"Ahmet Karabıyık" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Karabıyık" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Karabıyık

Ahmet Karabıyık

Sorularla Emlak Vergisi ve itiraz hakkı

26 Temmuz 2017

Emlak Vergisi ise farklı... 4 yılda bir söz hakkı- itiraz hakkı var. Eğer bu itiraz hakkı kullanılmazsa vatandaşın mülkü için ne kadar vergi uygun görülmüşse o tutar ödenmek zorunda.

Konut, işyeri, arazi gibi mülklerin emlak vergisine esas arsa rayiç değerleri şu an takdir komisyonlarınca belirlenmiş durumda. Bu rayiç değer üzerinden 4 yıl boyunca ödenecek vergi hesaplanacak.

Evinin, işyerinin rayiç değerinin yüzde 100, yüzde 200, yüzde 500 artış olduğunu gören vatandaş ‘ne yapmam gerekiyor?’ diyor...

Sözü uzatmayayım... İtiraz başvurusu için süre azaldı... Öncelikle Emlak Vergisi’nin rayiç değer tespitine ve vatandaşın itiraz hakkına ilişkin merak edilen soruları, ardından kimlerin emlak vergisinde avantajlı olduğuna ilişkin soruları sırasıyla cevaplayalım...

Emlak Vergisi rayiç değer üzerinden mi ödeniyor?

Emlak Vergisi’nin rayiç değeri, (konut ve işyerleri için) arsa değeri ve bina değerinin toplamından oluşuyor. Emlak Vergisi de, bu rayiç değere (tablodaki) vergi oranları uygulanarak hesaplanıyor.

Emlak vergisi rayiç değerini kim belirliyor?

Üzerinden Emlak Vergisi hesaplanan rayiç değeri etkileyen arsa m2 değerlerini Takdir Komisyonları belirliyor.  Tapu müdürlüğünden, ticaret odalarından yetkililer de üye olarak katılıyor Takdir Komisyonlarına. Belirlenen arsa m2 değeri belediyelere teslim ediliyor. Belediyelerde, muhtarlıklarda cadde-sokak bazında mülklerin değeri yer almakta. (Konut olsun, işyeri olsun arsa m2 toplamı ile binanın inşaat maliyeti toplamı ile Emlak Vergisi matrahı oluşuyor.)

Yazının devamı...

Ronaldo’ya şok vergi baskını ve Türkiye’deki uygulama

19 Temmuz 2017

Ronaldo için hassas bir süreç... Vergi idarelerinin tabii ki her zaman vergi mükelleflerini denetleme, inceleme hakkı var. Ancak haberdeki denetim yöntemi diğerlerinden farklı... Yani Ronaldo’ya önceden haber ve süre vermeksizin ‘ani denetim’... Denetlenen kişi için de tedirgin edici... Herhangi bir vergisel riski olmasa bile; hiç bir vatandaş, yaşadığı özel alanın ani bir şekilde gelen müfettişlerce, didik didik edildiği anı yaşamak istemez. 

Haliyle şu da merak edilecektir... İspanyol Maliye’sinin bu şok denetim yönteminin Türkiye’deki karşılığı nedir? ‘Aramalı İnceleme’. İstisnai başvurulan bu inceleme yöntemi Vergi Usul Kanunu’nda (VUK) yer almakta. (Md. 142 ila 147)

Kısaca özetleyelim içeriğini:

Öncelikle vergi incelemesine yetkili olanların ‘Aramalı İncelemeye’ ihtiyaç olduğuna kanaat getirip gerekçeli bir yazı ile Sulh Yargıcından ‘Arama Kararı Vermesini’ istemesi gerekiyor. Sulh yargıcının da bu isteğe uygun olarak ‘arama yapılmasına karar vermesi’ gerekiyor. 

Yasa ayrıca; ihbar ve yapılan incelemeler dolayısıyla bir mükellefin ‘vergi kaçırdığına işaret eden ipuçları’ bulunmasını da şart koşuyor. ‘Aramalı İnceleme’ konusunun diğer öne çıkan detayları da şöyle...  

