"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

‘Eyvah hortladı’ derler!

30 Ekim 2017

Galatasaray’ın ustabaşı konumundaki Igor Tudor açısından, “talihsiz olaylar zinciri”ni hangisi tetikledi acaba?

Tolga Ciğerci’nin sakatlanması?.. O yokken de kazanacak çözüm üretti takım. Hem dün dönmüştü işte. Geçiniz...

Peki Feghouli’nin sağlam gelişi, Selçuk’un, “kamuoyu baskısıyla kadroyu zorlaması” gibi kadroyu sallayan, “farklı titreşimler” filan?..

Milli takım arası mı? Yoo geçti o günler; Beşiktaş maç üstüne maç oynuyor mesela, geçiniz lütfen.

Tudor ne diyecek bilemem de manzara şöyle...

“Sürpriz kadro” müteşebbisliğinden elde edilen kâr kendi kafasını da takımın kafasını da karıştırmış olabilir.

İlk haftaların iştahı, ikili/üçlü presleri, kaleyle arasında hiçbir engeli tanımayan, “ilerici” oyunu gitmiş.

İSKAMBİL KAĞIDI GİBİ

Yazının devamı...

Ne hakla yahu ne hakla?

26 Ekim 2017

“Ben onu askere 65-70 kilo olarak göndermiştim. Ben bir anneyim. 3.5 kilo dünyaya getiriyorum, 750 gram toprağa veriyorum. Sizlere yalvarıyorum. Kendinizi bizlerin yerine koyun. FETÖ mü var, ne varsa bulun artık. Yeni heyete güveniyorum...”

Satı Ergenç, 5 Eylül 2012’de Afyonkarahisar’da mühimmat deposundaki patlamada şehit olan 25 askerden birinin annesidir.

Bu konuşmayı Şubat 2017’de askeri mahkemede, davanın 16’ncı duruşmasında yapmıştır...

O duruşma “Hadisenin FETÖ ile bağlantısının araştırılmasına...” denilerek noktalanmış, şehit yakınlarının içine su serpecek hiçbir gelişme kaydedilememişti yine...

Yazının devamı...

90 Trakyalı, yürüyor inançlı

24 Ekim 2017

Bu sloganı tekrarlıyormuş işlerinden olan ve hak arayan Trakyalı cam emekçileri ve aileleri...

“90 Trakyalı” vurgusunda Frank Miller’ın efsaneler dünyasından çekip çıkarttığı “300 Spartalı”ya bir selam sezmeli miyiz?

Malum, filmde müthiş abartılı bir savaş izleriz; neticede çizgi romandan uyarlamadır, normal karşılamak gerekir.

300 Spartalı, on binlerce kişilik, yüz binlerce kişilik Pers ordusuyla başa çıkar...

90 Trakyalının da kavgasında, mücadelesinde, hak arayışında karşısında dikilen ordu çok kalabalık, çok güçlü...

İşveren, OHAL zırhı, kolluk kuvvetleri, görmez/duymaz/yansıtmaz medya organları ve sıkı durun bağlı oldukları sendika...

SENDİKAYA GELİN

İşlerinden olan, hak arayan, seslerini yetkililere duyurmaya çalışan işçilere Kristal-İş’ten destek yerine şu açıklama geldi desem?..

Yazının devamı...

Yallah lezzetsiz derbi arşivine

23 Ekim 2017

Galatasaray kazanırsa puan açsısından büyük bir hamle yapmış olacaktı; Fenerbahçe’nin kaybetmesi de henüz çok erken olmasına rağmen zirveden kopma noktasına sürüklenmek anlamına gelebilirdi.

İlk yarı bir denge oyunu izledik.

Galatasaray baskı uygulayarak başladı, Fenerbahçe direndi, oyunu dengeledi ve ilk yarının son bölümünde baskı uygulayan tarafa dönüştü.

Galatasaray Feghouli ve Gomis ile net gol pozisyonları yakaladı; Fenerbahçe ileri uçta Janssen ile karşılık verdi.

İki taraf da orta saha cenklerinden top kaparak pozisyon buldu veya rakibine altın tepside sundu...

Bu “dengeli manzaraya” uymayan tek kişi kart standartlarından (standartsızlığından), pozisyonlardaki görme bozukluklarına kadar hakem Cüneyt Çakır’dı.

İkinci yarıya Galatasaray daha iştahlı başladı, Fenerbahçe karşılık vermeye çalıştı vesaire...

Denge oyunu maçın son 20 dakikasında daha önce topu yere vurmak gibi sersemce bir sebepten sarı kartı bulunan

Yazının devamı...

