"Metin Görgün" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Metin Görgün" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Metin Görgün

Dünya onuncusuyuz

17 Kasım 2006
 SPORDA olimpiyatlardan sonraki en önemli organizasyon olan Dünya Şampiyonası’nda bir çok ilki gerçekleştiren Bayan Voleybol Takımımız, son maçında ABD’ye 3-1 yenilerek Dünya 10’uncusu olmuştur. Elemelerden gelerek ilk defa katıldığımız böylesi uzun ve önemli bir turnuvada otoriteler tarafından gelecekte çok büyük başarılar beklenen en önemli takımlardan biri olarak anılmak bile çok hoş.Tabii biz bugünden bazı başarıların olmasını bekleyenler olarak üzüntülü olduğumuz anlarda eleştiri oklarını biraz sivri tuttuysak bu takıma olan inancımızdandır. En büyük sorunumuz istikrarsızlığımız. Günden güne, maçtan maça, hatta setten sete çok uç noktalarda değişen oyunlar oynamamız. Bu yüzden biz de her gün farklı maç yazıları yazdık. Bir gün göklere çıkardık, bir gün eleştirdik.Sırbistan Karadağ’ın sürprizini biz de yapabilirdik, dememi kimse engelleyemez. En büyük beklentimizi gerçekleştiremedik. Türkiye’deki sıradan insanımızı bu maçların atmosferine sokamadık. Kaybımız bu. Başarılı olduk diyelim. Gurur kaynağımız olan Dünya’nın en skorer oyuncusu unvanını kazanan, Türk adını Dünya voleybol tarihine altın harflerle yazdıran Neslihan’ı ne kadar tebrik etsek az diyerek, tüm ekibimizi tekrar kutlayalım.SALON: Nagoya Rainbow Hakemler: Ronaldo Cholakian *** (Arjantin), Osame Sakaide *** (Japonya)ABD: Santos (***), Bown (**), Wilkins (***), Metcalf (**), Scott (***), Haneef (***) (Drury ***, Davis **)TÜRKİYE: Elif (**), Aysun (**), Esra (***), Neslihan (***), Özlem (**), Natalie (**) (Gülden **, Seda *, Eda ***, Gözde *, Deniz **)SETLER: 25-22, 23-25, 25-17, 25-16 SÜRE: 88 dakika (21, 24, 23, 20)

Yazının devamı...

Panzeri dağıttık

16 Kasım 2006
SULTANLARIMIZIN, Almanya karşısındaki oyununu gördükten sonra "daha önce neredeydiniz?" demekten kendimi alamadım. Özellikle Esra günün en önemli oyuncularından biriydi. Esra, servis karşılamada, defansta, blokta, hücumda mükemmel oynadı.

Kim ne derse desin, Natalia ve Esra gibi oyuna katkı anlamında birbirine yakın iyi smaçörlerin varken, turnuvada varlığını geç hissettiren bir diğer iyi oyuncu Aysun, çaprazı Özlem ve kenarda Eda gibi orta oyunculara sahipsen; sakatlanan 1.pasör Bahar’ın yerine gayet iyi idare eden Elif’i, inişli çıkışlı da olsa arkada güven veren libero Gülden’iyle... En önemlisi de dünyanın en skorer oyuncusu Neslihan’ıyla bu takım ilk dörtte yer alabilirdi demek hayal değildir.

En büyük handikabımız, bütün oyucularımızın maçların genelinde iyi oynamalarını sağlayamamamız.

Rakibimiz ABD

Brezilya’yı dışarıda tutarsak ilk dörtteki diğer takımları (Rusya, İtalya, Sırbistan-Karadağ) daha evvelki organizasyonlarda yendiğimize göre ilk dört talebimin "ayakları yere basmıyor" diyemez kimse. Turnuvadaki en iyi oyunumuzla Almanya’yı 3-1 yenmemizin önemi, yakın geçmişte yaşadığımız olumsuz olayların acısını çıkarmış olmamızdır. Bugün ABD maçında da benzer oyunu oynarsak, ilk defa katıldığımız dünya şampiyonasını 9. olarak bitiririz. 15. Dünya Bayanlar Voleybol Şampiyonası’nda Almanya’yı 3-1 yenen Sultanlarımız, Tayvan’ı 3-0’la geçen ABD ile bugün 9-10’unculuk maçı yapacak. TSİ 08.00’deki maçı, TRT 3 naklen yayınlayacak.

