"Yasin Girgin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yasin Girgin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yasin Girgin

Yasin Girgin

Askere giden işçi işine dönmek isterse

23 Temmuz 2015

Askere gidenlerin eski çalıştığı işyerine dönebileceğini duydum, böyle bir hakkım var mı?
Aslan K.

Kanunlarımız sizin durumunuzda olan çalışanları koruyucu bir kural getirmiş, ancak bu kuraldan yararlanabilmenizin süresi oldukça kısa:
İş Manunu madde 31’e göre askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçiler bu ödevin sona ermesinden başlayarak iki ay içinde işe girmek isterse işveren bu işçiyi eski işine veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe o andaki şartlarla almak zorundadır.
Aranan şartlar bulunduğu halde işveren işe girmek isteyen eski işçisini işe almazsa, o işçiye üç aylık ücreti tutarında tazminat öder. Ancak işçi askere giderken iş sözleşmesini kıdem tazminatını alarak feshetmişse, işçi işe iade talep edemez.

EVLİLİK İÇİN AYRILIYORUM

9 Eylül’de nikah yapacağız. İki hafta kadar sonra da düğünümüz olacak. İşyerinden bu nedenle ayrılmak ve kıdem tazminatımı almak istiyorum. Muhasebe ile konuştum, böyle bir hakkım olmadığını söyledi, işten şimdi ayrılsam tazminatımı alamayacak mıyım?
Kader H.

Kadın işçiler evlendikleri tarihten itibaren 1 yıl içerisinde kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde iş sözleşmelerini feshedebilirler. Bu fesih durumunda işverenin kabulüne gerek duyulmaz. Bu hak, sadece kadın eşe tanınmış olup, resmi evlilik işleminin tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. Kadın işçi bu hakkını sadece evlilik işlemi tamamlandıktan sonra kullanabilir. Evlilik öncesi bu hakkı kullanması mümkün değildir. Yani evlenmeden işten ayrılırsanız, kıdem tazminatı hakkınızı kaybedersiniz.

SİGORTASIZ ÇALIŞIYORUM

İşyerinde her ay başında maaşımızı alırken bir kağıt imzalıyoruz, ancak geçen gün SGK’nın sitesinden baktım, sigortam yapılmamış. Nasıl olur hayret ettim, gittim diğer arkadaşlarla konuştum, onlar da normal dedi, işten ayrılırsan dava açarsın, sigortasız çalıştığın zamanları işletirsin dediler. Bunun aslı var mı?
Hakan K.

Sigortasız yahut, eksik ücretten sigorta ve sigortaya geç kaydettirme gibi durumlar ülkemizdeki işyerlerinde çok yaygın görülüyor. Bu durumlara karşı hizmet tespiti davası açılmaktadır. Hizmet tespit davası, sigortasız çalışan işçilerin, sigortasız geçen sürelerini sigortalı hale getirebilmek için iş mahkemesinde açtıkları davaya denir. Bu dava hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılmalıdır. Hizmet tespit davasında taraflar birçok delil sunabilir. Bu deliller yazılı da olabilir tanık beyanları da olabilir.
Mahkemeler tarafından itibar edilen yazılı belgeler; yasal defter kayıtları, ücret bordroları, ücret hesap pusulaları, gelir ve gider belgeleri, özlük dosyaları ve sözleşmelerdir.

Yazının devamı...

Çalışana yüzde 100 bayram zammı

19 Temmuz 2015

Ve bayram kapıyı çaldı.
Milyonlarca insan, 4 günlük Ramazan Bayramı tatili için direksiyon başına geçip, yollara düştü. Trafik çileye dönüştü, kazalar ve can kayıpları yaşandı.
Acısıyla, tatlısıyla bir Ramazan Bayramı daha bugün son eriyor.

