"Hasan Ercazip" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hasan Ercazip" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hasan Ercazip

Hasan Ercazip

Hayallere merhaba

15 Ekim 2017


Dünkü performansı “Baltalı Zagor’u” aratmayan Sandro’nun bile kariyerinde Tottenham var!
Hani Cem Yılmaz’ın o efsane ‘general’ tanımlaması gibi. Tüm galaksiyi sahaya indirmiş, Antalya forması giydirmişler! Sırtlarında ‘tatil.com’ yazdığına da bakmayın. Hepsi hırslı, tekme-tokat maç kazanma derdinde...
İşte Göztepe, böyle bir rakibi üstelik kendi seyircisinin önünde devirdi dün.
Peki nasıl oluyor bu iş?
Ligin yenisi Göztepe nasıl oluyor da Beşiktaş’ın, Fenerbahçe’nin, Trabzon’a selam çakıp ikinci sıraya kuruluyor?
Çünkü Göztepe’nin, sihirbazı aratmayan Jahovic gibi bir golcüsü var.

Yazının devamı...

Düşler ve ötesi

18 Eylül 2017
İşte dün o inancın, o umudun ete kemiğe bürünmüş haliydi karşımızdaki. İsyan Marşı’nın en özel bölümünde ‘And olsun ki döneceğiz’ diyen inanç süvarileri dönmüş, Süper Lig tribünlerinde yerini almıştı. Hem de ‘Unutmadık, kurduğumuz o düşleri’ pankartı eşliğinde.İlk düdükle başlayan İsyan Marşı, yıllar önce yitirdiği bir büyüğe verdiği sözü yerine getiren, o hazzı yaşarken gözünden iki damla yaş süzülen bir yüreğin haykırışıydı aslında.Sahada da bir haykırış vardı. Yılların Gençlerbirliği, en büyük gücünü arkasına alan Göztepe’yi nasıl durduracağını düşünür gibiydi. Başka nasıl açıklanabilirdi ki Mesut Bakkal’ın yüzüne yansıyan endişe? Nasıl anlatılabilirdi Göztepe’nin futbol sanatçısı Castro’nun topu her alışında ‘Cehennem zebanisi’ misali başına dikilen iki rakibin faulleriyle önlenme çabası!Ama dün özel bir gündü... Bu büyük buluşmanın zaferle süslenmesi gerekiyordu bir kere... Gençlerbirliği’nin önlemleri de bir yere kadardı. Sahada ilmik ilmik işlediği sağ kanadı alın teriyle sulayan Sabri’nin önce faule karşın ayakta kalan emekçiliği, ardından kestiği harika toptaki ustalığı Oscar’lık bir bitirişle süslenince kırıldı prangalar.Gençlerbirliği köşesinde ayağa kalkmaya çalışan bir boksör gibiydi. Daha gardını almaya fırsat bulamadan yine Sabri’nin ustalığının damga vurduğu, Tayfur’un enerjisinin süslediği gol, Bornova’da hem tabelayı hem de coşkuyu ikiye katlıyordu. İlk yarının sonunda rakip umutlansa da, ikinci yarı başında Gouffran ve Ghilas olmayacak golleri kaçırsa da, Jahoviç “Bu gece üzülmek olmaz” diyen isim oluyordu.Evet, biliyoruz ki Göztepe’nin hayalleri Süper Lig ile sınırlı değil. Düşler tiyatrosunda buraya kadar müthiş bir hazla gelindi. Bundan sonra ikinci perde açılacak. Çünkü önümüzde düşler ve ötesi var.
Yazının devamı...

İzmir Marşı’yla

11 Eylül 2017

 

Taraftarın hissettiği bu duygunun takıma da yansıdığını maçın ilk düdüğünden itibaren gördük. Tamer Tuna’nın deplasmanda takımın sertliğini bir seviye daha artırarak çift ön liberoya dönmesinin de etkisiyle orta alanda bir savaş vardı adeta. Ancak bu savaş Göztepe’ye pek de yaramış görünmüyordu.

İlk 15 dakika içinde Osmanlı’nın yakaladığı 3 fırsatın ardından Göztepe orta alanındaki futbol sanatçısı çıkıverdi ortaya. Andre Castro... O’nun kadife ayakları rakiple savaşmaktan çok futbol topuyla sevişmeye programlanmış adeta. Portekizli maestroyu anlatmak için ilk gole bakmak yeterli. Öyle ki bir taç atışının, futbolu ‘sanat’ tadında oynayan iki oyuncuyla birleştiğinde ne denli etkili olabileceğini gösteren o gol, altyapılara ders olarak gösterilmeli. Taçtan gelen topta Jahovic Usta’nın top saklama becerisi, Castro Usta’nın savunma arkasına pas kalitesi ve Tayfur’un harika koşusu ve bitirişi gerçekten birinci sınıftı. İşte o Castro’nun ilk yarının sonunda rakibin başını döndürmesinin ardından kazandırdığı penaltı da, Osmanlı’nın bitişini müjdeliyordu Göztepe adına.

