"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Pelin Çift'in maaşını niye biz ödüyoruz?

14 Mart 2018

<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/c_N5TMBFAb0?rel=0" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe>

(Videoyu görüntüleyemiyorsanız buraya tıklayarak da izleyebilirsiniz)

Ve şimdi düşünün:

Karşınızda belgelerle konuşan, kitapları ve yayınladığı onca evrak-ı metruke ile tarih yazımına on yıllardır önemli katkılar sunmuş bir gazeteci var.

Programa konu ettiğiniz meseleleri sizin daha babanız bile doğmamışken araştıran, okuyan, yazan ve birinci derece tanıkları oturup dinleyen, çok gezen, çok gören bir isim...

Ve siz, hem de ev sahibi olarak, "inanmak istemediğiniz bir şey" söyledi diye konuğunuzu susturmaya çalışıyor, bunu da milyonların önünde yaparken sosyal medyada yüzlerce insanın "şımarık" ve "ergence" diyerek eleştirdiği tuhaf tavırlar sergiliyorsunuz.

Mesela Ayhan Sicimoğlu'nun şahane bir insan olduğu kanaati dışında hiçbir konuda uzlaşamayan Ekşi Sözlük yazarları bile, hem de hepsi, sizi -en hafif ifadeleri seçersek- "cahil," "donanımsız" ve "saygısız" diye nitelemekte birleşmiş bu programdan sonra...

Buna ne demeli?

Yazının devamı...

Genç iletişimcilere ve öğrencilere çağrı

7 Mart 2018

*Geçen yıl Hürriyet'i ziyaret eden bir grup üniversite öğrencisinin ortaya attığı fikir üzerine küçük bir e-posta grubu kurmuştuk.

Aydın Doğan Vakfı'nın geçen hafta ödül töreni düzenlenen 29. Genç İletişimciler Yarışması’ndaki başarılı gençlerden bazılarıyla konuşurken bu grubu genişletmeye karar verdik.

Bu grupta hem yeni medyadaki son gelişmeleri birbirimizle paylaşıyoruz, hem de genç arkadaşlarımız mobil gazetecilik ve veri gazeteciliği gibi alanlarda yaratıcı içerik önerileri getiriyor, fikirleri tartışıyorlar.

Önümüzdeki günlerde bu genç arkadaşlarımızın çalışmalarını hürriyet.com.tr'de de yayınlayacağız.

Gazetecilik veya iletişim öğrencisi olmasanız bile, nitelikli bir içerik (metin, fotoğraf, video, grafik, interaktif) ürettiğinizi düşürüyor veya yeni medya konusunda gelişmeleri takip etmek istiyorsanız, ekizilkaya@hurriyet.com.tr adresinden bana ulaşarak bu ağa dahil olabilirsiniz.

Yeni Medya'dan kısa kısa

*

Yazının devamı...

YouTube çocuk istismarcılarını koruyor mu?

28 Şubat 2018

YouTube'daki çocuk istismarı videolarına yaklaşık üç ay önce dikkat çekmiştim.

O günden beri okurlardan mesaj geliyor.

Bir okurumuzun paylaştığı "ürkütücü" bir videoyu daha bu köşede geçen hafta aktardım ve bunun üzerine bir başka okurumuz Ekşi Sözlük'te bir kampanya başlattı

Kampanya sonucu o videoya gelen şikayetlerin sayısı belirli bir eşiği geçince YouTube videoyu mecburen sildi ve söz konusu kanalı da kapattı. 

Ekşi Sözlük'teki kampanyayı başlatan okurumuz (kamu görevlisi olduğu için ismini paylaşmamı istemedi) şöyle diyor:

"Bu videoları kızımın da izlediğini yazınızı okuyunca fark edebildim. Sonuç olarak kanal kapatıldı. Ancak yarın öbür gün başka bir şekilde karşımıza çıkıp çıkmayacakları belli değil. Bu noktada sizin desteğiniz de çok önemli."

Bu arada video silinse de bunun gibi daha yüzlerce video var.

Yazının devamı...

Tarihi Kadir Mısıroğlu mu yazacak?

21 Şubat 2018

Medya tarihiyle ilgilenenler ve arşiv meraklıları bilir: Tarih yazımında bilginin aktarıldığı mecranın (medium) dayanıklılığı çok önemlidir.

Duvar resimlerinden çivi yazısı tabletlere, papirüsten kağıda teknolojik dönüşümler, insanlığın gelecek kuşaklara aktardığı bilginin nitelik ve niceliğini doğrudan etkilemiştir.

Kağıdın ve gazetelerin gelişimi de kendi içinde önemli kilometre taşları içerir:

Gazetelerin 1870'lerden itibaren pamuk bazlı kağıt yerine odun hamuru bazlı kağıttan üretilmeye başlaması böyle bir kilometre taşıydı.

