"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Belediyelerde istifa sorunu

21 Ekim 2017

Onun içindir ki, seçimlerin hukuka uygun olarak yapılması zorunludur.

Hukuk milli iradeden üstün olduğu içindir ki, Meclis’in çıkardığı kanunların, yeni sistemde Cumhurbaşkanı’nın yayınlayacağı kararnamelerin Anayasa’ya uygun olması lazımdır.

OHAL kararnameleri de Anayasa’ya uygun olmalıdır.

Belediye başkanlarıyla ilgili konuları da hukuk çerçevesinde düşünmeliyiz.

SIKINTILI KONU

Melih Gökçek istifa edecek ama günlerdir istifasını açıklamıyor, hizmetlerini anlatarak çekilmeyi planladığı söyleniyor; böyle yapacaksa bu bile bir tavır olur.

Balıkesir Belediye Başkanı Edip Uğur, “Veda da var, vefa da var; en son İrade-i Külliye ne derse o olur” diyor.

Buradaki

Yazının devamı...

İnönü Savaşı

20 Ekim 2017

Bilgisizliğimiz az merak eden, az okuyan bir toplum olmamızla ilgili.

Bakış açılarımızdaki çarpıklıkların sebebi ise yeterli bilgimiz olmadan keskin duygusal önyargılara sahip olmamızdandır.

Ortak değerimiz olması gereken Milli Mücadele’ye bakışımız da sonraki siyasi kutuplaşmaların etkisi altında. Tek Parti devrinde Kazım Karabekir ve Rauf Orbay gibi muhaliflerin Milli Mücadele’deki hizmetlerini küçümseyen, hatta yer yer olumsuzlayan bir resmi tarih egemendi.

Gerçekleri araştırmak yerine özellikle muhafazakârlar, tam aksi yönde bir tarih önyargısını işliyorlar. Bir “resmi tarih”imiz vardı, bir de “öbür resmi tarih” söylemi gelişiyor!

Yazının devamı...

Debdebe bitiyor dükkânı kapattık

19 Ekim 2017

Meselenin derin kültürel yönleri vardır...

Başta Sayıştay denetimi olmak üzere demokratik denetim kurumlarıyla ilgili yönü vardır.

‘ARABA SEVDASI’

Evvela Sayın Başbakan’ın sözlerini hatırlayalım:

“2018 yılı tasarruf yılı. Şaşaa, debdebe bitiyor. Hiçbir şekilde güvenlik ve acil konular dışında devlete, belediyelere, oraya buraya yeni araç alımı yok, dükkânı kapattık.”

Tanzimat devrinde Recaizade Mahmut Ekrem’in “Araba Sevdası” romanını hatırlamamak mümkün mü?

Aynı devirde saraylıların israfı yüzünden devletin iflasa sürüklendiğini Cevdet Paşa yazmadı mı?

Cumhuriyet devrinde de

Yazının devamı...

Kaygan zemin

18 Ekim 2017

Muhafazakârlar bunu Müslüman ülkelere karşı soğukluk zannettiler. Arap Baharı’nın Müslüman Kardeşler gibi dost iktidarlar çıkaracağı heyecanıyla Ortadoğu siyasetine daldılar.

Neredeyse Ortadoğu kavramını bile kutsadılar, “bataklık” denilmesine kızdılar.

Bugün gelinen nokta gösteriyor ki, bu kadar heyecanlı olmamak, aksine tarihi doğru okuyarak ihtiyatlı, hesaplı, dengeli davranmak lazımmış.

Barzani hakkında, Bağdat yönetimi hakkında, Tahran’ın Irak ve Suriye politikaları hakkında, Esad rejimi hakkında dünkü ve bugünkü davranışlarımız diplomaside olması gereken “esneklik”ten ziyade, olmaması gereken savrulmaları gösteriyor.

RUSYA VE İRAN

Irak ordusu ve Haşdi Şabi örgütü Kerkük’e girdi, Peşmergeler çekildiler. İyi ki etnik bir savaş çıkmadı.

Barzani’nin referandum kararının da ne kadar gerçekçilikten uzak olduğu görüldü.

Hele de Kerkük’ü almaya kalkması rasyonellikten uzak Kürt milliyetçisi bir davranıştı.

Yazının devamı...

Müftü nikâhı

17 Ekim 2017

Halbuki müftü nikâhını isteyenler de istemeyenler de Türkiye Cumhuriyeti’nin “eşit” haklara sahip vatandaşlarıdır.

Kutuplaşma yerine demokratik kültür ve teamüller geçerli olsaydı, bu konuda bir ön komisyon kurulur, taraflar dinlenir, izah edilir, ortak bir metinde uzlaşma olmasa bile tansiyon bu kadar yükselmezdi.

MEDENİ KANUN GEÇERLİDİR

En önemli gerilim konusu, müftülere nikâh yetkisi verildiğinde eski fıkıh kitaplarındaki gibi 18 yaşından küçük çocukların evlendirilebileceği, çokeşliliğin mümkün hale gelebileceği yolundaki endişelerdir.

Halbuki bu konular nikâhı kıyan yetkilinin belediye memuru veya Diyanet memuru olmasıyla ilgili değildir.

Medeni Kanun’da düzenlenmiştir. Müftü de Medeni Kanun’u uygulayacak, çokeşlilik ve evlenme yaşı gibi eski âdetler kesinlikle hukuken geçerlilik kazanamayacaktır.