TÜRKİYE-ALMANYA

á SALON: Nagoya Rainbow

á HAKEMLER: Andrey Zenovic (***) (Rusya), Zorica Bjelic (***) (Sırbistan-Karadağ)

á TÜRKİYE: Elif (***), Natalia (***), Özlem (**), Neslihan (****), Esra (***), Aysun (****) (Gülden ***, Deniz **, Eda **, Seda **)

á ALMANYA: Weiss (**), Bouagaa (**), Fürst (**), Thumm (**), Grün (***), Ssuschke (**) (Tzscherlich **, Kozuch *, Hart *, Dumler **, Benecke **)

á SETLER: 23-25, 25-16, 25-20, 27-25

á SÜRE: 96 dakika (26, 19, 23, 28)
Yazının devamı...

Tesadüf değil

7 Haziran 2006
Elemelerden birinci olarak Avrupa Şampiyonası finallerine katılmaya hak kazanan ilk takım olarak tarihe geçti. Bu tesadüf değil. Geçen sene Avrupa İkinci Ligi’nden, Birinci Ligi’ne çıkarak başladıkları yükselişe, Bahar Kupası’nda alınan birincilik, Avrupa Ligi’nde Final Four oynamaları ve İzmir’deki Universiad’da alınan birincilik eklendi.

Bu jenerasyonda iş var diyen ve bu ekibe inananlardan öncelikle eski milli takım antrenörü Nedim Özbey’e, menajeri Paidar Demir ve antrenör Mustafa Çayır’a, ardından yeni antrenörümüz Işık Menküer, menajer Hakkı Filibeli ve antrenör Cem Akyol’a tebrik ve teşekkürü bir borç biliriz.

Hep birlikte tek yürek

Bu başarı yeni federasyona yakıştı. Geçmiş senelere baktığımızda Avrupa’daki üst düzey takımlardan teknik olarak pek bir farkımız yoktu. Ancak fiziksel kapasite olarak yetersiz kalıyorduk. Bu son jenerasyon hem fizik kapasitesi, hem de teknik yeterlilik anlamında dünya standartlarında oyunculardan oluşmaktaydı. Oyuncularımızın Türkiye Ligi finallerindeki form grafiği bizi umutlandırmıştı. Sadece deneyim eksiklikleri vardı. Finaller öncesi iyi bir hazırlık dönemi, Milli Takımımız’ın ilk defa katıldığı Avrupa finallerinde misafir olmadığını gösterip, ilk dörtte yerini alarak, bu platformda kalıcı olacaklarına inanıyorum. Rusya’da 2007 Eylül’ünde Milli Takımımız’la hep birlikte tek bir yürek olacağız. Bize bu mutluluğu yaşatan başta oyunculara, teknik kadrolara ve emeği geçen herkese "Helal Olsun" diyoruz.
Yazının devamı...

Helal olsun

4 Haziran 2006
Onun dışında "orda bir köy var uzakta" şarkısı gibi o ordadır ve bizimdir. Bir haftadan beri voleybol camiasının Alev ablası "Alev Ercins" beni birkaç defa arayıp 10.yıl ÜSO etkinliğine çağırıyordu. Benden başka ünlü! yok herhalde deyip kızımı alıp gittim.

Fakat etrafa baktığımda bir ben ünsüzdüm. Gazanfer Bilge’den Beden Terbiyesi Müdürü Mehmet Atalay ve Neslihan’a kadar birçok tanınmış sima oradaydı. Bu kadar insanı cumartesi günü 40 derece sıcakta Burhan Felek’e getirmek ciddi emek ister.

Kadınlar Kolu faaliyeti olduğunu duyduğumda hobiler geçici hevesler olarak bir iki senede sıkılıp bırakılacak bir uğraş sanıyor insan. Ama ÜSO (Ücretsiz Spor Okulları) tam 10 yılı geride bırakmış durumda. Duyunca önce şaşırıyor sonra da helal olsun diyor insan. Bu işe sosyal sorumluluk anlamında katkıda bulunan Kent Gıda, Turkcell, Nike ve Aydın Doğan Vakfı gibi kurumlara teşekkür ediyoruz.
Yazının devamı...

Nefes kestiler

22 Mayıs 2006
Sahaların Alanya’nın girişine taşınması, yeni tribün düzeni ve sahaların genel görüntüsüyle gurur duymamak elde değil. Bu güzellikte tek eksik seyirci. Maçların yapıldığı yerin Alanya’nın merkezinden biraz uzak olması bahane olmamalı. Alanyalılar sizin için yapılan bu organizasyonlara katılımcı olmanız şart.

