"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Suriye’nin geleceği?

İdlib, yedi yıldır devam eden kanlı Suriye iç savaşında en kritik sorundur, iki açıdan:

1) Esad güçleri Rusya ve İran desteğiyle İdlib’de muhalifleri ezmek için genel bir saldırıya kalkarsa 1 milyona yakın mülteci Türkiye’ye göçebilir! Türkiye bu defa sınırı kapattı, göçmenler Suriye içinde tutulacak fakat bunun maliyeti yine büyük oranda
Türkiye’ye binecek.

2) Stratejik bakımdan Suriye’nin geleceği İdlib’de belirlenecek. Esad’a karşı son silahlı direniş ve terör unsurları İdlib’dedir. Esad İdlib’e hâkim olursa Suriye’deki hâkimiyetini kesinleştirmiş, Rusya ve İran’ın nüfuzu da büsbütün güçlenmiş olacak.

Esad hâkimiyetindeki bir Suriye Ankara’nın istemediği sonuç olur.

MUHALEFET COĞRAFYASI

İdlib, Afrin’in güneyinde, Hatay’ın Reyhanlı ilçesine komşu 4 milyon nüfuslu bir bölgedir. Astana Mutabakatı’na göre İdlib “çatışmasızlık bölgeleri”nden biridir; en önemlisidir. Rusya’nın, İran’ın ve en çok da Türkiye’nin askeri ve istihbari “gözlem noktaları” bulunmaktadır.

Çatışmasızlık bölgesi olduğu için hem çevredeki sivil halk, hem silahlı gruplar buraya sığınmıştır.

İdlib, tamamen Esad güçlerince kuşatılmıştır; Esad, Rusya ve İran’ın desteğiyle İdlib’i ele geçirebilir fakat insani facialar yaşanır.

Bu sebeple Türkiye Esad’ın harekâtına karşı çıkıyor, siyasi çözüme öncelik veriyor.

Ağustosun ilk yarısında Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un Ankara’da, Milli Savunma Bakanı Akar ve MİT Müsteşarı Fidan’ın iki defa Moskova’da yaptıkları görüşmeler bu konuda bir sonuç vermedi...

RUSYA’NIN TAVRI

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 24 Ağustos’ta Moskova’da Lavrov’la ekran karşısına geçerek “Rusya stratejik ortağımızdır... İdlib’de askeri çözüm felaket olur” diye açıklamalar yaptı.

29 Ağustos’ta Lavrov Suudi meslektaşıyla yaptığı basın toplantısında “İdlib’deki militanlar yok edilmesi gereken iltihaplı çıbandır” diye konuştu.

Rusya, Doğu Akdeniz’de “en büyük askeri yığınağı” yapmış durumda...

“İltihaplı çıban”ların en önemlisi HTŞ (Heyet-i Tahrir’üş Şam) adlı cihatçı gruptur.

Ankara 30 Ağustos günlü Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, HTŞ’yi de resmen terör örgütleri listesine koydu.

Hangi örgütlerin terörist, hangilerinin silahlı muhalif olduğu konusunda Ankara-Moskova arasındaki en önemli görüş farkı PKK ve PYD konusundadır. Rusya PKK’yı bile terör örgütü saymıyor!

İdlib konusunda kararlı davranan Rusya, 4 Eylül’de Hımeymim askeri üssünden kalkan 3 savaş uçağıyla İdlib’e 20 saldırı düzenledi. 5 Eylül’de de Esad topçu atışlarıyla İdlib’i vurdu.

TAHRAN ZİRVESİ

Bugün Tahran’da Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve Ruhani görüşecekler; dünyanın gözü bu toplantıda olacak.

Türkiye’ye yoğun bir göç akışına sebebiyet verecek nitelikte geniş bir askeri harekât için Esad’a yeşil ışık yakılacağını sanmıyorum. İran ve Rusya, Batı’dan uzaklaştırmaya çalıştıkları Türkiye’yi böylesine itemezler.

İdlib’deki harekât “gözlem noktaları”nca yapılan tespitlere göre belirli yörelerdeki cihatçı gruplara yönelik bir harekât olabilir, bu konuda MİT’in verileri çok önemli olacak.

Suriye’de zaman Esad’ın, Rusya’nın ve İran’ın lehine işliyor; zamanla tüm Ortadoğu dengelerini etkileyebilir.

Dikkat ederseniz, Tahran zirvesi öncesinde Amerika, Almanya ve Fransa Türkiye’yi desteklediklerini açıkladılar.

İdlib ve Suriye’nin nasıl şekilleneceği Türkiye’nin dünyadaki yerini bile etkileyebilir. Tabii bu, Batı dünyası olmaya devam etmelidir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI