"Mustafa Denizli" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mustafa Denizli" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Mustafa Denizli

Bu engelliler engel tanımaz

10 Ekim 2017

- İlk maçlarından itibaren takip ediyorum. Butün ülke insanı gibi ben de finalde yanlarında olmayı arzuladım. Ve bu mutluluğu onlarla birlikte yaşadık. Final heyecanı başkadır. Rakip de çok güçlüydü. Önce final heyecanını yendiler, sonra güçlü rakiplerini...

Maçtan önce oyuncularla bir araya geldiniz mi?

- Evet, çıkış tünelinde takımla birlikte oldum. Onlarla maç öncesi konuşmanın hem heyecanını, hem mutluluğunu yaşadım.

Sizce başarı nasıl geldi?

- Bu takım bu başarıyı nasıl kazanacağını zaten ilk baştan itibaren bize gösterdi. Maç öncesi vücut dillerinde, gözlerinde, ‘Biz bir takımız, biz bir ruhuz, şimdi çıkıyoruz, kupayla döneceğiz’ hissini yaşattılar. Bu bir Avrupa şampiyonluğu değil, insanlık şampiyonluğu. Hepsinin kısaca hikayesini bildiğim için ve hep şunu dedim: Bu engelliler engel tanımaz.

Milli maçlar için hep bir prim konusu vardır. Bu çocukların da hakkı değil mi prim?

- Bunlar prim istemez ama devlet verir. Bunlar prim istemez ama özel sektör verir. Bunlar prim istemez ama vatandaş da verir!

Yazının devamı...

Barça'nın korku pasları ve Modric!

4 Aralık 2016

Esasında tribünlerde gözlemlediğim bir milli maç, saha içerisinde ise El Clasico. Katalonya marşıyla başlayan seremoni içerdeki mücadeleyle devam etti.

Benim beklentim ikinci yarıda Arda ve Iniesta ile coşacak bir Barcelona’ydı. Tabi yıllardır Barcelona’yı büyüten, mükemmel yapan bir orta sahası vardı.

Hâlbuki dün Barcelona’nın en fazla sıkıntı yaşadığı yer oldu orta sahası. Sadece bu maçta değil bundan öncekilerde de bu kadar gereksiz, korku dolu paslar yapan, yana oynayan, dünyanın belki de en etkili hücumcularının aynı takımda olduğunu düşünürseniz, ortaya nasıl bir tablo çıktığını kafanızda canlandırabilirsiniz.

Önünde Messi, Suarez, Neymar gibi olağanüstü hücumcuların olduğu takımda Rakitic, Busquets ve Gomes gibi bir orta saha ile etkili olamayacağınızı yaşamanız kadar doğal bir şey olamaz.

Yazının devamı...

Kendini arayan adam

8 Kasım 2015

İlk Yarı:

 

İlk yarıda topa sahip ama temposuz bir F.Bahçe vardı. Sizce bu tespit doğru mu?

 

Doğru. Genel görüntü o. Fakat ben maçtan ziyade ilk 45 dakika başka bir şeye baktım. Baktığım da direk olarak Robin van Persie’ydi. Bu kadar büyük bir isim, bu kadar büyük bir kariyer... Maçı izlerken, onun futbol adına bir şeyler yapıp başarmasını istiyorum. Çalışıyor; çabalıyor ama kim olduğunu, nasıl oynadığını bulamıyor. Belki beklentilerin altında eziliyor. Bir gerçek ki RVP bu değil. Yoksa hakikaten gazetede çıkan Barcelona haberlerinin doğruluk payı mı var? Bu görüntüsünde ya bu söylediklerim ya da aklının karışık olduğu gibi bir çıkarımım var.
Maça gelince 45 dakikanın aşağı yukarı tamamını F.Bahçe baskısı altında geçirdik dersek, yeridir. Maç başladı, taraftar başladı. Fener bastırdı, taraftar bastırdı... Sağdan geliyor, soldan geliyor ama sadece geliyor. Bir tek net pozisyonu yok. Ve dakikalar 45’i gösterirken skorboard da yerinde duruyordu.

 

Aykut Kocaman’ın Konya’sını nasıl buldunuz?

Yazının devamı...

Kazansaydı bitirmişti

6 Kasım 2015

Kaybedilen 2 puanı nasıl yorumlamak lazım?

