"Adnan Kaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Adnan Kaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Adnan Kaya

Bir ‘salıncak’ masalı

28 Nisan 2017

BUNDAN 10 yıl önce...

Zeytinle ilgili henüz hiçbir şey bilmiyorken...
Her şey Şirince’nin Beylikiçi Mevkisi’ne ne aradığını tam da bilmediği güneşli bir günde bozuk bir yoldan girmesiyle başladı.
Şimdi zeytinlik haline gelen arazide küçük bakımsız bir üzüm bağı, şeftali, elma, vişne, ceviz ağaçları ve ‘dam’ dedikleri yıkık kulübecik vardı.
Bu damın sonradan Dido Sotiriyu’nun ‘Benden Selam Söyle Anadolu’ya’ kitabında bahsettiği ev olduğunu anladığında hiçbir şeyin tesadüf olmadığına olan inancı biraz daha güçlendi.
Emre Temelli, giriş yaptığı kuzey tarafından Beylikiçi’ne baktığında, o arazinin, ormanın hemen altında parladığını, deyim yerindeyse kendisine göz kırptığını gördü.
-Kendi ifadesiyle- o gün biri bu emsalsiz yerde hayat kuracağını, zeytinyağı üreteceğini söylese inanmazdı.

Yazının devamı...

Türkiye onunla affediyor!

22 Nisan 2017

Bırakın Ege’yi, sanırım Türkiye’de bu kadar uzun süreli başka bir köşe yoktur. Ama her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi sonu da var! Altı yıl sonra final yapma, tadında bırakma zamanı. Geçen süreçte iş dünyasından siyasete, eğitimden sağlığa, spordan sanat-kültüre hepsi birbirinden renkli simaları bilinen özelliklerinin dışında ‘sıradışı’ yönleriyle de tanıtmaya çalıştım. Son konuğum ise kişisel gelişim uzmanı İkbal Kaya... Bilmeyenler için açıklayayım, İkbal Kaya benim tam 22 yıllık eşim, canım, sırdaşım, yol arkadaşım, özetle her şeyim... Bugün buraya konuk oluşu ise asla eş kontenjanından değil. Ve eminim ki okuyunca siz de bana hak vereceksiniz. İkbal Kaya, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nden emekli. 15 yıldır kişisel gelişimle ilgileniyor.

Üniversitede çalışırken 7 sene kişisel gelişim derslerine girdi. Bireysel danışmanlıklarının yanı sıra çeşitli kurum, kuruluş, STK ve belediyelere eğitimlere, seminerlere gidiyor. Son dönemde ise ‘affetmek’ konusuna odaklandı. “Kendi kendimize güttüğümüz ağır bir kan davası” olarak nitelendirdiği ‘affetmeme’nin hayatımızı nasıl olumsuz etkilediğini örnekleriyle ortaya koyup insanlara ayna tutabilmek için “Türkiye affediyor” temasıyla il il, ilçe ilçe, kasaba kasaba, köy köy geziyor. “Amacım, etkinliğime katılanların hayatına dokunarak en az birinin ‘affet’mesini sağlamak. Sonrasında bunun suya atılan taş misali oluşturacağı halkalarla daha çok kişiye ulaşmak” diyor. Her anı yeni bir başlangıç kabul ediyor. Yeninin gücüne inanıyor. Tam bir kova kadını. Yeniliğe açık, özgürlüğüne düşkün, disiplinli biri. Uçlarda yaşamayı seviyor. Hayatında düşme ve tekrar yükselme ihtimali daima var. Dengeyi bulmaya çalışıyor. İtiraf edeyim ki; güçlü, kafasına koyduğunu yapan, asla pes etmeyen, hayata ve olaylara olumlu tarafından bakabilen, bir o kadar da inatçı ve zor bir kadın. Aynı zamanda da iyilik sever, paylaşımcı, duygusal bir insan. Fotoğraf çekmeyi seviyor. Yarı değerli doğal taş biriktiriyor. Dahası mı, buyurun o zaman...

 

HAYAT FELSEFESİ
Her an yeni bir başlangıçtır. Şimdinin gücüne inanırım. Anı yakaladığınızda hayatın hiç de kısa olmadığını fark edersiniz.

 

OTOMOBİL

Yazının devamı...

“Urla’dan çıksa çıksa makine yağı çıkar” diyenlere inat ‘OLIVURLA’yı yarattı

21 Nisan 2017

Oysa, 2016’nın 5-6 Kasım’ında İzmir Urla’da yapılan düğünde sadece ‘gelin’ vardı!

