"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Diyanet o imamı gerçekten cezalandırdı mı?

20 Aralık 2017

Geçen ekimde basına yansıyan haberlerde Balıkesir Altıeylül ilçesinde bir köy imamının (bazı gazeteler ismini A.Ö, bazıları ise M.Ç. diye kısaltmıştı) “Kuran kursu eğitimi verdiği çocuklara masaj yaptırdığı” yolundaki şikayet üzerine soruşturma açıldığı yazılmıştı.

O dönemde idari soruşturmanın sürdüğü, konunun savcılığa da aktarıldığı belirtilse de imamın önce başka bir şehre atandıktan sonra geçen yaz emekliliğini istediği bildirilmişti.

Ve sonra haberler kesildi.

Bunun üzerine 11 Ekim 2017'de Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun tüm vatandaşlara verdiği haktan yararlanarak BİMER'e başvurdum.

Şu soruları sordum:

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 1 Ocak 2016'dan beri kaç din görevlisi hakkında çocuklara yönelik istismar ve benzeri suçlardan ihbar ve şikayet almıştır?

2) Bu ihbar ve şikayetler sonucu Diyanet İşleri Başkanlığı kaç idari soruşturma açmıştır?

3)

Yazının devamı...

YouTube'daki tehlikenin farkında mısınız?

13 Aralık 2017

Aslında her şey New York Times'da 4 Kasım'da yayınlanan bir haberle başladı.

Habere göre YouTube'da çocuklara önerilen videolar arasında korkunç örnekler vardı: Masum çizgi film kahramanlarını striptiz kulübüne giderken veya katliam yaparken canlandıran skeçler, Frozen'daki Elsa'nın üzerine tuvaletini yapan Örümcek Adam gibi animasyonlar...

Ve bir de gayet gerçek görüntüler; mesela tıraş bıçağı ve köpükle banyoda yüzü kan revan içinde bırakılan küçük bir kızın ağladığı video...

Hatta "Freak Family" (Tuhaf Aile) adlı kanal böyle sapıkça videolarla doluydu ve bunlar YouTube Kids uygulamasında bile öneriliyordu.

Çocukların ölümüne korkutulduğu, dışkı yedirildiği, vücuduna iğneler batırıldığı, kemerle dövüldükleri veya genelde yüzü görünmeyen bir büyükle "doktorculuk oynadıklarıvideolar da öneriyordu YouTube... 

Hemen hepsinin başlıklarına, aramalarda daha çok çıksın diye "renkleri öğren" gibi masum ifadeler eklenmişti.

YouTube NYT'nin haberi üzerine yaptığı açıklamada, bu tür suistimal videolarının sayısının çok az olduğunu ve

Yazının devamı...

Biz Türkler neden böyleyiz? İyi/kötü üç güncel örnek

6 Aralık 2017

1) Zeyno Erkan

Reza Zarrab davasını New York'ta izleyip YouTube'da yaptığı canlı yayınlarla onbinlerce kişiye ulaşan bu hanım, GAZETECİLİĞİN NE OLMADIĞINA güzel bir örnek.

"Ne anasının gözüdür o, aman aman, neler yapmış Rıza neler" gibi bayağı ifadeler içeren kutuplaştırıcı bir dil, kahve falı bakar gibi bir yaklaşım, "Seviyorum sizi" şeklindeki kapanış imzası...

Ciddi bir konuda yapılan bu gösterileştirme, bu hikayeleştirme millet olarak yaratıcılığımızı gösteriyor.

Bunlar günümüz sosyal medyasında viral olmaya yetebilir, ama gazetecilik bu değildir.

Ve buna "gazetecilik" diye alkış tutan halkımız; on yıllardır, öldürülen, hapsedilen, linç girişimlerine uğrayan ve işten atılan gazetecilere ve onların yakınlarına en küçük bir kitlesel destek vermemiştir.

(Yoksa mesela

Yazının devamı...

Ne okuduğunuzun farkında mısınız?

29 Kasım 2017

Bağışlasınlar, uzman olmadığım halde Selçuk Hoca ve sevgili Özgür Bolat'ın alanlarına biraz gireceğim, çünkü pazar günü New York Times Sunday Review'da okuduğum bir makale, ilköğretim hayatımdan bazı anıları canlandırdı ve beni bir kez daha eğitim sistemimiz üzerine düşünmeye itti.

