"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Çabuk çabuk konuş ey muhalefet!

15 Mayıs 2018

2017’nin şubat ayında devreye sokulan 687 sayılı KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ile Yüksek Seçim Kurulu’nun özel televizyon kanallarına uyguladığı yaptırımların önü kapatıldı.

Özellikle seçim dönemlerinde YSK’nın tarafsız davranmadığı ve eşitlik ilkesini gözetmediği” gerekçesiyle özel kanallara uyguladığı cezalar tarihe karıştı.

Bu konuda özellikle muhalefeti yok sayan iktidara yakın kanallar rahatladı.

“Ben özel bir yayın kuruluşuyum. İstediğim siyasi görüşü ve onun temsilcisini desteklerim. İstemediğime, onaylamadığıma söz hakkı tanımam” görüşünü liseler arası münazara yarışmalarında savunabilir, hatta bu argümanı haklı çıkaracak bir performans sergileyerek kazanan taraf da olabilirsiniz.

Gazetecilik mesleğinin ilkelerini, vicdani sorumluluklarını askıya almanın vebali umurunuzda olmayabilir.

Bütün izleyicilerinin, takipçilerinin homojen yapıda, aynı siyasi görüş etrafında toplanmış bir kitle olduğunu varsaymanın bedeli izlenmemek olabilir; onu da dert etmeyebilirsiniz...

Ancak eğer bir kamu kuruluşuysanız...

Kamudan toplanan vergilerle, kamuya hizmet için kurulmuşsanız...

Yazının devamı...

Kusursuz fırtına

13 Mayıs 2018

Takımlar daha sahaya yerleşmeyi sürdürürken araya girip kaptığı topla  sağ kulvardan rakip ceza alanına yöneldiğinde henüz 38’inci saniyedeydik.

Yaptığı servisi gole çevirmek Belhanda’ya nasip oldu.

12’nci dakikada bir kez daha rakip defans hattının üstüne yürüdü Rodrigues ve bu kez de Gomis’e golü attırdı.

Son haftalarda istediği skorları elde edemese de ligin derli toplu takımlarından biri olan Evkur Yeni Malatya, iki seri darbe karşısında haliyle bildiğini de unuttu.

İlk yarı Galatasaray’ın istediği şekilde, istediği tempoda böylece akıp geçti.

İkinci 45 dakika ilk yarının tam tersi şekilde başladı.

Yüklenen, Galatasaray’ı zorlamaya ve erken bir golle umutlanmaya çalışan taraf rakip takımdı.

KURALLARI BELİRLEDİ

Yazının devamı...

Aman koltukları iyi ısıtın, kıyamayız

10 Mayıs 2018

Eğin’den çıkma Ermeni bir ailenin ferdi olan Abraham Paşa, Hıdiv İsmail Paşa’nın kapı kâhyalığını yaparken Abdülaziz devrinde yükselmiş, 1876’da Meşrutiyet ilan edildiğinde II. Abdülhamid tarafından âyan üyeliğine atanmış, 1900’de de Şûra-yı Devlet üyeliğine getirilmiş...

Malı mülkü çokmuş. Boğaz’ın Karadeniz’e uzanan kıyılarının büyük bölümü ona aitmiş.

Tarihçilerin de ağzı torba değil, büzülmüyor... Derler ki yakutlu, elmaslı tavla takımıyla epeyce mal edinmiş.

ÇİFTLİĞE KARŞI BEŞ KOYUN

Padişahla tavlaya otururken “Haşmetmeab, bir çiftliğe karşı beş koyun, tamam mı?” diye gevreye gevreye epeyce arazi yapmış.

Neyse, 100 sene önce ölmüş Abraham Paşa’nın malı bizim çenemizi yormasın...

Beykoz’daki Abraham Paşa Çiftliği’nin (korusunun) arazisi çok dedikodu malzemesi olmuş, epeyce el değiştirmiş ve nihayetinde 1974’te ‘Boğaziçi doğal ve tarihi sit alanı’ ilan edilmiş.

Arkadaşımız

Yazının devamı...

Herkes önündeki umuttan yesin

8 Mayıs 2018

Sağlam, geçen hafta boyunca görüştüğü ve aralarında üst düzey yöneticilerin de bulunduğu bankacıların morallerinin bozuk olduğunu belirtiyor ve bunun nedenlerini özetle şöyle sıralıyordu:

“Politik riskler ve belirsizlikler... Seçim öncesinde bütçe açığını arttırıcı kararlar alınması... Gemlenemeyen enflasyon... ABD’deki dava... S-400 füzelerinin tetikleyebileceği ambargo ihtimali... Kur baskısı... Dış kaynak/yatırım sıkıntısı... Bu ve benzeri sorunlarla uğraşacak kamu yöneticileri ve finans kadrolarının yeterlilik düzeyiyle ilgili kuşkular...”

