkunun gerisinde kalan ve şampiyonluk için belirleyici olacak deplasman maçları adına aldatıcı. İki farklı ligin takımının maçını seyrettik. Öyle ki, çeliği eritecek, demiri bükecek kadar etkili oynadı Galatasaray. Deplasman fobisini, deplasman hobisine çevirdi bir maçlık.

Kazancı yok mu? Var elbette. Moral, keyifli bir oyun, iyi bireysel performanslar, istatistiklere artılar, ilkler, Fernando’nun dönüşü ve en önemlisi ‘Gol krallığı’nı ilan eden Gomis. Çok erken denilebilir belki ama konu Gomis ise ve doğru topları attığınızda gol yapma ihtimali yüksek bir oyuncudan bahsediyorsak ligin gol kralı olmuştur artık.

Galatasaray daha ilk yarıda tarihi farka giderken, Gomis’i krallığa götüren bitiriciliği, Rodrigues’in sol kenarı Nagatomo ile birlikte dümdüz etmesi, Mariano’nun akıl dolu pasları ve kendi çizgisini nefis kullanmasını, Donk’un yeniden doğuşunu, Feghouli’nin asistlerini ve Fernando Muslera’nın yalnızlığını seyrettik.

HADİ GİDELİM!..

Galatasaray taraftarı için, devre arasında, “Yol uzun, hadi çıkalım maç bitti nasılsa” diyecek kadar rahat geçen bir deplasmandı. İlk yarı bittiğinde, her iki takımın teknik adamına, oyuncularına, taraftarlarına hatta hakemlere sorsanız hepsi, “İkinci yarıyı oynamaya gerek yok” derdi.

Benim için değerli olan ise, Galatasaraylı oyuncuların daha ilk yarıda bitmiş maçta rakibine karşı saygısızlık yapmadan maçı tamamlamış olmalarıydı.

MAÇIN ADAMI: GOMIS

KARABÜK deplasmanında daha ilk 45 dakika bitmeden maçın adamı oldu zaten. Sadece maçın adamı değil

Yazının devamı...

Finalist...

28 Şubat 2018

En fazla kupayı almış olmanın özgüveni ve iki ayaklı maçlar olmasının rahatlığı ile birleşince, ne gerekiyorsa, nasıl oynaması lazımsa onu veriyor sarı kırmızılılar.

İkinci maçı içerde oynamanın ve Türk Telekom Stadı’ndaki coşkulu, etkili oyunun avantajını da ekleyince, sakin, içerdeki maçta işi bitirme stratejisi ortaya koyan bir takım seyrettik. Üstelik forvetsiz, kenarsız ve oyun aklı olmadan bu işleri yaptılar.

Latovlevici’nin niye oynamadığını, Sinan’nın bu kadar yetenekli olmasına ve golünü atmasına rağmen neden kenarda beklediğini, Belhanda’nın kötü oynadığında nasıl çekilmez olduğunu bu maçta yine gördük.

Ama diğer taraftan, forma şansı zor olmasına rağmen kendini hazır tutan ve golünü atarak mesaj veren Ahmet’i, lig ya da kupa fark etmeden aynı konsantrasyonla oynayan Serdar’ı, eski görüntüsünden uzak istekli gözüken ve çabalayan Kaptan Selçuk’u ve oyuna girer girmez çehreyi değiştiren Gomis’i de gördük.

Yazının devamı...

Muhteşem ikili

24 Şubat 2018

Benzer durumda Tudor olsa paramparça olmuştu. Taraftarın ve kulübün hocaya olan inancı, bu duruma tepki gösterilmesini önleyen yegane sebep. Bursaspor maçı, derbi haftasında bir kez daha kaçırılmayacak kadar önemli 3 puanın ve moralin anahtarıydı.

Fernando’nun yokluğu haftalardır Galatasaray için sıkıntı yaşatırken, Mariano gibi hücumcu ve akıllı bir beki tercih etmemesi de hoca tarafından oluşan başka bir sıkıntı. Kaldı ki bu kararıyla hoca kendisiyle çelişiyor. Takımlarında her zaman hücum tarafı iyi bekleri oynatan ama Mariano gibi tam istediği tarz bir beki oynatmaması form kriterinin dışında bir sorun olduğunu gösterir. Zira Linnes, Mariano’nun yanında sıradan bek kalır.

Gomis’in geçen hafta maçın başında yaşadığı sıkıntı ve sonrası oyundan düşmesi, Galatasaray’ı da düşürmüştü. Pozisyon alma becerisi çok yüksek olan Gomis, doğru paslar geldiğinde nasıl bir kalite olduğunu attığı goldeki 1. sınıf vuruşu ile gösterdi. Attığı gol güzel olduğu kadar, Bursa’nın direncini erken kırıp takımın rahatlatması açısından da değerliydi. Gomis’e yeter ki doğru paslar atın ve sonra topu fileden alın.

GARRY DURMAZ!

Belhanda, ceza alanına yakın oynamanın karşılığını, rakibini attırarak ve asist ile gördü. Kırmızı kart işi kolaylaştırdı ama fişi çeken, haftalardır takımın en formda ve etkili adamı Garry Rodrigues oldu. Yine çok etkili yine çok verimliydi. Tarzı, sürati, çabukluğu ve formu ile Bruma kadar yetenekli ama ondan daha iyi özelliklere sahip Rodrigues, şu anda Fatih Hoca’nın oyundaki önemli kozu ama asıl Galatasaray yönetiminin en büyük kozu olacak. Serdar Aziz, korkmadan savaşmasının karşılığını bazen golle ama bazen sakatlık yaşayarak alıyor. Oynadığı sürece Maicon ile uyumu sayesinde savunmada iyi işler yapıyor.

