"Ahmet Karabıyık" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Karabıyık" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Karabıyık

Ahmet Karabıyık

Kayıt dışı geliri olan teşvikte daha avantajlı

16 Ağustos 2017

Emeklilik için SGK’ya ödenen sigorta primi daha az yatıyor bir defa... Çalışana ödenecek tazminatlar da, işsizlik ödeneği gibi birçok hak ediş de, düşük gelirli için daha düşük hesaplanır... Peki; o zaman başlıkta da yer alan ‘kayıt dışı gelir’ nasıl avantaj yaratabilir?

Çünkü eleme kriterlerinde düşük gelirli avantajlı. Gelir ne kadar düşükse, teşvikten yararlanma imkânı da o kadar yüksek. Teşvik kişi başına yıllık 3.060 lira ile 4.280 lira arası değişiyor. Yani; vatandaşa hatırı sayılır bir katkı sağlanmakta. Uzatmayayım... Özel okulda öğrenci okutanlar için ödenecek devlet desteğinden bahsediyorum. (Uygulamaya yönelik tebliğ, 4 Ağustos 2017 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlandı.)

Tabii ki teşvikten düşük geliri olan yararlanmalı... Ama sonuçta; maaşı gerçek değerinden bordroda görünen ve dolayısıyla daha çok vergi ödeyen çalışanlar, maaşı düşük görünen çalışanlara göre haksız rekabete uğruyor, özel eğitim teşvikinden yararlanamıyor.

Evet; bu çarpıklıktan, bordrosunda gerçek ücreti görünenler kaybedecek, bordosunda düşük ücret görünenlerse kazanacak.

Hemen çözümden de bahsedelim... Kesin çözüm; kayıt dışı ile etkin mücadele... İdeal durum; herkesin bordrosu, vergi levhası gerçeği göstersin, kayıt dışı olmasın. Peki; şu anda bu hemen sağlanamıyorsa... Onun da çözümü var... Eğitim faturalarının vergiden düşülebilmesine imkân tanınsın. Böylece; kayıt dışındakiler değil kayıt içindekiler avantajlı hale gelecektir. Çocuğunun eğitim faturalarını-ödeme belgelerini işverene veren çalışanlar; her ay net maaşının, bu faturalardan dolayı arttığını görecektir. Aynı; özel sağlık ve hayat sigorta poliçelerinin işverenlere verildiğinde olduğu gibi… (Her ne kadar indirim yapılabilecek poliçe tutarları; hali hazırda ücretin yüzde 15’lik kısmı ve asgari ücretin yıllık tutarı gibi kısıtlara tabi olsa da... Hayat sigorta primlerinin ancak yarısı vergi matrahından indirilebiliyor. Eğitim faturalarına vergide indirim hakkı tanınması durumunda bu kısıtlar, veli lehine esnetilebilir. )

Ayrıca; halen uygulanan teşvik zaten veliye de ödenmiyor, okula nakden ödeniyor. (Okul, devletten aldığı teşviki sonradan sezon içinde veliye ödüyor.) Mevcut teşvik uygulamasında; özel okulların yıllık ücretlerine yaptıkları zamla, desteğin öğrenci velisine yansıtılmama riski de var... Eğitim faturalarının, çalışanın vergi hesabında dikkate alınması durumunda ise veliye yansımayan teşvik riski de bertaraf edilmiş olacaktır.

İŞLETME SAHİPLERİ DE KAYIPTA

Eğitim desteğinden yararlanmak için yalnız çalışanlar başvurmayacak. İşletme sahibi veliler de destekten yararlanmak için gelir beyanında bulunacaklar. Bu beyan sırasında da; kayıt dışı geliri olanlar avantajlı olacak, geliri olduğu gibi-gerçek değerinden görünenler ise haksız rekabete uğrayacak, teşvikten yararlanma şansları oldukça düşük olacak.

Yazının devamı...

Yazlıkların vergilendirilmesi farklı mı?

