"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

Kelimeleriniz çocukları nasıl etkiler?

11 Ağustos 2018

Ama bazı insanlar hızlı yürürken, bazıları yavaş yürüyor.

Neden insanlar farklı hızlarda yürüyor? Odada olan bir şey yürüme hızlarını etkilemiş olabilir mi?

BASİT BİR DENEY

Odada insanlar çok basit bir test yapıyor. Onlara dört kelime veriliyor ve onlardan cümle oluşturmaları isteniyor.

Örneğin “Topu at yavaşça bahçe” , “Yaşlı yürür insanlar yavaş” ya da “Hızlı çevik gençler yaşıyor” gibi.

Tabii bir fark var. Bir gruba sadece ‘yavaşlıkla’, diğer gruba ise sadece ‘hızlılıkla’ ilgili kelimeler içeren cümleler veriliyor.

Testten sonra insanlar odadan çıkıyor. Aslında asıl deney şimdi başlıyor.

Yale Üniversitesi’nden Prof.

Yazının devamı...

Üniversite tercihlerinde nelere dikkat etmelisiniz?

4 Ağustos 2018

Bazıları ailelerin isteğine uyacak, bazıları geleceğin mesleklerine göre karar verecek, bazıları da en çok kazandıran mesleği isteyecek. Bence bunların hepsi yanlış ölçütler. Peki doğrusu ne? Doğru ölçütleri mesleğinde zirveye ulaşmış ve topluma katkıda bulunmuş kişilerin özelliklerini inceleyerek bulabiliriz.

BENİM GÜÇLÜ YANIM NE?

Mesleğinde zirveye ulaşmış ve topluma katkı sağlayan insanların hemen hemen hepsi güçlü yanlarını hayata geçiren insanlar. Güçlü yanlarını mesleğine yansıtıyorlar. Bu durumda öğrencilerin kendisine sorması gereken ilk soru şu: “Benim en güçlü yanlarım neler?” Öğrenciler güçlü yanlarına göre bölüm seçmeliler. Çevrenizden destek de alabilirsiniz. Dostlarınıza “Sence benim güçlü yanlarım neler?” diye sorabilirsiniz. Yapınıza uygun bir bölüm seçmezseniz, bölümden keyif almanız zor..

BENİM HEYECANIM NE?

Güçlü yanlarını keşfeden öğrenci daha sonra şunu sormalı: “Ben neyi yapmaktan heyecan duyuyorum?” Mesleğinde iyi olan ve toplumsal katkı sağlayan insanlar, yaptığı işleri çok seviyor. Bu işleri yaparken, kendilerini kaybediyor. Okul hayatınız boyunca yeterli deneyiminiz olduysa, yapmayı sevdiğiniz şeyi keşfetmiş olmanız gerekir. Keşfetmediyseniz, bu soruyu kendinize sormalısınız. Ona göre bölüm seçmelisiniz. Asla bölümün algısına ve statüsüne göre seçim yapmamalısınız. Düşündüğünüz mesleği yapan kişilerle konuşmalısınız.

BENİM TOPLUMA KATKIM NE?

Türkiye’deki diğer bir sorun da mesleklerin, kişisel hedefler için seçilmesi. Bu belki yanlış değil ama mesleği toplumsal katkı alanı olarak görenler mesleklerinden daha çok haz alıyor. Mutlu ve anlamlı bir yaşam için toplumsal katkı olmazsa olmaz.

Meslekleri aynı zamanda toplumsal katkı alanı olarak görmeli ve ona göre karar vermelisiniz. Örneğin prestij ve para için tıp fakültesini seçen öğrenciyle, toplum sağlığını iyileştirmek amacıyla tıp fakültesini seçen öğrencinin hedefleri ve üniversite hayatı çok farklı olacaktır.

Yazının devamı...

Öğrenci motivasyonu nasıl arttırılır?

28 Temmuz 2018

“Oğlum, hayatta iki önemli gün vardır” diyor ama cümlesini bitirmeden, küçük oğlu içeriden bağırıyor: “Cumartesi ve pazar!”

Baba, “Neden?” diye soruyor.