Gelelim yenilere... Solun yeni lideri Traore’de dikkat çeken ilk özellik teknik kalite... Belli ki takımın geriden oyun kurma becerisini artıracak, pas kalitesiyle hücuma çeşitlilik katacak. Şut becerisi ve bindirmelerinin de repertuarında yer aldığını gösterdi ki, bu da çok değerli.

Selçuk Şahin’i anlatmaya çok da gerek yok. Sahaya ne zaman adım atsa, takımına katkı sağlayan bir isim. Dün de kaptanlık bandını taktı, orta alana sertlik kattı, 3 puanda pay sahibi oldu.

Özgüveni her hafta artan, Tayfur ve Halil’den sonra Selçuk Şahin ve Traore’nin katılımıyla oyuncu havuzu giderek genişleyen, Tamer Tuna’nın dokunuşlarıyla ‘Oldu bu iş’ dedirten bu Göztepe’nin İzmir futboluna katkıları, ‘9 Eylül armağanı’ olarak görebileceğimiz dünkü zaferle de sınırlı kalmayacak gibi.

Yazının devamı...

Beto’ya yazık!

21 Ağustos 2017

 

Böyle bir tabloda insan, ligin yenisi olmasına karşın Göztepe’nin Kayserispor karşısında oyunu kontrol etmesini bekliyor.

Ancak Kayseri’de öyle bir ilk yarı oynanıyor ki, inanamazsın... Hayaller topa hükmeden Göztepe, gerçekler üst üste 4 pas yapamayan sarı-kırmızı ayaklar!

Bu durumun 3 nedenini şöyle sayabiliriz:

1- Gouffran gibi topa hükmeden bir ismin sakatlığı.

2- Takımın beyni olması gereken Scarione’nin neredeyse hiç oyuna girememesi.

3- Kanatları kullanan ikiliden ne Halil’in ne de Jahovic’in pas oyununa yatkın karakterler olmaması.

 

Yazının devamı...

Yelkenler doldu

15 Ağustos 2017

Evet, belki Göztepe çok da rahat ulaşabileceği 3 puanı alamadı ama elde edilen beraberlikle, hem sezonu puanla açtı hem de büyük özgüven kazandı. Haneye yazılan 1 puandan çok daha fazlasıydı.

 

Göztepe’nin kurduğu kadronun kalitesi ve derinliğinden kuşkumuz yoktu. Sorun takım kimliğinin henüz oturmaması ve uyum konusunda daha alınacak çok yolun olmasıyla. Ancak Göztepe bunu çok iyi yardımlaşarak, defansif disiplinden ödün vermeyerek çözdü. Geceyi 5 maddede özetleyelim:

 

1- Tamer Tuna hazırlık maçlarında da işaretini verdiği 4-1-4-1’i andıran bir sistemle sahaya çıktı. Rakibin Mehmet Topal-Souza’lı orta sahasına karşın bu tercihin hayli cesur ve iddialı olduğu netti.

 

2- Bu ofansif kadro için kilit konu, Fenerbahçe gibi bir ekibe karşı defansif sorumlulukları nasıl yerine getireceğiydi. Burada da Tamer Hoca’nın hakkını vermek gerek. Göztepe alanı çok iyi daralttı, takım boyunu set oyunlarında 25-30 metrelere indirdi ve bu sayede rakibin pas kanallarını çok iyi kapattı. Takımın yardımlaşması kadar teknik ekibin rakip analizi de defansif başarıda anahtar rol oynadı.

 

Yazının devamı...

Rüyadan gerçeğe

12 Ağustos 2017

 

Ama... Aynı kabusları bir daha yaşamamak, artık bu ‘süper’ noktada kalıcı olmak için adımları dikkatli atmak da şart.

Başkan Mehmet Sepil’in öncelikli hedefi, geçen yılki şampiyon kadronun iskeletini elde tutmaktı. Ancak Süper Lig hedefine ulaşsa da, oyuncuların Süper Lig’de ‘iskelet’ olacak düzeyde olmayışı rotayı değiştirdi. ‘9-10 transfer’ diye yola çıkıldı, 16 yeni oyuncu takıma katıldı, yenileri de yolda.