9 Ağustos 2017

Bir: ‘Emlak Vergisi’.  İki; kiraya verilmişse ve gelir de elde edilmişse ‘Gelir Vergisi-GV’. Yazlık veya kışlık fark etmiyor, 2017 yılında konutundan (yıllık 3.900 lirayı aşan) kira geliri elde edenlerin, 2018 Mart ayında (1-25 Mart) GV beyannamesi vermesi gerekecek.  Başlıkta yer alan ‘yazlıkların vergilendirilmesi farklı mı’ sorusu nereden geliyor o zaman? Açıklayalım; temelde farklılık olmamakla beraber detaylarda ise farklılıklar var. Ve bu detaylar bilinmediği durumda mülk sahipleri kayba uğruyor... Ya vatandaşa tanınmış vergi avantajı kullanılmamış oluyor ya da vergisel ödevler yerine getirilmediği için cezai işlemlerle karşılaşılıyor.

O halde bu detayların neler olduğuna; avantajların nasıl kullanılabileceğine, vergi cezası risklerinin nasıl ortadan kaldırılabileceğine birlikte göz atalım...

Önce emlak vergisi...

Malum... Emlak vergisi konutun emlak vergi değeri üzerinden binde 1 oranında (büyükşehirlerde binde 2) oranında her yıl iki taksitle (Mayıs ve kasım aylarının sonuna kadar) ilgili belediyelere ödeniyor. Ancak 200 m2’yi geçmeyen tek konutu olan bazı kişiler içinse vergi avantajı tanınmış... (1-Ev hanımları ve işsizler, 2- Emekliler 3- Engelliler, 4- Gaziler, 5-Şehitlerin dul ve yetimleri) Bu kişiler ilgili belediyelere başvurarak vergi ödememe hakkını elde ediyor. 

Şimdi emlak vergisi açısından konunun püf noktasını ele alalım...

Emlak vergisinde yazlık farkı

Tek konut sahibi olunduğu durumda emlak vergisi avantajı tanınmışken normalde yazlıklar için bu avantaj uygulanmıyor ve emlak vergisi mülk sahibinden tahsil ediliyor. Ancak eğer yazlıkta daimi (12 ay) oturuluyorsa, yaz-kış ikamet ediliyorsa bu durumda (yukarıda saydığımız şartları taşıyan mülk sahipleri için)  emlak vergisi ödeme yükümlüğü kalkıyor. Belediyelerin; vergi avantajını uygulamak için, mükelleflerden bildirim (beyan ve taahhüt) dışında başkaca bir belge istememeleri de gerekiyor (GİB Muğla Vergi Dairesi Başkanlığı 17/02/2016 tarih ve 175-15 sayılı özelgesi.)

YAZLIK KİRA GELİRLERİNDE VERGİ FARKI

Yazının devamı...

Terim’in gidişi ve 3.5 milyon Euro tazminatı

2 Ağustos 2017

Ayrılığın nasıl gerçekleştiğini; Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) “Bir araya gelerek yolları ayırdık” şeklinde açıkladı. Kamuoyunda ise Terim’in kendi isteğiyle ayrıldığı konuşuldu ve hatta ciddi tepkiler oluştu... ‘İstifa edene tazminat mı ödenir?’ şeklinde... Ünlüsü, sade vatandaşı, sosyal medya kullanıcıları, çokça tepki dolu ileti paylaşıldı... Meclis’te de sözleşmenin detaylarında neler olduğu soruldu. Fenerbahçe Yönetimi ‘İstifa eden Terim’e ödenen 3.5 milyon Euro tazminatın takipçisiyiz’ dedi. Ve son olarak Fatih Terim, “İstifa etmedim. Görevime, TFF tarafından son verildi” dedi.

TFF’nin Terim’e ödeyeceği 3.5 milyon Euro tazminat daha çok tartışılacak anlaşılan. Her hâlükârda; TFF’nin sözleşme şartlarını, sözleşmenin nasıl fesh edildiğini, ödenecek tutarı, kısaca sürece dair detayları kamuoyu ile paylaşması gerekiyor.

İŞ YASASI’NDA İSTİFA EDENE TAZMİNAT VAR MI?

TFF ile Fatih Terim’in yollarının ayrılmasıyla beraber başlayan tartışmada en çok ‘tazminatın hangi şartlarda ödendiği ve hukuka uygun olup olmadığı’ konuşuldu. Ve hatta sosyal medyaya da yansıyan şu sorular da soruldu: Çalışan olarak ben hangi durumda tazminat alabiliyorum? İşimden ayrıldığımda tazminat hakkım var mı? Koşulları nedir, hesaplaması nasıl oluyor?