* * *

Tabi bir de bayram tatili süresince çalışanlar vardı. Onların en merak ettikleri ‘Bayramda çalışanların alacağı ücret’ konusu, sorusuydu.
Öncelikle şuna açıklık getirelim:
Bazı işler yönünden, hafta sonu yahut gece vakti çalışma nasıl kabul edilebiliyorsa bayramda da çalışma yapılabilmesi mümkün görülüyor.
İşte bu tür işlerde çalışan işçiler, İş Kanunu ile korumaya alımış ve durumları telafi edilmeye çalışılmış.
İş Kanunu’nun 47. maddesine göre, bayramda çalışılacak işçilere yevmiyeleri bir kat zamlı yani yüzde 100 zamlı olarak ödenmesi gerekiyor.
Bayramda çalışmayan işçiye de bir iş karşılığı olmaksızın, yani sanki çalışmış gibi o günün ücretleri tam olarak ödenir. Zamlı ücret ödemesi, arife günü olan perşembe günü öğleden sonra dahil olmak üzere 3 günlük bayram süresini kapsıyor.

* * *

Genellikle restoran, kafe, sinema, AVM, market gibi işyerlerinde shiftli (değişerek) çalışan bir işçi, günlük 50 Llira yevmiye alıyorsa, bayram süresinde çalıştığı her gün için 100 Lira ücret almalı.

ÇALIŞMA ZORUNLULUĞU YOK

Dini bayramlar gibi işyerinin kapanmasının zorunlu olmadığı günlerde, iş sözleşmesinde yer almadıkça ve işin özelliği zorunlu kılmadıkça işçinin çalışma zorunluluğu yok, yani çalışması teklif edilen işçi çalışmayabilir, bu durumda iş sözleşmesi feshedilemez.
15 yaşını doldurmamış çocukların ve 18 yaşını doldurmamış genç işçilerin ise yönetmeliğe göre bayram ve tatil günlerinde çalıştırılması yasaktır.

Yazının devamı...

30 yıllık evliliğe ne kadar tazminat verilmeli

9 Temmuz 2015

Eşimden hakaret gördüm, aşağılama gördüm, horlanma gördüm. Beni bir çok kere darp etti, evden beş parasız sokağa attı. Başka kadınlarla birçok kez aldattı. Sonunda boşanma davasını açtım, manevi tazminat istedim. Tanıklarım da mahkemede başıma gelenleri bir bir anlattı. Ancak sonunda hakim bana 25 bin lira manevi tazminat verdi. En az 100 bin-200 bin tazminat alacağımı düşünüyordum. Şimdi bu 25 bin lira manevi tazminat benim 30 yılımın karşılığı mı?
Sevil K.

Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir.
Manevi tazminatın çok yüksek bir miktarda verilip bir tarafı zenginleştirmesi halinde amacından sapmış olacağı kabul edilmektedir, yani manevi tazminat miktarı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda olmalıdır.
Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmalıdır.
Bunların doğru bir şekilde değerlendirilmediğini, sosyal-ekonomik durumunuza, yaşanan olayların ağırlığına uygun olmadığını düşünüyorsanız mahkemenin kararını temyiz etmenizde fayda görüyorum.

* Biz eşimle anlaşmalı olarak boşanmaya karar verdik. İki çocuğumuz var, her ikimizde çocukların velayetini istiyoruz. Benim yanımda kalırsa çocuklara annem bakacak, eşimin yanında kalırsa çocuklara bakıcı tutacak... Artık biran önce boşanmak ve hayatımı yeniden kurmak istiyorum. Hemen bir anlaşmalı boşanma davası açsak, mahkemede hakim önüne çıkınca, hakime çocukların kimde kalacağına siz karar verin, geri kalan konularda biz anlaştık desek olabilir mi? Hakim hemen karar verir mi? Yoksa dava uzar mı?
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.
Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde, boşanmaya hükmolunur.
Buna göre, eşlerin serbest iradesiyle boşanma kararı verilebilmesi için, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda tarafların anlaşmış olmaları, taraflarca kabul edilen düzenlemenin de hakim tarafından uygun bulunması zorunludur. Aksi halde, anılan hüküm gereğince boşanma kararı verilemez. Yani sizin durumunuzda, anlaşmalı olarak boşanamazsınız, çekişmeli boşanma davası açmanız gerekiyor.

Yazının devamı...

Dilekçeyi veren artık özgür mü?

