"Hasan Ercazip" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hasan Ercazip" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hasan Ercazip

Hasan Ercazip

BAmbaşka bir detay!

19 Mart 2018

 

 

Sağ bekten sağ açık, sağ açıktan 10 numara yapılmış, işler iyice ‘çorbaya’ dönmüş!

Evet, Tamer Tuna Göztepe’ye büyük katkı yaptı, takımı alkışlanacak bir noktaya taşıdı.

Evet, ligin yenisi bir takım için transferde ciddi başarı sağlandı.

Ancak dünkü kadro yapısı, olmadı!

Derdimiz skor değil. Ligin dibinden çıkmak için çırpınan Alanyaspor’a karşı alınan 1 puana ‘Hayır’ diyecek değiliz. Gelgelelim, Alanyaspor’un golüne kadar geçen 75 dakikada üç pas yapamayan, rakip ceza alanını bile görmeyen, ‘rakibin nakavt edici yumruğunu bekleyen’ Göztepe’ye hayır!

Denilebilir ki, 3 önemli eksikle ne yapılabilirdi? Sorum şu: Sezon başından büyük beklentilerle alınan Axel Ngando bu maçta bile 11 göremeyecekse, ne zaman görecek? Ya da 17’lik Atakan, takım 1-0 gerideyken ‘kurtarıcı hamle’ olarak sahaya sürülecek kadar yetenekli ise, ilk 11’de neden denenmiyor. Göztepe ligdeki konumu itibarıyla bunları yapabilecek, önümüzdeki yıl için oyuncu kazanabilecek rahatlıkta değil mi? Ayrıca haftalarca ilk 11 oynayan  ve gayet de başarılı olan Kosanovic’i bir anda Leo’nun gerisine iten ve bizim göremediğimiz şey ne?

Yazının devamı...

Atan ve tutan

18 Mart 2018

 

Artık bu ligde tecrübe kazanan Altınordu’nun daha sezonun başında şampiyonluk yarışını domine etmesini bekliyordum... Olmadı, ama ikinci yarıdaki çıkışla birlikte Şeytan “Ben bu ligi sallarım” demeye başladı.

Yalan değil, yanıldım.

Son 10 maçta 8 galibiyet alan, artık Süper Lig’in güçlü adaylarından biri haline gelen Altınordu’dan dün Denizlispor’a karşı şampiyonluk isteğini ortaya koyan bir futbol bekliyordum. Olmadı, ama Kerim’in sol ayağının büyüsü adeta mucizevi bir şekilde 3 puanı getirdi Türkiye’nin en sempatik takımına.

Aslında maçın ilk yarısının 1-0 sonuçlanması, Altınordu’ya futbol tanrılarının bir ödülüydü. 45 dakikalık futboluyla Altınordu’nun gençlerine ‘Horozluk’ yapan, “Bu takım nasıl düşme hattında olabilir” dedirten Denizlispor, Mehmet Akyüz’le 3 net fırsatı harcarken, Erce kalesinde devleşiyordu. Özellikle 20. dakikadaki bir kafa şutunda yaptığı kurtarış, güçlü bir “Ben bu lige fazlayım” mesajıydı. İşte ilk yarıda iki takım arasındaki farkı belirleyen de kalecilerdi. Erce üst üste topları çıkarırken, Kerim’in orta-şut karışımı frikiği, kaleci Asil’in büyük yardımıyla Denizlispor ağlarına takılıverdi!

Buraya kadar olanı “Futbol böyle bir oyun” klişesiyle açıklamak mümkün. Ancak 45 dakika boyunca Aissati’nin darmadağın ettiği Altınordu sol kanadına devre arasında hiçbir hamle yapılmaması açıklanması zor bir hataydı. Futbol, bu hatayı cezalandırmakta gecikmedi. 3 fırsatı harcayan Mehmet Akyüz’ün ikinci yarının hemen başında yaptığı kafa vuruşu, bu kez Erce’yi de çaresiz bıraktı.

