"Yılmaz Özdil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yılmaz Özdil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Yılmaz Özdil

2010 hurmalar 2014 tırmalar

14 Ağustos 2014

Gaziantep mitingi.

*

“Sevgili kardeşlerim...
Zaman tünelinde geriye gidelim.
Ne yaptılar?
İçerde sanal tehditler, dışarıda düşman ürettiler, endişelere maruz bıraktılar, milleti korkuttular.
Ne dediler?
Türkiye’nin üç tarafı denizle, dört tarafı düşmanla çevrili dediler.
Biz ne yaptık?
Onlar gibi ufuksuz değiliz.
Vizyonsuz değiliz.
Biz geldik, bu anlayışı yıktık.
Esad kardeşimle oturduk...
Mayınları temizledik.
Vizeleri kaldırdık, kapılarımızı açtık.
Şimdi benim Gaziantepli kardeşim, istediği gibi Halep’e gidiyor, Şam’a gidiyor. Halep’teki Şam’daki Lazkiye’deki Hama’daki Humus’taki kardeşim de, istediği
gibi Gaziantep’e geliyor.
Ne oldu?
Bütün o tehditlerin, korkuların ne kadar boş olduğu ortaya çıktı.
Kim kazandı?
Gaziantep kazandı.
Vizyonumuzun en canlı tanığı Gaziantep’tir.”

*

Ağustos 2014.
Gaziantep.

*

Ahali Suriyelilere saldırdı.
Şehir yanıyor.

*

E bu vizyonla Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı seçtiğimize göre... Daha büyük vizyon sahibi olan Ahmet Davutoğlu’nu başbakan yapmazsak,
ayıp bize yani.

Yazının devamı...

Açtırma çatıyı söyletme kötüyü

13 Ağustos 2014

Çatı adayı henüz belli değildi.
Chp’den isim bekleniyordu.
Kılıçdaroğlu’na liste sunuldu.
Listede 10 kişi vardı.
Bazıları CHP mensubuydu.
Bazıları dışardandı.
Asker vardı, hukukçu vardı.

*

(Maalesef, bu listenin varlığından Chp milletvekillerinin bile haberi yok, şu anda sizlerle birlikte öğreniyorlar. Senin nerden haberin var derseniz? Hakikaten enteresansınız yani... Mecburettin beyi nerden bulduklarını merak etmiyorsunuz da, benim bu belgeyi nerden bulduğumu mu merak ediyorsunuz?)

*

(Hadi sizi biraz daha meraklandırayım... Mecburettin bey listede yoktu.)

*

Kolon kolon hazırlanmıştı. Birinci kolonda, adayın ismi yazıyordu. İkinci kolonda, şu kesimden oy alır, bu kesim destek verir gibi, avantajlarını gösteren özellikleri belirtiliyordu. Üçüncü kolonda, dezavantajları yazıyor, Kürtler sevmez, muhafazakârlar tepki gösterir gibi tespitler yer alıyordu. Dördüncü kolon, zurnanın zırt dediği yerdi. Çünkü... Söz konusu adayın “geçiş süreci”nde nasıl bir rol oynayabileceği, “geçiş süreci”nde nasıl bir liderlik sergileyebileceği yazıyordu. Daha da dikkat çekici tarafı... Söz konusu aday cumhurbaşkanı olursa, “geçiş sürecinde Başbakan Erdoğan’la nasıl bir ikili oluşturacakları”na dair öngörüler sıralanıyordu.
“Uyumlu ikili olurlar, geçiş sürecinde dengeleri sağlarlar”
gibi notlar vardı.

*

E düşünüyor tabii insan...

*

CHP’nin cumhurbaşkanı kriterleri arasında yer alan “geçiş süreci” nedir?
Nereye geçiyoruz birader?
Nereye geçiriliyoruz?
Nasıl bi film çevriliyor ki, cumhurbaşkanının nasıl bi “rol oynayacağı” tartışıldı?
Daha önemlisi...
Zaten cumhurbaşkanı seçtirmeyi beceremediniz ama, seçtirmiş olsaydınız, Chp’li cumhurbaşkanının, Tayyip Erdoğan’la uyumu neden bu kadar hayatiydi?
Chp seçmeni Tayyip Erdoğan’ı frenleyecek bir cumhurbaşkanı arandığını zannederken, neden, Tayyip Erdoğan’la ortak çalışacak bir cumhurbaşkanı aradınız?
Mecburettin bey bu nedenle mi ha bire “Tayyip bey yakın dostumdur, aile dostumdur” filan diyordu? Bu nedenle mi, “ben cumhurbaşkanı olacağım, Tayyip bey başbakanlıkta başarılı hizmetlerine devam edecek” diyordu?

