"Mete Tamer Omur" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mete Tamer Omur" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mete Tamer Omur

Durmak bize yakışmaz

20 Şubat 2017

Yatırım yapanın yarın kazançlı çıkacağı bir dönem. Bu dönemde yatırım yapanlardan biri de İzmir’de 1989’dan bu yana önemli projelere imza atan Yücesoy Mühendislik. Son dönemde Seyrek’te yarattığı mini kentle de adından sıkça söz ettiren şirket, 2016’nın sonunda olduğu gibi yeni yılda da yatırımda gaza basanlardan. Yücesoy Mühendislik bu yıl yaklaşık 400 milyon liralık yatırımı hayata geçirmeyi planlıyor.

 

 

DEĞERLI BIR KEŞIF OLDU

“Bu kadar badireye rağmen İzmir’de gayrimenkul sektörü ve değerler hız kaybetmeden yükselmeye devam ediyor” diyen Yücesoy Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Cem Yücesoy’la kentin geleceğinden projelere kadar birçok konuyu konuştuk. En son Seyrek’te hayata geçirdikleri projede konutların 2 senede yüzde 85 değer kazandığını söyleyen Yücesoy, “Seyrek toplamda bin 600 konuttan oluşan bir yapı. 800’ünü tamamladık, yaşam başladı. Kalan kısım ise etap etap devam ediyor. 2017’nin sonunda bunu da aşama aşama tamamlamayı planlıyoruz. Biz yeterince değerlenmemiş bir bölgeyi keşfettik. Uygun arsa aldık. Kafeden alışveriş merkezine, yeşil dokuya kadar her şeyi yaptık. Site alanları yarattık. Bunları da uygun fiyata satışa sunduk. Böyle olunca da kısa sürede etapların önemli kısmını sattık” dedi.

 

 

400 MILYONLUK YATIRIM

Yücesoy’un yine o bölgede çeşitli projeleri var. Yücesoy, “Bunlardan biri Seyrek Köy’de başladığımız Yücesoy Mahalle. 70 konut yer alacak. Mart 2018’de teslim edeceğiz. Geçen ay Studio City’de 6’ncı etap satışa çıktı. Şubatta hemen oturma imkanı sunuyoruz. 83 konutluk proje. Aralıkta lansmanını yaptığımız Yücesoy KuzeyŞehir var. Menemen’e giden yolun batısındaki projede 386 daire ile 10 villa yer alıyor. 2 ayda satışta yüzde 25’e ulaştık. Mayıs gibi lansman yapacağımız Villa Kent’te ise 136 villalık özel bir projemiz olacak. Bornova’da da eylülde satışa çıkacak 180 dairelik projemiz bulunuyor. Toplamda 400 milyon liralık yatırım öngörüyoruz” bilgisini paylaştı.

 

KUZEYİN BAŞKENTİ MENEMEN

İZMİR’İN kuzey aksına doğru büyüdüğünü aktaran Cem Yücesoy, “İzmir’in kuzeyini önemsiyoruz. İzmir’de son yıllarda gerçekleşmiş ve gerçekleşecek bütün büyük sanayi ve ticaret projeleri bu sahada yer alıyor. Foça, Dikili, Çandarlı ve Ayvalık gibi merkezlerdeki gelişme ise bölgenin turizm değerine büyük katkı sağlıyor. Bu gelişimin merkezinde bulunan Menemen, gelişen Kuzey Ege’nin başkenti olmaya aday konuma geldi. Bölgede olağanüstü bir değişim söz konusu ve değişimiyle uzun yıllar sürecek bir değer artışının başlangıcındayız. Biz de burada yerimizi aldık. Yüzde 60’lara varan değer artışı söz konusu” diye konuştu.

Yazının devamı...

Bu peynirler çok ‘Miralem’

19 Şubat 2017

Önce dil eğitimi alır. Ardından da merak saldığı Fransız peynirlerinin yapım tekniğini öğrenir. İzmir’e döndüğünde ise evinin mutfağında öğrendiklerini uygulamaya başlar, ürettiği peynirleri yakın dostlarına tattırır. Bu işi profesyonelce yapmaya karar veren ve Fransa’daki mandıralarda staj yapan Canan Urhan, 2015’te ev kadınlığından girişimciliğe resmen terfi eder. Miralem’i kuran Urhan, bugün butik olarak ürettiği 4 çeşit peynirle yoluna devam ediyor. Gündemde yeni peynirler var.


CANAN Urhan... Mutfağa olan merakını farklı boyuta taşıyan ve bu kulvarda kendine yeni yollar açan bir girişimci. İzmir Menemen’deki çiftliğinde başlattığı hobisini markaya dönüştürmeyi başaran Miralem Süt ve Et Ürünleri’nin kurucusu Canan Urhan ile hem peynircilik serüvenini hem de gelecekle ilgili planlarını konuştuk. Aslında her şeyin 2005 yılında oğlunun Fransa’da üniversite kazanmasıyla başladığını söyleyen Canan Urhan, hikayenin devamını şöyle anlattı:

 

Önce dillerini öğrendi

“O döneme kadar ev kadınıydım. Herhangi bir iş deneyimim yoktu. Birçok Türk kadını gibi benim de en büyük merakım mutfaktı. Üniversite için Fransa’ya giden oğlumun yanına gittiğimde de o ülkenin lezzetlerini tatmaya başladım. Bu sürede Fransız peynirler üreten bir komşum oldu. Onunla dilimi geliştirmek için kurduğum diyalog ile Fransız peynirlerin merak saldım. Ama dil sorunu sıkıntı yaratıyordu. Fransızca bilmediğiniz zaman markete gitmek bile sorun. Komşumun yönlendirmesiyle bir dil okuluna gitmeye karar verdim. Burada da 2 yıllık eğitimin ardından hedefim Fransız peynirlerinin yapımını öğrenmekti.”


 

Fransız mandırasında staj

Canan Urhan, hedefine ulaşmak için dilin ardından Fransız peynirlerinin yapım tekniklerini öğrenmek için ikinci eğitim turuna başlar. Eşinin de desteğini alan Canan Urhan, burada öğrendiklerini İzmir Menemen’de bulunan çiftlik evinin mutfağında uygulamaya geçer. Canan Urhan, “O dönem Menemen Emiralem’de bulunan çiftlikte keçilerimiz de vardı. Onların sütünden peynir yapıp, aile dostlarımıza tattırmaya başladım. Bu denemeler bir süre hobi olarak devam etti. 2008’de ise Miralem’i kurdum. Bir süre de amatörce devam ettik. Ama daha sonra bu işi profesyonel olarak yürütmenin doğru olduğuna karar verdim. İşi daha da iyi öğrenmek adına Fransa’daki mandıralarda stajlar yapmaya başladım. 2015’te ise gerekli üretim izinlerini aldık ve yola çıktık” diyerek Miralem’in doğuş öyküsünü anlattı.