Maçın ikinci yarısı oyuncular için rahat, taraftar için zevkli, yönetim için keyifli geçti. Fakat asıl sorun dev gibi karşıda duruyor. Deplasmanda neden bu oyun ve skorlar yok? Arada bu kadar fark olması normal değil ve Fatih Hoca bunu çözemezse bahanesi olamaz. Çünkü o zaman Tudor’dan farkı kalmaz..

MAÇIN ADAM(LAR)I: GOMIS-RODRIGUES

BİRİ devamlı atıyor, diğeri hem atıyor hem attırıyor. İkisi de durmak bilmiyor. Böyle devam ederse Gomis-Rodrigues ikilisi Galatasaray’ı şampiyon

Yazının devamı...

Emanet liderlik

19 Şubat 2018

Lacivert beyazlı ekip, tercihini yine kendi alanında kalma ve hızlı çıkışlar üzerine kurarken, Galatasaray savunmasını öne çıkaran, orta sahasını daha önde baskı yapmaya gönderen ve maçın ilk yarısında istediği oyunu oynayan, baskıyı kurup golü bulan taraftı. İlk yarıda Kasımpaşa ayakta kalmaya çalışırken;

1- Saha yayılımında ve kendi alanında kalabalık olmaya,

2- Kenarda Rodrigues’e tek yakalanmayacak şekilde tedbir almaya,

3- Feghouli’yi kalabalığın içine iterek orada eritmeye ve etkişizleştirmeye özen gösterdi.

Galatasaray’ın hiç vazgeçmediği, bazen risk de oluşturan önde baskısı oyuna hakim olmayı sağladı. Ama asıl gücünü ve yıkıcı etkisini ortaya çıkaran Donk oldu. Kendi sahasında topu ilk aldığı an ile Rodrigues’e attığı nefis pas arasında yaptığı işler ayakta alkışlanacak cinstendi. Rodrigues’in sadece topu değil, takımı öne taşıyan deparları, etkili oyunu ve gol vuruşu ile Selçuk’un gol olmayan 2 şutu ilk yarıda akılda kalanlardı.

Fatih Hoca, ilk yarıda yaptırdığı baskının sonuç verdiğini görünce, seviyeyi bir üste çıkarmak ve kazanmak adına, ikinci yarıyı Eren’i içeri ve devamında da iyi oynamayan Feghouli’yi kenara alarak oynadı. Bu hamleler, Kemal Hoca’nın işine yarayan ve planının tutmasını sağlayan tercihler oldu. Özellikle, Serdar’ın çıkışı sonrası takım savunmasındaki dağılma dikkat çekiciydi. Ne Yasin ne de Sinan, oyuna girdikten sonra takıma katkı sağlayabildi. Rodrigues’in yorulması, Selçuk’un oyundan düşmesi ve Gomis’in erken kopması iyi oynanan bir maçın kaybedilmesine sebep oldu.  

MAÇIN ADAMI: RODRIGUES

ADAM geçmeyi sıradanlaştıran, çabukluğu ve sürati sıradışı ve tek başına takımı ayakta tutmaya çalışan

Yazının devamı...

Aşırı doz...

13 Şubat 2018

Gomis’in, Sivasspor maçından sonra tazelenen ve toparlanan performansı ile ligin başındaki formuna dönmesi, Galatasaray’ı ve hücum çeşitliliğini başka seviyelere çekiyor. Rodrigues’in özelliklerini en verimli kullandığı bir 45 dakikada, rakibin ayakta kalması çok zordu. Galatasaray, Rodrigues’i bu şekilde kullanmayı sürdürürse hem çok etkili, hızlı kontra ataklar ve bol pozisyonlar üretir hem de rahat maç kazanır.

OLUMLU SİNYAL

Nagatomo, fırsatını bulduğu anda yaptığı bindirmeler, çabukluğu ve hücuma yaptığı katkı ile uzun zamandır iyi bir sol bek beklentisi olan Galatasaray taraftarınının özlemini giderecek sinyalleri verdi. Feghouli, kalitesini ve hızını kaleden uzak noktalar yerine sonuç alacağı yerlerde kullanmaya başlayınca, pozisyon sayısı ve oyundaki varlığı artmaya başladı.

Donk’un sade ama sert oyunu, kaptan Selçuk İnan’ın düzelen morali ve tecrübesi ile takıma liderlik yapması, Serdar ile Maicon’un uyumu öne çıkan detaylardı. Belhanda’nın istekli hali de dikkat çekti.

MARIANO ŞART

Linnes’in performansı, eğer takımda Mariano gibi bir oyuncu olmasa yeterli görülebilirdi ama Mariano varken, Martin Linnes vasat kalır. Belhanda, kendine tanınan fırsatları bu şekilde harcarsa, belki bu sezon oynamaya devam eder ama seneye başka takımda oynar.

İkinci yarı, yüksek başlayıp sonradan düşen bir tempoda oynandı. Ama düşmeyen, takımın pozisyon üretme isteği ve kalitesiydi. Antalyaspor karşılaşma boyunca hiç oyuna giremedi, daha doğrusu Galatasaray o kadar fazla istedi ki Antalyaspor ne yaparsa yapsın fırsat bulamadı.

MAÇIN ADAMI: GOMİS

Yazının devamı...