*

Ve, son soru...
Yukarda da belirttiğim gibi, 10 kişilik aday listesinde Mecburettin bey yoktu.
Ekmek için ayaklarıyla “Chp’nin dibine darı ekmek için Ekmeleddin” kriterini kulağınıza kim üfledi?

Yazının devamı...

Tıpış tıpış

12 Ağustos 2014

Akp kazandı.
Kadir Topbaş’a karşı kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu, bizim başarısızlığımız olarak yorumlanmamalı, oylarımızı
arttırdık, bizim açımızdan güzel
bir gelişme dedi.

*

2010 referandumu.
Akp kazandı.
Seçmen kâğıdını çıkarmayı unuttukları için oy kullanamayan Kılıçdaroğlu, ben İstanbul’da kayıtlı olduğumu sanıyordum, talihsizlik oldu, her şeye rağmen olumlu sonuç aldık, iyiye işarettir, akp çöküyor dedi.

*

2011 genel seçimi.
Akp kazandı.
Yüzde 30’un altında alırsam çeker giderim diyen Kılıçdaroğlu, yüzde 26 aldı; milletvekili sayısını arttıran tek parti biziz, yeni oydaşlar kazandık, 12 Eylül’den bu yana en başarılı dönemimizdeyiz, bir sonraki seçimde iktidarız dedi.

*

2014 yerel seçimi.
Akp kazandı.
Cemaatçileri, liboşları, özerkçileri, eski anap’lıları, eski dyp’lileri, milli görüşçüleri, hatta akp’den kovalananları aday gösteren, neredeyse bi tek chp’lileri aday göstermeyen Kılıçdaroğlu, çıkan sonucu başarısızlık olarak görmüyorum, bir çizgimiz var, sevindirici, kararlılıkla yukarıya
gidiyor dedi.

*

2014 Çankaya seçimi.
Akp kazandı.
Chp genel sekreteri Gürsel Tekin, bu seçimin kazananı chp’dir dedi. Kılıçdaroğlu ise, bu seçimin galibi Erdoğan değildir, sayın İhsanoğlu’dur, siyaset dünyamız çok önemli bir aktör kazandı, bugün seçim olsa yine sayın İhsanoğlu’nu aday gösterirdim dedi.

*

Bi anlık gaflet değildir.
Beş yıllık dalalettir.

*

Israrla haykırıyorum...
Tsk’ya kurulan kumpas, chp’ye de kuruldu. Yeni chp’nin başına paraşütle indirilenlerin amacı, partiyi partisizleştirip, bop eşbaşkanı zihniyetini olabildiğince iktidarda tutmaktır.

*

Chp’yi geri almadan, Türkiye Cumhuriyeti’ni geri alabilmek
mümkün değildir.

*

“Halka rağmen, halka yalan söylemeyen” yurtsever gazetecilere, üç günlük zıpçıktılar tarafından Halk tv ekranlarından hakaret edilmesi... Mümtazer Türkönelerle Cengiz Çandarlarla Ertuğrul Günaylarla saf tutulması, hazindir.

*

Milyonlarca chp’li, kendisini
temsil etmeyen tiplerden bıktı usandı, harakiri yaparcasına sandığa küstü. Milyonlarca insan, sırf Tayyip
Erdoğan kazanmasın diye, istemeye istemeye, içine sinmeden Chp’ye oy vermekten yoruldu.

*

Amerikan mandacılarınızı, ikinci cumhuriyetçilerinizi, tescilli ajanlarınızı, goygoycu gaztecilerinizi alın... Tıpış tıpış, bırakın gidin kardeşim.

Yazının devamı...

Yılmaz ÖZDİL

10 Ağustos 2014

Ayakkabı kutusuna atmayın.
Oy sandığına atın.

Yazının devamı...