Ve o gece ilk defa bir yöreye ait zeytinyağı, şarap ve yöresel yemek eşleşmesi yapıldı.
‘Gelin’den ötürü de etkinlikten ‘Zeytin Düğünü’ diye anıldı.
Organizasyonun mimarı ise Pelin Omuroğlu Balcıoğlu’ydu.
Pelin Hanım aslen İstanbul doğumlu.
İlkokulu İzmit’te bitirdiğinden bu yana İzmir’de.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Seracılık Bölümü’nden mezun olduktan sonra ABD Kaliforniya’daki UCDavis Üniversitesi’ne gitti.

Yazının devamı...

Hayalleriyle yaşıyor

15 Nisan 2017

Soyadıyla örtüşen naif ve sakin yapısı, gençliğinin verdiği hedef ve sonuç odaklı yaklaşımları sohbetin ilk dakikalarından itibaren kendini hissettiriyor. 9 yılda 3 bin konut üreterek sektörde önemli bir başarı yakalayan ve güven unsuru olan Yücesoy’un geleceğe dair planlamalarını gerçekleştiren beyin takımının liderliğini yapıyor. Tatillerinde eşiyle birlikte yeni yerler keşfetmekten, farklı kültürler, insanlar tanımaktan ve sosyal etkinliklere katılmaktan çok hoşlanıyor. Hem iş, hem de özel hayatında analitik düşünmekten vazgeçmiyor. Kahvaltı ve yemekleri uzun uzun yapıp keyifli hale getirmeye bayılıyor. Eşiyle tanışıklığı Bornova Anadolu Lisesi’nde okudukları yıllara dayanıyor. İrem’in üniversite dolayısıyla İstanbul’a gitmesi ve orada avukatlık yapmaya başlaması nedeniyle 9 yıl boyunca, evliliklerinin ilk senesinde de çift şehirde yaşamasının İstanbul’daki projeleri yakından takip ederek kendisine iş yaşamı ve vizyon anlamında çok büyük katkıda bulunduğunu söylüyor. Yüzünden gülümsemesi hiç eksik olmuyor. “İnsanları yaşama bağlayan şeyin hayal etmek ve bu hedefin peşinden koşabilmek olduğunu düşünüyorum” diyor ve ekliyor: “Kendi gerçeklerinizin peşinden gitmek çok önemli. Bir de empati kurabilmek. İnsanların en büyük eksikliğinin empati olduğunu düşünüyorum. Keşke karşımızdakini iyi dinlemeyi ve anlamayı başarabilsek. O zaman hayat daha kolay ve keyifli olurdu.”

 

HAYAT FELSEFESİ
Hayal etmek ve hedef koyabilmek.

 

OTOMOBİL

Yazının devamı...

Madalyonun diğer yüzü

14 Nisan 2017

“Şimdi Alaçatı’da olmak var.”

Niye?
Bu sene 8’incisi düzenlenen Alaçatı Ot Festivali için!
Peki, insan adı ‘ot’, teması ‘ısırgan’ olan bir organizasyona neden gider?
Öncelikle otları tanımak, almak, toplamak, onlarla ne tür lezzetler yapılabileceğini öğrenmek, fikir sahibi olmak, yerel üreticiye destek vermek vs için...
Belediyenin geçtiği basın bültenine göre dört günde 200 bine yakın kişi gelmiş.
Oteller dolmuş, esnafın ve üreticinin yüzü gülmüş.

Yazının devamı...

Modaya ‘İpek’si dokunuş

8 Nisan 2017

 Göksan tasarımlarında kadınları nesnelerle aynı anda hem bütünleştiriyor, hem de ayrıştırıyor. Sanatla modayı birleştiren anlayışa sahip tasarımlarında farklı materyaller ve çarpıcı renklerle oluşturduğu desenleri baskı teknolojisiyle birleştirerek her sezon deneysel kapsül koleksiyonlar sunuyor. Okul yıllarından beri bir ressamın gibi bilgisayarında saatlerce tasarımlar yaptığını söyleyen İpek Altınöz Göksan, “Her tasarımcı bir gün kendi markasını yaratmanın hayalini kurar. Ben 2015’te bu düşümü gerçekleştirdim. İlk önce hepsi farklı temalardan oluşan 5 parçalık sweatshirt koleksiyonu hazırladım. Markam tanınmaya ve talepler gelmeye başlayınca etek, elbise ve pantolon gibi yaz grubu koleksiyonu oluşturdum” diyor. Anlamı herkese göre değişen sembolik tasarımlar yapmayı sevdiğini belirten Göksan, “Ama elbise neyi anlatırsa anlatsın insanlar kullanım alanına ya da vücut yapılarına göre ürün almayı tercih ediyorlar. O nedenle tasarımla birlikte kıyafetlerin rahatlığına ve geniş kullanım alanı olmasına dikkat ediyorum” diye konuşuyor. Fashion week etkinliklerine katılarak Epikette’yi yurt dışında tanıtmak ve büyütmek istediğini kaydeden İpek Altınöz Göksan, hedeflerini ise şöyle anlatıyor: “Kendi markamla cornerlar açmak. Giyim dışında farklı gruplarda da ürün çıkarmak. Baskı ve tasarımın olduğu her alana girmek.” Birçok koç burcu kadını gibi o da atılgan, girişimci, enerjik ve kendine güveni tam. Moda dünyasının bu ‘sıradışı’ genç ismini bir yere not edin, inanıyorum ki bir gün herkes ondan söz edecek.