 


ÖZGÜN VE BUTİK

CANAN Urhan, bir yerde Fransız tipi keçi peynirlerinin İzmir temsilcisi gibi. Urhan, “Şu an keçi sütünden ürettiğimiz 4 çeşit peynirimiz bulunuyor. Tamamen özgün ve butik ürünler. Fransız peynirlerin bire bir aynısını yapmak gibi bir iddiamız olmadı. Doğal peynir mayası ve tuz dışında da hiçbir katkı maddesi bulunmuyor. Keçi sütünün kendi kremasıyla yapılıyor” diyerek ürünleri hakkında bilgi verdi.

 

 


PEYNİRİN SANCAKTARI

MİRALEM’İN üretim yeri Menemen Emiralem. Marka da ismini burada alıyor. Canan Urhan, “Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu köyden bir sancak beyi çıkmış. O nedenle buranın asıl adı sancak beyi anlamına gelen Miralem. Biz de peynirimiz orijinal bir isim koymak için bu yolu seçtik. Ürünlerimizin de özel isimleri var. Aşiran, Canrüba, Endamı Nur ve Tarzı Siyah. Bular keçi sütünden elde ettiğimiz peynirlerimiz. Buna yakında inek sütünden üreteceğimiz Aydilge eklenecek. İlerde farklı peynirlerimizde olacak” diyerek gelecekle ilgili de planlarını aktardı.

 


KENDİ KEÇİLERİ SENEYE

PEYNİRLERİN yapımı için kullanılan keçi sütünü şu an tek bir noktadan tedarik ettiklerini anlatan Canan Urhan, şöyle devam etti:
“Tamamen bizim kontrolümüzde olan bir çiftlikten süt alıyoruz. Günlük 400-500 kilo süt işliyoruz. Şu an ikinci tesisimizin inşaatı sürüyor. Onunla birlikte hedefimiz en fazla günlük 1 ton işlemek. Öyle yüksek tonajlarla işimiz yok. Lezzet ve kalite adına bu butik yapımızı korumak istiyoruz. Ayrıca, önümüzdeki yıl kendi keçilerimiz olacak.”

 

 


MARKET RAFLARINDA

MÜŞTERİLERİNİN büyük kısmının İstanbul’da olduğuna dikkat çeken Canan Urhan, “macro centerların tamamında varız. Burada daha olgun peynirlerimizle yer alıyoruz. Önümüzdeki sezon daha yumuşak peynirlerimizle de bu raflarda yerimizi alacağız. Bunun dışında İstanbul’da özel şarküteri ve restoranlar da yer alıyoruz. İzmir’de ise sadece üretim tesisinin olduğu yerden satışımız var. Tabii internet kanalından da satış yapıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanına kargoyla ürün gönderebiliyoruz” diyor.

 


 


KÜFSÜZÜ DEFOLU SAYILIYOR

ÜRETTİKLERİ peynirlerin küflü olduğuna dikkat çeken Canan Urhan, “Tabii bu zaman zaman bozuk mu algısı yaratıyor. Biz bir yerde bu algıyı da kırmaya çalışıyoruz. Aslında bizim peynirlerde küfün olmaması bir defo olarak görülüyor. Sonuçta bu çok sağlıklı bir küf. İklimlendirme dediğimiz sıcaklık ve nem ortamında bekleterek peynirimizi küflendiriyoruz” diyor.

 


ÇOCUKLARA ÖZEL

CANAN Urhan’ın hedef kitlesi arasında şimdi çocuk ve bebekler var. “Ben aslında anne hassasiyetiyle bu işe girdim diyen” Urhan, şunları paylaştı: “Biz anneyiz ve ürünümüzü kendi çocuk ya da sevdiklerimiz yiyecek gibi üretiyoruz. Şimdi hedefimiz bu peyniri çocuklara da sevdirmek. Ürettiğimiz ürünün içinde katkı maddesi yok. Yüzde 100 keçi sütünden yapılıyor. Çocuk ve bebekler için tuzsuz ve küfsüz peynir de üretmeye başlayacağız.”

 

KISA KISA

* Canan Urhan, peynirlerin el yapımı olduğunu söyleyerek, üretimde kendisi ve ablasının yanı sıra iki kişinin daha çalıştığını söylüyor.
* İlerleyen yıllarda Canan Urhan’ın yok olmaya yüz tutmuş geleneksel peynirleri tekrar ortaya çıkarmak gibi bir hedefi bulunuyor.
* Peynirseverlere yönelik tadım günleri de yaptıklarını söyleyen Canan Urhan, “Bunun için çiftlik evinin bahçesini kullanıyoruz” diyor.

Yazının devamı...

Bu hareketler bizde de olmalı

13 Şubat 2017

Ağustosta önce Emlak Konut GYO, ardından da Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği’nin (GYODER) başlattığı kampanya ile 120 ay vade 0.7 faiz oranıyla binlerce ev satıldı. Yine 1 Şubat’ta Emlak Konut GYO önderliğinde yeni kampanya seferberliği başladı. Özel sektör de destek verdi. 60 ayda 0 faiz, 120 ayda yüzde 0.45, 240 ayda ise yüzde 0.79 faizle 40 binden fazla konut satışa çıktı.

 

Ege’nin şanına yakışsın

Malum, Emlak Konut GYO’nun şu an Denizli haricinde Ege’de projesi yok. Dolayısıyla bu kampanyalar daha çok İstanbul ve Ankara’da konut alma planı yapanları yakından ilgilendiriyor. Daha önce de yazmıştım, yine tekrarlıyorum. Geçen yıl yüzde 7’lik büyümeyle 201 bin 187 konutun satıldığı Ege’de gayrimenkul sektörünün aktörlerinin de artık bölgenin şanına yakışır kampanya başlatması şart. Bu tip kampanya hem sektörde hareketlilik yaratır, hem de piyasalara güven gelir. Firma ve sektör STK’larının bunun öncülüğünü yapması umuduyla...

 

GÖZLER FAİZLERDE
ŞUBATIN ilk haftasında ekonominin dinamosu konumunda olan gayrimenkul sektörüne müjdeler geldi. Onları da unutmamak gerek. Konutta KDV oranları yeniden belirlendi. Yüzde 8 KDV yüzde 1’e, yüzde 18 KDV yüzde 8’e düştü. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri, ön ödemeli konut satış sözleşmeleri ve kat karşılığı sözleşmelerine ait damga vergisi oranı da sıfırlandı. Daha önce yaklaşık yüzde 1 oranında damga vergisi ödeniyordu. Müteahhitler, KDV iadesini almak için de 1 yıl beklemeyecek. Martta sona erecek KDV indiriminde ise süre uzadı. Yeni düzenlemelerle fiyatların yüzde 10 düşmesi bekleniyor. Tapu harcı yüzde 2 alıcı, yüzde 2 satıcından toplam yüzde 4 olarak uygulanıyordu. Maliye Bakanı Naci Ağbal bununla ilgili indirim olacağını müjdeledi. Umarız bir güzel haber de konut kredilerinde yaşanır.

