"Murat Güloğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Güloğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Güloğlu

KKTC, Cem Yılmaz'la kendinden geçti

20 Nisan 2019

 Kesinlikle ama kesinlikle özlemişiz.İlk sahne zamanlarında beraber çalıştığımız rahmetli Savaş Ay'la birlikte bolca giderdik Leman Sahnesi’ne. Zamane Beyoğlusu’nun arka sokaklarındaki olaylar efsanevi A Takımı programının konusunu oluşturması işimize yarardı çünkü çekimlere başlamadan mutlaka Cem Yılmaz’ı izler oradan sokaklara akardık. Şahane zamanlardı. O yüzden, “Cem Yılmaz diye bir genç var.Harika işler yapıyor,mutlaka izle" diye tutturan o tayfadanım ben de. O günden bugüne binlerce gösteri. Mesaj kaygısız verdiği mesajlarla benim gibi on binlerce gencin kafasını açtı Cem Yılmaz. Önemli değil, çok önemlidir o yüzden. Kuzey Kıbrıs'ın eşsiz Bafra yöresinde boy gösteren Concord Luxury Resort bünyesinde faaliyete geçen devasa Gösteri Merkezi’nde Kıbrıslı kardeşlerimizle buluştu Cem Yılmaz. Tabii ki salonda kahkaha tufanı aldı başını gitti.Kıbrıs'ta yaşayanların anlayacağı esprileri de harmanlayınca gösterisine olay çok daha güzelleşti tabii. Bir sonraki gösterisi 11 Mayıs ‘ta yine aynı sahnede olacak.Bu arada özellikle Kuzey Kıbrıs Bafra Bölgesi’nin turizimde atağa geçmesi, dünya ölçeğinde turizm tesislerinin açılması harikulade bir alternatif olarak kendisini göstermesi son derece önemli ve umut verici.Bir de Concorde Gösteri Merkezi gibi devasa sahnelerin tesis bünyesinde hayata geçirilmesi bir çok sanatsal aktivitenin de yapılacağı anlamı taşıyor ki işte o da fark yaratan en önemli unsur.

Alaçatı’da ‘tasting’ zamanı
Baharın en keyifli boy gösterdiği yerlerden biri kesinlikle güzeller güzeli Ege ‘miz. Hele ki Çeşme,hele ki Alaçatı. En güzel zamanları şimdi oraların. Alaçatı festivalleriyle, mekanlarıyla, deniziyle, eğlencesiyle bir yaz klasiği malum. Bu nedenledir ki, yaz tam olarak kendisini hissettirmeden hayata ve keşfetmeye düşkün olan dostlarımın yolunu Alaçatı’ya düşürecek bir vesile söz konusu: O da, Tasting Alaçatı. Sanat, müzik, spor, doğa, macera ve gurme deneyimler yaşamayı önemseyenler son dönemde daha da çoğaldı. Dolayısıyla böylesi iç turizmi coşturan festivaller hayli mühim. Geçtiğimiz sene ilki düzenlenen Tasting Alaçatı da kendi alanında bir ilk. Organizasyon özde Alaçatılı işletmelerin ev sahipliğinde gerçekleşiyor ve bölgede sürdürülebilir turizmi amaçlıyor. Bir nevi imece usulü ile yerel esnaf kendi kendisini, el ele vererek büyütüyor. Şahane bir hareket. Bu etkinlik zincirinde Alaçatı’nın en iyi restoranları ve otelleri, bağ evleri ve çiftlikler özel mönüleri, etkinlikleri ve atölye çalışmaları ile vatandaşa kapılarını açıyor. Mesela bu yıl 60 işletme ev sahipliği yapacak. Peki nasıl gerçekleşecek bu Tasting Alaçatı? Şöyle ki, şeflerin özel tarifleri, tadım mönüleri, degüstasyon atölyeleri, kitap söyleşileri, doğada sabah meditasyonu, sergiler, caz ve klasik müzik konserleri hepsi bu etkinlikler zincirinde. Gurme lezzetleri tadabilme, workshop’lar, doğa, macera, spor, müzik ve sanat kategorileri de olmazsa olmaz elbette. Lavanta kokulu Alaçatı sokakları bu etkinliklerle daha bir güzel oluyor. Böylelikle hem esnaf kazanıyor, hem de vatandaş kaliteye doyuyor. 26 – 28 Nisanda Alaçatı ‘da buluşuyoruz.

