"Patrick Özdemiroğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Patrick Özdemiroğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Patrick Özdemiroğlu

Patrick Özdemiroğlu

Bir uygulama indirdim, vücudum değişti

25 Mart 2017

Yaz tatilleri insan hayatı için çok değerli. Emeğini toplantılarda boş konuşarak harcamaya mola vermekten veya sadece sevdiğin insanların ismini ‘cim’le bitirmekten ibaret değil 15 günlük kazanımlarımız. Eğer ara sıra kilo verebiliyorsak bunda yaz mevsiminin büyük payı var. Daha fit olmak için bizi kamçılayan en istikrarlı diyetisyenlere kısaca ‘mayo’ diyoruz. 

Evet, yaz gelecek, iş önlüklerimizi ve beyaz yakalarımızı çıkarıp denize gireceğiz. Kalın kıyafetleri daha az kumaşlı kardeşleriyle takas edeceğiz. Ve karda kışta kendine sıcak bir yuva kuran, kot pantolon ceplerine sıkıştırılan kiloları göndermeye ihtiyacımız var. Ancak sayılı gün çabuk geçer, her türlü yardımın kabul gördüğü aylar bunlar. 

Yerli üretim uygulama

Bu noktada ben size kendi 2017 hikâyemi anlatmak istiyorum. Her fani gibi ben de tutamayacağımı kendime itiraf edemediğim kararlarla yeni yıla girdim. Ancak bu kararlardan birinde; ‘sağlıklı beslenme ve kilo verme’ ile ilgili olanda, kendimi hayal kırıklığına uğratmamayı başardım. Bunda bir fitness uygulamasının büyük payı var. Adı da ‘Fit365’. Fit365’e vermek istediğiniz kilo miktarını, ne kadar zamanda zayıflamak istediğinizi ve kaç öğün yemek yiyeceğinizi giriyorsunuz. O da size günlük almanız gereken azami kalori miktarını (yağ, protein ve karbonhidrat kırılımlarıyla) veriyor. Bundan sonra yediğiniz her yemeği sisteme öğün bazlı olarak giriyorsunuz. Uygulama yerli üretim olduğu için hünkârbeğendiden ekşi mayalı köy ekmeğine kadar gıdaların kalorisini hesaplıyor. Size bir adım hedefi de veriyor. Günlük kalori çıtasının altında kaldığınızda -ve aç kalmadan yapılıyor gerçekten- ve adımları attığınızda işe yarıyor. Kilolar gidiyor. Üç ayda hiç kendimi sıkmadan beş kilo verdim, oradan biliyorum.

Kalori sayımı yönteminin efektif olduğunu fark edince bu işi yapan global ve popüler app’lere göz attım. Daha önce yükleyip sildiğim ‘My Fitness Pal’i buluttan geri çağırdım çünkü o da artık bizim yemekleri kapsıyordu. Daha fazla güncellenen daha dinamik bir uygulama MFP. Güçlü bir alternatif olarak öneririm (Tabii ki bana beş kilo verdiren Fit365 ile gönül bağım sabit). 

Ancak bu süreçte daha kalıcı kazanımlarım da oldu. Şöyle ki:  

Anahtar kavram, sürdürülebilir bir sağlıklı yaşam formülü edinmek. Hazır diyet listeleri ne kadar ideal olurlarsa olsunlar alıcısı tarafından bir ceza gibi algılanabiliyor. Hayatın doğal akışı içine gerçekçi bir model yerleştirmek benim hayatımı değiştirdi. 

Nelerin çok kalorili olduğuyla ilgili bir bilinç gelişiyor.

Yazının devamı...

Eyvah, dizüstü bilgisayarıma su döküldü!

19 Mart 2017

BİLGİSAYARIN ELEKTRİKLE TÜM BAĞLANTISINI KESİN

Diyelim ki olan oldu. Sıvı makineye döküldü. Panik yapmayın. Havluya koşmadan önce yapmanız gerekenler var. Cihazı tamamen kapatın ve güç kablosunu çıkarın. İkinci monitör, fare gibi takılı olması muhtemel tüm kabloların da bağlı olmadığını kontrol edin. Hızlı davranmalısınız.

TERS ÇEVİRİN

Bilgisayarın kapağını müsaade ettiği kadar açarak başaşağı yerleştirin. Böylece sıvının daha da derinlere gitmesini engellemiş olacaksınız.

BATARYAYI ÇIKARIN

Cihaz tepetaklak duruyorken, -eğer makine buna izin veriyorsa- pili demonte etmenizde fayda var. 

SİLMEYE BAŞLAYIN

Yazının devamı...

