"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

‘Sihirbazların rüyasıdır şiir’

3 Nisan 2018

Virgül sanırım şair olur,

Neden derseniz, hep havada biter şiirleri,

Sanki direğin tepesindeki elektrikçi

Düşerken havada durmuş biraz,

Şöyle bir çevresine bakınmış gibi”

ÜLKÜ Tamer’i kaybettiğimizi öğrenince, başka sevenleri gibi ben de bir fotoğrafını paylaştım sosyal medyada, “Virgül Şiir Yazıyor” adlı şiirinden yukarıdaki alıntıyı da ekleyerek...

Ülkü Tamer şairdi, gazeteciydi, çevirmendi, yayıncıydı, tiyatrodan sinemaya sanatın her dalına değmiş, birikimlerini cömertçe paylaşmıştı.

Gaziantep’ten yola çıkmış, gencecik yaşında dergilerdeki performansıyla adını duyurmuştu...

Yazının devamı...

Tek kişilik dev ordu

2 Nisan 2018

İlk yarıda Galatasaray skoru geliştirebilecek fırsatlara daha yakın taraftı ama olmadı, perde 1-0 ile kapandı.

İlk yarıyı hızlı geçmekte bir sıkıntı yok, çünkü asıl hikâye ikinci 45 dakikada yaşandı...

Trabzonspor soyunma odasında ince ayarlarını yapmış vaziyette belirdi sahada. Galatasaray’ın zaaflarını sezmiş, golü ha buldu ha bulacak kıvama getirmeye başlamıştı.

Rıza Çalımbay 56’ıncı dakikada sarı kartı da bulunan Hubocan’ı çıkartırken, hücum hattına N’Doye ile takviye yapıyordu.

KARAKTERİN ÖNEMİ

Galatasaray cephesinde hücum planı tutukluk yapmışken, pas hataları-top kayıpları artarken, rakip gol için vitesi yükseltmişken sahneye Gomis çıktı.

Tek başına bir savaşa girişti, yoktan pozisyon var etti, rakibi Okay’dan topu söktü, ilerledi ve “A Kalite golcü aşırtması” ile golünü attı.

Bafetimbi Gomis’in attığı gol elbette çok şık ama pek çok açıdan ders de barındıran bir gol. Kâbusa dönüşme belirtileri hissedilen maçta farkı ikiye çıkarttı, takımını, sessizleşmiş tribünü ateşledi, rakibinin biriktirdiği tüm morali sıfırladı.

Yazının devamı...

Kantini denetle rantçıyı unutma

29 Mart 2018

Yeni eğitim-öğretim yılının başlayacağı 18 Eylül’den itibaren okul kantinlerinin artık daha yakından takip edileceği ilan ediliyordu.

2017’de kışla, yurt vb yerlerde yaşanan gıda zehirlenmelerinin ardından böyle bir tedbir alınması, Bakan İsmet Yılmaz imzasıyla yayınlanan genelge umut verici gelişmelerdi.

Ancak dün Birgün’de Mustafa Mert Bildircin imzasıyla yayınlanan haber “genelgenin” etkisini 6 ay sonra kaybettiğini işaret ediyordu.

Şikâyetlerin yoğunlaşması üzerine MEB Teftiş Kurulu Daire Başkanlığı tarafından inceleme yapılmış ve İl Milli Eğitim Müdürlüklerine yazı gönderilmiş: “Bütün resmi ve özel okulların kantinlerinde denetim yapılmalı...”

6 ayda bir yenilemenin netice sağlayacağını düşünmüşler herhalde, bilemedim neyin değiştiğini...

NE YİYOR BU ÇOCUKLAR?

Öğrenci servis araçlarındaki denetimsizlik sorunsalını aşamamışken, bir de Bu çocuklara ne satıyorsunuz, ne yediriyorsunuz kantinlerde? tartışmasına yer açılabilir mi gündemde...

Okul kantini denetim formu göreniniz olmuştur belki... Upuzun bir denetleme listesidir.