Yazının devamı...

İstanbul Yeni Havalimanı sektörü coşturacak

12 Nisan 2019

İşte tam bu noktada sektör meslekleri de ön plana çıkmaya başladı. En önemlisi de pilotluk. Aslında her zaman hem Türkiye’de hem de dünyada pilotluk en prestijli ve en çok gelir getiren mesleklerden biri. Bununla beraber Türkiye için sektördeki gelişmeler ve sunduğu imkanlar, pilotluk mesleğini her zamankinden de cazip hale getirdi. Yeni havalimanının beraberinde filo sayısında yapılan artışlar, pilot ihtiyacını daha da gün yüzüne çıkardı. Mesela her yıl dünyada 20 bin, Türkiye’de ise en az 750-1000 pilota ihtiyaç duyuluyor. Bu rakam, ülkemizde daha fazlalaşacak. 

PİLOTLUK NEDEN REVAÇTA?

Pilot dostlarımızın kazancında gözümüz yok elbette zira gerçekten yoğun çalışıyorlar. Ancak pilot olabilmek de hiç kolay değil. Bu ücretlere karşın pilot açığının olmasının temel nedenlerinden biri de eğitiminin oldukça pahalı olması. Her ne kadar sektördeki açığı gidermek için pilotluk eğitimi veren üniversite ve kurum sayısı hızla çoğalsa da eğitimlerin ücretlerini ödeyebilmek  hiç kolay değil. Bu sebeple de pilotluk eğitimi için başvuran sayısı, sektördeki açığı karşılamaya yetmeyebiliyor. Fakat, pilotluk hayali kuranlar ama eğitim için bu yüklü ücretleri ödemeye durumları olmayanlar için zaman zaman önemli fırsatlar doğabiliyor. Bu fırsatlardan biri de bu sene yaşanacak. Hatta İstanbul’da uçuş tutkunlarının ayağına gelecek. En son 2013’te gerçekleştirilen Red Bull Uçuş Günü, 30 Haziran’da yeniden İstanbul’da, Caddebostan Sahili’nde gerçekleştirilecek. Bunun pilotluk mesleği ile ne alakası var demeyin. Dört kişiden oluşan, en yaratıcı el yapımı uçuş araçları ile 6 metrelik rampadan suya atlayıp jüriyi etkilemeyi başaran ve birinci olan takım, temel pilotluk eğitimi ödülünün sahibi olacak. Böylece pilotluk yolunda ilk adımın mali külfeti de ortadan kalkmış olacak. Organizasyonun şampiyonu kendi hayaline yaklaşırken sektör de ihtiyacını karşılayabilecek kişiye de kapılarını açacak da bu vesileyle İstanbul ‘umuzun Yeni Havalimanı bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyelim.Eminim ki memleketin gururu Türk Hava Yolları da yeni limanla beraber coştukça coşacak.

İSTANBUL'UN ‘MODERN' YÜZÜ

Hani denir ya hep, “Nerede o eski Beyoğlu" diye, işte geçenlerde eski Beyoğlu'nu aradım şöyle bir turlarken.Gençliğimin Beyoğlu ‘sunu...Bu bahar mevsiminde, hele ki sabahın ilk ışığında  muhteşem ara sokakları yeni yeni uyanırken caddenin, güzelliklerini anlatmaya kelimeler yetmez. Beyoğlu nasıl canlanır,eski sanat dolu günlerine döner mi dönmez mi bilemem ama İstanbul’un ve hatta Türkiye'nin en önemli eserlerinden İstanbul Modern ‘in geçici de olsa burada olması Beyoğlu için çok büyük şans. Galataport'taki yeni mekanına taşınmak için gün sayıyor malumunuz. Ziyaretim sırasında miniklerin müzeyi kuşattığını görmek mutluluk vericiydi. İstanbul’un farklı ilçelerinden gelen müze kurtları yaşamlarında unutulmaz anlar yaşıyorlar bu ziyaretlerle. Bu arada İstanbul Modern’deki, “İplikten Çözülenler: Tekstilde Küresel Anlatılar” başlıklı yeni sergiyi görmenizi tavsiye ederim. Tekstil malzemelerini yapıtlarında sanatsal ifade aracı olarak kullanan 25 uluslararası sanatçının nesne, resim, yerleştirme, arşiv malzemesi ve videolardan oluşan çalışmaları görülmeye değer. Sergi, Almanya’nın köklü sanat kurumu Uluslararası İlişkiler Enstitüsü işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun unutulmaya yüz tutan yazmacılık geleneğini canlandırıp tekrar hayata geçirme hikâyesinden Burhan Doğançay’ın Aubusson halı dokuma atölyelerinde gerçekleştirdiği duvar halılarına kadar birçok farklı hikâyeyi bir araya getiriyor. Yani demem o ki bu aralar ne yapıp edin,yolunuzu Beyoğlu’na düşürün.

