"Hasan Ercazip" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hasan Ercazip" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hasan Ercazip

Hasan Ercazip

Futbol ve Devrim Arabaları!

12 Ekim 2019


* Tam bu noktada Türk Futbolu’nun beyefendisi Yücel İldiz’i getirdiler göreve... 8 haftada 3 yenilgi gören o Denizlispor, İldiz yönetiminde çıktığı 26 maçta 17 galibiyet, 8 beraberlik, 1 yenilgi ile şampiyonluğu kucakladı.
* İldiz ile Süper Lig defterini Galatasaray zaferiyle açan Denizlispor, ilk 7 haftada 8 puan topladı...
* Ve Denizlispor Başkanı Ali Çetin yaptığı açıklamayla Yücel İldiz’in görevine, “Tek tarflı olarak” son verdiklerini açıkladı! TEK TARAFLI!
Tabii ki, tek örnek İldiz değil. Hatayspor’u Hatayspor yapan adam İlhan Palut’un, Karagümrükspor’u şampiyon yapan Cüneyt Dumlupınar’ın görevlerine son verildiğini de belirtelim...
* Hal böyle olunca, aklıma Türk Sineması’nın en anlamlı yapıtlarından Devrim Arabaları’nın unutulmaz repliği geldi... Bilmeyenler için yazayım...
* Cemal Gürsel’in emriyle araba yapmak için inanılmaz bir tempo içine giren mühendislerden genç yetenek Necip, ülkenin bu alandaki en parlak adamlarından Latif Bey’in yanına yaklaşır...

Yazının devamı...

Sıradışı

7 Ekim 2019

 

Ya da genel anlamıyla kalite...

 

Sezon başındaki Göztepe için “Acil transfer yapılmazsa bu takım düşer” derken, altını çizdiğimiz temel nokta da buydu zaten!

Göztepe, orta alandaki teknik kalite eksikliği nedeniyle oyunun direksiyonunu ele alamıyor, kanatlardaki verimsizlik nedeniyle üretemiyor, forvetteki beceriksizlik nedeniyle de bitiremiyordu!

 

Emek vardı ama ‘kalite’ eksiği tüm çabayı çöpe atıyordu!

 

Yazının devamı...

‘Kalite’

17 Eylül 2019

 

Evet, Rize’de daha derli toplu bir takım gibiydi Göztepe... Deplasman sertliğini ortaya koydu, oyuncular adeta tekmeye kafa uzattı, rakibi bozmayı başardı. Zaten ‘bozma oyunu’ konusunda çok sorunu yok Göztepe’nin. Sıkıntı üretimekte. İş üretime geldiğinde, ‘yetenek’ öne çıkması gerektiğinde herkes birbirine bakıyor.

Mossoro, beğendiğim oyun akıllarından. Tecrübeli, teknik, kaliteli. Bu tip deplasman maçlarında orta alanda kazanılan toplarda, kontra hücumları doğru yönlendirerek takıma katkı sağlayabileceğini düşünmüştüm. Ancak dün bu anlamda beklenenin gerisindeydi. Yine de Mossoro, ligin devamında, özellikle de iç sahada katkı vermeye aday.

Napoleoni ise ‘kalite anlamında’ pek bir şey sunamadı izleyenlere. Görüntü var, ses yok misali.

Sahaya çıkan 11’de değinilmesi gereken asıl nokta başka. Sezon başı sol bek transfer ediyorsun, geçtiğimiz yıl mecburiyetten oynattığın ‘yedek’ Berkan 11’de. Stoperler alıyorsun, geçtiğimiz yıl son haftalarda mecburiyetten o bölgede kullandığın Alpaslan 11’de!

“Bir transfer nasıl yapılmaz” sorusunun net yanıtı gibi sanki!

Evet, Alpaslan’ın bu takımda her zaman yeri var bana göre. Aynı şekilde Berkan da Leo’dan iyi seçim. Ancak madem Alpaslan bu takımın stoperi olacaktı, o zaman Göztepe neden bu kadar stoper transferi yaptı? Leo, Sanneh, Veli ve Atınç tercihlerinde kimin kararı belirleyici oldu?

Kimse yanlış anlamasın, alınan beraberliği beğenmiyor değilim. Aksine ortaya koyulan mücadele ve 1 puan takımı birbirine kenetleme ve özgüven adına çok değerli. Poko’nun ortaya koyduğu emeğe, Alpaslan’ın çabasına, Titi ve Beto’nun hırsına, genç Batuhan ve Ege’nin enerjisine kimse laf edemez.