Döviz kurlarının vaziyeti ortada... Dün Merkez Bankası bankalara 2.2 milyar dolar pompaladı, piyasadan TL çekti; dolar neredeyse yerinden bile kıpırdamadı, olanı biteni gevrek gevrek seyretti...

EYY DOLAR!Sabah saatlerinde 1 ABD Doları 4.27’yi görmüştü, müdahale sonrası anca 4.25’e geriledi. En “Pollyanna” analizciler bile yıl sonunda “4.50’den aşağı olmaz bu dolarillo arkadaş” diyor...

Benim basitçe anlatmaya çalıştığım, rakamlara boğulmamaya, sizleri de boğmamaya çalıştığım bu durumun memleket genelinde yarattığı etkiyi biraz olsun görebilmek için “farklı bir yere” (ne kadar farklıysa artık!), yoksulların durumuna bakalım...

Dün Birgün gazetesinde iki bilim insanının, Dr. Ergün Demir ve Dr. Güray Kılıç’ın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine dayandırdıkları makale rehberimiz olsun:

“Bazı illerimizdeki yoksul yurttaşların sayısı, o illerin toplam nüfusunun yüzde 30-40’ını, seçmen sayısının ise yüzde 60-70’ni geçmiş vaziyette.

...SGK verilerine göre 2017 yılında herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’dan gelir ve aylık almayan, 18 yaşını doldurmuş ve öğrenci olmayan ve aylık geliri asgari ücretin üçte birinden (2017 yılı için 592.50 TL) az olan 8 milyon yurttaş tespit edildi.

Yazının devamı...

Nefes nefese...

7 Mayıs 2018

Ligin ikinci perdesinde birinci dereceden rakiplerini kendi sahasında hem de çok üstün oynayarak geçen ancak deplasmanlarda elini ayağını nereye koyacağını bilemeyen bir ekibe dönüşen sarı kırmızılıların işi kâğıt üzerinde görünenden daha zordu.

Deplasman fobisini belirttik zaten. Üstüne rakibin sıralamadaki pozisyonundan dolayı yaşadığı tedirginliği ekleyin. Bir de tabii Akhisar’a kupadan elenmiş olmanın psikolojik etkisini...

Haliyle fiziksel mücadele kadar zihinsel bir yükü de kaldırmak gerekiyordu istediğini alabilmek için...

Fatih Terim’in hafta içinde sosyal medyadan yaptığı “konsantrasyon” uyarısının “takım üzerindeki” etkisini ölçmek için ilk 18 dakikayı ölçü alırsak “mesaj yerine ulaşmış” diyebilirdik.

Rodrigues, önce Linnes-Feghouli hattından gelen topla, daha sonra ekmeğini kendi oynadığı taraftan çıkartarak skoru 3 dakika içinde 0-2’ye getirdi.

Sonra ilk yarıda durumu nispeten idare etse de ikinci yarıda hızla kaosa yenik düşen bir Galatasaray seyrettik.

YOK ARTIK GOMIS!Beşiktaş gibi çok sağlam bir rakip karşısında öndeyken bile adeta topu ısıran, daha fazlasını isteyen Galatasaray’ın Akhisar karşısında koca bir devreyi sahasına kapanarak, hem de bunu beceriksizce yaparak oynamaya çalışmasını akılla, mantıkla, futbol klişeleriyle açıklamak mümkün değil.

Daha önce bahsi geçen zihinsel mücadelede sınıfta kalmaya başlayan, kalesini korumakta güçlük çeken Galatasaray giderek artan stres karşısında,

Yazının devamı...

‘Mülteci ne yaşar ne yaşamaz’

3 Mayıs 2018

Haberde Türk vatandaşlığına geçen 50 bin Suriyelinin 24 Haziran seçimlerinde Suriye uyruklu bir milletvekili adayı çıkarmak için Yayladağı, Antakya ve Osmaniye’de imza kampanyası düzenledikleri belirtiliyordu.

AKP’den aday olması istenen Suriye Türkmen Meclisi’nin eski başkanı Samir Hafez için 5 bin imza toplanmış ve Cumhurbaşkanlığı’na iletilmiş; hedef olarak da 30 bin imza belirlenmiş.

