"Ahmet Karabıyık" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Karabıyık" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Karabıyık

Ahmet Karabıyık

Ajda Pekkan neden vergi ödemeyecek?

15 Şubat 2017

HAFTA sonu okudum haberi... Pop müziğimizin divası Ajda Pekkan, Bahçeköy’deki villasını 8.5 milyon dolara satıyormuş. Süperstarın yakın dostu yönetmen Ayşe Ersayın bu evde hayata gözlerini yummuştu. Haberde Ajda Pekkan’ın villayı satış nedeni olarak ‘yakın dostunu kaybettiği villada kalmak istememesi’ belirtiliyor.

Süperstara sabırlar diliyoruz biz de... Satışa çıkarılan villa için yaklaşık 30 milyon lira satış bedeli belirlendiğinden de bahsediliyor. Peki, bu tutarda gelir elde edilmesi beklenirken neden vergi ödenmez, onu açıklayalım… 

Normalde taşınmazın alış değeri ile satış değeri arasında kazanç oluştuğunda bu kazanç üzerinden de vergi hesaplanır. Ancak Gelir Vergisi (GV) Kanunu’na göre alış tarihinin üzerinden beş tam yıl geçtikten sonra taşınmaz satıldığında ne kadar kazanç elde edilirse edilsin vergi ödenmiyor. (GVK Mükerrer Md. 80/6) Ajda Hanım’da villasını satın aldıktan sonra beş yıl üzerinden geçmiş. Dolayısıyla ne kadar kazanç elde ederse etsin bu kazancı için vergi ödemeyecek. 

BEŞ YILDAN ÖNCE SATAN NEYE DİKKAT ETMELİ

Beş yıldan önce evini satıp vergi hesaplamak zorunda olan kişilerin şu iki konuyu bilmelerinde yarar var. Elde edilen kazancı önce enflasyondan arındıracaklar ayrıca 11.000 lira istisnayı düşecekler, sonrasında vergi hesaplayacaklar. (Enflasyondan arındırmak için alış ve satış tarihleri arasındaki sürede, Üfe endeksindeki artış oranının yüzde 10 veya üzerinde olması gerekiyor.) Vergi oranı; kazancın büyüklüğüne göre, yüzde 15’den başlayıp yüzde 20, yüzde 27 ve yüzde 35’e kadar çıkabiliyor.

ŞİRKETLERDE İSTİSNA İÇİN KAÇ YIL GEÇMELİ

Şirket aktifine kaydedilen gayrimenkul, iki yıl içinde satıldığında elde edilen kazancın tamamı üzerinden vergi hesaplanıyor. İki tam yıl geçtikten sonra satışta ise kazancın yüzde 75’i istisna oluyor.  (KVK Md. 5 /1-e) Kurumlar Vergisi (KV) istisnasından yararlanabilmek için; satış kazancının istisnadan yararlanan kısmının, satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar, pasifte “özel bir fon”  hesabında tutulması gerekiyor. Satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci  takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi de istisnanın diğer bir koşulu.

Şirketler, gayrimenkulleri edindikten iki yıl geçtikten sonra sattıklarında KDV de hesaplamıyor. (KDV K. Md. 17/4-r) Taşınmaz ticareti ile uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları gayrimenkullerin satışında, KV açısından da KDV açısından da istisnadan yararlanılamıyor.

BEŞ YILDAN SONRA SATANA DA GELEBİLİR

Meclis’te olan GV tasarısına göre; gayrimenkulunu edinim tarihinden beş yıl geçtikten sonra satanlar içinse vergi öngörülüyor. (İkamet ettiği tek konutunu satan kişilerin elde ettiği kazançlar vergiye tabi tutulmayacak.)

Tasarıya göre vergi hesabında; edinim tarihi ile satış tarihi arasındaki süre arttıkça daha fazla istisna uygulanabiliyor. İki yıl dolmadan satanlar tüm kazançları üzerinden vergi ödeyecek. Vergi hesaplanırken elde tutma süresine bağlı olarak artan vergi istisnaları olacak. Uygulanacak istisnalar şöyle; iki yıldan sonra yüzde 40, üç yıldan sonra yüzde 50, dört yıldan sonra yüzde 60 ve beş yıldan sonra satanlar için yüzde 75 istisna uygulanarak vergi hesaplanacak. 

