"Ömür Kurt" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Kurt" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Kurt

Anne ile babanın çocuk tanımı farklı

20 Ekim 2018

Nereden çıktı internet sitesi açma fikri?

Günümüzde insanlar interneti oldukça faal bir şekilde kullanıyor, her şeyi Google’a soruyor. Biz de teknolojik gelişimin doğasına uygun olarak anne babaların çocuklarını sağlıklı bir şekilde tanımalarının yollarını aradık ve çözümü bir internet sitesi açmakta gördük. Buna göre, tüm ebeveynlerin kolayca kullanabileceği bir sistem hazırladık..

Nasıl?

Meslek hayatıma 50 yıl önce başladım. 50 yıl önce karşıma çıkan çocuklar büyüdü, zamanla kendi çocuklarını bana getirir oldular, şimdi de torunlarını... Çok büyük heyecan ve keyif bu. Dünya ve zaman değişiyor, ama sorunlar azalmıyor. Biz de çocuklar ve aileleri için ne yapabiliriz, diye düşünürken Türk normlarına uygun bir soru paketi hazırladık. Bu soruları www.cocukludunya.com sitemizden üye olanlarla buluşturduk. Böylece ebeveyn istediği kadar çocuğun değerini siteye girip çocuğunun gelişimsel süreçlerini takip etmeye başladı. Çocuğun fiziksel gelişimi, zihinsel gelişimi, sosyal gelişimi ve duygusal gelişim süreçlerini ayrı ayrı ele aldık. Örneğin, sisteme 4 yaşında bir çocuk bilgisi girdiniz, karşınıza “Koşar adım merdiven çıkar mı? Çift ayak zıplar mı? Tek ayak üstünde 5-6 saniye durabilir mi?” vb. sorular çıkıyor ve siz de onları ‘evet’ veya ‘hayır’ diye yanıtlıyorsunuz. Sorular bitince karşınıza bir değerlendirme tablosu çıkıyor. Çocuğun hangi alanda eksiği varsa, o yönlerini geliştirmek için önerilerle karşılaşıyorsunuz. O önerileri yerine getirdiğinizde ise çocuğun gelişim seviyesi tamamlanarak süreç devam ediyor.

Peki, ebeveynler çocuklarını gerçekten tanıyor mu?

İlginçtir ki, bizde annenin çocuğunu tanımlamasıyla babanın aynı çocuğu tanımlaması farklı. Yani anne çocuğu için “Çok yetenekli, el becerisi iyi, çok iyi şarkı söylüyor” gibi şeyler söylerken, baba “El becerisi kötü, dün bir tekerleme öğretmek istedim ama öğrenemedi, makas tutmayı beceremiyor” gibi şeyler söyleyebiliyor. Aynı anne baba, aynı çocuktan farklı farklı söz ediyor. Biz de işte bu uçurumu yok etmek için çeşitli soru tabloları çıkardık. Dolayısıyla çocuklarını kendiyle kıyaslayıp ona göre bir gelişim grafiği çizebiliyorlar.

Anne babalara önerileriniz neler peki?

Yazının devamı...

IQ’yu, notları boş verin, çocuğun doğasını keşfedin

13 Ekim 2018

Aynı evde büyüyen iki farklı kardeş

Çocuk yetiştirmek konusunda her kafadan bir ses çıkıyor. Özellikle son yıllarda blogger anneler başta olmak üzere pek çok kişi çocuk yetiştirmekle ilgili reçeteler öne sürüyor. Oysaki çocuk yetiştirmenin yalnız ve tek bir yolu yok. Aynı ekonomik ve sosyal koşullarda aynı ev ortamında büyüyen iki kardeşin başarı oranının farklı olabildiği epey örnek var. O halde sadece ‘reçete’ gibi sunulan önerilerle çocuk yetiştirmek yeterli değil. Prof. Dr. Selçuk ve Dr. Yılmaz işte bu gerçekten hareketle çocukların mizaç özelliklerinden yola çıkarak önce onları tanımamız gerektiğini belirtiyor.

