"Pınar Reyhan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Pınar Reyhan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Pınar Reyhan

Koş Fatmagül Koş

19 Mart 2011

Tüylerim diken diken oldu.
Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.
Ayakta öylece kalakaldım.
Şoke oldum.
“Koş Fatmagül Koş” adında bir oyun.
Tecavüzcüler koşuyor.
Fatmagül kaçıyor.
Oyundaki tipler diziden...
Sesler diziden...
Oyuncuların sesleri, Beren Saat’in ağlamaları...
İnanmak istemedik.
“Hadi beee!” dedik.
Denedik.
Ellerimizi titreyerek çektik klavyeden.
Ofise bir sessizlik çöktü.
Kalakaldık...
“Bu internet pisliğini biz de internetten temizleyelim” dedik.
Şimdi çağrım size...
Bu yazıyı olabildiğince paylaşın ki yetkililer görsün.
Kontrol mekanizmaları işlesin.
Bir-iki site yüzünden tüm blog’ları kapatanlar şimdi hemen buna müdahale etsin.
“Koş Fatmagül Koş” oyununa yer veren tüm siteler hakkında inceleme talebinde ve suç duyurusunda bulunuyorum bu yazı ile...
Biz annelerin, babaların, sorumluluk sahibi insanların gücünü gösterelim istiyorum.
Yardımınız lazım şimdi bize...

Bu yazı toplumsal, kamusal bir suç duyurusu yazısıdır. Artık gına geldi, eli taşın altına koyma zamanıdır!
İşte bu nedenle bu yazıyı olabildiğince paylaşmanızı, bu oyunu internet üzerinden kaldırmak için harekete geçmenizi istiyorum. Bize yardım etmenizi istiyorum.
Bu rezaleti sonlandırmak için desteğiniz lazım. İğrenç ötesi, insanı deli eden bu pis zihniyetlerin yaptığı oyunu kaldırtmak, yapanlar, yayınlayanlar, dağıtanlar ve beğenip destekleyenlerin cezalandırılmasını istiyoruz. Yardımınıza ihtiyacımız var!
Google’da “Koş Fatmagül Koş” oyununu arayınca çıkan tüm sitelerin kapatılmasını, bu konunun bir kamu davasına dönüşmesini ve bir şekilde işin içinde olan herkesin cezalandırılmasını istiyoruz.
Paylaşalım ki başaralım...
Siz de şikayetinizi doğrudan resmi birimlere iletmek istiyorsanız, ihbar@ihbarweb.org.tr adresine mail atabilir, 0312 582 82 82 numaralı telefonu arayabilir ya da 1199’a kısa mesaj atabilirsiniz.

Kahraman Bolt

İşte çok eğlenceli bir DVD... Bolt, Hollywood’un en sevilen televizyon dizisinin yıldızıdır. Tek sorun, dizideki her şeyi gerçek sanmasıdır. Yanlışlıkla New York’a gönderilip sevgili rol arkadaşı ve sahibi Penny’den ayrı düşen süper köpek Bolt, eve dönüş yolunu ararken tehlikeli maceralara atılır... Bu filmi ailece izleyebilir, evde DVD keyfi yapabilirsiniz. İyi seyirler...

Benim Güzel Yatağım

Ankara’da çocuk tiyatrosu denince akla gelen ilk isimlerden Pembe Kurbağa, çocukları yine çok eğlenceli oyunlarla buluşturuyor. “Benim Güzel Yatağım” ve “Gökkuşağı Renkleri” adlı oyunlar, çocuklarınızı çok güldürecek. 20 ve 27 Mart’ta saat 12.00’de “Benim Güzel Yatağım” 3 yaş ve öncesi küçüklerle olacak. Kaçırmayın! Tel: (0312) 418 02 98

Yazının devamı...

Kadın eli

12 Şubat 2011

Bir ortama girince anlarsınız bir kadının orada bir şeyler yaptığını, bazı şeyleri değiştirdiğini...
İşte aynen böyle hissettim Aliye Kavaf’ın odasına girince...
Geçtiğimiz gün Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ile sohbet etme fırsatı buldum. Bir devlet bakanını dışarıda görmek başka, kendi makamında görmek bambaşka...
O odaya girdiğim anda Aliye Hanım’a bakıp dedim ki; “Bir Türk kadını olarak, sizi bu masanın arkasında görünce çok büyük gurur duydum...”
Minicik detaylarda kadınca dokunuşların olduğu, tertemiz, sıcacık bir ofis... Soğuk değil, aksine bizden gibi, samimi.
Bugün, Aliye Hanım’ın üzerinde titizlikle çalıştığı bazı konular hakkında bilgilendirmek istiyorum sizi...
Engelli çocuğu olan ailelere maaş ödeniyor!
Bunun için yapacağınız tek şey, devlete başvuruda bulunmak. Bu konudan bahsederken Aliye Hanım’ın gözleri parlıyor. “Düşünebiliyor musun” diyor; “Aileler başta ‘Nasıl bakacağım ben bu çocuğa’ korkusu yaşıyor ama o engelli çocuk ailesine destek olan biri haline dönüşüyor. Çok önemli bir şey bu...”
Fakirlikten dolayı çocuğunu sosyal hizmetlere bırakmaya artık izin yok!
Çünkü Aliye Hanım o ailelere diyor ki; “Sakın fakirlik nedeniyle çocuğunu bırakma. Gel sana yardım edelim, seni de maaşa bağlayalım.” Sadece aile bütünlüğünü korumak için yapılan bu hizmetten yüz binlerce aile faydalanıyor. Bu, ülkemiz adına çok önemli bir gelişme.