Eski fıkıh kitaplarında, dini bir hüküm olarak değil, eski çağların anlayışı olarak 9 yaşındaki kızla, 12 yaşındaki erkek çocuğunun nikâhlanmasının mümkün olduğu yazılıdır. Osmanlı zamanında 1917 tarihli “Aile Hukuku Kararnamesi”nde bu yasaklanmış ve 4. maddesinde kızın 17, erkeğin 18 yaşını tamamlamış olması “şart” koşulmuştu.

Tek başına bu örnek bile neden Tanzimat’tan itibaren adım adım fıkıhtan modern hukuka geçildiğini anlamak için yeterlidir.

Yazının devamı...

Dalga mı geçti?

16 Ekim 2017

Savunmada Rusya’ya bağımlı olmaktan sakınmak gerektiğini düşünüyorum. İşin bu yönleri bir tarafa...

Bir sistemi alacaksak teknolojisine erişmek istememiz elbette doğrudur. Fakat ilgili Rus direktör Sergei Chemezov, Türkiye’nin S-400’lerdeki ileri teknolojiyi alacak bilimsel ve teknolojik potansiyele sahip olmadığını ima ederek şöyle diyor:

“Bunun için yetişmiş kalifiye personel ve teknolojik eğitim bulunması şarttır. Bütün bunlar onlarca yıl alır.”

Dalga mı geçmiş? Öyle değil ama Türkiye’nin yüksek teknoloji potansiyeline sahip olmadığını söylüyor, daha doğrusu bahane ediyor. (www.kommersant)

PATENT GÖSTERGESİ

Çağımızda milletlerin en belirleyici güç ölçüsü, bilim ve teknoloji olsa gerek, ekonomide de böyle...

Bu konular açıldığında sürekli hatırlatmaktan kendimi alamıyorum: İran, uluslararası indekslere giren bilimsel yayınlarda 2011 yılında bizim önümüze geçti; halbuki çok gerilerimizdeydi.

Geçenlerde  ekonomi yazarı Özcan Kadıoğlu’nun gönderdiği istatistikte gördüm: 2015 yılında bir milyon kişiye düşen patent başvurusu sayısı Türkiye’de 68’dir. Almanya’da 500’ün, Güney Kore’de 300’ün üstünde olmasından geçtim, İran’da ne kadar?

Yazının devamı...

Musul, Kerkük?

14 Ekim 2017

- Bu satırlar yazılırken, Türk Silahlı Kuvvetleri “Gözetleme ve Keşif Timi” yetkisiyle Suriye’de İdlib’e girmişti, PYD’ye karşı da mevzileniyordu.

- Kerkük’te durum çok gergindi. Peşmergelerle Irak ordusu ve Şii Haşdi Şabi güçleri karşı karşıyaydı.

Bunlar kısa sürede çözümlenemeyecek, uzun süre muhtemelen büyüyerek devam edecek ateşli ve tehlikeli sorunlardır.

İDLİB’DE PKK SORUNU

İdlib’de TSK’nın bir görevi Astana mutabakatlarına göre Nusra gibi terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesidir.

İdlib’in kuzeyinde Afrin bölgesinde PKK-YPG’nin 23 km boyunca mevzileri vardır. TSK elbette buna karşı da İdlib’de güç yığınağı yapıyor, askeri sevkıyat devam edecek.

Amerika destekli YPG’nin kurmak istediği “terör koridoru”na karşı Türkiye Fırat Kalkanı’ndan sonra İdlib’de de tedbir alıyor.

Böyle bir dönemde ABD ile ortaya çıkan vize krizini tırmandırmak yanlıştır. Sessiz diplomasi ile tansiyonun düşürülmesi, Türkiye ile Amerika arasındaki büyük ortak menfaatlerin diplomaside öne çıkarılması lazımdır. Ankara bu faktörü diplomatça bir ustalıkla kullanmalıdır.

Yazının devamı...

Türkiye devleti

13 Ekim 2017

Ankara’daki Meclis “Büyük Millet Meclisi” adıyla açılmıştı fakat Meclis’teki konuşmalarda yoğunlukla “Türkiye” kavramı kullanılıyordu.

Yeni devlet anlamında ve anayasal metinlerde “Türkiye devleti” tabiri ilk defa 1921 Anayasası’nda yer aldı.

SOL KAVRAMLAR

1921 Anayasası’nın tasarısı Mustafa Kemal imzasıyla 13 Eylül 1920 günü Meclis’e sunuldu, uzun müzakerelerle önemli değişiklikler yapılarak 20 Ocak 1921’de kabul edildi.

Metnin ilk halinde solcu kavramlar dikkat çekicidir. Giriş bölümünde vatanı ve hilafeti kurtarmanın yanında, iki defa “kapitalizm ve emperyalizmle mücadele” vurgusu vardı. 3. maddesi de şöyleydi:

Madde 3: Türkiye halk hükümeti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve ‘Büyük Millet Meclisi hükümeti’ unvanını taşır.

Bu sol hava Bolşevik Rusya’dan yardım alma stratejisinin bir uygulamasıdır. Meclis’teki solcuların desteğini alma konusunda da çok yararlı oldu.

YENİ DEVLET

Yazının devamı...