İncelemeye yetkililer: Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar da vergi incelemesine yetkililer.

İhbarcının ismi: Eğer ihbar üzerine arama yapılmışsa ve ihbar sabit olmazsa nezdinde arama yapılan kimse muhbirin adının bildirilmesini isteyebilir, bu takdirde vergi dairesi muhbirin ismini bildirmek zorunda.

Tutanak:

Yazının devamı...

Denize giren işten atılır mı?

12 Temmuz 2017

Peki ya mesainin bitmesini bekleyemeyenler... Bu aşırı sıcaklara daha fazla tahammül edemeyip mesaide kaçamak yapma noktasına gelirlerse... Nitekim böyle bir olay yaşanmış da: Denize girdiği için tazminat da alamadan işinden olan çalışan, işvereni ile mahkemelik olmuş...

Mesai saatleri içinde bir çalışan denize giriyor... Olayı öğrenen işveren, çalışanının işine son veriyor. ‘Haklı neden var’ denilerek çalışana kıdem ve ihbar tazminatı da ödenmiyor. Konu yargıya taşınıyor... Yargıtay ‘çalışanın bir kereye mahsus bu eyleminin haklı neden olarak kabulünün ağır bir sonuç’ olduğuna ve ‘ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesi‘ gerektiğine hükmediyor.

Çalışma Başmüfettişi Tevfik Bayhan, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi’ndeki (2017 Temmuz, Sayı:163) yazısında yer vermiş bu olaya... Bayhan, konuyu ‘İşyerinde eğlenmenin sınırları’ başlığı altında irdelemiş.

Yargı kararında; bir yandan ‘işverenin haklı nedeni olmadığı’ belirtilirken aynı zamanda ‘işverenin geçerli nedeni olduğu da’ belirtilmiş... Yani dava açan çalışanın; bir yandan kıdem ve ihbar tazminatı gibi kazanımları varken, diğer yandan (işverenin nedeni geçerli görüldüğünden) kayıpları da söz konusu...

‘Nedir bu kayıplar?’ sorusu sorulacaktır haliyle...

Hemen söyleyelim: Birinci kayıp, 4-8 aylık brüt ücreti tutarında ‘işe başlatmama tazminatı’.  İkinci kayıp, 4 aylık brüt ücrete kadar hesaplanabilecek ‘boşta geçen süre ücreti’... Bu iki kayıp; çalışanın denize girmesinden dolayı işine son verilmesinde, işverenin geçerli bir nedeni olduğu değerlendirildiğinden oluşuyor...

Haklı neden görülmediğinden kıdem ve ihbar tazminatını hak eden çalışan, geçerli neden görüldüğünden işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini ise hak edememiş.  (Geçerli neden görülmediğinde; işverenlerin bu iki kalem ödemeyi yapmak yerine, çalışanını tekrar işe başlatma hakkı da mevcut... Ancak uygulamada daha çok, davayı kaybeden işverenlerin çalışanını tekrardan işe başlatmayıp karşılığında bu iki kalem tazminat-ücreti ödediği görülmekte.)

Dolayısıyla mahkemenin; denize girdiği için işten çıkarılan çalışanın, kıdem + ihbar tazminatını hak etmeyecek kadar kusurlu olmadığına (haklı nedenin olmadığına), işe başlatmama tazminatı + boşta geçen süre ücreti hak edecek kadar da kusursuz olmadığına (geçerli nedenin olduğuna) karar verdiğini görüyoruz. 

Yazının devamı...

Evcen-Özçivit çifti vergi ödeyecek mi?

