"Hasan Ercazip" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hasan Ercazip" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hasan Ercazip

Hasan Ercazip

Erdik Murat’ımıza!

6 Mayıs 2018


Siz deyin bir futbol maçı, ben diyeyim ‘diriliş’ mücadelesi.
Kendisine inanan, siyah ile beyazı kuşanan 30 bini aşkın İzmirli’yi almış arkasına Altay... Hele hele şeref tribünü... İğne atacak yer yok. Böyle bir heyecana ortak olmayan bu şehrin başkanı dışında herkes orada!
Yine de kolay değil böyle maçları kazanmak. Ruh istiyor, inanç istiyor, her şeyden önce çelik gibi sinir istiyor. Hele hele karşında hayatını savunma futboluna adamış Ziya Doğan gibi bir hoca varsa. Beraberliğe bir üst ligi kutlayacak olmanın felsefesi, ‘Doğan futbolu’ ile birleşmiş, Gümüşhane sadece Berk’i ileride bırakarak 10 kişi savunmaya çekilmiş. Sahada bir tek Doğan’ın ‘oğlu’ Ayman eksik!
Maçın başında Altay da rakibin ‘kilidini’ kırmaktan aciz, ‘uyutma taktiğine’ teslim olmuş gibi... Günün ‘isyankarları’ yok değil elbette. En başta Murat Uluç... 36’lık delikanlı, kendisini savunmaya çalışan rakip stoperlere her fırsatta üstünlük sağlıyor. Ona ayak uyduran Furkan hücumda, Ferhat orta alanda, Murat Türkkan savunmada çırpınıyor, ama ilk 45 böyle eriyip gidiyor.
Sadece bir gol yetecek bir kaderi değiştirmeye. Kilidi açacak, Altay’ı hak ettiği yere bir adım daha yaklaştıracak bir gol...
Bekleyiş sürüyor... Gergin, heyecanlı, bitmeyen bekleyiş. Taa ki, 65’e kadar. Bu golü atmayı, güne damga vurmayı anasının ak sütü gibi hak etmiş o adam, yüreği 18 yaşında olan Murat Uluç yükseliyor gökyüzüne. Arşa değercesine dokunuyor topa ve ‘simsiyah’ gidişatı ‘bembeyaz’ bir tabloya çeviriyor Atatürk Stadı’nda. ‘Murat’ımız gerçek oluyor.

Yazının devamı...

İzmir aşkıyla omuz omuza

5 Mayıs 2018

 


Unutmadık hiçbirini. Unutamadık.
2000-2001 sezonu aklımızdan çıktı mı sanıyorsunuz? Türk futbolunun utanç vesikası Diyarbakır-Altay maçı silindi mi hafızalarımızdan?
TRT canlı yayınının engellenişini, İzmirli basın mensuplarının daha stat girişinde makinelerine el konulmasını, Altay soyunma odasına gaz sıkılmasını, hakemlerin tüm bu tiyatroya ‘oyna’ deyişini, daha da ötesi “devlet böyle istiyor” diyerek bu rezilliğin ört bas edilişini unutmadık.
Ya 2002-2003 sezonu? Nasıl unutabilirsin ki, İstanbulsporlu futbolcuların Altay maçında aldıkları teşvik primini gülerek anlatışını?
Nasıl içine sindirebilirsin Diyarbakırspor-Elazığ maçını? Elazığsporlu ‘Messi Eren’ 7 kişinin arasından slalom yaparak attığı ‘yüzyılın golüyle’ (!) takımını ligde tutarken Ahmet Taşpınar’ın gözyaşlarını?

Yazının devamı...

Mesajlar gecesi

28 Nisan 2018

 

Yılların takımı Gençlerbirliği, sezona Süper Kupa ile giren Konyaspor, şampiyon apoletine sahip Bursaspor korkulu rüya görürken, ilk sezonunda Avrupa kovalayan Göztepe’nin hocasına serzenişte bulunmak...

Kimbilir, belki şımarıklık!

Ama insan söylemeden de edemiyor. Axel Ngando gollerini attıkça, gencecik Enes oyuna girdiği bir devrede “Ben büyük futbolcu olacağım” diye bas bas bağırdıkça, insan bu iki yeteneğin kenarda unutulduğu maçlara yanıyor be hocam! Ligin ikinci yarısında tam da oyuncu kazanacak bir rahatlıktayken, ‘bitik’ Scarione’ye, sezonun ‘etkisiz elemanı’ Gouffran’a forma verilirken, Göztepe’nin yarınında olması muhtemel bu ikilinin şimdiye kadar gölgede kalışına üzülüyor insan! Gecenin ilk mesajı Tamer Hoca’ya belki de. Ngando da, Enes de bundan sonra ilk 11’de yer almayı hak ediyor.