Söz konusu yasa tasarısı 2013’de ilk olarak meclise gelmişti. O günden bu yana çokça tartışıldı ancak yasalaşmadı. Dolayısıyla 2017’de yasalaşmasına yönelik işlem yapılıp yapılmayacağı konusunda netlik olmadığını söyleyebiliriz. Yasa tasarısında şirketler için de istisna oranlarında değişiklik düşünülüyor. İki yıl sonra satılan gayrimenkuller için halen şirketlerin kazançlarına uygulanan yüzde 75’lik istisna oranı daha aşağılara çekilerek elde edilen kazançlardan yüksek vergi alınması planlanıyor.

Yazının devamı...

Vergi indiriminden kimler yararlanacak?

8 Şubat 2017

Varlık Barışı da geçen yıl çok konuşuldu... Son başvuru tarihi 31 Aralık 2016 iken 30 Haziran 2017’ye kadar başvuru süresi uzatıldı. 

2017’de de vergi gündemi yine yoğun... Geçen hafta; ÖTV ve KDV oranlarında farklı ürünler için süreli ve süresiz olarak indirime gidildi... Beyaz eşya ürünlerinde ÖTV indirimi, mobilya için KDV indirimi 30 Nisan’a kadar geçerli olacak. Konut satım sözleşmelerinde Damga Vergisi hesaplanmayacak ve gezinti gemileri, yatlar, kotralar ve tekneler içinse  ÖTV hesaplanmayacak. Konut teslimlerinde de yapı kullanma ruhsatı tarihi ve birim metrekare değerlerine göre değişen KDV indirimleri de yapıldı. (03.02.2017 Tarihli Resmi Gazete)

Ve en son Maliye Bakanı Naci Ağbal, “2016’da düzenli vergi ödemeyenler için vergi barışı yaptık, 2017’de de vergisini düzenli ödeyenler için vergi indirimi yapacağız” dedi. Vergi indiriminden daha önce de birkaç kez bahsedilmiş ama bir oran telaffuz edilmemişti. Bu kez oran hem Maliye Bakanı, hem Hükûmet Sözcüsü Numan Kurtulmuş tarafından “yüzde 5’e kadar” seklinde telaffuz edildi. 

Uygulamanın ayrıntıları, düzenlemenin Resmi Gazete’ de yayımlanması ile netleşecektir.  Maliye Bakanı’nın açıklamasından yola çıkarak biz şimdiden vergi indiriminin koşullarına bir göz atalım...  

Düzenli beyanname verme koşulu:

Şahıs işletmeleri veya şirketlerin geçmiş üç yılda vermesi gereken KDV, Muhtasar, Geçici Vergi, Gelir veya Kurumlar Vergisi beyannamelerini süresinde Maliye’ye iletmiş olmaları bekleniyor.

Düzenli ödeme yapma koşulu: 

Düzenli beyannamesini verenlerin aynı zamanda vergi ödemelerini de düzenli olarak yapmaları gerekiyor. Belli tutarın altındaki aksayan ödemelerin indirim hakkını ortadan kaldırmayacağını anlıyoruz. Bakan Ağbal’ ın, “Bazen 3-5 bin lira küçük rakamları arada bir kaçırırsınız, bunları dikkate almamak lazım” şeklinde açıklaması oldu.

İnceleme sonucu ceza kesilmemiş olma koşulu:

Vergi indiriminden yararlanacak mükellefler için; geçmiş üç yılda vergi incelemesi sonucunda bir vergi ve cezaya muhatap olmamaları gerekiyor. 

Verginin oranında değil, tutarında yüzde 5 indirim

Kurumlar Vergisi’nin oranında (yüzde 20) bir değişiklik yapılmayacak ‘ödenecek vergide yüzde 5 indirim’ uygulanacak. Hesaplanacak Kurumlar Vergisi tutarında yüzde 5 indirim uygulanacak. Örneğin; 100 lira olarak hesaplanan Kurumlar Vergisi 95 lira olarak ödenecek.

Şahısların gelirlerinin ödenmesi sırasında da yine hesaplanacak Gelir Vergisi üzerinden yüzde 5 indirim avantajı elde edilecek. 

İndirimden yararlanılabilecek tutar 1 milyon lira ile sınırlı tutuluyor. Yüzde beş olarak hesaplanan indirim eğer 1 milyon liranın üzerinde ise indirim bu tutarla sınırlı tutuluyor. Dolayısıyla en fazla 1 milyon lira vergi indirimi sağlanabilecek.

Saydığımız bu koşullara sahip mükelleflerin vergi indiriminden yararlanabileceği düşünüldüğünde otomatikman şu sorular da akla geliyor:

Düzenli beyanname vermesine rağmen bazı beyannamelerini aksatan veya sonradan pişmanlıkla beyanname veren mükellefler, indirimden yararlanabilecek mi? 