5 Temmuz 2017

RAMAZAN Bayramı’nın ardından sezon hızlı açıldı... Bayram biter bitmez ünlülerden ilk Burak Özçivit ve Fahriye Evcen düğün yaptılar... Aynı gün; Alişan ve Eda Erol nişanlandı, Mustafa Ceceli kız istemeye gitti... Yalnız ünlüler değil; sezon boyunca düğün yapacak yüz binlerce gönüllü de var tabii ki... Eylül ayının ortasına kadar memleketin her köşesinde  düğün sezonu hız kesmeden devam edecektir...

Sezon boyunca her düğünde; Fahriye Evcen’inkinde olduğu gibi en çok ‘gelinlik’ üzerine konuşulacaktır... Ünlülerin düğününde olsun, gönüllülerin düğününde olsun, tabi ki geline ve damada verilecek ‘takılar-hediyeler’ üzerine de yorum yapılacaktır. ‘Anne-babasından, kayın pederinden, amcasından, teyzesinden...’ şeklinde...

İSTİSNA SINIRI BELLİ DEĞİL

Hediye ve takıların değeri arttıkça kritik bir konu daha gündeme gelebilecektir...”Geline ve damata verilen hediyeler ve takılar için vergi ödenecek mi? “ Bu sorunun cevabı gerek Fahriye Evcen ve Burak Özçivit gibi ünlüler için, gerekse de düğün yapacak gönüllüler için önemli hale gelebilir... Çünkü vergi mevzuatına göre hemen her türlü alınan hediye (4.068 lirayı aşmışsa) için vergi ödenmesi gerekiyor. Acaba düğün hediyesi olarak alınan takı vb. hediyeler için de bir vergi ödenecek mi?  Düğünde takılan altınlar ve paralar için normalde vergi hesaplanmıyor. (Veraset İntikal Vergisi-VİV- Kanunu 4/c) Ancak yasadaki istisna ‘örf ve âdete göre verilmesi mutat (alışılmış) bulunan hediye, cihaz, yüz görümlüğü ve drahomalar’ şeklinde tanımlanıyor. İstisnanın sınırı ise yasada belirtilmiyor.

MALİYE’YE BAŞVURUN

Kızına düğününde ‘pahada da ağır yükte de ağır’ denilebilecek miktarda çeyiz parası veren bir baba ‘vergisi var mı acaba?’ diye tereddüt edince konuyu Maliye’ye sormuş. Maliye, vergiye tabi olduğunu belirtmiş. “Çeyiz parası olarak; kızınıza verdiğiniz 400 bin dolar tutarındaki hediye, örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunan hediye kapsamında değerlendirilemeyeceğinden Veraset ve İntikal Vergisi’nden istisna tutulması mümkün değildir” şeklinde cevap verilmiş. (Gelir İdaresi Başkanlığı 26.3.2013 Tarih ve 176 Sayılı Özelge)  Bu konuda yasada bir sınır belirtilmediğinden hediyenin değerinin artmasıyla beraber anne babalar kendiliğinden “acaba çocuğuma verdiğim düğün hediyeleri vergiye tabi mi” endişesini yaşayacaktır. Dolayısıyla verilecek hediyelerin değerinin örf ve âdete göre verilmesi alışılmış bulunan hediye kapsamını aşıp aşmadığı konusunda tereddüt yaşayanlar Maliye’ye başvurarak özelge yoluyla konuyu netleştirebilirler.

VERGİ HESAPLAMASI NASIL YAPILIYOR?

Yazının devamı...

Yaz tatili paranın katili

28 Haziran 2017

Tatile çıkacağım ya bu ay... Şimdi daha da çok para lazım ama maaşım yazın ortasında daha da azalıyor.

Bankamatiğe korkarak gidiyorum artık ‘acaba bu ay ne kadar azalacak maaşım’ diye...

Ocaktan (5.137 lira) bugüne iki kez azaldı maaşım, yazın ortasında daha da düşecekmiş...

Mayısta 4.840 lira almıştım, haziran sonunda ne kadar maaş çekebileceğim? Şimdiden bileyim dedim en azından... Bir de neden bu düşüşleri yaşıyorum ki?“

Yazının devamı...