Finanse edilmeli

Gelin coşun, eğlenin ve coşturun. Bu ilk ayak olduğu için Avrupa’daki bütün iyi oyuncular burada. Kızlarda favori Yunanlı Arvanity ile Karadasiou yarı finalde. Erkeklerde ise yarı finalin sürpriz ikilisi Rus Arkaev ile Barsuk, gelecekte çok şampiyonluklar kazanacak gibi gözüküyor.

Bu güzellikleri TRT ekranlarından izleme şansınız var. Biz hem eğleniyoruz, hem de plaj voleyboluna doyuyoruz. Ancak finallerde ve yarı finallerde kendi oyuncularımızın yer almaması tek üzüntümüz.

Federasyon’un bir an önce plaj voleybolu oyuncularını finanse ederek bu tür turnuvalara katılmasını sağlamaları gerek.
Yazının devamı...

Sayın Şahin'e sorular

25 Şubat 2006
Bu durum doğal olarak yeni ve olağan dışı bir seçimi gündemimize getirdi. Seçim, demokrasinin en önemli unsuru. Gerek genel seçimlerde, gerekse bu tip delege yöntemli seçimlerde hep küçük hesaplar, çıkarlar devreye girip, asıl sorunları görmemizi engeller. Şu anda Voleybol Federasyonu Başkanlığı seçimlerine katılan delegelerin de olaya bu gözle bakmayacaklarını umuyorum.

Çok yakın bir geçmişte Futbol Federasyonu seçimlerini yaşadık. Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Ali Şahin, aklanmamış, yani bir anlamda ibra olmamış adayla sonuna kadar uğraşacağını söyleyerek, bazı imalarda bulunmuştu. Şimdi Sayın Şahin’e sormak istiyorum...

Mali genel kurulda ibra olmamış bir başkanın tekrar aday olmasına göstereceği bir tepki var mıdır, yok mudur? Yoksa, voleybol uğraşmaya değmeyecek kadar ufak mıdır? Açıkcası sayın bakanımızın bu sorulara cevabını merakla bekleyeceğim.

Bu inat niye?

Federasyon başkanlığı gibi fahri olarak görev yapılan bir yer için, istenmediği açıkça belliyken, hala inatla aday olunmasına hem şaşıyorum, hem de ister istemez aklıma başka şeyler geliyor.

Aslında şu koltuk sevdası insanları değiştirmese de, birlik ve beraberlikle yeni yapılanmaların önü, baştaki kişilerin teşvikiyle açılsa ne güzel olurdu. Sayın Hüsnü Can da iyi kötü bir dönem, hatta eskiyi de sayarsak iki dönem başkanlık yapmış biri. Yönetim kurulundan 6 kişinin istifa etmesi nedeniyle hiç böyle ibra edilmeme rezaletini yaşamadan seçim kararı alabilirdi. İşte o zaman ne olursa olsun ’ben başta olayım’ gibi sığ düşünceden de uzaklaşmış olurdu. Ama şu anda tablo tam tersi. O yüzden hala vakit varken adaylıktan çekilmenin ve verilecek birlik mesajının eski başkana yakışan bir hareket olacağına inanıyorum.

Birleştirici ve samimi

Yeni adayımız Sayın Erol Ünal Karabıyık birleştirici ve samimi mesajlarıyla ortaya çıkmış biri. Defalarca birtakım projelerden bahsetti. Ancak beni en çok Burhan Felek Spor Kompleksi ile ilgili yapmayı planladığı alışveriş-eğlence-spor kompleksi projesi heyecanlandırıyor.

Eğer bunu hayata geçirebilirse, ki burada özelleştirmeleri teşvik eden Sevgili Mehmet Atalay’ın da bu tip işlere sıcak baktığını biliyorum. Türk voleybolu maddi sorunlarını tamamen çözmüş olur.

Sevgili delegeler sizlerden ricam sözlerin tutulmadığı, tutulmayan sözlerin de takip edilmediği günümüzde mali genel kurul gibi önemli bir silahı kullanabileceğiniz gerçeğiyle, yapılmayanların takipçisi olun. Son anda oy avcılığı için takım sayısını artırmak gibi, düşmeyi kaldırmak gibi küçük hesapları ellerimizin tersiyle itip, oylarınızı Türk voleybolunun iyiliği için kullanın.
Yazının devamı...

