"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

İyiyiz biz, çok iyiyiz

25 Mayıs 2017

Boğaz kenarında bir banka oturup pırıltılı bir mavi örtüye dönüşen denizi izleyecek kadar şanslı aylakların edebi bir ayaklanma başlatması işten değil...

Uzun sürmüş bir kışın yorgunu ruhlar böyle böyle “Geldi güneş, gitti yağmur ve şimşek...” tarzı huzur atakları yaşarken haberler yağmaya başlıyor...


OOOF, OOF, OF!
KHK marifetiyle kaybettikleri işlerine dönmek için açlık grevi yaparken evlerine düzenlenen baskınla gözaltına alınan, sonra da tutuklanan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya savcılıkta şu soru da sorulmuş: “Ölüm orucu eylemi yapmanız konusunda size ne tür menfaatler sunulmaktadır...” Yani şöyle denmiş: “Ölümden çıkarınız nedir?”

Yazının devamı...

Furkan ve Muhammet hayatta olabilirdi

23 Mayıs 2017

7 yaşındaki Muhammet ve 6 yaşındaki kardeşi Furkan Yıldırım, Silopi’deki evlerinde uykuya yattı, ölüme yakalandı.

Muhammet ve Furkan’ın uyudukları odaya kontrolden çıkan bir zırhlı polis aracı girmişti.

Aile üyeleri ve görgü tanıkları “Olay yerine girmemize izin verilmedi, savcı ertesi gün geldi, aracı kullanan memur alkollüydü” gibi iddialarda bulundu; bu iddialar Şırnak Valiliği tarafından yapılan bir açıklamayla “gerçekdışı” olarak nitelendirildi.

Aracı kullanan polis memuru tutuklandı, haber arşivdeki yerini aldı...

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, İstanbul milletvekilleri Selina Doğan, Onursal Adıgüzel, Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Sayın ve Şırnak İl Başkanı Mehmet Uğur’dan oluşan bir heyet Silopi’ye gitti, tutuklu memur da dahil olmak üzere çeşitli isimlerle görüşerek bir rapor hazırladı.

Raporda 2016 ve 2017’nin ilk 5 ayını kapsayan süreçte, “resmi olmayan rakamlara göre” 7’si çocuk, 13 sivilin zırhlı araçların karıştığı vakalarda hayatını kaybettiği belirtiliyor.

17 ayda 13 kişinin hayatını kaybetmesi “Engel olunamaz mı bu kazalara, ölümlere?” sorusunu gündeme getiriyor. En azından getirmeli, öyle değil mi?

Rapordaki ifadeleri okuduğumuzda nasıl engel olunabileceğiyle ilgili bir fikir oluşuyor aslında.

Yazının devamı...

Tiyatroya gidemiyorsan kiraz ye

18 Mayıs 2017

Yüzde 81’i sevdiği veya merak ettiği bir konsere gitmiyor/gidemiyor.

Yüzde 66’sı kitap veya müzik satın almıyor/alamıyor.

Yüzde 55’i zaten “neredeyse hiç” kitap okumuyor.

Yüzde 43’ü için sinemaya gitmek söz konusu değil.

Yazının devamı...

Süper nesil yükleniyor hazır mısın?

16 Mayıs 2017

Ocak ayında MEB tarafından açılan web sitesinde askıya çıkarılan taslağa 28 günde 175 bin 342 yorum yapılmıştı.

Bu yorumların, tartışmaların, karşı çıkışların ve alkışların ne derece etkili olduğunu bu hafta içinde öğreneceğiz Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre.

BU HAFTA GELİYOR

Çepni’nin Evrim yok, Atatürk daha az” başlığıyla yayınlanan haberinden aktaralım son durumu:

“2017-2018 eğitim döneminde 1, 5 ve 9 sınıf öğrencilerine okutulmaya başlanacak müfredatın bu hafta içinde açıklanacağı öğrenildi.

Edinilen bilgiye göre, ‘Atatürkçülük’ kavramını sosyal bilimler derslerinin müfredatından tamamen çıkaran, Atatürk’ün işlenişinin kapsamını daraltan, Biyoloji ders programından Darwin’in Evrim Teorisi’ni çıkaran ve birçok seçmeli derste ‘cihat’ kavramını anlatmaya hazırlanan MEB, gelen binlerce eleştirinin ardından bazı konularda değişikliğe gitti.

Bakanlık ayrıca son şeklini almış müfredat ile birlikte aylardır bekletilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi müfredat taslağını da değerlendirmeye sunacak...”

Bilgisayar terminolojisine abanarak ifade etmek gerekirse

Yazının devamı...

Bitse de gitseniz!

15 Mayıs 2017

 Onları gayet iyi anlıyorum, çünkü ben de aynı hisler içindeyim. Bu boşvermişliği, bu üzerindeki formanın anlamını ve kıymetini bilmemeyi, bu futbol terimleriyle açıklanması zor oyun anlayışını, hedefsizliği ve bu hedefsizliği zerrece takmamayı ancak bir ermiş gibi davranırsanız izleyebilirsiniz çünkü.