Şunun altını net bir şekilde çizelim. Kurulan yeni kadro ofansif anlamda ‘keyif’ vaat ediyor. Başta Premier Lig kalitesine sahip Gouffran olmak üzere Castro, Ghilas, Scarione, Ömer Şişmanoğlu ve Jahovic her rakip için tehdit yaratabilecek oyuncular. Teknik Direktör Tamer Tuna’nın hazırlık maçlarında orta alanda tek defansif oyuncu kullanarak sinyallerini verdiği, 4-1-4-1’i andıran diziliş, Göztepe taraftarına bol gollü maçlar izletebilir.

Ancak defansif sıkıntı, lig öncesi en büyük soru işareti. Hazırlık maçları daha çok oyuncuları görme amaçlı da olsa, yenilen gol sayısı ürkütücü. Savunmayı oturtmak, Göztepe gibi yeni ve ‘toplama’ takımlar için en önemli meseledir her zaman. Belki Tamer Hoca, ilk 5-6 haftadaki zorlu fikstürü de düşünerek orta alanı Rotman’ın yanına takım savunmasını güçlendirecek ikinci bir oyuncuyla kurabilir.

Eğer Göztepe, Altınordu maçındaki ‘aynı formayı giymiş 11 adam’ görüntüsünden sıyrılıp, ‘takım’ haline gelebilirse sorunlar ortadan kalkacaktır.

Çünkü Tottenham modelini hedef alan, efsaneyi Avrupa’ya taşımak isteyen Başkan Sepil ve Göztepe için bu yıl, en az geçen yıl kadar önemli. Tehlikeden uzak durulabilirse, önümüzdeki süreçte stat takviyesiyle birlikte Göz Göz, Süper Lig’in önemli figürlerinden olacaktır.

Bu camiada bu güç var.

Yazının devamı...

Şimdi İzmir zamanı

6 Haziran 2017


Amatör Küme’de yazılan İsyan Marşı’nın finalini söyleyeceğimize, ıssız kuytu köşelerden döneceğimize and içmiştik.
İnanıyorduk, sonuna kadar güveniyorduk. 3 hafta önce Altay’ın şampiyonluğuna tanıklık eden düşler tarlasından bir zafer daha çıkaracaktık.
Sıradışı bir futbol atmosferiydi. Ya da tam ifadesi ile meşale arası futbol!
Türk futboluna cesareti öğreten adamın yönetimindeki Eskişehirspor köşesine sinmiş bir boksörü andırıyor, Göztepe sahada futbolun oynanabildiği kısıtlı anlarda bastırdıkça bastırıyordu.
Jahovic vuruyor, Umut vuruyor, Göztepe deniyor ama Boffin ‘büyük kaleci nasıl olur’ dersi veriyordu.
İlk yarı biterken Umut’un bir metreden direğe nişanladığı top sanki gelecek kabusun habercisi gibiydi.

Yazının devamı...

Ağır ağabey

31 Mayıs 2017

 

Kimi zaman tembel tembel dolaşsalar, kimi zaman haytalık etseler de iş ‘racon kesmeye’ geldiğinde bilirler öne çıkmayı...

Tıpkı Göztepe’nin play off serüvenindeki ‘ağır ağabey’ tavrı gibi... Tıpkı bu camianın tarihinden, bu formanın ağırlığından beklediğimiz gibi.

Aslında İzmir’deki ilk maçın sonucu  finalin müjdecisiydi Göztepe için. Yine de bir yanımız ‘Futbol bu, belli olmaz’ diyor, diğer yanımız ‘Bu saatten sonra Göztepe sürprize izin vermez’ diye itiraz ediyordu. Öyle de oldu. İzin vermedi Göztepe. Ne oyunun Boluspor’un eline geçmesine, ne rakibin final için umutlanmasına, ne de savunma duvarının aşılmasına. Hele 74’te Tayfur’un attığı gol, ‘Benim işim sizinle değil’ mesajı oldu, maça noktayı koydu.

Evet artık Süper Lig sadece bir adım ötede... İzmir’in özlemini dindirmek, kaybetmekten yorgun düşmüş bu şehrin mevsimini değiştirmek ellerimizde.

2002-2003 sezonunda Altay ile Göztepe Süper Lig’e birlikte veda etmiş, bitmek bilmeyen kabuslar tam da orada başlamıştı.

Her şeyi tersine çevirmek için Altay’ın ardından Göztepe’nin şampiyonluğu...

Sizce de kader bize muhteşem bir final hazırlıyor olabilir mi?

Yazının devamı...