 

HAYAT FELSEFESİ
Mutlu olduğun işi yap, mutlu yaşa. Mutluluğun için şehir değiştirmen gerekiyorsa hiç düşünmeden yap.

 

OTOMOBİL
Park, performans, tasarım

* İlk arabam gri bordo karışımı bir Citroen’di. 2011’de üniversitedeyken almıştım. Halen aynı otomobili kullanıyorum. Bir araçtan öncelikli beklentim kolay park edilebilir olması. Performansı, tasarımı da önemli. İstanbul’da araç kullanmaya başlamış biri olarak trafikte pratiğim.

Yazının devamı...

Zeytin ve ötesinin hayali

7 Nisan 2017

ZEYTİNLİKLER birer birer yok olurken, zeytinyağına gönül vermiş insanların olması ne güzel!

İşte, Ekin Yılmaz da onlardan biri.
Onun da hikayesi birçok küçük üreticiyle benzerlik gösteriyor.
Ekin Hanım ve eşinin zeytine aşkı, bir yandan uzun yıllar finans sektöründe yöneticilik yapmanın yorgunluğu atmak, diğer yandan da oğullarına bir dikili ağaç bırakmak düşüncesiyle başlıyor.
Yer aşamasında, “Toprağı, havası, denizi ve sakinliğiyle özellikle yaz aylarında hep kurtarıcımız oldu” denilerek, Ayvalık’ta karar kılınıyor.
Sonra, 2007’de ufak ufak araziler satın alınarak fidanlar dikiliyor.

Yazının devamı...

Onu dünya tanıyor

1 Nisan 2017

1980’de evlenerek İsveç’e gitti. Orada 2 yıl lokanta yönetimi ve mutfak eğitimi aldı. 20 sene sonra yeniden Türkiye’ye döndü, İstanbul’da çocukluk hayali olan Le Chalet lokantasını işletti. 1992’de İstanbul’un karmaşasından kaçıp Bodrum’a yerleşti. Eşi Ferman Yılmaz’la birlikte 2000’de adını verdiği Sait Balık Restaurant’ı açtı. Fark yaratan mutfağı, dekoru, servisi, güler yüzlü hizmetiyle kısa sürede Bodrum klasiği olmayı başardı. Sait Bey tam 36 yıldır mesleğini eksilmeyen heyecanla ve severek yapıyor. Sürekli işinin başında. İnanılmaz çalışkan ve titiz. Her ayrıntıyla yakından ilgileniyor. Aynı zamanda meraklı, araştırmacı. Yeniliğe, öğrenmeye açık. Atom karınca gibi. Sürekli bir koşuşturma içinde. Ve de dost canlısı. Her gelenle yakından ilgileniyor. Onları müşteri olarak değil, misafiri olarak görüyor. “Eğer bugün Sait bir dünya markası olduysa bunda inandığımız değerlerden hiç ödün vermememiz ve yürüdüğümüz yolun taşlarını birer birer titizlikle döşememiz yatıyor. Biz aslında misafirlerimize sadece menüde yazan yemekleri sunmuyoruz. Büyük bir titizlikle seçilmiş, özenle üretilmiş, eşi benzeri olmayan lezzetler sunuyoruz. Ve inanıyorum ki, dünyanın en güzel köşelerinden biri olan ve 5 bin yıllık kadim tarihi ile herkesin bir gün gelip yaşamayı hayal ettiği Bodrum’da dostlarımızın yaşamlarına sunduğumuz lezzetlerle değer katmaya devam ediyoruz” diyor.

 

HAYAT FELSEFESİ
Huzur...

 

OTOMOBİL
Sağlam, güvenli

Yazının devamı...