Psikoloji profesörü Daniel T. Willingham imzalı makale, "Zihninizi nasıl okumaya yönlendirirsiniz" başlığını taşıyor, ama aslında ana fikri biraz daha farklı.

Makalede, eğitimcilerden gazetecilere birçok insanın yararlanabileceği faydalı bilgiler analiz edilmiş.

Çok kısa bir özet yaparsak Profesör Willingham, ABD'de yapılan anketlere ve bilimsel deneylerden çıkan sonuçlara dayanarak şunları söylüyor:

* Gazeteciler ve yazarlar için "kendi kitlelerine yazmak" önemlidir, çünkü onların neyi bildiğini bilirler. 

* Bir cümlenin anlaşılması ve buradan yeni yorumlar türetilmesi de, okurun okuma yeteneğinden çok, bilgi dağarcığına bağlıdır. 

* Örneğin futbolla ilgili bir pasajı okuyan, futbol konusunda bilgili ama okuma güçlüğü çeken kişiler, sular seller gibiyip okuyup futbol konusunda bilgisiz kişilere kıyasla üç kat daha isabetli çıkarımlar yapabilmiş. 

* Bu durum, öğrencilerin okuma becerilerini geliştirmeyi esas alan ABD'deki mevcut eğitim sisteminin temelden yanlış olduğunu düşündürüyor. Bunun yerine, farklı alanlarda bilgi dağarcığını genişletmeyi esas alan bir sistem çocukların bilişsel gelişimini daha iyi sağlıyor ki bu tür başarılı sistemler daha çok Avrupa ve Asya ülkelerinde görülüyor.  

Yazının devamı...

Bitcoin çakılsa bile 'blok zinciri' yeni toplumsal sözleşmemiz olabilir

22 Kasım 2017

Konu önemli, çünkü Bitcoin fiyatları tarihteki "lale çılgınlığı" dönemindeki gibi bir spekülasyon ve geçici heves bile olsa, "blok zinciri" (blockchain) denen kavram modern insanlığın yeni toplumsal sözleşmesine zemin hazırlayabilecek kadar büyük bir yenilik ve kalıcı olacak...

1) HER ŞEYİN BAŞI MUHASEBE

Dünya ekonomisinin ve mali sistemin kalbinde, kökeni Ortaçağ İtalyası'na dayanan "çift taraflı muhasebe" yer alıyor. Bu kayıt tekniğinde bir işletmenin varlıkları ve bu varlıklardaki değişimler, alacak ve borç taraflarını ifade edecek şekilde iki kez kayda geçirilir. Bu kayıtlar "yevmiye" defterinde günlük olarak tutulur ve ayrıca eskilerin "defteri kebir" dediği büyük hesap defterine de geçirilir.

Hataların daha kolay ortaya çıkarılmasıyla bilanço eşitliğinin bozulmamasını sağlayan bu sağlama sistemi yüzyıllar içinde sadece alelade şirketlerin değil, devlet hazinelerinden borsalara dek küresel finansın tamamı için ortak bir muhasebe dili oluşturulmasını sağladı.

2) EŞİK BEKÇİSİ OLARAK BANKA

"

Yazının devamı...

Atatürk'ün yalancılara ihtiyacı yok

15 Kasım 2017

Amerikalı girişimci Elon Musk Anıtkabir'i ziyaret ettikten sonra, Atatürk'e atfedilen "Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin" sözünü Twitter'da 14 yıl milyon takipçisi ile paylaşmıştı.

Bunun üzerine Musk'a cevaben şu tweet'i attım: "Atatürk'ün bu sözü söylediğini nakleden bir kaynak yok. Buna karşın 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' diye bir sözü mevcut. Bilime değer verenler için bu söz de yeterlidir. Atatürk'ün bilgeliğini ölüm yıldönümü arifesinde milyonlarca insanın dikkatine sunduğunuz için teşekkürler."