Çocuk da “Çünkü o iki gün okul yok” diyor. Belli ki çocuk, öğrenme motivasyonu kaybetmiş ve okula gitmek istemiyor.

“İnşallah bana yarın kamyon çarpar da okula gitmem” diyen öğrenci var.

Türkiye’de öğrencilerin büyük çoğunluğu böyle hissediyor. Bu motivasyon sorunu nasıl çözülür?

Bunu çözmenin birçok yolu var. Ama bir tanesi öğretmenlerin kendilerini bu çocukların yerine koyup onları anlaması. Peki bu nasıl olacak?

Öğretmenlere bu çocukların duygularını ve düşüncelerini anlatırsak çok işe yaramaz. Öğretmenler bunları zaten biliyor. Kalıcı öğrenme için deneyim gerekir. O zaman öğretmenlerin de benzer bir deneyimi yaşaması gerekir. O ne? Öğretmenler, bir süre kendi alanı olmayan ve/veya nefret ettikleri bir dersin öğretmeni olmalı. Örneğin, tarih öğretmeni, biyoloji dersini veya bir ünitesini öğrenmeli ve onu öğretmeye çalışmalı. Bu şekilde birçok motivasyon sorunu çözülecektir. Nasıl mı?

ÇOCUĞU ANLAMAK

Yazının devamı...

Finlandiya’dan eğitim adına ne öğrenebiliriz?

21 Temmuz 2018

BİZİM BİLMEDİĞİMİZ, ONLARIN BİLDİKLERİ

- İlk önce bizim bilmediğimiz ama onların bildiği bir gerçekten bahsedelim. Örneğin, biz zannediyorduk ki Finlandiya öğretmen adaylarını akademik olarak başarılı öğrenciler arasından seçiyor. Bu doğru değil.

Finlandiya’da öğretmen adayları akademik olarak en iyi öğrenciler arasından seçilmiyor. Öğretmen adaylarında takım çalışması, meslek aşkı, iletişim becerisi, karakter gibi farklı özellikler aranıyor. Kişinin doğası, öğretmenliğe ne kadar uygun ona bakılıyor.

Akademik açıdan parlak öğrencileri seçmenin bir zararı yok tabii ki ama tek başına yeterli değil. Biz de yetenek sınavı ile öğrenci kabul eden konservatuvarlar gibi öğretmenliğe uygun kişileri tek tek seçip onları öğretmen olarak yetiştirmeliyiz.

BİZİM BİLDİKLERİMİZ, ONLARIN UYGULADIKLARI

- İkinci olarak, eğitime dair onların da bizim de bildiğimiz gerçekler var ama onlar uyguluyor, biz uygulamıyoruz. Nedir bunlar?

Araştırmacı öğretmen

Bilimsel araştırmaların, eğitimin kalitesini arttırma potansiyeli çok yüksek ama maalesef dünyanın her yerinde eğitimciler bilimsel makaleleri yakından takip etmiyor. Bu oran bizim ülkemizde daha da az. Bu durumda Finlandiya ne yapıyor?

Yazının devamı...

Eğitim sistemi nasıl olmalı?

14 Temmuz 2018

İnsanları hangi özelliğine göre sıralarsa sıralasın (boy, yaş gibi), aşağıdaki şekilde olduğu gibi ortaya her zaman normal ya da ona yakın bir dağılım (çan eğrisi) çıkıyor.

Örneğin, dünyadaki tüm insanları boylarına göre sıralarsak insanların yüzde 0.13’ü 2.20’nin üzerinde. Ortalama boy 1.67 ile 1.77 arası değişiyor. Yani insanların yaklaşık yüzde 68.26’sı ortalama boya sahip (ülke ortalamalarında farkları var tabii ki).

Bunun eğitimle ne ilgisi var? Çok. Nasıl mı?

KİMLER  BASKETBOLCU OLUR?

Dünya boy ortalamasına bakıldığında boyu 2.20’nin üzerinde olan insanların yüzde 17’si NBA’de oynuyor. Büyük bir oran. Neden?

Çünkü uzun boy, basketbolda büyük bir avantaj sağlıyor.

Peki ortalama boya sahip oyuncu yok mu? Var. Ama onların zıplama becerileri çok gelişmiş, kol boyları uzun veya başka özellikleri var.