 

Kazanamamak Beşiktaş’ı puan hesaplarının içine soktu. Kendi maçından sonra Sporting ne yapacak diye beklemek durumunda kaldı. Ama istediği haber de Arnavutluk’tan geldi. Skenderbeu, sürpriz bir sonuca imza atıp Sporting’i yendi. Sporting, 4 puanda kalırken Beşiktaş ise puanını 6’ya taşıdı. Beşiktaş, gelecek hafta Skenderbeu’yu yenerse puanını 9’a çıkaracak. Ve son hafta Portekiz’de sadece kaybetmemesi gerekecek.
Dün Arnavutluk’ta yenilen Sporting gelecek hafta Lokomotiv’i, Moskova’da yenebilir. Fakat ipler yine de Beşiktaş’ın elinde olacak. Şunu da belirtmekte fayda var. Beşiktaş, Olimpiyat’ta kazansaydı, işini son haftaya bırakmayacak ve Portekiz’de kaybetme/kazanma endişesi taşımayacaktı.


Beşiktaş neyi eksik yaptı?


Yazının devamı...

Yazık, çok yazık oldu

4 Kasım 2015

İlk yarı:

Maça Benfica atak başladı, sonrasında G.Saray dengeledi. İlk 45’i nasıl yorumlarsınız?

Maçın bu şekilde başlaması doğaldı. Bu bir sürpriz değil. İstanbul’da da maç böyle başlamıştı. Fakat, G.Saray, Benfica’yı yakalayabileceği en güzel dönemde yakaladı. Dolayısıyla G.Saray’ın oyuna ortak olması da son derece doğal. İki takımı kıyasladığın zaman bireysel olarak G.Saray’ın sahip olduğu yıldızlara Benfica sahip değil. Onlarda bir Sneijder, Podolski, Burak ve Selçuk tipinde hücumcu yok.Tabii ilk yarıda oyunun başında Benfica’nın bir kaç tehlikesi oldu ama ondan sonra G.Saray oyunu dengeledi, hatta daha hakim oldu. İlerleyen süreç G.Saray’ın lehine. 

BURAK RİSKLİ

Diğer yandan iki takım da ilk 45’te “Bu oyun kırmızı kart çıkmadan zor biter” görüntüsü verdi bana. Burak’ın ikinci sarı kartı görebileceği pozisyon da oldu. Burak, G.Saray’ın en büyük gol silahı. Bence 2. yarıya devam etmemeli. Bir sonraki maçta olmayacak ama ben bu maç için endişeliyim. En ufak hareketinde dahi hakem onu kollar ki kolla oynadığı pozisyonda 2. sarıyı görebilirdi. Burak, kötü oynamıyor ama sarı karttan dolayı, zor bir karar olsa da, devam etmesinde risk görüyorum...

GEÇ GİTTİ

G.Saray, ikinci devre beraberliğe rıza mı göstermeli yoksa galibiyete mi oynamalı?

G.Saray, bu maçı kazanırım görüntüsünü ilk yarıda ortaya koydu. Peki Hamzaoğlu, ne tür hamleler yapabilir?Burak çıkarsa büyük ihtimalle Umut girebilir. İlerleyen süreçte de Yasin hamlesi olabilir. Oyundan düşerse Bilal’in yerine de Jem Paul Karacan oyuna alınabilir. Şunu da unutmamalı: G.Saray, maçtan bir gün önce çok uzun bir yolculuk yaptı. Oy kullanmak için bunu yaptı ama futbolcular pazar günü sabahtan oylarını kullanıp bir gün önceden Lizbon’a götürülebilirdi. Bu daha sağlıklı olurdu. İlk yarı bir yorgunluk hissetmedim. İnşallah 2. yarı da olmaz. Sonuçta maç ilk 45’te tam ortada göründü. Benfica’da da 2. sarıdan kırmızıyı görebilecek oyuncular var.

Yazının devamı...

Futbol kötü, 3 puan iyi

29 Ekim 2015

İLK YARI:

Nani’siz F.Bahçe’yi ilk yarıda nasıl buldunuz?

 

Nanili F.Bahçe nasıldı onu bir hatırlayalım. Bir de dünkü F.Bahçe’ye bakalım. Arada çok bir fark yok. Nani gerçekten çok kaliteli ve yaratıcı bir futbolcu. Ama bunları takım adına kullanırsa büyük futbolcu olur. Bildiğim kadarıyla bir sakatlığı yok. Daha sezon başı, kadroda olmamasının bir sebebi olmalı. Büyük bir ihtimalle fazlasıyla ferdi oyunu tercih ettiği için kadroya alınmadı. Nani, kalite ve yeteneklerini kendisi için değil takım için ön plana çıkardığı gün, Nani de Fenerbahçe de çok farklı bir yer edinir.