Varlık Barışı için son şans

21 Haziran 2017

Yaklaşık son bir yıldır Maliye, barış ilan ediyor. Vatandaşlarla ve işletmelerle el sıkışıyor. Geçen yıl; ‘matrah artırımı’ yapanlar için, geçmiş beş yıl için vergi incelemesi yapılmayacağı güvencesi verildi. ‘Stok-kasa affı’ yoluyla işletmelerin kayıtlarındaki uyumsuzlukları giderme imkânı tanındı. Devlete olan borçlar düşük faizle ‘yeniden yapılandırıldı’. (7020 sayılı yasa ile 2017 içinde yeni bir yapılandırma imkânı daha tanındı.)

 6736 sayılı yasa ile bu süreç başlamıştı... Aynı yasanın içinde; saydığımız vergi barışı hükümlerine ilaveten bir de ‘Varlık Barışı’ hükümleri vardı. Şirket veya şahısların bildireceği yurtiçi veya yurt dışındaki varlıkları için devletin inceleme, soruşturma yapmayacağı ve üzerinden vergi de alınmayacağının ilan edildiği bir el sıkışma projesiydi Varlık Barışı da... Normalde 31 Aralık 2016’da başvuru süresi dolacakken bu ayın sonuna (30 Haziran 2017) kadar varlık barışı için başvuru süresi uzatılmıştı. Ki o sürede dolmak üzere, içinde bayram tatilinin de olduğu son 10 gün artık... 

Varlık Barışı imkânından yararlanmak isteyip henüz başvuru yapmamış kişi-işletmeler için varlık barışının genel çerçevesini özetleyelim...

YURTDIŞINDAN GETİRİLECEK VARLIKLAR

Yurtdışında bulunan para, altın, döviz gibi varlıklarını 30 Haziran’a kadar Türkiye’ye getiren gerçek ve tüzel kişiler, bu varlıkları serbestçe tasarruf edebilecekler. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları içinse getirme zorunluluğu yok, istenirse getirilebiliyor, bankaya veya aracı kuruma formla bildirim yapmak da yeterli oluyor.  (6736 Sayılı Kanun Genel Tebliği,
Seri No: 4) Getirilen varlıklar üzerinden- önceki varlık barışından farklı olarak- herhangi bir vergi de istenmiyor. 

YURTİÇİNDE BEYAN EDİLECEK VARLIKLAR

Yurtiçinde; yurtdışından farklı olarak, ‘taşınmazlar’ için de barıştan yararlanmak mümkün. Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri sahip oldukları, Türkiye’de bulunan ancak defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlarını, haziran sonuna kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın kanuni defterlere kaydedebilecekler. Yurtdışı varlıklar gibi yurtiçi varlıklar da sermayeye eklenebilecek, ortaklara da dağıtılabilecek. Kurumlar vergisi mükellefleri tarafından ortaklara dağıtılması hâlinde kâr dağıtımına bağlı stopaj olmayacak.

Yazının devamı...

Günlük kiralamalarda vergi cezası riski

14 Haziran 2017

Her bir havale-EFT işleminde ekrana bu seçenek gelir…. Ödeme türü ‘kira’ ise üzerine tıklanır, sonra işleme devam edilebilir. (Veya ‘diğer’ seçeneği seçilerek işlem yapılır.)

Kira ödemesini bizzat bankaya giderek gişeden ödeme yapanlar da, dekont açıklamasında kira ödemesi şeklinde açıklama yazdırırlar.