Yazının devamı...

Bir ‘istikrar’ masalı!

20 Ağustos 2019

 

O kadar ki, insan kendini sorguluyor, “Acaba ben mi çok karamsarım” diye.

Ancak işte futbolda düşler ile gerçeklerin birbirinden ayrıldığı bir yer var.

Oyun alanına çıktığında gerçekler bir tokat gibi patlıyor yüzünde.

Evet, istikrar iyi bir şey...

Ancak ‘iyi giden şeyleri’ sürdürmek içinse eğer.

Yoksa ‘kötüde istikrar aramak’ saçmalıktan öte değil.

Eğer sen, geçen yıl mucize ötesi bir şekilde ligde kalmışsan...

Yazının devamı...

Burada emek VAR!

28 Mayıs 2019


Finalinde de daha yataktan kalkarken başladı stres. Gergindik, hem de yay gibi. O gerginlikle tuttuk Bornova Stadı’nın yolunu.
Evet, Göztepe avantajı eline geçirmişti... Evet, alınacak bir galibiyet ‘kurtuluş’ demekti. Ama o galibiyetin geleceğinden emin olamıyordu kimse.
Sadece bir şeyden emindik, bu yolun sonunda gözyaşı vardı.
Ağlayacaktık...
Ya çılgınca sevinirken boşalacaktı gözyaşlarımız... Ya da kahrolurken...
Kader işte... Ya da ne bileyim, futbolun adaleti!

Yazının devamı...

Yedi canlı

21 Mayıs 2019

 

 

Son haftalarda toparlanan, yeniden ‘takım’ gibi oynamaya başlayan, doğru 11 ve dizilişini bulan Göztepe’nin Bursa’dan en azından beraberlikle döneceğinden emindim.

Ancak Bursa’da galibiyetin bu denli avuçlarımızın içinden kaçacağını...

Bursaspor’un Göztepe karşısında böyle çaresiz kalacağını...

Alınan 1 puana, sanki maçı kaybetmiş gibi üzüleceğimizi düşünemezdim.

İnsanın canı yanıyor. Kader maçında iki gol bulacaksın, iptal edilecek... Penaltı kazanacaksın, gole dönüşmeyecek... İnanılır gibi değil. Dün sahada yer alan tüm oyuncuları ve teknik ekibi bu mücadeleden ötürü kutlamak gerek. Öyle bir 90 dakikaydı Göztepe adına, yalnız gol eksikti.

Futbol tanrılarının önceki gün Altınordu’ya, dün Göztepe’ye yaşattıkları, emin olun yalnızca İzmir takımlarının başına gelebilirdi!

Yazının devamı...

Aşkla Göztepe

7 Mayıs 2019

 

Akhisar’ın ardından Erzurumspor da Bornova’dan elini kolunu sallayarak 3 puan çıkarmış, Göztepe sahada yeterli mücadele bile etmeden teslim bayrağını çekmiş, ben de yazımı “Hasta ameliyat masasında son nefesini verdi gibi! Kalp masajı, suni teneffüs işe yarar mı? Çok ama çok zor!” diye bitirmiştim.

Başakşehir deplasmanı işte bu anlamda ‘tabutta röveşata’ydı kelimenin tam anlamıyla. Mücadelenin ve kavganın dirilişi, Göztepe’nin de dirilişi, umudun da dirilişiydi işte.

Evet Göztepe hayat belirtisini göstermişti göstermesine ama bir haftadır da aklımda şu soru dolaşıyordu: Başakşehir’e karşı ‘bozma oyunu’nu başaran Göztepe, Antalya karşısında ‘üretme oyunu’nda ne kadar iyi olabilecek?

Net bir yanıt buldum mu? Hayır...

Ama hedefe gidecek yol yine savaşımdan, yine mücadeleden, küsmeden, kırmadan, kırılmadan tribünle birlikte 12 kişilik oyundan geçiyordu.

Yani tutkudan, aşktan, emekten...

Yani önde baskıdan, top kazanmadan, rakibi sindirmekten.

Yazının devamı...

Korkaklar zafer öyküleri yazamaz

22 Nisan 2019

 

 

 

 

Bazı maçlar vardır ki yürekle kazanılır... Tekniğin yetmeyebilir, sahada kavga edersin...

Kaliten eksik kalabilir, mücadelenle, sertliğinle rakibi sindirirsin.

Ama yüreğin yoksa kardeşim... İşte o zaman olmaz hiç bir şey...

Çünkü korkaklar zafer öyküleri yazamaz asla!

Yazının devamı...