İş Yasası’nın kıdem tazminatı hükümlerine bu vesileyle birlikte göz atalım...

Hali hazırda; işten ayrılan çalışanın işvereninden kıdem tazminatı alabilmesi için iki temel koşul var: En az bir yıl çalışmış olması ve işçinin kendi isteğiyle değil, işverenin isteğiyle işten ayrılması. Bu iki koşul sağlandığında işçiye her bir çalıştığı yıl için; bir aylık (30 günlük) brüt ücreti (Tavanı: 4.732.48 TL) ödenmekte. Kıdem tazminatından Damga Vergisi (Binde 7.59) dışında bir vergi de kesilmiyor. 

Temel şartlar böyle olmakla beraber, ‘işçinin kendi isteğiyle’ işten ayrılmasına rağmen kıdem tazminatına hak kazandığı durumlar da var. Şöyle ki;

- Erkek işçinin askerlik hizmeti nedeniyle, kadın işçinin evliliği nedeniyle

Yazının devamı...

Sorularla Emlak Vergisi ve itiraz hakkı

26 Temmuz 2017

Emlak Vergisi ise farklı... 4 yılda bir söz hakkı- itiraz hakkı var. Eğer bu itiraz hakkı kullanılmazsa vatandaşın mülkü için ne kadar vergi uygun görülmüşse o tutar ödenmek zorunda.

Konut, işyeri, arazi gibi mülklerin emlak vergisine esas arsa rayiç değerleri şu an takdir komisyonlarınca belirlenmiş durumda. Bu rayiç değer üzerinden 4 yıl boyunca ödenecek vergi hesaplanacak.

Evinin, işyerinin rayiç değerinin yüzde 100, yüzde 200, yüzde 500 artış olduğunu gören vatandaş ‘ne yapmam gerekiyor?’ diyor...

Sözü uzatmayayım... İtiraz başvurusu için süre azaldı... Öncelikle Emlak Vergisi’nin rayiç değer tespitine ve vatandaşın itiraz hakkına ilişkin merak edilen soruları, ardından kimlerin emlak vergisinde avantajlı olduğuna ilişkin soruları sırasıyla cevaplayalım...

Emlak Vergisi rayiç değer üzerinden mi ödeniyor?

Emlak Vergisi’nin rayiç değeri, (konut ve işyerleri için) arsa değeri ve bina değerinin toplamından oluşuyor. Emlak Vergisi de, bu rayiç değere (tablodaki) vergi oranları uygulanarak hesaplanıyor.

Emlak vergisi rayiç değerini kim belirliyor?

Üzerinden Emlak Vergisi hesaplanan rayiç değeri etkileyen arsa m2 değerlerini Takdir Komisyonları belirliyor.  Tapu müdürlüğünden, ticaret odalarından yetkililer de üye olarak katılıyor Takdir Komisyonlarına. Belirlenen arsa m2 değeri belediyelere teslim ediliyor. Belediyelerde, muhtarlıklarda cadde-sokak bazında mülklerin değeri yer almakta. (Konut olsun, işyeri olsun arsa m2 toplamı ile binanın inşaat maliyeti toplamı ile Emlak Vergisi matrahı oluşuyor.)

Yazının devamı...

Ronaldo’ya şok vergi baskını ve Türkiye’deki uygulama

19 Temmuz 2017

Ronaldo için hassas bir süreç... Vergi idarelerinin tabii ki her zaman vergi mükelleflerini denetleme, inceleme hakkı var. Ancak haberdeki denetim yöntemi diğerlerinden farklı... Yani Ronaldo’ya önceden haber ve süre vermeksizin ‘ani denetim’... Denetlenen kişi için de tedirgin edici... Herhangi bir vergisel riski olmasa bile; hiç bir vatandaş, yaşadığı özel alanın ani bir şekilde gelen müfettişlerce, didik didik edildiği anı yaşamak istemez. 