Geçmişte düzenli ödeme yapmamasına rağmen, borçlarını vergi barışı ile yapılandırıp yapılandırma taksitlerini düzenli ödeyen mükellefler vergi indiriminden yararlanabilecek mi? 

Kendisine inceleme sonucu vergi ve ceza kesilmesine rağmen vergi ve cezayı dava konusu yapan mükellefler indirimden yararlanamayacak mı?

Vergi indiriminin Resmi Gazete’de yayımlanması ve sonrasında yapılacak tebliğ vb. düzenlemelerde bu soruların cevaplarının da yer alması beklenecektir. 

SGK Primlerinde yüzde 5 indirim 2008’den bugüne uygulanıyor.

Vergisini düzenli ödeyen işletmelere getirilmesi planlanan yüzde 5 indirimin benzeri, SGK primleri için 2008’den bugüne uygulanmakta. Ancak SGK primlerindeki avantaj; hesaplanan prim üzerinden değil, direkt oran üzerinden indirim sağladığından, işletmelerin kazancı da daha yüksek tutarda olmakta. SGK primlerini düzenli olarak ödeyen işletmeler çalışanlarının sigorta primlerini 5 puan indirimli ödüyorlar. (5510 Sayılı Yasa, Md. 81/ı) Sigorta prim teşviğinden yararlanmanın koşullarını şöyle özetleyebiliriz: 

Aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilmesi,

Muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin ise Maliye Bakanlığı’na verilmesi,

Sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutar ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın yasal süresinde ödenmesi, 

Sosyal Güvenlik Kurumu’na prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması, gerekiyor.

Yazının devamı...

2017’de kira gelirini kimler beyan edecek?

1 Şubat 2017

Müteahhit firma açısından; mülk sahibine yapılan ödemeler inşaat maliyetinin içinde bir kalem. Bedii Bey’in alacağı paralarsa kira geliri değil, yardım. Binanın kullanımı karşılığı bir ödeme değil. Yani kiralama karşılığı olarak gelir elde edilmediğinden beyanname verme-vergi ödeme yükümlüğü de söz konusu değil.

Peki, hangi mülk sahipleri beyanname verecek? Beyan dönemi de yaklaşıyor bir yandan... Mart ayının 1’i ile 25’i arasında beyana tabi kira geliri elde edenler Maliye’ye beyanname verecekler.

2016’da yıl boyunca 3.800 lirayı aşan konut kira geliri elde etmiş olanlar beyanname verecek. (GVK. Md.21) Bu tutarın altında kira geliri elde edenler; beyanname de vermeyecek, vergi de ödemeyecek. Tablodan da anlaşılacaktır. Yıllık 3.800 liranın (Aylığı 316,66 liraya denk gelmekte) üzerinde gelir elde edilmesiyle vergi ödeme yükümlülüğü de başlıyor.

Aşağıdaki tabloda değişen aylık konut kira tutarlarına göre değişen vergi hesaplamaları görülebilir. (Örnekler belgesiz yüzde 25 götürü gider üzerinden hesaplanmıştır. Gerçek gider yöntemini seçecekler, gerçek belgeli giderlerini hesaplamaya dâhil edeceklerdir.) 

İşyeri kiralarında beyanname verme sınırı ise yıllık net 24 bin (brüt-stopaj dahil: 30 bin) lira. (GVK Md. 86/1-c)  Eğer işyeri; basit usuldeki bir mükellefe kiraya verilmişse beyanname verme sınırı 2016 gelirleri için 1.580 lira. (GVK Md. 86/1-d)

Kira gelirlerinin vergilendirilmesinde çokça kritik nokta var... Hangi eğitim ve sağlık harcamaları vergi hesabında indirilebiliyor? Kendi konutunu, çocuğuna, yakınına verip kira almayanlar vergi ödeyecek mi? Kimler vergi iadesi alacak? Götürü gider, gerçek gider tercihi nasıl yapılacak? Hem işyeri hem konut kirası geliri olduğunda vergi hesabı nasıl yapılacak?  

Bu ayın sonunda yazı dizimiz olacak. Kira gelirinin vergilendirilmesinde merak edilen tüm kritik konuları yazı dizimizde ele alacağız. 


 

Yazının devamı...

Asena Atalay vergi ödeyecek mi?