Yazının devamı...

Bir kaza yalanının izinde

27 Mart 2018

İstanbul’da ağırlıklı olarak beyaz yakalıların” ve İTÜ öğrencilerinin kullandığı Ayazağa metro istasyonunda yürüyen merdiven çöktü.

Mehmet Ali Erik adlı vatandaşın yürüyen merdiven tarafından yutulduğu kazaya gerekli birimler müdahale etti, 1 saat süren çalışmanın ardından yaralı kurtarıldı.

Bazı haberlerde görgü tanıklarının herhangi bir uyarı görmediklerini, kaza sırasında da merdiveni onlarca kişinin kullandığını söyledi.

‘BEN UYARMIŞIM ABİCİM!’

Metronun çatı kuruluşu İstanbul Büyükşehir Belediyesi ise farklı bir olay anlattı. Belediyeden yapılan açıklamada kurumsal bir dil kullanılarak “Ben uyarımı yapmışım abicim, binmeseydi o da merdivene” manasına gelen şu ifadelere yer verildi:

“Maslak Ayazağa Metro İstasyonu’nda 17.30 sıralarında bakımı yapılan yürüyen merdivenin önündeki uyarı-koruma tehlike uyarı tabelasını dikkate alamayan bir vatandaş, yürüyen merdivene binmiştir. Bu sırada hizmet vermeyen ve bakımı yapılan merdivende tambur boşalması meydana gelmiş, basamaklar çökerek vatandaş merdiven altına düşmüştür...”

Bu açıklamayı okuyanlar haliyle “Belediyenin yalan söyleyecek hali yok. Vatandaş uyarıyı dikkate almamış, başına iş açmış, neyse yine ucuz atlatılmış” deyip geçti.

Ama dün yayınlanan güvenlik kamerası kayıtlarına bakınca kimin doğruyu söylediği karıştı;

Yazının devamı...

Göbeklitepe iç yakar ama şaşırtmaz

22 Mart 2018

Dünyanın en eski ve en büyük tapınma merkezi olarak nitelendirilen Göbeklitepe için Tarihin sıfır noktası” değerlendirmesi yapılıyor.

2014’te kaybettiğimiz Prof. Klaus Schmidt’in başkanlığında yürütülen çalışmalarda ortaya çıkanların değerini ölçmek mümkün değil; o derece kıymetli...

İşte bu kadar önemli, üzerine titrenilen Göbeklitepe son olarak bir “beton dökme” vakası ile gündeme geldi.

Klaus Schmidt’in eşi Çiğdem Köksal Schmidt’in “Benden başka kimsenin canı yanmıyor mu?” diye isyan ederek paylaştığı fotoğraflarda iş makinelerini görmek mümkün.

Canımız yandı mı? Evet.

Şaşırdık mı? Ooof, of... Ne yazık ki hayır...

Biz ki...

Antalya Akseki’de Selçuklu dönemine ait sarnıçları düzleyip üstüne TOKİ dikmiş milletiz...

Yazının devamı...

Küçük, küçücük bir dev problem

20 Mart 2018

Öğrencilerimizin temel akademik bilgi ve becerilere sahip olmalarının yanı sıra kendisine ve başkalarına değer veren, okulu ve öğrenciyi, bilgiye ulaşma yollarını önemseyen moral ve ahlaki değerlere, sanat ve insanlığa sahip çıkan birer birey olmaları için çalışıyoruz...”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın web sayfasında yayınlanan metne göre Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı Kömürlü Ortaokulu için hedef bu... Veya düştüğü yerden kalkmaya çalışan cümleden bunu anlıyoruz diyelim...

İyi, güzel, pek şahane...

Fakat “başkalarına değer verme” konusunda “biraz” sıkıntı var...

DHA muhabiri Murat Aydın arkadaşımızın dün yayınlanan “Okul bahçe duvarını yemek masası yaptılar” haberi “büyük gelişmelerle dolu gündemde küçük bir eğitim sistemi problemini” işaret ediyordu.

