"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Riyakârlık çöplüğünde parlayan bir mücevher

12 Ekim 2017

Olanı biteni anlatayım, kararı siz verin...

Ampute Milli Takım’ın ruhlarımızı temizleyen, gözlerimizi yaşartan, göğsümüzü kabartan destansı zaferini kutluyoruz, kutlamaya da devam edelim; bu “gerçek şampiyonları” hiç unutmayalım.

Primin en yükseği, madalyanın en güzeli, yardımların en değerlisi yapılsın, yapılacak elbette, sonuna kadar hak ettiler.

Ancak...

“Aferin çocuklara, bak yüreğe engel yok” coşkumuz sırasında bir de gerçeklere bakalım mı?

Türkiye nüfusunun yüzde 12’sinin engelli olduğu belirtiliyor (yarısı kadar diyen de var, daha fazladır diyen de...); yaklaşık 10 milyon engelli...

Her sekiz kişiden biri engelli demektir ama “bu oranda” rastlamayız sokakta, sinemada, ofiste, çarşıda, pazarda, tribünde, parkta, bahçede...

EV MAHKÛMLARI

Yazının devamı...

Vatan cennet, muhabbet cinnet

10 Ekim 2017

Haber merkezlerinin doları roketleyen “ABD ile karşılıklı olarak vizelerin durdurulması” mevzuu için görüş alınacak uzman ararken, ordunun da sınırı geçerek İdlib’e doğru ilerlemeye başladığı duyuruldu...

“Daha ‘Melih Gökçek şimdi gittigidiyorkom mu?’ sorusunun tadını çıkaracaktık” diyemeden bu vaziyete uyanıverdik işte...

Cennet vatanın cinnet gündemine hoş geldiniz...

ABD’deki seçimlerde neredeyse “tiksindiği” Obama yönetiminin devamı olarak görülen Clinton yerine Trump olsun tavrı hâkimdi Türkiye’de.

En azından iktidara yakın kalemlerin sızdırdıkları, yaydıkları hava böyleydi diyelim...

BİRAZ GERGİN MİYİZ?

Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Zarrab’a, FETÖ’den YPG’ye yardıma ve elbette S-400’e kadar anlaşmazlıklarla örülü ilişkiler ağı hiç olmadığı kadar gergindi.

Erdoğan

Yazının devamı...

Engel verdik kupa verdiler

10 Ekim 2017

Teşekkür listesi uzun... Ancak asıl teşekkür bu şampiyonlara ve o şampiyon kahramanların arkasında dağ gibi duran ailelerine...

BOYUN EĞMEYENLER

Kimi gazi... Hani şampiyonluğu getiren golü atan kahraman Osman Çakmak var ya; o göz yaşlarını tutamayan ve bizi de ağlatan Osman... Şırnak’ta mayına basarak bacağını kaybetmiş kahraman bir gazidir işte o. Kimi trafik canavarının kurbanı, kimi “yanlış iğne”nin...

Vazgeçmeyen”dir onlar... “Yenilmeyen”dir... “Boyun eğmeyen”dir... Golleri hem ağlara hem kısıtlı imkânlaradır... Zorlukları çelik gibi iradeyle, sarsılmaz inançla aşan takımımız maçın tamamında üstündü. .

Ve unutmayalım...

Engelleri bir türlü kaldırılamayan engellilerin ve sorunlarına el atılmasını bekleyen gazilerin, trafik kazası kurbanlarının da sesinin duyulmasına, imkânlarının genişletilmesine vesile olması gerekir bu zaferin...

Acı verdik, zafer verdiler.

Engel verdik, kupa verdiler. Ötesi mi var?

Yazının devamı...

Aşktır o, nefret olsa duramazsın

5 Ekim 2017

“Vay kaba adam!”dan açıldı eleştiri ve hakaret kapıları haklı olarak...

Ne işi vardı peki Trump’ın Porto Riko’da?

Malumunuz, Porto Riko Amerika “Birleşememiş” Devletleri üyesi sayılır; Guam veya Virgin Adaları gibi.

Vatandaşları ABD vatandaşı olarak doğar, ABD’ye rahatça girip çıkar, yaşar ama kongre veya başkanlık seçimlerinde oy kullanamaz.

Hiç mi oy kullanmazlar? Porto Riko’da partiler vardır, seçimler yapılır, meclis kurulur vesaire. ABD’ye “dış işlerinde” bağlıdır bu “özerk” ada...

BAĞIMSIZLIK MI? ALMAYAYIM

Üç partiden ikisi oyların yaklaşık yüzde 95’ini eşit olarak paylaşır ki; birinin derdi ABD’yle vaziyetin korunmasıdır, diğerinin derdi ABD’ye eyalet olarak eklenmek. Üçüncü parti “Bağımsızlık” diyor fakat oyu yüzde 5...

Enerjide tamamen dışarıya bağımlıdır, son olarak 72 milyar dolar borcu vardır, ABD’nin eline bakar, nüfusun yüzde 45’i yoksulluk sınırının altında yaşar.

Yazının devamı...

Bir pislik çukuru

3 Ekim 2017

İsmail Saymaz’ın “Tecavüze şaka demişler” başlıklı haberini bilmem okudunuz mu?