25 Ocak 2017

Caner Erkin, yeni yıla da düğün yaparak girmişti. Düğünün üzerinden ay geçmeden bu kez eski eşi Asena Atalay’ın kendisine icra gönderdiği haberi duyuldu. İcra yoluyla talep edilen paranın ‘nafaka’ olduğu anlaşıldı. Aylık 10 bin liradan bir yıllık nafaka talep ediliyordu: Toplamda 120 bin lira.

Biliyorsunuz hemen hemen tüm elde edilen gelirler veya bağışlar vergiye tabi. Peki; bu nafaka ödemesi de vergiye tabi mi? Yani Asena Hanım’ın kendisine ödenen 120 bin lira için bir vergi ödemesi gerekiyor mu?

Gelir Vergisi Kanunu’na (GVK) göre nafakalar vergiden istisna. (GVK Md. 25/8) Nafakanın tutarı 120 bin lira değil, daha yüksek bir tutarda olması da sonucu değiştirmiyor, yine vergiye tabi değil.

Veraset İntikal Vergisi (VİV) açısından bakarsak: VİV Yasası’na; hediye-bağış eşten de alınmış olsa değerinin, istisnayı (2017 için 4.068 lira) aşan kısmı için vergi hesaplanıyor. (VİV Md. 4/d) Vergi oranları yüzde 5’den başlayıp yüzde 15’e kadar yükseliyor. (VİV Md. 16) (Anne, baba, eş ve çocuklar dışındaki kimselerden alınan bağış-hediye için tarife yüzde 10’dan başlayıp yüzde 30’a kadar yükseliyor.)

Bağışı-hediyeyi alan için beyanname verme süresi bir ay. (VİV Md. 9/2) Sonrasında ödeme, üç yılda ve altı taksitte (Mayıs ve kasım aylarında) yapılabiliyor. (VİV Md. 19)

Ancak Asena Hanım’ın aldığı nafakanın boşanma karşılığı tazminat olarak alınan ‘ivazlı bir intikal’ olduğu düşünüldüğünde vergi de (VİV) ödenmeyecektir.

NAFAKA VE EMLAK VERGİSİ

Konut sahipleri, mülkün ‘emlak vergi değeri üzerinden’ binde 2 veya binde 1 (Büyükşehir olmayan illerde) oranında Emlak Vergilerini iki taksitte ödemeleri gerekiyor. İlk taksit için süre martta başlıyor ve mayısın sonuna kadar ödenebiliyor. İkinci taksitse kasım ayında ödenebiliyor.

Nafaka dışında geliri olmayanlar içinse Emlak Vergisi avantajı var. 200 m2’yi geçmeyen tek konutu bulunan ve nafaka geliri dışında başkaca bir geliri bulunmayanlar indirimli bina vergisi oranı (sıfır) avantajından yararlanabilir. (GİB İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı 19/09/2016 Tarih ve 175.01 Sayılı Özelge)

Yazının devamı...

Kariyer mi, çocuk mu? İkisi de... Ama nasıl?

18 Ocak 2017

‘Kariyer mi, çocuk mu?’ sorusuna ‘Her ikisi de’ diye cevap verebilmek kolaylaştı.

Çalışan anneler; bebeği ilkokul çağına gelene kadar, işyerlerinde ‘kısmi süreli’ çalışabilecek artık.

Kısmi süreliden kasıt: Ya haftanın tüm iş günlerinde belirli saatlerde çalışılacak ya da haftanın bazı günleri çalışılıp bazı günleri ise çalışılmayacak. (Tam süreli çalışmanın üçte iki oranına kadar yapılan çalışma) 

Yönetmelik 8 Kasım 2016’da yayımlandı, daha çok yeni. Getirdiği yeniliklerse uzun çalışma yıllarını kapsıyor.

Çalışan olsun, işveren olsun akıllarda çokça soru işareti var haliyle. ‘Kısmi çalışmaya’ ilişkin soruların bir kısmı ‘kolay’, bir kısmı ise ‘zor’. Kolay olanlar mevzuatta yazanlar ve cevapları da aşağıda.

Peki, ‘Zor’ olanlar? 


ÇALIŞANIN ZOR SORULARI
“Maaşımı bile tam göstermeyen işverene ben nasıl 5-6 yıl boyunca ‘kısmi süreli’ çalışacağım derim? Cesaret etsem bile o bana ne der?”

“Rekabet yalnız şirketler arası mı? Çalışanlar arasında da çetin rekabet var. Ben 5-6 yıl daha az çalışırsam nasıl terfi alabilirim?”

“Çalışan annelere destek için yapılmış güzel de, yasayı duyan bazı işverenler kadın işçiden tamamen vazgeçmesin sonra?”