Haliyle şu da merak edilecektir... İspanyol Maliye’sinin bu şok denetim yönteminin Türkiye’deki karşılığı nedir? ‘Aramalı İnceleme’. İstisnai başvurulan bu inceleme yöntemi Vergi Usul Kanunu’nda (VUK) yer almakta. (Md. 142 ila 147)

Kısaca özetleyelim içeriğini:

Öncelikle vergi incelemesine yetkili olanların ‘Aramalı İncelemeye’ ihtiyaç olduğuna kanaat getirip gerekçeli bir yazı ile Sulh Yargıcından ‘Arama Kararı Vermesini’ istemesi gerekiyor. Sulh yargıcının da bu isteğe uygun olarak ‘arama yapılmasına karar vermesi’ gerekiyor. 

Yasa ayrıca; ihbar ve yapılan incelemeler dolayısıyla bir mükellefin ‘vergi kaçırdığına işaret eden ipuçları’ bulunmasını da şart koşuyor. ‘Aramalı İnceleme’ konusunun diğer öne çıkan detayları da şöyle...  

İncelemeye yetkililer: Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar da vergi incelemesine yetkililer.

İhbarcının ismi: Eğer ihbar üzerine arama yapılmışsa ve ihbar sabit olmazsa nezdinde arama yapılan kimse muhbirin adının bildirilmesini isteyebilir, bu takdirde vergi dairesi muhbirin ismini bildirmek zorunda.

Tutanak:

Yazının devamı...

Denize giren işten atılır mı?

12 Temmuz 2017

Peki ya mesainin bitmesini bekleyemeyenler... Bu aşırı sıcaklara daha fazla tahammül edemeyip mesaide kaçamak yapma noktasına gelirlerse... Nitekim böyle bir olay yaşanmış da: Denize girdiği için tazminat da alamadan işinden olan çalışan, işvereni ile mahkemelik olmuş...

Mesai saatleri içinde bir çalışan denize giriyor... Olayı öğrenen işveren, çalışanının işine son veriyor. ‘Haklı neden var’ denilerek çalışana kıdem ve ihbar tazminatı da ödenmiyor. Konu yargıya taşınıyor... Yargıtay ‘çalışanın bir kereye mahsus bu eyleminin haklı neden olarak kabulünün ağır bir sonuç’ olduğuna ve ‘ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesi‘ gerektiğine hükmediyor.

Çalışma Başmüfettişi Tevfik Bayhan, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi’ndeki (2017 Temmuz, Sayı:163) yazısında yer vermiş bu olaya... Bayhan, konuyu ‘İşyerinde eğlenmenin sınırları’ başlığı altında irdelemiş.

Yargı kararında; bir yandan ‘işverenin haklı nedeni olmadığı’ belirtilirken aynı zamanda ‘işverenin geçerli nedeni olduğu da’ belirtilmiş... Yani dava açan çalışanın; bir yandan kıdem ve ihbar tazminatı gibi kazanımları varken, diğer yandan (işverenin nedeni geçerli görüldüğünden) kayıpları da söz konusu...

‘Nedir bu kayıplar?’ sorusu sorulacaktır haliyle...

Hemen söyleyelim: Birinci kayıp, 4-8 aylık brüt ücreti tutarında ‘işe başlatmama tazminatı’.  İkinci kayıp, 4 aylık brüt ücrete kadar hesaplanabilecek ‘boşta geçen süre ücreti’... Bu iki kayıp; çalışanın denize girmesinden dolayı işine son verilmesinde, işverenin geçerli bir nedeni olduğu değerlendirildiğinden oluşuyor...

Haklı neden görülmediğinden kıdem ve ihbar tazminatını hak eden çalışan, geçerli neden görüldüğünden işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini ise hak edememiş.  (Geçerli neden görülmediğinde; işverenlerin bu iki kalem ödemeyi yapmak yerine, çalışanını tekrar işe başlatma hakkı da mevcut... Ancak uygulamada daha çok, davayı kaybeden işverenlerin çalışanını tekrardan işe başlatmayıp karşılığında bu iki kalem tazminat-ücreti ödediği görülmekte.)

Dolayısıyla mahkemenin; denize girdiği için işten çıkarılan çalışanın, kıdem + ihbar tazminatını hak etmeyecek kadar kusurlu olmadığına (haklı nedenin olmadığına), işe başlatmama tazminatı + boşta geçen süre ücreti hak edecek kadar da kusursuz olmadığına (geçerli nedenin olduğuna) karar verdiğini görüyoruz. 

Yazının devamı...