Kodak'ın 1920'lerde mikrofilmi geliştirmesi ise asıl devrim oldu: Bu sayede gazete ve diğer kağıt yayınlardaki bilgi, çok daha dayanıklı ve kompakt bir halde tarihe aktarılmaya başladı.

Bugün Taksim'deki Atatürk Kitaplığı'na giderseniz -ki dünyanın en güzel manzaralı kütüphanelerinden biridir, üstelik artık 7/24 açık, herkes gitmeli- Türkiye'nin ilk gazetelerini ister ciltli orijinal halleriyle, ister mikrofilmde görebilirsiniz.

Peki ya dijitalleşme bu süreci nasıl etkiledi?

Columbia Journalism Review

Yazının devamı...

Atatürk'ün evine bir bomba daha atılırsa

14 Şubat 2018

Düşünün, bir sabah uyandığınızda sosyal medya karışmış, herkes bir video paylaşıyor.

Videoda Atatürk'ün Selanik'te doğduğu ev yanıyor, Yunanistan'ın aşırı sağcı partisinin lideri "Biz bombaladık" diye açıklama yapıyor, ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ekranlara geliyor ve "Yunanistan'a savaş ilan ediyoruz" diyor; Leopard tanklarımızı bu kez Meriç'i geçip Yunan topraklarına girerken görüyoruz.

Bu gergin dönemde teknoloji öyle olanaklar sunuyor ki; bunların hiçbiri aslında yaşanmadan, hepsi başımıza gelebilir.

Sosyal medyanın derinleştirdiği ve benim de birkaç kez farklı açılardan ele almaya çalıştığım sahte/yalan haber sorunu konusunda ilk alarmı veren isimlerden biri Aviv Ovadya idi.

Ovadya'nın yeni uyarısı ise çok daha tehlikeli bir döneme işaret ediyor.

Yapay zeka ve makine öğrenme alanlarında kaydedilen ilerlemeler, sahte video üretmeyi çok kolaylaştırdı. (Obamalı bir örneğine daha önce burada yer vermiştim)

Ovadya, gerçeğinden ayırt etmesi çok zor olan sahte videoların "diplomatik manipülasyon" için kullanılabileceğini, örneğin ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un savaş ilanını içeren bir sahte videonun, taraflardan birinin "teyitsiz tepkisi" sonucu gerçek bir nükleer savaşı tetikleyebileceğini söylüyor.

İstihbarat servisleri başta olmak üzere devletlerin "

Yazının devamı...

Cem Yılmaz’ın çekmesi gereken film

7 Şubat 2018

Geçen haftaki yazıda gazeteciliğin yeniden tanımlanmasıyla ilgili tartışmalara değinmiş, sizden de kendi gazetecilik tanımınızı göndermenizi istemiştim. 

Okurlarımızdan Gökhan Korkmaz şu tanımı gönderdi: "Gazetecilik toplumun çıkarlarını düşünerek, etik kurallara uygun, şeffafa yakın bir şekilde hukukun dışına çıkmadan tüm kişi, kurum ve kuruluşlara mesafeli olup gerçekleri yazmaktır."

Denizli İhracatçılar Birliği Genel Sekreterliği'nden Fatih Kömürcüoğlu ise şu tanımı yapmış: "Gazeteci, yanlış bir iş gördüğünde re'sen harekete geçen bir savcıdır önce. Delilleri titizlikle toplayan kolluk kuvvetidir. Tüm tarafları dinleyen hakimdir. Ama kararı, hükmü asla kendi vermez, halka bırakır." 

Sizlerden gelen bu tanımlar üzerine, geçen haftaki yazımın bittiği yerden devam edebiliriz.

Yazının sonunda, "Belki de gazeteciliğin yeni bir tanımdan çok, geçmişte olduğu gibi bugün de toplumun gönülden inanacağı ilmek ilmek işlenmiş yeni bir hikayeye, yeni bir mitolojiye ihtiyacı var" demiştim. 

İşte o hikaye ve o mitoloji, Gökhan Bey'in "toplumun çıkarı" vurgusunda ve Fatih Bey'in gazeteci ile adalet kurumları arasında kurduğu bağda kökenini buluyor. 

Türk toplumunun ortak bilincinde bu bağ hiçbir zaman çok kuvvetli olmadı, 1980'lerden itibaren iyice zayıfladı. 

ABD ve Avrupa'da da son on yıllarda bir zayıflama söz konusu ama bugünlerde bu bağı

Yazının devamı...

Gazeteciliğin yeni bir tanıma ihtiyacı var mı?

31 Ocak 2018

Türkiye'de Türk Dil Kurumu, dünyada Oxford Dictionary gibi sözlüklerin çoğunda gazetecilik, "gazetecinin yaptığı iş" gibi aslında pek de bir şey söylemeyen ifadelerle tanımlanıyor.