İŞVERENİN ZOR SORULARI

“Çalışanlarımın çoğu kadın, ‘kısmi süreli’ çalışma talebi aynı dönemde yoğunlaşırsa işlerimi nasıl planlayacağım?”

“BES gibi bunda da kademeli geçiş olamaz mıydı? Çalışan sayısına göre ve sektörlere göre… Yönetmelikte yazan kapsam dışı işyerleri net değil, işletmemiz kapsam dışı mı emin olamadık.”

“Servis, yemek, çalışma saatleri yıllardır oturmuş düzen... Part time çalışanlara göre yeni bir organizasyonu kaç işyeri yapabilir?” 

Belli ki bu zor sorular; çalışan tarafında da, işveren tarafında da daha uzun süre tartışılacak.

Tartışmaları ve işyerlerine yansımalarını sonraki yazılarımızda tekrar ele alacağız. Şimdi mevzuatın detaylarını içeren bahsettiğimiz ‘kolay’ sorulara tekrar dönelim...


ÇALIŞAN AÇISINDAN
Kısmi süreli çalışma talebinin, bu haktan faydalanmaya başlamadan en az bir ay önce işçi tarafından yazılı olarak işverene bildirilmesi gerekiyor.

Eğer tüm iş günlerinde çalışılacaksa, çalışmanın başlama ve bitiş saatleri, eğer haftanın belirli günlerinde çalışılacaksa tercih edilen iş günlerinin talepte yer alması gerekecek.

Talepte bulunan çalışan, eşinin çalıştığına dair belgeyi kısmi süreli çalışma talebine eklemek zorunda.

Ebeveynlerden birinin çalışmaması hâlinde, çalışan eş kısmi süreli çalışma talebinde bulunamıyor. Eşin de çalışıyor olma şartı yalnızca başvuru sırasında aranıyor. Bu şartların kısmi süreli çalışma sırasında kaybedilmesi durumunda söz konusu hak ise devam ediyor.

Kısmi süreli çalışmaya başlayan işçi, aynı çocuk için bir daha bu haktan faydalanmamak üzere tam süreli çalışmaya dönebilir. (Çalışan, tam süreli çalışmaya geri dönmek istediğini,  en az bir ay öncesinden yazılı olarak işverenine bildirmek zorunda.)

Kısmi süreli çalışmaya geçen çalışanın tam süreli çalışmaya başlaması hâlinde yerine alınan çalışanın iş sözleşmesi kendiliğinden sona eriyor.

Kısmi süreli çalışmaya geçen çalışanın iş sözleşmesini feshetmesi hâlinde, yerine alınan çalışanın iş sözleşmesi, yazılı onayı olması koşuluyla fesih tarihinden itibaren belirsiz ve tam süreli sözleşmeye dönüşüyor.  


İŞVEREN AÇISINDAN
Çalışanın kısmi süreli çalışma talep dilekçesi, işveren tarafından işçinin özlük dosyasında saklanır. Usulüne uygun olarak yapılan kısmi süreli çalışma talebi, bildirim tarihinden itibaren en geç bir ay içinde işveren tarafından karşılanmak zorunda.

İşveren; çalışanına, talebinin karşılandığını yazılı olarak da bildirmek zorunda.

İşveren tarafından süresi içinde çalışanın talep dilekçesine cevap verilmemesi hâlinde, talep çalışanın dilekçesinde belirtilen tarihte veya bu tarihi takip eden ilk iş gününde geçerlilik kazanıyor.  

Çalışanın belirtilen tarihte iş edimini sunmaya başlaması kaydıyla kısmi süreli çalışma talebi geçerli fesih nedeni sayılmıyor.

Kısmi süreli çalışmanın belirlenen günlük ve haftalık çalışma süresi içerisinde yapılacağı zaman aralığı, o yerin gelenekleri, işçinin yapmakta olduğu işin niteliği ve işçinin talebi dikkate alınarak işveren tarafından belirleniyor.

Kısmi süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri çalıştığı süreye orantılı olarak ödeniyor


HANGİ İŞYERLERİNDE YOK
Kısmi süreli çalışma;

Özel sağlık kuruluşlarında ilgili mevzuat uyarınca mesul müdür, sorumlu hekim, laboratuvar sorumlusu ve sağlık hizmetinden sayılan işlerde tam zamanlı çalışması öngörülenler tarafından yerine getirilen işlerde,

Nitelikleri dolayısıyla sürekli çalıştıkları için durmaksızın birbiri ardına postalar hâlinde işçi çalıştırılarak yürütülen sanayiden sayılan işlerde,

Nitelikleri dolayısıyla bir yıldan az süren mevsimlik, kampanya veya taahhüt işlerinde,

İş süresinin haftanın çalışma günlerine bölünmesi suretiyle yürütülmesine nitelikleri bakımından uygun olmayan işlerde, ancak işverenin uygun bulması hâlinde yapılabiliyor.  