AEP Aile Eğitim Paketi

Yetişkinler, bekarlar, tek çocuklu, çok çocuklu veya çocuksuz aileler için temel becerileri ve “aile olma kavramını” öğreten eğitimler veriliyor bakanlık tarafından. Henüz sekiz ilde verilen bu eğitimler, aile içi iletişim, hukuk, iktisat, sağlık gibi konuları kapsıyor.
* * *
Bu tip “insani” konularla sorumlu bakanlıkların yaptıkları doğal olarak yol, bina yapanlarla bir olmuyor.
Bir yol, bir köprü için yıllarca teşekkür ediyoruz ama işin içinde insani gelişim ve destek olan şeyleri unutup atlıyoruz.
Bir anneye verilen psikolojik veya eğitimsel destekle kaç kuşak olumlu etkileniyor, bunun hesabını hiç yapmıyoruz...
Ben gazeteci, yönetici, girişimci, eş, arkadaş, evlat, kardeş sorumluluklarını taşıyan, üç çocuk annesi bir Türk kadını olarak, sosyal konuları unutmayan hem sayın bakanımıza hem de bu anlamda sorumluluk alan tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ediyorum...
Daima söylüyorum;
Her sabaha “Bugün birine minicik de olsa bir iyilik yapsam, hayatına olumlu değer katsam” diye uyanan biri olmak lazım...
“Sosyal sorunlu” değil, “sosyal sorumlu” olmak lazım...
Özellikle biz kadınlar, canımız istediğinde yüreğimizi ortaya koyup öyle güzel işler yapabiliyoruz ve diğer kadınlara öyle güzel yardım edebiliyoruz ki...
Bu özelliğimizi asla unutmamamız lazım...
Not: 0312 415 40 24 numaralı telefondan her konuda detaylı bilgi alabilirsiniz.

Yazının devamı...

Eyvah, tatil geliyor!

15 Ocak 2011

Aksi takdirde bu 15 gün bize 150 gün gibi gelecek.
Çünkü okuldayken tüm enerjisini atan, arkadaşlarıyla bir arada olan “çocuk insanlar”, ne yapacağını bilemedikleri bir sakinliğe kavuştuklarında, bir çizgi film kahramanı var ya oradan oraya zıplayan, bir duvara çarpıp hız alarak tavana uçan falan, tıpkı onun gibi bir haleti ruhiye içine giriyorlar.
Bu durumda da biz “Okul yeniden açılsın” diye gün sayıyoruz.
Hele bir de okula giden çocuğunuzun dışında bebeğiniz varsa, hatta benim gibi büyük hariç aralarında sadece 11 ay olan iki bebeğiniz daha varsa, çıldırma noktasına gelebilme ihtimaliniz yüksek oluyor.
Benden söylemesi....
Bu yüzden de şimdiden program yapmakta ve bir tatil ajandası tutmakta fayda var diyorum.

Uzmanlar ne diyor?

Uzmanlar, “Yarı yıl tatilleri sırasında ölçülü olun” diyorlar. Yani çocukları ne tamamen okulu unutturacak şekilde eğlendirin ne de ders çalışması, kitap okuması, test çözmesi konusunda aşırı baskı yapın. Ortasını bulun. Dengeli olun. Hiçbir konuda aşırıya kaçmayın.

Bugün Ankara’dayız!

Bugün, Hürriyet Aile olarak Ankara’da okurlarımızla buluşuyoruz. Eğer bu yazıyı sabah erken saatlerde okuyorsanız ve gün içinde gelip bizi görebilecek vaktiniz varsa sizi de bekleriz. Peki nerede olacağız ve ne yapacağız? Tüm yanıtları www.hurriyetaile.com adresinde bulabilirsiniz.

Çocuklar mutfakta

Deniz Orhun, Chicago Four Seasons’da pasta şefi olarak çalışmış, Klemantin’in kurucusu ve sahibi. Çocukları mutfağa sokuyor, eğlendiriyor, mutfak aletlerini kullanmayı öğretiyor. Parti Evi, Çiftehavuzlar’da. Bilgi almak isterseniz, 0 533 557 60 20 numaralı telefonu arayabilirsiniz. Bu mutfak olayı, tatilde kurtarıcı olabilir gibi geliyor bana!

Fare Fındık kitapları

Emre’nin okuyacağı kitapları önce ben okuyorum. Ciddiyim. Öyle özensiz tercüme edilmiş, hikayeleri son derece sevimsiz ve çocuklar için olumsuz özellikler taşıyan kitaplar var ki... “Fare Fındık” kitapları da çeviri bir seri. Ama Derin Kitap ne yapmış? Seriyi Türkçe’ye çeviren ekibe pedagog ve uzmanlar eklemiş. Kahramanların isimleri de Zeynep ve Emre olmuş. Yani kitap bizden olmuş. Okumaya yeni başlayan çocuğunuz için eğlenceli kitaplar arıyorsanız, önerim  Fransız Ratus Poche’un 10 kitaplık Türkçe serisi...

Yazının devamı...

Sömestr geliyor

8 Ocak 2011
Bir de iki omzunda iki melek. Biri çok ama çok akıllı, diğeri kelek!
Konumuz sömestr sevgili dostlar. Pek yakında okula giden çocuğu olan annelerin derdi başlıyor. Tatil geliyor. Bir yanım “Yaşasın tatil geliyor” demek isterken, diğer yanım “Hapı yuttuk, ne yapacağız şimdi?” diye soruyor.
Araştırmaya başladım. Sizlerle bu hafta ve gelecek günlerde elimden geldiğince önerilerimi, bir kenara not alıp üzerine “bu olabilir” yazdıklarımı paylaşacağım. Belki sizler de faydalanırsınız. Hatta kim bilir belki bu etkinliklerin bazılarında karşılaşırız. Birbirimizin omzuna yaslanıp “şu tatil bitsin” diye ağlayabiliriz.

Bu akademi kaçmaz

Kadir Has Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi Çocuk Akademisi, 6-12 yaş arası çocuklar için bilim konusunda sertifika programı hazırladı.
31 Ocak-11 şubat tarihleri arasında gerçekleşecek program bence acayip eğlenceli. Mad Science ve NASA işbirliğiyle hazırlanmışlar.
Şaka bir tarafa benim bile gidesim var. Özellikle Gizli Ajanlar Akademisi’ne gidip işlenen bir suçla bağlantılı her şey hakkında (kanıt toplama, dedektif olma, casuslar dünyası, nasıl ajan olunur, olay yeri inceleme, ipucu toplama, inceleme ve değerlendirme) bilgi edinmek istiyorum.
Geleceğin Uzay Kaşifleri, Çılgın Kimya Akademisi, Gizli Ajanlar Akademisi bu programlardan sadece birkaçı.
Detaylı bilgi için (0212) 533 57 65 numaralı telefonu arayabilir veya khas-yasam@khas.edu.tr adresine yazabilirsiniz.