Verene vuruyor sevene sövüyor

9 Ağustos 2014

*

Fener Rum Patriği Bartholomeos, Ahmet Davutoğlu ile görüşürken, “Tayyip Erdoğan’a her gün dua ettiklerini” açıkladı. Fener Rum Patrikhanesi’nin basın sözcüsü Peder Dositheos Anağnostopulos ise, Atlas Tarih dergisine konuştu, “Tayyip Erdoğan’ı bize Tanrı gönderdi, Sayın Başbakan hakikaten liderdir” dedi. Tayyip Erdoğan “Çok affedersin, ne Yahudiliğimiz ne Rumluğumuz kaldı” dedi.

*

İki defa madalya taktılar.
“İsrail dölü” dedi.

*

Şehit Aileleri Derneği’nin iftarında, Muharip Gaziler Cemiyeti tarafından Tayyip Erdoğan’a kalpak hediye edildi. Şehitlere “kelle” dedi. Gazilere “Gazi olmayı istismar etmeyelim, hiç şık değil, gaziysen gaziliğini bil” dedi.

*

Emniyet genel müdürü, polis teşkilatının teşekkürü mahiyetinde, Tayyip Erdoğan’a Osmanlı tuğralı 1903 yapımı tabanca hediye etti, polis rozeti taktı. Polis Koleji’nin mezuniyet töreninde diploma alan polisler, Tayyip Erdoğan’a hitaben, hep bir ağızdan, beraber yürüdük biz bu yollarda’yı söyledi. Tayyip Erdoğan, polisleri casus, vatan haini ilan etti, toplatıp toplatıp içeri tıkıyor.

*

Fethullah Gülen cemaati’nin Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Tayyip Erdoğan’a hoşgörü ödülü verdi. Tayyip Erdoğan, Fethullah Gülen cemaatine “haşhaşiler, virüs, habis ur, vampir, sülük, casus, vatan haini, terörist” dedi.

*

Verene vuruyor.
Sevene sövüyor.

*

Yarın seçim var...
Tayyip Erdoğan’a oy verecek olanların, bi daha düşünmesinde
fayda var. Çünkü, manzara ortada... Oy verirsin, sonra senin hakkında ne der, bilemem!

Yazının devamı...

Affedersin Ermeni

8 Ağustos 2014

Tıp doktoru. Aynı zamanda, heykeltıraş. Tatile giderken, Afyon’da mola verir. Oturduğu çay bahçesine kalabalık bir grup insan gelir. Üstleri başları perişan, alayı gariban, ağlamaktan gözleri şişmiş... Hayrola diye sorar? Şehit cenazesi taşıyan köylülerdir.

*

Üç yaşında olan ve ortalıkta neşeyle hoplayıp zıplayan kızına bakar, bir de köylülere... Bir yanda saçının telini dünyaya değişmeyeceği evladı, beri yanda evladını vatan için toprağa vermiş baba... Utanır. Bi şey yapmalıyım diye düşünür, bu çocukları ölümsüzleştirmeliyim... “Şehit Ağacı” projesi hazırlar.

*

Terör şehitlerini künyelere yazacak, künyeleri ağaca takacak, çocukların birer yaprak gibi ebediyen salınmasını sağlayacaktır o ağacın dallarında.

*

Projesini hayata geçirmek için aradığı fırsatı, anca 2003’te bulur. Resim Heykel Müzesi’nin açtığı yarışmaya katılmaya karar verir. İstanbul’a gelir. Künyeleri almak için Tahtakale’ye gider. Sorar soruşturur. Herkes aynı adresi gösterir... Ermeni bi usta.

*

Mısır çarşısının hemen arka sokaklarından birinde bulur küçücük dükkânı, girer, meramını anlatır. Ermeni usta dinler. Ve, o güne kadar heykeltıraşın hiç düşünmediği detaya dikkatini çeker, “Asla paslanmaması lazım” der, “Evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı”.

*

Olmalı ama, en pahalısıdır o bahsettiği paslanmaz künyeler, tanesi 1 lira 25 kuruş... “Ticari iş değil bu, parayı dert etme” der Ermeni usta, “vatan işi” der.

*

Beşte bir fiyatına, kâr filan almadan, hatta zarar ederek, 25 kuruştan verir. Üç bin künye... Haftaya gönderirim der. Tam gününde gönderir.

