"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Medyadaki tecavüzcülerin listesi

25 Ekim 2017

Bu e-postada, içinde bir listenin yer aldığı bir Google çalışma sayfasının bağlantısı vardı.

İsteyen girip listeyi görebiliyor, indirebiliyor, ama değiştiremiyordu.

Listenin adı "Sh*tty Media Men" (Medyanın B*ktan Erkekleri) idi.

ABD medyasında çalışan 70 kadar erkeğin isminin yanına hangi kurumda, ne görev yaptığı yazılmıştı.

Bir sonraki sütunda ise o kişiyle ilgili cinsel taciz ve hatta tecavüz suçlamaları yer alıyordu.

"Kadınları tuhaf bir şekilde öğle yemeğine davet ediyor" ve "sapık gibi özel mesajlar atıyor" benzeri ifadelerin yanı sıra daha ağır suçlamalar da vardı.

"Bir kadına cinsel saldırıda bulundu, bayılana kadar boğazını sıktı," "kadının rızasını almadan prezervatifsiz seks yaptı," "anal sekse zorladı" ve "tecavüz ettiği kadınla mahkeme dışı anlaşmaya gitti" gibi notlardı bunlar.

Yazının devamı...

Yalan haberin 3 türü: Cenazeye tecavüz, fotoşoplu manşetler ve Konya Uzay Üssü

18 Ekim 2017

ABD'de ve Avrupa'da seçim sonuçlarına bile etki ettiği iddia edilen yalan haberler son dönemde 3 farklı şekilde Türkçe içerik ve platformlarda giderek yayılıyor.

1) TİCARİ-PROFESYONEL YALAN HABER

Tartışmalı ve kutuplaştırıcı konuların sosyal medyada hızla yayıldığı malum. Bu durumu suistimal eden kişi ve kişiler para kazanmak uğruna infial yaratacak yalan haberler yapıyorlar.

Son olarak 11 Ekim'de "Cenaze aracında tecavüz" başlıklı yalan haberde bunu gördük. Ekşi Sözlük'ten Facebook'a dek bu haber o gün hızla yayıldı. Kaynağı ise halkmedia.com adlı habercilik süsü verilmiş yalan sitesiydi.

Bu tür haberler infial yaratırken yalan olduğu hemen anlaşılmasın diye genelde "özenle" işlenmiş oluyorlar. Bu haberde de öyle oldu. Örneğin haberde kullanılan fotoğraf internet arşivlerinde araştırılamasın diye özenle kısmi bir buzlamaya tâbi tutulmuştu.

2) SİYASİ-PROFESYONEL YALAN HABER

ABD'de de giderek yaygınlaşan bu yöntemde medyanın bir bölümü, "

Yazının devamı...

Seçimlerin kaderini değiştirecek yazılımı denedim

11 Ekim 2017

Dört yıl önce San Francisco'da eski bir arkadaşımla Pier 39'daki bir restoranda oturuyorduk.

O dönemde çalıştığı Palantir adlı firmanın kısa süre sonra dünya gündemine girecek kadar büyüyeceğini bilmiyordum, o yüzden işine dair çok da fazla bir şey sormamıştım.

Aslında Palantir pek yeni bir firma değil, 2004'te kuruldu. Kurucusu da meşhur... Elon Musk ile birlikte PayPal'in de kurucularından olan Peter Thiel, malum, geçen yıl ABD'de türlü nedenlerle (Gawker, Trump, vs.) manşetleri süslemişti.

Veri madenciliğini kullanarak insana dayalı istihbaratı mükemmelleştirdiğini öne süren Palantir'in biraz karanlık bir şirket olduğu sonradan yazıldı çizildi.

Şirketin dünya çapında müşterileri arasında emniyet teşkilatları ve istihbarat örgütlerinin olduğu da sonradan ortaya çıktı.

O günlerde tüm bunları bilmediğimden Pier 39'daki restoranda arkadaşıma soramamıştım.

Sorsaydım da muhtemelen işvereniyle imzaladığı

Yazının devamı...

Google ve Facebook'a kayyum mu atanmalı?

4 Ekim 2017

Kamuoyu 100 yılı aşkın bir süredir ilk kez bu kadar hızlı ve sert bir şekilde dev şirketlerin aleyhine döndü...

 

Kısa süre öncesine kadar "milyonların sevgilisi" olan Google, Facebook, Amazon, Apple ve Microsoft artık "Korkunç Beşli" diye tanınıyor.

 

Özellikle "yeni petrol" benzetmesi yapılan kişisel verilerin ve ayrıca büyüyen reklam pastasının neredeyse tamamını ele geçiren Google ve Facebook hedefte. Amazon da sanal perakendecilikten gerçek dünyaya yayıldıkça şimşekleri üstüne çekmeye başladı.

 

En son ABD'de 1890'ların sonunda Standard Oil petrol üretiminin yüzde 88'ini ele geçirince ilk anti-tröst yasaları çıkarılmış ve bu enerji devi devlet tarafından küçük şirketlere bölünerek tekel kırılmıştı.

 

Yazının devamı...