3 Temmuz 2015

Habere göre Yargıtay, eşlerin boşanma davası açtıktan sonra da “sadakat” başta olmak üzere evlilik birliğinin devamıyla ilgili yükümlülüklerinin devam ettiğine ilişkin önceki içtihatlarını değiştirmiş. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin ilke kararlarında “dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı” belirtilmiş. Habere “Boşanma davasını açan özgür olacak” şeklinde çok iddialı da bir başlık atılmıştı. Yeni içtihada göre, boşanma davası açıldıktan sonra tarafların başka kişilerle ilişki kurmaları nedeniyle tazminat, nafaka ve velayet konularında aleyhte karar verilmeyecekmiş. Uzun yıllar süren boşanma davaları süresince tarafları bağlayan sadakat yükümlülüğü de ortadan kalkmış. Bu haberi halen boşanma davası süren müvekkiller de okumuş ve telefon yorlar, vermem gereken cevaptan emin olamadım. Aydınlatırsanız sevinirim.
Avukat Yaşar Ö.

Yaşar bey, aynı haberi okuyunca kaynağını araştırdım. Gerçekten de haberde, “Yargıtay, uzun yıllardır, boşanma davaları açıldıktan sonra da tarafların evlilikten kaynaklanan yükümlülüklerinin devam ettiğine hükmediyordu... Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu içtihadı değiştirdi. Dairenin ilke kararlarında “dava tarihinden sonra gerçekleşen olayların dikkate alınamayacağı” belirtildi. Daire bir kararında boşanma davasının davalısı olan kadının eşinin boşanma davası sürerken, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkin “dava tarihinden sonra gerçekleşen olayın kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağının tabii olduğuna” işaret ederek temyiz itirazlarını reddetti.” şeklinde bir ifade bulunuyor.

DAVANIN AÇILDIĞI ZAMANKİ KOŞULLARI

“Her dava açıldığı zamanki koşullara göre değerlendirilir.” Bu ifadeden de görüldüğü üzere, karar hatalı yorumlanmış ve kararda hiç geçmeyen çıkarımlarda bulunulmuş. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi aslında, öteden beri uygulanan bir ilke olan “Her dava açıldığı zamanki şartlara göre karara bağlanır” ilkesi çerçevesinde normal bir karar almış. Eşler, doğal olarak boşanma davasını açarken, o ana kadar yaşanmış olan olaylardan dilekçelerinde bahsedebilirler. Henüz yaşanmamış olayların dilekçede anlatılarak boşanmaya dayanak olması mümkün değildir. Örneğin bir kadının “kocam bana ileride ekonomik şiddet uygulayacak; beni darp edecek, aldatacak” gerekçesiyle dava açması söz konusu olmaz.

ÖZGÜRLÜK YOK

Dava açılınca eşlerin özgür olması söz konusu değil. Yargıtay da, davanın açılmasından sonraki olayların, “sadece” o davada incelenmesinin söz konusu olmadığını belirtmiş. Yoksa eşlerin sadakat yükümü Medeni Kanun’un 185. maddesine göre, boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder. Boşanma dava dilekçesinin verilmesiyle eşler “özgür” olmazlar. Ancak, boşanma davasının açılmasından sonra aldatma gerçekleşmişse, bu durumda aldatılan eş ikinci bir boşanma davası açar, bu ikinci dava ile ilk dava birleştirilir ve iki davadaki deliller değerlendirilerek, buna göre tazminata, velayete, nafakaya karar verilir.

Yazının devamı...

İşveren davaları neden hep kaybeder?

25 Haziran 2015

Atölye sahibi arkadaşı, bir takım nedenlerden dolayı çalışanlarından üçünün iş sözleşmesini kendisine göre haklı sebeplerle feshetmiş. İşçiler ise akabinde mahkemeye başvurmuşlar.
Atölye sahibi, iş sözleşmesinin feshine neden olan olaylarla ilgili olarak kendisinin de tanık gösterdiğini ancak mahkemenin atadığı bilirkişinin, davacı işçilerin tanıklarına itibar ettiğini ve bu nedenle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti kaybettiğini anlatmış ağlamaklı.
Ben de kısaca bunun nedenlerini anlattım. Sizlerle de paylaşayım:
İş Mahkemelerinde dava açıldıktan sonra, dava dilekçesi davalıya gönderilir. Davalı buna karşı dilekçeyle cevap verir.
Bu arada bordrolar, özlük dosyaları, tutanaklar vb. belgeler bulundukları yerden getirtilir; dava konusu ile ilgili tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenilmek üzere mahkemeye davet edilir.

