"Mete Tamer Omur" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mete Tamer Omur" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mete Tamer Omur

Bulaşıkçılıktan zincir restorana

23 Nisan 2017

1987’de ise yeni bir umutla Ayvalık’a gelir. Deniz ürünleri konusunda usta bir ismin yanında çalışmaya başlar. Kerem Aksaç, 4 yıl sonra ustasının da desteğini alarak Kardeşler Kebap’ı açar. Zamanla işleri büyüten Aksaç, mekan sayısını 5’e çıkarır. ‘Artık büyük kentlere açılma zamanı’ diyen Aksaç, 2015’te Ayvalık Balıkçısı Kerem ile İzmir’de faaliyet göstermeye başlar. Bir yandan Ayvalık’ta otel açmaya hazırlanan Kerem Aksaç, bir yandan da Ayvalık Balıkçısı Kerem’i zincir haline getirmek için yoğun bir mesai harcıyor.


KEREM Aksaç.... ‘Doğduğun yer değil, doyduğun yer’ felsefesiyle Ayvalık’ın ona verdiklerini çalışarak geri ödemeye çalışan ve bu alanda ilçenin kalkınmasına katkı sağlayan mekanlar açan bir girişimci. Sınırlı sermayeyle hayata geçirdiği mekanlara en son Ayvalık Balıkçısı Kerem’i ekleyen Kerem Aksaç, hem mücadele dolu girişimcilik serüvenini hem de gelecek planlarını anlattı. 1972 Hakkari doğumlu Kerem Aksaç, ekonomik durumu sıkıntılı bir ailede büyür. 11 kardeşin 8 numarası olan Kerem Aksaç, o dönemi şöyle anlattı:


KADERİ AYVALIK’TA DEĞİŞTİ

Yazının devamı...

Temizliğin profesyoneli

16 Nisan 2017

Birçok farklı işte deneyim kazanır. İktisat okuduğu yıllarda ise çöp tesisleri kuran yabancı bir şirketin şantiyelerinden sorumlu olur. Serdar Koç, üniversitenin ardından da kimya mühendisi olan eşi Şehnaz Koç ile kendi işini kurma kararı alır. Koç çifti, yabancı sermayenin hakim olduğu profesyonel temizlik ürünleri sektöründe 1994’te Neta Kimya olarak üretime başlar. Serdar Koç, bugün kritik öneme sahip 10’un üzerinde sektörün sorunlarına çözüm üretiyor. Hem Türkiye’de hem de yurt dışında sektörünün önemli bir aktörü olmayı başaran Serdar Koç, şimdi hem ihracatı artırmak hem de yurt dışında tesis kurmak istiyor.

 

SERDAR Koç... Yaptığı her işi yatırıma dönüştüren, ürün çeşidini sürekli artıran ve yabancı firmaların hakim olduğu sektöründe rekabetçi anlayışla başarıyı yakalayan bir girişimci. Eşi Şehnaz Koç’un yanı sıra ikinci kuşağında gücünü arkasına alan Neta Kimya’nın kurucularından Serdar Koç, girişimcilik serüveni ile geleceğe dair planlarını aktardı. 1962 İzmir doğumlu ve memur bir babanın çocuğu olan Serdar Koç, hayatı boyunca hep çalıştığın söyleyerek, şöyle devam etti:


ÜNİVERSİTEDE BÜYÜK SORUMLULUK
“Menemen’de bahçeli bir evimiz vardı. Orada da ineklerimiz vardı. Onların bakımı ve sağımından sorumluydum. Daha sonra ise her yaz birçok işte çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde iktisat okuduğum yıllarda da bu çalışma temposu devam etti. Ve bu süreçte çöp tesisleri kuran bir Fransız şirkette işe girdim. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde tesisler kuruyorlardı. Zamanla oluşan güvenle şantiyelerden sorumlu kişi konumuna geldim. 14 tane çöp fabrikası kurduk. 8-9 yıllık profesyonel iş hayatının ardından da eşim Şehnaz Koç ile kendi işimizi kurma kararı aldık. Benim hep aklımda üretim odaklı kendi hikayemizi yazmak gibi planlarım vardı. Eşimin de kimya mühendisi olması nedeniyle temizlik ürünleri alanında yol almak istedik.”


Yazının devamı...

