"Tülay Demir" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tülay Demir" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tülay Demir

Çok güzel iki babadan destek alıyorum

16 Ekim 2018


Hem yapımcılığını hem de başrolünü üstlendiğiniz “Kürk Mantolu Madonna” sezon boyunca kapalı gişeydi. Geçen hafta ise Uluslararası Antalya Film Festivali’nin jüri koltuğunda gördük sizi. Öncelikle ağır ama sağlam adımlarla böyle önemli bir yol kat ettiğiniz için sizi kutlamak istiyorum.

- Çok teşekkür ederim.

Bu jüri üyeliği teklifi nasıl geldi? Karar merciini etkileyen, adınızı akıllarına getiren neydi?

- Aslında ilk jüri tecrübemi burada yaşamadım. Bu yıl, Nürnberg’de düzenlenen Türkiye-Almanya Film Festivali’nde de jüri koltuğunda oturdum. Sonrasında buradan teklif geldi. Aslında çok sıkışık bir dönemdi benim için. Çünkü “Kürk Mantolu Madonna”yla sezonu yeni açmıştık. Buna rağmen her işi organize ettim ve geldim.

Neden şartları bu kadar zorladınız, festivali sizin için bu kadar özel kılan ne?

- Adının Altın Portakal ya da Antalya Uluslararası Film Festivali olması bir şey değiştirmiyor, bu bizim biricik festivalimiz. Ve ben de bir oyuncu olarak yıllardır yakından takip ederim.

Yazının devamı...

Oğuzhan Uğur: Seda Sayan adını söylediğim anda pişman oldum

9 Ekim 2018


Fotoğraflar: Emre YUNUSOĞLU

Son yıllarda kime sorsak sosyal medya fenomeni, kime kulak versek fenomen olma yolunda... Nedir bu sosyal medya fenomenliği?

- Anlatmaya mecradan başlayayım bence... Sosyal medya çok tehlikeli bir mecradır.

Neden o?

- Yaptığınız videoyla bir anda milyonlar sizi takip etmeye başlar. Fakat yaptığınız işin devamı gelmezse hızla gelen insanlar aynı hızla kafalarını başka yere çevirir. Tehlikeli kısmı bu... Adı üzerinde “takipçi” demek, hareket eden birini takip eden kişi demektir. Tek bir işle var olmaya çalışırsanız, o insanlar sizi takipten vazgeçer.

Yazının devamı...

Aşktan önce güven arıyorum

2 Ekim 2018

Müzikten, siyasetten, her şeyden konuşacağız ama röportaja başlamadan önce bir cümle kurdun ya, benim aklım hâlâ orada...

- Evlenince ne oluyor konusu mu?

Evet...

- Filozof diyor ki her şey iyi gidiyorsa mutlu, kötü gidiyorsa filozof oluyorsun...

Filozof öyle diyor, ya sen?

- Bir kez denediğimden ve başarısız olduğumdan, evlilik konusunda benim düşüncelerime çok değer vermemeni öneririm.

Kendine o konuda bir şans daha vermeyecek misin?

- Ben şans vermem ki, Allah verir.

Yazının devamı...

Çapkın olduğunu biliyorum sevgilinle gelebilirsin

25 Eylül 2018

◊ Selami Bey, çok iddialı olduğunuz bir albüm geliyor, ondan haberdarım. Ama onun öncesinde 30 Eylül’de Harbiye’de vereceğiniz konseri konuşalım isterim... “Eskimeyen Şarkılar”la sevenlerinizin karşısına çıkacaksınız. Nasıl gidiyor hazırlıklar?

- Çok iyi... Biliyorsunuz bu konseptteki ilk konseri Bostancı Gösteri Merkezi’nde düzenlemiştik. O inanılmaz ilgi gördü. Salon fuldü. İçeri giremeyenler, kapıda kalanlar bile gitmemiş, dışarıda oturup dinlemişlerdi. 70’lerde yaptığım şarkıları okuyorum sahnede... İnanır mısınız 15 yaşındaki çocuklar dahi benimle beraber marş gibi baştan sona söylüyor. Bu öyle gurur verici bir durum ki, tarifi yok.

◊ Biraz konserin detaylarından söz etseniz... Sürprizler var mı mesela bizi bekleyen?

- Var. Tiyatro-sinema dünyasından çok ünlü bir sunucumuz olacak. Adını daha kararlaştırmadık ama... Ayrıca benim eski görüntülerim ve kayıtlarım olacak.

◊ Sizin hiçbir şarkınız eskimiyor ki, aralarından nasıl seçim yapabildiniz?

- Zor oldu tabii... Allah’a şükür 200’e yakın hit çıkarmışım. Bazen 10 yaşında çocuklar yanıma geliyor, “Selami baba fotoğraf çektirelim mi?” diye soruyor. İnanamıyorum, “Allah’ım, bu kadarcık çocuklar nasıl tanıyor beni?” diyorum.

◊ O yaştakiler de biliyorlar mı şarkılarınızı?

- Biliyorlar ya... “Bir şarkın var, çok seviyoruz” diyorlar. “Hangisi?” diye soruyorum. “E işte ben sevdalı sen belalı, o” diye cevap veriyorlar.

Yazının devamı...