* * *

Davacılar çoğunlukla bir ücret karşılığında işyerinde çalışmış bulunan ve haksızlığa uğradığını düşünen işçilerdir. Davalılar ise her ay muhtasar, stopaj, KDV, Vergi, kira, elektrik, su, telefon, internet, yemek vb. giderleri karşılamanın sıkıntısıyla uğraşan işverenlerdir.

* * *

İş Kanunu ve Yargıtay’ın bağlayıcı kararları nedeniyle İş Mahkemeleri hakimleri nezdinde işçiler her zaman daha zayıf ve işverene karşı korunmalarının gerektiği kabul edildiğinden, mahkeme nezdinde açılmış bir davada deliller yönünden de eşitsizlik bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de tanık delilinde karşımıza çıkar:
İş yargılamasında, işçilerin hakları çoğunlukla tanıkların beyanlarına göre hesaplanmaktadır. Örneğin tanıkların beyanı 45 saatin üzerinde bir çalışmayı işaret ediyorsa fazla mesai ücreti hesaplanır.
Yine ücretin tutarı, işe giriş tarihi gibi pek çok konuda tanıkların beyanlarına bakılmaktadır.
Dava açan işçinin hafta tatili kullanıp kullanmadığı, hafta tatillerinde ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma olup olmadığı tanık beyanları ile tespit edilir.
Tanık beyanları işçi bakımından son derece önemli iken işveren açısından durum böyle değildir.
İşveren, haklarını kanun tarafından tutulması emredilen belge ve defterlerle koruyabilir. İşveren tanık beyanları ile işçisine yıllık izinlerini kullandırdığını, fazla mesai dahil her 5 tür ödemesini tam olarak yaptığını ispat edemez. İşveren bordro, hesap pusulası, yıllık izin defteri gibi yasal belgelerle edimlerini ispat edebilir.

* * *

Danışan, tanık beyanlarının bu değerlendirilme farklılığı nedeniyle oldukça şaşırmıştı. Olaylarla ilgili olarak elbette belge ile ispat zorunluluğu söz konusu olmaz, ancak yazılı olarak ispat edilmesi gereken konularda dinletilen tanığın işveren yönünden bir geçerliliği olamayacağına bu güne kadar ihtimal vermemişti.
Biraz düşünceli bir şekilde hemen muhasebecisini aradı ve “bizim defterlerimiz tam mı?” diye sordu.

Yazının devamı...

Üçlü vardiyada fazla mesai olmaz

18 Haziran 2015

Davada işçi, iki tanık gösterdi. Bu tanıklar ortalama günde 1-2 saat fazla mesai yaptıklarını söylediler. Mahkeme tanıkların gerçek dışı beyanlarına itibar ederek fazla mesai talebini kabul etti. Bu kararı temyiz etmezsek ne olur, temyiz edersek yargıtayın hangi dairesine gider?
Hasan R.

Hasan bey, üçlü vardiya sistemiyle yani 08.00-16.00, 16.00-24.00 ve 24.00-08.00 mesai saatlerinde çalışan işyerlerinde kural olarak fazla mesai uygulanmaz.
Ancak bu aksi ispat edilebilecek bir kuraldır, bunun aksi belgelerle ispat edilebilir. Bununla birlikte fazla mesainin tanıkla ispat edilmesi mümkün değildir, yazılı belge ile kanıtlanması gerekir.
Bu dosyanın temyiz etmezseniz yahut temyiz edip de karar doğru bulunup onanırsa diğer çalışanlar için emsal olur. Bu karar temyiz edilince davaya bakan mahkemenin grubuna göre Yargıtay’ın ya 7inci ya da 9uncu Hukuk Dairesi’nde incelenir.

İŞYERİM GİRDİ-ÇIKTI YAPMIŞ

* Ben tekstil sektöründe desenci olarak çalışıyorum. Aynı patrona ait A... isimli firmadan çıkışım yapılmış, ertesi gün de Ç... İsimli firmaya girişim yapılmış. İkinci girişimin yapılmasından yaklaşık 1 yıl 25 gün sonra işlerimi aksattığımı söyleyerek benden savunma istediler. Ben savunmama yazdım ama değişen bir şey olmadı, iş akdimi feshettiler. Şirketin muhasebecisi beni arayarak hesap numarası istedi. Ben de hesabım yok dedim, PTT ile ev adresime bir miktar ödeme göndermişler. Makbuzunda kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti yazıyordu. Ama sadece son 1 yıl 25 günlük çalışmamın karşılığı olan kıdem tazminatını göndermişler. A... isimli firmadaki çalışmamın karşılığını alamaz mıyım?
Seyhan T.