Yazının devamı...

Karın ve kârın gelişini bekleyenler

11 Ocak 2017

Bugünlerde başka bir kar daha bekleniyor, daha doğrusu ‘kâr’ bekleniyor. Hummalı bir çalışma var muhasebe departmanlarında. 2016 yılının gelirleri veya giderlerine ilişkin son kayıtlar atılıyor. Yakındır kesinleşmesi yıl sonu kârının. (Eğer gelirler, giderlerden yüksek çıkıyorsa kâr var, tersi durumda zarar söz konusu.)

Kâr belli olsun ki; şirkete para-sermaye koyan ortaklar, aldıkları risklerin karşılığını kâr olarak geri alabilsinler.

Peki, şirket kârının ortaklara dağıtımında süreç nasıl?

Ortaklardan önce, devletin alacağı (vergi) var kazanç üzerinden...

Evet, Kâr kesinleşince ‘hisseleri oranında’ ortaklar hemen paylaşamıyor şirket kârını. Önce yüzde 20 kurumlar vergisi var. O ödenecek.

Yüzde 15 Gelir Vergisi (GV) stopajı da var, onun da kesilmesi lazım kârdan.

Bu ikisini şirket ödüyor. Kendi adına yüzde 20 (Kurumlar Vergisi olarak) ve ortağın adına sorumlu sıfatıyla (Gelir Vergisi stopajı) yüzde 15.

Kârı elde eden ortağa-patrona düşen vergi ödevi de var ayrıca. Beyana tabi başka gelirlerin bulunmaması halinde, vergiye tabi gelir 30 bin lirayı geçiyorsa ertesi yıl mart ayında patronun şahsen beyanname vermesi de gerekecek. Beyannameye gelir olarak kârın (temettünün) yarısı dâhil edilip vergilendiriliyor (kalan yarısı istisna) ve şirketin ödediği yüzde 15 stopaj da ödenecek vergiden mahsup ediliyor/düşülüyor. (Kesinti yoluyla ödenen verginin, hesaplanan Gelir Vergisinden yüksek olduğu durumda vergi iadesi de söz konusu olabiliyor.)

Süreç aynen böyle. Meşakkatli iş girişimcilik... Tablodaki örnekte vergilendirme aşamaları yer almakta. Kârın kardeşi olduğu söylenen zarar var bir de. Zarar olduğunda ne devlet vergi alabiliyor, ne ortak kâr alabiliyor, çalışanın maaşı da riske girebiliyor. Dolayısıyla 2017’de de temennimiz; şirketlerimizin kâr etmesi, kazanması. Beraberinde, devletin de, ortakların da, çalışanların da, herkesin kazanması...

HUZUR HAKKI NASIL VERGİLENİR?

Kârın dağıtımı ancak bilançoda kâr mevcutsa mümkün iken Huzur Hakkı ise hizmet karşılığı (Yönetim kurulu üyeliği gibi) ödenebilir. Huzur hakkını ödeyen şirket bu ödemeyi ‘ücret’ olarak değerlendirip üzerinden GV hesaplayıp vergi dairesine öder. Huzur hakkı, kâr payı ödemesinden farklı olarak gider de yazılabilir. Huzur Hakkı; toplantı başına, ya da gün, ay veya yıl üzerinden ödenebilir.

Huzur hakkını tahsil eden patron, başka bir işverenden ücret geliri elde etmiyorsa ertesi yıl mart ayında bu gelirin beyanı gerekmiyor. Ancak birden fazla işverenden ücret alınması durumunda, birinci işverenden sonraki işverenlerden alınan ücretlerin toplamı, yıllık gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan (2016 ve 2017 yılı için bu tutar 30 bin lira) mükelleflerin ücretleri, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş olmak şartı ile yıllık beyana tabi olmuyor. (GVK Md: 86/1-b)

Gerek kâr dağıtımının, gerek huzur hakkı ödenmesinin şirket ana sözleşmesi ve genel kurul kararları çerçevesinde uygulanması gerekecektir.

 

Yazının devamı...

Yeni yılda ücretler nasıl hesaplanacak?

