"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Gomis oynar, nokta

28 Ocak 2018

Sakatlıklar ve “kafa karışıklıkları” üstüne mali kriz gölgesi düşmüş G.Saray’ın kadrosunu direkt etkilemişti. Geçen hafta kahraman mertebesine erişen Eren sezonun gol üretim merkezi Gomis’i kesmişti, Britanya yoluna çıkmaya hazırlanan Ndiaye yoktu, Fernando sakattı.

Osmanlı oyunun büyük bölümünde kompakt şekilde mücadele etti, G.Saray’ın “olası” hücum organizasyonlarını erken uyarı sistemiyle çözdü.

Bıkkınlık verici pas hatalarıyla, top kayıplarıyla ve kale ağzından biri Tolga, biri Feghouli’yle kaçırdığı mutlak gol pozisyonlarıyla ev sahibi takım da misafirine kolaylık sağladı. 37’de Yasin’in ortasında Eren’in kafayla indirmesi ve Feghouli’nin golü bulmasının değeri dakikalar ilerledikçe daha da iyi anlaşıldı. İkinci yarıda Osmanlıspor baskı kurdu net pozisyon üretemese de pozisyon kovaladı, en azından G.Saray’a sıkıntı verdi, daralttı.

EREN FAYDALI AMA...

Elbette G.Saray bu baskıyı kırıp karşı baskı kurdu, net pozisyonlar da yakaladı ama son vuruş beceriksizlikleri, Karcemarskas’ın performansı derken kalite bakımından vasatı bile tutturamayan maç aktı geçti.

İlk yarıda ısınmaya gönderilen Gomis’in 80’de girmesi bile yeterliydi. Eren faydalı, daha da faydalı olacak ama sepetle, küfeyle gol atmasının ötesinde fayda sağlayan Gomis’i kesecek kadar değil. Nitekim maç boyu yapılamayanı (topu doğru takip, yerinde ayak koymak vb.) yaptı ve son anda G.Saray’a derin nefes aldırdı. Helal olsun!

MAÇIN ADAMI: GOMIS

GOMIS, rakip defansın ötesinde dedikodularla, yalan haberlerle ve yedek kulübesi psikolojisiyle de mücadele ederek attı golünü. Sağlam karakter, sağlam golcü dediğin böyle olur...

Yazının devamı...

Zenginin malı züğürdün sessizliği

25 Ocak 2018

İngiliz yardım kuruluşu Oxfam, yılın bu vakitleri, tam Davos filan civcivlenirken bir rapor yayınlar.

O rapor sayesinde zenginin nasıl zenginleştiğini, yoksulun nasıl yoksullaştığını net bir şekilde görebiliriz.

Dünyadaki servetin yarısını bir avuç insan paylaşıyor; en zengin 8 kişinin geliri dünyanın yüzde 50’sine denk.

En yoksul yüzde 50 “hiç ama hiç” zenginleşemezken 2017’de “yukarıdakilerin” cepleri, kasaları dolmaya devam etti.

Yazının devamı...

Ne sarsılan çıkar ne utanan benden söylemesi

18 Ocak 2018

İstanbul’daki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde...

5 ay içinde 18 yaşının altında 115 çocuğun hamile olduğu tespit edildi.

38’i 15 yaşından da küçük çocukların 39’u da Suriyeli idi...

Hastane, 18 yaşından küçüklerin hamileliğini yasal olarak Emniyet’e bildirmek zorunda olmasına rağmen bu 115 çocuğun raporlarını “sümen altı” etmiş.

Yazının devamı...

Her saat 3 bomba almayı ihmal etmeyiniz

16 Ocak 2018

Bir Suriye’ye, biri Irak’a, biri de artık Afganistan, Libya, Yemen, Pakistan, Somali’ye düşmüştür herhalde.

2016’da, “Savaşları durduracağım” diyerek gelen Obama henüz koltuğundayken 7 ülkeye toplam 26 bin 171 adet bomba attığını duyuran bir rapor ortaya çıktı geçen hafta.

Hesaplamalara göre günde 72 bomba atmış ABD ordusu; her saat 3 bomba...

Devlerin Kuzey Kore üzerinden efelenme evresinin civcivli günlerinde tehdit edilen Guam Adası’nı hatırlıyor musunuz?

Kıbrıs’ın 20’de biri büyüklükteki bu Pasifik adasına bir hamlede 816 bin 393 adet bomba, mermi vesaire yollamıştı.

Bu ekstra cephane, adadaki mermi, bomba sayısının yüzde 10’una denk geliyordu!..

Silah, cephane yarışında bayrak ülke ABD ama asıl bizim de içinde bulunduğumuz coğrafya dünyanın en büyük cephaneliği.

Sadece Suudi Arabistan ve Katar’ın silah harcamalarının son beş yılda yüzde 200 arttığını duyuran raporu hatırlarsınız belki...

Yazının devamı...

‘İmkânı olan fezada koloni kursun canım’

11 Ocak 2018

Eroğlu kuraklık alameti baş gösterdiğinde, barajlar suyunu çektiğinde, tarlalarda yeşillenme titrekleştiğinde “İstanbul’da sular kesilirse ben de bıyıklarımı keserim” demesiyle meşhurdur.