Seyhan hanım, aralarında organik bağ bulunan iki şirket arasında bu şekilde girdi-çıktı yapılmasıyla sıkça karşılaşıyoruz.
Hemen söyleyelim, bu şekilde yapılan girdi-çıktılar gerçek bir işlem gibi yorumlanmıyor. Bu nedenle önceki işyerinizde çalışmakla hak ettiğiniz kıdem, ihbar, fazla mesai gibi haklarınızı dava açarak alabilirsiniz.
Bu davada haklarınız hesaplanırken PTT yoluyla gönderilen tutarlar göz önünde tutulur.

ŞİRKET MAAŞIMI EKSİK BİLDİRMİŞ


* Bir nakliyat şirketinde yaklaşık 16 yıldır çalışıyorum. Bu çalışmamı şirket SSK’ya hem eksik bildirmiş hem de aldığım ücreti eksik göstermiş. Şimdi işten çıkaracaklar, haklarımı tam alabilmem için ne yapmam lazım?
Remzi R.

Remzi bey, işyeri, işin özelliğine göre en geç işçinin işe başlama günü SGK’ya bildirimde bulunmalıdır. Bu bildirimde işçinin aldığı ücret de tam ve doğru olarak gösterilmelidir. Bu şekilde yapılmayan bir bildirim nedeniyle emekli maaşı eksik bağlanacağı gibi açacağınız kıdem, ihbar, fazla mesai gibi özlük hakları da eksik hesaplanacaktır.
Bunlar nedeniyle mağdur olmamanız için öncelikle bir hizmet tespiti davası açmanız gerekiyor. Bu hizmet tespiti davasını hem işyeriniz hem de SGK aleyhine açıp, çalışmaya başladığınız tarihi, aldığınız ücreti, yatırılması gereken meblağı tespit ettirmeniz yerinde olacaktır.
Bu tespit yapıldıktan sonra, özlük haklarınız için şirkete dava açabilirsiniz; hizmet tespiti davası sürerken açtığınız davalarda da hizmet tespiti davasının sonucu beklenecektir.

Yazının devamı...

Anayasa Mahkemesi’nin nikah kararı

11 Haziran 2015

Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesi 27 Mayıs 2015’te yayınlanan resmi nikahtan önce dini nikah kıyılmasına ceza öngören kanun maddesini, ‘dini veya inancı dışa vurma özgürlüğü’ne aykırı bularak iptal eden kararını inceleme imkanı buldum.

* * *

Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelen kanunları, özgürlük ve eşitlik yönünden ele alması önemli bir gelişme. Değişen toplum yapısı ile birlikte statükoyu, devleti korumayı amaçlayan kanunlar bu şekilde zaman içinde elenecek, yeni çıkarılacak kanunlar da bu ilkeler göz önüne alınarak hazırlanacaktır.

* * *

Bu tabi madalyonun bir yüzü. Diğer yüzünde ise durum epey farklı:
Her yıl ülkemizde ortalama 600 bin çift evleniyor. KAMER Vakfı’nın yaptığı çalışmaya göre, ülkemizde evliliklerin yaklaşık yüzde 60’ı görücü usulüyle yapılıyor. Bu kadınların 4’te biri istemeden evlendiğini söylerken, yüzde 54’ü eşini görünce ‘ısındığını’ söylüyor.
Yani kabaca, her yıl 600 bin kadından 90 bini istemediği bir evliliğin içinde buluyor kendini.
Yüzde 5’i ise zorla evlendirilmiş. Zorla evlendirilenlerin yüzde 64’ü akraba evliliği, yüzde 16.6’sı ‘berdel’ denilen değiş tokuş edilmiş. Yüzde 14.7’si kuma olmuş, yüzde 2’si ise ‘beşik kertmesi’ ile dünya evine girmiş.
Nikahsız birliktelik yaşayanların oranı ise yüzde 1,5 düzeyinde.

