"Saffet Emre Tonguç" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Saffet Emre Tonguç" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Saffet Emre Tonguç

Saffet Emre Tonguç

Kıbrıs’ta güneşin izinde

21 Ekim 2018

Boğaziçi Üniversitesi’nin turizm bölümünden mezun olalı 31 yıl olmuş. Şehnaz Çehreli sınıfımızın en güzel ve en çalışkan öğrencilerindendi. Çok da başarılı bir turizmci oldu. Ardından yüreğinin sesini dinleyip sevdiği adamın adasına yerleşti. Ne de olsa Kıbrıs, Aşk Tanrıçası Venüs’ün doğduğu yer! Şehnaz şimdi Kıbrıs’a gelen turizm yatırımcılarına danışmanlık yapıyor, dostları içinse adada harika bir ev sahibi. Kaya Palazzo Girne, Kıbrıs’ın en yeni gözdesi. Çıtayı çok yüksek tutmuşlar. Versailles Sarayı’ndan etkilenmiş müthiş mimari ve iç dekorasyondaki rafine zevk beni etkiledi. Süitlerdeki ihtişam ve servis kalitesi aslında turizmde ne kadar ileride olduğumuzun bir göstergesi. Otelde açılan Develi Restoran şimdiden Kıbrıslıların favori yeri. Beyrut’un meşhur Sky Bar’ı ise tesisin alameti farikası olarak adanın gece hayatına damgasını basmış. Sadece otelde keyif yapmadım, Kıbrıs’ın zengin tarihi ve kültüründe soluklanıp size güzel bir rota çizdim.




1- Surların içindeki Lefkoşa’yı keşfedin. Kumarhaneler cenneti olarak bilinse de birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde çok daha fazlası var. Adanın tam ortasında bulunan Lefkoşa, ticari ve politik başkent olarak geçiyor. Lefkoşa’da Lüzinyan, Venedik, Osmanlı ve İngiliz izlerini görmek mümkün. Bana göre adadaki en çarpıcı eserlerden biri Ayasofya Katedrali. Camiye çevrilince Kıbrıs fatihi II. Selim’e ithafen Selimiye adını almış. Luzinyan krallarının taç giyme törenlerinin yapıldığı gotik bina 1326 yılında bitirilmiş. Kent surlarının Venedik kumandanlarının adlarını taşıyan 11 burcu var. Venedik surları içinde dolaşın. II. Mahmut’un tuğrasının bulunduğu Girne Kapısı’na göz atmayı unutmayın. Şehnaz’ın tavsiyesi adadaki ilk ve en önemli Osmanlı eseri olan 68 odalı Büyük Han’da kahvenizi yudumlamak.

Yazının devamı...

Edebiyatın izinde İstanbul

14 Ekim 2018

Çukurcuma’daki masumiyet
Ben Masumiyet Müzesi kitabını okuyup da gezenlerdenim. Hem roman hem de müze çok başarılı. Kahramanların kullandığı eşyalar, giydiği kıyafetler, hayalleri, gördükleri, yaşamlarında biriktirdikleri her şey müzenin vitrinlerinde çıkıyor karşınıza. Mekân ise 1897’den kalma üç katlı tarihi bir bina. 2014’te Avrupa’da ‘Yılın Müzesi’ seçildiğini de unutmayalım. Bu arada müze dükkânına da mutlaka uğrayın; kitaptan bölümlere atfedilen ilgi çekici posterler, kartpostallar ve aksesuarlar bulacaksınız.




Cihangir’de İkbal Kahvesi

Yazının devamı...

Toprağında insanlık tarihinin izleri var

16 Eylül 2018

Akdeniz boyunca yer alan yerleşimlerin her biri görülmeye değer. Öyle karma bir zenginliğe sahip ki geçmişte, Antalya’nın doğusuna “Her milletten insan yaşayan yer” anlamına gelen ‘Pamfilya’ demişler. Akdeniz’in ülkemizdeki en doğu bölümleri de Kilikya olarak adlandırılmış. Mersin de, bu bölgede yer alıyor ve civarı çok önemli tarihi noktalar ile dolu.

Kanlıdivane: Erdemli’deki ‘Kanlıdivane Ören Yeri’, Kanytelis ve Neapolis olarak tarihe geçmiş. Ağırlıklı olarak Roma ve Bizans binalarının bulunduğu antik şehrin girişinde, baş tanrı Zeus’a adanmış bir kontrol kulesi var.

Yumuktepe: MÖ 6300’lere uzanan tarihi var. Şimdiye dek 33 tabaka keşfedilmiş. İlginç bulgular var; mesela Akdeniz’de zeytinin ve incirin anavatanının bu bölge olduğu, üzümün ise daha geç dönemde geldiği botanik analizler ile saptanmış.



Yazının devamı...

Çeşme’de yelkenlerin dansı...