Haberin özü, özeti şu:

“Ağrı’daki İmam Buhari Yatılı Erkek Kuran Kursu’nda hocalık yapan 17 yaşındaki Y.K.’nın 9 yaşındaki kurs öğrencisi U.P.’ye tecavüz etmesini, aynı yurtta görevli Mehmet Arslan’ın savcılığa ihbarı ortaya çıkardı...

Detaylara baktığımızda ise bu tür haberlerde sıkça karşılaştığımız üzere “pislik çukuru” derinleşiyor...

ŞAKA DİYECEK KADAR ALÇAK

Diğer öğrenciler, daha sonraları yüzünde ve boynunda morluklar da belirlenecek olan arkadaşlarının durumunu önceden bildirmişler: “Y.K. hocamız U.P.’yi öpüyor, kucağına alıyor.” Aile de gelip “Bu nedir?” diye sormuş ama Çocuklar kendi arasında birbirlerine şaka yapmış, öpmüş, yuvarlanmış, merdivenden düşmüşlergibi bahanelerle geri yollanmış...

Pislik çukuru, işte bu üstünü örtme veya izini kapatma çabalarına bakınca derinleşiyor.

Pislik çukuru, -son olarak Adıyaman örneğinde görüldüğü gibi- hiyerarşide

Yazının devamı...

Maicon mucizesi

1 Ekim 2017

Ancak malumunuz, futbol kâğıt üzerinde durduğu gibi durmayan, akmayan, oynanmayan bir hadise; hatta tüm güzelliğini de bir bakıma bu özelliğine borçlu sayılır.

Zorlu bir süreç yaşayan Karabük şanıyla, şerefiyle, G.Saray’ın ateşine ateşle karşılık vererek oynadı işte... Kaptırdığı toplarla yürek hoplatarak oynayan G.Saray, Feghouli ve Maicon’un erkenden golleriyle “bir problem” yaşamayacağını göstermeye çalışırken... Tam taraftar “İşler yolunda, Gomis’i filan bekliyoruz” konumuna geçmişken...

O huzursuzluk kaynağı, o izleyeni diken üstünde ağırlayan skor, o “meşum” 2-1 geldi... G.Saray’ın bu sezon belki de karnının en yumuşak yeri olan “çıkarken kaptırılan top” dramı maçın seyrinin de değişmesine yol açtı.

G.Saray rahat nefes almak için 3. golü kovalarken, baskısını artırırken, gol için topla tüfekle rakibinin üstüne yürürken skor tabelası kafasının üstünde “Demokles’in Kılıcı” gibi sallanıp durdu.

UMULMADIK TAŞ

Sıkı bir kuşatma uyguladı, gole çok yaklaştı ama tartışmasını da beraberinde taşıyan bir penaltı neticesinde “umulmadık” bir taşa takıldı, tökezledi... Ancak içine düştüğü kaostan, maçın son düzlüğünde bir Anka kuşu gibi çıkıverdi G.Saray.

Mucize adam Maicon “Gidiyor mu?” denilen maçı hem kâğıt, hem çimen üzerinde hem de taraftarın yüreğinin hizasında Galatasaray’a yazıverdi...

Bu müthiş tempolu, nefes nefese mücadelenin iki tarafını da tebrik ederken, Galatasaray’ın hücumda parladığı anlar dışındaki bazı hatalarını gözden geçirmesi gerektiğini hatırlatmak gerekiyor.

Yazının devamı...

İşine bak; öpüş, geçer!

28 Eylül 2017

“Rahatsız vatandaşların” profillerine bakıyorsun; kreşlerde, yatılı okullarda, denetlenmeyen ve desteklenen tarikat işletmesi yurtlarda çocuklar taciz edilirken rahatsız olmamış mesela...

Tüm hassasiyetini bir öpücüğe saklayan “rahatsızın”, asıl “rahatsız” olması gerektiği olaylara karşı tepkisizliğine bakınca “rahatsızlığının” teşhisini de koyabiliyorsun zaten!

Tedavisi de var, söyleyeceğim...

Önce, o öpücüğü “ikon fotoğraf karesi” ile ölümsüzleştiren AFP adına çalışan foto muhabiri Yasin Akgül’ü kutlamak gerek.

Hasret öpücüğü, gülümseyen asker vesaire, bir tablo gibi...

Sonra o öpücüğün adını koyalım...

BİRİKMİŞ ÖPÜCÜKLER

Elbette

Yazının devamı...

Fena gönül koydum bunu bilin Kadir Bey

26 Eylül 2017

Neden ayrıldığını kendisi, partisinin yöneticileri, yakınları biliyordur ama bıraktığı şehrin yaşayanları olarak bizler bilmiyoruz.

Açıkçası çok da umurumda değil görevini niye bıraktığı; yerine gelecek kimdir onu da merak ettiğimi söyleyemem çünkü gücü, etki alanı, iradesinin hükmü kendisine çizilen çizgiler içinde kalacaktır.

Ayrılırken haliyle duygusal, biraz da kırgın bir ifadeyle “Gönül koymasın bana İstanbullular bırakıp gittiğim için” diyordu.

Ben gönül koyanlardanım. Hatta dönemini hayırla yâd etmeyecek olanlardanım.

Niye mi?

Sayayım mı?

Emin misin Kadir Bey?

BETON YEŞİLİ DELERKEN

Yazının devamı...