*

Sonra, kısmet olmaz, araya başka işler karışır, hazırlandığı yarışmaya katılamaz heykeltıraş... Künyeleri paket halinde evinin deposuna kaldırır. Taa ki, amacına ulaşacağı 2009’a kadar.

*

Ankara Kızılcahamam Belediyesi, Şehit Fatih Duru adıyla park yapmaktadır. Başvurur. Belediye başkanı derhal kabul eder, başımızın üstünde yerin var der. Kurumuş bir sedir ağacı, heykele gövde olur. Ancak, sorun vardır. Akıp giden yıllar içinde şehit sayısı altı bini aşmıştır, eldeki künye sayısı sadece üç bindir.

*

Parkın açılışına yetiştirme kaygısıyla, İstanbul’a gelmez, aksilik bu ya, Ermeni ustanın adını-telefonunu da kaydetmemiştir, internete girer, eksik künyeleri tamamlamak için askeri malzeme satan tüccarlarla temasa geçer. “Paslanmaz istiyorum” der. “Abi merak etme, künyenin kralı bu” garantisi verirler. Zaman dar... Ermeni ustanın 25 kuruştan verdiği künyeleri, 1’er liradan alır.

*

Tek tek şehitleri yazar, takar sedir ağacının dallarına... Cumhuriyet Bayramı’nda açılışı yapılır. Maymun iştahlı medyamız ilk gün hücum eder, Türkiye ağlayarak seyreder, sonra unutulur gider.

*

Ve, kış gelir. Sadece tebrik yağmaz tabii şehit ağacına, yağmur da yağar. Üç bin yaprağı ışıl ışıl parlarken... Gerisi paslanır!

*

Ermeni ustanın “Vatan işi bu, evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı” sözü kulağında çın çın çınlayan heykeltıraş, ağlayarak, tek tek değiştirmek zorunda kalır, Türk tüccardan aldığı garantili(!) künyeleri.

*

İnsan ol önce, insan.

*

Soy sop değildir önemli olan.
Milleti kimin soy’duğudur!

Yazının devamı...

Milletin adamı

7 Ağustos 2014

Resim yaptı, yağlıboya, yağcılar üşüştü, işadamları açık arttırmada kıran kırana yarıştı, tiko para 105 milyar liraya satıldı, memleketin en dandik ressamı memleketin en pahalı ressamı olmuştu, avangard yalakalar öylesine yalıyordu ki, kendini Picasso’yla kıyaslıyor, ne var yani, bunu ben de çizerim diyordu.
Sonra?
Devran döndü, sergi açtı, tablolarına 500 lira fiyat koydu, kimse almadı, 250 liraya indirdi, nafile, gene kimse almadı. İktidardayken kuşekâğıda basılan sergi kataloğu, internette 5 liradan satışa sunuldu, 5 lira, günahını bile veren olmadı.

*

Özal iktidardı.
Papatyalar pervaneydi, hasbahçe geceleriydi, işadamları elini, gazteciler kıçını öperdi, icraatın içinden’de gözümüze soktuğu tükenmezkalemi açık arttırmayla satıldı, dolmakalem bile değil, bildiğin tükenmezkalem, 20 bin dolar ödeyen oldu, üstünde namaz kıldığı seccadesi müzelerde sergileniyordu, o zamanlar umreye gitmek moda değildi, ihale kapmak isteyen seccadeyi görmeye gidiyordu.
Sonra?
Devran döndü, musluk kesildi, pırlantalara boğanlar da selamı sabahı kesti; ANAP’ın en şaşaalı günlerine tanık olan seçim otobüsüne bile haciz konuldu. Hem de, alacaklarını tahsil edemeyen partinin çaycıları tarafından!