HEDEFSİZ Mİ G.SARAY?

Futbolculara ve takımdan sorumlu idari/teknik kadroya göre öyle olabilir. Ancak inanılması güç de olsa hâlâ kendilerinden galibiyet bekleyen on milyonlarca taraftar var. Avrupa bileti için “daha konforlu” bir koltuk rezervasyonu yaptırabileceğine inananlar var. Her şeyi bir kenara bıraktım, o forma ve görkemli tarihine ayıp olmasın diye oynayabileceklerine inanan saflar (benim gibi) var. Hal böyleyken sahada ne yaptığı belli olmayan, şut yerine fantastik pas deneyen, uygun pozisyondaki arkadaşını gole taşıyacak pası atacağına çalımlar diyarında yolunu kaybeden bir takım oyuncular izliyoruz...

Oyunun ilk yarısında bir klasik olarak topa hâkim olan ancak kendine hâkim olamayan G.Saray’dan örnekler izledik. Topa yüzde 72 oranında hâkimdi ancak rakip kaleyi yanılmıyorsam sadece golde bulabildi.

İkinci yarıda da aynı “kabile düzeni” devam etti.

YA MUSLERA OLMASAYDI

Fırsatları bencillik ve beceriksizlikle harcarken oyundan ve hatta (ne yazık ki) ligden düşme noktasına gelmiş Gaziantep ekibini yeniden maça ortak etti. Muslera iyi bir kaleci ve ahlaklı bir profesyonel olmasaydı geriye düşmesi işten değildi. Sneijder’in serbest vuruştan gelen golü 3 puanı cebe koydu ama bu takım, bu manzara, bu oyun, bu vurdumduymazlık, bu sezon unutulmaz. “Bitse de gitsek” diyerek G.Saray’da görev yapanlar gider neticede; kalan hep bu dev çınar ve gerçek sevdalıları olur. Hakikaten bitsin de sezon gidin...

Yazının devamı...

İnsanlığı kaybettik, gören Allah'a havale etsin

14 Mayıs 2017

Açlık grevine başlamadan önce 120 gün seslerini duyurmak için eylem yaptılar, kimsenin umurunda olmadı.

Sonunda açlık grevi başlattılar, kritik 45 günü aştılar ve hayati tehlike, kalıcı hasar bırakacak sürece girdiler.

Ankara Tabip Odası, Gülmen ve Özakça’da “Wernicke-Korsakoff Sendromu”nun öncü belirtilerinin görülmeye başlandığını duyurdu.

Açlık grevleri sayesinde zaman içinde yakından tanıdığımız bir illet Wernicke-Korsakoff.

Yazının devamı...

Bir saksı bile yok anlıyor musun?

11 Mayıs 2017

Malum, İstiklal Caddesi “yine” şehrin göbeğinde, tam merkezinde yaşayan bir ölüdür.

2017 başında devreye giren ve “altını üstüne getirmek” esaslarına göre yürütülen altyapı, tramvay yolu indirmece, granit kaldırım bindirmece çalışmaları sürüyor.

Bu süreçte cadde motokros pistinden hallice, trekking gibi doğa aktivitelerine uygun bir yapıya büründü.

Hatta geçenlerde kazı sırasında patlayan su borusunun bir ırmağa, oradan da Hacopulo Pasajı önlerinde bir göle dönüşmesi neticesinde, cadde su sporları da yapılabilir hale geldi.

İŞTE ESER BUDUR BE!

İşte eser budur be; işte biz bu caddeyi yaratandan ötürü seviyoruz be!

Tabii bu bitmeyen inşaat ortamı, zaten can çekişen Beyoğlu’nu ve esnafını da “şahane” etkiledi.

Son olarak Tünel’e yakın, eskiden Dört Mevsim Lokantası olan noktada açılmış iddialı bir hızlı yemek restoran zincirinin gözde şubesinin kapandığını gördüm.

Yazının devamı...

Ya o uzaya gidilecek ya o uzaya gidilecek

9 Mayıs 2017

Daha önce de “Bu Dünya’nın sonu geliyor” demişliği vardı büyük fizikçinin. Önceleri 10 bin yıl içinde gelecekti Dünya’nın sonu; kısa bir süre önce 1000 yıla çekmişti.

Şimdi 100 yıl içinde insanın Dünyadaki işi bitmiş olacakdiyor...

İnsanoğlunun neslini devam ettirebilmek için önlem alınması gerektiğini, başka gezegenlerde koloniler oluşturulması gerektiğini söylüyor.

Niye gelecek, nasıl gelecek Dünya’nın sonu?

UZAYLI, BAKTERİ DEĞİLİZ

Hawking sıralıyor: Aşırı nüfus artışı, iklim değişiklikleri, bulaşıcı hastalıklar veya asteroid çarpması...

Uzaylı veya “dünya dışı yaratık” istilası?

İhtimal dışı değil!

Yazının devamı...