****

Depreme karşı
kentsel dönüşüm


SON günlerde Çanakkale ardı ardına meydana gelen depremlerle sallanıyor. Bu sarsıntılar İzmir başta olmak üzere Ege’de unutulan bir gerçeği de hatırlatmış oldu. Deprem yönetmeliğine aykırı sağlıksız yapılar gerçeği... Müteahhitler Federasyonu Başkanı Necip Nasır da yıllardır bu gerçeğe dikkat çekenlerden.

Nasır, birinci derecede deprem kuşağında yer alan ve yüzde 85’e yakın kentsel dönüşüme ihtiyaç duyan İzmir’de olası büyük bir deprem öncesinde yapı stoğunun güçlendirilmesi ve yenilenmesi gerektiğini vurguluyor. Necip Nasır, birinci derecede deprem kuşağı içinde yer alan İzmir’in merkezi başta olmak üzere büyük çoğunluğun kentsel dönüşüme ihtiyaç duyduğunu ısrarla söylüyor.



Güçbirliğiyle aşılır

Kentsel dönüşüm konusunda İzmir’de kat edilecek önemli mesafe bulunduğunu aktaran Tanyer İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Münir Tanyer bu konuda İzmirli inşaat firmalarının güçbirliği oluşturması halinde sektör ve kent adına daha sağlıklı adımlar atabileceğine inanıyor.

Tanyer, “1980’den sonra belediye ve inşaat mühendisleri odasının çalışmaları sonucunda denetimler arttı. İzmir denetim anlamında önemli bir noktada. 1990’dan sonra kullanılan malzeme kalitesinin artmasıyla daha kalıcı ve sağlam binalar yapılmaya başlandı. 2007’den sonra yapı denetim şirketleri devreye girdi. İnşaat firmaları da daha nitelikli projelere imza atmaya başladı” diyor.

 

Tümü ciddi risk taşıyor

İzmir’in dörtte üçünün bir an önce yenilenmeye ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Çiçek Kardeşler İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Çiçek, “Örneğin, Bostanlı ve Üçkuyular arasındaki sahil hattı 40-50 yıllık binalardan oluşuyor. Bunların tümü ciddi risk taşıyan yapılar. İzmir’in bir an önce bu konuda planlamalarını yapıp, sosyal donatı alanlarını içinde barındıran ada bazındaki kentsel dönüşümü gerçekleştirmesi gerekiyor” diye konuşuyor.


Gözde Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Kalı ise, “İzmir yüzde 80 oranında kentsel dönüşüme muhtaç. Bir deprem yaşanması halinde büyük can ve mal kayıpları yaşanacak. Bunun önüne geçilmesi için gerek hükümet, gerek yerel yönetimler bir an önce uygulamalara başlamalı” görüşünü paylaşıyor.

 

BİR AN ÖNCE BAŞLAMALI

Gözde Grubu Başkanı Kenan Kalı ise, “İzmir yüzde 80 oranında kentsel dönüşüme muhtaç. Bir deprem yaşanması halinde büyük can ve mal kayıpları yaşanacak.

Bunun önüne geçilmesi için gerek hükümet, gerek yerel yönetimler bir an önce uygulamalara başlamalı” görüşünü paylaşıyor.

 

Yazının devamı...

Girişimcilik ruhunda var

12 Şubat 2017

13’ünde kendi dükkanını açar. Şoförlükten tabelacılığa kadar birçok meslekte hayatına yön verir. 60’ına geldiğinde tabela işini oğluna devreder. Ama İsmail Erzurumluoğlu, emeklilik döneminde de boş durmaz. İlkini 70’li yıllarda yaptığı otobüs maketini bu kez de torunları için hayata geçirir. El emeği araç maketlerinin internette paylaşımıyla da Erzurumluoğlu’na adeta sipariş yağar. Bugün hobisini işe dönüştüren İsmail Erzurumluoğlu, tamamı el yapımı otobüsten kamyona hatta metrobüse kadar maketlerle yeni bir iş kolunun Türkiye’deki temsilcisi olarak yoluna devam ediyor. Gündemde ise müze var...

 

İSMAİL Erzurumluoğlu... Resme olan kabiliyetini üretime dönüştüren, 60’ında bile farkındalık peşinde koşarak yeni pazar yaratan bir girişimci. Oğlu Güner’le birlikte emeklilik döneminde Aydın Efeler’de yeni bir hikaye yazmak için yola çıkan GMS Maket’in kurucusu Erzurumluoğlu, hem girişimcilik serüvenini, hem de geleceğe dair planlarını anlattı. 1954 Çorum Sungurlu doğumlu, zanaatkar babanın 5 çocuğundan biri olan İsmail Erzurumluoğlu, şöyle devam etti:


BABASIYLA YOLLARI AYIRIR
“Dedem çok iyi bir demirciymiş. 6 çocuğundan biri olan babam da onun yanında yetişmiş. Yetenekli olduğu için de işi geliştirmiş. Kaynak ve torna makineleriyle işi büyütmüş. Römork üretmiş. Ben de 7 yaşında onun yanında iş hayatına adım attım. Babam da o yaşta bir çocuğun eli titremez mantığıyla kaynak makinesini elime tutuşturdu. Ve en hassas kaynakları bana yaptırmaya başladı. Çok iyi kaynak yapardım. Şimdiki otomatik kaynak makinelerinin ayarında işler çıkardı elimden. 10 yaşında ayağımın altına kasa koyup torna da yapıyordum. Tüm bunların yanı sıra okulumu da hiç aksatmadım. Tabii, ilkokulun ardından babam okumamamı istemedi. Ama ben okumak istiyordum. Bu konu babamla yollarımızı ayırmamıza neden oldu.”


ON ÜÇ YAŞINDA DÜKKAN AÇTI
İsmail Erzurumluoğlu, okul harçlığını çıkarmak için başka işler yapmaya başlar. Oyuncak da satar, oya da... Daha önce camlara yazı yazan tabelacıları gördüğünde ‘bu işi yaparım’ diyen Erzurumluoğlu, hikayenin devamını şöyle aktardı:
“Kazandığım parayla fırça ve boya alıp bu işi yapmaya karar verdim. Ama ilk kazandığım 80 lirayla anneme set üstü ocak aldım. Yeniden para biriktirmeye başladım ve bir süre sonra Sungurlu’ya 180 km uzaklıktaki Ankara’nın yolunu tutum. Tabela konusunda Ankara’nın efsane isimlerinden Tak Tak Usta’nın yanında çalıştım. 3 günlük mesainin karşılığında da 150 lira para kazandım, boya ve fırçalarımı alıp Sungurlu’ya döndüm. 13 yaşında da 8 metrekarelik dükkanımı açtım. Lise 2’ye kadar hem okudum hem de çalıştım. 16 yaşında ise bir kamyonet aldım. Hem tabela işi hem de şehirlerarası nakliyecilik yaptım.”