Yazının devamı...

Şanlıurfa, Göbeklitepe, Halfeti...

28 Mart 2019

Bu kadim topraklarda binlerce, on binlerce yıl öncesinin yaşanmışlığını hissediyorsunuz her adım atışınızda. Hafta sonu bir grup arkadaşımla gittiğim Şanlıurfa’da işte bu büyülü hisse yeniden eriştim. Balıklı Göl, Halfeti ve elbette Göbekli Tepe. Tarihin akışını değiştiren Göbekli Tepe yaşattığı manevi duygular bir yana Şanlıurfa’nın ve yöre insanının kaderini değiştirecek türden. Yerli turizmi zaten coşturmuş durumda. Bu eşsiz tarihsel yolculuğa çıkanlar daha sonra müthiş Urfa yemeklerini yiyor, otantik mekanlardan alışverişini yapıyor, katıldıkları sıra gecesinde türküler söylüyor, ağıtlar yakıyor, Arkeoloji ve Mozaik Müzesi’nde tarihe tanıklık ediyor ve Urfa’nın dört bir yerini bir kaç gün içinde gezerek evine dönüyor. Böylelikle yöre insanı kazanıyor. Görünen o ki kent yerli ve yabancı turistle dolup taşacak.

GAP Turu kültür turlarının gözdesi

Peki Şanlıurfa bu kitlesel turizme hazır mı? Tesisleriyle, mekanlarıyla bu turizm hareketini karşılayabilir mi? Geleni oyalayacak, gelenin birkaç gün daha bu yörede kalmasını sağlayacak aktivitelere sahip mi? Aslına bakarsanız cevaplar, soruların içinde. Sadece gelenin bu yörede daha fazla vakit geçirebilmesi ve unutulmaz anılarla dönebilmesi için harekete geçmek yeterli olacaktır. Çünkü bunun için şahane bir malzeme sunuyor kent. Hem kültürüyle, hem de tarihiyle. Birçok tur operatörü düzenledikleri kültür turlarıyla özellikle yerli turisti bu yöreye getirmekte. Bu anlamda profesyonel dokunuşlar hayli önemli. Zira yöre o kadar zengin bir yöre ki, rehberinden, gidilecek restaurant, uğranılacak, alışveriş yapılacak mekanlara kadar incelik gerekiyor.

Bu anlamda Türk firmaları hayli profesyonel çalışıyor. 33 yıldır hizmet veren Jolly’nin Pazarlama Direktörü Yasemin Develioğlu, 2019 hedeflerinin, kültür turlarına katılan misafirlere Türkiye’nin sahip olduğu tüm güzellikleri keşfederken eşlik etmek olduğunu söylemesi önemli. Zira kültür turları bir sosyal sorumluluk projesi olmalı ve önce kendi değerlerimizi keşfetmeliyiz. Bu anlamda Jolly gibi firmaların bu konudaki istek ve gayretleri son derece önemli bir gayret içermekte. Kısacası dostlar bugün Göbeklitepe gibi bir rota insanlık tarihinin ezberini bozmuş durumda, dünyanın radarına giren bu değeri önce bizler sahiplenmeliyiz.