2008/Kasım’da gelmişti bu zorunluluk… İşyeri kirası ödemelerinin tümü için, bankadan veya PTT vasıtasıyla mülk sahiplerine ödeme yapılması zorunlu. Konut kira ödemelerinde ise aylık 500 lirayı aştığında bu zorunluluk başlıyor. Şimdi; 1 Temmuz’dan itibaren haftalık, günlük veya benzeri şekilde ‘kısa süreli konut kiralamalarında da’ tutara bakılmaksızın ödemelerin bankadan veya PTT’den yapılması zorunluluğu geldi. (9.6.2017 tarihli Resmi Gazete: 268 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ‘nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ - Seri No: 298)

Böylece, kiracılar ödemelerini bankadan yapmasına rağmen, kira geliri elde edenler bu gelirlerini beyan etmezlerse kayıt dışılık çok rahat tespit edilebilir hale geldi. Nitekim yıllar itibariyle diğer vergi mükelleflerinin (ticari kazanç elde eden işletmeler, kurumlar vergisi mükellefi şirketler...) toplam sayısında çok düşük oranlarda artış yaşanmışken, kira gelirinden dolayı beyanname veren mükellef sayısında ise 2008’den bugüne katlanarak artış görüldü. (2008’den sonra kira gelirinden dolayı beyanname veren kişi sayısı 750 binlerden, önce 1 milyona, sonra 1,5 milyona çıktı ve 2017’ye gelindiğinde ise 1.9 milyonu buldu.)

Yazının devamı...

 Simitçinin isyanı

7 Haziran 2017

SİMİTÇİ ne yapsın? Belli ki vergi dairesinin yolunu bulamayanlarla başa çıkamamış...

Simitçinin bulunduğu yer: Eski Ali Sami Yen Stadı’nın alt caddesinde... Ortaklar Caddesi’nden Gayrettepe’ye giden yolun sağında...  Arabanın üzerinde yazıldığı gibi hakikaten de;  ‘bir alt sokaktan, ilk sağ ve ilk solu’ takip ettiğinizde vergi dairesinin önüne çıkıyorsunuz. Ki orada; bir de değil, üç vergi dairesi mevcut... Şişli, Beşiktaş ve Mecidiyeköy’ün vergi daireleri... Hepsi aynı binanın farklı katlarında...

Simitçi tezgâh açmadan önce,  buranın yaya trafiğinin yoğunluğunu da dikkate almış olmalı... Yaya ne kadar çoksa, satış da o kadar çok olur düşüncesiyle... Ama bu kez de vergi dairesine giden yayaların adres sormaları rahatsızlık vermiş simitçiye...

Son yıllarda teknolojinin etkin kullanımıyla vergi dairesine gitmek için çok neden de kalmadı aslında. İşletmeler aylık veya yıllık tüm beyannamelerini elektronik olarak iletiyorlar vergi dairesine. Çok istisnai olarak bizzat vergi dairesine gidiliyor artık.

Peki; simitçi amcayı kim bunalttı o zaman? Vergi dairesine gitmeden neredeyse tüm işlemler yapılabiliyorsa... Kim yazdırdı simit arabasına o yol tarifini?

Hemen söyleyelim: Yapılandırma için vergi dairesine başvuranlar... Ki yapılandırma yalnız vergi borçlarını da kapsamıyor. Öğrenim ve katkı kredisi borçları, trafik cezaları, köprü-otoyol geçiş ihlali cezaları gibi devlete olan gecikmiş çok sayıda borç türünü kapsıyor. Dolayısıyla yapılandırmadan yararlanmak için bizzat vergi dairesine gidenler, caddedeki yaya trafiğini dönemsel olarak daha da arttırmış belli ki... 

Bu dönemsel yaya trafiğinin bir süre daha devam edeceğini de şimdiden söyleyelim... Çünkü geçen yılki yapılandırma yasasından (6736 sayı kanun) sonra yeni bir yapılandırma yasası  (7020 sayılı Kanun)  daha çıktı. Yeni yapılandırma için de bu ayın sonuna (30 Haziran’a) kadar vergi dairesine başvurulması gerekiyor. (Aslında yapılandırmalar için de vergi dairelerine elektronik yolla başvuru yapılabiliyor. Ancak vatandaş, çoğunlukla bizzat vergi dairesine giderek yapılandırmayı tercih ediyor...)

Yazının devamı...