"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Tekzip

12 Eylül 2018

İki hafta önce attığı tweetlerde “Google ve diğerlerinin bilgi ve haber sakladığını” iddia ediyor, “görebileceğimiz ve göremeyeceğimiz şeyleri kontrol ediyorlar” diyordu.

“Trump” diye arama yaptırmış ve Google arama sonuçlarının en üstünde, hiç haz etmediği New York Times, CNN gibi yayınların haberlerini görmüştü.

Malum, Google ve Facebook gibi, bilgi ve haber dağıtımında bugün dünyanın en büyük eşik bekçileri olan iki şirket, kime-neyi göstereceğini algoritmalarla belirliyor.

“Algoritma şeffaflığı” kavramından ve buna getirilmesi gereken demokratik kıstaslardan daha önce bu köşede defalarca bahsettim.

Trump’ın son tweetleri ise özellikle ABD’deki gazeteciler açısında konuya yeni bir boyut kattı.

Columbia Journalism Review’da (CJR) geçen hafta yayınlanan bir makale, basın ve ifade özgürlüğüne zarar vermeden algoritmaların nasıl denetlenebileceğine dair hukuki bir bakış açısı sunuyor.

Makalede ABD Yüksek Mahkemesi’nin 1974’te verdiği bir karar hatırlatılıyor.

Dava özetle şöyle:

Yazının devamı...

E-posta neden miadını doldurmuyor?

29 Ağustos 2018

1960’larda icat edilen ve 1970’lerin ortasında aşağı yukarı bugün bildiğimiz halini alan bir teknolojiden bahsediyoruz.

 

50 yılı aşkın süredir neredeyse aynı kaldığı halde hayatımızda hala bu kadar büyük yer tutan başka bir teknoloji yok.

 

E-postaya dair bir başka ilginç nokta, dev şirketlerin onu dönüştürme çabalarına karşı da ısrarla direniyor oluşu.

 

Yüzde 25 civarındaki pazar payıyla dünyanın en popüler e-posta hizmeti olan Gmail’i kullananlar, geçen ay bu uygulamada yapılan kaydadeğer değişiklikleri fark etmiştir.

 

Yazının devamı...

Kissinger da bu meseleyi yazdıysa durum vahim

15 Ağustos 2018

Son olarak topa Henry Kissinger girdi.

Son 40 yılda ABD politikalarını belki de en çok etkilemiş isim… 

Atlantic dergisinin haziran sayısında yazan Kissinger diyor ki: “İnsanlık yapay zekanın yükselişine ne felsefi olarak ne de entelektüel olarak hazır.”

Sözü de şöyle bağlıyor: “ABD yönetimi (yapay zeka konusunda) ulusal bir vizyon geliştirmek üzere önde gelen düşünürlerden oluşan bir başkanlık komisyonu kurmayı düşünmeli. Şu kesin: Eğer bu çalışmaya en kısa sürede başlamazsak, yakın bir zamanda işin işten geçtiğini anlayacağız.”

Yani bir tür “yerli ve milli yapay zeka” diyor Kissinger…

Yapay zeka kimseye uzak geleceğe ait bir bilim kurgu kavramı gibi gelmesin, çünkü yıllardır hayatımızı doğrudan etkiliyor.

Son günlere bakınca da birçok örnek bulabiliriz… 

Makine öğrenmeden nöral ağlara dek yapay zekanın hemen her unsurunun altında yatan

Yazının devamı...

Paylaştığını okumuyorsun, peki yazar ne yapacak?

25 Temmuz 2018

Columbia Üniversitesi ve Fransız Ulusal Enstitüsü’nün 2016’da yaptığı bir araştırma, internette paylaşılan linklerin yüzde 59’unun tek bir kez bile tıklanmadığını gösteriyor. 

 

Yani paylaşımı yapanların kendisi bile o sayfaya gitmemiş....

 

Örneğin 30 yıl öncesini düşündüğümüzde böyle bir durum herhalde pek söz konusu olamazdı.

 

Yani örneğin vapurda yanındakine bir gazete uzatıp “Şu habere baksana” diyen adamın o haberi okumadan bunu yapacağı düşünülebilir mi?


Yazının devamı...

Gazetecilik dogmaları yıkılırken 9 ülkede son durum

18 Temmuz 2018

Danimarkalı gazeteciler Per Westergaard ve Soren Schultz Jorgensen, 2017 yılı boyunca sekiz Avrupa ülkesi ile ABD’de toplam 59 medya kuruluşunu inceledi.

Tüm bulgularını topladıkları “Den journalistiske Forbindelse” (Gazetecilik Bağlantısı) adlı kitapları henüz sadece Danca piyasaya çıksa da, Nieman Lab’da 11 Temmuz’da yayınlanan yazılarıyla araştırmaları daha geniş bir kitleye ulaştı.

İki araştırmacı medyada özetle dokuz yönelim saptamışlar:

1- Tarafsızlıktan kimliğe: “Tarafsızlık dogmasını” sorgulayarak kendilerine özgü bir perspektifi açıkça sergileyen medya kuruluşlarının sayısı artıyor. Bunlar; coğrafi, sosyodemografik veya siyasi herhangi bir düzlemde net bir bakış açısı ortaya koyuyorlar. Voice of San Diego gibi... 