Ben alışverişteyken çocuğum eğlensin

Akmerkez’de geçen yıl yapılan ve çok sevilen atölye çalışmaları 2011 yılında da devam ediyor. Ocak ayı boyunca her cumartesi 14:00-16:00 saatleri arasında düzenlenecek atölyelerde, çocuklar keçeden ve yer fıstığından kukla yapacak, seramik figürlere renk katacak, palamuttan çeşitli objeler yapmayı öğrenecek.
İçindeki yazma yeteneğini sergilemek isteyen çocuklar ise dergi atölyesinde ilk editorlük deneyimini yaşayacak.

Karagöz ve Hacivat sahnede

Dedelerimiz nelere gülerdi? Eğer bu sorunun yanıtını çocuklarımıza vermek istiyorsak, bu oyun bence harika bir başlangıç olacaktır. Özellikle bu tip oyunları ve bu işe emek harcayan oyuncuları biz ailelerin desteklemesi lazım. Neden mi? Gölge oyunu gölgede kalmasın diye...
Geleneksel Karagöz oyunlarından biri olan “Balık” temel alınarak yeniden yazılan “Karagöz Balıkçı”, perdenin ünlü kahramanları Karagöz ve Hacivat’ı, bugünden de izler taşıyan renkli figürlerle birlikte çocuklarla buluşturuyor.
Özgür Atkın ve Ceren Hacımuratoğlu’nun birlikte yazdıkları oyunu Özgür Atkın yönetti. Oyuncular ise Can Alibeyoğlu, Özgür Atkın ve Uğur Dilbaz...
Oyun, İBB şehir Tiyatroları Gaziosmanpaşa Ferih Egemen Çocuk Sahnesi’nde 13-14, 20-21 Ocak tarihlerinde, saat 10:30 ve 13:30’da; 8-9, 15-16 Ocak tarihlerinde ise saat 11:00’de miniklerle buluşacak.
İBB şehir Tiyatroları Kağıthane Küçük Kemal Çocuk Sahnesi’nde ise 27-28 Ocak’ta saat 10:30 ve 13:30’ta sahnelenecek.
Yazının devamı...

Eyvah yakalandık!

25 Aralık 2010

Sevişirken çocuklarına yakalanan anne-babaların sayısı tahmin edilenden çok daha fazla. Peki, böyle bir durumda nasıl davranmak gerekiyor? İşte yanıtlar...

Çocuğun, gördüğü manzara karşısında yaşıyla doğru orantılı olarak birtakım yargılara kapılmasının normal olduğunu belirten Psikolog Serap Duygulu, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
“Gördüğü manzara ve ilişkinin ne kadarını gördüğü çok önemli. Çocuk, özellikle de yaşı küçükse, ilk olarak düşündüğü şey anne ve babasının arasında bir şiddet yaşandığı yönün-
dedir ki, bundan ciddi olarak etkilenir. Özellikle ailede, cinsellik rahat konuşulan bir konu değilse ve çocuk bu konuda sorularına yanıt alamamışsa, karşı karşıya kaldığı durum onda sarsıcı bir etki yaratır.”

ÇOCUĞA NASIL BİR AÇIKLAMA YAPMALI

Küçük yaştaki çocuklar, durumun çok farkında olmayabilirler ama büyük yaştaki çocuklar için mutlaka açıklama yapmak gerek. Böyle bir durumda çocuğunuza;
Birlikte uyuduğunuzu
Birbirinize sarılıp yattığınızı
Birbirinizi öptüğünüzü
Bazen soyunarak yatmak istediğinizi ve bu şekilde kucaklaşarak uyuyabileceğinizi
Ancak bunu sadece anne ve babaların yapabileceğini anlatabilirsiniz.

ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Çocuğunuzun mutlaka ayrı odada yatmasını sağlayın
Yatak odanıza girmemesi gerektiğini öğretin
Cinsellikle ilgili soru sormaya başladığı ilk andan itibaren, yaşına uygun bir şekilde doğru bilgiler verin
Çocuğunuzun yanında ve gereksiz yere cinsel konuları konuşmayın
Sorduğu soruları “ayıp” ya da “yasak” karşılığıyla geçiştirmeyin.
Yaşanan olayı önemsemezseniz, kalıcı psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir. Çocuklar, çok küçükken bile onlara bazı kuralları öğretmek, olası sorunları ortaya çıkmadan yok edecektir. Bu kurallar:
Anne-babanın odasına izin almadan girmemek...
Tuvalet ya da banyoya içeride birisi varken girmemek...
Giyinirken insanları rahatsız etmemek, onları izlememek...
Kendi vücuduna başkalarının dokunmasına izin vermemek... Bura-da anne-babanın, yardım amaçlı do-kunmalarını iyi ayırt etmesi gerekir.
Bu tip kurallar çocuğun sınırlarını çizmesini sağlar, ona başkalarının sınırlarına saygı göstermeyi öğretir.

2011’e son günler...

Geçen yaz başı Nuran ve Pınar ile eskiden çalışma odamız olan, sonra Rüzgar’a ayırdığımız odadaki çiçekli mor koltukta, benim son kez doğurmama üç-beş gün kala oturup yarattığımız formül, ne kadar da haklı nedenlerle yaptığımız bir formülmüş.
Bir matematik problemi gibi “+ /” gibi işaretleri kullanarak çıkardığımız formülümüzün içinde bir “T” maddesi vardı.
Temizlik kelimesinin ilk harfini simgeliyordu o “T”...
Karar verdik, “2011’e üstümüzde yük olan, bizi yoran tüm kamburlardan kurtularak girelim. Boşuna stres yaşamayalım. Biraz kabuğumuza çekilelim” dedik.
Ve ilk temizliğe o yaz günlerinde başladık, bir-iki şeyden o dönem kurtulduk. Son üç-dört aydır ise başka şeylerden ve yanında yaşanan bir sürü sorundan, sorunlu insandan, genetiği bozuk ilişki yumaklarından sıyrılıyoruz. Yeni yıla “tertemiz” ve kendi çapımızda giriyoruz.
Bu sebeple dostlar, hem hafiflemekten hem de başka şeylerden bu günlerde aşırı mutluyuz!
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği “Yılın Sosyal Sorumluluk Ödülünü” bize veriyor!
Hem de biz başvurmadan, biz söylemeden, herhangi bir seçmeye aday olmadan. Ne okurumuzu yönlendirip oy isteyerek bir şey kazandık, ne aday olup kendimizi göstermeye çalışarak, ne de sadece konuşulsun, duyulsun amacıyla halkla ilişkiler faaliyeti yaparak...
Sadece farkındalık için yapılan “Annemi İstiyorum” projemiz ile bu ödülü alıyoruz.
Ülkemizde ilk kez iki ayrı bakanlığın (hem de sosyal sorumluluk için) kol kola çalışabileceğini de ispat etti bu ödül.
Bu nedenle hem Sağlık Bakanı hem de Çalışma Bakanı bu ödülü hak ediyor bence.