4 Ocak 2017

Evli ve çocuklularda AGİ daha yüksek olduğundan net ele geçen maaş 1.404 liranın da üzerine çıkıyor. Eş ve çocukların AGİ yoluyla net maaşta sağladığı artışlar aşağıdaki Tablo 2’de yer almakta.

Brütten nete ulaşırken; SGK işçi primi, işsizlik sigortası işçi primi, Gelir Vergisi (GV) ve Damga Vergisi (DV) kesilir. Saydığımız yasal kesintilerin; diğerleri için yıl boyu aynı oranda kesinti uygulanırken, GV’nin ise yıl içinde (2017 Eylül’de) oranı 15’den yüzde 20’ye çıkıyor. Ücret toplamı belli bir büyüklüğe (Vergi matrahı 13 bin lirayı geçtikten sonra) ulaştıktan sonra vergi dilimi artıyor.

Vergi oranlarındaki bu artış 2017’de ilk olarak eylülde yaşanacak ve vergi ilk sekiz ayda 226.63 lira iken, eylülde 256.53 liraya, ekim ve sonraki aylarda ise 302.18 liraya yükselecek.

Benzer durum 2016’da ekim ayında yaşanmış vergideki 70 lira artıştan dolayı asgari ücretlinin net maaşı 1.230 liraya düşecekken, AGİ’de artış uygulaması yoluyla müdahale edilerek net ücretin 1.300 lira da kalması sağlanmıştı. Bu yılda net asgari ücretin tüm yıl aynı kalması (1.404 lira) için, eylül ve sonraki aylarda yine AGİ tutarlarının arttırılacağını şimdiden söyleyebiliriz. Nitekim Başbakan Binali Yıldırım’ın ‘Tüm yıl 1.404 liralık net asgari ücret korunacak’ şeklinde açıklaması oldu.

AGİ NEDİR?

Son 10 yıldır ‘AGİ’ yazıyor çalışanların ücret bordrolarında. 2007’den önce vergi iade zarfları vardı. Tüm çalışanlar yıl boyu alışverişlerinde topladıkları fiş ve faturaları zarfa yazıp işyerlerine verip vergi iadesi alıyorlardı. 2007’den itibaren vergi iadesi kaldırılarak yerine Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması geldi.

İşverenler, çalışanların ücretleri üzerinden hesapladıkları vergiyi, AGİ kadar daha az ödüyorlar vergi dairesine. Hesaplanan AGİ’yi de, çalışanlarına (net ücretlerine ilaveten) ödüyorlar. AGİ’nin hesabı ise asgari ücret üzerinden yapılıyor. AGİ’ den kaynaklı çalışana ödenecek yıllık tutar; yıllık asgari ücretin yarısına, yüzde 15 oranı uygulanarak bulunuyor. (GVK Md. 32) 2017 için bu tutar bekâr bir çalışan için aylık 133,31 liraya denk gelmekte.

Çalışmayan eş ve çocuklardan dolayı çalışanlara en fazla 226.63 liraya kadar AGİ ödemeleri söz konusu.

ENGELLİ İNDİRİMLERİ

Çalışma gücünün asgarî yüzde 80’ini kaybetmiş bulunan çalışan birinci derece engelli, asgarî yüzde 60’ını kaybetmiş bulunan çalışan ikinci derece engelli, asgarî yüzde 40’ını kaybetmiş bulunan çalışan ise üçüncü derece engelli sayılır. Engellilik dereceleri itibariyle belirlenen aylık tutarlar, çalışanın vergi hesabında ücretinden indirilir. Bu indirim çalışanın ücretinden kesilen verginin azalmasını ve net ücretin artmasını sağlar.

2017 için engellilik indirimi tutarları şöyle: Birinci derece engelliler için 900 lira, ikinci derece engelliler için 470 lira ve üçüncü derece engelliler için 210 lira. (27.12.2016 tarihli, 296 no.lu GV Genel Tebliği) 2017 Asgari Ücreti net 1.404,06 lira iken, 1’inci derece engelli çalışan için net 1.497,38 lira, 2’nci derece engelli çalışan için net 1.474,56 lira, 3’üncü derece engelli çalışan için 1.435,56 lira olarak hesaplanır. (Tablo 3) Engellilerin net ücretindeki bu artış, işveren maliyetini artırmazken, hesaplanan vergideki azalma yoluyla net maaşta artışa neden olur.