Erdoğan’ın yokluğunda hücumda organize olma sıkıntısı çeken Altınordu’nun kalan bölümde göstereceği reaksiyon önemliydi. Hüseyin Eroğlu, hücumu hareketlendirme konusunda doğru bir adımla Murat Uçar’ı öne atınca, oyun da Altınordu’ya döndü. Ancak skor bir türlü gelmiyordu. Taa ki, neden verildiğini pek anlayamadığım serbest vuruşa kadar. Usta ‘Avcı’ Kerim, ceza alanı üzerinden sol ayağı kadar aklını da konuşturunca, zafer 90+7’de geldi.

Evet, Altınordu dün ‘atan ve tutan’ farkıyla 3 puanı söktü aldı. Ancak şampiyonluk istiyorsak, coşku, daha inatçı ve daha inançlı bir futbol gerek.

Yazının devamı...

Yaşasın ‘Yeni’ Halil!

13 Mart 2018

 

İşte tam da öyle…

Sıkıcı, kontrollü, pozisyonsuz ilk 20 dakikanın, böylesine bir 70 dakikanın öncüsü olduğunu kime söyleseniz, “Hadi canım sen de” cevabını alırdınız dün Bornova Stadı’nda. Ancak o ilk 20 dakika sonrası hem Göztepeli hem de Antalyasporlu oyuncuların “E haydi, biraz futbol oynayalım” dercesine coşması, maç sonrası evlerine ‘mest olmuş’ halde giden futbolseverleri ortaya çıkardı adeta.

Belki takımların boyları uzadı, belki orta alanlar çok çabuk geçildi, belki Aykut Kocaman gibi hocaların hiç sevmediği ‘gel-git’ler ortaya çıktı ama izleyenler için eşsiz bir maç oynandı.

Öncelikle iki takımı da ‘futbolu’ tercih ettikleri için kutlamak gerek.

Gelelim 36. dakikaya…

Bir gol futbol adına yapılması ve yapılmaması gerekenleri içeren ne kadar çok ders içerebilir? Hemen hemen tümünü barındıran bir goldü Demba Ba’nın ağlarla buluşan finali.

Öncelikle günümüz teknik direktörlerinin neden ‘kontratağa kontra’ formülleri üzerinde durduğunu gösteren bir goldü. Antalyaspor’un duran top sonrası Göztepe’yi eksik yakalama çabası, yapılan top kaybıyla bambaşka bir hal alıverdi. İlk ders buydu. Ardından Demba Ba’nın belki gol vuruşundan daha görülesi olan ofsayttan kendini kurtarışını izledik. Halil topu kaptığı anda ofsaytta olan Senegalli yıldızın hemen iki adım geriye çıkışı, Djorou ile aynı hizaya gelişi, santrfor adayları için harika bir dersti kesinlikle. Bu parıltılı zeka, Halil’in harika pasıyla birleşince Demba’nın ayak içi kullanma becerisi değiştiriverdi tabelayı.

Yazının devamı...

Usta işi  

26 Şubat 2018

 

Göztepe savunmasından atılan bir uzun topa hareketlendi Usta... Uzağına düşen topu tereyağından kıl çekercesine alışı ustalık kadar 18’lik bir delikanlının kendini ispat etme inadını içerir gibiydi. Aldı, döndü... Yanımdaki arkadaşın “İster misin bunu bir de gol yapsın” cümlesi bitmişti ki, sağ direğin içine gönderdiği füze Sivas kalecisinin çaresiz bakışları arasında takıldı ağlara. Demba Ba Usta bu golü atarken, kimbilir belki karşı taraftaki Robinho Usta bile “Vay be” diyordu.

Evet Jahovic çok büyük katkı verdi Göztepe’ye. Ancak Göz Göz santrfor pozisyonu için seviye düşmüş değil. Takımın son haftalarda yaşadığı düşüşü sadece Jahovic ile özdeşleştirmek, en az Tamer Hoca’nın telefon esprisi kadar yanlış olur.

 

Gelelim sağ kanada... Tanju’nun Ankara’da “Artık yeter” dedirten performansı sonrası Sabri kaptı dün formayı. Ve ilk düdükten son ana kadar “Ben bu takımda oynarım arkadaş” dedi neredeyse her hareketiyle. Oynamadığı maçlarındaki acısını çıkardı her dakika. Tecrübe sosuyla süslenmiş emekçiliğiyle de ustaların gününde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü hak etti benim gözümde.