DİLEK KAVANOZU

Her yeni yıl gelirken oturup yazıyorum geçmiş yılı. Hem şükretmek için hem de hatırlamak için... Aynı zamanda gelecek yıl ve yıllar için hayallerimi de, isteklerimi de yazıyorum. Hayali bir dilek kavanozum var, hepsini orada tutuyorum.
Hazır son günleri yaşıyorken, acısıyla, tatlısıyla bir yılı daha bitiriyorken, size de tavsiye ediyorum bunu yapmayı...
Yazmak insanı deşarj eden bir durum, düşünmenizi ve tartmanızı da sağlıyor. İnsanı rahatlatıyor. Ayrıca hayal kurmak bana göre dünyanın en güzel şeyi. İnsanı mutlu ediyor.
Çocuklara da bunu öğretmek çok önemli anneler, çünkü çocuklarımızın yaratıcılıklarını hayaller ve hayal gibi bir dünya besliyor. İşte bu yüzden kırmızı köpek, yeşil kedi çizen çocuğa “köpek kırmızı olmaz” dememek gerekiyor...
Bu yıl dilek kavanozuma sağlık, dinginlik, sakinlik ve huzur koydum. Çocuklarımıza ve ailelerimize daha fazla zaman ayırabilmenin mutluluğu ve bir de sevinç gözyaşları...
Başka bir şeye inanın ihtiyacımız yok. Neden mi? “Evdeki huzur, zenginlik budur!” çünkü...
Not: Kişisel daha çok yazı yaz, çocukları merak ediyoruz diyenlere güzel haber. www.pinarreyhan.com adresine bir blog kurdum. Tüm kişisel sorularınıza ve isteklerinize oradan yanıt veriyorum.

Bremen Mızıkacıları İstanbul’da

Zorlu Çocuk Tiyatrosu, bu yılki turneleri kapsamında İstanbullu çocuklarla da buluşacak. Bugün ve yarın Ortaköy Afife Jale Sahnesi’nde “Bremen Mızıkacıları” oyununu sahneleyecek olan Zorlu Çocuk Tiyatrosu, daha sonra Türkiye’yi dolaşmaya devam edecek. İki seans halinde, 11:00 ve 13:00 saatlerinde çocuklarla buluşacak olan oyunun ücretsiz davetiyelerini, Ortaköy Afife Jale Sahnesi gişesinden temin edebilirsiniz.

Karmakarışık

“Bu hafta sonu çocuklarımızla ne yapalım?” diye düşünen ailelere keyifli bir alternatif sunuyoruz. Dün vizyona giren animasyon filmi “Karmakarışık”ı izlemeye gidin! Filmin konusunu çok iyi biliyoruz aslında. Film Rapunzel’i anlatıyor ama hikaye bu defa biraz farklı... Flynn gizemli bir kulede saklanırken, o kulede yaşayan ve 20 metre uzunluğunda saçları olan güzel Rapunzel tarafından esir alınır. Yıllardır hapsedildiği kuleden çıkmanın yollarını arayan Flynn’i esir alan Rapunzel, yakışıklı hırsızla anlaşma yapar ve alışılmadık bir maceraya yelken açar.

Yazının devamı...

Disiplin nasıl olmalı

18 Aralık 2010

Disiplin, çocuğun toplum içinde geçerli olan kuralları öğrenmesini, içinde yaşayacağı dış dünyaya uyumunu ve toplum tarafından onaylanan tutum ve davranışları içselleştirmesini, kendini denetleme olarak tanımlanan ahlak gelişimini sağlar. Uzman Psikolojik Danışman Meltem Canver Kozanoğlu’na disiplin nasıl olmalı, çocuğa nasıl sınır koymak gerekir diye sorduk.
KATI DE?YL KARARLI
OLUNMALI
Birçok ailede “disiplin” kavramı çocuklar ve anne-babalar için “cezalandırma” ile eşanlamlı olarak görülür. Disiplin yalnızca, yaramazlık yapan çocuğa uygulanacak kurallar dizisi değil, uygun verildiği takdirde davranışı yönlendirmeyi amaçlayan bir eğitimdir.  Ev içinde belirlenecek disiplin kuralları çocuğun dış dünyada da uyumunu sağlayıcı nitelikte olmalıdır.
Kuralları belirlerken çocuğun içinde bulunduğu yaş, bilişsel ve duygusal gelişimi mutlaka dikkate alınmalıdır.
Kurallar uygulanırken katı olunmamalı, ancak kararlı olunmalıdır. Oluşturulan kural o dönem içindeki çocuğun kaldırabileceğinin üstünde belirlenmiş ise kural yeniden düzenlenmelidir.
Kuralın yerleşmesi için çocuğa yardımcı ve yol gösterici olunmalıdır. Aynı zamanda çocuk, bu kurala uymadığı durumlarda karşılaşacağı yaptırımlardan haberdar edilmelidir.
ÇOCU?A SINIR KOYMAK
Çocuğa dur demek, çocuğa sınırlar ve yasaklar koymayı hedefler. Kendi sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğini kestiremeyen çocuk, başkalarının sınırlarını da kestiremeyecek ve sık sık başka yaşam alanlarını ihlal edecektir.
Anne-babalar kuralları koyarken hükmedici ve çok katı olduklarında çocuklar, kurallara uyum gösterirler. Ancak bu uyum itaat etme şeklinde olur. Anne-babanın baskısının ortadan kalktığı ortamlarda ise çocuk, kuralların tam tersi bir davranış sergileyebilir. Diğer yandan sürekli yanlış yaptıkları vurgulanan, katı uygulamalara maruz kalan çocuklar derin bir güvensizlik içine girebilir.
Aşırı rahat davranan anne-babalarla büyümek de zaman zaman çocuklar için gelişimi engelleyicidir. Anne-babaların çocuklarını özgür kılmak için yaşının üstünde ve hiyerarşiyi reddedercesine verdikleri haklar çocukların özgürleşmelerinden çok bağımlılıklarının devamına neden olur.
Çocukları kurallar koymadan yetiştirmeye çalışmak onları hayata hazırlamamak anlamına gelir.