Milat, 29 Aralık

2 Ocak 2006
Bir devir kapandı. Son mali genel kurulda delegeler hem katılımın yüksek olmasıyla, hem de oylamada gösterdikleri tavırlarla voleybola sahip çıktılar. Bazen iyi bir çıkış için dibe vurmak gerekir. Türk voleybolunda son yıllarda geldiği nokta buydu. Ekonomik, izlenme ve medyada yer alma açısından tam anlamıyla dibe vurmuş olan voleybol yeni kurulacak federasyonla tekrar özlediğimiz noktaya çıkacaktır.

İlk raundu kaybetti

Hiç alışık olmadığımız bir sürü şaibelerden kurtulması anlamında da önemliydi bu oylama. Ancak her şeye rağmen oylama sırasında yapılan bir teklifle ibra edilme şansını yakalamıştı federasyon. Eğer seçim kararı alsalardı... Olmadı ve sonuçta kol kırılıp yen içerde kalmadı ve ilk defa bir mali kongreden bir federasyon ibra edilmeden çıktı. Yakıştı mı? Tabii ki hayır. Ama buna neden olanların utanması gerekiyor.

Oylamanın ilk raundunu divan başkanlığı seçiminde kaybetti federasyon. 57-51. Daha sonra gelen, delegeleri aşağılayan tavır, geri tepti ve son oylamada fark iyice açıldı; 67-43. Ekonomik konularda sorulan sorulara yeterli ve tatmin edici cevaplar alamayan ve ibra etmek için her yolu deneyen kurul üyeleri sonunda gereken cevabı verdi ve bu voleybol tarihimizde kara bir leke olarak kalacak.

Camia kucaklanmalı

Son genel kurulda seçilen divan heyeti voleybolumuzu seçimlere kadar yönetmeli diyorum. Gelelim diğer bir konuya... Yapılacak başkanlık seçimlerinde kim başkan olacak? Ekibinde kimler olacak? En kısa zamanda bu soruların cevaplarını bu operasyonu düzenleyen grubun vermesi lazım.

Bundan önceki federasyonun yapamadığını yaparak aileyi kucaklayan yapı kurulmalı. Hatta tek adayla seçime gidilerek geçmişin kötü izleri silinmeli. 29 Aralık’ı milat kabul edip süratle yukarıdaki sorulara açık cevaplarla şeffaf katılımcı bir yönetim oluşturulmalıdır.

Adama sorarlar

Aslında Sayın Hüsnü Can’ın yaşadığı bu olayın tüm seçimle iş başına gelmiş insanlara derslerle dolu olduğunu söylemek istiyorum. Kimse seçildiği camiadan büyük değildir. Ne zamanki bu tür büyüklük ve ne yaparsam olur havalarına girilirse, aynı seçen grubun gazabına uğraması kaçınılmazdır.

Sayın Hüsnü Can’a, çete yakıştırmasını yaptığınız, voleyboldan anlamayanlar dediğiniz grubun yakın geçmişte yanınızda yer aldığını hatırlatırım. Adama, "Ne değişti de böylesi yakışıksız terimler kullandınız" diye sorarlar. Sonuçta keskin sirke küpüne zarar vermiştir.

Önemli olan voleybol camiasının uğratıldığı zararlardan bir an önce kurtulmasıdır. Güzel bir 2006 ve aydınlık günler voleybol camiasını beklemektedir. Var gücümüzle ve en önemlisi hep beraber daha iyisi için çalışmalı ve beklentisizce destek olmalıyız. Yeni oluşum hepimize hayırlı olsun.
Yazının devamı...

Suçlusun Hüsnü Can

12 Kasım 2005
Bayanlarda Avrupa finali oynamış, Dünya Kupası Finalleri’ne gitme hakkı kazanmış, son Avrupa Şampiyonası’nda altıncı olmuş ve bir sonraki finallere direkt katılma hakkını elde etmiş, erkeklerde Avrupa Ligi’nde final grubuna kalmış, Üniversiteler Dünya Şampiyonu olmuş iken, nedir bu son günlerdeki olaylar? Evet, camianın dışındaki bütün insanlar bunu konuşuyor. Bugünkü yazımızda elimizden geldiğince sizleri aydınlatmaya çalışalım.