 

Bakmayın Karabük’ün lige haftalar önceden havlu attığına. Emin olun izin verilirse her takıma sıkıntı yaşatma potansiyeline sahip bir takım. Ancak Göztepe dün kısa sürede teslim aldı rakibini. Orta alanda Poko’nun iki kişilik enerjisi, Castro ve Ngando’nun teknik kalitesiyle birleşince sarı-Kırmızılılar oyunu rakip alana yıkmakta zorlanmadı. Öyle ki, savunmanın ortasındaki Reis-Kosanovic ikilisine 1-2 pozisyon dışında iş düşmedi. Sabri’nin ve Halil’in etkinliğini de unutmamak gerek tabi.

 

Gelelim gecenin konusuna.

Yazının devamı...

Mutluluk ve Burukluk!

23 Nisan 2018

 

 

İtiraf etmek gerekirse Okan Buruk’un kulübede olduğu bir maçtan bekleyemeyeceğiniz kadar hareketli bir başlangıçtı izlediğimiz. Sıkıntılı bölgeden kurtulmak için 3 puana mecbur olan Akhisar, prangalarından kurtulmuşcasına baskı kuruyor, golü buluyor, taraftarını coşturuyordu.

Ama teslim alınması kolay olmayan bir takım Göztepe... Aylarca unutulan Axel’in yarattığı penaltıyı Ghilas’ın gole çevirmesi oyunu adeta yeniden başlattı.

Akhisar’ın hızı kesilmemişti. Göztepe savunmasının zayıf halkası Leo’nun kanadını yıpratarak gol arayan ev sahibi, Lopez-Muğdat ile yüklenmeye devam etti. Derken başı kesilmiş tavuk misali ceza sahasında dolaşan Kosanovic saçmalamasıyla şans kapıyı çaldı evsahibi için. İşte hafta içinde Türkiye Kupası’nda Galatasaray’ı yıkan Seleznov’un Beto’ya teslim ettiği penaltı, Akhisar için tehlike çanlarının daha güçlü hissedilmesi anlamına geliyordu.

İkinci yarının ilk 15 dakikalık diliminde yine yüklendi Akigo, saçmalama hakkını maç sonuna kadar kullanmakta kararlı olan Kosanovic’in hatalarıyla fırsatlar buldu. Ama Beto direniyor, Akhisar forvetleri pozisyonları harcıyor, enerji ve moral tükeniyordu.

Akhisar’ın yorulması, Selçuk’un girişiyle Göztepe orta alanının ideal üçlüye dönmesi oyunun rengini de değiştirdi. Son 20 dakikada gole daha yakın taraf Göztepe’ydi. Ancak dengeyi bozmayı Göz Göz de başaramadı.

Deplasmandan alınan beraberlik Göztepe için artı bir değer daha demek.

Yazının devamı...

Artık maçları dev ekrandan izlersin!

12 Nisan 2018

Alındı da. Geldi, Göztepe formasını sırtına geçirdi, takımı adeta sırtladı götürdü. Göz-Göz’ün Süper Lig’e çıkışındaki dev katkısıyla, artık ismini herkesi bildiği bir oyuncuya dönüştü. Göztepeliler için bir kahramandı Adis Jahovic.

Süper Lig’de ne yapacağı tartışıldı bu kez... Ancak o soru işaretlerini de silip süpürdü kısa sürede. 14 gol, 4 asistle Göztepe’nin ilk yarının flaş takımı oluşunda başrol oynadı, hakkında transfer haberleri çıkmaya başladı. Artık geriye tek soru işareti kalmıştı: Jahovic Göztepe’de kalacak mı?
Evet, bizim hikayemiz de tam burada başlıyor. Göztepe’nin gözbebeği nasıl oldu da apar topar Konyaspor’un yolunu tuttu, neler yaşandı, perde arkasında neler oldu? Her zaman beyefendi tavırlarına aşına olduğumuz Teknik Direktör Tamer Tuna’ya “Onu ancak telefonda ararız” dedirten neydi?

450 BİN’DEN 1 MİLYON EURO’YA
Ligde ilk yarının bitmesinin ardından Göztepe Başkanı Mehmet Sepil ile Jahovic’in menajeri bir araya gelir. Sepil, Jahovic’in takıma katkısından ötürü teşekkür ederek söze girer, Makedon golcü ile yola devam etmek istediklerini iletir. Jahovic kanadında da Göztepe’de devam etme fikri ‘A planı’dır. Adis’in menajeri 450 bin Euro olan yıllık ücretin, bu müthiş performans sonrası yükselmesini talep eder.

Başkan Sepil, Adis’e verebilecekleri rakamı iletir, “Bu rakam bizim düşündüğümüzün çok altında” yanıtını alır. Göztepe 600 bin Euro önermiş, Jahovic cephesi 1 milyon Euro istemiştir! Bu noktada bir kriz çıkmaz. Mehmet Sepil, her zamanki kibarlığıyla “O zaman istediğiniz kulüple görüşebilirsiniz. İyi bir teklif çıkması halinde yardımcı oluruz” der.