Güzel haberler

2011’e sanırım çok güzel gelişmeler ve değişiklikler ile gireceğiz dostlar. Bakınız sıra ile bazılarını sizlerle paylaşıyorum.
Çarşamba akşam üzeri gelen telefonla ekipçe heyecana boğulduk. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer bizi bekliyordu ve hemen Ankara’ya gitmemiz gerekiyordu. www.annemiistiyorum.com hakkında görüşmek ve detaylar üzerinde çalışmak üzere hemen Ankara’ya Ömer Dinçer’in makamına gittik.
Bakanımız yumuşacık gülümsemesi ile bizi karşıladı. Kendisiyle tanışıp sohbet ettikten sonra yirmibeş bini aşkın imzayı teslim edip durumu anlattım. Konuya zaten son derece hakimdi. Annelere her zaman destek olan ve hatta çalışan annelerin doğum izinlerindeki düzenleme ve iyileştirmeler de Ömer Dinçer’in Bakanlığı döneminde yapıldığından bizi gayet iyi anladı.
Bakınız güzel haberlere:
GÜZEL HABER 1:
Ömer Dinçer prematüre bebeklerin annelerinin doğum izinlerindeki düzenlemelere ilişkin talebimizi gayet olumlu karşıladı. Ne gibi düzenlemeler yapılacağına bakacaklarını ve asla annelerin mağdur olmasını istemeyeceklerini söyledi. Bu iznin kaç hafta olacağını ve ne şartlarla verilebileceğini bizlerle çalıştı, sorular sordu, nasıl daha kolaylık sağlayabileceklerini araştırdı. O ve ekibi ilgili kanunlar ellerinde hazırlanmışlar bizleri bekliyorlardı.
“Takım çalışması ruhu”nun ne demek olduğunu, Çalışma Bakanlığı’nda gördüm ben.
Hem gururlandım hem de içim umut doldu.
Artık önümüz açık. Konu hem Sağlık Bakanı Recep Akdağ hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in bilgisinde. Son derece mutluyum ki bu işe dört elle sarıldılar ikisi de. Bundan sonraki tüm gelişmeleri ve müjdeleri en kısa sürede sizlerle, hatta onlarla birlikte tekrar paylaşacağımızı umuyorum. Ve sizlerin sayesinde bu noktaya geldik. Hepinize teşekkür ediyoruz.
Bununla da kalmadı tabi, bize zaman ayıran Dinçer’i hazır yakalamışken çok canımı yakan, içimi parçalayan bir başka konuyu gündeme getirmeden olmazdı.
Çalışan anne sayısı arttıkça evlerde çalışan Türk ve yabancı bakıcı sayısı da artmakta. Bu bakıcıların büyük çoğunluğu hem sigortasız, hem sınır dışı edilmemek için kendilerine yapılan pek çok kötü muameleye katlanıyorlar ve bir yandan da ülkelerinde bıraktıkları kendi evlat ve ailelerinin hasretini çekiyorlar. Dinçer’e evlerimizde bizlerle yaşayan, bebeklerimizi emanet ettiğimiz yardımcılarımızla, hayat dostlarımızla ilgili, onların hak ve hukuklarını korumak ve daha iyi imkanlar sağlamak için ne yapılabileceğini sordum.
GÜZEL HABER 2:
Bakan Dinçer bu konuyu şu şekilde çözdüğünü söyledi; Eğer yardımcı kadın (T.C. vatandaşı) bir evde tam zamanlı, bütün ay çalışıyorsa iş veren onu sigortalı yaptırmak zorunda.
Eğer haftanın belli günleri farklı evlerde çalışıyorsa isteğe bağlı sigorta yapabiliyor. Konuyu bu şekilde düzenleyen Dinçer, takibini de yapıyor ve bakıyor ki sigortalanan kadın sayısı az. Kadınlar, devletin sunduğu sağlık ve bakım imkanlarından faydalanmıyor. Neden olduğunu araştırtıyor. Yki sebep çıkıyor karşısına. Biri durumdan habersiz olmak diğeri çalışanın eline geçen paranın prim ödemesini karşılamaması. Buna da şöyle bir çözüm getiriyor bakan Dinçer; diyelim haftanın üç günü evde gündelik temizliğe gidiyorsunuz ve sigortanızı yapmak istiyorsunuz. O zaman tam ay çalışıyormuşsunuz gibi değil, ne kadar çalıştıysanız o kadar gün üzerinden prim ödeyerek sigortanızı yaptırabiliyorsunuz.”
Yçim çok acıyor bu konuda. Çocuğu ile birlikte uyuyan yardımcıları ile oturup birlikte yemek yemeyen Türk aileler var, çocuklarını görmeye ülkelerine gitmelerine izin vermeyen aileler var.
Yardımcısına son derece ağır davranan anneler biliyorum.  Ajansların çoğu sistem olarak üretmiş “al pasaportunu şöyle davran böyle davran” diye kötü davranıyor. Ayrıca çalıştıkları ilk ayın ücretlerini de ellerinden alıyor.
Hasta olsalar doktora götürülmek yanlarında çalıştıkları ailelerin vicdanına kalıyor. Bizzat o vicdandan yoksun olan insanlar tanıyorum ben. Yçim buna acıyor. Yşte bu nedenle sordum. Bakınız bakanımızın yanıtına:
GÜZEL HABER 3:
Yabancı uyruklu olup kaçak çalışmanın cezası çok ağır. Ancak yabancı uyrukluysanız ve çalıştığınız yerin dil eğitimine yardımcı oluyorsanız, bebeklerine ve çocuklarına eğitmenlik yapıyorsanız yine sosyal güvenlikten faydalanabiliyorsunuz.
Yabancı uyruklu kişilerin düz temizlikçi olarak değil ama öğretmen ya da eğitmen gibi çalışması mümkün. Böylece kayıt dışı çalışmanın da önüne geçilmiş oluyor.
Kişiler de kayıt dışı oldukları için yaşadıkları pek çok sıkıntıdan kurtuluyor. Eğer bir işletme “benim bu insana ihtiyacım var” diyorsa, çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı böyle bir işletme var mı kontrol ediyor. Düzgün çalışan bir işletmemi mi bakıyor (En az beş kişi ya da daha fazla çalışan varsa, her 5 kişi için 1 yabancı personel çalıştırma hakkı var işletmelerin bildiğim kadarıyla). ?artlar tamamsa kayıt altında çalışmasına izin veriyor.
Çok mutluyum!
Halletmeyi çok arzu ettiğim prematüre bebeklerin annelerinin doğum haklarını ve hep içimde kanayan bir yara olan kaçak yardımcı çalıştırma konularını çalışma ve sosyal güvenlik bakanıyla yüz yüze konuşma fırsatı buldum. Birbirinden güzel haberlerle karşınızdayım bu hafta. Daha da güzellerini yapacağız inşallah sizlerin desteği ile...