 

Fener’in üretkenlik sorunu devam etti mi?

 

Ediyor zaten. Fenerbahçe’nin önde bir 5’lisi var. Bu 5’liden 2 tanesi futbolu çok iyi bilen ama temposu diğerlerine nazaran daha düşük olan 2’li. Van Persie ve Diego. Yanlarında bir 2’li daha var. Markovic ve Alper. Bunlar son derece aktif ama futbol ve oyun bilgileri bu ikiliden eksik. 5.’si de De Souza. Peki, De Souza’dan ne bekleniyor? Bir orta sahadan gole gitmesi, şutlar atması, asist yapması, oyunu organize etmesi beklenir.  Bunların hiçbiri De Souza’da yok. De Souza orta sahayı hakikaten orta saha diye algılıyor. Neredeyse oyunun tamamında sahanın tam ortasındaydı. Topla buluştuğunda da öne 1 pas yapabiliyorsa, yana ve geriye 4 pas yapıyor. O zaman nasıl üretken olacak bu takım? Halbuki bu futbolcuları bir araya koyunca insan buradan çok gol ve pozisyon çıkar diye düşünüyor ama çıkmıyor.

Yazının devamı...

Birer devrelik derbi

25 Ekim 2015

İLK YARI

Baskılı başlayan bir F.Bahçe vardı ilk devrede. Siz nasıl yorumlarsınız?

Genelde Kadıköy’de zaten Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının başlangıcı böyle oluyor. Bizim derbiden önce Manchester derbisi vardı. Oradaki heyecan, pozisyon üretme, kaleyle ilgili ataklar Fenerbahçe-Galatasaray maçının çok gerisinde kaldı. Tribün coşkusu da öyle. İlk yarıda G.Saray ’ın büyük mücadelesi, Fenerbahçe’ye cevap verme, karşı koyma isteği vardı ama F.Bahçe kalesinde yarattığı bir tehlike yoktu. G.Saray ilk yarıda F.Bahçe ceza sahası çevresine kadar geldi ama oradan bir tehlike yaratamadan ayrıldı. Peki, F.Bahçe’nin net pozisyonları var mıydı? Tehlikeli fırsatlar yarattı ama bunlar net bir pozisyona dönüşmedi. Sadece belirgin bir F.Bahçe baskısı vardı. Muslera’nın çeldiği toplar vardı mesela. Ve sonunda da çelip gol olan top. Gol anında bir tek şu tartışılabilir. Van Persie aktif alan içinde mi, Muslera’nın hareketine mani oluyor mu? İlk yarıda akılda kalan pozisyon buydu. Benim gördüğüm, orta yapıldığı anda Van Persie aktif alanda ve ofsayttı.

Carole’un sakatlığı ve Olcan tercihi için ne dersiniz?

Ben Carole sakatlanınca Semih’in oyuna dahil olacağını düşündüm. Semih’in oyuna girmesi, olası Fernandao hamlesi için bir ön tedbir olacaktı. Hakan’la birlikte hava toplarında bir avantaj sağlayabilirdi. Ayrıca defansif olarak Hakan, Olcan’a göre daha tecrübeli, bu sebeple tercih edilebilirdi. Yani akla ilk gelen Semih’in oyuna katılımıydı. 

İlk devredeki oyun sizi derbi anlamında tatmin etti mi?

Beklediğim futbol kalitesinde değil ama Fenerbahçe’nin oyunda daha hakim ve etkili olduğunu söylemek mümkün.

Nasıl bir 2. yarı ve hocalardan nasıl hamleler bekliyorsunuz?

Yazının devamı...

Avrupa'ya döndü

22 Ekim 2015

Alınan 3 puan, Galatasaray’ın Avrupa’da kalışının bir garantisi, Şampiyonlar Ligi’nde de umudun devam etmesi anlamını taşıyor.


İLK YARI


MAÇA 1-0 geride başlamasına rağmen çabuk toparlanan bir Galatasaray vardı. İlk yarıyı nasıl değerlendirirsiniz?
Gerçekten 1-0 geride başladı Galatasaray. Zor bir başlangıç. Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi karnesi kötü. Böyle bir başlangıç, bir umutsuzluğu da beraberinde getirir mi, benzeri çağrışımlar saha içinde ve dışında olabilirdi.


Yazının devamı...