Bir diğer Usta da unutulmamalı. Orta alanın yükünü çeken, Halil-Castro gerilimine müdahale eden, kaleci Günay’ı sürekli motive tutan Selçuk Şahin de “Bir kaptan nasıl olur” dersi verdi dün.

Ve final... Göztepe maç kazanır, kaybeder. Önemli olan öncelikle sahadaki duruşla gönülleri kazanmak. Dünkü gibi mücadele eden takım, kaybetse bile alkışlanır.

 

Yazının devamı...

Kaybederken kaybetmek

20 Şubat 2018

Bu sıkıntılı şartlarda ayakta kalmak, en azından beraberliği cepte tutmak için ilk şart takım savunmasını iyi yapmak, hatları birbirine yakın tutmaktı kuşkusuz. Ancak Ankara'da adeta başlamadan biten bir maç izledik! Daha maçın başında sahadaki hali 'uyurgezer'i andıran Tanju'nun hatasıyla Gençlerbirliği'nin üstünlüğü ele alması, sonun başlangıcıydı. Öyle ki, tribündekilerden televizyon başındakilere kadar herkes o an aynı soruya cevap arıyordu: Sabri kulübede otururken Tanju'yu 11'de tutan hangi özelliği olabilir!

Sağ bek Tanju'ya şaşırırken sol bek indirdi ikinci darbeyi! Traore'nin sırtı dönük rakibe yaptığı hareket 1-0 gerideki Göztepe'yi 10 kişi bırakıverdi.

Sonrası mı...

Ne siz sorun ne ben anlatayım!

Hücumda Demba Ba'yı 'yalnız adam' olarak bırakıp, Senegalli'nin yayına bile yaklaşamayan bir Göztepe!

Orta alanda rakibin presine karşı koymaktan uzak, pısırık, silik bir Göztepe.

Savunmada rakip forvetlerin ataklarına hamle yapamayan, kalesini Günay, melekler ve direklere emanet etmiş bir Göztepe!

Ve olanları çaresiz gözlerle izleyen bir kulübe.

Yazının devamı...

Teşhis ve tedavi

28 Ocak 2018

 

Kayserispor tam bir deplasman takımı. Orta alanda rakibi bozuyor, merkezde pas kanallarını iyi kapatıyor, hakem izin verdiğince sert oynuyor.

İşte böyle rakibe karşı Göztepe’nin yapması gereken iş mümkün olduğunca kanatları kullanmak, kenardan getirilen topları ceza alanı içinde Jahovic ile buluşturmak, dönen topları alarak atak devamlılığı sağlamak. Ancak bunu yapmaktan çok uzak Göztepe.

Peki neden?

Çünkü kanatsız uçulmuyor!

Halil’in takıma katkısı dinamizm ile sınırlı kalırken, sezonun kayıp adamı Gouffran onu da vermiyor! Kanatlardaki ikilinin pas trafiğinin içine dahil olamaması Kayseri’nin ön alan baskısı ile birleşince de Göztepe savunmadan uzun toplarla çıkmaya mecbur kalıyor. Başka bir ifadeyle orta sahasız bir futbol oynuyor. Poko’nun hatasından yenen golle de soyunma odasına 1-0 yenik gidiyor.

Bu görüntüde beklenen hamle belli. Tamer Tuna ikinci yarıya aynı 11 ile çıkarak bizi hayal kırıklığına uğratsa da 60’da neşteri vuruyor. Halil ve Gouffran’ın yerine oyuna giren Sabri ve Tayfur hem kanatları hareketlendiriyor hem de orta alanı Göztepe’nin ele almasını sağlıyor. Yetmiyor, Sabri’nin enfes asistinde, Tayfur ağları buluyor. Kayseri’nin 10 kişi kalmasıyla da oyun artık tamamen Göztepe’de. Ancak baskı skora dönüşmüyor, 2 puan havaya uçuyor.