Kültür turları insanımızı birbirine kaynaştırıyor

Kurlarda ki oynamaları da düşününce yerli turizmin daha doğrusu kültür turizminin yaygınlaşması ve çoğalması kaçınılmaz. Yasemin Hanım’ın da dediği gibi Türkiyemiz ‘de deneyimlenecek daha çok yer ve daha çok tur var. Tarihe tanıklık etmiş ve hatta yönlendirmiş memleketimizi keşfetmek bir anlamda da boynumuzun borcu. Kültür turları ülkemizin tüm zenginliklerini görmek için bizleri yola çıkma ve keşfetme konusunda motive ediyor. Farklı coğrafyaların kültürleri ile insanlar arasında bir köprü kurulmasını sağlıyor, önyargılar ortadan kalkıyor ve yaşadığımız topraklara farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor. Böylece asıl olan seyahat etmenin ve keşfetmenin kendisi olurken, farklılıklar ve  dil,din, kültürel ayrışmalar da ortadan kalkıyor ve hatta gerçek zenginliğimizi keşfediyorum. Maalesef Türkiye’de nüfusun yalnızca yüzde 10’unun seyahat ediyor. Bu rakam son derece düşük. Böylesi zengin ve hareketli memleket insanına bu yakışmıyor. Bölgelerimizde, yörelerimizi yemek, el sanatları, tarih, müzik, sanat zenginlikleriyle tanımak, keşfetmek son derece önemli. Unutmayalım ki tatil demek sadece deniz, kum, güneş değildir. Ülkemizin her adımını, doğasıyla, bilgisiyle keşfetmek onu deneyimlemek, özümsemek, tatlarına dokunmak bizi biz yapacaktır. Ve her bir kültür turunda kendimizi ve insanımızı daha çok seveceğiz buna emin olun. Mesela Urfa, Halfeti, Göbekli Tepe’nin yer aldığı GAP Turu’yla bu şahane keşfe katılabilirsiniz. İyi gezmeler.

Yazının devamı...

Suyun geleceği şekilleniyor

23 Mart 2019

Şöyle ki, Frankfurt ISH 2019 ‘da suya yön verenlerin geleceğine tanıklık ettim. Şu bir gerçek ki dostlar, üç boyutlu (3D) yazıcılarla oluşturulan tasarım teknolojisi hayatımızın her alanında kendini iyiden iyiye göstermeye başladı. En son Almanya’nın Frankfurt şehrindeki ISH Fuarı’nda tanık olduğum üç boyutlu batarya teknolojinin geldiği noktayı görmek açısından hayli önemli. Yapay zekalar, duygusal robotlar derken hayalinizde olan ama kağıda dökemediğiniz her şeyi ama her şeyi üç boyutlu yazıcılar sayesinde en somutundan masanızda bulabiliyorsunuz. Artık iğneden ipliğe tüm markalar çözümlerini 3D ile gerçekleştiriyor.

İşte bunun son örneği Grohe’den geldi. Almanya’daki Hemer üretim tesisinde bulunan 3D metal yazıcıları ile oluşturulan ve granüllerden oluşan özel bir formülle geliştiren yeni tasarım batarya bir lansmanla fuar takipçilerine ve dünya medyasına tanıtıldı. Bu sektör bünyesinde bir ilke de imza atmış oldu. CEO Michael Rauterkus tasarımın geleceğine dair önemli açıklamalarda bulunurken “yeni bataryalar inanması zor bir tasarıma sahip. Hayal dahi edilemeyeni mümkün hale getiriyorlar. Burada, tasarımın geleceğini görüyorsunuz. Tüketiciler için bu, kendi yaratıcılıklarının geleceği ve kişiselleştirmede ulaşılan son nokta. 3D metal baskının evde su deneyiminde devrim yapacağına inanıyoruz. Bu, kişiselleştirme ile endüstriyel üretimin en üst düzey karışımını sunuyor.” ifadelerini kullandı. Bir şirket yöneticisinin teknolojinin geldiği noktayı tanımlaması açısından önemli bu sözler.

3D HER SEKTÖRDE BİZİMLE

Mutfak malumunuz günümüzde bir çok evde salonun ve hatta oturma odasının bir parçasını oluşturmakta.Banyo ise yatak odasına açılıyor ve her ikisi de salt fonksiyonelin ötesine geçerek önemli yaşam alanları haline geliyor. Tüketiciler, kendi yaşam alanlarını tasarlarken banyo ve mutfakta detaya hiç olmadığı kadar çok özen gösteriyorlar. Sonuçta da, banyo ve mutfak ürünleri, tüketicilerin kendi bireysel tarz ve tercihlerini ifade etmelerine imkan veren ev donanımları haline geldi. 3D metal baskılı bataryaları piyasaya süren ilk önde gelen Avrupalı sıhhi tesisat markası olarak, en yeni teknolojiyi tasarım farklılığı ile bir araya getiriyor. Bu da markaların tasarım ve teknolojinin geleceğine şekil verme, müşteri ve tüketicilere arzuladıkları yaşam alanlarını yaratma yolculuklarında eşlik etme konusundaki istekliliği ve becerisini gösteriyor.