Dokuz ayrı mizaç türü var

Günümüz anne babalarının ezici çoğunluğu çocuklarının IQ’sunun kaç olduğunu merak ediyor, ders ve karne notlarıyla ilgileniyor, ama onun hangi mizaca sahip olduğunu pek önemsemiyor. Oysaki araştırmalar, çocuğun doğasını belirleyen mizacın, IQ’ya göre çok daha belirleyici bir etken olduğunu ortaya koyuyor. IQ’su çok yüksek ama aceleci, tez canlı veya haz odaklı bir çocukla; ortalama IQ’ya sahip ama sabırlı, disiplinli, çalışkan bir çocuk arasındaki başarı farkını düşündüğümüzde, ikincisinin daha başarılı olabileceği gözden kaçırılmamalı. İşte bu noktada Prof. Dr. Ziya Selçuk ve Dr. Enver Demirel Yılmaz ‘Ebeveyn Benim’ kitabında çocukların mizaç türlerini belirterek şu gerçeğe dikkat çekiyor: “Çocuğunuzu ve kendinizi tanımanız için dokuz ayrı mizaç türünü tanımak, çocuğun kişiliğini anlamanıza da fayda sağlar. İşte o mizaç türleri: Kusursuzluk arayan, duyguları hissetmeyi arayan, hayran olunacak kendilik imajı arayan, duyguların anlamını arayan, bilginin anlamına ulaşmayı arayan, entelektüel dinginlik arayan, keşfetmenin hazzını arayan, mutlak güç arayan ve fiziksel konfor arayan mizaç tipi. Çocuğunun mizacını öğrenen anne babalar, onun kendi doğasına uygun bir biçimde yaşamda mutlu ve başarılı bir birey olarak yetişmesi için doğru iletişim yolları bulacaklar.”

Ebeveyn Benim, Mizmer Yayınları, 261 sayfa, 27,90 TL

HAMİLE KADIN AŞERDİĞİ HER ŞEYİ YEMELİ Mİ?

Yazının devamı...

Çilin mi var derdin var

6 Ekim 2018

Ergen birey kendini neden beğenmez?

Dr. Serdar Alparslan: Kendini büyümüş hisseder ama özgüveni kırılgan ve narindir. Duygularını abartılı yaşar, bazen aşırı sinirli bazen aşırı üzgün olabilir. Dış görünüşünü çok önemser. Güzel veya yakışıklı olmak ister ama kendini bir türlü beğenmez. Ergenler için dış görünüm çok önemli. Çilli veya sivilceliyse vay haline! Bu kez kendisiyle uğraşmaya başlar. Hoşlandığı kişinin kendine aşık olamayacağına dair ön yargıları vardır. Kendini değil, genellikle başka arkadaşlarını daha güzel veya yakışıklı bulur. Bu nedenle aşk onun için genelde daha güzel/yakışıklı olana veya daha popüler olana aşık olma şeklindedir. Aşkın onun için acı veren yönü daha ön plandadır.

Ne yapılmalı peki?

Anne babalar kendilerine önemsiz gibi gelse de ergenin önem verdiği dış görünüş, çil veya sivilce gibi cilt sorunlarını özellikle ciddiye almalılar. Ergen için bunlar hayati konular olabilir. Kişilik gelişimlerini etkileyebilir. Ergenin bu sorunlarına önem verdiklerini ve bu konuda kafa yorduklarını ve yanında olduklarını hissettirmeliler. Ayrıca onlara bu sürecin geçici olduğu açıkça anlatılmalı, bilimsel ve duygusal açıklamasını yapmalıdır. Ergen bireyin olumlu yönleri ve başarıları ön plana çıkarılarak başarılı olduğu sosyal alanlarda desteklenmelidir.

Ergenlik çilleri neden kaynaklanır?

Dr. Güneş Ertürk: Çiller kalıtsaldır. Çilli kişilerin çoğunda kırmızı saça da neden olan MC1R adlı bir gen mevcuttur. Doğumda çiller görünmese de 6 ay ile 3 yaşları arasında görülmeye başlarlar. Çilleri arttıran temel etken ise güneştir. Çünkü çiller melanosit denilen renk hücrelerinin fazla çalışıp, üst deriye fazla renk pigmenti aktarması nedeniyle ortaya çıkarlar. Güneş ışığı melanositleri uyararak fazla renk üretimini tetikler. Bu yüzden yazın çiller artar veya ortaya çıkar, kışın ise çiller hafifler veya kaybolur.

Peki, ya sivilceler?

Yazının devamı...

Müzesiz kalmış bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir

29 Eylül 2018

Nereden aklınıza geldi okul müzesi kurmak?

Müzeler toplumun hafızasıdır, belleğidir. Demokrasimizi, doğamızı, tarihimizi, kültürümüzü, değerlerimizi koruma konusunda sorunlar yaşıyorsak bunun nedeni toplumumuzda müzeciliğin yaygınlaşamamasıdır. Çünkü bir toplumun korumacılık anlayışı müzelerinden gelir. Bütün gelişmiş ülkeler bu değerleri müzelerine borçlu. İşte bu nedenle aklım hep müzeciliğin gelişmesinde. Okul Müzesi de bu ihtiyaçların bir ürünü…

Peki, neden bir okulun içine kurdunuz?