Son Hava Bükücü

Nickelodeon’un ünlü animasyon serisi Avatar: Son Hava Bükücü’nün aksiyon-macera yüklü film uyarlamasının keyfini yaşayın. Sihirli yaratıklar ve güçlü dostların bulunduğu egzotik topraklara seyahat ederken, “bükme” gücüne sahip sıra dışı bir çocuk olan Aang’e eşlik edin...… Son Hava Bükücü tüm ailenizle izlemekten keyif alacağı bir DVD. Tiglon

Hürriyet Çocuk Kulübü Gazetesi’nde bu hafta!

Türkiye’nin ilk ve tek “Saat Müzesi”, Moxie Girlz bebekleri, nesli tükenen pandalar, sporda ve teknolojideki en son gelişmeler, ayrıca rengarenk bir bilmece bulmaca sayfası ve kültür sanat etkinlikleri var. Sakın kaçırmayın!

Yazının devamı...

Annemi İstiyorum’a müjde!

4 Aralık 2010
www.annemiistiyorum.com kampanyamızı anlatmak ve destek istemek için gittik Sağlık Bakanımıza.
Yıllardır çalışan, her türlü egolu ve dengesiz davranışı yaşamış ve halen de ara sıra yaşayan biri olarak o gün, tam da bize verilen saatte, bizi ceketinin önünü kapatmış ve gülümseyerek ayakta karşılayan bir bakan gördüm karşımda.
Yazdığımız mektubu satır satır okudu, söylediğimiz her sözü özenle dinledi, destekledi. “Bu konu önüme geldiğinde çok mutlu oldum, çünkü bu insanca ve son derece haklı bir talep ve olması da gerekir” dedi.
Kendisini en çok mutlu eden konuların “anne ve bebek” olduğunu söyledi. “Bu konudaki çalışmaları çok heyecanla, büyük bir istekle yapıyoruz. O kadar çok şeyi değiştirdik ki” dedi.
Doğal hayatın, karın, kışın ağır geçtiği şehirlerimizdeki anne adaylarını doğumdan önce alıp şehirlere, otellere getirip doğuma hazırladıklarını öğrendim ben o gün.
Anne ve bebek ölümleri oranında ne kadar gerilediğimizi ve Avrupa standartlarını yakaladığımızı da...
Bir şehirli ve çalışan anne için demiri, ilacı edinmek sorun değil belki ama o şartlara sahip olamayan annelerimizin artık “demir eksikliği” diye bir sorununun kalmadığını, hepsine destek olunduğunu da...
Sağlık Bakanımız, bize destek olabilmek için elinden geleni yapacak, konuyu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile görüşecek ve kanuna bu konuda madde eklenmesi için çalışacak.
O gün karşımda çok samimi, çok alçakgönüllü ve çok içten bir baba gördüm ben. Bir çocuk doktoru. Tam altı tane çocuğu var. Ve hem anneleri hem de bebekleri son derece önemsiyor.
O bizi destekledi, ben de o anda ona söylediğim gibi verdiğim sözü tekrarlıyorum: “Yanınızdayım, içinde anne, bebek, çocuk olan her şeyin arkasında, içinde ve yanınızda olacağım. Size tüm annelerimiz ve imza veren herkes adına sonsuz teşekkür ediyorum...”

Eşinizle tartışırken çocuklarınızı unutmayın

Evliliğiniz iyiye gitmiyor ve eşinizle aranızdaki küçük fikir ayrılıkları giderek birer buz dağına dönüşüyor. İkinizin sağlıklı bir iletişim kurması artık imkansız ama bir şekilde evliliğinizi sürdürmek zorunda hissediyorsunuz. Peki aranızdaki bu iletişimsizliğin çocuğunuzu nasıl etkilediğini biliyor musunuz?

Her ilişkide zaman zaman çatışmalar yaşanabilir. Bazen bu çatışmaların büyük kavgalara, geçimsizliğe dönüştüğü durumlar olur. Ciddi çatışmalar özellikle çocuklu ailelerde büyük endişeye yol açar. Eşiyle yaşadığı problemler yüzünden üzgün, kızgın, öfkeli ve gergin olan anne-baba, bir de bu problemlerin çocukları üzerindeki etkisini düşününce kendisini daha da çaresiz hissedebilir. Psikiyatrist Uzm. Dr. Muzaffer Uyar’a sorunlu evliliklerde arada kalan çocukları sorduk. İşte anlattıkları:

ÇOCUKLAR ÇATIŞMALARA NASIL TEPKİ VERİR?

Ebeveynler arasındaki çatışma, birkaç aylık bebeklerden ergenlere kadar her yaştaki çocuğu olumsuz etkiler. Ancak çocuklar gözlemledikleri çatışmalara beklenmedik ve farklı şekillerde tepkiler verebilirler. Çocuklar çapraz ateş altında genellikle ağlama, donakalma, kulaklarını kapatma, gergin yüz ifadesi, ortamı terk etme, tartışmaya müdahale etmek için yüksek sesle bağırma, ağlama gibi sözel ve araya girmeye çalışma, evin köşesinde bir yere çömelip kalma gibi dikkat çekebileceği olumsuz davranışsal tepkiler gösterebilirler.