Samir Hafez de “Benim veya bir başkasının olması önemli değil ama bu insanların diğer azınlıklar gibi bir kontenjana ihtiyaçları var. Yakında 120 bin belki 130 bin kişiye vatandaşlık verilecek. Bu sayı daha da artabilir” dedikten sonra eğitim, sağlık, vatandaşlık gibi sorunların ana damarlarını sıralamış...

Türkiye hem yetkili kurumlar hem de sivil toplum örgütleri aracılığıyla sayıları 3.5 milyonu aşan mültecilere yardım için destansı denebilecek bir performans sergiledi.

Toplum olarak da iyi bir sınav verdiğimizi söyleyebiliriz. Homurtular münferit hadiseler dışında “hoşgörüye kuvvet yükselmeyen bir dip dalgası” boyutunda kaldı genellikle.

Ancak bu boyutta bir göçün yarattığı sorunları bütünüyle halletmek mümkün değil.

AAH SAYIN HAFEZ AH!

Peki Suriyeli mültecilerin veya

Yazının devamı...

Sloganı tersten okumak çare olur mu?

1 Mayıs 2018

“Milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu” gerekçesiyle grev hakkının “erteleme” kisvesiyle kadük hale getirildiği...

İSİG (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi) tarafından açık kaynaklardan derlenen vakalara göre sadece mart ayında en az 122 işçinin hayatını kaybettiği...

Neyse işte durum ortada, anlatmaya gerek yok görüyorsunuz...

“Görüyorsunuz” diyorum ama mesela Ankara Valiliği’nin sakıncalı bulduğu sloganlar listesini gördünüz mü?

1 Mayıs Tertip Komitesi’nin yazılı olarak sunduğu slogan önerilerinin bazılarının “sakıncalı” bulunarak üstünün çizildiğini gördük bundan 10 gün kadar önce...

Bugün Ankara’da “Kazım Karabekir Caddesi AKM yanında toplanılarak Anadolu Meydanı’na kadar yürümek suretiyle” yapılacak 1 Mayıs kutlamalarında sakıncalı bulunan bazı sloganları hatırlayalım...

“Kadın cinayetleri münferit değil politiktir.” 

“Erkek vuruyor devlet koruyor.”

Yazının devamı...

Yürüyedur!

30 Nisan 2018

Maç 20’nci saniyede Garry Rodrigues’in girdiği pozisyonla başladıktan sonra bir süre orta sahada trafik sıkışıklığı ve seri taç atışlarıyla devam etti. Topa hâkim olan taraf Galatasaray’dı ama topa hâkim olmak bu sıkı düğümü, bu çatır çatır süren mücadeleyi lehine çevirmeye yetmiyordu.

22’nci dakikada, o ana kadar zerre esnemeyen siyah-beyaz savunma hattı umulmadık şekilde kolayca deliniverdi. Muslera’nın rakip alana şavulladığı topu Gomis, Rodrigues’e indirdi, o da ekürisi Yuto Nagatomo’nun önüne yuvarladı. Rakip savunmayı kilitleyen gol pasını sürpriz isim Fernando noktaladı.

BAYRAM HAVASI

- Büyük ölçüde dengeli ilerleyen maçta topa hâkim olma sırası Beşiktaş’a geldi. Ancak Beşiktaş pozisyonları koklasa da gol üretemedi. Bu süreçte G.Saray da Gomis’le yakaladığı türden pozisyonlar üretti fakat yalnızca bir gol çıktı işte.

İkinci yarı Beşiktaş toplanmaya çalıştıysa da açık konuşmak gerekirse rakibini yıpratacak aşamaya taşıyamadı oyunu. 66’ncı dakikada Gomis, Tosic tarafından yaka paça indirilince hem penaltı kazanıldı hem de rakip 10 kişi kaldı. Ancak sezonun kahramanı topu direğe nişanlayarak hem golü kaçırdı hem de kendisini oyundan düşürdü.

Moral üstünlüğü için beliren bu ışığı kovalamaya başlayan Beşiktaş’ı yıkan Rodrigues oldu. Maç boyunca aradığı ama bir türlü bulamadığı fırsatı yakaladı ve sarı kırmızlı camiaya, “Size bayram havası getirdim” diyerek golünü attı.

Ligin ilk yarısında rakibine boyun eğen, belki de tarihinin en kötü performanslarından birini gösteren G.Saray bu galibiyetle birkaç kuş birden vurdu. Kalan haftalarda önde koşmak için Başakşehir ve Beşiktaş maçlarındaki ciddiyet ve hırsını koruması yeter. Esas bayram o zaman kutlanır. G.Saray’ı can-ı gönülden kutlarım. Yürüyedur!..

MAÇIN ADAMI: NAGATOMO

Yazının devamı...