Gözünü kararttı ameliyatları aydınlattı

10 Nisan 2017

Meslek lisesinde okuduğu yıllarda anten montajı, TV, radyo, buzdolabı tamiratı yapar. Hasan Hüseyin Kara, lisenin ardından da öğretmeninin çalıştırdığı dükkana ortak olur. Girişimcilik serüveni kısa süren Kara, Sağlık Bakanlığı’nda kariyerine yön verir, 14 yıllık memuriyetin ardından Etkin Tıbbi Cihazları kurar. Hasan Hüseyin Kara, teknik bakım ve satışın yanına 2012’de Türkiye’de ilk olan LED’li ameliyat lambasının üretimini ekler. Bugün yerli üretici olarak bu alanda önemli bir aktör olan Kara, 4 yeni ürün için ise gün sayıyor. Bunlardan biri de radyoloji alanında kullanılan kurşunsuz kurşun önlük...


HASAN Hüseyin Kara... Her kazandığını aşık olduğu işine yatıran, AR-GE ve inovasyona olan inancıyla da yabancıların hakim olduğu bir alanda yerli üretici olarak yol alan bir girişimci. Başarının tesadüf olmadığını kanıtlayanlardan biri olan Etkin Tıbbi Cihazlar’ın kurucusu Hasan Hüseyin Kara, hem girişimcilik öyküsünü hem de ilkelerin hakim olduğu gelecek planlarını anlattı. 1964 Gaziantep doğumlu olan Hasan Hüseyin Kara, kalabalık bir ailede büyür. Babasının Gaziantep’te tatlıcılık yaptığını söyleyen Hasan Hüseyin Kara, hikayenin devamını şöyle aktardı:

 

İZMİR’E TAŞINDI VE KADERİ DEĞİŞTİ
“Babam daha sonra çalışmak için Belçika’ya gitti, ama bu 1 yıl sürdü. 1966’da İzmir’e taşındık. İşte bizim kaderimizin değişmesi de böyle başladı. Karabağlar’da bir gecekonduya yerleştik. Babam manavlık yapıyordu. 7 kardeşin 2 numarası olduğum için benim üzerimde de sorumluluk vardı. İlkokula başladığım gibi çalışma hayatının içinde buldum kendimi. Karoserci, polisajcıda çalıştım. Yeri geldi inşaatta çalıştım, yeri geldi tütün kırarak ev ekonomisine katkı sağladım. Daha sonra ise Atatürk Endüstri Meslek Lisesi’nde elektronik okumaya başladım. Bu süreçte de elektronik okuduğum için tamir bakım onarım işlerine başladım. Buzdolabı tamircisinin yanında çalıştım.”

Yazının devamı...

O gün babası engelledi şimdi zincir oldu

3 Nisan 2017

Üniversiteye kadar da babasının ‘senin görevin okumak, çalışmak değil’ sözüne uyar. Mehmet Geren, turizm okuduğu İzmir’de iş hayatına ilk adımını atar. Geren, uzun yıllar özel sektör deneyiminin ardından bir dondurma markasının bayiliğini alarak ticaret sayfasını açar. Bir süre sonra da 1994’te kurulan Waffle’cı Akın ile tanışır. Bayilikle başlayan süreç, 2014’te ortaklığa dönüşür. 2016’da ise markayı satın alarak büyüme başlar. Waffle’cı Akın’ı kısa sürede 25 mağazaya çıkaran Geren, şimdi de hem yurt içinde hem de yurt dışında farklı konseptlerde mağaza açmaya hazırlanıyor.

 

MEHMET Geren... Yeri gelmiş evini, arabasını satıp, borç alarak işini geliştirip ve büyüten bir girişimci. Zamanında tüm karşı çıkmalara rağmen büyük bir markanın tabelasını indirerek inandığı Waffle’cı Akın ile yeni bir yola çıkan Mehmet Geren ile hem girişimcilik serüvenini hem de geleceğe dair hedeflerini konuştuk. 1970 doğumlu Mehmet Geren, Çanakkale Biga’da mahalle bekçisi bir babanın 4 çocuğundan biridir. Çocukluk yıllarında çevresindeki arkadaşlarının bir şeyler satarak para kazanması Mehmet Geren’de de benzer bir refleks uyandırır. Geren, hikayenin devamını şöyle aktardı:


İŞTEN ÇIKARMAZLAR DİYE DÜŞÜNDÜ AMA...

Yazının devamı...