O eski günlere dönmek için 8 neden

11 Mart 2017

2000 yılının sonbaharında hayatımıza giren Nokia 3310, 126 milyon adet satıp efsane haline geldikten (ve meşhur atasözünü ‘Yılan oynarken su bile içilmez’ şeklinde modifiye ettikten) sonra önce annelere, sonra anneannelere devredilmişti. Tarihteki en zor işletim sistemi Symbian’ı kullanmayı öğrenen büyüklerimizin iPhone’da arama yanıtlamak için parmağı soldan sağa-sola götürme eylemini karmaşık bulması da bu dönemi takip edecekti.

Haberlerden kaçamadığınız üzere geçen hafta Nokia 3310 yenilenmiş bir şekilde geri döndü. Nostaljik yerlerimize dokunmakla birlikte özelliklerinin günümüze uygunluğu, cihaz üzerindeki tartışmaların en fazla toplandığı alan. Neler yapabildiğine, nerelerde eksik kaldığına, 3310’un kullanılma sahasına göre karar verelim diyerek 3310’u neden almamız gerektiğine dair tezlerimi açıklıyorum:

Dijital detoks yapmak için: Cihaz Wi-Fi desteklemiyor, şebeke olarak 2G’ye kadar arka çıkıyor. Kısacası, internetle pek arası yok. Telefon ekranı yerine konuştuğunuz kişinin yüzüne bakma zorunluluğu karşıdakini tanımanın ilk adımı olabilir. Hem sürekli niyet ettiğiniz dijital detoksa belki bir türlü girememiştiniz ama Nokia 3310 ile artık detoks ayağınıza gelebilir.

Poz verme derdini bitirmek için: Biliyorsunuz, toplu fotoğraflarda/selfie’lerde herkesin güzel çıktığı açıyı yakalayanlar Pulitzer’e aday oluyor. 3310 bu mevcut sıkıntıya da derman olmakta. 2 megapiksel kameranın desteğiyle, ‘Acaba nasıl çıkacağım?’ derdi mobil fotoğrafçılıktan kopuyor.

 

Romantik ilişkileri rayına sokmak için: WhatsApp’ın mavi tiklerden sonra 'stories' özelliğiyle de ilişkileri bitirmeye yemin etmesinin ardından tüm dramalardan bağımsız bir şekilde sevdiceğinizle yeniden yakınlaşabilirsiniz.

Para biriktirmek için:

Yazının devamı...

Müzik de değişti be abi!

25 Şubat 2017

Karşıdakini gerçekten dinlediğimiz tek aktivite olmasından mıdır bilinmez ama gezegendeki her insanın (artı bazı hayvan ve bitkilerin) müzik dinleme eylemi hâlâ hobiler arasında gururla sayılıyor. 90’larda kulağımıza çalınan ‘distortion’lı melodilerle şimdilerde maruz kaldıklarımız arasında fark olsa da, satın aldığımız kasetin B yüzündeki son şarkının aslında albümün en güzel parçası olduğu gerçeğini gülümseyerek keşfedebileceğimiz bir teknolojik yoksunlukla büyüsek de, ‘hobi’ hâlâ olduğu yerde sapasağlam duruyor: Müzik dinliyoruz. Bunu Siri biliyor. Metroda yanımıza oturan dayı duyuyor. Spotify listelerimize göre karakter analizimizi yapan müstakbel sevgili görüyor. Müzikle ilgili ipucu yazıları da artık kaset saran kalemleri ya da dikiz aynası süslerini değil popüler müzik servislerini içermek durumunda. Dolayısıyla bu hafta, dönüşen müzik dinleme fiilini zenginleştirmesi muhtemel birkaç ipucuna, Apple Music ve Spotify üzerinden göz atacağız.

Spotify ipuçları

Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Bebeğim Benim’ şarkısını dinleme arzusu aniden bastırdıysa ve bu gerçeği tüm dünya ile paylaşmaya hazır değilseniz ayarlardan ‘Gizli Oturum’ seçeneğini aktif hale getirebilirsiniz.

Yanlışlıkla sildiğiniz playlist’lerin arkasından ağıt yakmanız gerekmiyor. Hesap sekmesinin içinde ‘Çalma listesini geri getir’ seçeneği mevcut.
Yıl bazlı arama da mümkün. “Radiohead year (yıl):1993-2000” diye arama yaparak sevdiğiniz grubun elektronik bir dönüşüme girdiğini görmezden gelebilirsiniz.