* * *

İlk evlilik yaşı 18 ve daha yukarı olanların oranı yüzde 59.6. Buna karşılık 16-17 yaşlarında evlenenler yüzde 25, 13-15 yaşında evlenenler yüzde 14.6 ve 12 ile daha küçük yaşta evlenenler de yüzde 0.7 olarak belirlenmiş. Yani memleketimizde evlenenlerin yaklaşık yüzde 40’ı henüz yetişkin değil.

* * *

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2011 yılında ilk evliliğinde hem resmi hem de dini nikahla evlenenlerin oranı yüzde 93,7 iken sadece resmi nikahla evlenenlerin oranı yüzde 3,3 ve sadece dini nikahla evlenenlerin oranı yüzde 3 olarak hesaplanmış.
Bölgelere göre nikah türleri incelendiğinde, resmi evliliği olmayıp sadece dini nikah yaptıranların oranının en yüksek olduğu bölgenin Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu (yüzde 8,3), en düşük orana sahip bölgenin ise Batı Marmara Bölgesi olduğu (yüzde 0,9) görülüyor.
Sadece dini nikah, doğudan batıya gittikçe, eğitim ve refah seviyesi yükseldikçe azalıyor.

* * *

Anayasa Mahkemesi’nin görünüşte özgürlük ve eşitlik ilkelerine göre verdiği karar, aslında toplumun kural ve kanun tanımayan –sadece dini nikah yapan- yüzde 3’lük kesimi koruyor.
Zorla evlendirildiğini söyleyen yüzde 5’lik kesim, beşik kertmesi olan yüzde 2’lik kesim, henüz hiçbir iradesi olamayacak 13-15 yaş arasında evlendirilen yüzde 15’lik kesim göz ardı edilmiş, umursanmamış.
Resmi nikahtan önce dini nikah yapılması halinde ceza verilmesi, en çok bu kesimler için düşünülmüş bir kuraldı. Bu kural sayesinde sadece dini nikahı olanların oranı 1968’de yüzde 15 iken 1978’de yüzde 12, 1988’de yüzde 8, 1998’de yüzde 7 ve 2003’te de yüzde 5,8 olduğu görülmekteydi. Bu verilere göre 1968’den 2003’e kadar sadece imam nikahlı birlikteliklerde yüzde 61 azalma meydana gelmişti.
Kanaatimce, Anayasa Mahkemesi’nin kararı da etkisini önce yavaş yavaş göstermeye başlayacak ve yıllar içinde kayıtsız kuyutsuz çok eşliliğe, giderek babası belli olmayan çocuklara, kocası bilinmeyen, eğitim düzeyi erken evlilik nedeniyle düşük, mirastan yararlanamayan, nafaka, tazminat gibi hiçbir güvencesi olmayan kadınlara yol açacaktır.
Eh, ne diyelim, sussam gönül razı değil, söylesem tesiri yok.

Yazının devamı...

Kira artışını hangi orandan yapacağız

4 Haziran 2015

Mahkeme söz konusu olursa, Hakimler TEFE yi mi baz alır, yoksa TÜFE yi mi?
Veli K.

Veli bey, kira artış oranlarının uygulaması için sizin kiralamanızın işyeri kirası mı yoksa konut kirası mı olduğunu bilmemiz gerekir. Eğer işyeri kirası ise, bu işyerlerinin kiralamalarında artış oranları 2020 yılının 1 Temmuz gününe kadar serbest bırakılmıştır, mülk sahibi ile kiracı sözleşme serbestisi içinde belirledikleri oranlarda kira bedeline zam yaparlar. Ancak sizin kiralamanız konut ise, yurt içi üretici fiyat endeksine yani Y-ÜFE’ye bakacaksınız. Bu endeksin son 12 aylık ortalama artış oranı sizin için de geçerli olacaktır.

VEFAT EDEN EŞİMDİN MİRAS ALIR MIYIM

2014 yılının nisan ayında Alman yasalarına göre boşandım. Türkiye’de tanıma ve tenfizini yaptırmak için Eylül 2014’te dava açtım. Eşim vekalet vermedi. Mart 2015’te eşim vefat etti, dava sonuçlanmadı ve kesinleşmedi. İki çocuğum var, biri 18 diğeri 13 yaşında ve benimle birlikte yaşıyorlar. Vefat eden eşimden ailesine miras kaldı. Bizim miras hakkımız var mı?
Handan Y.