Seyrek Bakırçay’ı bekliyor

3 Nisan 2017

Gelişimin baş aktörlerinden üniversitelerin geliştirdiği bir alan da gayrimenkul sektörü. Ege kentlerinde bunu somut olarak görmek mümkün. İzmir Seyrek de bunlardan biri. Son dönemde üniversitenin de etkisiyle bölgede ciddi konut hamlesi yaşandı. Ama 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Gediz Üniversitesi’nin kapatılmasıyla bu hareketlilik yavaşladı. Neyse ki vakıf üniversitesi olan kurum, Torba Yasa’yla devlet üniversitesi haline getirildi. Adı da Bakırçay Üniversitesi oldu. Kiralık, satılık tabelalarının dikkat çektiği ve bazı konutların boş olduğu Seyrek şimdi yine üniversite kenti olmak için Ankara’dan gelecek güzel haberi bekliyor.


Toplam 2 bin 700 konut var

Seyrek’te şu ana kadar yaklaşık 2 bin 700 konutun projelendirildiğini ve bunun da yüzde 75’inin tamamlandığını aktaran Yücesoy Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Cem Yücesoy, bölgedeki son durumu değerlendirdi. Yücesoy, “Yaz sonuna kadar Seyrek’te devam eden tüm inşaatlar tamamlanmış olacak. Bu 2 bin 700 konutun bin 600’ü bizim projelerimiz. Yeni üniversitenin açılmasıyla birlikte kısa vadede bin konutun daha inşaatı başlayacak. Bölgedeki başlıca projeler ise Yücesoy Studiocity, Yücesoy Mahalle, Konsept Seyrek, Kampüslife, Mia Life, Erdil Park, Ege Koop Keyifli Yaşam Evleri” bilgisini paylaştı.

 

En büyük beklenti üniversite

Yazının devamı...

Yolları o mandırada kesişti

27 Mart 2017

Levent Pekimrekli toptan gıda, Cengiz Savaş küçük bir şarküteri, Özgür Pekimrekli ise yurt dışında turizm alanında kariyerine yön verir. Yollar ve ufuklar ise o şarküteride kesişir. Yeni bir hikaye yazmak isteyen üçlü, şarküteri-mandıra alanında ortaklık kararı alır. Ve ağırlıklı sokak aralarında faaliyet gösteren şarküteriyi cadde üstüne taşıyarak 2010’da Paşa Çiftliği’nin kurarlar. Bugün 11 noktaya ulaşan ve mağazada çalışanlarının tamamının kadın olduğu Paşa Çiftliği’nin genç patronları, yeni şubeler için ise çalışmalarını sürdürüyor.

LEVENT Pekimrekli, Cengiz Savaş ve Özgür Pekimrekli... Her biri kendi alanında sahip olduğu meziyeti tek çatı altında toplayıp başarıya odaklanmış üç genç girişimci... Farklı hikayeleri olan genç girişimciler, şimdi tüm enerjilerini Paşa Çiftliği’ne aktarmış durumda. Paşa Çiftliği’nin kurucuları Özgür Pekimrekli, Cengiz Savaş ve Levent Pemikrekli ile markanın doğuş öyküsünü, kendi hikayelerini ve gelecek planlarını konuştuk.


SEKTÖRE DEĞİL ÇEVREYE ODAKLI İŞ
İlk söz 1981 doğumlu olan Cengiz Savaş’ın. Liseden itibaren ufak da olsa kendi işini yapma isteğinin olduğunu anlatan Cengiz Savaş, Adnan Menderes Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdikten sonra bir yıl avizecilik yapan arkadaşının yanında çalıştığını aktararak, “Daha sonra ise askerlik süreci oldu. Dönüşte evimizin altında boş bir dükkanımız vardı. Burada küçük de olsa bir şey yapmak istedim. Sektöre göre değil de çevreye göre iş arayışına girdim. Eksik olana baktım. Ve küçük bir sermaye ile 2007’de İzmir Bornova’da Şirince Mandıra’yı açtım” diyerek kendi hikayesini paylaştı.

Yazının devamı...

Toprak, hava, su ve ateşi buluşturdu

20 Mart 2017

Ve mimar Ayşe Elçi, tasarımı üretimle buluşturma hayalini 1999’da İstanbul’dan İzmir’e gelerek hayata geçirir. Önce küçük bir atölyede çalışmaya başlayan Elçi, zamanla işleri büyütür. Büyük firmalara dekoratif seramik alanında özel tasarım butik ürünler üretir. Sürekli yenilik peşinde koşan Ayşe Elçi, Step Collection’un ardından ahşapla seramiği buluşturduğu ikinci markası Stil 44’ü piyasaya sunar. Bugün el yapımı pek çok özgün tasarıma imza atan Elçi’nin gündeminde hem mağazalaşma, hem de ihracat var.