Müze kurmak için maddi ve manevi yollar bulmak gerekiyor. Mademki günümüzde özel okullar oldukça yaygın o halde müzeciliğin gelişmesinde onlar da elini taşın altına koyabilir. İşte bu düşünce Okul Müzesi’ni kurmak için bir adım oldu. Köy Enstitüleri mantığıyla yola çıkan Enstitü Koleji elini taşın altına koydu ve buraya bir Okul Müzesi kazandırdık. Çünkü okullar sadece müfredatı uygulayan bir ortam olmamalı; bulunduğu semtle, kentle bütünleşebilmeli. Üstelik okul bizim hafızamıza, anılarımıza seslenen sıcak bir yuva. İşte o sıcak yuvalar müzelerle iç içe olmalı.

Neler var Okul Müzesi’nde?

Eğitim tarihimizdeki okul kültüründen bir kesit sunuyoruz burada. Eski sıralardan abaküslere, kalem kutularından önlüklere, defterlerden kitaplara kadar çok önemli eserler var. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar gidiyor müze. O dönemlerde kullanılan defterler, kitaplar, okul araç ve gereçleri var. Osmanlı döneminde kullanılan bazı eserler de var, harf devriminden önceki döneme ait olan eserler de...

Yazının devamı...

Aile buluşmaları devam ediyor

22 Eylül 2018

Hürriyet Kitap'tan çıkan 200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi adlı kitabımızda yer alan uzmanlar, her ay bir ilde halkın sorunlarına çözüm arıyor. Daha önce İstanbul, Antalya, İzmir ve Gaziantep'te anne babalarla buluşmuştuk, şimdi ise sıra Kars'ta! Yarın Kars Belediyesi Konferans Salonu'nda Uzman Psikolog Ramazan Şimşek ve LC Waikiki Tasarım Müdürü Suzan Filiz ile birlikte "Çocukların internet bağımlılığı ve teknoloji kullanımı" sorunlarını tartışacağız. Tüm Karslıların davetli olduğu buluşma saat 12.30'da başlayacak. Katılan herkese 200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi kitabımız armağan edilecek. Ayrıca LC Waikiki'nin de sürpriz bir armağanı olacak.

MİCKEY MOUSE'UN ÇİZERİ FABRİZİO PETROSSİ İLE BULUŞTUK

'LC Waikiki Genç Salı Tasarım Buluşmaları' kapsamında İstanbul Modern'de bir atölye düzenledi. Atölyede Mickey Mouse'un çizeri Fabrizio Petrossi çizim dersi verdi ve herkes kendi Mickey'ini yapmaya çalıştı. Bu çok keyifli atölyeler keşke çocuklar için de düzenlense... Çünkü tekniğini öğrendikten sonra dünyaca ünlü bir çizgi karakteri çizmek hiç zor değilmiş. İşte benim Mickey'im...

ÇOCUKLARA İMECE KÜLTÜRÜ NASIL KAZANDIRILIR?

İmece yöntemi tarihimizin en eski ve en güzel yöntemlerinden biri… Peki, temeli iyilik olan bu kültürü çocuklara nasıl kazandıracağız? Drama Eğitmeni İbrahim Zeki Karabulut açıklıyor… 

<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=40961375&resizable=1&autostart=scroll&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>

Yazının devamı...

Gelişimi için kahvaltı çok önemli

15 Eylül 2018

Çocuklar okula giderken nasıl bir kahvaltı yapmalı?

Yapılan araştırmalar, okula gitmeden önce kahvaltısını yapan çocukların başarı oranının arttığını gösteriyor. Çünkü kahvaltı, odaklanmayı ve öğrenme gücünü arttırıyor. Bunun için okula gitmeden önce protein içeriği yüksek, doyurucu bir kahvaltı yapmalılar. Örneğin; tam tahıllı ekmek, yumurta, peynir, domates-salatalık gibi sebzeler, bir adet taze meyve ve bir bardak sütle hazırlanmış kahvaltı doyurucu ve yararlı olacaktır.

Saat kaçta uyanmalılar peki? Bazı çocuklar uyanır uyanmaz kahvaltı yapmak istemiyor…

Bu yetişkinler için bile zor olabiliyor bazen. Bu nedenle uyanma saatinden ziyade uyuma saati daha önemli hale geliyor. Özellikle 3-11 yaş grubu çocukların günde en az 10 saat uykuya ihtiyacı var. Dolayısıyla erken yatmak ve uyku saatini ayarlamak çok önemli! Uykusunu alamayan çocuk haliyle kahvaltı yapmak istemiyor ve huysuzlanıyor. En sağlıklı ve verimli olan süre uyandıktan 15 -20 dakika sonra kahvaltı masasına oturmaktır. 

Peki, beslenme çantasından eksik edilmemesi gereken besinler neler?

Çocuklar okulda fazla enerjikler. Bu nedenle aralarda sağlıklı atıştırma yapmaları önemli. Taze meyve, ceviz, badem, fındık, ev yapımı pestil, cevizli sucuk gibi besleyici gıdalar tercih edilebilir. Günümüzde anneler pratik olduğunu düşündükleri için yemek yemeyen çocuklarının yanına kek, bisküvi gibi paketli gıdalar verip, onları bir kutu hazır meyve suyuyla okula gönderiyorlar. Oysaki bunlar çocuğun sağlığı için yararlı değil. 