*

Demirel iktidardı.
Hiç unutmam, İzmir’de partisi yararına balo tertiplenmişti, kendisi gelemedi, şapkasını gönderdi, hem vallahi hem billahi, fötr şapka özel olarak yaptırılmış cam fanus içinde getirildi, görevlilerin elinde salona girerken ayakta alkışlandı, şapkaya tezahürat yaptılar, en öndeki masaya, başköşeye yerleştirdiler, bi ara şapka konuşacak zannettim ama, olgun şapkaydı, sessiz kalmayı tercih etti, piyangoya konuldu, tanesi 2 bin liradan 20 bilet alan talihli işadamına çıktı.
Baba’nın şapkaları sadece parayla satılmıyordu, kuponla da veriliyordu! Tan gazetesi yarışma düzenlemiş, seçim meydanlarında millete sallanan şapkalardan 10 tanesini ikramiye olarak koymuş, acayip tiraj patlatmıştı.
Sonra?
Devran döndü, kendisine yakın bi işadamına imzalı şapka hediye etmişti, işadamı iflas etti, alacaklılar icraya başvurdu, yediemin deposuna kaldırılan eşyalar arasında imzalı şapka da vardı, başbakan ve cumhurbaşkanıyken yurt gezilerinde adeta elinden kapılan, kapış kapış giden şapka için, 50 lira fiyat biçildi. 50 lira. Alan olmadı, hacizli mallar deposunun tozlu raflarında duruyor.

*

Rte iktidar.
Yoksullara yardım için kermes düzenlendi, özel eşyaları açık arttırmayla satışa sunuldu, ayakkabısı ve kadife pantolonu 21 bin liraya alıcı buldu, talihli işadamı kadife pantolonu evinin salonunda tablo gibi duvara astı, ayakkabıları da biblo gibi şöminenin üstüne koydu.
Malatya’da yaşayan 5 aylık Şevval bebek, bayram harçlığını Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı kampanyasına bağışladı. 5 aylık bebeğin harçlığı mı olurmuş demeyin. Olur. Babası izah etti, henüz el öpmeyi öğrenemedi ama, büyüklerinden bayram harçlığı toplamayı öğrendi dedi. 5 aylık Şevval bebeğin iki çeyrek altın ve kese içindeki parası –miktar açıklanmadı- belediye başkanına teslim edildi.

*

Sonra?
Sonrası asla değişmez.
Akıbetleri hep aynıdır.
Sıkmayın canınızı.

*

Çünkü...
Milletin adamlarını da
tanırız biz.
Onların milleti’ni de.

Yazının devamı...

Ne memleket be kardeşim...

6 Ağustos 2014

Gerçi ahali tatilde... “Kulaç kulaç gelin” denseydi, daha doğru olurdu. “Kurbağalama kurbağalama sandığa” filan.

*

Henüz oy kullanmadık ama, sonuç belli... Seçim gecesi için test yayın yapan Anadolu Ajansı, abonelerine haber olarak geçti. Tayyip Erdoğan’ın Bartın’da yüzde 73, Rize’de yüzde 82, Isparta’da yüzde 80, Konya’da yüzde 75, Kahramanmaraş’ta yüzde 70 aldığını duyurdu.

*

Gurbetçiler alaka göstermedi, sadece 150 bini oy kullandı. Sıkmayın canınızı... Uçakla taşınırken 1 milyona yükselir, sayarken 2 milyona bağlarlar.

*

Tayyip Erdoğan 12 senedir ilk defa benimle temas kurdu, cepten mesaj gönderdi. “Bayramınızı kutluyor, rabbimden esenlik diliyorum, selam ve sevgilerimle” diyor. E cevap vermemek olmaz. Mesaj gönderen numaraya mesaj attım, “Eksik olma Tayyipçiğim, el öpenlerin çok olsun”.

*

Çatı adayı Mecburettin beye destek verenler çığ gibi(!) artıyor. Toplumsal Uzlaşma Reform Kalkınma Partisi’yle Büyük Anadolu Kalkınma Hareketi Partisi de destek verdi. Böylece, böyle partilerimiz olduğunu öğrenmiş olduk!

*

Tayyip Erdoğan, BBP bana destek veriyor diye Van BBP İl Başkanı’nı miting kürsüsüne çıkardı. Küçük bi pürüz vardı. BBP’nin Van’da il başkanı yoktu.

*

AKP, ahiretten oy istemek için, Karacaahmet Mezarlığı’na pankart astı. Mecburettin bey karşı atak yaptı, rahmetlilerin oyunu almak için, Menderes’in, Özal’ın, Erbakan’ın, Ecevit’in, Türkeş’in, Yazıcıoğlu’nun kabrini ziyaret etti. Gel gör ki... İyidere’nin AKP’li belediye başkanı, sandık müşahidi olarak sonucu izah etti, “beyin kanaması geçirdim, 20 gün komada kaldım, öbür dünyaya gittim, geldim, öbür tarafta dedelerinizi gördüm, Tayyip Erdoğan’a oy vermenizi istediler” dedi.