36 TABLDOT MESELESİ

Olaylar şöyle gelişiyor...

Allahuekber Dağları’nın yamacında, Erzurum merkezine yaklaşık 160 kilometre uzaklıktaki 350 nüfuslu Yanıkkaval’daki okul öğrenci sayısının 40’ın altına düşmesi nedeniyle kapatılıyor.

Yazının devamı...

Kazanan yok peki kaybeden?

18 Mart 2018

Her koşulda heyecanı, gerilimi cepte olan ezeli rekabette bu kez Galatasaray rakibini saf dışı bırakmak veya bulunduğu noktada bırakmak, Fenerbahçe ise rakibine çelme takarak yukarı tırmanmak için sahadaydı.

Puan tablosu üç ihtimalin ikisini Galatasaray için cazip hale getiriyordu; ancak Kadıköy’de şampiyonluk kupası kaldırmak gibi “tatlı hatıralar” olsa da bir de 19 sezondur elde edilemeyen deplasman galibiyeti meselesi vardı bir de.

Maç “kaybetme acısının kazanmanın keyfinin önüne geçtiği” ruh haliyle şekillenerek başladı.

İlk 45 dakikanın büyük bölümü neredeyse kaleciler hariç iki takım oyuncularının orta saha yuvarlağına sığacağı şekilde “aşşşırı kontrollü” geçti.

Gomis’in birbirinin kopyası iki pozisyondaki şutları ve Soldado’nun pozisyonu dışında gol bölgelerinde büyük bir heyecan yaşanmadan ilk yarı sona erdi.

RUS RULETİ GİBİ

İkinci yarı Galatasaray’ın üst üste yakaladığı pozisyonlarla başladı ve maçın hikayesi Rus ruletine doğru evrildi.

İlk yarıda iş çıkışı köprü trafiği gibi sıkışık olan orta sahalar ekspres yola dönüştü, iki tarafta golü kokladı ama kopartamadı.

Yazının devamı...

Milli ve yerli tezgâh

15 Mart 2018

Bu müzikal manada berbat şarkıyı söyleyen genç adam neyse ki “insanlığı katletmek” yerine bir saadet zinciri kurmakla yetindi ve 77 bin kişiyi dolandırıp kirişi kırdı...

Çiftlik Bank’ın kurucusu olarak hızla yükselerek kaybolan Mehmet Aydın’ın arabesk rap” tarzı şarkısının videosunu paylaşan arkadaşım “Yok artık!” notunu eklemişti.

Arıcılıkla uğraştığını, bilgisayar yazılımcısı olduğunu söyleyen 20’li yaşlarındaki genç, bir anda “Çiftlik Bank” projesiyle belirdiğinde kimse “Yok artık!” dememişti.

“Sanal ineği gerçeğe çevirip hepinizi zengin edeceğiz” denildiğinde kimse “Yok artık!” dememişti.

“Sanal tavuk”, “sanal inek” vb üzerinden kurulmuş tezgâhın “Dinle evlat, derdin memleket ve milletse gönlün geniş, duruşun elif gibi dimdik olmalı” diye başlayan reklam filmlerine kimse “Yok artık! Yerli ve milli soslu dolandırıcılık” dememişti.

Varını yoğunu satıp “1000 TL’ye bir yılda en az 2 bin 200, hatta 2 bin 800 TL kazandıracağım” diye koşan kimse “Yok artık! Bu ne ballı börek!” dememişti.

Göstermelik tesis açılışlarında “Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir” diye nutuk atan oyuncuya kimse “Yok artık! Ne alakası var kardeşim sığır tesisiyle Filistin davasının?” dememişti...

Mehterin tavuk gıdaklamalı ve elbette rap tarzı şirket marşına karıştığı törenlerde protokole koşanlar arasında belediye başkanları, kaymakamlar, kamu görevlileri de vardı.

Yazının devamı...