9 Eylül 2018

132 ülkeye gitmiş bir seyahat yazarı ve profesyonel rehber olarak söyleyebilirim ki, tarihinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de turistlerin büyük ilgisini çeken muhteşem bir ülkede yaşıyoruz. En büyük sorunlarımızdan biri diğer alanlarda olduğu gibi turizmde de marka yaratamamış olmamız. Ülkemizde turizm beldelerinin markalaşan etkinliklerle de anılması gerekiyor. Çeşme’nin Balık Turnuvası ve son zamanlarda çok zorlama bir etkinlik haline dönen Alaçatı Ot Festivali’nin ardından artık bir de uluslararası yelken yarışı Arkas Aegean Link Regatta var.




Bu sene ikincisi yapılan yarışın ilk günü ekipler sert Ege rüzgârında yol alarak Sakız’a ulaştı. Yarışın 30 Ağustos’a denk gelmesi güzel bir görüntüye de sebep oldu: Dev Türk bayrakları işe yarışan yelkenliler görsel bir şölenin mimarları oldular. Perleas, Argentikon ve Grecian Castle adada konaklamak için iyi alternatifler. Ben Sakız’da Mesta ve Pirgi kasabalarını çok seviyorum. Adanın merkezi vasat ve çirkin apartmanlarla dolu. Yemek için müzikli bir yer olan To Apomero, To Kechrimpari, Agyra Restaurant, Meze ve To Tsikoudo’yu tercih edebilirsiniz. Merkezden yaklaşık 15-20 dakika mesafedeki Lagada çok sevimli bir kasaba. Buradaki O Pasas (Paşa) çok iyi bir deni ürünleri restoranı. Sahibi Yorgo ile muhakkak sohbet edin. Dünya tatlısı biri. Türkleri de çok seviyor.

Yazının devamı...

Beni yanıltan şehir

2 Eylül 2018

Çok sevdim Bologna’yı, özellikle keyifle yürüdüğüm caddelerine ve mimarisine bayıldım. Arkatların sardığı sokaklarda kemerlerin arasından geçerek şehri keşfetmek harika. Bir de yolunuza sürekli küçük ve birbirinden şirin dükkânların çıktığını düşünürseniz, Bologna’yı sevme listesinin ilk maddesine bu keyfi yazmak gerektiğini anlarsınız. Bologna’da yapılacak en güzel şey sokak aralarında kaybolmak. Burası acaba nereye çıkacak diye düşünmeden, haritalara bakmadan o sokak senin bu sokak benim yürüdüm, iyi ki de öyle yapmışım. Saptığım her yer nefis manzaralar çıkardı karşıma.




İstanbul’a tarih yolculuğu
Yürüyüşün şehir merkezinden tren garına olan istikametinde İtalya’nın ulusal kahramanı Giuseppe Garibaldi’yle selamlaşıyorsunuz. Ülkenin birliğini sağlayan isim Garibaldi. Heykeli ile karşılaştığımda ise aklıma hemen İstanbul geldi. Hayır İstanbul aşkımı her yere sıkıştırmaya çalıştığımdan değil, Garibaldi 3 yıl İstanbul’da yaşadığından. 1828-1831 yılları arasında İstiklal Caddesi Eski Çiçekçi Sokak’taki 17 numaralı evde kalmış. O evin hemen yakınında ise geçirdiği uzun restorasyonun ardından bir kültür merkezi işleviyle İstanbul’a kazandırılan Casa Garibaldi binası var. 19. yüzyılda yapılan bu bina, o dönem hızla yayılan İtalyan İşçi Yardımlaşma Cemiyeti’nin ülkemizdeki şubesi niteliğinde. Casa Garibaldi’yi 2013 yılında İtalyan düşünür Umberto Eco da ziyaret etmişti.

Yazının devamı...

Şezlongdan kalkma vakti Bol adrenalin, bol eğlence

26 Ağustos 2018

Çoruh’ta rafting
Rafting denince akla gelen ilk adres Çoruh. Özellikle uluslararası düzeyde bu sporun en önemli adreslerinden... Bu ilgi boşuna değil; Çoruh dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri. 3 bin 225 metre rakımlı Mescit Dağları’ndan doğan ve ülkemizde 466 km. yol kat eden Çoruh Nehri’nde rafting sporunun tüm zorluk derecelerini denemek olanaklı. Zorluk puanı 1’den 6’ya uzanan parkurlarda, ilk kez raftingle tanışanlar 1-3 arası derecelendirilen bölümleri kullanıyorlar. 6 içinse gerçek bir profesyonel olmak gerekiyor. Bayburt-İspir arasındaki kısmın zorluk derecesi 2-3, İspir-Çamlıkaya ve ardından gelen Çamlıkaya-Tek kale parkurlarında ise zorluk sınırı 3-4-5. Çamlıkaya’dan itibaren Çoruh Nehri’ne pirinç tarlaları, bağ ve bahçeler de eşlik ediyor. Son parkur olan Tekkale-Artvin ise en zor kısım.



