"Hakan Ünsal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hakan Ünsal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hakan Ünsal

İçeride deplasmanı yaşatmak

19 Nisan 2018

Bu şekilde görülmesi doğaldı ama taraftar açısından.

Oyuncular ciddiyeti bırakınca işler değişir.

Başakşehir’e karşı sezonun en ciddi ve disiplinli oyununu oynar ve hata yapamdan maç kazanırsın, Akhisar’a sezonun en ciddiyetsiz ve kötü oyununu oynar finali kaybedersin.

Maç, Okan Hocanın senaryosu ile başladı. İlk maçı kendi sahanda kaybetmişsin, çok zor bir deplasmanda oynayacaksın ve turu geçmek istiyorsun. Tek isteğin ilk dakikalarda gol atmak olurdu ve Akhisar bunu yaptı.

Yazının devamı...

Taktik de var bam bam da!

16 Nisan 2018

Beklendiği gibi iç saha maçlarındaki istekli ve baskılı oyunuyla başladı Galatasaray... 15 dakika süren ve yüksek tempo, fazlaca ikili mücadele, gerginlik, oyun disiplini ve Rodrigues barındıran bölüm sonrasında oyun dengelendi.

Rakibin önemli ayaklarına önlem alan ve etkilerini azaltan Galatasaray, kendi silahlarını devreye sokamadı.

1- Rodrigues haricinde Feghouli ve Belhanda devreye girebilseydi, pozisyon üretmek bu kadar zorlaşmazdı.

2- Orta sahada Fernando ya da Donk’tan biri sorumluluk alsaydı, takımı rakip alanda tutmak daha kolay olurdu.

3- Adebayor’un top alması engellenseydi rakip dinlenemez, takım fazla geri koşmaz ve daha çok baskı olurdu.

4- Pas hızı ve yön değiştirme daha çabuk olsa, rakibin dengesini bozup pozisyona girmek daha kolay olurdu.

BU OYUN REFERANS OLUR...Maçın genelinde, Galatasaraylı oyuncuların mücadelesi ve verilen taktiğe uymaları iyiydi. Fakat karşılarındaki rakip, tam da bu işi en iyi yapan takımların başında geliyordu. Dolayısı ile böyle bir rakibe karşı tavizsiz, sabırlı bir oyun disiplini ile en iyi bildiğini devamlı yapman lazım.

Galatasaray’ın kazanmasını sağlayan da bu oldu. Hem taktik disiplini hem oyun disiplini hem de kora kor savaş. İkili mücadelede ayakta kalan, baskıyı ve tempoyu yüksek tutan Galatasaray son dönemde maçın tamamında en istekli ve en agresif oyununu oynadı.

Yazının devamı...

Deplasman demeyin

10 Nisan 2018

Gençler’in toparlanan savunması, Galatasaray’ın deplasman sıkıntısına eklenince maçın zor geçeceğini öngörmek zor değildi. Galatasaray, benzer sıkıntıları yaşayabileceği maçları ya erken golle ya da öne geçen taraf olarak çözdü.

ŞEHiR SAVUNMASI GiBi!

Ümit Hoca’nın Galatasaray’a karşı önce ve sadece savunmayı düşünmesi doğaldı. Çünkü, kafa kafaya oynamaya çalışsa biliyor ki daha yarım saatte biterdi iş. İlk yarıda ciddi ve sıkı savunma ile Galatasaray’ın önemli ayaklarını bir bir eritti orta saha potasında. Bunu da Galatasaray’ın bir deplasmanda oynadığı en baskılı ilk yarı oyununa rağmen başardı.

Kenarda Mariano ve Nagatomo’nun çıkışını engellerken, Feghouli ve Rodrigues’e de alan bıraktırmadı. Kenardan oynamak isteyen G.Saray’ı orta sahanın kalabalık ve boğucu ortamına çekerek tuzağa düşürdü. G.Saray maçın büyük bölümünde tek kale oynadı. İstatistiklere ciddi katkısı olacak kadar pas yaptı. G.Birliği zaten bunu kabul ederek başladı ve oynadı. Ama sadece pasla olmuyor. Adam geçmiyorsan, şut atmıyorsan, ceza alanına top indiremiyorsan antrenman maçına döner iş ve büyük yara alırsın.

BELHANDA?