SOSYAL VE DUYGUSAL SORUNLAR YAŞARLAR

Yapılan bir araştırmada, anne-babaları arasındaki çatışmaları gözlemlemiş olan çocuklar, çatışma sırasındaki duygularını genellikle üzüntü, öfke ya da korku olarak adlandırmışlardır. Gerçekten de üzüntü, korku, kaygı, depresyon, içine kapanıklık, öfke ve suçluluk duyguları hemen hemen birçok çocuğun aile içi geçimsizlik, çatışmalar, yolunda gitmeyen evlilikler içinde yaşadığı duygulardır.
Ebeveynler arasındaki çatışmalar, çocuğu duygusal olarak örselemektedir. Aile içi kavgalara, tartışmalara maruz kalan ve bunları gözlemleyen çocuklar, akran ilişkilerinde sorunlar yaşama, arkadaşlıklar kuramama, yeni ilişkiler başlatamama, disipline karşı çıkma, çevresine karşı ilgisizlik, aşırı duyarsızlaşma gibi sosyal ve duygusal problemler sergilemektedir.
Bu sonuçların yanı sıra akademik başarının düşmesi, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon kaybı gibi bilişsel performansa yönelik problemleri de yaşayabilmektedirler.

Çocukların tartışmalardan en az zararla çıkmaları için neler yapılmalı?

* Tartışmaları mümkün olduğu kadar çocukların önünde yapmamaya özen göstermeli.
* Özellikle çocuklarla ilgili tartışmalar, onların önünde yapılmamalı. Çocukları en çok etkileyen tartışmalar, kendileri hakkında olanlardır.
* Tartışmaların çözüme yönelik ve uzlaşmacı olmasına özen gösterilmeli. Anne-baba arasındaki çatışmaların çözüme ulaşması, tartışmanın çocuk üzerindeki duygusal ve davranışsal etkilerini azaltmaktadır. Çatışmanın sıklığı ve düzeyi kadar, çatışmanın altında yatan nedenler de çocuk açısından önemlidir.
* Sözel olmayan öfke ifadelerinden kaçınmalı.
* Anne ve babalar aile içindeki rollerini aksatmamalı ve sorumluluklarını yerine getirmeli.
* Anne ve babalar çocuk yetiştirirken tutarlı ve kararlı olmaya özen göstermeli.
* Çocuğun duygusal gereksinimlerine karşı duyarlı olmaya özen gösterilmeli.

Hürriyet Çocuk Kulübü Gazetesi’nde bu hafta

Hürriyet Çocuk Kulübü Gazetesi’nde bu hafta, iyi ve kötü meleklerin sihirli bir dünyadaki eğlenceli maceralarını anlatan “Angel’s Friends”, merakla beklediğimiz “Çılgın Dostlar 3” filmi, Hollywood ünlülerinin çocuklarının giyim tarzları, sizlerden gelen on binlerce haber, şiir ve fotoğraf arasından seçtiklerimiz, yazı işleri toplantısı için gittiğimiz Bahçeşehir Koleji Florya İlköğretim Okulu’ndaki muhabirlerimizin çalışmaları, sporda en son gelişmeler, muhteşem moda önerileri, ayrıca rengarenk bilmece bulmaca sayfaları, kültür sanat etkinlikleri ve teknoloji ile ilgili en son gelişmeler var. Sakın kaçırmayın!

Çılgın Dostlar 3

Boog, Elliot ve ormandaki diğer arkadaşları yepyeni maceralarla geri döndüler! Boog, arkadaşları geziye çıkmak yerine ailelerini tercih edince hayal kırıklığına uğrar. Geziye tek başına çıkmaya karar veren Boog, bir sirk çemberinin tam ortasına düşer! Kendisine çok benzeyen bir ayıyla yer değiştirmek ve sirkte çalışan çekici bir Rus’a aşık olmak üzereyken, aslında ailesi ve arkadaşları arasında bir seçim yapmak zorunda olmadığını fark eder. Çocukların keyifle izleyeceği bu eğlenceli sinema filmi dün vizyona girdi. İyi seyirler...

Çocuklar eğlenerek öğrensin

Çocuklar için hem eğlenme hem de öğrenme zamanı! Edukids Eğitici Oyun Kartları, okul öncesi yaş grubundaki çocukların hem görsel hafıza, dikkat ve zihinsel gelişimine destek oluyor hem de eğlenceli zaman geçirmelerini sağlıyor.

Karagöz Balıkçı

Şehir Tiyatroları sahnesinde çocukların keyifle izleyeceği güzel bir gölge oyunu: “Karagöz Balıkçı”... Karagöz ve Hacivat’ın maceralarını anlatan oyun 4-5-11-12 Aralık’ta Gaziosmanpaşa Ferih Egemen Çocuk Tiyatrosu’nda, 16-17-23-24-30 Aralık’ta da Kağıthane Küçük Kemal Çocuk Tiyatrosu’nda sahnelenecek.
Yazının devamı...