PAYLAŞIMLAR ETKİLİ OLUR
Tabela alanındaki kabiliyeti Erzurumluoğlu’nu oto boya işine de yönlendirir. Bu işle birlikte bir süre sonra otobüs alıp şehirler arasında çalıştırmaya başlayan İsmail Erzumluoğlu, “Ankara Halk Tiyatrosu’nun kent gezilerini ben yapıyordum. 84’te geldiğim Aydın’ı çok sevdim. Ve aklımın bir yerine yazdım. 60 bin liralık bir senet nedeniyle de Sungurlu’daki alacaklılarıma kızıp 1987’de Aydın’a taşınmaya kararı verdim. Aydın’da da Güner Reklam olarak tabela işine devam ettim. Ulusal birçok markanın işlerini yaptım. 2 milyon liralık cirolara ulaştım. Yaklaşık 3 yıl önce de 60’ımda emekli olma kararı aldım. Ve işi oğluma devrettim. Kendime de iş yerinin bir köşesinde maket yapmak için bir atölye oluşturdum. Resim ve kaynaktaki yeteneğimle 1974’te ilk maketimi yapmıştım. ‘0302’ model otobüs, dönemin el verdiği şartlarda metal parçalarla 2 ayda tamamlamıştım. İkinci kamyon maketini de 1981’de oğlum Güner doğduğunda yapmıştım. Annesi Güner’i o kamyonda uyuturdu. Emeklilik kararıyla birlikte bu hobime ağırlık verdim. Bu kez torunlar için yapıyordum. Yaptığım maketler sosyal medyada paylaşınca bir talep doğdu. Tabela işi de artık eski tadı vermediği için 8 yaşından beri işin içinde olan oğlum Güner ile birlikte maket işini ticari ürüne dönüştürme kararı aldık” diyerek maketin sürecini aktardı.

 


RAKİBİ ÜÇ BOYUTLU YAZICILAR
“BU alanda dünyada üç kişiden biriyim” diyen İsmail Erzurumluoğlu, ekliyor: “Onları da araştırdığımızda karşımıza üç boyutlu yazıcıyla üretilmiş maketler çıkıyor. Benim yaptığım tamamen el yapımı. Tekerleğinden koltuğuna her şeyi kendimiz yapıyoruz. Dışarıdan sadece hammadde alıyoruz. 1/20, 1/10 ile 1/5 gibi ölçeklerde kamyon, otobüs, metrobüs, tramvay, vinç üretebiliyoruz. Şimdi aynı modelden 300 tane istendiği zaman bunu 6 ayda üretebiliyoruz. Özel istek olursa bu sayı 60-70 oluyor. Otobüs firmalarından bireysel siparişlere kadar geniş bir müşteri portföyümüz var.”

 


5 OTOBÜS 685 LİRAYA SATILDI
ÇEŞİTLİ müzelere maket verdiklerini de söyleyen İsmail Erzurumluoğlu, “Türkiye Otobüscüler Federasyonu, aralık ayında Batum’da TOSEV’in eğitim fonuna destek amacıyla bir gece düzenledi. O geceye biz de 5 otobüs maketi yaptık. Düzenlenen açık arttırmada eğitim için bizim 5 otobüs 685 liraya satıldı. Bu otobüsler Federasyon’un otobüs müzesinde yer alacak. Bizim o müzede yaklaşık 25 aracımız bulunuyor” diyerek dolaylı yoldan da olsa sosyal sorumluluk projelerinin içinde yer aldıklarını paylaştı.

 


ŞİMDİ SIRA MÜZEDE
İSMAİL Erzurumluoğlu, “GMS Maket’i geleceğe oğlum Güner taşıyacak. El yapımı özelliğini yok etmeden kalıplama sistemlerinin de desteğiyle çoklu siparişlerde seri üretime ağırlık vereceğiz. Ben ise şu an adı konmayan GMS Maket Müzesi’ne odaklanacağım. Burada 260’a yakın parça var. İleride burayı müze olarak değerlendirmek istiyorum. Çeşit anlamında bu kadar çok el yapımı maketin bir arada olduğu başka bir yer yok” diyerek gelecek planlarını da anlattı.

 


İŞİN SIRRI RESİMDE
ÇOCUKLUĞUNDAN beri resme karşı da büyük bir ilgisi ve yeteneği olan İsmail Erzumluoğlu, “Okul yıllarımda kitapların boş sayfasına hep resim yapardım. Hatta ikinci sınıfta yaptığım bir at başı resmini öğretmenim çok beğenmişti. Ve o resim, ben ilkokuldan mezun olana kadar panoda asılı kaldı. İşte bu alandaki yeteneğim hem tabela hem de maket işinde hep elimi güçlendiren bir unsur oldu” diyor.

 

KISA KISA
* Zamanında 7 işi birden yaptığını söyleyen İsmail Erzurumluoğlu’nun bir dönem Sungurlu’da “Türkiye’nin en genç şoförler odası başkanı” gibi bir de unvanı var.
* Tüm ağırlıklarını maket işine veren İsmail Erzurumluoğlu, tabela-reklam konusunda ise artık butik işler yaptıklarını söylüyor.

Yazının devamı...

O harçlıkları biriktirdi ve...

6 Şubat 2017

12’sinde elektrikçi çırağı olur. Küçük yaşına rağmen ustasıyla il il, şantiye şantiye gezerek fabrikaların pano ve elektrik tesisat montajını yapar. Çocukluğundan itibaren kendi işini kurma planları yapan Davut Yanık, aldığı her haftalıkla hayalindeki dükkan için kaynak makinesi, mengene, matkap ve el aletleri satın alır. 1977’de ise çatısı akan bir dükkanda Tekpan Endüstriyel’i kurar. Bugün 50’ye yakın ülkeye ihracat yapan Yanık’ın gündeminde tam otomasyon odaklı yatırım planları bulunuyor.