Ölmeden önce İstanbul'da mutlaka görmeniz gereken bir kafe

27 Eylül 2017

Yan masada çayını höpürdete höpürdete içen eski pehlivan, kız kardeşini boğarak öldürdüğü o korkunç ânları, göze kıymık gibi batan ince bir gülümseyişle anlatırken “Vallahi kaza oldu” diyor.

O kalkıp gidince masadaki bir başka adam, eski pehlivanın akli dengesinin yerinde olmadığını, tedavi gördüğünü ve bu yüzden tutuklanmadığını söylüyor, kız kardeşinden hiç bahsetmeyerek...

Bir incir ağacı ile eğrelti otları arasına atılmış bu masalarda tutuksuz yargılanan dolandırıcıların, insan kaçakçılarının, uyuşturucu bağımlılıların yahut sevdikleri yıllardır cezaevinde olan genç-yaşlı masumların hikâyelerini dinleyebilirsiniz.

Son yıllarda burası, giderek artan bir başka meslek grubunun üyeleri ve onların yakınlarıyla doluyor: Tutuklu gazetecilerin sevdikleri ve –en azından şimdilik- tutuksuz yargılananlar.

Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nin karşısında, meydanın bir köşesine ilişmiş küçük kafeterya…

Burada yiyip içecekleriniz ihtimal ki Vedat Milor’dan tek yıldız bile alamaz ve elbette Mehmet Yaşin’in damağını çatlatmaz.

Bu yüzden İstanbul ile ilgili turist rehberlerine asla giremeyecek bu yeri yine de görmeli; bugünün Türkiyesini anlamak için, Çağlayan Meydanı’nın gece ayazında adliyedeki duruşma arasının geçmesini beklerken masalarında konuşulanlara kulak misafiri olmalısınız.

Yazının devamı...

Üç videoda TEOG MEOG

20 Eylül 2017

Mesleğini seven bir öğretmenin yaratıcılığı sayesinde, tatlı bir rekabet içinde öğrenen çocukların zekası, özgüveni, bilgiye nasıl aç oldukları gözlerinden okunuyor.

Bu videoyu dün Hürriyet'in Facebook hesabında yaklaşık 250 bin kişi izledi.

* * *

Şimdi bir de şu videoyu izleyin:

Büyük bölümü evlilik programı sunucularını ezbere bilen ama üç tane dünya klasiğini okumayı bırakın, isimlerini bile sayamayan bir gençlik...

(

Yazının devamı...

Bu yazının başlığını siz atın

13 Eylül 2017

Yeni bir muhabir işe almak istediğinizde gazetede süreç nasıl işliyor?

Peki yeni bir köşe yazarı gazetede yazmaya başlayacaksa son kararı gazetede kim veriyor?

Daha önce Genel Yayın Yönetmenliğine bir başka gazeteden gelen biri atanmış mıydı hiç?

Haberin başlığını yazı işleri mi belirler?

Spotları muhabir mi yazar yoksa yazı işleri müdürleri mi?

İç sayfalardaki haberleri tüm yazı işleri okur mu?

Bir köşe yazarı biriyle röportaj yapacaksa Genel Yayın Yönetmeninden izin mi alır?

Gazete yönetimi

Yazının devamı...

'Dünya düz' diyeni linç mi etmeli?

6 Eylül 2017

Adalet ve Kalkınma Partisi Fatih Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Tolgay Demir’in “dünyanın düz olduğunu” savunan bir makaleyi partinin internet sitesine koyması çok tartışıldı.

Ertuğrul Özkök "Zekâ henüz 3 yaşından gün almış" diye yazdı, Ahmet Hakan "Bu kafaya bonzai çekerek ulaşılabilir mi acaba?" diye sordu.

Ama asıl kritik eleştiriler, Tolgay Demir'e kendi partisinden gelenlerdi...

İktidar yanlısı profillerin sosyal medyada yürüttüğü linç kampanyasının ardından, haberlere göre "Genel Merkez devreye girdi" ve Demir "İnandığım için değil; bana ilginç geldi, paylaşmak istedim" diyerek yazıyı siteden sildi.

Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik sözlü/fiziksel saldırıların arttığı, onun ve devrimlerin müfredattaki ağırlığının azaltıldığı, onun hep vurguladığı "müspet ilimin," yani pozitif bilimin temellerine kibrit suyu dökülürken tarikatların ön plana çıkarıldığı bugünün Türkiye'sinde modern, ilerici insanların Tolgay Demir'i eleştirmesi kadar doğal bir şey olamaz.

Fakat köşe yazarlarının ötesinde, örneğin siyasetçilerin bu tür olaylar karşısında tepkisel davranmak yerine, mesela Tolgay Demir'in bu yazıyı yazıp parti sitesinde yayınlaması sürecindeki dinamikleri anlaması, bunların tabandaki gerçek karşılıklarını analiz etmesi gerekmez mi?

Tolgay Demir'i tanımıyorum, ismini de bu vesileyle ilk kez duydum, ama muhalefet milletvekillerinin de iktidar trolleriyle beraber bu yazıyla başlayan linç kampanyasına katılması üzerine, 2019'da kazanmak için yüzde 50+1 oya ihtiyaç duyduklarının pek farkında olmadıklarını düşündüm.

Nedenini anlatayım.

Yazının devamı...