Yani zıplama becerisine veya kol boyuna göre bir sıralama yapsak, onlar çan eğrisinin en sağında. Yani yüzde 0.13’lük kısımda.

Yazının devamı...

Aileler neden çocuğuna müdahale etmemeli?

7 Temmuz 2018

Sizin orada bulunarak onu desteklemeniz ve o anı paylaşmanız çok kıymetli. Ama o da ne? Çocuğunuz size bakınca heyecandan ne yapacağını şaşırıyor ve sahnede tökezliyor.

Sebebini merak ediyorsunuz.

Ama sonra keşfediyorsunuz ki çocuğunuz, siz orada olduğunuz için kaygılanmış ve kötü performans sergilemiş. Aynı etki ise başka çocuklarda olmamış.

Neden bazı aileler çocuklarını izleyince çocuğun performansı artarken, bazı çocukların performansı düşüyor?

YARGILAYAN AİLE

Çocuklarını sürekli yargılayan ve eleştiren aileler, çocuklarının performanslarını izledikleri zaman, çocuk ‘olumsuz’ etkileniyor.

Çocuk yargılanmak ve eleştirilmekten korkunca, hata yapmaktan da korkuyor. Dolayısıyla kaygılanıyor. Kaygı da kötü bir performans göstermesine sebebiyet veriyor.

Ama yargılamayan aileler çocuklarının performansını izlediği zaman, çocuk ailesini yanında hissediyor. Bu his de çocuk üzerinde ‘olumlu’ etki yapıyor. Kısacası, müdahale arttıkça, kaygı artar.

Yazının devamı...

Sınavda aklınıza ilk gelen yanıt doğru mudur?

30 Haziran 2018

Öğrencilerin de öğretmenlerin de büyük bir bölümü bu ifadeye inandığını belirtmiş.

Acaba bu durum gerçekten böyle mi? Sınavda aklınıza ilk gelen şık doğru yanıt mıdır?

ARAŞTIRMA

Illinois Üniversitesi’nden Justin Kruger ve Stanford Üniversitesi’nden Dale Miller, bir araştırmada sınav kâğıdı üzerindeki silinmiş şıkları inceleniyor.

Görüyorlar ki yanlıştan doğruya değiştirme oranı çok daha yüksek. Peki araştırmalar hep benzer sonucu mu veriyor?

Texas Üniversitesi’nden Prof. Ludy Benjamin ve arkadaşları 1928’ten bu yana bu konuda yayımlanmış tüm araştırmaları inceliyor.

Analiz sonucunda görüyorlar ki yanıtları değiştirenlerin ortalamada %67.5’i yanlıştan doğruya, %15’i de doğrudan yanlışa değiştirmiş. %14’ü de aynı kalmış. Bu ne demek?

Öğrenciler yanıtlarını değiştirdiklerinde, çoğu zaman yanlıştan doğruya değişiklik yapıyor.

Yazının devamı...

Çatışmalar en sağlıklı nasıl çözülür?

24 Haziran 2018

Suçlanan kişi zannediyor ki, suçlayan kendi yaptıklarına bakarsa sorun çözülecek.

Ama maalesef kişi, kendini de suçlasa diğerini de suçlasa, sorun çözülmez.

Çünkü suçlama davranışı gerçek sorunu çözmez, tam tersi örter.

Nasıl mı?

ANLAŞMAZLIK

Bir anlaşmazlık durumunda, özgüveni düşük insanlar anlaşmazlığa genelde iki yolla yaklaşır: Suçu ya karşıdaki kişide bulur ya da kendisinde. Genelde utangaç insanlar suçu kendisinde, narsistik davranış gösterenler de karşısındakinde bulur.

İkisi de sorunludur çünkü karşıdaki kişiyi suçladığınız an, o da kendisini savunur ve tartışma büyür.

Suçu sürekli kendinizde bulduğunuzda da hayatınız kaygılı olur. Dahası suçu sürekli kendinizde bulursanız, karşıdaki kişi size acıyabilir. Bu acıma duygusu, sizi daha da kötü hissettirir. Peki kendinizi de karşıdakini de suçlamayacaksanız, suç kimde?

Yazının devamı...