Yazının devamı...

Antalya işte şimdi dünya kenti oldu

21 Mart 2019

Zaten turizmde rekor kırması bekleniyor. Bir de üstüne Konyaaltı ‘na kazandırılan Sahil Antalya Yaşam Parkı Antalya merkezini de cazibe merkezi yapacak. Konyaaltı deyip geçmeyelim. Zira burası sadece Antalya’nın hatta Türkiye’nin değil dünyanın da sayılı uzun ve büyük plajlarından birisi. Tam 7 km uzunluğunda bir kent plajı. İşte bu özelliği onu çok ama çok değerli kılıyor. Düşünsenize Türkiye ‘nin Copacabana’sı diyebileceğimiz upuzun bir sahil şeridi den söz ediyorum. Bir yanda şahane ötesi, tüm görkem ve heyetiyle göğe yükselen yemyeşil Toroslar, diğer yanda alabildiğine mavi hatta masmavi Akdeniz’in eşsiz suları. Gerçekten memleketimizin turizm lokomotifi olmayı fazlasıyla hak ediyor ,güzeller güzeli Antalya’mız.

SAHİL ANTALYA YAŞAM PARKI’NA 10 PUAN!

Dediğim gibi dünyanın en gözde ve kusursuz plajlarından Konyaaltı Sahili, yenilenen plajları ve sahil yolları ile Akdeniz çeperinin en çağdaş, en kıymetli ve özgün lokasyonları arasındaki yerini aldı diyebilirim. Türkiye turizminin kalbinin attığı Antalya, bu anlamda açık alanları, organizasyonları, yeme-içme mekanları, plajları ile birlikte tam anlamıyla ‘artık’ bir marka kent olmuş durumda. Son derece gurur verici. Mekan Müze Kavşağı-Varyant’tan başlayıp, Boğaçayı’na kadar uzanmış durumda. Bu da yaklaşık 1 milyon metrekarelik alana tekabül ediyor. 7 kilometrelik sahilinin her bir metre karesinde denize girebiliyorsunuz. Zira bu alan içinde tam 33 plajı da yer almakta. Ve mavi bayraklı. Kent içinde dünyanın hangi kentinde bu derece uzun bir plaj var ki. Bir düşünün! turizmin başkenti Antalya’da, sahil yaşamının en güzel örneğini sunuyor.

ŞAHANE BİR TURİZM HAREKETİ

Sahil Antalya Yaşam Parkı’ndaki sahil boyunca yaya ve bisiklet yolları, basketbol sahaları, tenis kortları, açık alan spor aletleri, kaykay-paten parkı ile sağlıklı yaşam alanları bulunmakta. Ayrıca çocuk oyun alanları, köpek parkı, 350 kişilik amfi tiyatrosu, 10 bin kişilik konser alanı, oturma alanları, 55 yiyecek-içecek ve alışveriş alanı, 33 adet plajı ile 06:00 ve 02:00 saatleri arasında tatilciler ve kent insanına hizmet verecek. Ve esas önemli hadise şu; Konyaaltı’nda kişi başına düşen 0,48 metrekare yeşil alan Sahil Antalya projesi ile 1,16 metrekareye çıkarıldı. Son derece önemli bir turizm hareketi.

1 MAYIS’TA RUS BAYRAMI KUTLANACAK

Kentin sosyal yaşamına damga vurması açısından tüm Türkiye ‘ye ve özellikle kıyı il ve ilçelerimize örnek teşkil ediyor burası. Zira türü festival ve konserlere de ev sahipliği yapacak. 23 Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı yaklaşan bayramlardan. Bir de Rusya ‘da bayram olarak kutlanan 1 Mayıs da bu alan tam bir karnaval alanına dönecek. Sadece Rus turistin 15 milyar dolar kazandırdığı düşünülürse bu bayram kutlama fikri son derece akıllıca tabii. Önümüzdeki günlerde çocuk festivallerinden, jazz blues festivaline, okçuluk şampiyonasından sokak lezzetleri festivaline kadar pek çok programa ev sahipliği yapacağını da söylemeliyim. Kentleri vizyonu ülkelerin vizyonlarını da etkiler ve tetikler. Antalya bu anlamda Türkiye’mizin en önemli kenti ve bu yatırımla Avrupa ve Amerika ‘da gıpta ile baktığımız kimi kentlere boy ölçüşebilecek durumda. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne, Alkoçlar ve Tursetalya Grubu’na ortaya koydukları vizyondan dolayı teşekkür etmek gerekiyor. Bu arada uluslararası akademisyenlerden oluşan jürinin; ‘Uluslararası İdeal Kent Ödülleri 22018’ödüllerindirildiğini belirtmeliyim. Teşekkürler Antalya.