Handan hanım, öncelikle başınız sağolsun. Evlilik birliğinin sona ermesi ile hısımlık ilişkisi bir çok yönden sona ermez. Bununla birlikte boşanma halinde mirasçılık hakları ortadan kalkar. Almanya’da boşandıktan sonra Türk Mahkemeleri’nde tanıma davasının açılmış ve karar verilmiş olması bir nevi durum tespitidir, yani Türk mahkemeleri boşanmaya değil boşandığınızın tespitine karar verir. Bu nedenle ilk mahkeme kararı ile boşanmış olursunuz ve mirasçılığınız sona erer. Ancak, müşterek çocukların mirasçılığı boşanma kararından ya da kimin yanında bulunduklarından bağımsızdır. Bu nedenle eşinizden geriye kalan malvarlığı (tereke) üzerinde müşterek çocuklarınızın da miras hakkı bulunmaktadır.

YARISI BANA MI AİT

Eşler boşanmış, mal paylaşımı davaları devam ederken gayrimenkul üzerine olan eş kira gelirini almaktadır. Mal paylaşımına konu olan gayrimenkulün kira geliri de ortak değil midir?
Ali Ekrem K.

Ali bey, kira gelirlerinin evlilik birliği içinde toplanmış olanları mal paylaşımına ortaktır. Yani mal paylaşımına karar verilirken bu kira gelirleri de hesap edilir. Ancak mal paylaşımı için eşlerin malvarlığı hesap edilirken, boşanma davasının açıldığı tarihe bakılır. Boşanma davasının açıldığı tarihte eşlerin mal varlığının ayrıldığı kabul edilir. Bu tarihten sonra, boşanma kararının kesinleşmesine kadar olan dönemde edinilen malvarlığı edinen eşe ait olur. Örneğin boşanma davasının açılmasından sonra eşlerden biri araba alsa, bu araç paylaşıma konu olmaz. Buna benzer şekilde, mal paylaşımı devam ederken toplanan kira geliri de paylaşıma tabi olmaz, gayrimenkul hangi eşe aitse tek başına o hak sahibi olur.

BEKLEMEDEN NASIL EVLENEBİLİRİM

10 Kasım 2014’te boşandım, şimdi yeni bir evlilik yapmayı düşünüyorum. İddet müddeti iptali için ne şekilde nereye başvurmalıyım? Hangi mahkemeye hangi evraklarla dava açmam gerekir ve ne kadar sürede sonuçlanır?
Yeliz T.

Yeliz hanım, boşanmadan sonra 300 gün içinde doğan çocuğun babası boşanılan koca kabul ediliyor. Bu nedenle bu süre içinde boşanan kadının yeniden evlilik yapmasına izin verilmiyor. Ancak nesebin düzgün olması için kabul edilmiş bu yasa, kadınların mağdur olmaması için de yollar öngörmüş. Bu 300 günlük yeniden evlenme için bekleme süresinin kaldırılması için Aile Mahkemesi’ne dava açmanız gerekiyor. Bu davada, mahkeme kanalıyla hastaneye sevkiniz yapılacak ve hamile olup olmadığınız tespit edilecek. Bu raporun hazırlanmasından sonra dosya üzerinden iddet müddetinin kaldırılmasına karar verilecek.

VASİYETNAMEYİ İPTAL ETTİREBİLİR MİYİM

Babam ölmeden önce evin birini küçük kardeşime satış yapmış, Ayrıca kalan evi de üvey anneme ölünceye kadar oturma hakkı, öldükten sonra 2 kız kardeşime bırakmış. Vasiyet var ve bana sadece hakkı para olarak ödensin demiş. Vasiyet iptali için dava açtım ama mahkeme davayı reddetti. Temyize gitmem faydalı olur mu? Bana düşen para nasıl tespit edilecek hiç belli değil üvey annemin ölmesi mi gerekiyor?
İsmail S.

İsmail Bey, her mirasçının mirasçı olmakla dokunulmaz olan bir miras payı vardır. Bu miras payınız aleyhine yapılmış vasiyetname hükümleri geçerli değildir. Gördüğüm kadarıyla yanlış dava açtığınız için davanız reddedilmiş. Tenkis davası açsaydınız amacınıza ulaşabilirdiniz. Miras payınızın tespiti için üvey annenizin ölmesini beklemeniz de gerekmiyor.

Yazının devamı...