Gitmişken ne yapmalı?
Bayburt’ta Çoruh Vadisi manzaralı tepeye 11 yıl önce kurulan Türkiye’nin en özel müzelerinden Baksı’yı görün. Dört yıl önce Avrupa’da Yılın Müzesi seçilen Baksı’da, 20 Ekim 2018’e kadar Alev Ebüzziya’nın muhteşem bir sergisi de var.

Yazının devamı...

Dali’nin şehri Figueres

19 Ağustos 2018

Müzede Dali’nin empresyonist, fütürist, kübist ve sürreel eserlerinin dışında Antoni Pitxot ve Evarist Valles gibi sanatçıların eserleri de var. Ünlü İspanyol ressam El Greco’nun ‘Aziz Pavlus’ isimli tablosu ve benzeri eserler ise Dali’nin özel koleksiyonu bölümünde müzede sergileniyor. (www.salvador-dali.org) Dali enteresan bir adam, Gala isminde Ukraynalı bir karısı var, kadın biraz despot, kocasıyla ayrı yerde yaşıyor ve sadece izin verdiği zaman kocası ziyaretine gelebiliyor. Söylenenlere göre de Gala genç erkeklere meraklı, karısının sefa anlarında Dali’ye düşen ise çoğu zaman seyirci rolü ama adam gene de karısını seviyor! Bütün resimlerinde ve çalışmalarında ana figür Gala.

Dali aynı zamanda bir pazarlama dâhisi. New York’taki Metropolitan Müzesi’nde sergisi açılacağı zaman almış bir küveti, koymuş müzenin girişine ve başlamış yıkanmaya! Eserlerini yaparken de değişik teknikler uygulamış. Bir seferinde boya kutularına bacaklarını batırdığı kurbağaları tuvallerinin üzerinde zıplatıp, sıradışı çalışmalara imza atmış! Bu arada sanatçının yapmadığı iş yok. Hindistan Hava Yolları için bir reklam hazırlamış, onlar da çok memnun kaldıkları için Dali’ye fil hediye etmişler. Dali de binmiş filine, Figueres sokaklarında dolaşmış. Ahali de ‘Delidir, ne yapsa yeridir’ deyip umursamamış. Deli dâhinin mücevher tasarımları da çok başarılı ve müzede sergileniyor. Dali’nin paraya olan düşkünlüğünü ise bilmeyen yok. Eserlerinin kopyalarını basarken “Hadi biraz para basalım” dermiş. Dali o yüzden sağlığında para kazanıp, lüks içinde yaşayan nadir sanatçılardan.




Yazının devamı...

İsteyene kamp ateşi, isteyene butik otel

12 Ağustos 2018

Kendimi o kadar yorgun hissediyordum ki gezip görmek, keşfetmek yerine sadece durup dinlenebileceğim bir tatil kurguladım. Bu isteğime uygun olacağını düşündüğüm için de soluğu Datça Yarımadası’nda aldım. Her ne kadar Datça’yı gezmesem de etrafındaki koylarda çok güzel zaman geçirdim ve tam da istediğim gibi bir tatil yaptım.  Bana göre Türkiye’nin en iyi beş otelinden biri olan ve müthiş bir koyda bulunan D Maris tatil için ilk başlangıç noktam oldu.



Otelin ‘La Guerite’, ‘Zuma’, ‘Nusr’et’ ve ‘Rüya’ dışında yeni bir restoranı daha var: Simi’deki ünlü balıkçı Manos. Türk müşteriler sayesinde büyük bir üne kavuşan Manos’un otelin plajlarından birinde yer alan mekânı çok havalı olmuş. Simi’deki restoranı bunun yanında salaş meyhane kıvamında kalıyor. D Maris’ten sonra rotamı Orhaniye koyuna çevirdim. Amacım bir şefin ayak izlerini takip etmekti. Size 2014’te, o dönemde Amerika’dan yeni gelen, çok yetenekli bir şefi yazmıştım. New York’tan Tokyo’ya, dünyanın pek çok ülkesinde Stone Bars, Gramercy Tavern, Daniel NYC, French Laundry, Noma ve Narisawa gibi Michelin yıldızlı restoranlarda çalışmış olan Melih Demirel müthiş biri. Sıradışı yemekleri ve sunumları ile hem ezber bozuyor hem de kafalarda yarattığı “Bu yetenek bende niye yok” sorusuyla sinirleri bozuyor. Nişantaşı’ndaki İstanbul Frankie’nin yazlık mekânı olan Port Frankie (0549 231 60 02), Martı Hemithea’nın da içinde olduğu marinada açılmış.

İstediğiniz koydan alıyorlar

Yazının devamı...
Saffet Emre TONGUÇ Kimdir?

Yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat’ devri sona erdi! Hurriyet.com.tr Seyahat yazarları dünyayı geziyor… Gördüklerini, yiyip içtiklerini, yaşadıkları tüm maceraları A’dan Z’ye artık burada yazıyor…