 

Yazının devamı...

Siyasetçinin samimisi makbuldür

12 Mart 2019

Ancak Yıldırım’da bu mahmurluktan eser yoktu. Katıldığı TV programının geç saatte bitmesine, uykusunu tam alamamasına karşın gayet dinç bir şekilde karşımdaydı. Açık ve net sorularıma, açık ve net cevaplar verdi. Özel hayatına yönelik açıklamalar yaptı, eşiyle, çocuklarıyla, özellikle torunlarıyla yaşadıkları, siyasetçi ailesinin yaşadığı zorlukları ve hatta anlattığı birkaç anı gülümsemelerin dışında sabah sabah kahkaha attıran cinstendi. Benim yaklaşımım genelde, ustamız Birandvari şeklinde olmuştur. Tatlı-sert sorulara ve tespitlere verilen aynı dozajda cevaplar sohbeti de diri tutar. Karşı tarafın yaklaşımı son derece önemlidir ki özellikle röportajlar sırasında bu tavrı gördüğüm Ak Partili’si, CHP’lisi siyasetçi sayısı gerçekten çok çok azdır. Frekansımızın tuttuğu bir politikacı oldu bu yüzden Binali Yıldırım. Ak Parti’nin kuruluş aşamasında siyasete atılan, imzasını attığı yüzlerce dev proje ile Cumhuriyet Tarihi’ne damga vuran becerikli bir Ulaştırma Bakanı’yken 15 Temmuz hain darbe girişiminin de olduğu süreçte Başbakanlık koltuğunda olan, ardından seçimler vs derken TBMM Başkanlığı koltuğunda oturmuş deneyimli siyaset adamının gördüğü, pek az kişiye de nasip olacak türden başarılar bunlar. Şimdi önümüzdeki günler ne gösterecek bilemem ama memlekette Sayın Yıldırım gibi birleştirici, güler yüzlü isimlere daha fazla ihtiyaç var.

Doğal ve organik

Kimi insanlar var ki kameralar ya da mikrofonlar kapandığında gerçek benliklerini ortaya koyup, oynadığı rolü bir kenara bırakarak aslında kim ya da ne olduğunu ortaya döker. Bir saat süren bol kahkahalı ama son derece ciddi yayının ardından sürdürülen aynı muhabbet, Samimi ve doğal insan olmanın en büyük göstergesidir. Bu da bir siyasetçi için altın değerinde, elmas değerinde bir nimettir. Benim Binali Bey’le program sonrası yaptığım muhabbet sanki programın devamı gibiydi. Son derece doğal, candan ve kibirden uzak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la süren 42 yıllık dostluğun temelinde de becerilerin yanı sıra sanırım bu doğallık yatıyor. Eşiyle sohbeti sırasında telefonu uzatıp bana vermesi, ‘ola ki kazanamazsanız ne yaparsanız?’ soruma verdiği ‘ölüm yok ya sonunda’ cevabıyla beraber attığı kahkaha ve program sırasında elinden düşürmediği tespihini hiç talep etmediğim halde bana hediye etmesi unutamayacağım gazetecilik anılarımın başında gelecek. Siyasette düşünceler ne olursa olsun günün sonunda her şeye rağmen beraberce kahkaha atabiliyorsak - hele ki şu üç günlük dünyada-  kazanılan kalpler sizi alıp uçuracaktır zaten. Binali Yıldırım ‘da ki üslup, anlayış ve gülümsemenin tüm siyasetçilerin ve hatta insanların yüzüne yansıması dileğiyle. Bu sevecenliğe ihtiyacımız var çünkü!

 

Yazının devamı...