Nereden geldiğimi asla unutmadım

18 Eylül 2018

Uluslararası Güreş Federasyonu (FILA) tarafından “Asrın Güreşçisi” unvanı verilmiş bir sporcusunuz. Halk tarafından da çok seviliyorsunuz. Duyduğuma göre hayatınızın film yapılması yönünde ısrarlar varmış. O konuda ne düşünüyorsunuz?

- Şu anda öyle bir düşüncemiz yok açıkçası. Zaman zaman spor yaşamımız ve siyasi hayatımızla ilgili belgesel benzeri teklifler geliyor ama şu ana kadar hiç o kadar kapsamlı bir proje düşünmedik.

Ciddi engeller ve zorluklara rağmen yılmamış, dünya çapında başarılara imza atmış birisiniz. Aslında hikayeniz çok izlenir diye düşünüyorum.

- Engel demeyelim aslında... Sonuçta hayatın kendisi bir mücadele... İnsanlara her şey dört dörtlük şekilde, altın tepside sunulmuyor. Biz de hayatımızı öyle bir mücadeleyle idame ettirmeye çalışıyoruz. Bir şekilde ayakta durmanın yollarını buluyor, bunun için mücadelemizi veriyoruz ve vermeye de devam edeceğiz. Tabii ki bu mücadele evresi kolay geçmiyor.

Stockholm’de düzenlenen 1993 Dünya Şampiyonası’nda Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonu olduğunuzda daha 17 yaşındaymışsınız. O yaşta böyle bir başarıyı hazmetmek kolay olmasa gerek. O ilgi hiç “ne oldum ben” sarhoşluğu yaratmadı mı?

- Biz yokluktan, yoksulluktan geldik. Zor şartlarda yetiştik.

Anamızın babamızın zor şartlar altında bize sunduklarıyla büyüdük.

Yazının devamı...

Okumak eskiden erdem sayılırdı şimdi enayilik

15 Eylül 2018

◊ Yeni filminiz  “Babamın Ceketi” hayırlı olsun...

- Çok teşekkürler.

◊ Nasıl bir film?

- Yeşilçam döneminde avantür denilen filmler vardı, bilirsiniz. Her şey aynı filmde; aşk, dram, aksiyon, sosyal içerik, komedi... Bu da öyle bir film.

◊ Konudan da biraz söz edebilir misiniz?

- İşsizlik yüzünden evlenemeyen bir gencin babasıyla çatışmasını anlatıyor. Ve değişen değerleri... Malum, eskiden okumak bir erdem sayılırken günümüze enayilik olarak görülmeye başlandı.

◊ Bu genç de eğitimli olduğu halde mi işsiz?

- Evet, üniversite mezunu ama uzunca süre iş bulamıyor. Sevdiği kızın babası kalp krizi geçiriyor, bunun üzerine diyor ki “Bir an önce evlenin de kızımın mürüvvetini göreyim”... Böyle olunca iş bulması aciliyet kazanıyor.

Yazının devamı...

Begüm’ün heyecanına ortak olmak istedim

11 Eylül 2018

ÖZLEM SÜER: BEN HEP DOĞANIN ROMANTİKLİĞİNİ SAVUNDUM

Özlem Hanım, öncelikle koleksiyon detaylarından söz eder misiniz? Bildiğim kadarıyla neo romantik, avant-garde ve neo bohem olmak üzere üç tema var.

- Evet... Neo romantik, yeni formlarla romantizm arayışımıza, avant-garde her daim deneysel yaklaşımımıza ve neo bohem ise nomad ruhundaki hafifliğimize ithaf edildi.

Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul’a katılma sebebiniz ne? Bu organizasyonun sizin açınızdan öneminden bahseder misiniz?

- Tasarım alanında uluslararası platformdaki en kapsamlı ve güncel etkinlik olduğundan, bunu ülkemizi ve kendimizi temsilde bir sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Bu sebeple Moda Haftası performansları bizim için her daim çok önemli.

Defilelerinizde ısrarla görmek istediğiniz modeller var mı? Kimlerle çalışmayı tercih ediyorsunuz?

- İlk defilelerimizden beri

Yazının devamı...

Türk sinemasına engel koymadık

4 Eylül 2018

Menderes Bey, size soru sormak zor aslına bakarsanız... Karşımda sadece Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı değil aynı zamanda çok eski bir gazeteci var...

- (Gülüyor)... Estağfurullah. Gazetecilik bizim aile mesleği. Dedem gazeteci, babam gazeteci, ben gazeteciyim, annem gazeteci, ablam aynı şekilde. Eşim bile benimle evlenince gazeteci oldu. 1949’da çıkmaya başlayan bir gazeteyi ailece devam ettiriyoruz. Gerçi artık okumaya fırsat bulamıyorum ama...

Dijital çıktı, sayfa çevirme kalmadı...

- Çok doğru. Maalesef öyle. Ben ki mürekkep kokusuyla büyümüş biri olarak her şeyi dijital ortamda okumaya alışmışsam düşünün artık. Herkes alışır.

O kokuyu özlemiyor musunuz hiç? Bana dijital aynı tadı vermiyormuş gibi geliyor.

- Zaman... Bir zamanlar “O mürekkep kokusunu duymadan zor yaşarız” derdik, çünkü gazeteciliğin olmazsa olmazıdır. Ama artık gazeteyi elime almadan, direkt dijital ortamda okuyorum.

Yazının devamı...