DAVUT Yanık... Zor olanın peşinden giden ve mücadele dolu bir serüvenin ardından kendi hikayesini yazmayı başaran bir girişimci... Yatırım sevdalısı bir sanayici... Geçmişte pek çok insanın reddedemeyeceği iş tekliflerini ‘Ben kendi işimi yapacağım’ diyerek reddeden Tekpan Endüstriyel’in kurucusu Yanık, hem girişimcilik, hem de yatırım planlarını anlattı. 1955 Üsküp doğumlu olan ve 4’ünde ailesiyle birlikte İstanbul’a, 1 yıl sonra da İzmir’e gelen Davut Yanık, hikayenin devamını şöyle anlattı:

 

İkinci gün yolu bulamadı

“Daha o yaşlarda babamla pazarda naylon sepetler satar ev bütçesine katkı sağladım. İlkokulun ardından da bir an önce iş hayatına atılmak isteyince, babam beni elektrik işleri yapan arkadaşının yanına çırak olarak verdi. O kadar küçüktüm ki, ilk iş gününde Çankaya’daki dükkanı ikinci gün bulamadığım için işe gidemedim. Yaşım çok küçük olmasına rağmen ustamla birlikte il il, şantiye şantiye gezerek fabrikaların pano ve elektrik tesisat montajlarını yaptım. 70’li yıllarda çıkan bir kanunla tanınan ‘Mektupla Eğitim’ hakkını da kaçırmadım. Bir yandan çalıştım, bir yandan da mesleki eğitimimi tamamladım. Asker dönüşü ise hedefimi belirlemiştim. Kendi işimi kurmak için bir miktar sermaye oluşturmak adına bir süre daha başkalarının yanında çalıştım.”


 

 

Dükkanın çatısı akıyordu

Yanık, ortak olarak iş kurma konusunda sözleştiği arkadaşıyla beraber aldığı her haftalıkla dükkanda kullanılan kaynak makinesi, mengene, matkap ve el aletlerini satın alarak geleceğini biriktirir. 1977’de ortağıyla Buca’da Tekpan’ı kuran Davut Yanık, 50 metrekarelik çatısı akan bir dükkanda işe koyulur. Yanık, şöyle devam etti: “Hayalini kurduğum ekmek teknesini düzenlemek için o kadar sıkı çalıştım ki, çatıyı tamir ettiğim gün iyice yağmuru ve soğuğu yedim. Hastalandım ve kendi dükkanımın açılışına katılamadım. Biz dükkanı açtık ancak imkanlar kısıtlıydı. Sabahın kör saatlerinde gidiyor, gece yarısında eve dönüyorduk. Bir süre sonra ortaklığı sonlandırdım ve benden 10 yaş küçük kardeşim Ahmet’i yanıma alarak mücadele dolu bir sürecin ardından işimizi büyüterek bugünlere geldik.”

 


50 ÜLKEYE İHRACAT

HİÇBİR zaman geldiği noktayla yetinmeyen ve üretimde hep daha iyisini hedefleyen Davut Yanık, bugün Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan tesislerinde üretim yapıyor. Yanık, “Bugün 15 bin metrekarelik KOSBİ’deki tesisimizde elektrikten otomat panolarına kadar geniş ürün gamıyla yolumuza devam ediyoruz. Yıllık 200 binin üzerinde irili ufaklı pano üretimimiz var. 2000’li yılların başlarında da ihracata başladık. Bugün ciromuzun yüzde 50’si ihracattan geliyor. 50’ye yakın ülkeye ihracat yapıyoruz” diyor.

 


BÜYÜK BİR AİLE

TEKPAN bir aile şirketi. Kardeş Ahmet Yanık’ın dışında şirkette Davut Yanık’ın oğulları Yakup ve Aykut da aktif olarak görev alıyor. Kaptan koltuğunda yer alan Davut Yanık, “Şirketi geleceğe taşımak adına bir aile anayasamız var. Herkesin görev alanı belli. Oğullarımın yanı sıra iki yeğenim daha var. Onlar şu an okuyor. İlerde onlar da şirkete dahil olacak. Bir de bizi biz yapan 160 kişilik çalışma arkadaşımız var” diyerek ailenin büyüklüğüne dikkat çekti.

 


SÜREKLİ YATIRIM HEDEFİ

DAVUT Yanık mesleğe ilk başladığı günlerde işinin bugün geldiği noktaya ulaşabileceğinin aklından bile geçmeyeceğini şu sözlerle anlattı: “Bu kadar büyük yer yaptık, bir sürü makine aldık, benim aklımda hala daha büyük bir yer alayım, komple otomasyona geçeyim gibi düşünceler var. Bunu 3 yıl içinde hayata geçirmek istiyorum. Yatırım ve üretim isteğimiz durmuyor. Yaşım 62, kendi işimizde 40’ıncı yılımızı kutluyoruz. Ama ben elim ayağım tuttuğu sürece buraya gidip geleceğim. Evde oturamam, mümkün değil.”

 


BÜTÇENİN YÜZDE 10’U AR-GE’YE

AR-GE yatırımlarına büyük önem veren Davut Yanık, bütçenin yüzde 10’a yakınını bu çalışmalara ayırdıklarını belirterek, “Şirket geçtiğimiz yıl İzmir’de en çok faydalı model ve patent başvurusu yapan ve ödül alan şirket olduk. 7 faydalı model için patent aldık. Özellikle Avrupalıların tercih ettiği özel tasarım panolarımız var. Şu an Türkiye’de alanında ilk 3’te yer alan firmamızın ürünleri geçen yıl açılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile Avrasya Tüneli’nde yerini aldı”

 

KISA KISA

* Davut Yanık, zor bir yıl olan 2016’yı yüzde 20’lik büyümeyle kapattıklarını söylüyor.

Yazının devamı...

Fark yaratan ayakta kalır

6 Şubat 2017

Devir, yoğun rekabetin yaşandığı sektörde farkındalık yaratanın devri. Yapılarında bu mantığı hayata geçiren kurumlar bir adım öne geçiyor. Sektöre iddialı giriş yapan DRC Grup’un kurucuları Onur Durmuş ve Caner Tan da İzmir’de bu ruhla yoluna devam edenlerden. Sektöre getirdikleri farklı bakışla hayata geçirdikleri Coordinat Bornova’nın yüzde 60’ından fazlasını satmayı başaran Karadeniz Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun iki genç girişimci ile hem projelerini, hem de gelecek planlarını konuştuk.

 

Yol haritası günlükte

Üniversite yıllarında hayallerinin hep kendi şirketlerini kurmak üzerine olduğunu anlatan Durmuş, “Hatta yıllığımıza, ‘Bir gün İzmir’de kendi mühendislik ofisimizi kurmak üzere’ diye yazmıştık. Ben okul sonrası Kastamonu’ya, Caner ise İstanbul’a döndü. Enerji sistemlerinde doğalgazın İzmir ve Ege’de büyük bir potansiyel taşıdığını düşündüğümüz için de bir süre sonra rotayı buraya çevirdik. Çeşitli deneyimlerin ardından 2017’de İzmir Bornova’da 30 metrekarelik bir ofiste kendi şirketimizi kurduk. Enerji, ısıtma soğutma sistemleriyle işe başladık. Şirketi kurarken de, ‘5’inci yılımızda inşaata girelim’ diye planlama yapmıştık” diyerek girişimcilik öykülerini aktardı.