Körfez’in Yükselen Yıldızı Doha

7 Mart 2019

İSLAM ESERLERİ MÜZESİ VE CORNİCHE DOHA’NIN SİMGESİ

İslam Sanatları Müzesi mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Binası Louvre Piramini’ni de tasarlayan dünyaca ünlü mimar Ieoh Ming Pei imzasını taşımakta. Mühendisliğinde de Türk firmalarının imzası var elbette. İslam Sanatları Anıtı ve Müzesi, tüm dünyada İslam sanatlarına dair en geniş koleksiyona sahip olma özelliğini taşıyor. 3 kıtadan 1400 yıl boyunca toplanan eserler burada sergileniyor diyebilirim. Yapının kendisi ve içinde sergilenen eserler kadar iç dekorasyonu da hayli ilginç, ferah ve havalı. Doha ziyaretinin olmazsa olmazlarından diyebilirim. Üst katındaki restaurantı deneyimlemenizi tavsiye ederim. Girişte bulunan manzarasıyla dikkat çeken kafesi de son derece ferahlatıcı bir özelliğe sahip. Hemen yan tarafındaki terasta da şahane fotoğraflar çekilebilir. Cuma günleri tatil günü olması nedeniyle bahçeye kurulan devasa kermesvari pazar da ilginizi çekecektir mutlaka. Müzeden çıkıp, ana caddeye doğru ilerledikten sonra sağa dönüp deniz kıyısı boyunca ilerlemenizi tavsiye ederim. Zira bu yol Doha’nın en güzel manzarasını size sunacaktır. Corniche adı verilen bu bölge, kentin deniz kıyısında 1980’lerden beri var olan bir çeşit dinlenme yeri. Yürüyüş, bisiklet ve koşu için ideal bir bölge. Özellikle sabah saatlerinde güne zinde başlamak isteyenlerden dolayı dolup taşmakta. Yürüyen, koşan, spor yapan yüzlerce kişiyi görebilirsiniz. 

ULUSAL MÜZE’Yİ MUTLAKA GÖRÜNÜZ

İslam Sanatları Müzesi başı çekiyor bu konuda ama mesela, Katar Ulusal Müzesi de son derece önem arz etmekte. Şunu açıkça söylemeliyim ki, Doha gezilecek yerler listesinde Katar’ın zengin kültürel geçmişini keşfetmek için tek adres Katar Ulusal Müzesi. Burası Şeyh Abdullah Jassim Al Thani’nin sarayı ve çevresinde yapılmış. Müzenin kendisi de 1980 yılında İslam mimarisini geliştirme ve yayma amacını taşıyan Agha Khan ödülü sahibi. Kentteki ikinci en büyük müze olan Ulusal Müze’nin koleksiyonunda arkeolojik buluntular, tarihi eserler ve el işçiliği ürünler yer almakta. Öte yandan FANAR adı verilen İslamik Kültür Merkezi de dikkat çeken bir başka müze. Waqif Çarşısı’ndan birkaç dakikalık yürüme mesafesinde Spiral Camii içinde yer alan İslamik Kültür Merkezi müslüman olmayanlara İslamiyet’i kültürü ile tanıtmayı amaçlayan ve kar amacı gütmeyen bir organizasyon. Faaliyetleri arasında sergiler, turlar ve Arapça dersleri de yer alıyor. Bu arada Petrol Müzesi’ni de mutlaka görmenizi öneririm. Böylelikle Katar’ın nasıl Katar olduğunu daha iyi anlarsınız. 

SOUQ VAQİF DOHA’NIN KALBİ

Corniche’den birkaç dakikalık yürüme mesafesindeki otantik Souq Waqif Çarşısı hayli canlı, heyecanlı ve renkli. Bizim özellikle doğu illerimizdeki eski kent merkezlerini andırmakta. Gaziantep, Diyarbakır, ŞanlıUrfa ve hatta İstanbul’daki Eminönü – Tahtakale ‘nin net bir benzeri diyebilirim. Kent insanının sosyalleşme ve en hareketli alanı burası. Alışveriş, yeme-içme veya sadece keyifle oturup etrafı seyretmek için burada saatlerce vakit geçirebilirsiniz. Baharat, parfüm veya kokular, mücevher veya diğer takılar ve her türlü oryantal eşya için şehirdeki en önemli adres. Türlü memleketlerin mutfakları, kafe ve restaurantları da ağırlıklı olarak bu bölgede. Doğu’ya ya da Şark’a dair ne arıyorsanız burada bulmanız olası.

