"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Yazık, zarar etmeseler bari!

26 Nisan 2018

“Kanun yapımı (siyaset) ve sosis üretimi halkın gözü önünde yapılmamalıdır; ikisi de mide bulandırır...”

Siyaset sahnesindeki durumun mide değilse de kafa bulandırıcı olduğu konusunda sanırım çoğumuz hemfikirdir.

Sosis üretimini ise muhabirlik yıllarımda görmüştüm; “John Godfrey Saxe doğru konuşmuş millet, sessizce dağılalım” demekle yetineyim.

Hal böyleyken heves duyanı artar ama eksilmez siyasetin...

Yazının devamı...

‘Ah’ı alınan çocuklar

24 Nisan 2018

İçimdeki endişenin kaynağını şöyle özetleyebilirim:

“Ya başta yetkililer olmak üzere yetişkinler, yetişkinlerimiz samimiyet krizi geçirirlerse?.. Ya gerçekler ortaya dökülüverirse...”

Bugün artık 24 Nisan olduğuna göre, tıpkı geçen sene yaptığımız gibi bayram coşkusu içinde pek duyulmayan, göz ardı edilen istatistiklere bakalım mı?

Gözleri kapatmak, uzaklara bakarak ıslık çalmak opsiyoneldir...

Bu yıl rehberimiz Eğitim-Sen’in “Çocuklarımız ve Gerçekler” başlıklı raporu olacak...

İYİLEŞME YOK GERİLEME VAR

Rapora baktığımızda, geçmiş senelerdeki raporlarla karşılaştırdığımızda görüyoruz ki çocukların sorunlarında, özellikle de kız çocuklarının durumunda iyileşme yerine gerileme var.

Kız çocuklarının okul yerine evde eğitime yönlendirildiğini görüyoruz mesela... Ortaöğretim seviyesinde

Yazının devamı...

Öldü öldü dirildi

22 Nisan 2018

Maçın ilk 22 dakikasında gelen 3 gole şaşırmak yerine, skor 2-2’ye gelene kadar neden bu kadar beklendiğini sotmak daha doğru olur.

Ne demek istediğimi ilk yarı sona ererken yaşanan “bir ana” bakmak yeterli olacaktır: Gomis’le 3-1’i bulmak üzereyken başarısız olan Galatasaray aynı pozisyonun devamında 2-2’den kıl payıyla kurtuldu.

Özetle tam bir “vurdi, vurdi, vuruldi” maçı.

Oysa Galatasaray, özellikle de berbat mı berbat deplasman karnesi göz önüne alındığında rüya gibi bir başlangıç yaptı. Önce 4’üncü dakikada Gomis’in takipçiliğiyle bulduğu gol geldi. Alanyaspor’un toparlanıp hızlı ve tehlikeli çıkışlarla üstüne gelmeye başladığı sırada Mariano’nun ceza sahasına bir el bombası gibi attığı topla “kendi kendini” vurmasıyla da farkı ikiye çıkardı.

Fakat Galatasaray bu, rahat durur mu hiç? 22’de rakibi tekrar oyunun içine çekecek golü ne yaptı etti yedi.

Sonrası gol kaçırma şovu şeklinde gelişti iki takım açısından da.

İkinci yarıda Alanya’nın penaltıdan beraberliği yakalamasının ardından teknik direktör hamleleri geldi. Terim başta etkisini zaman içinde yitiren Rodrigues, durgun Feghouli ve ne işe yaradığını hakikaten anlayamadığım Belhanda’yı dışarı alarak hücum hattını tazeledi.

Neticede

Yazının devamı...

Çok olağan haller

19 Nisan 2018

Hadise haberlerde, filmlerde gördüğümüz şekilde klasik olarak gelişiyor.

Elinde “altıpatlar” tabir edilen tabanca ile (malum, internetten kredi kartına taksitle alabiliyorsunuz) markete giren soyguncu, tehditle kasiyerden 1000 TL’yi (ç)alıyor...

Bu durumu “normal” olarak değerlendirmek elbette mümkün değil ama dünya üzerinde market bulunan hemen her yerde gerçekleşebilecek kriminal bir hadise ile karşı karşıyayız.

Ancak marketin güvenlik kamerası kayıtlarında bu soygunu “orijinal”, “benzersiz” kılan bir fark var.

Yazının devamı...

Ey şanlı mehter, ey şanlı bütçe

17 Nisan 2018

Aslında bir “hadise” filan yaşanmıyor bu harcamalar karşısında ama biz yine de habere büyüteç tutalım...

Fatih Belediyesi’nin 2017 yılı gelir ve giderleri ile hesap ve işlemlerinin denetimi için oluşturulan rapora göre mehter takımı harcamaları için 11 milyon 490 bin TL ödenmiş.

CHP’li meclis üyelerine göre 2017 sonu itibariyle 341 milyon 925 bin TL borcu olan, İstanbul Defterdarlığı’nın vergi alacağı için İller Bankası gelirine haciz koydurduğu bir belediyenin yaptığı gereksiz bir savurganlık.

Mehter takımı gösterileri için bir ilçe belediyesinin yılda 11 milyon 490 bin lira harcamasını “acil ihtiyaç” olarak gören çıkar mı bilmem, bence de bu devirde en basitinden savurganlık sayılır.

ALAN MEMNUN, SATAN DAHA MEMNUN

Yine de alan memnun, satan herhalde daha memnun, dinleyenlerden yorum alma şansımız ise yok...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın henüz taze olan “Lüksten, gösterişten kaçının” uyarısı bu tür harcamaları kapsıyor mu bilemiyorum.

Ancak kendisine durumdan vazife çıkartan bir vatandaş olarak işi gücü bir kenara bıraktım ve Fatih Belediyesi’nin mehter harcamalarını biraz olsun düşürmek mümkün mü diye küçük bir araştırma yaptım...