 

Her şey öğrenciler için

Öğrenciyken ev konusunda yaşadıkları sorun ve sıkıntıları göz önünde bulundurarak inşaat sektörüne adım attıklarını söyleyen Tan ise, “2011’de ilk projemizin temelini attık. Katip Çelebi Üniversitesi’ne çok yakın konumdaki Balatçık’ta 12 daire ve 5 dükkanlık bir proje yaptık. Sonrasında yine aynı bölgede 64 daire 3 dükkandan oluşan bir projeyi yaşama geçirdik. Yaptığımız her işte hayatta gördüğümüz eksiklere çözüm üretme mantığı var. İzmir ciddi bir üniversite kenti ama öğrencilerin yaşayacağı uygun konut alanında sıkıntı var. Ödenen paraların da karşılığının alınamadığını düşünüyoruz. Bu mantıkla Coordinat Bornova’ya başladık. 1 Mart 2018’de teslim etmeyi planladığımız projede 1+0, 1+1 ve 2+1’lerden oluşan toplam 500 konut ve 2 bin 350 metrekare dükkan alanı olacak” bilgisini verdi.

 

KÜTÜPHANE DE VAR
KONFERANS SALONU DA
“SADECE bina üretmeyi değil, sosyal donatıları ve peyzajıyla da yaşanabilir bir eser ortaya koymaya çalışıyoruz” diyen Caner Tan, Coordinat Bornova’nın farklı yanlarını şöyle aktardı: “Önemli bir problem olan aidat sorununu çözdük. Ticari alandan elde edilen gelirle aidatlar ödenecek. Mülk sahiplerinin ihtiyacı olan tüm etkinlikleri tek çatı altında sunmaya çalıştık. Bunu yaparken de hem yok olan komşuluk ilişkilerini yarattığımız sosyal alanlarda tekrar canlandırmak, hem de ‘Öğrenciyle aynı binada oturulmaz’ yargısını kırmak istiyoruz. Burada kontrat yok ama yazılı bir anayasa var. Bununla huzurlu bir ortam planlıyoruz. Kütüphane ve konferans salonumuz var. Bu salonda özellikle üniversite öğrencileri için kariyer günleri düzenleyeceğiz. Bir akademi gibi olacak. Hedefimiz hayal eden, üreten bir kitle olması.”

 

BİZ O MÜTEAHHİTLERDEN DEĞİLİZ
GELECEKLE ilgili planlarını da aktaran Onur Durmuş, “Coordinat önemli bir marka olacak. Eksiklik gördüğümüz her alanda çözüm üreteceğiz. Kimi zaman bir site, kimi zaman bir villa ya da depo yapacağız. Biz kapıcı dairesini sonradan daireye çevirip satan müteahhitlerden değiliz. Aksine 24 adet 1+0 daireden feragat edip sosyal alana dönüştürdük. Hedefimiz 5 yıl içinde İzmir’in en fazla güven duyulan inşaat firması olmak. İnşaatın dışında enerji alanında da yatırım planlarımız var. Şu an ilk başladığımız işte butik çözümler sunan çalışmalarımız sürüyor” ifadesini kullandı.

Yazının devamı...

Oturma ruhsatı olmayan ev alınır mı?

30 Ocak 2017

Tüm olumsuzluklara rağmen bu önemli bir başarı. Darısı zor bir yıl olacağı düşünülen 2017’nin başına... Tabii ev almak öyle kolay bir iş değil. İnce eleyip sıkı dokumanın yanı sıra bir de teknik bazı durumlar var. Gelecekte canınızın yanmaması adına bu teknik konuları göz ardı etmemekte fayda var. Bu detayların başında da oturma ruhsatı geliyor. Bunu kat irtifakı ve küt mülkiyeti izliyor. ‘Emlak Gurmesi’ unvanlı inşaat mühendisi Serdar Dağıstan’la bu detayları konuştuk.


Sorumluluk müteahhittin

Özellikle emlakgurmesi.com internet sitesinden ev alma planı yapanların sorularını yanıtlayan CDS Yapı Genel Müdürü Serdar Dağıstan, oturma raporu olmayan bir evi almanın çok riskli olduğunu ifade ederek, “Oturma raporunun neden alınamadığının ilgili belediyenin imar ve fen işleri müdürlüklerinden öğrenilmesi gerek. Burada en büyük sorumluluk müteahhidin. Oturma raporu alınamayan bir konut onaylı projelere ve imar yönetmeliklerine aykırı olarak imal edildiyse yıkıma kadar gidebilir. Ayrıca, oturma raporu olmayan bir konut büyük ihtimalle şantiye elektrik ve suyu kullanıyordur, veya kaçak bağlantı yapmıştır” diyor.

 

Sözleşmeye ekletin

Oturma raporu olmayan bir konutun alınma koşulunu ise Dağıstan, şöyle aktardı: “Müteahhitle yapılan sözleşmede oturma raporu alınması koşulu eklenmeli. Oturma raporu alınırken alıcının da maddi yükümlülükleri var. Vergi borcunun olmaması gibi... En azından ilgili konutun oturma raporu almaya hazır olduğunu belgeleyen fen işlerinden alınacak sıhhi tesisat onayının alınması ilgili satış vaadi sözleşmesine eklenmeli. Eğer müteahhitte karşı bir güven eksikliği varsa konutun bedelinin ödenmesi oturma raporunun alınmasına bağlanmalı.”


 

 

CİDDİ BÜROKRATİK BİR İŞLEM
SERDAR Dağıstan, oturma raporunu ise şöyle tanımlıyor: “Evinizin yaşanılabilir fiziksel yeterliliklere (sıhhi tesisat, elektrik ve mimari vs) sahip olduğunun ilgili belediye fen işleri ve imar müdürlüğü tarafından onaylanması olarak tanımlamak mümkün. Oturma raporu almak ciddi bir bürokratik işlem. Fiziksel yeterlilik haricinde inşaatı yapan müteahhidin ilgili vergi dairelerine ve sosyal güvenlik kurumuna borcu olmadığının onaylanması, proje mimar ve mühendislerinin onayı gibi daha bir çok onay gerekir. Herhangi bir alıcı bu işlemleri tek başına yapamaz.”

 

KAT MÜLKİYETİ Mİ
KAT İRTİFAKI MI?