ŞAHİNLERİ GÖRMEDEN DÖNMEYİN

Souq Waqif Çarşısı’nın hemen yanında yer alan Falcon ya da Şahin nispeten daha modern ve yeni bir çarşı. Şahin satıcıları ve hatta devasa Şahin Hastanesi burada konumlanmış. Eğitmenler tarafından terbiye edilen şahinleri de görmeniz mümkün olabildiği gibi satın almanız da olası. Becerilerine ve türüne göre şahinlerin çok farklı fiyatlardan satıldığı bu çarşıda çok iyi eğitilmiş bir şahinin on binlerce dolardan satılması, Katarlılar’ın şahinler konusunda ne kadar da hassas ve ilgili olduklarının bir kanıtı. Bu arada çölünden dolayı yeşil alanının azlığıyla dikkat çeken Katar’da, Aspire Park büyüklüğüyle dikkat çekmekte. Daha çok tatil olan Cuma günleri kalabalıklaşan parktaki 300 metre yüksekliğinde Torch Kulesi de ziyaret edilebilir.  Kule, 15. Asya Olimpiyatları’nda dev bir meşale görevi gördükten sonra otele dönüştürülmüş.

Yazının devamı...

Belek’te golf rüzgarı esti

15 Şubat 2019

Dönmek dahi istemedim İstanbul’a. Şansıma hava son derece güzeldi Antalya ama Kaş ve Demre gibi ilçelerinin son haftalarda yaşadığı malum. Hortum ve aşırı yağış özellikle sera üreticilerimizi bu yıl çok kötü etkiledi. Ve bu etkinin sonuçlarını maalesef görüyoruz. Hortum son yılların öne çıkan doğa olaylarından. Zarara uğrayan çiftçilerimize, turizmle uğraşan kardeşlerime ve yöre halkına geçmiş olsun diyorum. Benim konakladığım devasa tesisin ağaçları da hortumun gazabına uğramıştı maalesef. Fakat turizmde bu yıl patlama yaşanacağını öğrenince keyifler yine yerine geldi. Bu da gayet güzel bir haber. Hele ki şu ortamda.  

‘NURİ ÖZALTIN MEMORİAL GOLF TROPHY’ ŞAHANEYDİ

Antalya’ya gitme nedenim Nuri Özaltın Golf Turnuvası idi. Uluslararası yarışmacılarla saygınlığı gayet yüksek olan bu turnuvada golfün kaliteli turizme katkısını bir kez daha gördüm. Gururlandım. Türkiye’nin tek “45 Delikli Golf Tesisi” unvanına sahip, uluslararası standartlarda dizayn edilmiş bir golf kulübünde Avrupa’dan ve ABD’den gelen golf tutkunları ter döktü. Toros Dağları’nın eteklerinde, çam ormanlarının içindeki Gloria Hotels & Resorts ‘un da kurucusu Özaltın Holding Yönetim Kurulu Başkanı merhum Nuri Özaltın anısına bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Nuri Özaltın Memorial Golf Trophy” turnuvası kapsamında, dünyanın golf tutkunları Antalya, Belek’teydi. Golf sporunda ve tesisleşmede geldiğimiz noktayı son derece önemli buluyorum. Tesislerin güzelliği ve şıklığı bir yana, insan ve hizmet kalitesi de 10 numara 5 yıldız. Antalya Belek’teki tüm tesisler aynı özeni gösteriyor bu konuda. Memleketin kaliteli tanıtımı açısından da golf tesisleri büyük itibar sağlıyor. Turizm ve inşaat yatırımlarının yanı sıra, spora verdiği destekle de tanınan “Türkiye Değeri”, rahmetli Nuri Özaltın’ın adına düzenlenen bu turnuvada, 7 ülkeden 194 sporcu bir araya geldi. Gala gecesinde kazanmalarına çocuk gibi sevinen yaşını başını almış golf tutkunlarının çocuksu coşkusu ve şahane dansları görülmeye değerdi. Ünlü iş insanına bir kez daha rahmet diliyorum. Çünkü yaptıklarıyla memleket insanı ona çok şey borçlu.

 

 

Yazının devamı...
Murat Güloğlu Kimdir?

Murat Güloğlu