2- Geniş kapsamdan küçük nişlere: Ancak CNN ve BBC gibi çok az sayıda medya kuruluşu “dünyada her yerde, herkese, her şeyle” ulaşabildiğinden, diğerlerinin tamamı aslında “niş” kitlelere hitap ediyor. Böylece geçmişte farklı toplulukları buluşturan medya, artık homojen kitleler içinde daha güçlü bağlar kurmaya odaklanıyor. Alman gençlik sitesi Ze.tt gibi... 

3- Sürüden kulübe: Okurları abonelere dönüştürmek isteyenler, aboneleri de üyelere dönüştürmeyi arzuluyor. Böylece bir vatandaşın gazeteyle ilişkisi, bir dizi habere para ödemekten ibaret olan ruhsuz bir alışverişin ötesine geçip bir kulübe üye olma ayrıcalığının yaratacağı duygusal bağa yöneliyor. Daha önce de yazdığım Wall Street Journal gibi... 

4- Mürekkepten tere: Birçok gazete, üyelik modellerinin bir parçası olarak fiziksel etkinlikler (yazarlar ve muhabirlerle buluşmalar, festivaller, vb.) düzenliyor. Le Monde gibi... 

5- Konuşmaktan dinlemeye:

Yazının devamı...

Mağaradaki çocuklar ve 'sonlu deneyimler'

11 Temmuz 2018

Ubisoft son dönemde tek bir “uzun anlatıya” dayanan oyunlar yapmaktansa artık “büyük bir resmin parçası olan, kendi içinde anlamlı hikayeler” yaratıyor.

Lionel Raynaud şirket blogunda durumu şöyle açıkladı: "Bunun arkasında yatan neden, artık sonlu deneyimler sunmama iradesidir."

Ubisoft gibi daha birçok yapımcı, bir oyuncunun belirli bir süre oynadıktan sonra tüketip unutacağı oyunlar yapmak yerine, onun çok daha uzun bir süre etkileşime gireceği bir evreni parça parça inşa etme derdindeler artık.

Birkaç hafta önce Marvel örneği ile bu köşede bahsettiğim dinamikleri, geçen ay Los Angeles'ta yapılan E3 2018'de oyun şirketlerinin açıkladığı gelişmelerde de gördük.

Örneğin Ubisoft, geçmişte bir film izler gibi oturup oynadığınız ve bitirdiğiniz Assassin's Creed serisinin yeni oyununu, "kullanıcıların sürekli geri gelmesini sağlayacak şekilde haftalık güncellemelerle canlı tutacağını" açıkladı.

Piyasaya sürülen oyunu sürekli bir hizmet olarak görmek, yani "servis olarak oyun" kavramı yeni değil.

Finlandiya'dan çıkıp kısa sürede Angry Birds ile birlikte dünyanın en büyük mobil oyun yapımcılarından biri haline gelen Rovio'yu bu köşede altı yıl önce yazmıştım.

2012 Dünya Tasarım Başkenti Helsinki Genel Müdürü

Yazının devamı...

Sosyalin karanlık tarafı

20 Haziran 2018

Son dönemde yapılan bir dizi araştırma dünyanın dört bir yanında sosyal medya kullanımındaki artışın durduğunu ve hatta yer yer azaldığını gösteriyor.

Buna karşın WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamalarına insanların ayırdığı süre her gün artıyor.

Özellikle haber sitelerine gelen trafikte Facebook'un payı azalırken, bu mesajlaşma uygulamalarının payı artıyor. 

Mesajlaşma uygulamalarının kapalı ortamlarında yapılan bağlantı paylaşımlarının izini sürmek zor.

Hele ki örneğin bir videonun WhatsApp gruplarına doğrudan yüklendiğinde ne kadar paylaşıldığını hiç bilmiyoruz.

Bu bilinmezlik nedeniyle bu platformların oluşturduğu yeni mecraya "karanlık sosyal" deniliyor. (Aslında o kadar da yeni değil, 2012'den beri bu terim kullanılıyor) 

Facebook başta olmak üzere açık sosyal platformların tehlikeleri malum ki bu köşede ben de defalarca değindim

Karanlık sosyal ise -özellikle kullanımı bu kadar hızlı artarken-

Yazının devamı...

Dijital trendlerde en çarpıcı değişim

13 Haziran 2018

Mary Meeker'ın Kleiner Perkins için hazırladığı İnternet Trendleri Raporu'nun 2018 versiyonu geçen ay yayınlandı.

Medya ve teknoloji alanlarında gidişatı grafiklerle ortaya koyan raporda öne çıkanlar şöyle:

- Dünya çağında akıllı telefon pazarının büyümesi yavaşlıyor. 2016'da yüzde 10 olan büyüme geçen yıl yüzde 3'e düştü.

- İnternet kullanıcı sayısında da büyüme dünya çapında azalıyor, yüzde 28 büyüyen Hindistan da olmasa neredeyse duracak.

- Online aramalarda metnin yerini ses almaya başlıyor. Mobil aramalarda 2016'da sesin oranı yüzde 20 iken geçen yıl yüzde 95'e çıktı.

- Netflix ABD'de ev eğlence gelirlerinin yüzde 30'unu kaptı, 10 yıl önce bu oran sıfırdı.

- E-ticaretteki büyüme hızlanıyor. Tüm perakende satışların yüzde 13’ü internet üzerinden yapılıyor.

- Serbest çalışma yaygınlaşıyor. İnternetten talep alarak iş yapanların oranı 2017’de yüzde 23’e ulaştı.

Yazının devamı...