‘BELKİ SAKATLANIR, OYNAMAYAMAM’

Yazının devamı...

Futbolun huzur yakası

6 Nisan 2018

 

 

 

Kulüplerini ileriye taşıyacak projeler yerine popülizmin çekiciliğine kapılan, menajerlerin oyuncağı haline gelen yöneticiler...

Yönettikleri her maçta, maçın önüne geçmeyi bir şekilde ‘başaran’ hakemler...

Bitmek bilmeyen, spor programlarının ana konusu haline gelen komplo teorileri.

Havaya saçılan milyonlar, hayal kırıklığı yaşayan milyonlar!

Türkiye’de maalesef futbolun ‘can sıkan’ yönünü konuşuyoruz daha çok. 

Yazının devamı...

Hatalı tercihler  

2 Nisan 2018

 

Ancak Özdeş gibi ligin elindeki malzemeyi iyi kullanan hocalarından biri Tamer Tuna’nın seçimleri de bu tabloda hayli etkiliydi! Sezonun kayıp adamı Gouffran’ın yanına bir de en kötü performans dalında açık ara Oscar adayı Scarione’yi eklemek, takımı 9 kişi bırakmaktı sanki! Amatöre düştüğünde bile destekten vazgeçmeyen Göztepe taraftarının Gouffran ve Oscar’ı oyundan çıkarken ıslıklaması da bu hataların göstergesiydi. Tamer Hoca belli ki bu ikilinin ön alandaki yeteneğine güvendi ancak bir adım geriye çektiği Castro’nun katkısından da oldu.

Tüm bunlar yaşanırken nasıl halen hakemlik yapabildiğini anlamadığım Hüseyin Göçek faktörü çıktı bir de. İlk yarı bitirilen Demba Ba’nın golünü iptal edişi akıl alır gibi değildi. İkinci yarıda verdiği ve vermediği kararlar da ilk yarıdaki hatanın üzerine tuz biber oldu. Türkiye’deki genç hakem adayları nasıl maç yönetilememesi konusunda Göçek’i her daim ders olarak takip edebilir!

İkinci yarı yetenek değil baskı ile çözüm aramaya başladı Göztepe. İşte bu bölümde maç içinde farklı bir maç izlemeye başladık Göztepe ile Ramazan arasında! 10 dakikalık dilimde belki tabelayı 3 kez değiştirebilecek müthiş baskıya tek başına direnç gösterdi Kasımpaşa kalecisi.

Kosanoviç’in atılması da durduramadı Göztepe baskısını. Ancak Ramazan duvarını aşamadılar yine. Uzatmalarda gelen gol sonucu belirledi.

Evet, ikinci yarıdaki baskı ile bu sonucu hak etmedi Göztepe. Ancak ilk yarıdaki tercihler için şapkayı önüne alıp düşünmek gerek.

Not: Göztepe taraftarının hakem protestosu herkese örnek olsun.

 

Yazının devamı...

BAmbaşka bir detay!

19 Mart 2018

 

 

Sağ bekten sağ açık, sağ açıktan 10 numara yapılmış, işler iyice ‘çorbaya’ dönmüş!

Evet, Tamer Tuna Göztepe’ye büyük katkı yaptı, takımı alkışlanacak bir noktaya taşıdı.

Evet, ligin yenisi bir takım için transferde ciddi başarı sağlandı.

Ancak dünkü kadro yapısı, olmadı!

Derdimiz skor değil. Ligin dibinden çıkmak için çırpınan Alanyaspor’a karşı alınan 1 puana ‘Hayır’ diyecek değiliz. Gelgelelim, Alanyaspor’un golüne kadar geçen 75 dakikada üç pas yapamayan, rakip ceza alanını bile görmeyen, ‘rakibin nakavt edici yumruğunu bekleyen’ Göztepe’ye hayır!

Denilebilir ki, 3 önemli eksikle ne yapılabilirdi? Sorum şu: Sezon başından büyük beklentilerle alınan Axel Ngando bu maçta bile 11 göremeyecekse, ne zaman görecek? Ya da 17’lik Atakan, takım 1-0 gerideyken ‘kurtarıcı hamle’ olarak sahaya sürülecek kadar yetenekli ise, ilk 11’de neden denenmiyor. Göztepe ligdeki konumu itibarıyla bunları yapabilecek, önümüzdeki yıl için oyuncu kazanabilecek rahatlıkta değil mi? Ayrıca haftalarca ilk 11 oynayan  ve gayet de başarılı olan Kosanovic’i bir anda Leo’nun gerisine iten ve bizim göremediğimiz şey ne?

Yazının devamı...