EV alma aşamasında insanların aklına takılan bir konu da tapunun kat mülkiyeti mi yoksa kat irtifakı mı olması... Kat irtifakı ve kat mülkiyeti tapusu arasındaki farkı Serdar Dağıstan, şöyle özetledi: “Kat irtifakı tapusu inşaat yapılacak veya yapılmakta olan arsa üzerinde sizin almayı düşündüğünüz dairenin hissesine düşen arsa tapusu demek oluyor. Yani siz diyelim ki 5 bin metrekare bir arsa üzerinde 100 eşit daireden oluşan bir sitede 1 daire aldınız, yani sitenin 1/100’ü sizin ise 5 bin metrekare arsanın 1/100’ü olan 50 metrekare arsa sizin oluyor ve kat irtifakı tapusunda aldığınız daireye ait 50 metrekare arsa olarak belirtiliyor. Bu tapuda henüz ortada bir daire olmamasına rağmen yapılacak tüm dairelerin adres ve kapı numaralarının belediye tarafından belirlendiği ve numarataj krokisi denen çizelgeye göre size ait olan dairenin numarası, kat, blok gibi bilgileri de belirtiliyor. Kat mülkiyeti tapusu ise yukarıda aldığınız dairenin inşaatı tamamlanıp oturma raporu alındıktan sonra bir önceki aşamada arsa hissesi olarak aldığınız mülk cins değiştirerek arsadan binaya dönüşüyor ve kat mülkiyeti tapusu ile belgeleniyor. 1/100 hisseli arsa tapusu iken 1/100 hisseli diyelim ki 150 metrekare daire daire tapusu haline geliyor. Eğer aldığınız bu ev 40 sene sonra yıkılıp arsa haline gelip daha büyük bir inşaat yapılırsa sizin o arsada 1/100 hakkınız baki oluyor.”


 

PROJEDEN EV
NASIL SEÇİLİR?

ARDI ardına yeni yapıların yükseldiği sektörde haliyle projeden satışlar da artar oldu. Serdar Dağıstan 3 adımda projeden ev seçme taktiklerini sizler için derledi.

1. Adım-Mevcut yaşadığınız evle ilgili sıkıntılar nedir?
Yaşadığınız evin mekan ebatları ile sıkıntınız olabilir. Salon ortasından geçen bir kolon, mutfak salon arasındaki bağlantı, 2’nci bir banyo olmayışı, uzun ve karanlık bir koridor olması, dolap alanlarının yetersiz oluşu, bavulları koyacak bir yerin bulunmayışı gibi günlük hayatınızı etkileyen eksiklikleri belirleyin. Alacağınız yeni evde bunların en önemlilerinin giderildiğinden emin olmalısınız.
2. Adım-Mevcut yaşadığınız evi ölçün
Günlük hayatınızda plan proje okumuyorsanız kağıt üzerinden metrekare okuyup karar vermek zordur, okusanız bile kafanızda canlandıramayabilirsiniz. 6.5 m x 4 m ebatlarında 26 metrekare bir salonun kullanımı ile 5.2 m x 5.0 m ebatlarında aynı büyüklükteki bir salonun kullanımı çok farklı olacaktır. Değerlendirdiğiniz evin ebatlarını mevcut evinizdeki mekan ebatları ile kıyaslayın. Özellikle eğer mevcut mobilyalarınızı yeni evinizde de kullanacaksanız o zaman bu konu daha da önem kazanıyor. Evlenirken hediye gelmiş ya da bugünleri düşünmeden aldığınız kocaman bir koltuk veya Guliver’e ikram yapabileceğiniz devasa bir yemek masası sizi yeni evden edebilir. Projeden aldığınız ölçüleri mevcut evinizdeki mekanlar ve ölçüleri ile karşılaştırın. Yeni evin kafanızda canlanmasına yardımcı olacaktır.
3. Adım-Kat, cephe, manzara seçimi
Öncelikle elektrikler kesilirse, asansör bozulursa ne yaparım çekinceleri artık geride kaldı. Hele hele biraz donanımlı bir projeden ev alıyorsanız bu konular hakkında endişelenmenize gerek yok. Genelde herkesin istediği ara kat ve köşe dairelerdir. Müteahhitler de bu yüzden bu daireleri daha yüksek fiyatlandırır. İnşaat tamamlandıktan ve insanlar yaşamaya başladıktan sonra bu şerefiyelerin fazla bir önemi kalmaz. Eğer yatırımcıysanız daireyi kiraya vermek istediğinizde insanlar aynı sitede aynı tip 2+1 dairenin biri 1000 TL iken diğerinin daha şerefiyeli olduğu için 1200 TL olduğunu takmaz, gider ucuz olanı kiralar. Yani şerefiye fiyatları kira fiyatlarına pek yansımaz. Bu yüzden de kurt yatırımcı projelerdeki en ucuz daireleri almaya çalışır. Eğer oturmak için alıyorsanız o zaman olay biraz daha karışık. Öncelikle kat seçimi yapmak gerekiyor. Yükseklik veya asansör korkunuz veya küçük çocuğunuz varsa yüksek kat tercih etmeyebilirsiniz. Ben örneğin 5’inci katta oturuyorum ama yükseklik korkum yüzümden daha evimdeki balkona iki defa çıkmamışımdır. Manzaram falan da yok. 5’inci katta oturmamın tek avantajı yoğun trafikli bir sokakta oturduğum için ses bir nebze azalıyor, başka hiçbir artısı yok.

 

İzolasyon diye bir şey var

Kat belirlerken diğer bir seçim konusu da cephe. Genel olarak kimse kuzey cepheyi istemez, soğuk olur diye. Oysa yeni izolasyon sistemleri ile artık her ev neredeyse bir termos kadar yalıtıma sahip. İzmir gibi sıcak ve güneşli iklime sahip yerlerde tüm gün güneş alan bir ev içeridekileri rahatsız edebilir, Kordon’da oturanlara sorabilirsiniz. Güneş açısından köşe daireler daha avantajlı olabilir, çünkü farklı cephelerdeki mekanlar günün farklı saatlerinde güneş alacak ve evin içindeki kullanım kolaylaşacaktır.

 

Birkaç ay sonra manzara unutuluyor

Son olarak da manzara. Eğer manzarası olan bir projede ev alacak kadar şanslıysanız ne ala. Şöyle bir gerçek var ki, evin içinde yaşamaya başladıktan birkaç ay sonra manzarayı unutuyorsunuz. Manzara o zamandan sonra sadece misafirlerinize keyif veriyor. Hele hele çalışan bir aileyseniz sabah çıkıp akşam geldiğiniz evde manzaranın olup olmadığının farkına bile varmıyorsunuz. Bu demek değil ki ucube bir manzaraya bakın, ama çok da abartmanın anlamı yok. Evinizin önünün açık ve ferah olması, deniz manzarasından daha önemli bence. Pijama ile salonda oturma özgürlüğü gibisi yok.

Yazının devamı...

Girişimine kaçış

29 Ocak 2017

Diyaloğu hiç koparmayan Cihan Dernek ve Eren Kurt, bir süre sonra büyük şehrin kaos ve kurumsal yapısından sıkılır, kaçış planları yapmaya başlar. Samimiyet, hoşgörü, huzur, mutluluk odağında, egolardan uzak bir kaçış planı ikiliyi, doğdukları topraklara İzmir’e getirir. Eren Kurt’un gıda alanındaki marka üretme ile Cihan Dernek’in finansal deneyimi 2015’te Pizza Locale hayat verir. Kısa sürede 4 noktaya ulaşan ikili, bu yıl İzmir’deki operasyonu 6 şubeyle noktalayacak. Diğer kentlere ise rüzgar yön verecek...