Sizin temponuza uyan şarkılarla koşmanız da mümkün. Koşma listelerinden birini seçtiğinizde Spotify telefonun sensör’lerini kullanarak uygun şarkıyı çalacak (Şarkı RATM - Know Your Enemy ise sporla iyi gidiyor).

Güzel bir soloyu arkadaşınıza dinletmek istiyorsanız şarkının tamamını paylaşmak zorunda değilsiniz. Sağ tıklayıp Spotify URI’sini kopyaladığınızda linkin sonuna #time3:12 eklerseniz arkadaşınız solonun başladığı noktaya ışınlanacak.

APPLE MUSIC İPUÇLARI

Yazının devamı...

Hava nasıl olursa olsun ‘Hav’ları güzel olsun!

19 Şubat 2017

 Aileye girer, çok sevilir;  o da aldığı sevgiyi fazlasıyla geri verir. Hayatta kalması, yaşamının kalitesi ona bakanların elindedir. ‘Benim de bu ilişkide tuzum olursa ne mutlu’ diyerek, hem köpeklerin hem de sahiplerinin hayatını kolaylaştıracak mobil uygulamalar önereceğim.

Tatile gitmek için

Köpekle tatile gitmek harika bir deneyim olabileceği gibi hızlıca yorucu bir eyleme de dönüşebilir. Ancak köpek-dostu otelleri, aktiviteleri, restoranları kolayca bulmayı sağlayan BringFido imdada yetişiyor. Kullanmaya, tatile gideceğiniz lokasyonu seçerken başlamanızı öneririm.

Daha az endişelenmek için

Google aramalarında ve uçsuz bucaksız internet forumlarında kaybolmadan köpeğinizle ilgili aklınıza takılan sorulara yanıt bulmak için ‘Pet Coach’ derli toplu bir kaynak sağlıyor. Acil durumlar için yapılacak veteriner önerilerini de ‘Pet First Aid’in içinde bulmanız mümkün. Köpeğinizin ağzına attığı ‘şey’in sağlıklı olup olmadığını öğrenmenin en kestirme yolu ise ‘iKibble’ app’i.

Fotoğraf  çekmek için

Köpekler sahiplerinin komutlarını genelde dinler ancak “Kımıldama” onlardan biri değil. Fotoğrafı çekilirken köpeği rahat durmayanlara BarkCam’i öneriyorum. Uygulama içindeki seslerden köpeğinizin ilgisini çekecek olanı seçip, size baktığında fotoyu çekiyorsunuz.

Cinslerini öğrenmek için

Yazının devamı...

Bir app bir insan, iki app iki insan

13 Şubat 2017

Kimi zaman İngilizce sorularımıza aldığımız Fransızca yanıtlar tek dil bilmenin dahi yetersiz kalabildiğinin göstergesi. Gençlik yıllarının baş bölgesinde duman halinde takılması, ‘Ya keşke İtalyan Kültür’ü ikinci kurda bırakmasaydım’ adlı yerli ve milli pişmanlıklarımızın kaynağı. Bugün ise yeni bir lisan öğrenmek için tek çare dil kursları değil, bir sınıfın ortasında monitöre “Keangıriiu” diye bağırmadan da telafuz geliştirmek mümkün. Artık elinizin altında size yardımcı olacak mobil uygulamalar var. Ve gerçekten çok iyiler!

Duolingo

Adını duymuş olma olasılığınız yüksek. Piyasadaki en popüler dil öğrenme uygulamalarının başında geliyor. Hatta onun için ücretsiz app’ler arasındaki en iyi opsiyon diyebiliriz. Tasarımı şık ve kullanışlı, dil öğrenmeyi oyuna dönüştürerek ilerlemenizi amaçlıyor. Ama yeni başlayanlara daha uygun olduğunu söylemem gerek. Özellikle çocuğun okuluna döktüğü servetin karşılığını “Hadi kızım teyzelere Fransızca konuş ehehe...” gibi dramatik deneylerde arayan ebeveynler yavrularını bu uygulamaya yönlendirip gerçekçi yanıtlara ulaşabilir.

Babbel

Dil öğretirken daha gelenekselci bir yolun yolcusu Babbel. 10-15 dakikalık derslerde dilbilgisi yanlışlarının altını çize çize ilerliyor. Konuşma pratiğine önem vermesi ve derslerin çevrimdışı kullanılıyor olması bir başka artı. Ancak tasarım Duolingo kadar şık görünmüyor ve hizmet aylık sabit ücret karşılığında (ortalama 5-10 dolar) size ulaşıyor. Ama bu kötü bir haber olmak zorunda değil. Spor yapmaya motive olmak için salonlara yıllık para döken binlerce insan var.