Veysel Bey için önce iyi bir haberim var. İstanbul’da barajların doluluk oranı yüzde 65, yani bıyıklar rahatlıkla kurtulur.

Fakat Ankara’da yüzde 20, İzmir’de yüzde 34 doluluk oranları. Elazığ, Malatya, Tunceli, Bingöl... Doğu illerinde tarımsal kuraklık kapıyı çalıyor. Keban’ın yüzde 30’u dolu...

Dün Habertürk’ten Caner Aktan’ın yaşanan kuraklık ile ilgili haberi Veysel Eroğlu’nun bir ay önceki sözlerini de hatırlatıyordu:

“Son 44 yılın kuraklık rekorunu yaşıyoruz...”

BU REKOR ÜZDÜ

Bu elbette “Oley be!” diye karşılanacak türden, göğüs kabartan bir rekor değil.

İklim değişikliği sayesinde ocak ayında baharlıklarla gezmenin ötesinde hoş yanı yok kuraklığın.

Yazının devamı...

Süründürülebilir tarım

9 Ocak 2018

Dün Cumhuriyet’te bu başlıkla ve Gamze Bal imzasıyla yayınlanan haber, tarım ürünleri ithalatındaki artışa dikkat çekiyordu.

2016’da tarım ürünlerini ithal etmek için 15 milyar dolar harcarken, 2017’de bu rakam 17 milyar dolara dayanmış.

“Bereketli topraklar üzerinde” hemen her tarım ürününü yetiştirme potansiyeline sahipken, 30 yılda Belçika kadar tarım arazisini kaybetmiş bir ülke elbette bayılır parayı, nohudunu, mercimeğini komşudan, börülcesini Peru’dan getirir...

“Sürdürülebilir tarım” hadisesini tamamen yanlış bir yerden anlamış, “süründürülebilir tarımcılık” yaklaşımını benimsemiş bir memleketiz çok şükür!

MİLLİ İTHALAT REJİMİ

‘Milli Tarım’ planı açıklanıyor ama bir yandan da hububattan bakliyata gümrük vergileri ya sıfırlandı ya da sıfıra yakın bir noktaya çekiliyor.

Hayvancılık keza... Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba başta olmak üzere herkes koro halinde “Kırmızı et, canlı hayvan ithalatına karşıyız” diyor ama aynı gün binlerce ton için izin çıkıyor işte...

“30 yılda Belçika kadar tarım alanı yok oldu”

Yazının devamı...

‘Bana nostalji bastı moruk, kalıyorum’

4 Ocak 2018

Cem Yılmaz’ın cuma günü gösterime girecek yeni filmi ‘Arif v 216’da bu repliğin geçtiği sahnede “Bana nostalji bastı moruk, ben kalıyorum” dediğimi fark ettim içimden.

Yılmaz’ın canlandırdığı karakter Arif’e böyle söyleten ortam, eski Türk filmlerinden aşina olduğumuz bir ortamdı.

Dar gelirli, umutları olan, mucizelere inanan, yardımlaşma/dayanışma duygularıyla zorluklara direnen, farklılıklarına rağmen bir çatı altında yaşamaya devam eden insanlarla çevriliydi etrafı Arif’in...

“İnsan olmak, eski Türk filmlerindeki gibi saf bir aşk yaşamak isteyen” Robot 216 (pek şahane Ozan Güven) için 1960’ların İstanbul’una gelmişlerdi...

Cem Yılmaz, Çınar Oskay’a verdiği röportajda derdinin “kuru bir nostalji yapmak olmadığını” söylüyordu.

İYİ İNSANLARIN İZİNDE

İçinden 1960’lar ve 1990’lar gibi iki büyük nehir akan filmi sadece bir “nostalji atağı” olarak değerlendirmek haksızlık olur.

Elbette özlem rüzgârlarıyla şişiyor yelkenler dönemin dekorunu, yıldızlarını, objelerini izlerken...

Yazının devamı...

Niyet ‘eller havaya’ netice ‘eller yukarı’

2 Ocak 2018

Emniyet güçlerinin şüpheli gördüğü şahıslara yönelik uygulamaları kapsamında çeşitli çap ve ebatta yüzlerce yılbaşı süsü, maytap, havai fişek, dillidüdük ve kaynanazırıltısı ele geçirildi.

Hareketlerinden şüphelenilen 40 kişinin kırmızı don giymek suretiyle Taksim, Beşiktaş ve Şişli’ye sızmaya çalıştıkları tespit edildi.

Yapılan GBT incelemeleri ve sosyal medya hesabı taramalarında daha önce düğün ve benzeri organize hadiselerde “halay başı” oldukları anlaşılan bazı şahıslar etkisiz hale getirildi.

KOKİNA TUZAĞI

Kendine “tebliğci” süsü vermiş bir Noel Baba’ya yapılan üst aramasında, kuşağa zulalanmış “tavşanmemesi” veya “kokina” olarak da bilinen yılbaşı çiçekleri bulundu.

Bu yazdıklarım elbette “mübalağa sanatından” örnekler...

Abartı yani, gerçekle pek alakası yok.

Yazının devamı...