 


CİHAN Dernek ve Eren Kurt.... “Gözünü aç, rahatça kahveni iç, gazetelere göz at, duşunu al, tıraşı geç, esnafa selam vererek dükkana yürü, kapıyı aç, mutlu ol, insanları mutlu et, selamlaş, yardım et, evine mutlu dön, mutlu uyu, gözünü mutlu aç” misyonuyla kariyerlerine yön veren iki genç girişimci... Cihan Dernek ve Eren Kurt ile her şeyin bir ‘neden’ sorusuyla başladığı girişimcilik serüvenleri ile geleceğe dair planlarını konuştuk. 1983 doğumlu Cihan Dernek, çocukluğundan itibaren her yaz inşaat mühendisi olan babasının elektronik dükkanında deneyim kazanır. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden mezun olan Dernek, önce İzmir ardından da İstanbul’da bankacılık sektöründe kariyerine yön verir.


HAYDİ İZMİR’E DÖNÜYORUZ
Devlet memuru baba ve hemşire bir annenin çocuğu olan 1981 doğumlu Eren Kurt ise çocukluğundan itibaren hep farklı bir şeyler yapma isteğiyle hareket eder. Yiyecek-içecek sektörüne olan merakıyla garsonluk da yapar komilik de... Dokuz Eylül Turizm İşletmeciliği’nden mezun olduktan sonra da kongre turizmi yapan bir şirkette işe girer. 2010’da bu şirketin yiyecek-içecek yatırımlarına girme kararı aldığını ifade eden Kurt, şöyle devam etti:
“Şirket bana yurt dışında bir restoran açma opsiyonu tanıdı. Şanghay’da bir Türk restoranı açtık. 2011’de Türkiye’de Uzakdoğu mutfağı, döner, dondurma üzerine 7-8 farklı marka yarattık. 2014 gibi de şirketle yolları ayırma kararı aldım. Ankara’daki mevcut tempo ve hayattan sıkılmıştım. İzmir’e dönüp kendi işimi yapma kararı aldım.”

 


HAYALLER 5 MASA, GERÇEKLER ZİNCİR
İzmir’e dönme fikrini üniversite yıllarında tanıştığı ve iletişimi hiç koparmadığı Cihan Dernek ile paylaşan Eren Kurt, hikayenin devamını şöyle anlattı:
“Her ikimizde büyük kentin kaosundan, kurumsal yapısından sıkılıp yeni bir hikaye yazmak için kaçma planını devreye soktuk. Uzun yıllar yeme-içme sektörlerinde çalıştığım için ciddi bir veri vardı elimde. Niş bir alan olsun diye de ürün olarak pizzayı seçtik. Ben ustayla birlikte pizza yaparım, Cihan da 4-5 masası olan dükkanın ön kısmıyla ilgilenir mantığıyla yola çıktık. 3 aya yakın bir süre Ankara’da bir pizzacının yanında her gün 2-3 saat işi öğrenmeye çalıştım. Hafta sonları Ankara’ya gelen Cihan ile birlikte ürün içeriği üzerine çalışmalar yürüttük. Tüm altyapıyı oluşturduktan sonra da İzmir’e gelip sadece dükkan yeri baktık. Ve 2015’te de Alsancak’ta 7 masalı mekanımızı açtık ve 4 şubeye ulaştık. Lokale, özümüze dönüyoruzdan da Pizza Locale doğdu.”

 


O TEKLİFLERE DİRENDİLER AMA...

İLK etapta hedeflerinin 4-5 masa olduğunu anlatan Eren Kurt, “Alsancak mağazasını açtığımızda dışarıya banklar koymuştuk. Burada da amacımız çok müşteri olduğunda sıra beklerken otursunlar değildi. Küçük hedefler koyduğumuz için yaz çok iş olmadığında bir köşede ben bir köşede de Cihan kitap okur mantığı vardı. Ama mekan çok iş yapınca ve o banklara sıra bekleyenler oturunca ciddi bir franchise teklifi almaya başladık. Bir süre bu tekliflere direndik. Ama daha sonra bizim felsefemize, Pizza Locale ruhuna uyan yatırımcılarla yol alma kararı aldık. Şu an Alsancak dışında, Bostanlı, Bornova ve Balçova’da mağazalarımız var. Bunlara Bayraklı ve Buca da eklenecek. Ve İzmir’i 6 noktayla kapatacağız. Bizim agresif bir büyüme planımız yok. Bu yapıyla kalalım istiyoruz, ama öyle olmayacağının farkındayız. Rüzgara göre ilerleyen süreçte diğer kentleri gündemimize alacağız. Bir de pub projemiz var” diyerek gelecek planlarını paylaştı.

 


LEZZETTE SÜREKLİLİK OLSUN DİYE

FRNACHISE ile birlikte mutfak yapısını da ona uyarladıklarını anlatan Cihan Dernek, şöyle devam etti: “Lezzette süreklilik bizim olmazsa olmazımız. Onun için usta ve personel önemli bir konu. Şubede çalışacak ustayı Alsancak mağazasında eğitime alıyoruz. 2-2,5 ay bizim ustamızın yanında bu yoğunluğun nasıl kaldırılacağını öğreniyor. Aynı şekilde diğer personeli de eğitiyoruz. Hamur formülü ve domates sosumuz imalathanemizde hazırlanarak şubelere gönderiliyor. Onun dışındaki her şey mağazalarda taze olarak hazırlanıyor.”

 


SEKTÖREL BOŞLUĞA UYGUN MEKAN

EREN Kurt, tam bir marka üretme fabrikası... Bir yandan Cihan Dernek ile Pizza Locale’i geliştirmek için koşturan Kurt, öte tarafta ise bireysel olarak da yeni mekanlar açıyor. Kurt, “Benim sektördeki boşluklara göre küçük yatırımlarım oluyor. Bu hareketlilik Cihan’a fazla geldiği için ben diğer markalarda bireysel takılıyorum. Bornova’da açtığımı LKM Köfte bunlardan biri. Bir diğer marka da yakında Bayraklı’da devreye girecek olan Müdavim Pide Salonu. Burada da franchise modeliyle şubeleşme planı var” diyor.

 

KISA KISA

* Bugün Pizza Locale’ler ağırlıklı sokak aralarında. Eren Kurt, “Ana cadde kurumsalların, sokak araları bizim olsun sloganıyla yürüyoruz. Böylece yatırımcının yüklenebileceği kiralarda mekanlar bulunuyor” diyerek lezzet tutkunlarının onları her şekilde bulacağını savunuyor.

* Kısa sürede elde ettikleri başarının sırrını Eren Kurt, finansal disipline bağlıyor. Kurt, “Bugüne kadar kimi başarılı kimi de başarısız marka çalışmalarım oldu. Bunları yaparken bir finansal disiplinle hareket etmiyordum. Şu an bunu Cihan sağlıyor” diyor.

Yazının devamı...