Çalışan annelerin en büyük derdi

27 Kasım 2010
Herkes sanıyor ki en büyük dertler evde olan, çalışmayan annelerin. Kendilerini yetersiz hissediyorlar, ev kadını olmaktan son derece rahatsız olanları da var.
Çeşitli ortamlarda “Siz ne yapıyorsunuz?” sorusuna yanıt verirken, çoğu “önceden şunu şunu yaptım ama şöyle oldu, sıkıldım” gibi sözlerle bir şey yapmış olduklarını ama şimdi çalışmadıklarını anlatıyor.
Genelde sıkılmış durumdalar. Sürekli “Bir şey yapsam ama ne yapsam?” sorusunun yanıtını da arıyorlar. Son derece saygı duyuyorum. Hak veriyorum...
Ancak...
Ya biz çalışan anneler? Bizi düşünen yok!
Bizler her sabah kuaförden fırlamış saçlarımızla, pür makyaj mutlu mutlu işe gidiyoruz, son derece de harca harca bitmez modunda kazanıyoruz, şahaneyiz, süperiz sanılıyor. Bizim derdimiz, sıkıntımız yok. Görüntü bu.
Olur mu öyle şey? Tabii ki var bizim de sorunlarımız...
Şimdi ilk sıkıntımı anlatıyorum: Okul yöneticilerinden artık çalışan anneleri de düşünmelerini istiyorum!
Öğretmenler Günü oluyor, veli toplantıları oluyor, şenlikler, kutlamalar oluyor. Ve tüm bunların kutlanma, yapılma, toplanma saatleri hafta içi sabah veya öğleden sonra oluyor.
Çalışan annenin tüm kutlama ve törenlere katılabilme ihtimali yok. İzin alan var, alamayan var. Yöneticisi anlayışlı olan var, olmayan var.
Peki çocuklar? Anneleri gelenlerle gelemeyenleri düşünelim.
Öğretmenler Günü kutlaması... Elinde hediyelerle, çiçeklerle çocuğunun yanında tüm öğretmenleri gezen veliler ve onların doğal olarak mutluluktan sırıtan çocuklarını düşünün.
Aynı gün o törende şiir okuyacak diğer bir çocuğun annesi ise izin alamadığı için orada değil. Bir de onu düşünün.
Şimdi çalışan annelerin çocuklarının bu durumu yaşamalarının sorumlusu kim? Bizlerin çalışıyor olması mı? Diğer annenin çalışmıyor olması mı? Yoksa bu tür etkinlikleri asla bir “aile etkinliği” havasına sokmak istemeyen okul yönetimleri mi?
“24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlaması” başlığı altında o haftanın temasını “öğretmenlik” yaparsın.
Çocuklara anlatırsın, yazdırırsın, konuyu işlersin. Hiçbir veliden ve hiçbir öğrenciden “hediye” kabul etmediğin gibi “velileri” de işin içine sokmazsın. “Öğretmen ile çocuk” olayına yüklenirsin.
Ha canın çok kutlamak istiyorsa, illa ki bir şölen yapmak istiyorsan, bir cumartesi gününe “Öğretmenimi Seviyorum Partisi” organize edersin. Dersin ki “çocuğum anneni, babanı, kardeşini al gel ve Öğretmenler Günü’nü kutlayalım”...
O zaman olur biter bu iş. Ne öğrenci üzülür ne de çalışan anne...
Zaten yeterince vicdan azabı yaşıyoruz, bu öneri yerinde değil de ne? Sorarım okul yönetimleri size...
Not: Bu yazıyı yazdım, çünkü bu hafta çocuğunun şiir okuyacağı 24 Kasım törenine katılmak isteyen bir çalışan anne, müdürü “Ne biçim izin nedeni bu, ne saçma” diyerek kendisine izin vermediği için 14 yıldır çalıştığı bankadan hem de hiçbir hak talep etmediğine dair imza attırılarak istifa etti.
Çantasını aldı, özel çekmecesini bir poşete döküp törene gitti. Çocuğunu ağlaya ağlaya izledi. Ve okuduğu şiir sonrası yanına gelip “Niye ağlıyorsun anne?” diye soran oğluna “Çok duygulandım da ondan” dedi.

Spor yapan çocuklar okulda daha başarılı

Spor özünde sistem, disiplin, hedef ve başarı kombinasyonudur. Spor yapan çocuk ister istemez disiplinle sistemi uygulamaya, hedef koymaya ve başarmaya güdümlenir.

Spor Okulları Genel Koordinatörü Funda Öztürk Alban, sporun çocukların başarısındaki etkilerini şöyle anlatıyor:
Sporla enerjisini atan, sosyal bir gruba ait olan çocuğa, kazandığı başarı ve çevresinin desteği motivasyon kaynağı olur. Sağlığı, direnci, görüntüsü ve becerileri arkadaşları içinde de saygı uyandırır.
Spor yapan çocuk onaylanır, destek görür ve sevilir. Tüm bu pozitif katkılar çocuğun derslerdeki başarısını da pozitif yönde etkiler.

TAKIM SPORLARINA YÖNLENDİRİN

Ergenlikte veya ön ergenlik döneminde (9-12 yaş) enerjisini doğru kullanması, sosyal gelişimi ve özgüven duygusunun artması için her çocuğun özellikle takım sporlarına yönlendirilmesi gerekir.
Artan ders yükünü kaldırması, arkadaşlarıyla ödevlerini tartışması, çözümleri paylaşması, öğretmenleri tarafından desteklenmesi daha kolay olur.
Hayatındaki başarı hedeflerine koşarken sportif hedefleri ile ders başarısını paralel tutacağından ivmede paralel yükselir.

DAHA AZ HASTALANIR

Yapılan bir araştırmada, spor yapan ilköğretim öğrencilerinin zihinsel aktivitelerinin, yapmayan öğrencilere oranla daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir.
Spor yapan çocuk düzenli uyur, düzenli beslenir, direnci daha yüksek olacağından daha az hastalanır, böylece yaşam koşulları daha dengeli bir hale gelir. Bu da okul yaşamını daha kaliteli kılar ve okul başarısını olumlu yönde etkiler.
Çocuğunuzun sağlıklı büyümesi, gelişmesi ve derslerindeki başarısı için mutlaka bir spor branşında aktif olmasını sağlayın.
Her çocuğun severek yapabileceği bir spor mutlaka vardır. Ebeveyn olarak yapmamız gereken, onun bunu keşfetmesini sağlamak ve daima arkasında durmak olmalıdır.

Medrano Sirki İstanbul’da

Avrupa’yı dolaşıp yüz binlerce minikle buluşan Medrano Sirki, yarın İstanbul’da olacak! Bengal kaplanları, İspanyol gösteri atları, sevimli köpekler, yetenekli papağanlar, motor şovları, Robin Hood Show, jonklör, ikili trapez, tranbolin, denge ve palyaço gösterilerinin yer aldığı sirkte çok eğleneceksiniz...
Carrefour İçerenköy Alışveriş Merkezi

Eğlence başlıyor!

Çırağan Palace Kempinski’de yeni yıl eğlenceleri bu hafta sonu başlıyor! 28 Kasım, 5 Aralık, 12 Aralık ve 19 Aralık pazar günleri Boğaz’ın hemen kıyısındaki Laledan Restoran’da annelerle babalar brunch keyfi yaparken, ufaklıklar Çırağan şefleriyle Noel kurabiyeleri pişirecek. Kurabiyeler pişerken de önlüklerini istedikleri gibi boyayacaklar, oyun odasında eğlenceli oyunlar oynayıp sürpriz hediyeler alacaklar.
Bilgi için: 0 212 326 46 46

Yoga zamanı

Sakin ve huzurlu zamanlar geçirmek, negatifliklerden uzaklaşmak istiyorsanız, size güzel bir önerimiz var. Merih Kenet Yoga Stüdyosu’nda yoga terapisine ya da çocuğunuzla yoga derslerine katılabilirsiniz. Ne kadar keyifli ve huzurlu zaman geçirdiğinize siz bile şaşıracaksınız!
Tel: 0216 302 69 65
Yazının devamı...