<blockquote class="twitter-tweet" data-lang="en"><p lang="en" dir="ltr">There is no source quoting him saying that. But it is certified that he once said &quot;Science is the genuine guide in life.&quot; I think it is enough for all those who value science. Thanks for bringing Ataturk&#39;s wisdom to the attention of millions on the eve of his death anniversary.</p>&mdash; Emre KIZILKAYA (@ekizilkaya) <a href="https://twitter.com/ekizilkaya/status/928701187498696704?ref_src=twsrc%5Etfw">November 9, 2017</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js"; charset="utf-8"></script>

Buna benzer bir ifadeyi ilgili haberimizle birlikte Türkçe olarak da paylaştım:

<blockquote class="twitter-tweet" data-lang="en"><p lang="tr" dir="ltr">Elon Musk&#39;ın alıntıladığı sözü Atatürk muhtemelen hiç söylemedi, tek kaynak yok, kulağa da uydurma gibi geliyor. Ama onun &quot;Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir&quot; demesi zaten yeter. Saygıyla anıyoruz. <a href="https://t.co/0gReWZEzjg">https://t.co/0gReWZEzjg</a></p>&mdash; Emre KIZILKAYA (@ekizilkaya) <a href="https://twitter.com/ekizilkaya/status/928700428346449920?ref_src=twsrc%5Etfw">November 9, 2017</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js"; charset="utf-8"></script>

Bunun üzerine pek de beklemediğim bir şekilde, çok sayıda Twitter kullanıcısı bana tepki gösterdi; 

Yazının devamı...

Soyu tükenmekte olan gazeteci türü

8 Kasım 2017

 

Bugün de kağıt gazetecilerin birçoğu, örneğin "video da çekmek" veya "tweet de atmak" gibi birkaç basit "ekstra" numara ile dijital dönüşüme uyum sağlayabileceklerini düşünüyorlar.

Kuşkusuz gazetecilik de, sürücülük gibi, mecradan bağımsız olarak hep geçerli kalacak temel ilke ve yeteneklere dayanıyor. Bu temeller, hangi çağda yaşarsa yaşasın gazetecilerin asgari müştereği...

Ancak aynı zamanda eski tip gazeteciler, bugün tıpkı faytoncuların otomobil devrimi karşısındaki bulundukları o kritik konumdalar.

Google'dan birkaç basit dijital teknik öğrenip; kullanıcılar, tasarım, dağıtım ve gelir gibi meseleleri "teknik tarafa" bırakarak evrimleşebileceklerini sanıyorlar.

Gerçekten böyle mi? Bu gazeteci türünün soyunun tükenmesini ne engelleyebilir?

Bu noktada 2015'te yaptığım bir benzetmeyi tekrar hatırlatmak istedim. 

Yaklaşık

Yazının devamı...

Akşener'den Acun'a Türkiye'nin Facebook portresi

1 Kasım 2017

Eskiden toplumla ilgili en çok bilgi sahibi olan kuruluşlar, en fazla kişisel veriyi toplayanlardı: Yani devlet ve onların resmi istatistik kurumları.

Bugün ise insanlar çok daha büyük miktarda kişisel veriyi bedavaya iki kuruluşa teslim ediyor: Google ve Facebook.

Türkiye'de online nüfusun yüzde 94'ü Facebook kullanıyor. Milyonlarca insan her gün defalarca Facebook'a bağlanıyor ve hatta birçoğu konum bilgilerini de paylaşıyor. Kısacası Facebook, kimin, nerede, ne yaptığını; neyi sevip neyi beğenmediğini hemen herkesten çok daha iyi biliyor.

Google verilerini inceleyerek Türkiye'nin resmi verilerden çok daha gerçekçi bir fotoğrafını çekmeye ve dip dalgalarını ortaya çıkarmaya çalıştığımız geçen ayki haberde de şunu belirtmiştim (o haber şurada): 

Sosyal medyada çoğu insan kendi imaj yönetimini yapıyor, örneğin mutsuzsa bile mutlu pozlar verebiliyor. Sahte takipçilerle şişirilen, para karşılığı etkileşim yaratılan hesaplar ve sayfalar da var.

Bu yüzden sadece sosyal medya hesaplarındaki içeriği analiz ederek topluma dair gerçekçi sonuçlara varmak mümkün değil.

Buna karşın Facebook Reklam Yöneticisi, reklam hedeflemesi için gerçeğe çok daha yakın veriler sunduğunu savunuyor.

Takipçi sayısı vb. şişirilmiş verilerin ötesinde

Yazının devamı...