Rosetta Stone

Rosetta Stone, hem dil öğretme hem de ücretle el yakma konusunda en iddialı uygulama. Başlangıç için de uygun olmakla birlikte özellikle “Anlıyorum ama konuşamıyorum” seviyesinde temele sahip olanlar için en ideal seçeneklerden biri. Duolingo daha hızlı öğretirken Rosetta Stone daha derinlemesine bir eğitim veriyor. Zaten fiyatı sayesinde insanın derinlemesine lisan öğrenesi geliyor.

Tandem

Yazının devamı...

Sevgililere teknolojik oyuncaklar

11 Şubat 2017

Türkçenin (t)üretme kabiliyeti, değerini tam bilemediğimiz gerçek bir nimet. Çoğu zaman gözümüzün önünde yaşayan harika kelimelere yabancı duruyoruz. ‘Sevgili’ de onlardan biri. Bir romantik ilişkinin taraflarında aranan temel özelliğin en yalın anlatımı: ‘Sevgi’li. Sadece sevenleri değil, üstünde sevgi taşıyan insanlara özlemi de tarif ediyor. Benzer etkileyiciliği ‘Birlikte olmak’ fiilinde de görüyoruz. Cinsel ilişkiyle ilgili cinsiyetçiliğe en uzak, en zarif tasvirlerden olabilir bu.

Sevgililer Günü’ne birkaç gün kalmış olmasının bu yazının konusuyla ilgisi var muhakkak. 14 Şubat; anneler, babalar, öğretmenler diye çoğaltılabilecek özel günlerin en bilinenlerinden... ‘Sevgi’ borcunu yapılandıran, ‘ilgi’sizliğe 24 saatlik jestlerle tazmin affı getirebilen günler için ihtiyaç talebi, talep de ihtiyacı doğuruyor. Ancak bence Türkçedeki nefis kelimelerin hakkını versek tüm bunlara hiç gerek kalmayacak gibi. Dolayısıyla bu hafta size anlatacağım işlevsel hediye adaylarını 14 Şubat olmayan bir gün takas etmenizi öneriyorum. Söz konusu teknolojik ürünlerin ortak özelliği inovatif olmaları ve Kickstarter’da ‘kitlesel fonlama’ metoduyla [bkz. herkes bir lira verse] yatırım almaları. Linklere tıklayarak ürünlerin sayfasına gidebilirsiniz.

Botanium

Bir ilişkinin olmazsa olmazlarından biri de (ortaklaşa büyütülecek rüyasıyla) evlere konuk olup erken yaşta hayatını kaybeden bitkiler. Hem bitkinin ahını almamak hem de ilişkinizin meyvesini -kelimenin tam anlamıyla- toplayabilmek için Botanium ürünü ideal. Botanium akıllı saksısı bitkiyi periyodik olarak kendi suluyor. Çilek, domates, nane ve fesleğen gibi bol su seven ürünlerde daha iyi performans veriyor.

https://www.kickstarter.com/projects/158584247/botanium-grow-edible- greens-fast-and-effortlessly

60 Second Salad Maker

Sevgili ile sürekli salata yemek kaçınılmaz son olabilir ama onu yapmakla kaybettiğiniz zamandan tasarruf edebilirsiniz. İnovatif dizaynıyla 60 saniyede salata malzemelerini doğramayı mümkün kılan bu ürün, her üşengecin rüyası.

https://www.kickstarter.com/projects/930441187/60-second-salad-maker- healthy-fresh-salads-made-ea

Yazının devamı...

En iyi selfie için 7 altın öneri

3 Şubat 2017

YouCam MakeUp:  Makyajsız selfie çekmek zorunda kaldım diye üzülmeyin. Bu uygulama ile fotoğrafı paylaşmadan önce ekran üzerinde makyaj yapabiliyorsunuz.

 Facetune: Diş beyazlatma, beyaz saç boyama, sivilce kapatma özellikleriyle dikkat çekiyor. 20 liralık etiketiyle korkutsa da buna değersiniz. 

Frontback: Aynı anda hem ön hem de arka kameradan görüntü alabildiğiniz eğlenceli bir uygulama.

 OSnap: En büyük özçekim dertlerinden biri de (selfie çekiyor olmak hariç) telefonu tek elle tutarken deklanşöre basmanın zorluğu. OSnap, ekranın herhangi bir yerine basarak fotoğraf çekmeyi mümkün kılıyor. Yukarıdan aşağı ekranı kaydırdığınızda da ön ve arka kamera arasında geçiş yapılabiliyor. Fiyatı 10 lira. 

Yazının devamı...