Sözlükler gazeteciliğin tanımını, gazetecilerin kendisine bırakmış gibi...

Bu yüzden konuyu, Hürriyet'te genel yayın yönetmenliği yapmış/yapan ve toplam kıdemleri bir asrı epey aşan meslek büyüklerime sordum.

İşte yanıtları:

Fikret Bilâ: "Gazetecilik gerçeği aramak ve bulunca yazmaktır."

Sedat Ergin: "Gazetecilik, toplumun bilgi alma hakkını karşılamak amacıyla şeffaf, denetlenebilir, etik ölçülere uyma taahhüdü olan mecralar üzerinden yürütülen her türlü haber alma ve yayma faaliyeti olarak tanımlanabilir. Gazetecilik, aynı zamanda ifade özgürlüğünü de hayata geçirmek üzere görüşlerin açıklanması suretiyle demokratik bir toplumun ihtiyacı olan bir fikir tartışması ortamını da yaşatmalıdır. Gazeteciliğe olan ihtiyaç, teknolojinin ve sosyal medyanın güçlenmesiyle birlikte ortalığı kaplamış olan yaygın görüşlerin aksine azalmamış, her zamankinden daha fazla artmıştır. Bilgi kirliliği ile mücadele etmenin en etkili yolu da yine kurallara uygun bir şekilde yapılan gazeteciliktir."

Ertuğrul Özkök: "Gazeteciliğin ne olduğu konusunda hiçbir zaman kesin tariflerim olmadı. Çünkü kendimi hiçbir zaman 'klasik gazeteci' tarifi içinde bulmadım. Gazeteciliği hiçbir zaman da idealleştirmedim. Çünkü 'ideal gazeteci' tarifini çoğunlukla kendini ideal gazeteci olarak gören kişilerin yaptığına tanık oldum. Tabi o idealin sadece kendi idealleri olduğunu söylememe gerek yok. Gazete yöneticiliğinde geçirdiğim yıllar bana şunu anlattı: 1) Ekonomi kıt kaynakları yönetme sanatı ise gazetecilik de bol kaynakları yönetme sanatıdır. 2) Gazetecilik hiçbir zaman sınırsız olmayan özgürlükleri mümkün olduğunca iyi ve başarılı yönetme sanatıdır. Özgürlüğün çok sınırlı olması da gazeteciliği o ölçüde çaresiz bırakan bir şey değildir. Yani bugün bana Türkiye’de gazetecilik ne diye sorarsan, ekonominin klasik tarifini yaparım: Kıt özgürlük kaynaklarının yönetimi. Gazeteciliğin ne olduğunu 'ideal' tarifini yapamam demiyorum. Yapmam diyorum. Ama gazetecilik ne değildir dersen daha rahat konuşurum: 1) Benim için gazetecilik bir 'Misyon' değildir. 'Dava insanlığı' değildir. 2) Benim için gazetecilik sadece haber ve fikir satmak değildir. Hele hele bugün en bol ve en hızlı temin edilen şeylerin bu olduğunu düşünürsek. Gazetecilik artık çok geniş çaplı bir 'entertainment' olayının parçası. Diyeceğim bugün bile, bu şartlarda bile yapılacak iyi gazetecilik var."

Gazetecilik adına kendisinden çok şey öğrendiğim bir diğer meslek büyüğümün,

Yazının devamı...

Facebook size ne yapmak istiyor?

17 Ocak 2018

İstanbul Başakşehir’de bir öğretmen, ders sırasında tuvalete gitmek için sınıftan çıkmak isteyen öğrencilere 'falçata' göstermiş; "Hocam ne oluyor, psikopat mısınız?' diyen çocuklara, "Evet ben psikopatım. Siz beni bu hale getirdiniz' demiş ya...

Facebook’un yaptığı son değişiklik işte bu olaya benzetilebilir:

Yalan haberler kurgulayan siyasi odaklar, ucuz içerikleriyle tık peşinde koşan yayıncılar ve suç niteliğindeki içeriklere bile dev platformlarda reklam veren veya mahremiyet nedir umursamadan kullanıcıların peşine düşüp onları bezdiren reklamverenlerMark Zuckerberg’i 2017 boyunca öylesine yıldırdı ve Facebook markasına öyle büyük zarar verdi ki, o da bu sert tepkiyi gösterdi.

Fakat tepkinin anlaşılabilir olması, onun aynı zamanda akılcı olduğu anlamına gelmiyor.

Bu tepki akılcılıktan ziyade, mahalle maçında gol yiyince “Top benim, o zaman kimseyi oynatmam” diyen bir çocuğun duygusallığını hatırlatıyor.

Bu karar neden olgun ve akılcı değil?

Şu nedenle:

Yazının devamı...