Yoksulun ölümü yoksulun kömürü

19 Ekim 2017

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2013’ten beri o bölgenin kapalı olduğunu, ocağın ruhsatsız olduğunu duyurdu.

Savcılık soruşturma başlattı.

Yüklenici firmadan 3 kişi gözaltına alındı.

Saat 14.30’daki göçükte hayatını kaybeden işçiler gece toprağa verildi.

Ve konu kapandı!

Bu noktadan sonra konunun kapanmaması gerektiğiyle ilgili cümleler kuracağım ama birbirimizi kandırmayalım.

Bu konu kapandı!

4 YILDA 18 İŞÇİ

Yazının devamı...

Memleket Teksas mı, Tommiks mi bilemedim

17 Ekim 2017

1800 TL imiş tüfeğin fiyatı ve kredi kartıyla 9 taksit imkânı sunuluyormuş!

Ruhsat?

Ne ruhsatı allasen?

Denetleyen, kısıtlayan mı var?

Almış tüfeği, gitmiş okul çıkışına, gerisi malum...

Helin Palandöken herkesin gözünü yumduğu çılgınca silahlanmanın bir kurbanı olarak 17 yaşında hayatını kaybetti...

Her gün en az bir kadının kurban verildiği “sistematik” kadın cinayetleri zincirinin yürek yakan yeni bir halkası oluverdi Helin...

Bu yılın ilk 9 ayında 298 kadın öldürüldü (kaçı ateşli silahla bilemiyorum), unutmayın!

Yazının devamı...

Karne pekiyi dolu

15 Ekim 2017

Oyuncuların bu aralarda dağılmasından epeyce şikâyet eden Tudor’un Konya’da sahaya sürdüğü 11’e bu gözle bakacağımı düşünmüştüm. Fakat Tudor 11’i “hiç yerli kullanmadan” bir ilk 11 ile çalışmadığmız yerden sormuş oldu.

Vialli, 1999’da sahaya hiç Birleşik Krallık vatandaşı barındırmayan bir Chelsea 11’i sürdüğünde Britanya kelimenin tam analmıyla şoke olmuştu. Niyeti böyle midir bilemem ama Milli Takım başarısızlığına kulp arama çalışmaları sırasında başvurulan “yerli oyuncuların oynatılmaması” tartışmasına cam çerçeve dağıtarak girmiş oldu.

Maçın ilk yarısı Feghouli’nin enfes şutu ve Serkan’ın enfes kurtarışı dışında bahse değer bir pozisyon sunamadı. Galatasaray oyunu istediği hıza ulaştıramadı, tehditkâr olamadı, rakibin sıkı defans rejimini aşmakta zorlandı. Konya ekibi de rakibin organizasyonlarını bozmaya dayalı oyununda başarılı olurken hücum hakkından feragat etti. Sıkıcıydı özetle...

BURAK’A ATAR GİBİ...

Oyuna 32’nci dakikada giren Selçuk’un ikinci yarının başında topu “Burak’a atar gibi” Gomis’e atmasıyla işler değişti. Top üst ağlara takılırken forvetin golsüzlük dönemi stresi de uçup gitmiş oldu; bizzat kazandığı penaltı da işin balı kaymağı oldu.

G.Saray derbi öncesi pekiyilerle dolu bir karneyle ve müthiş bir moralle yürüyor. Yolu açık olsun...

MAÇIN ADAMI: GOMİS

-

Yazının devamı...

Riyakârlık çöplüğünde parlayan bir mücevher

12 Ekim 2017

Olanı biteni anlatayım, kararı siz verin...

Ampute Milli Takım’ın ruhlarımızı temizleyen, gözlerimizi yaşartan, göğsümüzü kabartan destansı zaferini kutluyoruz, kutlamaya da devam edelim; bu “gerçek şampiyonları” hiç unutmayalım.

Primin en yükseği, madalyanın en güzeli, yardımların en değerlisi yapılsın, yapılacak elbette, sonuna kadar hak ettiler.

Ancak...

“Aferin çocuklara, bak yüreğe engel yok” coşkumuz sırasında bir de gerçeklere bakalım mı?

Türkiye nüfusunun yüzde 12’sinin engelli olduğu belirtiliyor (yarısı kadar diyen de var, daha fazladır diyen de...); yaklaşık 10 milyon engelli...

Her sekiz kişiden biri engelli demektir ama “bu oranda” rastlamayız sokakta, sinemada, ofiste, çarşıda, pazarda, tribünde, parkta, bahçede...

EV MAHKÛMLARI

Yazının devamı...