KAPICI VE BAHÇIVAN 

Konutlarda, sitelerde çalışan kapıcı ve bahçıvanın ücreti üzerinden gelir vergisi hesaplanmaz. (GVK Md. 25/6). 2017 yılı için kapıcı ücretinin asgari ücret üzerinden hesaplaması aşağıdaki tabloda (Tablo 4) yer almakta. Kapıcılar için asgari ücret net 1.404,06 yerine, brütten vergi kesintisi olmadığından 1.510,88 lira olarak hesaplanmakta. Konut veya sitelerde çalışan temizlik elemanı, elektrikçi, sıhhi tesisatçı ve güvenlik görevlilerinin ücretleri üzerinden ise Gelir Vergisi hesaplanması gerekmekte. 

Yazının devamı...

Mülkün çocuklara bağışı mı, satışı mı hangisi avantajlı

28 Aralık 2016

Daireleri çocuklarına vermeden önce kafası karışmış, “Neticede iki yol var anladığım: Bu iki daireyi çocuklara ya satış yapmam gerekecek ya da bağış. Hangisi için ne kadar masraf yapacağım?” diye bana sordu.

 Öncelikle şunu belirtelim: Büyüklerin sağlığında da, Allah geçinden versin vefatında da çocuklara geçen mallar vergiye (VİV) tabi. Yalnız; vefat sonrası çocuklara (ve eşe) miras yoluyla intikallerde, vergi oranı bağış yoluyla intikale göre daha düşük. Ayrıca vefat sonrası mirasçılara geçen mallar için istisnalar daha yüksek. Vefat sonrası intikal için vergi oranları yüzde 1’den başlayıp, malların değerinin artmasıyla birlikte yüzde 3, yüzde 5, yüzde 7 ve yüzde 10’a kadar yükseliyor. Bağış yoluyla çocuklara geçen mallarda ise oran yüzde 5’den başlayıp yüzde 15’e kadar çıkıyor. Her iki durumda tabloda yer almakta.

Şimdi esas soruya gelelim... Yani; baba mülkünü çocuklarına satış yaparsa ne kadar masraf çıkacak veya baba çocuklarına mülkünü bağışlarsa ne kadar masraf çıkacak?

 Satış olduğu zaman binde 20 satıcıya, binde 20 alıcıya isabet eden toplamda binde 40 tapu harcı masrafı var.  Bağış olduğu zaman tapu harcı masrafı ise binde 68.31.

Tapu harcı, mülkün emlak vergi değeri üzerinden hesaplanıyor. Bağış olduğu zaman ödenecek VİV, mülkün emlak vergi değerinden 2016 için 3.918 lira (2017 için 4.068 TL) istisna düşülüp tabloda yer alan oranlar üzerinden hesaplanıyor.

DÜĞÜN HEDİYESİ ALTIN OLURSA VERGİSİ VAR MI?

DÜĞÜN hediyesi gayrimenkul olunca vergisi var tereddüt yok. Peki; altın, çeyiz parası vb olursa durum ne? Düğünde takılan altınlar ve paralar için normalde vergi hesaplanmaz. (VİV Kanunu 4/c) Ancak yasadaki istisna ‘örf ve adete göre verilmesi mutat (alışılmış) olan hediye, cihaz, yüz görümlüğü ve drahomalar’ şeklinde tanımlanmış. İstisnanın sınırı ise yasa da belirtilmemiş. Kızına düğününde ‘pahada da ağır yükte de ağır’ denilebilecek miktarda çeyiz parası veren bir baba ‘vergisi var mı acaba?’ diye tereddüt edince konuyu Maliye’ye sormuş. Maliye vergiye tabi olduğunu belirtmiş. Çeyiz parası olarak; kızınıza verdiğiniz 400.000 Amerikan doları tutarındaki hediye, örf ve âdete göre verilmesi mutad bulunan hediye kapsamında değerlendirilemeyeceğinden veraset ve intikal vergisinden istisna tutulması mümkün değildir.” şeklinde konuyu özetlemiş. (Gelir İdaresi Başkanlığı 26.3.2013 Tarih ve S. B.66813766-160[4-2012/10]-176 Sayılı Özelge)

 Bu konuda yasa da bir sınır belirtilmediğinden hediye veren her anne baba “acaba çocuğuma verdiğim düğün hediyeleri vergiye tabi mi” endişesini yaşayacaktır. Tereddütlerin yaşanmaması için altın, para vb. çeyiz olarak verilen düğün hediyelerinin değerinin hangi tutarı astığında vergiye tabi olduğunun yasada yer almasına yönelik düzenleme yapılmalıdır.

Yazının devamı...