Bu maçlar benim için yetenekli oyuncuların sınavıdır. Sorumluluk alma, kaliteni gösterme ve oynadığın bölgenin hakkını verme zamanıdır. Sneijder bu tarz rakiplere karşı çok maç oynadı ve farkını ortaya koydu. Belhanda, takımın zorlandığı bir maçta sıradan orta saha oyuncusu gibiydi. Ne etkili bir şut, ne ceza alanına yakın yerlerde adam eksiltme, ne de pozisyon hazırlayacak iyi paslar.

BASKI BÜYÜK ETKi KÜÇÜK

1- Kenardan etkili ve dengeli oyun kurmasına izin verilmedi.

Yazının devamı...

Çok eskidendi...

2 Nisan 2018

İlki, rakibini iyi analiz etmesi ve tedbirleri alması. İkincisi, elbette Tudor gibi bir hocaya karşı oynuyor olmasıydı.

Bugün ise, 2 tane etken önemli değişimin sebebi oluyor. İlki, Fatih Hoca’nın geldikten sonra takımın oyun planını pozitif değiştirmesi, ikincisi ise takımın iç sahada çok çoşkulu ve istekli oyunu.

TARAFTAR DEVREDE...

Tabi burada en önemli itici güç taraftar. G.Saray taraftarı son yıllardaki en bilinçli, en etkili taraftar konumunda. Oyuna nasıl ve nerde dahil olacağını, rakibi nasıl etkileyeceğini bilerek, küfür etmeden ve şampiyonluğa inanarak çok ciddi destek veriyor. Kendi oyuncusuna pozitif destek verirken, rakibe tam bir deplasman yaşatan Galatasaray taraftarı işini tam olarak yapıyor.

Maçın ilk çeyreği tam bir Galatasaray iç saha klasiği olarak geçti. Oyuna ve topa hakim olma, rakibe çok etkili ve doğru baskı ile net pozisyonlar...

Maçın başında gelen gol, Rıza Hoca’nın planlarına darbe vururken, diğer taraftan Galatasaray’ın baskı hissetmesini engelledi. İlk yarıda kaptan Selçuk’un direkt, çabuk ve öne pasları oyunun hızını artırırken, Gomis’in gelen topları saklama ve servis becerisi ceza alanı etkinliğini artırdı. Rodrigues, Nagatomo ve Mariano kenar hücumlarını organize ederken, en kritik final paslarını atamayan Belhanda işin erken bitmesine engel oldu.

KISA DEVRE...

İkinci

Yazının devamı...

Golsüz ama heyecanlı

18 Mart 2018

Galatasaray açısından Fernando’nun oynuyor olması ciddi fark oluşturdu. Sakin hali, pozisyonu okuma becerisi ve net pasları ile orta sahada rakibin üstünlüğünü engelledi.  Takımdaki herkesin istisnasız disiplin gösterdiği sisteme uyma ve denileni yapma durumu, Galatasaray’ın ilk yarıyı rahat ve fazla sorun yaşamadan geçirmesini sağladı. Fakat bu istenileni yapma durumu, arkalarına iyi yardım eden Rodrigues ve Feghouli’nin kenarları etkin kullanamama ve dolayısıyla Gomis’ten uzak bir oyuna, o da az pozisyona sebep oldu.

FERNANDO ÇIKINCA

İkinci yarının başıyla beraber, Galatasaray silahlarını kullanmaya başladı. Özellikle Rodrigues ile etkili olan ve net pozisyonlar bulan Galatasaray, ikinci yarının ilk çeyreği çok iyi oynadı. Fakat iyi oynanan bu dönemde Fernando’nun çıkışı dengeleri değiştiren kötü haberdi.

Aykut Hoca, 6 puanlık farkı düşünerek ve doğal olarak elindeki hücumcuları aldı. Fatih Hoca bu hamlelere karşın orta saha direncini canlı tutmaya çalıştı. Bu bir anlamda skoru tutma amaçlıydı ama Fernando’nun olmayışı ve son bölümde gol yememe düşüncesi ile beraber Fenerbahçe bir ara oyunun ve pozisyonların hakimi oldu.

Son yıllardaki en heyecanlı derbi oldu. Üstelik maç golsüz bitmesine rağmen. Galatasaray için yarışta önemli sayılacak bir avantajı barındıran puan oldu. Hem rakibi geride tuttu hem de moral avantajını cebine koydu.

NE EKSİKTİ?

1- Mariano’nun akıl dolu pasları ve ortaları.