Evcen-Özçivit çifti vergi ödeyecek mi?

5 Temmuz 2017

RAMAZAN Bayramı’nın ardından sezon hızlı açıldı... Bayram biter bitmez ünlülerden ilk Burak Özçivit ve Fahriye Evcen düğün yaptılar... Aynı gün; Alişan ve Eda Erol nişanlandı, Mustafa Ceceli kız istemeye gitti... Yalnız ünlüler değil; sezon boyunca düğün yapacak yüz binlerce gönüllü de var tabii ki... Eylül ayının ortasına kadar memleketin her köşesinde  düğün sezonu hız kesmeden devam edecektir...

Sezon boyunca her düğünde; Fahriye Evcen’inkinde olduğu gibi en çok ‘gelinlik’ üzerine konuşulacaktır... Ünlülerin düğününde olsun, gönüllülerin düğününde olsun, tabi ki geline ve damada verilecek ‘takılar-hediyeler’ üzerine de yorum yapılacaktır. ‘Anne-babasından, kayın pederinden, amcasından, teyzesinden...’ şeklinde...

İSTİSNA SINIRI BELLİ DEĞİL

Hediye ve takıların değeri arttıkça kritik bir konu daha gündeme gelebilecektir...”Geline ve damata verilen hediyeler ve takılar için vergi ödenecek mi? “ Bu sorunun cevabı gerek Fahriye Evcen ve Burak Özçivit gibi ünlüler için, gerekse de düğün yapacak gönüllüler için önemli hale gelebilir... Çünkü vergi mevzuatına göre hemen her türlü alınan hediye (4.068 lirayı aşmışsa) için vergi ödenmesi gerekiyor. Acaba düğün hediyesi olarak alınan takı vb. hediyeler için de bir vergi ödenecek mi?  Düğünde takılan altınlar ve paralar için normalde vergi hesaplanmıyor. (Veraset İntikal Vergisi-VİV- Kanunu 4/c) Ancak yasadaki istisna ‘örf ve âdete göre verilmesi mutat (alışılmış) bulunan hediye, cihaz, yüz görümlüğü ve drahomalar’ şeklinde tanımlanıyor. İstisnanın sınırı ise yasada belirtilmiyor.

MALİYE’YE BAŞVURUN

Kızına düğününde ‘pahada da ağır yükte de ağır’ denilebilecek miktarda çeyiz parası veren bir baba ‘vergisi var mı acaba?’ diye tereddüt edince konuyu Maliye’ye sormuş. Maliye, vergiye tabi olduğunu belirtmiş. “Çeyiz parası olarak; kızınıza verdiğiniz 400 bin dolar tutarındaki hediye, örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunan hediye kapsamında değerlendirilemeyeceğinden Veraset ve İntikal Vergisi’nden istisna tutulması mümkün değildir” şeklinde cevap verilmiş. (Gelir İdaresi Başkanlığı 26.3.2013 Tarih ve 176 Sayılı Özelge)  Bu konuda yasada bir sınır belirtilmediğinden hediyenin değerinin artmasıyla beraber anne babalar kendiliğinden “acaba çocuğuma verdiğim düğün hediyeleri vergiye tabi mi” endişesini yaşayacaktır. Dolayısıyla verilecek hediyelerin değerinin örf ve âdete göre verilmesi alışılmış bulunan hediye kapsamını aşıp aşmadığı konusunda tereddüt yaşayanlar Maliye’ye başvurarak özelge yoluyla konuyu netleştirebilirler.

VERGİ HESAPLAMASI NASIL YAPILIYOR?

Yazının devamı...

Yaz tatili paranın katili

28 Haziran 2017

Tatile çıkacağım ya bu ay... Şimdi daha da çok para lazım ama maaşım yazın ortasında daha da azalıyor.

Bankamatiğe korkarak gidiyorum artık ‘acaba bu ay ne kadar azalacak maaşım’ diye...

Ocaktan (5.137 lira) bugüne iki kez azaldı maaşım, yazın ortasında daha da düşecekmiş...

Mayısta 4.840 lira almıştım, haziran sonunda ne kadar maaş çekebileceğim? Şimdiden bileyim dedim en azından... Bir de neden bu düşüşleri yaşıyorum ki?“

Yazının devamı...