Hangi besinler zekâ gelişimini olumlu etkiler?

Yazının devamı...

Bırakın çocuğunuz okula alışsın

8 Eylül 2018

Uzun bir tatil döneminden sonra okullar açılıyor. Çocuklar okula nasıl hazırlanmalı?

Öncelikle tatil havasından çıkılması gerekir. Her gün bir iki saat kitap okunmalı, önceki yılın notları gözden geçirilmeli. Aşırıya kaçmadan her gün ders çalışmaya alışması okul açıldığında zorluk çekmesini engeller. Aksi halde alışma süresi uzar. Uyku düzeninin sağlanması da önem taşıyor. Bu hafta içinde uyku düzeni sağlanırsa, okul açıldığında okula gitmekte zorluk yaşamazlar. Bir de cep telefonu ve bilgisayar kullanımı da düzen altına alınmalı. 

Çocuğu birinci sınıfa başlayacak olan anne babalar ne yapmalı?

Okula yeni başlayacak çocuk kaygılıdır. Bu nedenle kaygısını azaltmak ve ona okulu sevdirmek çok önemli. Bunun için okul açılmadan çocukla birlikte okuyacağı okul ziyaret edilmeli, öğretmeniyle tanıştırılmalı, bir yıl boyunca okuyacağı sınıfı gösterilmeli. Unutmayalım ki, bizler bile yeni bir ortama girdiğimizde zaman zaman zorluk yaşarız. Bu nedenle önceden keşfetmesini sağlamak kaygıyı azaltacaktır. Ayrıca çocuğa sabahları erken kalkma ve kahvaltı yapma alışkanlığı da kazandırılmalı. Böylece çocuk okul açıldığında uyanmakta zorluk çekmeyecek ve okula aç karnına gitmeyecektir.

Peki, ya okul korkusu yaşayan çocuklar?

Okuldan korkan çocukların temel zorunu anne-baba bağımlılığıdır. Okul açılana kadar genellikle annesinin eteğinden ayrılmaz ve okula giderken annelerini de yanında isterler. Burada anne-baba tutumu çok önemlidir. Oysaki bireyselliğini kazanmış ve anaokuluna gitmiş çocuklar için okula alışmak çok daha kolaydır. Eğer çocuk okula gitmek istemiyor, ağlıyor, anne-babasının yanında kalmak istiyorsa yapılacak ilk şey anlayışlı olmak ve alışma süresince ona yardımcı olmaktır. Örneğin onu okula götürüp “Seni bekleyeceğim. Bir şeye ihtiyacın olursa buradayım,” diyerek onu ilk birkaç gün okulda gözlemlemektir. Bu yapılmazsa korku uzayacak ve şiddeti artacaktır. 

Yani, anne babalar çocuklarıyla okula gitmeli…

Yazının devamı...

Bez değiştirme ünitesi erkek tuvaletlerinde neden yok?

1 Eylül 2018

Özellikle kamuya açık yerlerde, örneğin kadın tuvaletlerinde ‘bebek bezi değiştirme ünitesi’ var, ama erkek tuvaletlerinde yok. Çünkü erkeğin bebek bakmayacağı, bebeğinin bezini değiştirmeyeceği veya buna ihtiyaç duymayacağı gibi bir genel kabul var. Oysaki yanlış! Babalar da pekâlâ çocuk bakımıyla ilgilidir, ilgili olmalıdır. Bu durumun çocuğun sağlıklı gelişimi için de çok önemli olduğu konusunda uzmanlar uyarılarda bulunuyor.

Tuvaletlerde değil, ayrı odalar olmalı!

Kamuya açık alanlarda çocuklar ve bebekler için çeşitli üniteler olmalı. Süt odaları, emzirme odaları, bebek bezi değiştirme odaları… Anneler sütlerini tuvaletlerde sağıyor veya bebeklerinin bezlerini tuvaletlerde değiştirmek zorunda kalıyor. Bu sağlık açısından da iyi değil. Her şey anne ve babalar için de daha kolay hale getirilmeli.

Taciz sadece ‘erkeklere mahsus’ bir şey değil!

Babaların bez değiştirmesi için erkek tuvaletlerinde de böyle alanlar olması konusu açılınca bu durumun çocuk tacizcileri için de kapı aralayacağı düşünülüyor. Oysaki çocukları sadece erkekler taciz etmiyor. Tacizci kadınlar da var. Zihnimizdeki bu cinsiyetçi ön yargıları kırmamız gerekiyor. Çocukları korumak ilk önce anneye ve babaya düşüyor.

ÇOCUĞA KÜSÜLÜR MÜ?

Yazının devamı...