2- 

Yazının devamı...

Erken uyarı

12 Mart 2018

1-) Geçen haftaki 7-0’lık galibiyetin tribüne olumlu ama sahaya olumsuz etkisi.

2-) Nagatomo’ya atılan ters topların hiçbirinin tutmaması.

3-) Maçın başında mağlup duruma düşülmesi.

4-) Gomis’in penaltı kaçırması.

5-) Donk’un, karşısındaki kalabalık set nedeniyle yana oynamak zorunda kalması.

6-) Volkan Şen ile Skubic’in kendi bölgelerini çok iyi kullanması.

7-) Eto’o’nun topu tutarak ve faul alarak takımını rahatlatması.

8-) Galatasaray savunmasının dağınık, geç kalan ve hata yapan hali.

Yazının devamı...

‘Fobi’den ‘hobi’ye

4 Mart 2018

İstatistik olarak bir deplasman galibiyeti ama Türk Telekom’da oynanan maçlardaki coşkunun gerisinde kalan ve şampiyonluk için belirleyici olacak deplasman maçları adına aldatıcı. İki farklı ligin takımının maçını seyrettik. Öyle ki, çeliği eritecek, demiri bükecek kadar etkili oynadı Galatasaray. Deplasman fobisini, deplasman hobisine çevirdi bir maçlık.

Kazancı yok mu? Var elbette. Moral, keyifli bir oyun, iyi bireysel performanslar, istatistiklere artılar, ilkler, Fernando’nun dönüşü ve en önemlisi ‘Gol krallığı’nı ilan eden Gomis. Çok erken denilebilir belki ama konu Gomis ise ve doğru topları attığınızda gol yapma ihtimali yüksek bir oyuncudan bahsediyorsak ligin gol kralı olmuştur artık.

Galatasaray daha ilk yarıda tarihi farka giderken, Gomis’i krallığa götüren bitiriciliği, Rodrigues’in sol kenarı Nagatomo ile birlikte dümdüz etmesi, Mariano’nun akıl dolu pasları ve kendi çizgisini nefis kullanmasını, Donk’un yeniden doğuşunu, Feghouli’nin asistlerini ve Fernando Muslera’nın yalnızlığını seyrettik.

HADİ GİDELİM!..

Galatasaray taraftarı için, devre arasında, “Yol uzun, hadi çıkalım maç bitti nasılsa” diyecek kadar rahat geçen bir deplasmandı. İlk yarı bittiğinde, her iki takımın teknik adamına, oyuncularına, taraftarlarına hatta hakemlere sorsanız hepsi, “İkinci yarıyı oynamaya gerek yok” derdi.

Benim için değerli olan ise, Galatasaraylı oyuncuların daha ilk yarıda bitmiş maçta rakibine karşı saygısızlık yapmadan maçı tamamlamış olmalarıydı.

MAÇIN ADAMI: GOMIS

KARABÜK deplasmanında daha ilk 45 dakika bitmeden maçın adamı oldu zaten. Sadece maçın adamı değil

Yazının devamı...

Finalist...

28 Şubat 2018

En fazla kupayı almış olmanın özgüveni ve iki ayaklı maçlar olmasının rahatlığı ile birleşince, ne gerekiyorsa, nasıl oynaması lazımsa onu veriyor sarı kırmızılılar.

İkinci maçı içerde oynamanın ve Türk Telekom Stadı’ndaki coşkulu, etkili oyunun avantajını da ekleyince, sakin, içerdeki maçta işi bitirme stratejisi ortaya koyan bir takım seyrettik. Üstelik forvetsiz, kenarsız ve oyun aklı olmadan bu işleri yaptılar.

Latovlevici’nin niye oynamadığını, Sinan’nın bu kadar yetenekli olmasına ve golünü atmasına rağmen neden kenarda beklediğini, Belhanda’nın kötü oynadığında nasıl çekilmez olduğunu bu maçta yine gördük.

Ama diğer taraftan, forma şansı zor olmasına rağmen kendini hazır tutan ve golünü atarak mesaj veren Ahmet’i, lig ya da kupa fark etmeden aynı konsantrasyonla oynayan Serdar’ı, eski görüntüsünden uzak istekli gözüken ve çabalayan Kaptan Selçuk’u ve oyuna girer girmez çehreyi değiştiren Gomis’i de gördük.

Yazının devamı...