 

AYŞE ELÇİ... Toplumun ‘garanti meslek ve iş’ baskılarına boyun eğmeyerek kendi yolunda yürüyen bir girişimci. Toprak, hava, su ve ateş gibi önemli elementleri insan eliyle buluşturarak kendi hikayesini yazan Step Mimarlık’ın kurucusu Ayşe Elçi ile hem girişimcilik serüvenini hem de gelecek planlarını konuştuk. 1964 Amerika doğumlu olan ve hesap uzmanı bir baba ile ev hanımı bir annenin 4 çocuğunun en küçüğü Ayşe Elçi, çocukluğundan itibaren hep güzel sanatlar odağında bir takım işler yapmak ister. ‘Büyüyünce doktor olacağım’ söylemi yerine ‘bir dükkan açıp işleteyim’ mantığında olduğunu söyleyen Ayşe Elçi, şöyle devam etti:


GARANTİ İŞİN OLSUN BASKISI
“Bu mantıkla ortaokul yıllarında boncuk dizip arkadaşlarıma satmışlığım vardır. Ailede herhangi bir girişimci olmamasına rağmen bu benim içimden gelen bir durumdu. Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni kazandım. İkinci sınıftan itibaren de hocalarımın bürolarının yolunu tuttum. Deneyim kazanmak adına boş vakitlerimi oralarda değerlendirdim. 3’üncü sınıfta ise İstanbul’da dekoratör bir kadının yanında çalışmaya başladım. Burada çok şey öğrendim. Okul bitene kadar burada çalıştım. Mezuniyet sonrası ise ‘garanti bir işin olsun’ baskısıyla kurumsal bir şirkete mimar olarak işe girdim. Ekibin en küçük mimarı olarak kısa sürede inşaattan sorumlu bir konuma geldim. Kendi işimi yapmalıyım isteği ağır basınca da 3 yıl sonra şirketten ayrıldım.”

Yazının devamı...

Beş kıtanın merkezi İzmir

20 Mart 2017

Hal böyle olunca da Ege, onlarca artısıyla birçok kurum ya da kişinin gündeminde. Ama artık durum gündemin ötesine geçti. Hem yatırımcılar, hem de yaşamını Ege’de sürdürmek isteyenler birer ikişer gelmeye başladı bile. Hatta olay uluslararası hal almaya başladı. 5 kıtada faaliyet gösteren Realty TR’nin kurucusu Fatih Elibol da bunlardan biri. Dünyada 200 binden fazla kişiye gayrimenkul danışmanlık hizmeti veren Elibol, şirketin merkezini İzmir’e taşıdı. Realty TR Dünya Başkanı Fatih Elibol hem girişimcilik serüvenini, hem de İzmir gayrimenkul sektörüne ilişkin hedeflerini anlattı.

 

Kiralama sorunuyla başladı

1996’da New York Üniversitesi’ne 16 yaşında kabul edilen Elibol, burada politik ekonomi ve işletme alanında çifte lisans yaptığını belirterek, “O dönem üniversite öğrencilerinin sıkça yaşadığı ev kiralama problemini ben de yaşayınca çözüm arayışına gittim. Geliştirdiğim sistemle ev arayanla mülk sahiplerini ortak platformda buluşturdum. Böylece gayrimenkul sektörüne adım atmış oldum. Harvard Üniversitesi’nde işletme ve pazarlama üzerine mastırla birlikte AR-GE çalışmalarına ağırlık verdim. ‘Olmayanı yapma’ hedefiyle kurulan gayrimenkul danışmanlık şirketimiz Realty-TR’i global bir marka geline getirmeyi başardım. Bugün 5 kıtada 50’den fazla ülkede 200 binin üzerinde yerli ve yabancı yatırımcıya gayrimenkul danışmanlık hizmeti veren yapıya ulaştık” dedi.

 

Plazalar yerine 193 yıllık köşk

2010’da Türkiye’de konumlandıklarını anlatan Fatih Elibol, o dönem uluslararası açılım nedeniyle Marmaris’i tercih ettiklerini söyleyerek, “Marmaris bir yerde sistemin demo uygulamasıydı. Bu yıl ise global bir marka olan Realty-TR’nin merkezini İzmir’e taşıdık. Demo bitti, şimdi ana dönemin startını İzmir’den veriyoruz. Globali yerele, yereli de uluslararası platforma İzmir’den taşıyacağız. İstanbul yerine İzmir’i, plaza yerine de 193 yıllık bir köşkü seçtik. İzmir dünyanın en güzel kenti. Her şeye sahip kaliteli bir yaşam var. Gayrimenkul sektöründeki hareketlilikle birlikte nitelikli projelerin varlığı gibi etkenler bizi İzmir’e çekti” diye konuştu.

Yazının devamı...