Talihsiz açıklamalar

2003 Avrupa Bayanlar Voleybol Şampiyonası’nı Türkiye’ye alan Ahmet Gülüm federasyonunu, turnuva başlamadan önce son basın toplantısında kendilerini yıpratmak için alındığını iddia eden ve ‘Burada ilk 4’e girmek bile mucize’ diyerek kızlara olan güvensizliğini belirten ve de başarısızlığın (ya da başarının) kendilerine mal edilemeyeceğini vurgulayan bir başkandan sözediyoruz. Talihsiz açıklamalar rekoru kıran Sayın Hüsnü Can, her basın toplantısını birilerini karalamak adına kullandı.

Hürriyet’in haberi doğru

Son Nedim Özbey’le başlayan ve de Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu’ndan 6 kişinin istifalarıyla devam eden olayların nedenleri Celal Demirbilek’in Hürriyet Gazetesi’ndeki ‘Başkan emir verdi, yenildik’ başlıklı haberiyle biraz netleşse de, karşılıklı suçlamalar ve tepkilerle olay iyice anlaşılmaz hale geldi. Erkek Milli Takımı’ndaki huzursuzluk yeni değildi. En az 5-6 kez Nedim Özbey ve ekibi istifaya niyetlenmiş ancak hep Üniversiade için vazgeçilmişti. Belki de bardağı Nedim Özbey için taşıran son damla, Yunanistan’daki telefon konuşması olmuştu.

Toplantıda sorduk

Şunları kesin belirtmek gerekiyor. Hedef haline gelen Celal Demirbilek’in haberinin içeriği yüzde yüz doğru... Doğru olduğunu nereden mi biliyoruz? CNN Türk’teki programıma bağlanarak açıklama yapan Merkez Valisi Mehmet Gündoğdu aynen şunları söyledi:

‘Nedim Özbey’in ağzından yazılan, Sayın Hüsnü Can’ın Portekiz maçını kaybetmemiz için telefonda telkinde bulunduğu iddiasının doğruluğunu bir yönetim kurulu toplantısında sorduğumuzda, aynen gazetede yazdığı gibi olduğunu öğrendik ve şok olduk.’

Hatalar zinciri

Yani konunun içeriğinde yanlışlık yok. Bu konunun böyle büyümesine bir sürü hatalar zinciri neden olmuştu. Nedim Özbey bu telefonu Hüsnü Can’dan alınca hem oyuncularla hem de ekibiyle bunu paylaştı. Ortak tavır, çıkıp oynayalım bize bu yakışır, oldu. Evet kimse maç satmadı ya da niyetlenmedi bile ama bir takımın aklına böyle bir şey soktunuz mu, bunun virüs etkisi yapacağını her spor adamı bilir. Yani suç yok. Ama bu imalara sebep olan ve aslında Erkek Milli Takımı’nı geniş bir kadroyla bildirmek gibi basit bir konuda bile yönetim becerisini gösteremeyen federasyon başkanı Hüsnü Can’ın gönüllerdeki suçunu yok kabul edebilir miyiz, bilemiyorum.

Oradaki işiniz ne?

Gerçek şu... Yunanistan’a ve Sırbistan-Karadağ’a yenilen millilerimiz eğer Portekiz’i yenerse Varna’da üçüncüler arasında bir turnuva oynama hakkı daha elde edecekti. Fakat dar kadro nedeniyle o tarihte Üniversite Milli Takımımız’ın maçlarıyla çakışınca, ikisinden birini tercih etmek gibi bir durumla karşı karşıya kalındı. Varna’ya kesin olarak Milli Takım’ın gitmemesi lazımdı. Başkan da tercihini kendince haklı olarak Üniversiade’den yana kullanmakta sakınca görmedi. Sormak lazım, çok önceden belli olan bu organizasyonların çakışma ihtimali göz önüne alınıp, neden daha geniş bir kadro bildirilmedi. Sizlerin oradaki işi ne?

Haydi bütün bunlar hataydı... Özerk federasyonun en önemli işi kaynak yaratmak olmalı... Yine istifalar nedeniyle bugüne kadar bu konuda da hiçbir şey yapılmadığını öğreniyoruz. Bu kaostan öğrenmemiz gereken en önemli şey; voleybol tek kişinin yönetemeyeceği kadar büyük. Amaç tek başına yönetmek adına voleybolu küçültmekse buna dur demek voleybol ailesine düşüyor.
Yazının devamı...