Ne dersiniz, Demba Ba dün tribünde değil de kulübede olsa oyuna girip o altın dokunuşu yapan isim olur muydu? Senegalli işte bu yüzden çok değerli bir ekleme olacak gibi.

Yazının devamı...

İdealin peşinde  

19 Ocak 2018

 

Sen İzmirlisin, basın toplantısına katılmak istersin diye düşündüm” diyor, “Tabii ki” diye cevap veriyorum. Bomonti’deki bir otelin 32. katındaki toplantı salonunda karşımıza çıkıyor başkan. Önce basın toplantısı tamamlanıyor. Ardından 10-15 dakikalık özel bir sohbet şansı buluyor, Göztepe’ye ait ‘acil eylem planı’nı dinliyorum.

 

Ocak 2018... Aradan 3.5 yıl geçmiş. 2014’teki ilk gün “Heyecanlı, iddialı ve Göztepeli bir işadamı” olarak gördüğüm Mehmet Sepil, bu kez acil eylem planının önemli bölümünü hayata geçirmiş, iki alt ligde aldığı Göztepe’yi Süper Lig’in iddialı takımları arasına sokmuş, özgüvenli, rahat ve kendi ifadesiyle “İşi öğrenmiş” bir başkan olarak karşımda. Yanında kendisi gibi pozitif bir beden diline sahip, Göztepe’deki performansıyla sınavı geçmiş, iyi bir teknik direktörden öte ‘güzel insan’ olduğuna inandığım Tamer Tuna ile birlikte ilk yarıyı değerlendiriyor.

 

Öncelikle şunun altını çizelim… Ne mutlu ki Göztepe’ye, Türkiye’de görmeye aşina olduğumuz türden günü kurtarmayı kutsayan, transfersiz nefes alamayan, mali gerçeklere bakmadan kulüplerinin parasını çar-çur eden bir yönetimi yok!

Evet alınacak sonuçlar, Göztepe’nin ligi kaçıncı sırada bitireceği, Avrupa’ya gidip gidemeyeceği önemli olabilir.

Ancak şurası net ki, Mehmet Sepil daha çok ‘büyük resimle’ ilgileniyor.

Yazının devamı...

Hayallerin ötesinde

19 Aralık 2017

 

Adını bile bilmediği rakiplerle, adına yakışmayan statlarda... İşte o kabus içinde İsyan Marşı’nı yazan, efsaneye omuz veren taraftarların yanına yaklaşıp, “Bu Göztepe’nin Süper Lig’de şampiyonluk şarkısı söyleyeceği günler çok uzak değil” deseniz, alacağınız en kibar yanıt “Dalga mı geçiyorsun be adam” olurdu belki de...

Ama hayat böyle işte... An geliyor simsiyah tablolar bembeyaz bir hal alabiliyor.

İsyan Marşı’nın, hüznün yoğurduğu o tribünlerde dün yankılanan şampiyonluk şarkısı nasıl tarif edilir? Gelinen bu nokta nasıl anlatılır? Emin olun Göztepe şu an hayallerin ötesini yaşıyor...

‘Rüya sezon’un bir keyif gecesi daha vardı dün Bornova’da. Konyaspor karşısında Göztepe’nin golü bulacağından emindik ama korkumuz ligin en etkili sağ beklerinden Skubic’in zaten sıkıntılı olan Göztepe sol kanadını hırpalamasıydı. Dengeli başlayan, ardından Göztepe’ye dönen oyunda Leo’nun kanadı yavaş yavaş tehlike sinyalleri vermeye başlamıştı ki, Jahovic faktörü çıktı ortaya.

Kosanovic’in kestiği toplarla Göztepe’nin ana hücum silahı haline gelen kornerler, bu kez daha kullanılmadan işe yaradı! Rakibiyle girdiği psikolojik savaşın galibi olan Jahovic penaltıyı söke söke alırken, takımını da öne geçirdi.

Sonrası mı? Skoru koruyan, kazanmayı bilen, ligin zirvesinde ayak seslerini biraz daha hissettiren Göztepe...

Fazla söze gerek yok... Bu başarıya ancak şapka çıkarılır.

Yazının devamı...