*

Mecburettin bey, rakiplerine biner lira bağışta bulundu. Ne yapsın senin bin liranı birader... Adam, 10 milyon doları beğenmiyor, vere vere 10 milyon dolar verebilen işadamını kucağa oturtuyor.

*

AKP bir türlü oy alamadığı Tunceli’yi defterden sildi, harita yayınladı, hokus pokus, Tunceli yok. Telaşla İzmir’e baktım. Şimdilik duruyor. Diyanet de Alevileri sıfırladı. Güya anket yaptılar, memlekette her mezhep var, Alevi yok iyi mi... Kala kala bir tek Alevi kalmış. Onu da Tayyip Erdoğan açıkladı, “Kılıçdaroğlu Alevi, ben Sünniyim” dedi. Aziz Nesin’e sormuşlardı, “Alevi değilsin ki, sana ne?” Şöyle cevap vermişti, “insan değilsin ki, sana nasıl anlatayım?”

*

Selahattin Demirtaş’a da “Zaza” dedi. Halbuki değil Zaza, Budist Aborjin bile olsa, hikâyedir... Bu seçimin en az oy alan, en çok kazananı oldu Demirtaş.

*

Çankaya’ya çıkarsanız frak giyecek misiniz diye sordular. Bizim geleneğimizde yok dedi. Gerekirse “papaz kıyafeti giymek” geleneğinde var. Frak alerji yapıyor.

*

Mitingde “baştörtülü bacım” bayıldı, sedyeye koyup kürsüye getirdiler, asrın lideri bi dokundu, kadın şak diye ayıldı! Mucize yani... “Dokunmak bile ibadettir” diye boşuna dememişlerdi. İtikadımız bir iken, bin oldu.

*

Üç İsrailli genç öldürüldü, Gazze’de taş üstünde taş kalmadı. Üç Türk gencini öldürdüler, genelkurmay “PKK öldürdü” dedi, PKK açıklama yaptı “biz öldürdük” dedi, Tayyip Erdoğan “hayır, PKK değil” dedi. Terörişkolara toz kondurmadı.

*

Rabia eskisi kadar oy getirmiyordu, fırsat bu fırsat, Hamas’et edebiyatına sarıldı. Sanırsın Filistin’e cumhurbaşkanı seçeceğiz. Kefiye takıp, mitinge çıktı, alçaklar şerefsizler, saydırdı. Ahali gaza geldi. İsrail Konsolosluğu’na saldırıldı. Taşladılar. Duvarlardan atlamaya kalktılar. Bravo... 2015 Ermeni Soykırım Yüzyılı şimdiden hayırlı olsun. Başta ABD, bütün dünyada tanınacağından emin olabilirsiniz.

*

Yahudi madalyalı imam’ın Yahudi madalyasına haciz geldi, zorla geri aldılar. “Alın başınıza çalın” filan diye bağırdı. Breh breh breh... Halbuki, bir değil iki tane Yahudi madalyası vardı. Öbür madalyadan hiç bahsetmiyor. Gururla takmaya devam ediyor!

*

Akdeniz Heykeli’nin kolunu kırdılar... Milletin adamı Tayyip Erdoğan olunca, millet de anca bu oluyor tabii.

*

Bu arada... İsrail tarafından devlet terörüyle katledilen Filistinli çocukların isimlerini kimse yazmadı. Ben yazayım. Berkin, Ethem, Ali İsmail, Abdullah, Ahmet... Kendi çocuklarının katili olan devlet, başka devletlere insanlık dersi verebilir mi?

*

Mahmud Abbas geldi. Rahmetli Arafat’ın sağ kolu, FKÖ kurucusu, Filistin Devlet Başkanı... Kolundan tutup iftara götürdüler. Bülent Ersoy’la poz verdirdiler. Adamın memleketinde kan gövdeyi götürüyor... Orhan Gencebay, Metin Şentürk, Alişan, Ece Erken, Berdan Mardini, Işın Karaca, Cengiz Kurtoğlu, Mustafa Sandal, Yavuz Bingöl, Tanju Çolak’la hatıra fotoğrafı çektirdiler. Yabancı ajanslara baktım, bu haberin altında “Türkiye yas ilan etti” yazıyordu! Aynı dakikalarda Şafak Sezer, elinde megafon, İsrail konsolosluğunun önünde, kahkahalar eşliğinde “tekbiiiir” diye bağırıyordu. Filistin davasını getirdiğimiz yer, işte buydu.