Yazının devamı...

Tuttu, pişirdi, yedi!

16 Nisan 2018

Birbirine benzer özelliklere sahip iki takımın ilk yarıdaki mücadelesi hakemin sertlik filtresini biraz geniş tutmasıyla gerilim filminden hallice geçti.

Topa sahip olan, oyunu yönlendiren, baskılı oynayan taraf harikulade taraftar desteğiyle birlikte Galatasaray’dı; ancak bu plan rakibin önlemleri sayesinde net gol pozisyonu üretmeye yetmedi.

FRENİ MARIANO BOŞALTTI!İkinci yarı başladığında da manzara büyük ölçüde aynıydı. Galatasaray, Başakşehir surlarında gedik açmak için sürekli el yükseltti, rakibin gardını düşürmek için fırsat kolladı. Başakşehir’in çektiği el frenini boşaltmak Mariano Ferreira’ya nasip oldu. Kelimenin tam anlamıyla ekmeğini taştan çıkartan Mariano pozisyonu tuttu, pişirdi ve sürpriz şekilde sol ayağıyla yaptığı mükemmel vuruşla da afiyetle yedi.

Gol sonrasında Abdullah Avcı’nın kart sahibi oyuncularını sahneden çekmesine, hücum hattını dengelemesine şahitlik ettik. Fatih Terim de ‘unvanına yaraşır’ doğru hamlelerle karşılık verdi. Geriye düşünce birden açılıveren rakibi zorlayan Galatasaray galibiyeti perçinleyen golü perde kapanırken buldu.

G.Saray’ın oyunun savunma yönünde pek gösteremediği başarıyı ve yüksek konsantrasyonu bu maçta göstermiş olması kalan maçlar için de umut vericiydi.

Bundan sonra ipler yeniden sarı kırmızıların elinde. Kayıpsız yürürse adı “Hedef 21” olarak koyulmuş zafere ulaşacaktır.

Fatih Terim’in geçen haftaki yıkıcı mağlubiyetin ardından yaptığı yorumu “modifiye” ederek tekrarlayalım: Bir maç kazanıldı, şampiyonluk değil...

MAÇIN ADAMI: MARIANO

Yazının devamı...

Festivalimiz sen çok yaşa!

12 Nisan 2018

Bu yıl 25’inci kez düzenlenen müzikseverlerin gözbebeği, sloganını “25 Yıldır Caz ve Daha Fazlası” olarak belirlemiş.

İKSV Genel Müdürü Görgün Taner ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opcin konuşurken slogana ve 25 yılı özetleyen filme dalıp gidiyorum...

İçimde “Gençliğim eyvah!” hissi de dolaşıyor elbette neredeyse hepsini izlediğim konserlerden alınmış görüntüler akarken...

“The Festival” ile kişisel bağı Caz Festivali’nin İstanbul Festivali’nden koparak bağımsızlığını ilan ettiği 1994’ten de önceye uzananlardanım...

‘CAZ VE DAHA FAZLASI’

1980’li yıllarda “ergen irisi” bir lise öğrencisi olarak sızıverdiğim Herbie Hancock konseriyle başlayan ve hızla büyük bir aşka dönen ilişkimizin belleği sayısız hatırayla dolu...

“Caz ve Daha Fazlası” sloganını Santana’dan B.B. King’e, Bob Dylan’dan Chick Korea’ya, Patti Smith’ten Wayne Shorter’a müziğin farklı kulvarlarından yüzlerce büyük sanatçıyı ağırladığı için “Festival sadece caz müziği ile sınırlı değil” şeklinde okumak doğru olur.

Ama sanırım daha doğru okuma, 1973’te rahmetli Dr.

Yazının devamı...

Hasar büyük, yol kısa

10 Nisan 2018

Lig sıralamasının zirvesini de, dibini de etkileyecek maça Ankara rakibi kadrosu elverdiğince değişiklik yaparak, bir nevi, “Allah’ını seven defansa koşsun” taktiğiyle çıkmıştı.

Ümit Özat’ın attığı zarın tutuğunu, Galatasaray’ı kilitlediğini, silikleştirdiğini ve biri çok net gol pozisyonu olmak üzere daha çok tehlike yarattığını belirtelim.

Selçuk’un, Hopf tarafından savuşturulan şutunu saymazsak Galatasaray kilidi açacak anahtarı bulamadı, rakip kaleyi yıkmak bir yana doğru dürüst omuz atmayı bile beceremedi ilk yarı boyunca. Sarı kırmızılılar heba ettikleri ilk 45 dakikanın ardından ikinci yarıya “görece” bir baskıyla başladı, oyunu rakip sahaya yığdı ama nafile...

Galatasaraylılar heyecanlanmak için 55’inci dakikada Gomis’in şutunu bekledi; o dakikaya kadar yaprak bile kıpırdamadı desek yeridir.

PANiK ATAK!

Maçın 75’inci dakikasına ulaştığımızda, istatistikler Galatasaray’ın 450 pasına karşılık Gençlerbirliği’nin 100 pas bile yapmadığını gösteriyordu. Özetle Gençlerbirliği topu rakibe verdi ama oynatmadı; buna karşılık Galatasaray kadar, hatta daha da fazla etkili olabilecek atak geliştirdi...

Vakit ilerledikçe, “panik atak sistemine” geçiş yaptı bir klasik olarak ancak pek işlemediği bilinen bu sistem de ilaç olmadı. Ve bildik kural bir kez daha belirdi: Atamayana atarlar canım kardeşim...

Neticede Galatasaray bir düğün havasında gittiği Ankara’dan cenaze evi gibi bir havayla döndü evine.

Yazının devamı...