*

AKP’nin gazeteci “akil” adamı, “İsrail çocukları piçtir, anaları bellidir, babaları yüzellidir, çoğu orospu çocuğudur” diye yazdı. Yıldız Tilbe “Allah Hitler’den razı olsun, bunlara az bile yapmış adamcaaz” tiviti attı. Cumhurbaşkanlığı vizyon belgesini Recep İvedik’e sunarsan... Seviye gayet doğaldı.

*

Milli orduyu hapse tıkmışlardı, imamın ordusunu da içeri tıktılar. Herkes hocaefendiden tırsıyor ama, aslında, Tayyip Erdoğan’a dokunan yanıyor.

*

PKK’yı tanık yapıp, TSK’yı içeri atmışlardı. Şimdi, askerleri tanık yapıp, polisleri içerde tutmaya çalışıyorlar. Orduyu-emniyeti kafa kafaya tokuşturuyorlar, o arada, Bilal gemi alıyor.

*

Herkes polislerle f’olislerin maçını seyrederken, asrın lideri doksana takıyor. Naklen yayınlandı... Kendine pas verdi, kendine orta yaptı, kendi ortasına kafa vurdu, en az üç gol attı, kendi maçını kendi kazandı, yalakalıkta dünya şampiyonluğuna ulaşıldı, tribünler tezahürat yaptı, bu maçı vericez, başka yolu yok!

*

Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılanan şehit babası, Tayyip Erdoğan’a kına gönderdi. Bu haberi görmezden gelen şerefli(!) Türk basını, Beren Saat’ın kına gecesini manşet yaptı.

*

Asrın lideri, nasıl doğuracağınıza, kaç tane doğuracağınıza karar vermişti, en son, nasıl evlenmeniz gerektiğine karar verdi. Kız öğrenci yurdunda konuştu, “çok seçici olmayın, gülistandan boş çıkarsınız” dedi. Gerdek talimatları azzzz sonra!

*

İffetten sorumlu başbakan yardımcısı Bülent Arınç ise, kahkaha atan kadınların iffetsiz olduğunu açıkladı.
Eşini niye bıçakladın?
Gülümsüyordu hâkim bey.
Vay şıllık vay, yaz kızım, beraatına...

*

TBMM Soma Komisyonu, Soma’daki faciayı incelemek için ABD ve Güney Afrika’ya inceleme gezisi yapmaya karar verdi. Kış olsaydı, Soma’yı incelemek için İsviçre alplerine gidebilirlerdi.

*

Tekirdağ Valisi, Coca Cola’yı protesto etti, Fanta içti... Tahminim o ki, Tekirdağ rakısını protesto etmek için, fazla Yeni Rakı içti.

*

Jet Fadıl, Maldivler’de ada satıyordu ya... O adanın Jet Fadıl’a ait olmadığı ortaya çıktı. Maldivler’e gidip sorsan, muhtemelen, Maldiv ahalisine de Kınalıada’yı satmıştır.

*

Yüksek hızlı tren hizmete girdi. O hattı komple Çinliler yaptı, raylar İspanya’dan geldi, lokomotifler İspanya’dan geldi, vagonlar Güney Kore, makinistler Almanya’da eğitildi, sistemin testleri Fransa’da, Çek Cumhuriyeti’nde yapıldı, krediyi Avrupa bankaları verdi, sertifikayı İtalyanlar verdi. Asrın lideri “biz yaptık, bizzz” dedi. Alkışladılar.

*

Bismillah, ilk seferde stop!

*

İşin ekstra hazin tarafı... Yüksek hızlı trenin ismi ne biliyor musunuz? Piri Reis... Dünya tarihinde ilk kez, bu arkadaşlar tarafından, trene denizci ismi verildi... Ki, Barbaros da kondüktördü zaten.

*

Ee-ehh, yaz yaz sıkıldım, yeter gari... Tekrar hoş bulduk.

Yazının devamı...